İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

vahde*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
56
isabet
54 cümle/beyitte
20,8
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
14
farklı biçim
34 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi5622,9

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 56

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“vahde*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 99a Şeyh Abdürrahîm: Akşemseddîn'in halîfesidir. İlm-i tasavvufda Vahdetnâme nâm bir te’lîfi vardır. Gâyet mu‘teber nefîs kitâbdır. Ve,
EÇS I 109a Diğer târîh-i Vahdetî Bağdâdî:
EÇS I 111b Gülşen-i vahdetde dâ’im açılup cân bülbülü
EÇS I 216a Vahdetî Efendi, penç-beytde bî-bedeldir.
EÇS II 225a … tmeyince taşra kadem basmadım. Ulu âsitânedir kim ol kitâb-ı mu‘teber ol künc-i vahdetde te’lîf olmuşdur.
EÇS II 239a Andan meczûb-ı vahdet , meslûb-ı izzet eş-Şeyh Hazret-i Abdâl Mehemmed: Şâh-râh üzre güzel âsitânesi v …
EÇS II 368b … Abdürrahîm: Akşemseddîn'in kırk sene sonra hulefâlarındandır. İlm-i tasavvufda Vahdetnâme nâm kitâb anın te’lîfidir. Cenb-i azîzde medfûndur. Rahmetullahi aleyhim ecma‘î …
EÇS III 67b Ve eş-Şeyh Hazret-i Hâmid ibn Mûsâ el-Kayserî: Sâhib-kerâmet-i azîz ehl-i vahdetdir . Hazret-i Hızır ile niçe kerre müşerref olmuşlardır. Efzâ nâm bir mesîregâh [u] …
EÇS III 128a … şeyhülislâma gönderelim" deyü Bâyezîd {Hân} ve Şemseddîn {Sultân} birer künc-i vahdetde gördükleri {vâkı‘aları} tahrîr edüp memhûrlu şeyhülislâma gönderirler. Hikmet-i …
EÇS III 174b … turrehâtlar söylenirdi. Bu efkâr-ı fâside ile Melek Ahmed Paşa efendimiz hâne-i vahdetinde âlem-i ağyârdan bî-haber bevvâbânlar bâblarda nigâhbânlık ederken bu hakîr ile …
EÇS III 175b Ve ruhsâr-ı arak-nâkin nedir dediniz tevhîd-i vahdet ile yanaklarımız la‘l-gûn olmuşdur.
EÇS IV 296a–296b … hr içre râygân 296b cemâ‘atle namâz kılmağa başladılar ve meyyitleri önü sıra vahdehû lâ şerîki leh demeğe başladılar. Âhir ben de birkaç nökerin ve Sünnîlerin katl …
EÇS IV 349b … yin dahi "Ben târik-i dünyâyım, bana hilâfet ü bî‘at lâzım değildir. Bir köşe-i vahdetde şehr-i Kûfe içre halkdan fâriğ bir merdim." deyü Yezîd'e nâme gönderdi.
EÇS V 9a … edüp halka gülünç olman. Bana da bir nânpâre verin. Vâliden ehlimle bir kûşe-i vahdetde sizlere hayır du‘âda olam. Kaldır şu berâtların. Allâh mübârek eylesün" dedi, a …
EÇS V 9b … nda hücremden çıkup hânın dîvânhânesinde hazîne odasında ale's-sabâh bir künc-i vahdetde âlem ağyârdan bî-haber iken evrâd-ı ezkârım tilâvet edüp âsûde-hâl dururken anı …
EÇS V 17b Ve Defterdâr Mustafâ Paşa'yı dahi pinhân olduğu künc-i vahdetde bir hidmetkâr ta‘rifi sebebiyle bulunup Atmeydânı'nda anı dahi fermân-ı pâdişâh …
EÇS V 77a … den hâmile kalmaz ola. Ve hâbda ağladığınız gülmeğe delâlet eder. Nitekim şâ‘ir Vahdetî Efendi bir penc beytinde buyurur:
EÇS V 132a Boğ tanrı yedno birdir hem yedino vahdetî
EÇS V 149b … la şükkeri ta‘âm-ı mümesseklerle gelüp, hakîr ayağa kalkup istikbâl edüp köşe-i vahdetimizde zânû-be-zânû olup ta‘âmlar tenâvül olundukda hakîr cenerale bir mutallâ dülbend …
EÇS V 176a … ni‘me'l-binâ / İn kazâ min şânihi ni‘me'l-alîm / Sümme emlâ mülhemen târîhahu / Vahde Bismillâhirrahmânirrahîm / Sene (---)
EÇS VI 62b … destâr-ı Muhammedî sar[may]up avretler leçeğiyle hânesinde münzevî olup künc-i vahdethâne-i savma‘asında tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl idi.
EÇS VI 147b … makûlesi ol mertebe müsin olurlar kim harekât [u] sekenât etmeden kalup künc-i vahdetde tâ‘at u ibâdete müdâvimetde olurlar, ammâ cümle pâk-i‘tikâd mü’min ü muvahhid â …
EÇS VII 126a … rr [ü] bihâr ve ulemâ-yı müdekkıkîn ve fuzalâ’u'd-dehrden kimesneler ile künc-i vahdeti ve savma‘asında mübâhese-i ilm-i şer‘iyye ve gûnâ-gûn ulûm-ı Arabiyye ve Acemiy …
EÇS VII 163a … diyârda kapusundan taşra yalnız çıkamaz. Elbette beş on âdem bir hurme hâtûnu " Vahdehu lâ-şerîke leh" ile cebbâne seyrine götürüp anda defn ederler. Bir dahi evine gi …
EÇS VII 165a Der-beyân-ı ziyâretgâh-ı şehr-i Haydak: Evvelâ meczûb-ı vahdet , meslûb-ı izzet, pîr-i ashâb-ı şevk ve erbâb-ı ehl-i zevk, sâhib-i yakîn-i bî-g …
EÇS VII 165b … n me’kûlât [ü] meşrûbâtıları ve her bâr Şamhaldan hedâyâları gelüp kendi künc-i vahdethâne savma‘asında tâ‘at ü ibâdâta ve ilm-i tevârîh ilm-i hadîse meşgûl olup ulemâ-yı …
EÇS VIII 207a … â fakr-ı fâka sâhibi fukarâ-yı dervîş-i dilrîşânları var. Her biri birer köşe-i vahdetde halkdan münzevî mücerred pâk erbâb-ı ma‘ârif cânlar var. Niçesi de âyende vü re …
EÇS VIII 244b … âle-i evlâd-ı zevi'l-ihtirâmından olan menba‘-ı esrâr, merci‘-i ebrâr, meczûb-ı vahdet , meslûb-ı izzet, bedrika-i makâmât, âyîne-i kerâmât, imâmzâde-i sâhib-i sadr ib …
EÇS VIII 299a … içre erbâb-ı tîmârdan bir kimesne terk-i dünyâ olup halkdan münzevî bir kûşe-i vahdetde sâkin olup aslâ dünyâ kelâmın söylemeyüp işrâkıyyûn müştâkıyyûn (---) (---) -ıy …
EÇS VIII 365b … mânende cennet, / Bi-hamdillâh tamâm etdi bu hayrı, / Kabûl ede bi-hakk-ı Zât-ı Vahdet , / Ne devletdir bu kim tâ rûz-ı mahşer, / Diyeler rûz [u] şeb rûhuna rahmet, / …
EÇS IX Y36a … sulûk bî-ricâ-yı mülûk ârif-i billâh kimesneler var kim kâf-ı kanâ‘atde künc-i vahdet ihtiyâr etmiş cânlar vardır.
EÇS IX Y53b–Y54a … âlar gelirdi. Ol gece kendüler Y 54a ile sohbet-i Bermekî edüp izniyle kûşe-i vahdet-hânelemize geldikde akîbimizce on gılmân-ı hâssa ellerinde birer boğça ile gelip hazînedâr …
EÇS IX Y79b Erişdir vahdet-i zâta bulalar vecd-i halâtı
EÇS IX Y257a … hîm-i Gülşenî hazretlerinden tekmîl-i tarîkât eyleyüp şâm-ı şerîfe gelüp kûşe-i vahdetde uzlet-nişîn iken ferâgat edüp dâr-ı bâkîde karâr edüp Sâlihiyye'de Muhyiddînü'l …
EÇS IX Y289a … ke mine'l-amâyeti ve hedânâ bike mine'l-cehâleti ve eşhedü en lâ ilâhe illallâh vahdehu lâ şerîke leh ve eşhedü enneke abduhu ve resûlüh ve emînnüh ve hayretüh ⟦P 121a …
EÇS IX Y303b … ble zâlike feinnî eşhedü fî memâtî mâ eşhedtühü fî hayâtî en lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerîke leh ve enne Muhammeden abduhu ve resûluh. Rabbenâ âtinâ fi'd-dünyâ ha …
EÇS IX Y315a "Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü vehüve alâ külli şey'in kadîr" (--- …
EÇS IX Y316a … . Allâhu ekber alâ mâ hedânâ ve'l-hamdü lillâhi alâ mâ evlânâ lâ ilâhe illalâhu vahdehu lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü vehüve alâ külli şey'in kadîr lâ il …
EÇS IX Y368b–Y369a … le zâlike feinnî eşhedü fî memâtî mâ eşhedtühu fî hayâtî, en lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerîke leh ve enne Muhammeden abduhu ve resûlüh. Rabbenâ âtinâ fi'd-dünyâ ha …
EÇS X Y1a Y 1a Q 159b P 158b Elhamdülillâhi vahdehu ve kefâ ve selâmün alâ ibâdihi'l-lezîne'stafâ ve eşhedü en lâ-ilâhe illallâh va …
EÇS X Y1a … hu ve kefâ ve selâmün alâ ibâdihi'l-lezîne'stafâ ve eşhedü en lâ-ilâhe illallâh vahdehu lâ şerîke leh ve eşhedü enne seyyidenâ ve mevlânâ Muhammeden abduhu ve habîbuhu …
EÇS X Y111b … ütecâviz fukarâ-yı Gülşenî vardır kim pâk u pâkîze cânlardır kim herbiri kûşe-i vahdetde ibâdetle meşgûl olup rıyâzât [u] mücâhede ile me’lûflardır.
EÇS X Y248a … eşâyih-i pîşîn gibi bir bezemiskîn recül-i sâlihdir. Ve halkdan munkatı‘ köşe-i vahdetde âlem-i vahdet eder. Senede bir gece âsitânelerine varup mevlûd-ı şerîfe çıkar. …
EÇS X Y248a … ibi bir bezemiskîn recül-i sâlihdir. Ve halkdan munkatı‘ köşe-i vahdetde âlem-i vahdet eder. Senede bir gece âsitânelerine varup mevlûd-ı şerîfe çıkar. Andan gayrı hâ …
EÇS X Y256b … öylenir. Zîrâ Mısır'ın hâlâ karâfeleri içre niçe bin kibâr-ı evliyâullâh künc-i vahdetde hâzırdırlar.
EÇS X Y269b … î hazretleri mücâhede-i nefs ede ede bi-emrillâh haftada bir iftâr eder, künc-i vahdetde bir pâdişâhdır. Ve yine böyle iken la‘lgûn beşeresi vardır. Ve,
EÇS X Y274a Ve bu asırlarda İbrâhîm-i Gülşenî halîfelerinden şeyh Kırmanî vahdet mes’elesinde şerî‘atden taş koparup şer‘ ile başın taş yerine koyup icrâ-yı şer …
EÇS X Y277b … arâdır" dediklerinde hakîr ale'l-fevr paşanın sarâyı meydânına varup bir kûşe-i vahdetde âlem ağyârdan bî-haber iken seyr [ü] temâşâya meşgûl oldum.
EÇS X Y286b … . Ve Ali Ağa'nın bir huddâmı terk-i mâsivâ edüp Bedevî fukarâsı olup bir kûşe-i vahdetde kaldı. Hakîr bu ahvâli paşaya i‘lâm edüp kâşife ıtlâk emri gelüp âsitânedeki fu …
EÇS X Y293a Âlem-i kesretde vahdet zevkin eyle yâra bak