… tmeyince taşra kadem basmadım. Ulu âsitânedir kim ol kitâb-ı mu‘teber ol künc-i
vahdetde
te’lîf olmuşdur.
Mescid-i Zeynîler: Abdüllatîf Makdisî binâsıdır. (---) Mü’ellifi Monla Husrev'in bu âsitânde savma‘ası vardır. Hakîr ol makâm-ı şerîfde teberrüken bir günde bir hatm-i şerîfi tamâm etmeyince taşra kadem basmadım. Ulu âsitânedir kim ol kitâb-ı mu‘teber ol künc-i vahdetde te’lîf olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 225a ·
metinde göster ·
Andan sonra Bâyezîd-i Velî terk-i dünyâ edüp kûşe-nişîn olup Acem memâlîk-i Âl-i Osmân'ın memâlik-i mahrûselerine istîlâ edüp tâ Arpaçukuru nâm ki, diyâr-ı Sivas-ı Tokat'dır, şâh-ı Acem ol diyârları alup Bâyezîd Hân'a Çulcu Baba derler idi. Tâ bu mertebe sâhib-i uzlet Bâyezîd-i Velî iken kal‘a-i Kili ve Akkirmân kal‘alarına müteveccih olduklarında Babadağı'na gelüp "Aya Babadağı niçün derler" deyü su’âl buyururlar. A‘yân-ı kübbâr-ı memleket eydür "Pâdişâhım, zamân-ı kadîmde bu şehr içre Sarı Saltık nâm bir türbe-i pür-envâr var idi. Münkerîn türbesin münhedim edüp üzerine hâr [u] hâşâk-ı muzahrefât dökerek kabr-i şerîfi gâ’ib oldu" dediklerinde hemân Bâyezîd-i Velî ol mahall-i mezbelistâna varup bir seccâde üzre Kara Şemseddîn ile ikişer rek‘at namâz kılup istihâre niyyetiyle hâb-âlûd olurlar. Hemân ân Saltık Sultân asferü'l-levn ve'l-lıhye yeşil imâmesiyle zâhir olup "Bâyezîd hoş geldin! Salsal tahtı olan Akkirmân ve kal‘a-i Kili ve tîh-i Kamere'l-kum olan vilâyetleri Boğdan küffârı destinden bilâ-cidâl 'fetahtâ' târîhinde feth edüp evlâdun Mekke Medîne sâhibi olup beni hâk-i mezelletden halâs edersin" dedikde derhâl Şemseddîn ile Bâyezîd Hân hâbdan bîdâr olup Bâyezîd Hân eydür "Efendi, istihârende müşâhade etdiğimizi birer kâğıza yazup şeyhülislâma gönderelim" deyü Bâyezîd {Hân} ve Şemseddîn {Sultân} birer künc-i vahdetde gördükleri {vâkı‘aları} tahrîr edüp memhûrlu şeyhülislâma gönderirler. Hikmet-i Hudâ ikisinin de gördükleri bir menâm! Hemân müftî-i hümâm "Pâdişâhım, ol mahalle bir âsîtâne-i kübrâ edesiz!" deyü buyurduklarında hemân seccâde yerin tathîr ederken bir mermer sanduka nümâyân olup sanduka üzre "Hâzâ kabru Saltık Bay Seyyid Muhammed Buhârî" deyü Tatar hattıyla bir gûne hatt-ı kadîm tahrîr olunmuş. Hemân mi‘mârân ü mühendisânları cem‘ edüp türbe-i pür-envâra ve bir câmi‘e ve sâ’ir hayrât [u] hasenâta şürû‘ edüp Bâyezîd Hân Kili ve Akkirmân'ı hakkâ ki "fetahtâ" [889] târîhinde bilâ-cidâl feth edüp fâtih-i taht-ı Salsal u Kamere'l-kum olup yine mansûr [u] muzaffer avdetde Babadağı'na gelüp bir sene anda kışlayup cânib-i erba‘aya nizâm [u] intizâm buldurunca Babadağı şehrin imâr edüp cümle hayrât [u] hasenâtları Baba Sultân'a hîbe eyleyüp hâlâ Babadağı, Baba Sultân hâssıdır. İmdi azîzim Bâyezîd-i Velî böyle mazanne-i kirâme pâdişâh-ı âhiret iken ilm-i bâtınla ana ma‘lûm olmadı mı ki Saltık Sultân kim ola, eğer kem ola bir gümnâm olsa niçün bu kadar mâl-ı vakfullahı bed-nâm olan kimesne uğruna hebâ yire sarf ederdi. Husûsen kutbiyyete kadem basmış Kara Şemseddîn Sivasî dahi ol işe me’mûr idi. Anlara da keşf olup be-dürüstî şehâdet etdi. Ebü'l-feth ile Akşemseddîn, Bâyezîd Hân ile Kara Şemseddîn ulu sultânlardır. Kaddesenallahu bi-sırrıhi'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 128a ·
metinde göster ·
… turrehâtlar söylenirdi. Bu efkâr-ı fâside ile Melek Ahmed Paşa efendimiz hâne-i
vahdetinde
âlem-i ağyârdan bî-haber bevvâbânlar bâblarda nigâhbânlık ederken bu hakîr ile …
Bu haber-i mûhişden paşa efendimizin Kudde Kethüdâsı ve Defterdâr Moralı Mustafâ Paşa ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi ve Topkapulu ve Gümrük Emîni Hasan Ağa ve'l-hâsıl bu hakîrin ma‘lûmu olan yetmiş üç aded kimesneler yek-dil [ü] yek-cihet olup yemin-billah mührü Defterdâr Moralı Mustafâ Paşa içün iki bin kîseye taleb etdiklerinde sa‘âdetlü pâdişâh aslâ ve kat‘â rızâ vermeyüp "Hemân İpşir Paşa lalam gelsin!" der idi. Ammâ Melek Ahmed Paşa efendimiz de havfe düşüp İpşir Paşa'ya niçe gûne muhabbetnâmeler gönderirdi. Ammâ ol tarafdan ta‘n-âmîz mekâtibler gelirdi. Hulâsa-i kelâm İslâmbol içre huzûr-ı hâtır gidüp helc ü melc olup niçe bin efsâne kelâm turrehâtlar söylenirdi. Bu efkâr-ı fâside ile Melek Ahmed Paşa efendimiz hâne-i vahdetinde âlem-i ağyârdan bî-haber bevvâbânlar bâblarda nigâhbânlık ederken bu hakîr ile paşa kelimât edüp "Efvâh-ı âlemde ne var, ne yok?" dedi. Hakîr eyitdim "Serçeşme sizsiniz, ne var, ne yok siz bilirsiz" derken kapudan taşra bir sadâ-yı "Allah Hak!" istimâ‘ olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 174b ·
metinde göster ·
… hr içre râygân 296b cemâ‘atle namâz kılmağa başladılar ve meyyitleri önü sıra
vahdehû
lâ şerîki leh demeğe başladılar. Âhir ben de birkaç nökerin ve Sünnîlerin katl …
{Hân eydür}, "Ey güzelce şâhım bu Sünnîler bu şehr içre râygân 296b cemâ‘atle namâz kılmağa başladılar ve meyyitleri önü sıra vahdehû lâ şerîki leh demeğe başladılar. Âhir ben de birkaç nökerin ve Sünnîlerin katl eyleyüp [koca} Koçağalarını dahi âteşe göyündürdüm. Ammâ güzelce şâhım ne te’sîr-i sihirdir kim Koçağa dede mürd olalı sene (---) olmuş derler, gûrunu açup gördüm ki beyâz pembe-misâl ter ü tâze idi. Men anın ter ü tâzeliğine bakmayup âteşe göyündürürken yâ Hay, yâ Hay çağırup feryâd etdiğin bu cümle nökerlerim işitmişdir" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296a–296b ·
metinde göster ·
Andan İmâm Hüseyin dahi Yezîd b. Mu‘âviye tasallutundan terk-i vatan-ı asliyye edüp Kûfe şehrine cümle ehl [u] ıyâliyle ve yetmiş bin sahâbe-i kirâm ile hicret edüp kâh Bağdâd'da ve kâhîce şehr-i Haleb'de ve kâh Vâsıt şehrinde ve Basra'da sâkin olurdu. Ammâ cümle kavm-i Irâk ve cemî‘i kavm-i Acem ve cümle ehl-i Medâyin ü Arab-ı Urbân, Hazret-i Resûl ve Hazret-i Alî hatırıyçün İmâm Hüseyin'den bî‘at edüp Yezîd'den bî‘at etmediklerinden Yezîd müte’ellim olup ammâ Hüseyin'i tecdîd-i bî‘at idesin deyü Şâm'a da‘vet eyledi. İmâm Hüseyin dahi "Ben târik-i dünyâyım, bana hilâfet ü bî‘at lâzım değildir. Bir köşe-i vahdetde şehr-i Kûfe içre halkdan fâriğ bir merdim." deyü Yezîd'e nâme gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 349b ·
metinde göster ·
… edüp halka gülünç olman. Bana da bir nânpâre verin. Vâliden ehlimle bir kûşe-i
vahdetde
sizlere hayır du‘âda olam. Kaldır şu berâtların. Allâh mübârek eylesün" dedi, a …
"İmdi oğul ben seksen yaşına girüp okum atup, yayım yasup niçe kerre kemânım âsumâna asup felekden nâm [u] kâmlar alup niçe kere bu atlas-gerdûnun germ [ü] serdin çekmişem. Hâşâ sümme hâşâ ben bundan sonra hânlığı kabûl idem. Hemân siz on iki aded ciğer-kûşe ve nûr-ı dîdelerimsiz. Hemân yek-dil [ü] yek-cihet olup basîret üzre olup hükûmet-i Bitlis'i bir hoşça zabt u rabt edüp halka gülünç olman. Bana da bir nânpâre verin. Vâliden ehlimle bir kûşe-i vahdetde sizlere hayır du‘âda olam. Kaldır şu berâtların. Allâh mübârek eylesün" dedi, ammâ ciğeri pür-hûn olarak nutk edüp yukarudan aşağı mu‘âmele-âmiz kelimâtlar ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 9a ·
metinde göster ·
Bir gün bu hakîr-i kesîrü't-taksîr Hânbâğı'nda hücremden çıkup hânın dîvânhânesinde hazîne odasında ale's-sabâh bir künc-i vahdetde âlem ağyârdan bî-haber iken evrâd-ı ezkârım tilâvet edüp âsûde-hâl dururken anı gördüm. Haremden koca hân bir gümüş sini içre on aded fağfûrî tabaklar içre emlec ve kebbât ve kâbulî ve zeytûn ve karîşe ve asel-i musaffâ ve gûnâ-gûn hamîreler ve hâs u beyâz gül-pembe-misâl mutabbak çörekler ve bir kâse anberli çobra ve bir kâse avşula şerbeti gelüp yalnız bir köşede tenâvül ederken harem kapusundan bir Tavâşî Anber Ağa nâm abûs çehre, ammâ Mesîh-âsâ dem urup bir boğça esvâb ile gelüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 9b ·
metinde göster ·
Ve Defterdâr Mustafâ Paşa'yı dahi pinhân olduğu künc-i
vahdetde
bir hidmetkâr ta‘rifi sebebiyle bulunup Atmeydânı'nda anı dahi fermân-ı pâdişâh …
Ve Defterdâr Mustafâ Paşa'yı dahi pinhân olduğu künc-i vahdetde bir hidmetkâr ta‘rifi sebebiyle bulunup Atmeydânı'nda anı dahi fermân-ı pâdişâhîyle katl olunup na‘şını kul haşerâtları sinirinden çınar ağacına asdılar. Anıniçün pâ-maslûb Defterdâr Mustafâ Paşa derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 17b ·
metinde göster ·
… den hâmile kalmaz ola. Ve hâbda ağladığınız gülmeğe delâlet eder. Nitekim şâ‘ir
Vahdetî
Efendi bir penc beytinde buyurur:
‘Karnımdaki kızını al, beni boşa’ dediği Allâhu a‘lem Sultân'dan ol kızdan gayrı kerîmeniz olmayup hep erkek evlâd ola. Yâhûd Sultân artık sizden hâmile kalmaz ola. Ve hâbda ağladığınız gülmeğe delâlet eder. Nitekim şâ‘ir Vahdetî Efendi bir penc beytinde buyurur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77a ·
metinde göster ·
zânû-be-zânû olup ta‘âmlar tenâvül olundukda hakîr cenerale bir mutallâ dülbend …
Bu şehri üç gün tamâm temâşâ edüp bir gün konağımızda âsûde-hâl dururken ceneral-i dâll âmedânî konağımıza yigirmi aded tabla şükkeri ta‘âm-ı mümesseklerle gelüp, hakîr ayağa kalkup istikbâl edüp köşe-i vahdetimizde zânû-be-zânû olup ta‘âmlar tenâvül olundukda hakîr cenerale bir mutallâ dülbend ve iki dâne münakkaş sihr-i bukalemûn Kaya Sultân yağlıkları verdim. Cihân kadar hazz edüp yağlığın birin şapkası üzre kodu. O dahi hakîre on tahta siyâh Dobra-Venedik kürkü kim kunduz siyâhı gibi kuzu bağanası kürkleridir ve on donluk elvân çukalar ve on top Fireng atlas-ı gûnâ-gûnlar ve üç yüz Bundukanî uşkota nâm sırma gümüşünden onar dirhem gelir guruşlardır ve bir sâ‘at ve bir dûrbîn ve bir Papa Monta nâm dünyâ tasv[îr]i kitâb ve yüz mümessek yaldız altunu verüp taşra çıkdıkda, kırk yedi aded huddâmlarıma beşer altun ve birer çuka ve kumaş verüp Baba Ahmedzâde İsmâ‘îl Beğ ile hukûk-ı sâbıkaları olup hem-civârları olmağile anlardan havf etdiklerinden ana bir kîse guruş ve bir donluk çuka verüp babasına dahi yüz altun ve bir donluk çuka Baba Ahmed'e gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 149b ·
metinde göster ·
… makûlesi ol mertebe müsin olurlar kim harekât [u] sekenât etmeden kalup künc-i
vahdetde
tâ‘at u ibâdete müdâvimetde olurlar, ammâ cümle pâk-i‘tikâd mü’min ü muvahhid â …
Ammâ şehr-i Foça'nın âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi gâyet memdûhdur. Hattâ gılmânı yigirmi yaşına bâliğ olunca henüz kemâlin bulmuş mümtâz u müsellem cüvân yiğit olurlar. Ve dahi ricâl makûlesi ol mertebe müsin olurlar kim harekât [u] sekenât etmeden kalup künc-i vahdetde tâ‘at u ibâdete müdâvimetde olurlar, ammâ cümle pâk-i‘tikâd mü’min ü muvahhid âdemler ve sâhib-i vera‘ sulehâ kimesnelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 147b ·
metinde göster ·
… rr [ü] bihâr ve ulemâ-yı müdekkıkîn ve fuzalâ’u'd-dehrden kimesneler ile künc-i
vahdeti
ve savma‘asında mübâhese-i ilm-i şer‘iyye ve gûnâ-gûn ulûm-ı Arabiyye ve Acemiy …
Evvelâ gâyet sâlih ve mütedeyyin ve halîm ü halûk dîndâr ve harâmdan perhîzkâr ve müttakî ve tama‘-ı hâmlıkdan berî bir pîr-i nûrânî ehl-i vukûf sâhib-i kerem ve sâhib-i him[em] hayrât [u] hasenâta mâil cemî‘i ken[g]eşlerde, ya‘nî müşâverelerde hak söze kâ’il ve erbâb-ı ma‘âriflere mâil ve niçe kibâr-ı evliyâullâhların şeref-i sohbetlerine nâ’il olmuş nüktedân ve zarîf ü reşîd ve hezârfen pür-ma‘rifet-i dünyâ ve ma‘rifetullâh-ı uhrâ sâhibi sâhib-i sülûk ve bir ankâ-yı cem-cenâm sâhib-i sülûk kimesnedir. Ve dâ’imâ hem-enîsi ve hem-celîsi seyyâhân-ı berr [ü] bihâr ve ulemâ-yı müdekkıkîn ve fuzalâ’u'd-dehrden kimesneler ile künc-i vahdeti ve savma‘asında mübâhese-i ilm-i şer‘iyye ve gûnâ-gûn ulûm-ı Arabiyye ve Acemiyyeye meşgûller idi. Ve kendülerinin dahi ilm-i şi‘rde dîvânı olup Çağatayî pâkîze eş‘âr-ı belîğleri vardır kim "Hânî" tahallüs eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 126a ·
metinde göster ·
… diyârda kapusundan taşra yalnız çıkamaz. Elbette beş on âdem bir hurme hâtûnu "
Vahdehu
lâ-şerîke leh" ile cebbâne seyrine götürüp anda defn ederler. Bir dahi evine gi …
Evvelâ bu diyârın ne mahbûbun ve ne mahbûbesin görmek olmayup hüsn-i bâ-kemâl bâ-cemâllerinin reng-i rûyları tahrîr olunmadı. Nisâ tâ’ifesi bu diyârda kapusundan taşra yalnız çıkamaz. Elbette beş on âdem bir hurme hâtûnu "Vahdehu lâ-şerîke leh" ile cebbâne seyrine götürüp anda defn ederler. Bir dahi evine girmezler. Avretlere bu ömr-i nâzenînlerinde büyük temâşâdır. Tâze gulâmları hod on yaşında saç sakal sâhibi olur. Sakalına ustura değiren gulâmı ve berberi katle berâber ibret-i âlem ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 163a ·
metinde göster ·
… n me’kûlât [ü] meşrûbâtıları ve her bâr Şamhaldan hedâyâları gelüp kendi künc-i
vahdethâne
savma‘asında tâ‘at ü ibâdâta ve ilm-i tevârîh ilm-i hadîse meşgûl olup ulemâ-yı …
Kend-i Pirbay: Karabudak Hân'ın oğlu hükmünde idi. Mehemmed Geray Hân'a Dağıstân pâdişâhının ihsân etdiği hâss-ı hâs kendinin biri budur. Cümle imdâda gelen Dağıstân askerleri "Hânım kendin ve yurdunu Allâh mübârek eyleye" deyü du‘â edüp gidecek mahalde Hân bunlara üç yüz aded parça esbâblar verüp ve cümlesi memnûn olup gitdiler. Hân hazretleri efendimiz sene 1076 Zilka‘de'sinin on birinci gün Karabudak Hân'a vâsıl olup cümle yakın olan kendlerden me’kûlât [ü] meşrûbâtıları ve her bâr Şamhaldan hedâyâları gelüp kendi künc-i vahdethâne savma‘asında tâ‘at ü ibâdâta ve ilm-i tevârîh ilm-i hadîse meşgûl olup ulemâ-yı Dağıstân'dan Monla Takî, Monla Kulî, Monla Şirvânî, Monla Cebrâ’il, Monla Câmî, Monla Azrâ’îl, Monla Kâsım, Monla İsrâfîl, Monla Şeyh Gene(?) nâm niçe ulemâ-yı mütebahhirîn ve sulehâ-yı ümmetden kimesnelerle şeb [ü] rûz ulûm-ı garîbe ve fünûn-ı acîbelere meşgûl olup hakîr dahi niçe eyyâmlar cemî‘i ulemâ-yı Dağıstânların ve hâl sâhibi mazınne-i kirâme sulehâ-yı ümmetden kimesnelerin şeref-i sohbetleriyle müşerref olup du‘â-i hayrları ile berhordâr behremend oldum, elhamdü lillâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 165b ·
metinde göster ·
… â fakr-ı fâka sâhibi fukarâ-yı dervîş-i dilrîşânları var. Her biri birer köşe-i
vahdetde
halkdan münzevî mücerred pâk erbâb-ı ma‘ârif cânlar var. Niçesi de âyende vü re …
Kırk elli kadar pâ-bürehne ve ser-bürehne pâk ü pâkîze âşık-ı şeydâ fakr-ı fâka sâhibi fukarâ-yı dervîş-i dilrîşânları var. Her biri birer köşe-i vahdetde halkdan münzevî mücerred pâk erbâb-ı ma‘ârif cânlar var. Niçesi de âyende vü revendelere hidmet edüp kût-ı lâ-yemût geçinirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207a ·
metinde göster ·
Şehrin cânib-i şarkîsi hâricinde bir mürtefi‘ mesîregâh [u] seyrângâh-ı zemîn-i âlîde sâfî serv-i serâmed dırahtistânları içinde cihân-nümâ-yı temâşâgâh çemenzâr yerde bir kurşum örtülü kubbe-i azîm-i âlî içinde Bağdâd-ı behişt-âbâdda medfûn olan imâm Mûsâ Rızâ radıyallâhu anhünne ırk-ı tâhir-i sülâle-i evlâd-ı zevi'l-ihtirâmından olan menba‘-ı esrâr, merci‘-i ebrâr, meczûb-ı vahdet, meslûb-ı izzet, bedrika-i makâmât, âyîne-i kerâmât, imâmzâde-i sâhib-i sadr ibn hümâm-ı âlî-kadr, ber-geşde-i(?) dergâh, ber-güzîde-i ib[â]dullâh eş-şeyh Sultân Veliyyullâh ibn imâm Alî Mûsâ Rızâ ibn imâm Kâzım ibn imâm Ca‘fer-i Sâdık ibn imâm Bâkır ibn imâm Zeyne'l-âbidîn ibn imâm Hüseyin ibn imâm Alî Murtezâ'nın ehli Hazret-i Fâtımatü'z-Zehrâ'dır kim bint-i Hazret-i Muhammed Ahmed Mahmûd Mustafâ'dır, rıdvânullâhi te‘âlâ aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 244b ·
metinde göster ·
Ba‘zılar Summî Alî Dede, ba‘zılar Söylemez Alî Dede derlerdi. Ordu-yı İslâmın cânib-i cenûbîsinde Çamaşır deresi kenârında bir gâr-ı yetîmân içre erbâb-ı tîmârdan bir kimesne terk-i dünyâ olup halkdan münzevî bir kûşe-i vahdetde sâkin olup aslâ dünyâ kelâmın söylemeyüp işrâkıyyûn müştâkıyyûn (---)(---) -ıyyûn fukarâlığın kabûl edüp dâ’imâ summun bükmün durup gündüz sâ’im ve gece gündüz kâ’im tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl olup erbâb-ı tîmârdan bir dostu beher leyl birer çanak buğday çobrası getirüp anınla kifâflanırken bir gün cümle otuz iki dişlerin çıkarup bî-dendân kalup yine sâkin olduğu kehf-i garîbân anda tâ‘at [u] ibâdât ederek bir ferd-i âferîdeden bir nân nemek kabul etmeyüp subh [u] mesâ kırk vukıyye bir top güllesin mağârânın bir köşesine döğe döğe mağârânın kayasın un gibi etmeği kâr edinmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 299a ·
metinde göster ·
… mânende cennet, / Bi-hamdillâh tamâm etdi bu hayrı, / Kabûl ede bi-hakk-ı Zât-ı
Vahdet
, / Ne devletdir bu kim tâ rûz-ı mahşer, / Diyeler rûz [u] şeb rûhuna rahmet, / …
Yapup Hasan Balızâde Hudâyçün,Bu beytullâh çûn mânende cennet,Bi-hamdillâh tamâm etdi bu hayrı,Kabûl ede bi-hakk-ı Zât-ı Vahdet,Ne devletdir bu kim tâ rûz-ı mahşer,Diyeler rûz [u] şeb rûhuna rahmet,Manastırî Leâlî dedi târîh,Zehî oldu ibâdetgâh-ı ümmet.Sene 1017.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365b ·
metinde göster ·
… sulûk bî-ricâ-yı mülûk ârif-i billâh kimesneler var kim kâf-ı kanâ‘atde künc-i
vahdet
ihtiyâr etmiş cânlar vardır.
Ve medrese-i Sarhan Beğ. Zamân-ı küfrde dahi papasân ve bıtrîkân ve ruhbânânlar içün medrese imiş. Hâlâ yine bu medresede münzevî olan talebeler mahrûm olmayup müfessir ve muhaddis ve musannif olmuşdur. Hattâ İbn Melek bunda tahsîl-i ulûm etmişdir. Ziyâretgâh-ı ünâs bir hücresi vardır. Zîrâ bu medrese bir âlî ve küşâde yerde olmağile âb [u] hevâsı letâfetinden âdem zekiyyü't-tab‘ olur. Bu medresenin zîr-i zemînlerinde dahi niçe câzibe sâhibi sâhib-i sulûk bî-ricâ-yı mülûk ârif-i billâh kimesneler var kim kâf-ı kanâ‘atde künc-i vahdet ihtiyâr etmiş cânlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y36a ·
metinde göster ·
… âlar gelirdi. Ol gece kendüler Y 54a ile sohbet-i Bermekî edüp izniyle kûşe-i
vahdet-hânelemize
geldikde akîbimizce on gılmân-ı hâssa ellerinde birer boğça ile gelip hazînedâr …
Vekîl-harcına tenbîh edüp cemî‘i me’kûlât [ü] meşrûbâtlarımız zülbiyyât ve katr-ı nebât-ı hamevîye varınca ta‘yîn edüp ale's-sabâh yigirmi tabak sükkerî reçel-i gûnâ-gûn [ve] sükkerî helvâlar gelirdi. Ol gece kendüler Y 54a ile sohbet-i Bermekî edüp izniyle kûşe-i vahdet-hânelemize geldikde akîbimizce on gılmân-ı hâssa ellerinde birer boğça ile gelip hazînedârı bir büyük boğça önüme koyup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y53b–Y54a ·
metinde göster ·
… ke mine'l-amâyeti ve hedânâ bike mine'l-cehâleti ve eşhedü en lâ ilâhe illallâh
vahdehu
lâ şerîke leh ve eşhedü enneke abduhu ve resûlüh ve emînnüh ve hayretüh ⟦P 121a …
Du‘â-yı ziyâret-i Resûl-i Kibriyâ: "Es-selâmü aleyke yâ Resûlallâh. Es-selâmü aleyke yâ Nebiyyallâh, Es-selâmü aleyke yâ hayra halkıllâh, Es-selâmü aleyke yâ Habîballâh, Es-selâmü aleyke yâ Safvetallâh, ve yâ seyyide'l-enbiyâi ve'l-mürselîn ve yâ hâteme'n-nebiyyîn ve yâ hayra'l-halâyıkı râhimîn ve yâ kâ’ide'l-gurri'l-muhaccelîn ve yâ imâme'l-müttakîn ve alâ ehli beytike't-tâhirîn ve alâ ezvâcike't-tâhirâtı ümmehâti'l-mü'minîn ve alâ âlike ve ashâbike'l-ecma‘în ve alâ sâ'iri'l-enbiyâi ve'l-mürselîn ve alâ sâ'iri-ibâdillâhi's-sâlihîn. Es-selâmü aleyke yâ eyyühe'n-nebiyyü ve rahmetüllâhi ve berekâtuhu, cezâkallâhu annâ yâ Resûlallâh, efdalu mâ cezâe seyyi'en an kavmihi ve resûlen an ümmetihi , sallallâhu aleyke küllemâ zekereke'z-zâkirûn ve küllemâ gafele an zikrike'l-gâfilûn. Ve sallallâhu aleyke fi'l-evvelîne ve'l-âhırîn, efdalü ve ekmelü ve atyabu mâ salle alâ ahadin min halkihi ecma‘în. Kemâ istenkadenâ bike mine'd-dalâleti ve bassarnâ bike mine'l-amâyeti ve hedânâ bike mine'l-cehâleti ve eşhedü en lâ ilâhe illallâh vahdehu lâ şerîke leh ve eşhedü enneke abduhu ve resûlüh ve emînnüh ve hayretüh P 121a min halkihi ve eşhedü yâ Resûlallâh enneke bellağte'r-risâlete ve eddeyte'l-emânete ve nasahte'l-ümmete ve keşefte'l-gammete. Ve kad ci'nâ bike yâ Resûlallâh zâlimîne bi-enfüsinâ, müstağfirîne li-zünûbinâ ve eşfa‘ lenâ yâ Resûlallâh. Ülâike refîkan yâ Resûlallâh, eş-şefâ‘atü'ş-şâfi‘atü yâ Resûlallâh"deyüp el yüze süre.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y289a ·
metinde göster ·
ve kefâ ve selâmün alâ ibâdihi'l-lezîne'stafâ ve eşhedü en lâ-ilâhe illallâh va …
Y 1aQ 159bP 158b Elhamdülillâhi vahdehu ve kefâ ve selâmün alâ ibâdihi'l-lezîne'stafâ ve eşhedü en lâ-ilâhe illallâh vahdehu lâ şerîke leh ve eşhedü enne seyyidenâ ve mevlânâ Muhammeden abduhu ve habîbuhu ve resûluh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y1a ·
metinde göster ·
… hu ve kefâ ve selâmün alâ ibâdihi'l-lezîne'stafâ ve eşhedü en lâ-ilâhe illallâh
vahdehu
lâ şerîke leh ve eşhedü enne seyyidenâ ve mevlânâ Muhammeden abduhu ve habîbuhu …
Y 1aQ 159bP 158b Elhamdülillâhi vahdehu ve kefâ ve selâmün alâ ibâdihi'l-lezîne'stafâ ve eşhedü en lâ-ilâhe illallâh vahdehu lâ şerîke leh ve eşhedü enne seyyidenâ ve mevlânâ Muhammeden abduhu ve habîbuhu ve resûluh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y1a ·
metinde göster ·
… ütecâviz fukarâ-yı Gülşenî vardır kim pâk u pâkîze cânlardır kim herbiri kûşe-i
vahdetde
ibâdetle meşgûl olup rıyâzât [u] mücâhede ile me’lûflardır.
Ve hâlâ bu dergâhda üç yüzden mütecâviz fukarâ-yı Gülşenî vardır kim pâk u pâkîze cânlardır kim herbiri kûşe-i vahdetde ibâdetle meşgûl olup rıyâzât [u] mücâhede ile me’lûflardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y111b ·
metinde göster ·
… eşâyih-i pîşîn gibi bir bezemiskîn recül-i sâlihdir. Ve halkdan munkatı‘ köşe-i
vahdetde
âlem-i vahdet eder. Senede bir gece âsitânelerine varup mevlûd-ı şerîfe çıkar. …
eş-şeyh Seyyid İbrâhîm Çelebi Efendi: Bizzât hazret-i şeyh İbrâhîm-i Gülşenî hazretlerinin evlâd-ı zevî'l-ihtirâmı Hayâlî Çelebi anın oğlu Seyyid Hasan anın oğlu eş-şeyh Alî Safvetî (---)(---) Seyyid Alî anın oğlu bu Çelebi Efendi'dir kim hasîbü'n-nesîb olduğuna bir alâmet bu yeter kim bir kerre vech-i şerîfin gören âşıkı olup bin cân [u] dil ile kendüye bende olup anlardan cihâz-ı fakrı kabûl edüp fukarâ-yı Gülşenî olur. Zîrâ vech-i şerîfleri tarîkleri gibi gülşen-i nûr-ı münevverdir. Ammâ dâ’imâ uzlet-nişîn ve meşâyih-i pîşîn gibi bir bezemiskîn recül-i sâlihdir. Ve halkdan munkatı‘ köşe-i vahdetde âlem-i vahdet eder. Senede bir gece âsitânelerine varup mevlûd-ı şerîfe çıkar. Andan gayrı hânesinden bir kadem taşra çıkmayup halk ihtilât etmeden berî olmuş sâhib-i câzibe bir çelebidir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y248a ·
metinde göster ·
… ibi bir bezemiskîn recül-i sâlihdir. Ve halkdan munkatı‘ köşe-i vahdetde âlem-i
vahdet
eder. Senede bir gece âsitânelerine varup mevlûd-ı şerîfe çıkar. Andan gayrı hâ …
eş-şeyh Seyyid İbrâhîm Çelebi Efendi: Bizzât hazret-i şeyh İbrâhîm-i Gülşenî hazretlerinin evlâd-ı zevî'l-ihtirâmı Hayâlî Çelebi anın oğlu Seyyid Hasan anın oğlu eş-şeyh Alî Safvetî (---)(---) Seyyid Alî anın oğlu bu Çelebi Efendi'dir kim hasîbü'n-nesîb olduğuna bir alâmet bu yeter kim bir kerre vech-i şerîfin gören âşıkı olup bin cân [u] dil ile kendüye bende olup anlardan cihâz-ı fakrı kabûl edüp fukarâ-yı Gülşenî olur. Zîrâ vech-i şerîfleri tarîkleri gibi gülşen-i nûr-ı münevverdir. Ammâ dâ’imâ uzlet-nişîn ve meşâyih-i pîşîn gibi bir bezemiskîn recül-i sâlihdir. Ve halkdan munkatı‘ köşe-i vahdetde âlem-i vahdet eder. Senede bir gece âsitânelerine varup mevlûd-ı şerîfe çıkar. Andan gayrı hânesinden bir kadem taşra çıkmayup halk ihtilât etmeden berî olmuş sâhib-i câzibe bir çelebidir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y248a ·
metinde göster ·
… öylenir. Zîrâ Mısır'ın hâlâ karâfeleri içre niçe bin kibâr-ı evliyâullâh künc-i
vahdetde
hâzırdırlar.
Ve bir dahi Mısır'ın cânib-i erba‘asında âsûde olan on iki Karâfe-i kübrâ sükkânlarında niçe kerre yüz bin kibâr-ı evliyâullâh ve niçe peygamberzâdeler belki peygamberler medfûndur. Ve niçe kerre yüz bin sulehâ-yı ümmetden meşâyih-i izâmlar medfûndur. Anların rûhâniyyetleri sebebiyle rûy-i arzda ne zuhûr etse kırk gün evvel Mısır'da söylenir. Zîrâ Mısır'ın hâlâ karâfeleri içre niçe bin kibâr-ı evliyâullâh künc-i vahdetde hâzırdırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y256b ·
metinde göster ·
… î hazretleri mücâhede-i nefs ede ede bi-emrillâh haftada bir iftâr eder, künc-i
vahdetde
bir pâdişâhdır. Ve yine böyle iken la‘lgûn beşeresi vardır. Ve,
şeyh Muhammed-i Gamrâvî hazretleri mücâhede-i nefs ede ede bi-emrillâh haftada bir iftâr eder, künc-i vahdetde bir pâdişâhdır. Ve yine böyle iken la‘lgûn beşeresi vardır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y269b ·
metinde göster ·
Ve bu asırlarda İbrâhîm-i Gülşenî halîfelerinden şeyh Kırmanî
vahdet
mes’elesinde şerî‘atden taş koparup şer‘ ile başın taş yerine koyup icrâ-yı şer …
Ve bu asırlarda İbrâhîm-i Gülşenî halîfelerinden şeyh Kırmanî vahdet mes’elesinde şerî‘atden taş koparup şer‘ ile başın taş yerine koyup icrâ-yı şer‘i edâ etdiler. Kabri ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y274a ·
metinde göster ·
… . Ve Ali Ağa'nın bir huddâmı terk-i mâsivâ edüp Bedevî fukarâsı olup bir kûşe-i
vahdetde
kaldı. Hakîr bu ahvâli paşaya i‘lâm edüp kâşife ıtlâk emri gelüp âsitânedeki fu …
Anı gördük, kâşif ve ağanın huddâmları ağanın meyyiti ile Tanta şehrine gelüp ağayı karâfede defn etdiler. Kâşif yine âsitâne içinde kaldı. Ve Ali Ağa'nın bir huddâmı terk-i mâsivâ edüp Bedevî fukarâsı olup bir kûşe-i vahdetde kaldı. Hakîr bu ahvâli paşaya i‘lâm edüp kâşife ıtlâk emri gelüp âsitânedeki fukarâlara on bin para tasadduk geldi. Hulâsa-i kelâm böyle mutasarrıfînden gürbüz erdir, kuddise sırruhu'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y286b ·
metinde göster ·