… eşer tâlib-i ilm sûhteler vardır. Her hücrenin lahmiyye ve şem‘iyyeleri cânib-i
vakıfdan
mu‘ayyineleri vardır.
Ve bu Medâris-i Semâniyye'nin şimâlinde ve cenûbunda sûhtevât tetimmeleri vardır. Cümle üç yüz altmış altı hücrelerdir. Her hücrenin içinde dörder beşer tâlib-i ilm sûhteler vardır. Her hücrenin lahmiyye ve şem‘iyyeleri cânib-i vakıfdan mu‘ayyineleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 91a ·
metinde göster ·
Ve medrese-i câmi‘-i Karamânoğlu. Bunlar meşhûr medreselerdir ve cânib-i
vakıfdan
talebeleri ve ders-i âmmelerine mâh-be-mâh vazîfe-i mu‘ayyeneleri ve lahmiyye v …
Ve medrese-i câmi‘-i Karamânoğlu. Bunlar meşhûr medreselerdir ve cânib-i vakıfdan talebeleri ve ders-i âmmelerine mâh-be-mâh vazîfe-i mu‘ayyeneleri ve lahmiyye ve şem‘iye hücre-bahâları verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 70b ·
metinde göster ·
… r, ammâ medrese-i Zuhriyye ve medrese-i Ulucâmi‘ ve medrese-i Hâtûniyye cânib-i
vakıfdan
müderrisleri vardır. Cümlesinde ilm-i hadîs dahi görülür.
Der-ta‘rîf-i dârü't-tedris: Cümle altı aded medresedir. Her câmi‘de dershâne mukarrerdir, ammâ medrese-i Zuhriyye ve medrese-i Ulucâmi‘ ve medrese-i Hâtûniyye cânib-i vakıfdan müderrisleri vardır. Cümlesinde ilm-i hadîs dahi görülür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 83a ·
metinde göster ·
eytâma beher sene birer kat libâs-ı harîrleri ve surre ve atiyyeleri mebzûldur.
Evsâf-ı dârü't-ta‘lîm [u] mekteb-i tıflân-ı ciğerköşe-i mahbûbân: Cümle elli aded mektebdir kim cânib-i vakıfdan eytâma beher sene birer kat libâs-ı harîrleri ve surre ve atiyyeleri mebzûldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 83a ·
metinde göster ·
… eb-i tıflânı var. Sâhibü'l-hayrâtı çok olmağıla cümle sıbyâna beher mâh cânib-i
vakıfdan
vazîfe-i mu‘ayyeneleri dâ’imdir. Ve her sene birer kat ıydiyye libâsları ve sur …
Ve cümle yigirmi mekteb-i tıflânı var. Sâhibü'l-hayrâtı çok olmağıla cümle sıbyâna beher mâh cânib-i vakıfdan vazîfe-i mu‘ayyeneleri dâ’imdir. Ve her sene birer kat ıydiyye libâsları ve surreleri verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 114a ·
metinde göster ·
… u şehirde merd [u] zenândan ferd-i âferîde merhûm ve merhûme olsa ol ân taraf-ı
vakıfdan
her mahallenin sakaları çile ta‘bîr ederler bal fıçıları vardır, anları sırıkla …
Diğer âdet-i latîf be-ahâlî-i Sofya: Bu şehirde merd [u] zenândan ferd-i âferîde merhûm ve merhûme olsa ol ân taraf-ı vakıfdan her mahallenin sakaları çile ta‘bîr ederler bal fıçıları vardır, anları sırıklara geçirüp bananın ol yed-i kudret ile meshûn âb-ı hayâtın çilerlere doldurup cümle mevtâyı ol kudret ılısıyla gasl edüp defn ederler. Ve ol kadar sabun köpürdür kim gûyâ Van deryâsının suyudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 140b ·
metinde göster ·
mütevellîsi her hücrede sâkin olan talebelere vazîfe-i mu‘ayyenelerin ve lahmiy …
Der-beyân-ı dârü't-tedrîs-i âlimân: Cümle altı aded medrese-i tahsîl-i ulûmdur. Evvelâ (---)(---) semtinde Medrese-i Mîr Abdâlî, sorh-gûn tula ile mebnî bir kârgîr kavî medrese-i kadîmdir ve Medrese-i Süleymân Beği (---)(---) mahaldedir ve (---)(---) semtinde Meydân Medresesi ve iki aded medreseler dahi yukaru kal‘a altındadır. Bu medreseler cümle ma‘mûr [u] âbâdân vakf-ı kavî hayrât [u] hasenâtlardır kim cânib-i vakıfdan mütevellîsi her hücrede sâkin olan talebelere vazîfe-i mu‘ayyenelerin ve lahmiyye ü şem‘iyyelerin mâh-be-mâh vâsıl eder. Bunlardan mâ‘adâ derûn-ı şehirde ne kadar mahalle mesâcidleri var ise elbette birer medrese-i hasbîleri vardır. Zîrâ bu Cizre şehrinde tâlib-i ilm ulemâ-yı Ekrâd ziyâdesiyle çokdur. Ve bu şehirde dârü'l-hadîs ve dârü'l-Kur’ân kurrâ-yı mahsûs yokdur. Cümle medreselerde cemî‘i ulûm ü fünûn görülmektedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 386a ·
metinde göster ·
… dâne şem‘-i revgan ve her esb-i sabâ-sür‘at başına birer tobra alîk yem cânib-i
vakıfdan
mihmândârânlar getirüp müsâfirîne tevzî‘ ederler. Hakkâ ki hayrât [u] hasenât-ı …
Ve cümle (---) aded hânlardır. Cümleden mezkûr Kara Pîrî Paşa hânı gâyet ma‘mûr vekâle-i mihmân-sarây-ı bî-minnetdir ve imâret-i dârü'z-ziyâfesi birdir. Ol dahi merhûm Kara Pîrî Paşa'nın hayrât [u] hasenâtillâhıdır kim fî's-sayfı ve'ş-şitâda âyende vü revendeye birer bakır sini içre her âdeme birer tas şurbâ-yı gendüm ve birer nân-ı beyâz ve her ocak başına birer dâne şem‘-i revgan ve her esb-i sabâ-sür‘at başına birer tobra alîk yem cânib-i vakıfdan mihmândârânlar getirüp müsâfirîne tevzî‘ ederler. Hakkâ ki hayrât [u] hasenât-ı azîmdir, rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 99a ·
metinde göster ·
… tafâ Paşa mektebleri ma‘mûr ve püserânlar memlûdur. Ve her re’s-i sinde cânib-i
vakıfdan
cümle ciğer-kûşe-i yetîmânlara sürre ve atiyyeleriyle kabâ-yı câmeleri ve araki …
Ve barısı beş aded mekteb-i dârü't-ta‘lîm-i sıbyân-ı tıflânı cümleden Kâsım Paşa ve Mustafâ Paşa mektebleri ma‘mûr ve püserânlar memlûdur. Ve her re’s-i sinde cânib-i vakıfdan cümle ciğer-kûşe-i yetîmânlara sürre ve atiyyeleriyle kabâ-yı câmeleri ve arakiyye ve pâypûşları mebzûldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 63a ·
metinde göster ·
… tirdüp cenâzelerin bu yed-i kudret ile kaynamış sular ile gasl ederler. Cânib-i
vakıfdan
bu hidmete me’mûr âdemler vardır. Hüsniyyât-ı Budin'in biri dahi bu hayrâtdır, …
Ve taşra havz-ı kebîrin etrâfında her kemerler altında sekiz aded Hanefî kurnaları ve müte‘addid halvetleri ve pâk [ü] pâkîze hüddâmları var. Ve cemî‘i ehl-i Budin merhûm olduklarında akrabâları bu ılıcadan gayri germâblardan fıçılar ile sular getirdüp cenâzelerin bu yed-i kudret ile kaynamış sular ile gasl ederler. Cânib-i vakıfdan bu hidmete me’mûr âdemler vardır. Hüsniyyât-ı Budin'in biri dahi bu hayrâtdır, ammâ ekseriyyâ bu Velî Beğ ılıcasından getirdirler, zîrâ kibâr-ı evliyâullâh Gül Baba nazargâhıdır ve suyu gâyet pâk ve nazîf ve latîf mâ-i tâhirdir. Ve taşra câmekânı tahta şindire örtülü serâmed kubbedir, lâkin Yeşil Direkli ılıcasının câmekânından sehel küçükdür. Bu ılıcaya gerçi Velî Beğ ılıcası derler, ammâ câmekânının kapusu üzre celî hatt-ı hûb ile merkûm olan târîh-i mergûb budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85b ·
metinde göster ·
… ammâ yine hâkim ve zâbitleri birdir ve gâyet kasaba-i emîndir. Bu kasaba yukaru
vakıfdan
ma‘mûr u müzeyyen ve büyükdür. Vâlîsi ve kadısı ve hâkimisi bunda sâkinlerdir. …
Zamân-ı kadîmde ikisi bir şehr-i azîm imiş. Mürûr-ı eyyâm ile dest-i Osmânîde harâb olup mâbeynleri bin adım yer harâb olup hâlâ mezârlık olmuşdur, ammâ yine hâkim ve zâbitleri birdir ve gâyet kasaba-i emîndir. Bu kasaba yukaru vakıfdan ma‘mûr u müzeyyen ve büyükdür. Vâlîsi ve kadısı ve hâkimisi bunda sâkinlerdir. Bu dahi nehr-i Lim kenârında bir vâsi‘ çemenzâr fezâda vâkı‘ olup bu şehir içre nehr-i Mileşova cereyân edüp bu nehrin yemîn [ü] yesârında şehir olup cisirler ile ubûr olunup bu şehir kenârında nehr-i Mileşova hemân nehr-i Lim'e karışır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 142b ·
metinde göster ·
… âb-ı âlîler ile binâ olunmuş medreseler değildir, ammâ Hünkâr câmi‘inde cânib-i
vakıfdan
müderrisîn ü muhaddisîn ve şeyhü'l-kurrâsı var.
Der-ilm-i dârü't-tedrîs-i müfessirân: Cümle iki aded medrese-i müfessirân [u] muhaddisân-ı dârü'l-kurrâsı ve dârü'l-hadîsi var, ammâ kubâb-ı âlîler ile binâ olunmuş medreseler değildir, ammâ Hünkâr câmi‘inde cânib-i vakıfdan müderrisîn ü muhaddisîn ve şeyhü'l-kurrâsı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 155b ·
metinde göster ·
… nda Süleymân Hân câmi‘i var, kiremit ile mestûr câmi‘-i ma‘mûrdur. Hâlâ cânib-i
vakıfdan
nâzıru'n-nuzzârı bir kârgîr serâmed minâre-i musanna‘ binâ ediyor.
Bu varoş-ı azîm dahi evvelki varoşu ihâta edüp bu dahi kırk adım enli ve rıhtım ve metîn ü kavî şekl-i murabba‘ palanka dîvârdır, ammâ bu varoşlardan birbirlerine geçilir mâbeyn dervezeleri vardır. Ammâ yukarusunda Süleymân Hân câmi‘i var, kiremit ile mestûr câmi‘-i ma‘mûrdur. Hâlâ cânib-i vakıfdan nâzıru'n-nuzzârı bir kârgîr serâmed minâre-i musanna‘ binâ ediyor.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 83b ·
metinde göster ·
… aded nev-binâ dükkânlardır. Ve bir câmi‘i var, bu dahi henüz ihrâk olup cânib-i
vakıfdan
amâr olmada idi. Ve kal‘adan aşağı bir küçük hammâmı [var].
Bu kal‘anın kıble cânibinde kal‘aya sehel havâle bir mürtefi‘ zemînde bir varoş-ı azîm imiş. Henüz birkaç ay mukaddem ihrâk olup niçe yerleri harâb u yebâb hâli üzre yatırdı. Ancak kal‘a önünde bir taş binâ hânı var, Tımışvarlı Cimcime Defterdâr'ın hayrâtıdır. Ve şehir henüz amâr olup ancak iki yüz kadar şindire tahta ile mestûr hâne-i nev-binâ ma‘mûrlardır. Cümle yigirmi aded nev-binâ dükkânlardır. Ve bir câmi‘i var, bu dahi henüz ihrâk olup cânib-i vakıfdan amâr olmada idi. Ve kal‘adan aşağı bir küçük hammâmı [var].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 93b ·
metinde göster ·
… zargâhıdır. Cemî‘i talebeleri ve ders-i âmları mevcûd olup her tâlibâna cânib-i
vakıfdan
lahmiyye ve şem‘iyye bahâları vâsıldır.
Bir âdem her ne kadar ahmak hebennak-ı sa‘lebi'l-humakâ olsa bu dershânede bir kerre bismillâhi dese elbette bir yılda tefsîr-i şerîf istihrâc etmeğe liyâkat hâsıl eder, zîrâ Şeyh ilâhî hazretlerinin nazargâhıdır. Cemî‘i talebeleri ve ders-i âmları mevcûd olup her tâlibâna cânib-i vakıfdan lahmiyye ve şem‘iyye bahâları vâsıldır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 230b ·
metinde göster ·
… tasar binâ olunmuş serâpâ kiremit ile mestûr dekâkîn-i ma‘mûrlardır kim cânib-i
vakıfdan
binâ olunmuşdur kim bu cümle dükkânlarda ağır bâzergânlar oturur, zîrâ kal‘a-mi …
Ve cümle sağîr ü kebîr iki bin aded müfîd [ü] muhtasar binâ olunmuş serâpâ kiremit ile mestûr dekâkîn-i ma‘mûrlardır kim cânib-i vakıfdan binâ olunmuşdur kim bu cümle dükkânlarda ağır bâzergânlar oturur, zîrâ kal‘a-misâl etrâfları dervezeli emîn yerlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 242a ·
metinde göster ·
… bir Freng kuyusu var, Korteni nâmıyla meşhûr bir mâ-i şarâb-ı tahûrdur. Cânib-i
vakıfdan
su sığırları kuyudan dollâblar ile su çeküp varoşda ve kal‘a içinde olan çeşme- …
Ammâ cümleden bu varoşda bir Freng kuyusu var, Korteni nâmıyla meşhûr bir mâ-i şarâb-ı tahûrdur. Cânib-i vakıfdan su sığırları kuyudan dollâblar ile su çeküp varoşda ve kal‘a içinde olan çeşme-sârlara cümle sular bu Korteni kuyusundan gidüp her çeşmeye taksîm olur hayrât-ı azîmedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 249a ·
metinde göster ·
… âtih-i bilâd Babık Beğ câmi‘idir, bu dalyanlar ol câmi‘in evkâfıdır kim cânib-i
vakıfdan
mütevellî zabt edüp üç yük akçe câmi‘ mürtezikalarına verir. Q 12bP 12b
Ve yine bu göl kenârında cânib-i garbîde Yenice Hisâr demek ile ma‘rûf bir vîrân kal‘adır. İçinde balık sayyâdları sâkin olurlar. Bu dahi göl içinde ada-misâl bir mürtefi‘ püşte üzre vâki‘ olmuşdur. Lâkin bu mezkûr kal‘aların dibindeki balık dalyanları ve sayyâdları Kütâhiyye müftîsinin meşrûtaları değildir. Bu Simav şehrinde Ulu câmi‘ ki fâtih-i bilâd Babık Beğ câmi‘idir, bu dalyanlar ol câmi‘in evkâfıdır kim cânib-i vakıfdan mütevellî zabt edüp üç yük akçe câmi‘ mürtezikalarına verir. Q 12bP 12b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y22b ·
metinde göster ·
… asker efendinin der-defterindedir. Zîrâ ibtidâ Mısır'a dâhil oldukda ekalli her
vakıfdan
birer altun ve beşer ve onar ve elli ve yüzer altun alduğı evkâf-ı azîmler vard …
Bu câmi‘lerden mâ‘adâ mahrûse-i Mısır içre ne kadar bin vakfullâh var ise kadıasker efendinin der-defterindedir. Zîrâ ibtidâ Mısır'a dâhil oldukda ekalli her vakıfdan birer altun ve beşer ve onar ve elli ve yüzer altun alduğı evkâf-ı azîmler vardır kim kadıasker efendi cümleye nâzır-ı nuzzâr ve teftîşlerine me’mûr. Cümle evkâf anların der-defterinde mastûrdur kim (---)(---) evkâfdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y105b ·
metinde göster ·
… n edermiş. Dilerse ol müsâfir bir sene sâkin olsun, yevmiyye birer para cânib-i
vakıfdan
in‘âm olunurmuş. Ve sene başında bulunan seyyâhâna bir hırka dahi ihsân olunurm …
Şehr-i Mısır içre niçe yüz tekyeler dahi vardır, ammâ meşhûr olanları ve binâ-yı kebîrleri bunlardır. Ve bu dergâhlarda birer zâviye ve cevâmi‘ler olması hasebiyle câmi‘ ve mesâcid ve medâris ve dârü'l-hadîs ve dârü'l-kurrâ ve mekteb-i sıbyân tertîbinde tahrîr olundu. Ammâ kadîm eyyâmda hemân Garâfe-i kübrâda ma‘mûr [u] âbâdân evkâf-ı cârî üç yüz altmış altı tekye var imiş. Mısır'a bir fukarâ müsâfir gelüp mihmân olmak murâd edinse her gece bir tekyede mihmân olup "Ekrimu'd-dayfe" fehvâsınca ol müsâfire ikrâm edüp sabâh olunca tekye şeyhi ol müsâfire bir Mısrî Q 202a para hammâm akçesi ihsân edermiş. Dilerse ol müsâfir bir sene sâkin olsun, yevmiyye birer para cânib-i vakıfdan in‘âm olunurmuş. Ve sene başında bulunan seyyâhâna bir hırka dahi ihsân olunurmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y116b ·
metinde göster ·
… serâpâ kurşumludur. Ve mâh-ı Temmûz'da suları buz pâresi olup her sene cânib-i
vakıfdan
tathîr edüp yine Nîl'den taşıyup doldururlar. Zîrâ Mısır'da su hayrâtından büyü …
Hâsıl-ı kelâm yedi yılda yetmiş sebîlhâne-i cedîd binâ olundu. Ammâ kadîm selef pâdişâhlarının cümle sebîllerinin içi ve der-i dîvârı serâpâ kurşumludur. Ve mâh-ı Temmûz'da suları buz pâresi olup her sene cânib-i vakıfdan tathîr edüp yine Nîl'den taşıyup doldururlar. Zîrâ Mısır'da su hayrâtından büyük hayrât-ı azîm yokdur. Nîl Mısır'dan bir sâ‘at ba‘îddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y127b ·
metinde göster ·
… kâfullahların teftîş ü tefahhusuna me’mûrdur. Senede bir kerre yoklayup en ednâ
vakıfdan
bir altun ve kırk elli ve yüz, iki yüz, beş yüz ve bin altun alduğı evkâflar va …
Sultân Selîm Mısır'ı feth etdükde Hayra Beğ Mısır vezîri olup Kemâl Paşazâde Ahmed Efendi Mısır'a kadıaskeri olup Gazâlî kalemiyle hakkânı(?)[evkâf-ı(?)] Mısır'ı tahrîr etdiklerinde nefs-i Mısır içre yetmiş yedi bin evkâfullâh imiş. Hâlâ on iki bini ma‘mûr [u] âbâdândır. Her gelen Mısır mollâları emr-i pâdişâhîyle bu evkâfullahların teftîş ü tefahhusuna me’mûrdur. Senede bir kerre yoklayup en ednâ vakıfdan bir altun ve kırk elli ve yüz, iki yüz, beş yüz ve bin altun alduğı evkâflar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y215a ·
metinde göster ·