… -ı ağavât-ı vâcibü'r-ri‘âyâ: Bu hakîr Evliyâ bu zümreden idik, ammâ hamd-i Hudâ
vak‘ u
vakârımız kapucubaşılardan âlî-kadr idik. Bu cavk asker cümle bin aded müsellâh …
Alay-ı ağavât-ı vâcibü'r-ri‘âyâ: Bu hakîr Evliyâ bu zümreden idik, ammâ hamd-i Hudâ vak‘ u vakârımız kapucubaşılardan âlî-kadr idik. Bu cavk asker cümle bin aded müsellâh ve müzeyyen ve müretteb, vakâr sâhibi ağalar kim niçesi beşer, onar, on beşer zırh [u] zereh-külâhlı ve mahbûb köçekli ve küheylân atlı ağalardır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81b ·
metinde göster ·
… elebi ve Cüvân Çelebi nâmıyla meşhûr-ı âfâk olup erbâb-ı dîvân mâbeyninde hayli
vak‘ u
vakârı var idi. Ana Eflâk beğliği sadaka olunup tuğ ve tabl [u] alem verildikde …
"Ayâ Eflâk beğliği kime ihsân olsa?" deyü müşâvere olundukda cümlenin ittifakıyla Köpürlü Mehemmed Paşa-yı Boynudoğru İslâmbol'da Ken‘ân Paşa'nın Âtike Sultân'ı yanında neşv ü nemâ bulup perverde olmuş Fârisîhân ve hattât ve şi‘r fehim Rûm kiritsisi necîb ü reşîd Mihne Çelebi ve Cüvân Çelebi nâmıyla meşhûr-ı âfâk olup erbâb-ı dîvân mâbeyninde hayli vak‘ u vakârı var idi. Ana Eflâk beğliği sadaka olunup tuğ ve tabl [u] alem verildikden mâ‘adâ ber-vech-i karz-ı hasen Âtike Sultân bu Mihne Çelebi'ye yüz kîse verüp cemî‘i mühimmât [u] levâzımâtların görüp İslâmbol'dan bir acâ’ib pâk alay ile başında muhzır ağa süpürgesiyle çıkdı kim gûyâ bir vezîr-i mükerrem alayı idi, tevâbi‘ât [u] levâhikatında aslâ ve kat‘â kefere yok idi. Cümle pâk ve mülebbes ve muhteşem ve müselmân kapucubaşılarıyla alay edüp Melek Ahmed Paşa'nın Topçular nâm sarâyında meks edüp andan kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek her menzilde firâvân kefere ve fecerelerin cünd-i cünübün başına cem‘ edüp bî-hadd ü bî-ad va‘de-i bâtılalar ile başına bî-mezheb müslim şeklinde âdemleri dahi kapucubaşılar ve sâ’ir tevâbi‘ u levâhıklar yazup ve yollar üzre niçe yüz aded mâldâr bâzergânlara va‘de-i dürûğlar ederek Eflâk tahtı olan Bükreş şehrine varup karâr-dâde oldukda cümle re‘âyâ vü berâyânın ve cümle boyarların metâ‘larına narh verüp ucuz bahâ ile bey‘ [ü] şirâ edüp sûret-i Hak'dan görünüp adl [ü] adâlet-i Enûşirvân'ı gösterdi ve kendi metâ‘ların dahi borçlularına yok bahâya verüp herkese ve her tüccâra iltifât ve ihsân ü in‘âmlar eyleyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103b ·
metinde göster ·
… dır, ammâ şerî‘at tarafından huddâm olmağile cümle ahâlî-i şehrin mâbeynlerinde
vak‘ u
vakârı vardır ve şehr emîni ve şehir kethüdâsı dahi cümle esnâfâta ve cümle tüc …
Ve bu şehirde bir hâkim-i ednâ dahi muhzırbaşıdır, ammâ şerî‘at tarafından huddâm olmağile cümle ahâlî-i şehrin mâbeynlerinde vak‘ u vakârı vardır ve şehr emîni ve şehir kethüdâsı dahi cümle esnâfâta ve cümle tüccârâta ve cümle a‘yân [u] eşrâflara sözleri geçer hâkimlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 128b ·
metinde göster ·
… âki‘ olunca hammâmda zarta çalmış tiryâkiye dönüp halk içinde âb-ı rûyu dökülüp
vak‘ u
vakârı gitdi. Hattâ İsmâ‘îl Paşa birkaç günden Serdâr Alî Paşa huzûruna vardıkd …
"Efendimiz Köpürlü'nün emr-i şerîflerine ve hatt-ı hümâyûna itâ‘at etmeyüp Seydî Paşa mel‘ûnu katl etmezsin sen. Eğer bana bir kerre bir emr gelse ben Seydî'ye amân vermeyüp köpek gibi başın kesüp Der-i Devlet'e gönderirdim, ammâ inşâ’allâh emr-i hatt-ı şerîfsiz ben anın nice başın keserim?" deyü da‘vâ-yı merdler edüp niçe gûne lâf [u] güzâflar urmuşdu. şimdi bu hâl-i pür-melâl böyle vâki‘ olunca hammâmda zarta çalmış tiryâkiye dönüp halk içinde âb-ı rûyu dökülüp vak‘ u vakârı gitdi. Hattâ İsmâ‘îl Paşa birkaç günden Serdâr Alî Paşa huzûruna vardıkda esnâ-yı kelâmda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 184b ·
metinde göster ·
Ve cümle küffârı hîn-i tahrîrde dörd bin harâc tahrîr olmuş ammâ on bin küffârdan mütecâviz kefere-i fecereler vardır. Gûyâ hemân Malta şehridir. Müselmânları aslâ sevilmeyüp müslimînlerin bu şehir[d]e vak‘ u vakâr i‘tibârları yokdur, zîrâ kefereleri gâyet ankâ bâzergânlardır. Tâ dip Frengistân'da ortakları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 253b ·
metinde göster ·
… eccâde fukarâları sâkindir. Ve sâhib-i tarîk-i pîşvâ Şeyh Alî Baba ocak başında
vak‘ [u]
vakâr ile oturup bu âsitâne-i câriyesiyle(?) zabt [u] rabt edüp evrâd [u] ezkâr …
Ve bu meydânın içi sâfî beyâz mermer-i hâm döşelidir. Eyle meydân-ı vâsi‘dir kim iki bin âdem alup şeb [u] rûz üç yüz aded post-nişîn sâhib-i seccâde fukarâları sâkindir. Ve sâhib-i tarîk-i pîşvâ Şeyh Alî Baba ocak başında vak‘ [u] vakâr ile oturup bu âsitâne-i câriyesiyle(?) zabt [u] rabt edüp evrâd [u] ezkârına mukayyeddir. Gayri fukarâlar dahi her biri birer kâra me’mûrlardır. Ve bu meydânın kapusunun atebe-i ulyâsı üzre tahrîr olunan târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 379a ·
metinde göster ·
… ltânî ile hatîb hazretlerini Kademü'n-Nebî kubbesinden çıkarup örf-i izâfetiyle
vak‘ [u]
vakârıyla boğazında ridâ-yı Muhammedî ile ve destinde şemşîr-i ateştâb ile hırâ …
Ve her yevm-i Cum‘a makâm-ı hatîbin cânibeyninde yeşil sancaklar ile zeyn ederler. Ve iki kerre yedi aded minârelerde salâlar verildikden sonra cümle huddâm-ı Beytullâh tevhîd-i sultânî ile hatîb hazretlerini Kademü'n-Nebî kubbesinden çıkarup örf-i izâfetiyle vak‘ [u] vakârıyla boğazında ridâ-yı Muhammedî ile ve destinde şemşîr-i ateştâb ile hırâmânî reftâr ederek önünde alem-i Resûlullâh ile tevhîd ederek cümle hulefâları getirüp minber dibinde seccâdesinde karâr etdükde ezân-ı Muhammedî tilâvet olunup âb-ı Zemzem kasrından cümle mü’ezzinân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y347b ·
metinde göster ·
… )]] Amr ibnü'l-Âs zamân-ı cehâletde idi, ammâ kavm-i Kureyş'in mâldâr ve mün‘im
vak‘ [u]
vakârlı bir kimesnesi idi. Her sene şâm'a ve şehr-i Busra'ya ve Kudüs-i şerîfe …
Bu mahalde [[(---) (---) (---) (---)]] Amr ibnü'l-Âs zamân-ı cehâletde idi, ammâ kavm-i Kureyş'in mâldâr ve mün‘im vak‘ [u] vakârlı bir kimesnesi idi. Her sene şâm'a ve şehr-i Busra'ya ve Kudüs-i şerîfe [[(---) (---) (---) (---)]] Kudüs'de bulunup bir dıraht sâyesinde istirâhat ederken bir ejderhâ-misâl bir yılan zâhir olup gayrı dıraht sâyesinde [[(---) (---) (---) (---)]] o yılan ejdere anın üzerine hücûm ederken derhâl Amr ibnü'l-Âs tîrkârlık edüp dest ber-kabza kemân edüp mâra mürd eyledi bir sehm [[(---) (---) (---) (---)]] ok urup mûra nafaka idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y12b ·
metinde göster ·
… deyü satılup her biri birer hânedâna düşüp ilm-i kemâl [ü] ma‘rifet tahsîl edüp
vak‘ [u]
vakâr sâhibi olarak ihtiyâr olup azîz-i Mısır olurlar. Ammâ diyâr-ı Mısır Arabi …
Evvelâ bu bilâd-ı Ümmü Dünyâ-yı Kâhire-i Mısır a‘yân [u] eşrâfının ıstılâhât [u] ibârâtları gûnâ-gûndur. Ammâ ekseriyyâ ehl-i Mısır kavm-i Çerâkese-i Hâşimî ve kavm-i Abaza-i Kureyşî ve kavm-i Sadşe ve kavm-i Gürcî ve Mikril ve Dâdyân ve Açıkbaş ve Rûs ve gayrı akvâmdan gûnâ-gûn memâlik kavmidir. Cenâb-ı Kibriyâ'nın takdîriyle bu zikr olunan kavimlerin her biri birer takrîb ile Mısır'a gelüp Hazret-i Yûsuf gibi esîr deyü satılup her biri birer hânedâna düşüp ilm-i kemâl [ü] ma‘rifet tahsîl edüp vak‘ [u] vakâr sâhibi olarak ihtiyâr olup azîz-i Mısır olurlar. Ammâ diyâr-ı Mısır Arabistân olmağile herbiri öz lehçe-i mahsûsaların terk edüp lisân-ı Arabî'de tekellüm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y73a ·
metinde göster ·
… 'a hayli i‘zâz etdi. Gerçi Reyyân hilâfetinden fâriğ idi, ammâ yine beyne'n-nâs
vak‘ u
vakârı yerinde bir mün‘im âlî-şân kimesne idi.
Ve Hazret-i Yûsuf'a kırk yaşında nübüvvet bu Feyyûm şehrinde gelmişdir ve yine bunda Mısır sultânı olmuşdur. Reyyân ibn Amâlika hüsn-i rızâsiyle pâdişâhlıkdan ferâgat edüp Hazret-i Yûsuf halîfe oldu. Ve Hazret-i Ya‘kûb Sıfet şehrinde hüzn-i Yûsuf'dan a‘mâ iken oğlu Yûsuf'un nübüvvet [ü] hilâfetin istimâ‘ edüp arz-ı Filistîn'den azm-i râh-ı Mısır deyüp on iki evlâdiyle ve büyük evlâdı Yehûdâ'nın vâlidesiyle ve Hazret-i Mûsâ'nın vâlidesi Yûhâ Ana ile cümle menâzil kat‘ ederek Hazret-i Ya‘kûb'u Mısır'a getürdiklerinde Reyyân karşu çıkup Hazret-i Ya‘kûb'a hayli i‘zâz etdi. Gerçi Reyyân hilâfetinden fâriğ idi, ammâ yine beyne'n-nâs vak‘ u vakârı yerinde bir mün‘im âlî-şân kimesne idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·