… in sahrâlarında ve Muş hâmûnunda ve Soğanlı vâdîlerinde ve Bingöl ovalarında ve
Van'da
ve Salmas ve Tercân tîhlerinde ve deşt-i Kıpçak'da ola. Tâ bu mertebe Kâğızhâne …
Rub‘-ı meskûnda nazîri yok çınâr-ı azîmler sâyesinde bir teferrücgâhdır kim {Selâtin-i Âl-i Osmân'ın es-sâfinâtü'l-ciyâd misilli küheylân ve cilfidân ve tureyfî ve ma‘nek ve musâfaha ve mahmûdî ve seylâvî (---) esb-i sabâ-sür‘atlerinin çerâgâhı bir çemenzâr-ı ferah-fezâ zemîn-i sebiz-gûndur kim anda hâsıl olan alef ve tirfil ve yonca ve ayrık ve karafirik ve sarıfirik makûlesi çemen bir diyârda olmaz. Meğer Erzurûm'da Pasin sahrâlarında ve Muş hâmûnunda ve Soğanlı vâdîlerinde ve Bingöl ovalarında ve Van'da ve Salmas ve Tercân tîhlerinde ve deşt-i Kıpçak'da ola. Tâ bu mertebe Kâğızhâne çayırı meşhûr-ı cihân çayırdır. Bir esb-i lâgar-ı şâh [u] gedâ on gün ol çerâgâhda alef yese fîl-i mahmûdî gibi semîn ü cesîm olur}. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145a ·
metinde göster ·
Ve evvel bir ebyât-ı Arabî ile cenâbınıza, ziyâret-i Beytullah rucelâ-yı hâfiyâ, deyü işâret etmişdik. Hâlâ azîmetimiz ınânın ol tarafa atf eyledik ve size deryâ üzre refîk olmamızın işâreti idi. Hemân bizi hayr du‘âdan ferâmûş buyurman" deyü vedâ‘ mahallinde iki kayıkçılara eyitdi: "Dilerim kim Evliyâ Çelebi karındaşımız ile paşaya bile varup altunları kabûl etmeyüp sizlere tevzî‘ eylediğimize şehâdet edesiz kim paşa ıtmînân-ı kalb hâsıl ede ve Evliyâ Çelebi hakkında sû-i zandan halâs ola" buyurduklarında cihân bu hakîrin oldu. Ve "Evliyâm du‘â-yı hayrum seninle biledir. Var kumda oyna, götüne çöp batmasın. Râh-ı Mekke'de ve diyâr-ı Mısır'da aslâ gam yiyüp havf u haşyet çekme. Âfât-ı dehrden masûn [u] mahfûz olup Hudâ-yı Bîçûn mu‘în u zahîrin olup geşt ü güzâr eylediğin yerlerde pâdişâhlar ve vüzerâ, vükelâ ü a‘yân [u] kibâr mâbeynlerinde mu‘azzez ü mükerrem olup düşman şerlerinden emîn olasın. Ve bizi kal‘a-i Van'da hayr du‘âdan unutma, el-Fâtiha!" deyüp yine ba‘de'd-du‘â dest-bûs edüp anlar Üsküdar'a bâdbân-ı azîmeti açup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 176b ·
metinde göster ·
… n kabûl etmeyüp Dede vedâ‘ mahallinde hakîre eyitdi "Evliyâ Dede, bizi paşa ile
Van'da
hayr du‘âdan unutman. Biz de sizi Mekke-i Mükerreme'de hayr [u] senâdan ferâmûş …
dedikde hakîr eyitdim "Vallahi sultânım, geçende sultânıma gelen Bektâşî Dede Ahûrkapu'dan taşrada kendüye kayıkla deryâda yetişüp sultânımı altunların kabûl etmeyüp Dede vedâ‘ mahallinde hakîre eyitdi "Evliyâ Dede, bizi paşa ile Van'da hayr du‘âdan unutman. Biz de sizi Mekke-i Mükerreme'de hayr [u] senâdan ferâmûş etmeziz" dedi. Şimdi sultânımın da bu gördüğü vâkı‘a Van mansıbı ile ta‘bîr etdiniz, hayr ola, garîb u acîb vâkı‘adır" dedim. Paşa eyitdi. "Evliyâm, İpşir Paşa karındaşım havfinden mühr ile Haleb'den yedi ayda rikâb-ı hümâyûna güc ile gelüp yüz sürdü. Hâlâ hasmı çokdur, ebeden muhibbi yokdur. Mısra‘ "Görelim âyîne-i devrân ne sûret gösterir" deyüp merkûm vâkı‘ayı bu uslûb üzre ta‘bîr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 182b ·
metinde göster ·
… lan Van üzre varup kal‘ayı muhâsara etdikde Mehemmed Emîn Paşa bir gice kal‘a-i
Van'dan
kemendler ile nüzûl edüp tebdîl-i câme firâr edüp der-i devletde Yeniçeri ocağı …
Hemân İpşir gelüp üç kerre yer öpüp bizim paşa ile beraber durdular. Gûyâ murâfa‘a-i şer oldular. "Bak a İpşir lala, der-i devletime dün öteye gün dağdan gelüp bağdaki eski lalalarımı birer takrîb ile her birin birer fenâ serhadde mi atarsın. Bu Melek lalam benim sadrıa‘zamım iken kimi sürdü ve kimi katl-i nefs etdi. Van sekiz yüz kîse dutar dedin. Melek lalam seksen kîse ber-vech-i adâlet dutmaz, dedi. Ve bir kerre babam asrında sana Van'ı vermişler. Zâlimsin deyü seni Vanlılar kal‘aya komayup top urmuşlar. Gerçek midir" dedi. İpşir "Komadıkları gerçekdir ammâ pâdişâhım ol zamân halkı cümle âsîler idi. Ammâ şimdi yahşi eyâlet oldu. Hedâyâsıyla sekiz yüz kîse olması mukarerdir" dedikde, hemâm Melek Ahmed Paşa "Pâdişâhımın ihsânı oldukdan sonra Kadıköy olursa da giderim. Cemî‘i edyânda kizb harâmdır kim Hazret-i Resûl-i Kibriyâ buyururlar kim hadîs Arapça der. Huzûr-ı pâdişâhîde kizb söylemek küfrden eşeddir. Pâdişâhım, Van'ın kânûn-ı pâdişâhî üzre 540.546 yük akçe hâss-ı hümâyûnu vardır. Cevz-i ma‘dûduyla beher sene kırk sekiz kîse olur. Hattâ bu Melek kulun sadrıa‘zamlığım hâlinde eyâlet-i Van'ı Şemsi Paşazâde Mehemmed Emîn Paşa kuluna tevcîh etdiğimde tama‘-ı hâma düşüp Van eyâletinden altmış kîse tahsîl etme sevdâsına düşüp cümle kul baş kaldırup Şemsî Paşa kal‘aya kapanup kapu kulların Şemsî Paşa oğlu tarafında bulunup kırk gün kırk gice ceng-i azîm olup iç kal‘adan bu kadar bin top atılup bu kadar hâne-i imâristân aşağa kal‘ada sademât-ı topı kûpdan harâb olup niçe bin kantar barud-ı siyâh cânib-i hazîneden itlâf olup Paşa sarâyı ve Hüseyin Ağa sarâyı ve niçe yüz aded hânedân-ı azîmler darebât-ı gülle-i hadîdden harâb [u] yebâb oldu. Pâdişâhıma ma‘lûmdur kim hatt-ı şerîfiniz ile Diyârbekir Vâlîsi Haydar Ağazâde Mehemmed Paşa lalan eyâletiyle Van üzre Mehemmed Emîn Paşa'nın kal‘adan ıtlâkına serdâr-ı mu‘azzam olup Mehemmed Paşa lalan Van üzre varup kal‘ayı muhâsara etdikde Mehemmed Emîn Paşa bir gice kal‘a-i Van'dan kemendler ile nüzûl edüp tebdîl-i câme firâr edüp der-i devletde Yeniçeri ocağına düşüp anlar da pâdişâhıma bir katre kanın ricâ edüp pâdişâhım ocak ağalarının ricâların kabûl edüp Mehemmed Emîn Paşa'ya Rûmeli'nde Köstendil sancağın ihsân edüp Girid'de merhûm olduğu pâdişâhımın ma‘lûmudur. Bu kelâm-ı dırâzdan murâdım oldur kim pâdişâhım işte eyâlet-i Van tâ böyle bir cezîre-i bî-emândır. Fermân pâdişâh-ı cihânındır" deyince hemân İpşir Paşa eydür "Pâdişâhım, Melek lalanın cümle sözleri sahîhdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 183a ·
metinde göster ·
… âm, ben bu ciğerpâreye ağlamam. Geçen gicelerde Sultân Murâd'ı gördüğüm vâkı‘da
Van'da
nân-pâre verdi. İşte Van mansıbı zuhûr etdi ve vâkı‘a ekmeği Kaya'ya ver, yıkay …
Hemân paşa buyurdular kim "Behey Evliyâm, ben bu ciğerpâreye ağlamam. Geçen gicelerde Sultân Murâd'ı gördüğüm vâkı‘da Van'da nân-pâre verdi. İşte Van mansıbı zuhûr etdi ve vâkı‘a ekmeği Kaya'ya ver, yıkayup yesin, dedüğü, bu vâkı‘a {vâkı‘} ola, deyü havfimden ağlarım" dedükde hakîr eyitdim. "Ol vâkı‘ada kanlı ekmeği yıkasın, yesin, dedüğü bu beğceğiz idi. Kanın yıkayup yire defn edüp yine Kaya Sultân ile nân u nemek yersiz ve dâ’imâ İpşir'den hafv u haşyet çekersiz idi. İşte bununla def‘ oldu". Bu niyyete el-Fâtiha deyüp paşaya tesellî-i hâtır verdim. Ammâ hakîkatü'l-hâl Kaya Sultân-ı sâhib-i cemâl hayli derd [u] mihen çeküp kanı kesilmedi. Sa‘âdetlü pâdişâhdan Kaya Sultân'a ve bizim paşaya "el-Hükmü lillah, başlarınız sağ olsun" deyü hatt-ı şerîf ile paşaya ve sultâna birer kat hil‘at-i fâhire ve semmûr kürkler gelüp "Benim lalam, Kaya Sultân halam ifâkat buldukdan sonra bir ân durmayup diyâr-ı Van'a gidesin" deyü hatt geldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 184a ·
metinde göster ·
… ırk bin koyun niçe oldu ve Diyârbekir Çermik'i şehrindeki bin kîse niçe oldu ve
Van'da
Mallı Kaya Çelebi ortağındaki beş yüz kîse altun niçe oldu ve Gümrük Emîni Hasa …
Kapudan içeri girdikde anı gördüm, bu hammâm câmekânının soffaları üzre iki yüz aded çatal fitilli sekbân u sarıca cellâdları âmâde idiler. Anı gördüm, bu câmekânın havz-ı kebîri su ile leb ber-leb olup ol rûz-ı zemherîrde Kudde Kethüdâ ve Moralı Defterdâr ve Mehemmed Efendi, üçünün dahi gerdenlerinde tokuz zincir ile uryân u büryân ve giryân u nâlân havz içinde iki gün iki gice imiş aç u zâc bir kamîs u serâvile muhtâc olduklarından mâ‘ada her gice cellâdlardan biner tâziyâne kırbaç yiyüp niçe gûne işkence ederlermiş. Hemân Kudde Kethüdâ'yı ol hâl-i diyergûnda görüp aklım başımdan gitdi. Yanına varup üçünün dahi destlerinden bûs etdim. Zîrâ veliyy-i ni‘metlerim idi. Kudde Kethüdâ eydür "Evliyâm bu ne hâldir?". Hakîr eyitdim: "Şimdi sâhib-i devlet yanında idim. Kudde halâs olmak dilerse üç bin kîse versin ve beş bin kîse paşa versin ve Mehemmed Efendi bin kîse versin. Yohsa üçünü de katl ederim, deyü yemîn etti" dedim. Hele Kudde 185a bin kîse ve defterdâr iki bin kîse ve mevkûfâtî beş yüz kîse ve beş yüz cild kitâb-ı müstetâb verecek oldular. Bu kerre İpşir Paşa kethüdâsı Sâlîh Ağa eydür "Ey Mehemmed Kethüdâ, Kırşehri'ndeki kırk bin koyun niçe oldu ve Diyârbekir Çermik'i şehrindeki bin kîse niçe oldu ve Van'da Mallı Kaya Çelebi ortağındaki beş yüz kîse altun niçe oldu ve Gümrük Emîni Hasan Ağa karındaşı Anton Ermenî kâfirdeki iki bin kîse malınız niçe oldu" deyince Kudde Kethüdâ eydür "İşte Evliyâm, bilür, ol Kırşehri'ndeki sahrâ çiftlikde kırk bin koyun anlar cümle Melek Paşa'nındır ve Çermik'de menim mâlım yokdur. Cümle karındaşım Hacı Mûsâ Ağa'nındır ve andaki mâl cümle Kaya Sultân'ındır. Kaya Sultân Van'da Kaya Çelebi ile taş kayasıyla ortaklardır. Altunlarda menim alâkam, bir ahçam ve bir habbem yokdur" deyü yemîn etdikde havzdan uryân çıkarup fakîr Kudde'nin ve hakîr Defterdâr'ın vücûdlarına üç yüz kırbaç urup figânları evce peyveste olup ol zahm-âlûd ile ol şiddet-i şitâda yine havz içine koyup âh [u] enîn etmeğe başladılar. Hakîr eyitdim: "Bre Mehemmed Kethüdâ cemî‘i dostlara haber gönder. Karz-ı hasen bir kaç yüz kîse dahi alup kuş cânlarınız halâs edin" dedim. Bunlar eyitdiler "Ya biz hapisde iken bizlere kim bir fülus-ı ahmer inanırlar. Bizi bir hapisden ıtlâk etsinler, ba‘dehû sâhib-i devletin murâd [u] merâmları üzre mâl bulup halâs olalım" dediler. Hakîr İpşir Paşa'ya varup bu kelâmları söyledim. "Anlar hapisde iken dahi ol kadar mâlı verirler. Anlar eyi âdemlerdir, yohsa şimdi anları katl ederdim" dedikde hakîr yine gelüp istimâ‘ etdiğim üzre İpşir Paşa'nın sözlerin bir bir takrîr eyledüm. Hâh-nâ-hâh üçüncü gün Defterdârdan üç bin sekiz yüz kîse ve sarâyında olan cümle emvâl u erzâkların ve cümle ser-i kârda olan tevâbi‘lerin haps edüp anlardan dahi iki bin kırk kîse mâl tahsîl eyleyüp Diyârbekir'de Bakkaloğlu'na ve Mehemmed Çelebi'ye ve karındaşı Hacı Mûsâ'ya ve Mehemmed Kethüdâzâde İbrâhîm Beğ'in cümle mâl [u] erzâkların mîrîye zabt u rabt etmek içün kapucubaşılar gidüp kendülerini kayd-bend ile der-i devlete fermân-ı şehriyârîler Diyârbekir Valisi Firârî Mustafâ Paşa'ya emirler gitdi. Ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'nin mâlı yok idi. Amma cümle Melek emlâki ve çiftliği ve akarâtları mîrîye ahz u kabz olunup her gün yine bunları gûnâ-gûn işkence ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 184b–185a ·
metinde göster ·
… ındaşım Hacı Mûsâ Ağa'nındır ve andaki mâl cümle Kaya Sultân'ındır. Kaya Sultân
Van'da
Kaya Çelebi ile taş kayasıyla ortaklardır. Altunlarda menim alâkam, bir ahçam v …
Kapudan içeri girdikde anı gördüm, bu hammâm câmekânının soffaları üzre iki yüz aded çatal fitilli sekbân u sarıca cellâdları âmâde idiler. Anı gördüm, bu câmekânın havz-ı kebîri su ile leb ber-leb olup ol rûz-ı zemherîrde Kudde Kethüdâ ve Moralı Defterdâr ve Mehemmed Efendi, üçünün dahi gerdenlerinde tokuz zincir ile uryân u büryân ve giryân u nâlân havz içinde iki gün iki gice imiş aç u zâc bir kamîs u serâvile muhtâc olduklarından mâ‘ada her gice cellâdlardan biner tâziyâne kırbaç yiyüp niçe gûne işkence ederlermiş. Hemân Kudde Kethüdâ'yı ol hâl-i diyergûnda görüp aklım başımdan gitdi. Yanına varup üçünün dahi destlerinden bûs etdim. Zîrâ veliyy-i ni‘metlerim idi. Kudde Kethüdâ eydür "Evliyâm bu ne hâldir?". Hakîr eyitdim: "Şimdi sâhib-i devlet yanında idim. Kudde halâs olmak dilerse üç bin kîse versin ve beş bin kîse paşa versin ve Mehemmed Efendi bin kîse versin. Yohsa üçünü de katl ederim, deyü yemîn etti" dedim. Hele Kudde 185a bin kîse ve defterdâr iki bin kîse ve mevkûfâtî beş yüz kîse ve beş yüz cild kitâb-ı müstetâb verecek oldular. Bu kerre İpşir Paşa kethüdâsı Sâlîh Ağa eydür "Ey Mehemmed Kethüdâ, Kırşehri'ndeki kırk bin koyun niçe oldu ve Diyârbekir Çermik'i şehrindeki bin kîse niçe oldu ve Van'da Mallı Kaya Çelebi ortağındaki beş yüz kîse altun niçe oldu ve Gümrük Emîni Hasan Ağa karındaşı Anton Ermenî kâfirdeki iki bin kîse malınız niçe oldu" deyince Kudde Kethüdâ eydür "İşte Evliyâm, bilür, ol Kırşehri'ndeki sahrâ çiftlikde kırk bin koyun anlar cümle Melek Paşa'nındır ve Çermik'de menim mâlım yokdur. Cümle karındaşım Hacı Mûsâ Ağa'nındır ve andaki mâl cümle Kaya Sultân'ındır. Kaya Sultân Van'da Kaya Çelebi ile taş kayasıyla ortaklardır. Altunlarda menim alâkam, bir ahçam ve bir habbem yokdur" deyü yemîn etdikde havzdan uryân çıkarup fakîr Kudde'nin ve hakîr Defterdâr'ın vücûdlarına üç yüz kırbaç urup figânları evce peyveste olup ol zahm-âlûd ile ol şiddet-i şitâda yine havz içine koyup âh [u] enîn etmeğe başladılar. Hakîr eyitdim: "Bre Mehemmed Kethüdâ cemî‘i dostlara haber gönder. Karz-ı hasen bir kaç yüz kîse dahi alup kuş cânlarınız halâs edin" dedim. Bunlar eyitdiler "Ya biz hapisde iken bizlere kim bir fülus-ı ahmer inanırlar. Bizi bir hapisden ıtlâk etsinler, ba‘dehû sâhib-i devletin murâd [u] merâmları üzre mâl bulup halâs olalım" dediler. Hakîr İpşir Paşa'ya varup bu kelâmları söyledim. "Anlar hapisde iken dahi ol kadar mâlı verirler. Anlar eyi âdemlerdir, yohsa şimdi anları katl ederdim" dedikde hakîr yine gelüp istimâ‘ etdiğim üzre İpşir Paşa'nın sözlerin bir bir takrîr eyledüm. Hâh-nâ-hâh üçüncü gün Defterdârdan üç bin sekiz yüz kîse ve sarâyında olan cümle emvâl u erzâkların ve cümle ser-i kârda olan tevâbi‘lerin haps edüp anlardan dahi iki bin kırk kîse mâl tahsîl eyleyüp Diyârbekir'de Bakkaloğlu'na ve Mehemmed Çelebi'ye ve karındaşı Hacı Mûsâ'ya ve Mehemmed Kethüdâzâde İbrâhîm Beğ'in cümle mâl [u] erzâkların mîrîye zabt u rabt etmek içün kapucubaşılar gidüp kendülerini kayd-bend ile der-i devlete fermân-ı şehriyârîler Diyârbekir Valisi Firârî Mustafâ Paşa'ya emirler gitdi. Ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'nin mâlı yok idi. Amma cümle Melek emlâki ve çiftliği ve akarâtları mîrîye ahz u kabz olunup her gün yine bunları gûnâ-gûn işkence ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 184b–185a ·
metinde göster ·
… nda böyle ayn-ı câriye yokdur, illâ Erzurûm'da Cennet çeşmesi bınarı ve kal‘a-i
Van'da
Kırkçeşme bınarı ve bir dahi Budin ser-haddinde Usturgon kal‘ası içinde kayadan …
Sitâyiş-i içkal‘a kaynağı suyu : Ayn-ı Hamrevât gibi lezîz değildir, ammâ yine gâyet berd sudur. Kal‘a içinde on aded âsiyâb-ı dakîkleri dikkat üzre deverân etdirir ayn-ı câriyedir. Bir diyârın içkal‘asında böyle ayn-ı câriye yokdur, illâ Erzurûm'da Cennet çeşmesi bınarı ve kal‘a-i Van'da Kırkçeşme bınarı ve bir dahi Budin ser-haddinde Usturgon kal‘ası içinde kayadan çıkup nehr-i Tuna'ya rîzân olan aynü'l-hayâtdır ve biri dahi bu Diyârbekr'in içkal‘a suyudur kim bu zikr olunan kal‘alar kırkar yıl muhâsara olunsalar be-emr-i Hudâ aslâ su içün sıklet çekmezler. Ve mezkûrûn suların ne cânibden geldiğin bir kimesne bilmezler. Hamd-i Hudâ ihsân-ı İlâh'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 202a ·
metinde göster ·
Bu bostânlarda olan âbdâr kavun bir diyârda olmaz, illâ diyâr-ı
Van'da
Bohtân kavunu olur. Ammâ bu Diyârbekir kavunu iridir ve gâyet âbdâr [u] hoş-hor …
Bu bostânlarda olan âbdâr kavun bir diyârda olmaz, illâ diyâr-ı Van'da Bohtân kavunu olur. Ammâ bu Diyârbekir kavunu iridir ve gâyet âbdâr [u] hoş-hordur ve gâyet müşk [ü] amber-i hâm gibi bir gûne râyiha-i tayyibesi var kim bir kerre tenâvül edenün dimâğından bir hefteye dek râyiha-ı bıttîh gitmek ihtimâli yokdur; hatta ulemâ-yı Kürdistân ve fuzalâ-yı Sûrânistân: "Hazret-i Ebâbekrin es-Siddîk'ün râyihası kavun gibi kokardı", demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 208a ·
metinde göster ·
diyâr-ı Hakkarî ve Cizre ve İmâdiyye ve Musul ve Şehrezûl ve Harîr ve Ardalân v …
Müverrih Mıkdısî kavli üzre ba‘de't-tûfân-ı Nûh, imar olan şehr-i Cûdî'dir, andan kal‘a-i Sincâr'dır, andan bu kal‘a-i Mefârikîn'dir ammâ şehr-i Cûdî sâhibi Hazret-i Nûh ümmetinden Melik Kürdim altı yüz sene mu‘ammer olup Kürdistân diyârların geşt [ü] güzâr ederek bu Mefârikîn'e gelüp âb u hevâsından hazz edüp bu zemînde sâkin olup evlâd [u] ensâbı gâyet 219a çok olup lisân-ı İbrî'den indiyyât bir gayrı lisân-ı Turrehât peydâ etdi kim ne İbrî'dir, ne Arabî ve ne Pârisî ve ne lisân-ı Derî'dir ve lisân-ı Pehlevî'dir, ana hâlâ lisân-ı Kürdim derler. Bu diyâr-ı Mefârikîn'de peydâ olup hâlâ diyâr-ı Kürdistân'da isti‘mâl olunan lisân-ı Kürd Hazret-i Nûh ümmetinden Melik Kürdim'den kalmışdır, ammâ vilâyet-i Kürdistân dağistân u sengistân bilâd-ı bî-pâyân olmağile on iki gûne lisân-ı Ekrâd vardır kim birbirlerine elfâzları ve lehce-i mahsûsaları muğâyirdir kim niçesi birbirlerinin kelimâtların tercümân ile anlarlar. Memâlik-i azîmdir, bir ucu cânib-i şimâlde diyâr-ı Erzurûm'dan diyâr-ı Van'dan diyâr-ı Hakkarî ve Cizre ve İmâdiyye ve Musul ve Şehrezûl ve Harîr ve Ardalân ve Bağdâd ve Derne ve Derteng ve ta Basra'ya varınca yetmiş konak yer Kürdistân u sengistân add olunur kim Irâk-ı Arab ile Âl-i Osmân mâbeyninde bu kûh-ı bülendler içre altı bin aded aşâ’ir ü kabâ’il-i Ekrâd sedd-i sedîd olmasa kavm-i Acem diyâr-ı Rûm'a istîlâ etmeleri emr-i sehl idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 218a–219a ·
metinde göster ·
… kûbîlerin ve re‘âyâ-yı Arabîlerin cizyesi Van kulu aklâmıdır. Her re’s-i senede
Van'dan
bir ağa gelüp mezkûr Arabî re‘âyâlardan harâcları tahsîl edüp Van kuluna ulûfe …
Van eyâletinde başka hükûmetdir. Taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu yerine eyâletinin ebvâb-ı mahsûlâtı kendiye hâs olmuşdur. Beher yevm eyâletinden hâna bir kîle-i mevik akçe hâsıl olur. Pâyede Van eyâleti pâyesidir. İki bin asker ile hükm-i hükûmât edüp bir sefer iktizâ ederse yahûd Van kal‘ası dezengi ta‘mîr ü termîmine da‘vet olunursa Van serdârıyla sefer eşer. Ve şehir içre gelen kârbânın bâc-ı bâzârı kendüye hâs kayd olunmuşdur. 223b Ammâ bu şehrin içinde olan Ermenî Ya‘kûbîlerin ve re‘âyâ-yı Arabîlerin cizyesi Van kulu aklâmıdır. Her re’s-i senede Van'dan bir ağa gelüp mezkûr Arabî re‘âyâlardan harâcları tahsîl edüp Van kuluna ulûfe verilir. Hânın bu harâcda alâkası yokdur ammâ Muş sahrâsı harâcı cümle hânın kayd-ı hayâtıyla ocaklık hâssıdır kim senevî yigirmi altı bin guruş hâsıl olur. Fâtih-i Revân Sultân Murâd Hân, ba‘de'l-fethi Revân bu Bitlîs hânı sarâyında mihmân olup hizmeti mukâbelesinde hatt-ı şerîf ile hâna Muş harâcın ihsân etmişdir. Hân dahi ol harâcdan Bitlîs kal‘ası dizdârının ve iki yüz aded neferâtlarının vazîfe-i mu‘ayyenelerin mezkûr hâsdan ve mahsûlât-ı bâc-ı bâzârdan verüp kal‘a hânın taht-ı tasarrufunda olup miftâhları her şeb [ü] rûz hânda durur. Mefrûzu'l-kalem ve maktû‘u'l-kadem serbest hükûmetdir ve hayli vâsi‘ eyâleti vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 223a–223b ·
metinde göster ·
… t ve hakîkat u ma‘rifetden taşra taş koparırsan senden baş kopar. Lûtf eyle ben
Van'da
iken cümle halk ile yahşı geçin ve illâ eğer dersen İpşir Paşa bu Melek Ahmed P …
Andan sonra Murâd Hân efendim merhûmun fermânı üzre senin üzerine asker cem‘ edüp Diyârbekir'den Mifârıkîn kal‘asına dek gelüp tarafeynimize maslahatın görüp senden yetmiş kîse mâl ve bu kadar metâ‘ [u] menâl alup "Menem; Diyârbekir eyâletinde değil Van eyâletindedir." deyü ığmâz-ı ayn edüp senin üstüne sefer etmeden ferâğat edüp bu kadar üsârâlar alınup bu kadar mâl-ı Firâvân ile asâkir-i Âl-i Osmân muğtenim olup sâlimîn ü gânimîn iken yine sen epsem duymayup tâzeliğin hasebiyle Erzurûm eyâletinde Bingöl yaylağına çıkan Ekrâd tâ’ifesinden bâc-ı öşr alırım deyü yetmiş bin koyun nehb ü gâret etdiğinde koyun sâhibleri Erzurûm'da bana gelüp tazallum etdiklerinde sana bir muhabbetnâmem ile koyuncular kethudâmı gönderdiğimde, "Ben anın eyâletinde vekîlim ve ben bir hân-ı âlîşânım, bende ne alâkası var Melek Ahmed Paşa'nın deyüp muhabbetnâmemi pâre pâre edüp "Koyuncular kethudâsını katl idem!..." dedin. Mudikî Alî Ağa ricâ edüp koyuncular kethudâm halâs olup Erzurûm'a geldikde üstüne asker çeküp gelmek sadedinde iken Sultân İbrâhîm Hân beni Erzurûm'dan ma‘zûl edüp yine sen ol zamân elimden halâs oldun. Mezâ mâ mezâ, ol zamânlar sen de biz de tâze idik. Ammâ sana nasîhatim oldur kim hamd-i Hudâ yine görüşmek müyesser olup bu kadar ni‘metin tenâvül edüp bu kadar ihsânların gördüm. Ammâ, ey hân karındaşım senden ricâm oldur kim biz Âl-i Osmân pâdişâhlarının vezîrleriyiz. Husûsan dâmâd-ı Sultân Murâd Hân'ım. Nitekim ben Van eyâletine mutasarrıfım. Sen benim taht-ı eyâletimde serbes hâkimsin ve mü’ebbed ocaklık olmak üzre bu eyâletine mutasarrıfsın. Ammâ paşayı hâneme kondurup bu kadar i‘zâz u ikrâm etdim, deyüp yanında olan hokkabâz ve sürâhîbâz ve ol sihirbâz maymuncuların sözlerine uyup Kürd damarları depreşüp bir nâ-şer‘ ü nâ-hemvâr işde bulunmayasın ve her tarafında meştâ olan mîr-i aşâ’irler ile hüsn-i zindegâne edüp memûr olduğun pâdişâh hizmetlerini edâ idesin. Ve illâ bu Melek karındaşın söz[i] doğrudur, zerre kadar şerî‘at u tarîkat ve hakîkat u ma‘rifetden taşra taş koparırsan senden baş kopar. Lûtf eyle ben Van'da iken cümle halk ile yahşı geçin ve illâ eğer dersen İpşir Paşa bu Melek Ahmed Paşa'yı Van'a sürdü, ne vaka‘ u vakârı olsa gerek dersen, ben hâlâ hatt-ı şerîf ile serdâr-ı mu‘azzam ve tuğrâ-yı garrâ-keş düstûr-ı mükerremim, hemân epsem olup tarîk-ı Hak'dan ayrılma. Sana nasîhatim budur." deyince hân eydür: "Hakkâ ki ata ve dede nasîhatidir, el-emrü emrüküm, sultânım" deyüp hân ile Paşa yine öpüşüp vedâlaşup giderken hân paşaya eyitdi: "Sultânım, Evliyâ Çelebi kulunuz bunda birkaç gün dursun. Akîbinizce Van'a ulaşdırırım." dedikde paşa: "Evliyâ'm, hân fermânıyla birkaç gün kalup yine tiz gel" deyüp me’zûn olup paşa Van'a revâne oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 236a ·
metinde göster ·
… miz mertebe Van bahrine mahlût olan nühûrları bildirir :Ammâ bu mahall-i Taht-ı
Van'da
yol iki fırkadır. Van bahrinin cânib-i cenûbîsindeki sağ tarafa giden sa‘b u se …
Evvelâ bu Van deryâsı etrâfın seyâhat edüp ayne'l-yakîn etdiğimiz mertebe Van bahrine mahlût olan nühûrları bildirir :Ammâ bu mahall-i Taht-ı Van'da yol iki fırkadır. Van bahrinin cânib-i cenûbîsindeki sağ tarafa giden sa‘b u sengistân Güzeldere ve Kepân ve kal‘a-i Vastân yoludur kim Hakkarî vilâyeti içre Van deryâsı kenârıyla 237a Van'a gider. Ammâ bu Taht-ı Van'dan yine leb-i deryâ ile cânib-i şimâle niçe kılâ‘ları ubûr edüp on günde Van'a gider. Paşa efendimizin bu taraf ile Van'a revâne olduğun hakîr haber alup biz dahi refîklerimiz ile Taht-ı Van'dan kalkup cânib-i şimâle leb-i deryâ ile giderken Rahova sahrâsının nihâyeti şarkîsi tarafı cümle deryâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 236b–237a ·
metinde göster ·
… Hakkarî vilâyeti içre Van deryâsı kenârıyla 237a Van'a gider. Ammâ bu Taht-ı
Van'dan
yine leb-i deryâ ile cânib-i şimâle niçe kılâ‘ları ubûr edüp on günde Van'a gid …
Evvelâ bu Van deryâsı etrâfın seyâhat edüp ayne'l-yakîn etdiğimiz mertebe Van bahrine mahlût olan nühûrları bildirir :Ammâ bu mahall-i Taht-ı Van'da yol iki fırkadır. Van bahrinin cânib-i cenûbîsindeki sağ tarafa giden sa‘b u sengistân Güzeldere ve Kepân ve kal‘a-i Vastân yoludur kim Hakkarî vilâyeti içre Van deryâsı kenârıyla 237a Van'a gider. Ammâ bu Taht-ı Van'dan yine leb-i deryâ ile cânib-i şimâle niçe kılâ‘ları ubûr edüp on günde Van'a gider. Paşa efendimizin bu taraf ile Van'a revâne olduğun hakîr haber alup biz dahi refîklerimiz ile Taht-ı Van'dan kalkup cânib-i şimâle leb-i deryâ ile giderken Rahova sahrâsının nihâyeti şarkîsi tarafı cümle deryâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 236b–237a ·
metinde göster ·
Evvelâ bu Van deryâsı etrâfın seyâhat edüp ayne'l-yakîn etdiğimiz mertebe Van bahrine mahlût olan nühûrları bildirir :Ammâ bu mahall-i Taht-ı Van'da yol iki fırkadır. Van bahrinin cânib-i cenûbîsindeki sağ tarafa giden sa‘b u sengistân Güzeldere ve Kepân ve kal‘a-i Vastân yoludur kim Hakkarî vilâyeti içre Van deryâsı kenârıyla 237a Van'a gider. Ammâ bu Taht-ı Van'dan yine leb-i deryâ ile cânib-i şimâle niçe kılâ‘ları ubûr edüp on günde Van'a gider. Paşa efendimizin bu taraf ile Van'a revâne olduğun hakîr haber alup biz dahi refîklerimiz ile Taht-ı Van'dan kalkup cânib-i şimâle leb-i deryâ ile giderken Rahova sahrâsının nihâyeti şarkîsi tarafı cümle deryâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 236b–237a ·
metinde göster ·
… bi-emrillahi Ta‘âlâ zehresi çâk olup mürd olur. Hatta Yahûd hâhamlarının birine
Van'da
Sübhân dağına varasın!", disen "Başına uğrayup bolay ki sen varasın!", derler. …
Hikmet-i garîbe: Bu kûh-ı bülend üzre kavm-i Yahûd urûc etse bi-emrillahi Ta‘âlâ zehresi çâk olup mürd olur. Hatta Yahûd hâhamlarının birine Van'da Sübhân dağına varasın!", disen "Başına uğrayup bolay ki sen varasın!", derler. Hâlâ elsine-i ârifânda darb-ı mesel olmuşdur. Hikmet-i Hudâ bu kûh-ı Sübhân'da otlayan devâbâtın çoğu ikişer kuzular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 243a ·
metinde göster ·
… enâkıb-ı netîce: Ol zamân ki Hazret-i Alîyy-i Kerrâr kerremallahu veche sâhil-i
Van'da
ejderhâ ile ceng edüp su‘bânı katl idince su‘bân, yılanın bir nev‘i olmağile ge …
Menâkıb-ı netîce: Ol zamân ki Hazret-i Alîyy-i Kerrâr kerremallahu veche sâhil-i Van'da ejderhâ ile ceng edüp su‘bânı katl idince su‘bân, yılanın bir nev‘i olmağile gecerek mürd olup pür-potur olarak su‘bânın lâşe-i murdârı Van deryâsına düşüp talattum-ı deryâ ile ejderin lâşesi Van kal‘ası kurbünde leb-i deryâya düşüp cîfe-i murdârı çürüyüp üstühânları kalur. Ba‘dehû sene 525 târîhinde Van kal‘asın binâ eden Kılıç Arslan Şâh ejderhânın kemiklerin cem‘ edüp demir zencîrler ile cümle üstühânları tertîb üzre dizüp Van kal‘asının aşağıdaki Rıbat kullesi ve Veled kullesi mâbeynine zencîrler ile ibret-nümâ içün mezkûr kemikleri âvîze edüp cümle seyyâhân-ı berr ü bihâr gelüp seyr [ü] temâşâ ederlerdi. Ta ki sekiz yüz beş târîhinde Timur Hân Mâverâü'n-nehir'den hurûc eyleyüp kal‘a-i Van'ı kâmil üç sene muhâsara eyleyüp bâğ diküp meyvesin yeyüp âhir fethi müyesser olmayup hâ’ib ü hâsir gider oldukda Hindistân'e tehî dest gitmemek içün mezkûr ejderhânın kemiklerin aşağı kal‘a dîvârından alup on katar develere kemikleri tahmîl edüp Hindistân'a götürüp hâlâ anda (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) râygândır, derler. Ammâ hakîr Hindistân'a varmamak ile görmedim. Allahümme yessir bi'l-hayr ve'l-âfiye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 244a ·
metinde göster ·
… yli mesâfede sun‘-ı Hudâ-yı azîm bir ılıca vardır kim her sene kabak mevsiminde
Van'dan
Bitlîs ve Ahlat ve Kürdistân'dan niçe bin âdemler çadırlarıyla ve me’kûlât [u] …
Evsâf-ı germâb-ı kal‘a-i Ercîş: Şimâlîsi tarafında Erzurûm râhı cânibinde bir hayli mesâfede sun‘-ı Hudâ-yı azîm bir ılıca vardır kim her sene kabak mevsiminde Van'dan Bitlîs ve Ahlat ve Kürdistân'dan niçe bin âdemler çadırlarıyla ve me’kûlât [u] meşrûbâtlarıyla gelüp üç ay kâmil zevk [u] safâ-yı işret-i germâ-germ-i germâb edüp kisb-i tarâvet ederek ten-dürüst olurlar. 245b{Ve bu germâbda} ebniyye-i azîmler ile âsâr-ı kadîmeler vardır kim binâ-yı İskender'dir derler. Ammâ germâbı bir değirmânı deverân etdirir gâyet ıssı sudur. Buhayre-misâl havzda cümle âşıkân ma‘şûklarıyla şinâverlik edüp koç kocağ olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 245a–245b ·
metinde göster ·
… n Hüsrev Paşa yeğeni Süleymân Beğ ve (---)(---)(---) ve Hasan Ağa ve oğulları
Van'dan
menfâ iken kapucubaşı anları Van'a komağa getirdiğin Van kulu istimâ‘ edüp ve n …
Zîrâ bu kal‘a-i Van dest-i Âl-i Osmân'a girelden beri eyâlet-i Van'a mutasarrıf olmuş Melek Ahmed Paşa gibi mühürden ma‘zûl ve iki kerre kâ’immakâm olmuş ve dâmâd-ı şehriyârî olmuş bir vezîr gelmemişdir. Pâdişâhlar ve mühür sâhibi serdâr-ı mu‘azzamlar ve gayrı gûne sipehsâlârlar gelmişdir ammâ sadrıa‘zamlıkdan ma‘zûl Van vâlîsi gelmemişdir. Paşa dahi kevkeb-i taht-ı sa‘âdet sâhibi müte‘azzım ve dârât-ı Bermekîy-yi zîşân bir âsaf-ı Âl-i Osmân olduğundan ta Diyârbekir kurbünde Tercil kal‘ası nâm mahalden tuğra-yı garrâ ile emr-i pâdişâhî yazup Van kal‘asının ta‘mîr ü termîmi içün bir kapucubaşı kulların Van'a göndermiş idi. Ol günden cümle Van halkının etekleri dutuşup cümle kavm-i Kürdistân ve asâkir-i Van ta Diyârbekir ve Hazzo ve Bitlîs câniblerinde istikbâle gelirlerdi. Hatta paşanın yanı sıra ser-bevvâbân-ı dergâh-ı âlîden Kabakulak Mustafâ Ağa nâm bir benâm kapucubaşı kırk kapucusu ile Van ağalarından Hüsrev Paşa yeğeni Süleymân Beğ ve (---)(---)(---) ve Hasan Ağa ve oğulları Van'dan menfâ iken kapucubaşı anları Van'a komağa getirdiğin Van kulu istimâ‘ edüp ve niçe yüz aded Van a‘yânının katllerine fermân-ı şerîfler sâdır olduğun cümle Van eyâleti beğleri Van a‘yânının yeğleri istimâ‘ edüp havf [u] haşyetlerinden mezkûr Çaybaşı nâm mahalde bir gün bir gicede ol kadar hedâyâ ve mâl-ı bî-hisâb geldi kim ta‘bîr olunmaz ve paşa ağavâtları dahi cümle hedâyâlar ile 247a muğtenim oldular. Bu Çaybaşı mahallinde ale's-sabâh alây ile Van'a revâne olup girilmesi fermân olundu. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246b–247a ·
metinde göster ·
… bânlar kesilüp paşa sarâya dâhil olunca Müsellim Arganalı Ahmed Ağa dîvânhâne-i
Van'da
bir sımât-ı Muhammedî çeküp bir ziyâfet-i azîm olmuşdur kim gûyâ ziyâfet-i Bitl …
Paşa bu hâli görüp barûd gibi tutuşup eydür: "Hay nâmerd dizdâr, Sultân Murâd Hân efendimle yine bu mahalle geldikde bu kadar top atılmadı. Şimdi bu kadar barûd-ı siyâh vakfullahdan isrâf oldu" deyü dizdâra gazaba gelmişken hemân Van'ın İskelebaşı köyüne karîb geldikde Van kayasının evc-i âsumâna çıkmış yerlerinin ta ortalarından birer yaylım şayka toplarına âteş edüp sepet sandûkası kadar taş gülleler kimi Van sahrâsına kimi Van deryâsına düşünce paşa dibelik âteş-i mahz olup bir atlı mehter dizdâra, atmasın deyü tenbîhe gitdi. Ammâ ne fâ’ide, atılan gülle ve yanan barûd gerü gelmez. Bu hâl üzre paşa şehir halkının istikbâline çıkan bây [u] gedâlara selâm vererek bin altmış beş Receb'i âhirinde İskele kapusundan içeri Van'a dâhil olup şehir içinde ahâlî-i esnâfât şâhrâh üzre pâyendâzlar edüp ve tarîk-ı âm üzre niçe yüz kurbânlar kesilüp paşa sarâya dâhil olunca Müsellim Arganalı Ahmed Ağa dîvânhâne-i Van'da bir sımât-ı Muhammedî çeküp bir ziyâfet-i azîm olmuşdur kim gûyâ ziyâfet-i Bitlîs Hânı idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 248a ·
metinde göster ·
… lle kurup cümle askerim bu mahalde haymeleriyle meks eylesin ve cemî‘i eyâlet-i
Van'da
yigirmi yedi sancak beğleri ve ocaklık hâkimleri Van'a gelüp hizmet-i pâdişâhîd …
Hemân paşa-yı müdebbir eydür: "Gel e kethudâ! Benim cümle otaklarım bu mahalle kurup cümle askerim bu mahalde haymeleriyle meks eylesin ve cemî‘i eyâlet-i Van'da yigirmi yedi sancak beğleri ve ocaklık hâkimleri Van'a gelüp hizmet-i pâdişâhîde bulunup bu toprağı Van deryâsına döküp bu kal‘ayı türâbdan tathîr edelim." dedikde cümle hâs u âm "Allah âsân getire, devletli vezîr!" deyüp "Bismillahirrahmânirrahîm" deyüp ibtidâ kendüleri yedi kerre eteğiyle 249a toprak taşıyınca azamet-i Allah cümle iç ağaları ve cümle Van ağaları toprak taşımağa başlayup şehirde dellâllar nidâ edüp herkes gele ve köle ve külfesi ve tobrasıyla kal‘a altındaki toprağı taşımağa başlayup deryâya dökerlerdi. Hemân paşanın serâperdesi ve cümle askerinin hayme vü hargâhları ve cümle Van askerinin bârhâne ve bâr [u] bengâhları sahrâ-yı Van'a kurulup cümle vâdî-i Van sâhil-i bahre varınca hayme-i çetr-i mülemma‘lar ile ma‘mûr u âbâdân olup der-akab pa(di)şa-yı dûrbîn-fikr destine kilk-i cevâhir-nisârın alup eyâlet-i Van'da ne kadar sancak beğleri ve ocaklık hâkimleri var ise cümlesine tuğrâ-yı garrâ çeküp yarlığ-ı belîğ-i şâhî tahrîr etdirüp "Mekke ve Medîne pâdişâhına mutî‘ u münkâd iseniz elbette hizmet-i pâdişâhîye gelüp Van kal‘ası derneğine gelesiz!" deyü her sancağa birer ağa emr-i pâdişâhîler ile cemî‘i Ekrâd ümerâlarını da‘vete gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 248b–249a ·
metinde göster ·
… p der-akab pa(di)şa-yı dûrbîn-fikr destine kilk-i cevâhir-nisârın alup eyâlet-i
Van'da
ne kadar sancak beğleri ve ocaklık hâkimleri var ise cümlesine tuğrâ-yı garrâ ç …
Hemân paşa-yı müdebbir eydür: "Gel e kethudâ! Benim cümle otaklarım bu mahalle kurup cümle askerim bu mahalde haymeleriyle meks eylesin ve cemî‘i eyâlet-i Van'da yigirmi yedi sancak beğleri ve ocaklık hâkimleri Van'a gelüp hizmet-i pâdişâhîde bulunup bu toprağı Van deryâsına döküp bu kal‘ayı türâbdan tathîr edelim." dedikde cümle hâs u âm "Allah âsân getire, devletli vezîr!" deyüp "Bismillahirrahmânirrahîm" deyüp ibtidâ kendüleri yedi kerre eteğiyle 249a toprak taşıyınca azamet-i Allah cümle iç ağaları ve cümle Van ağaları toprak taşımağa başlayup şehirde dellâllar nidâ edüp herkes gele ve köle ve külfesi ve tobrasıyla kal‘a altındaki toprağı taşımağa başlayup deryâya dökerlerdi. Hemân paşanın serâperdesi ve cümle askerinin hayme vü hargâhları ve cümle Van askerinin bârhâne ve bâr [u] bengâhları sahrâ-yı Van'a kurulup cümle vâdî-i Van sâhil-i bahre varınca hayme-i çetr-i mülemma‘lar ile ma‘mûr u âbâdân olup der-akab pa(di)şa-yı dûrbîn-fikr destine kilk-i cevâhir-nisârın alup eyâlet-i Van'da ne kadar sancak beğleri ve ocaklık hâkimleri var ise cümlesine tuğrâ-yı garrâ çeküp yarlığ-ı belîğ-i şâhî tahrîr etdirüp "Mekke ve Medîne pâdişâhına mutî‘ u münkâd iseniz elbette hizmet-i pâdişâhîye gelüp Van kal‘ası derneğine gelesiz!" deyü her sancağa birer ağa emr-i pâdişâhîler ile cemî‘i Ekrâd ümerâlarını da‘vete gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 248b–249a ·
metinde göster ·
… İrân ve Turan askeriyle Van üzre gelmeğe kasd idince hemân Serdâr İbrâhîm Paşa
Van'dan
deryâ-misâl asker ile şâh üzre müteveccih olup Van'dan cânib-i şarka ve şimâlî …
Andan sene 940 târîhinde Süleymân Hân atf-ı inân-ı cânib-i Tebrîz ve Bağdâd-ı dilsitân edüp gitmede. Beri cânibde kal‘a-i Van'ı ibtidâ hâkim-i Âl-i Osmân olan Hüsrev Paşa Van'ı imâr etmede. Şâh-ı bed-fi‘âl Van'a Âl-i Osmân'ın istîlâ etdüği haberin alup İrân ve Turan askeriyle Van üzre gelmeğe kasd idince hemân Serdâr İbrâhîm Paşa Van'dan deryâ-misâl asker ile şâh üzre müteveccih olup Van'dan cânib-i şarka ve şimâlî tarafında diyâr-ı Salmas'a gitdi kim Van ile Salmas'ın mâbeynehümâsı yedi fersahdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 249b ·
metinde göster ·
… emân Serdâr İbrâhîm Paşa Van'dan deryâ-misâl asker ile şâh üzre müteveccih olup
Van'dan
cânib-i şarka ve şimâlî tarafında diyâr-ı Salmas'a gitdi kim Van ile Salmas'ın …
Andan sene 940 târîhinde Süleymân Hân atf-ı inân-ı cânib-i Tebrîz ve Bağdâd-ı dilsitân edüp gitmede. Beri cânibde kal‘a-i Van'ı ibtidâ hâkim-i Âl-i Osmân olan Hüsrev Paşa Van'ı imâr etmede. Şâh-ı bed-fi‘âl Van'a Âl-i Osmân'ın istîlâ etdüği haberin alup İrân ve Turan askeriyle Van üzre gelmeğe kasd idince hemân Serdâr İbrâhîm Paşa Van'dan deryâ-misâl asker ile şâh üzre müteveccih olup Van'dan cânib-i şarka ve şimâlî tarafında diyâr-ı Salmas'a gitdi kim Van ile Salmas'ın mâbeynehümâsı yedi fersahdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 249b ·
metinde göster ·
diyâr-ı Acem'i harâb u yebâb edüp âlet-i mülâhaza Van'ı muhâsara etmişlerdi. Pâ …
Anlar zeyl-i Van'a varup meterislere girüp niçe bin asâkir-i İslâm etrâf-ı Van'da diyâr-ı Acem'i harâb u yebâb edüp âlet-i mülâhaza Van'ı muhâsara etmişlerdi. Pâdişâh-ı Dârâ-kişver on günde şehr-i Tebrîz-i dilâvîz sahrâsına varup Şâh Tahmas'ın birâder-i kîhteri olan Elkas Mirzâ'nın iğvâsıyla yine Elkas'ı serdâr edüp kal‘a-i Hemedân ve Dergezîn ve Erdebil ve Nihâvend ve Kum ve Kâşân ve Kazvîn ve Merâğa ve Esedâbâd ve şehr-i Ucân ve şehr-i Rey ve şehr-i Isfahân-ı nısf-ı cihâna varınca hâk-i Irâk'da ve hâk-i Âzerbaycân'da ve hâk-i İrân-zemînde kırk günde yetmiş altı şehri harâb u yebâb ve ahâlîsin esîr ü kebâb ve hânedânların türâb edüp Elkas Mirzâ ile şehr-i Tebrîz altına ol kadar mâl-ı ganâ’im ile asker-i İslâm geldiler kim bir harbende bir katar bâr-ı şütür müşk [ü] amber-i hâma mâlik olduğu meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 250a ·
metinde göster ·
Ammâ bu şehr-i Van'da yeniçeri serdârı ve sipâh kethudâyeri yokdur. Zîrâ yeniçeri ağası yeniçerilere hâkimdir. Kal‘a sipâhiyânına sağ kol ve sol kol ve yigirmi dörd bölük neferâtları hâkimlerdir. Anınçün sipâh kethudâyeri yokdur ve Âsitâne sipâhîsi yokdur. Cümle Van-ı sedd-i îmân kullarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 254a ·
metinde göster ·
cümle otuz yedi aded sancak hâkimleri vardır. Ammâ Âl-i Osmân'ın azl ü nasb kab …
Evvelâ kânûn-ı Süleymân Hân üzre eyâlet-i Van'da cümle otuz yedi aded sancak hâkimleri vardır. Ammâ Âl-i Osmân'ın azl ü nasb kabûl eder sancakları cümle yigirmi aded güzîde sancaklardır. Evvelâ sancağ-ı Ercîş ve sancağ-ı Âdilcevâz ve sancağ-ı Muş ve Bârgîrî ve sancağ-ı Karkar ve sancağ-ı Kesânî ve sancağ-ı kal‘a-i Bayezid ve sancağ-ı Berda‘ ve sancağ-ı Erecik ve sancağ-ı Körladik ve sancağ-ı Çobanlık ve livâ-i Şureger ve livâ-i Dalegird ve sancağ-ı Zerikî ve sancağ-ı Van-ı sedd-i îmân, paşa tahtı sancağıdır, bu zikr olunan sancakların cümle beğleri Âl-i Osmân tarafından azl u nasb kabûl eder sancak beğleridir ve livâlarında hâs u harâclar cümle Van kulları aklâmlarıdır ve arâzî öşür verir, ze‘âmet ve timâra bâğlanmış yedi yüz pâre ma‘mûr u âbâdân kurâları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 254b ·
metinde göster ·
… ezdenşîr hazretleri ile akrabâlardır. Andan şimâlleri hâk-i kal‘a-i Van'dır kim
Van'dan
Araytı'da Hoşaf kal‘asına gelir. Andan,
Hükûmet-i gâzîyân-ı Mahmûdî: Bunlar Van'ın cânib-i şarkîsindeki yalçın dağlar içre sâkin olup Acem ile mâbeynlerinde ancak Şâh Gediği nâm bir dağ vardır ve müşâlarında Acem'in Kotur kal‘ası vardır. Bunlar cümle altı bin aded kılıç askerdir kim Kürdistân'da bunların atlısı gibi şecî‘ ve nâmdâr kavim yokdur. Kerrât ile Salmas ve Çorus ve Rûmiyye sahrâlarında Şâh askerine karşu koyup mansûr u muzaffer olmuşlardır. Beğleri Hoşaf kal‘asında sâkin olur bir tüvânâ İbrâhîm Beğ'dir kim kerrât ile ceng âteş-i Nemrûd'una girüp çıkmışdır. Ve bu kavm-i Mahmûdî yüz yigirmi aşîret beğleri add olunur kim cümlesi İbrâhîm Beğ'den yıllık ve donluk alırlar. Bunların da hâkinde hâs u harâc ve timâr u ze‘âmet vardır. Bunların cânib-i kıblesi Hakkarî'dir. Ve Hakkarî hânı Yezdenşîr hazretleri ile akrabâlardır. Andan şimâlleri hâk-i kal‘a-i Van'dır kim Van'dan Araytı'da Hoşaf kal‘asına gelir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 254b ·
metinde göster ·
ze‘âmet 48 ve timâr 147 kânûn-ı Süleymân Hân üzre cebelüleri ile cümle bin yüz …
Evvelâ livâ-i Van'da ze‘âmet 48 ve timâr 147 kânûn-ı Süleymân Hân üzre cebelüleri ile cümle bin yüz on beş aded güzîde askerdir ammâ sâ’ir huddâmları ile üç bin güzîde asker olur. Ve livâ-i Şureger ze‘âmet 30 ve timâr 133 ve livâ-i Çobanlu'da ze‘âmet 2 ve timâr 26 ve sancağ-ı Valegerz'de ze‘âmet 7 ve timâr 61 ve livâ-i Zerikî'de ze‘âmet 12 ve timâr 125 ve livâ-i Müks'de ze‘âmet 9 ve timâr 95 ve livâ-i Karkar'da ze‘âmet 15 ve timâr 102 ve livâ-i Hizân'da ze‘âmet 45 ve timâr 155 ve livâ-i Şirvân'da ze‘âmet 63 ve timâr 165 ve livâ-i Espa‘ird'de ze‘âmet 12 ve timâr 125 ve livâ-i Bârgîrî'de ze‘âmet 7 ve timâr 97 ve livâ-i Kesân'da ze‘âmet 9 ve timâr 105 ve livâ-i Ağakis'de ze‘âmet 12 ve timâr 155 ve livâ-i Benî Kutur'da ze‘âmet 3 ve timâr 96 ve livâ-i Berda‘da ze‘âmet 7 ve timâr 115 ve livâ-i Erecik'de ze‘âmet 3 ve timâr 86 ve livâ-i Şureger'de ze‘âmet 13 ve timâr 151.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 255b ·
metinde göster ·
… rtebe timâr u ze‘âmet olduğu Van Defterdârı Şânî Efendi himmetiyle defterhâne-i
Van'dan
Süleymân Hân defterlerin ve kânûnnâmelerin getirüp bu hakîr-i pür-taksîr cümle …
Bu merkûm sancaklarda bu mertebe timâr u ze‘âmet olduğu Van Defterdârı Şânî Efendi himmetiyle defterhâne-i Van'dan Süleymân Hân defterlerin ve kânûnnâmelerin getirüp bu hakîr-i pür-taksîr cümle livâlardaki timâr u ze‘âmetleri tahrîr etdik. Lâkin dörd aded hükûmetlerde olan timâr u ze‘âmetlerin niçesi Bitlîs hânına ve niçe yüzü Hakkarî hânına ve Mahmûdî ve Pinyanişî beğlerine hâs kaydıyla ihsân olunmuş timâr ve ze‘âmetler olduğundan tahrîr olunmadı. Ve bâlâda Van defterdârı ve çavuşlar kethudâsı ve emîni ve kâtibi ve defter kethudâsı ve timâr defterdârı ve'l-hâsıl (---) aded erbâb-ı dîvân hâcelerinin hâsları ve ze‘âmet ve timârları cümle bâlâda mahalliyle tahrîr olunmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 255b ·
metinde göster ·
Ba‘dehû Van paşasının akîbince Âl-i Osmân vüzerâları
Van'dan
bizzât pâdişâh-ı cem-kişver veyahûd serdâr-ı mu‘azzam olan vezîr-i server gider …
Ba‘dehû Van paşasının akîbince Âl-i Osmân vüzerâları Van'dan bizzât pâdişâh-ı cem-kişver veyahûd serdâr-ı mu‘azzam olan vezîr-i server gider. Andan sonra cümle mîr-i mîrânlar, andan sonra cümleye akîb Bitlîs hânı cümle askeriyle kazan dibi kalup dündâr olur kim geri kalanları indire ve bindire ve hastaları gözleye, gerüye firâr edenleri kırmağa me’mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 255b ·
metinde göster ·
hemân sefer eşer kırk sekiz bin asker-i güzîdedir. Bunlar cümle Âl-i Osmân'ın v …
Evvelâ Muş beği ve Âdilcevâz beği ve Ercîş beği ve Bârgîrî beği ve Bâyezîd beği ve Akçakal‘a beği ve Şureger beği ve Karacakal‘a beği ve Ekrâd-ı Mekü beği ve Ziyâeddîn beği ve Abagay beği ve Şatak beğleri. Bu zikr olunan on beş sancakda olan güzîde asker beğlerinin livâları altında tabılhânelerin döğerek Âl-i Osmân askerinin sol tarafında yürürler. Ammâ kal‘a neferâtlarının nısfı kal‘ada kalup nısfı sefere gitmek şartdır. Ammâ cem‘an yekûn asâkir-i Van altı bin aded Van kal‘ası kuludur ve altı bin asker sâ’ir kılâ‘ kullarıdır kim cümle on iki bin asker kılâ‘ kullarıdır. Kânûn üzre altı bini sefere me’mûrlardır ve üç bin asker dahi cebelüleriyle Van paşası askeri olur ve on iki bin asker-i Hakkarî'dir ve altı bin asker-i kavm-i Mahmûdî'dir ve altı bin asker-i Gâzîkıran-ı Pinyanişî'dir ve beş bin asker-i Bitlîs hânıdır. Ammâ eyâlet-i Van'ın 256a eğer Osmânlı sancaklarında ve eğer Kürdistân beğleri sancakları ki bâlâda tahrîr olunduğu üzre cümle otuz yedi aded sancaklardır kim kânûn-ı Süleymân Hân üzre mezkûr sancakları erbâb-ı ze‘âmetleri ve erbâb-ı timârlarının hîn-i gazâda cümle cebelüleri ile on iki bin kılıç erbâb-ı zu‘amâ askeridir. Ve nısıf kal‘a kulları ve üç bin paşa askeri ve Bitlîs hânı ve Hakkarî ve Mahmûdî ve Pinyanişî hâkimleri askeriyle cümle erbâb-ı zu‘amâ askeriyle cümle eyâlet-i Van'da hemân sefer eşer kırk sekiz bin asker-i güzîdedir. Bunlar cümle Âl-i Osmân'ın vazîfe ve timâr ve ze‘âmetin yeyen kullarıdır. Kırk elli bin asker dahi bunların huddâmân-ı pür-silâhları olur. Hakkâ ki bir asker-i güzîdedirler kim memâlik-i Âl-i Osmân'da kırk bir sene geşt ü güzâr etmediğimiz serhad kalmamışdır. Ammâ bu abd-i kemter Rûm'da Egre ve Budin ve Bosna gâzîleri kadar mücâhidîn-i fî sebîlillah bî-hîle ü bî-hud‘a asker görmedim. Ve diyâr-ı Anadolu'da Acem serhadlerinde Kars kulu ve bu Van kulu gibi serbâz ve şehbâz u güzîde müsellah bî-emân asker görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 255b–256a ·
metinde göster ·
… ‘i derler. Bir kapulu hayli vâsi‘ câmi‘dir ve bir minâresi vardır. Hatta 256b
Van'da
bir zelzele-i azîm oldukda minâresi münhedim olup Yeniçeri Ağası Ömer Ağa bir m …
Câmi‘-i Vang: Ta Hazret-i Dâvûd asrında binâ olunmuş ma‘bedgâh-ı kadîmdir. Ba‘dehû Hazret-i Ebâbekir elçilik ile geldikde mescid oldu ve niçe yüz mülûk-ı divelde câmi‘ olup âhir sene 940 târîhinde Süleymân Hân ta‘mîr ü tevsî‘ edüp Süleymân Hân câmi‘i derler. Bir kapulu hayli vâsi‘ câmi‘dir ve bir minâresi vardır. Hatta 256b Van'da bir zelzele-i azîm oldukda minâresi münhedim olup Yeniçeri Ağası Ömer Ağa bir musanna‘ minâre etmişdir kim minârenin alemi vakt-i zuhra dek ebr-i kebûtlar içre görünmezdir. Bu İçkal‘ada bundan gayrı câmi‘ yokdur. Cümle pencereleri aşağı şehre ve Edremit sahrâsındaki bâğ u bâğçelere nâzırdır. Andan sonra binâ olunan aşağı kal‘ada,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 256a–256b ·
metinde göster ·
… sarâyı kurbünde olmağile her cum‘a paşalar bu câmi‘de ibâdet ederler. Bu şehr-i
Van'da
bundan gayrı kurşumlu imâret yokdur. Andan,
Câmi‘-i Hüsrev Paşa: Süleymân Hân vüzerâlarından Koca Hüsrev Paşa'dır kim şehr-i Bitlîs içre bezzâzistânı ve kârgîr binâ sûk-ı sultânî ve Rahova sahrâsındaki hânı binâ eden Hüsrev-i Şîr câmi‘idir kim Van hâkimi iken bu câmi‘-i şerîfi binâ etmişdir kim cemî‘i kıbâbları ve medreseleri cümle rasâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr olmuş bir câmi‘-i pür-nûrdur. Orta kubbesi gâyet musanna‘dır ve zeheb-i hâlis ile mutalla‘ olmuş alemleri âfitâb-ı âlem-tâbın tesîriyle şa‘şa‘ası çeşm-i benî Âdemi hîrelendirir. Ve derûn-ı câmi‘de envâ‘-i zî-kıymet musanna‘ âvîzeleri vardır. Ve cânib-i erba‘asında revzenleri ve billûr ve necef ve moran camları gâyet münakkaşdır. Ve mihrâb u minberi ve mü’ezzinân mahfeli gâyet musanna‘dır. Ve bir İslâmbol tarzı minâre-i serâmedi vardır. Haremi etrâfında cümle medrese hücreleri vardır. Bu câmi‘-i pür-nûr Ortakapu iç yüzünde paşa sarâyı kurbünde olmağile her cum‘a paşalar bu câmi‘de ibâdet ederler. Bu şehr-i Van'da bundan gayrı kurşumlu imâret yokdur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 256b ·
metinde göster ·
… rakları olur, gûyâ berk-i bândır ve ma‘denüvâzı ve kerefisi ve mevzûn su kabağı
Van'da
tenâvül olunur ve çiriş ta‘bîr ederler bir giyâhdır tabh olup gâyet lezîzdir ve …
Der-beyân-ı nebât-ı sebzevât: Evvelâ Van lahanası ekâlîm-i seb‘ada yokdur kim ikisi bir bâr-ı şütür lahanası olur kim her biri fil şikemi kadar olur ve gâyet rakîk varakları olur, gûyâ berk-i bândır ve ma‘denüvâzı ve kerefisi ve mevzûn su kabağı Van'da tenâvül olunur ve çiriş ta‘bîr ederler bir giyâhdır tabh olup gâyet lezîzdir ve teresi ve soğanı ve fûmı ve kırpısı ve harbuzası dahi memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 258b ·
metinde göster ·
… elması yahûd Kocaeli'nde misket elması ve Rûm'da Köstendil elması ola, ammâ bu
Van'da
ol kadar elma olur kim ehl-i teferrüc birbirleriyle elma cengi ederler ve âbdâr …
Der-vasf-ı me’kûlât-ı müsmirrât: Evvelâ memdûh meyvesinden on iki gûne al yanaklı tebekânî ve cângüli ve seylânı ve zağafranı ve Şâmî nâmân tüffâhları olur kim misli meğer Kırım diyârında Sudak elması yahûd Kocaeli'nde misket elması ve Rûm'da Köstendil elması ola, ammâ bu Van'da ol kadar elma olur kim ehl-i teferrüc birbirleriyle elma cengi ederler ve âbdâr Engürü ve Abbâsî ve melece emrûdu olur kim misli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 258b ·
metinde göster ·
… -nûrun Van kal‘asına yığdığı türâbı deryâya dökmeğe ihtimâm-ı tâm edüp eyâlet-i
Van'da
olan (---) aded beğlere ve dörd aded serbes hâkimlere evâmir-i şerîfler gönderm …
Hamd-i Hudâ kal‘a-i Van'ın bu kadar seyr ü temâşâların edüp niçe yüz sulehâ-yı ümmetlerin hayr du‘âlarıyla behremend olup niçe ziyâretler etdik. Ammâ ez-în-cânib efendimiz Melek Ahmed Paşa kal‘a-i Van'a dâhil oldukda Timur-ı bî-nûrun Van kal‘asına yığdığı türâbı deryâya dökmeğe ihtimâm-ı tâm edüp eyâlet-i Van'da olan (---) aded beğlere ve dörd aded serbes hâkimlere evâmir-i şerîfler göndermiş idi. Cümle sem‘an ve tâ‘aten deyüp gün-be-gün deryâ-misâl Kürdistân askeri me’kûlât [u] meşrûbâtlarıyla ve hayme vü hargâh-ı bâr u bengâhlarıyla ve paşaya bî-kıyâs hedâyâlarıyla cümle gelüp sahrâ-yı Van'da meks edüp fezâ-yı Van haymeler ile zeyn olup âbâdân oldu. Ordu-yı İslâm eyle vâsi‘ oldu kim bir ucundan bir ucuna iki sâ‘atde varılırdı. Hemân üç bin ehl-i sûk haymesi ve aşbâzları var idi. Paşa bu cem‘iyyet-i kübrâyı görüp hamd edüp cümle hizmet-i pâdişâhîyi edâ etmeğe gelen beğlere dilnüvâzlıklar ve çâre-sâzlıklar edüp ihsân [u] in‘âmlardan mâ‘adâ beher yevm ikişer kerre cemî‘i ümerâlara ve mîr-i aşâ’irlere ziyâfet-i azîmler edüp hayr-ı hâtır ederdi. Ve matbah-ı Keykâvûs'dan cemî‘i kavm-i Ekrâd ni‘met-i firâvân Taht-ı Van'da bezl edüp kavm-i Ekrâd def‘-i cî‘ân ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 259a ·
metinde göster ·
… gâh-ı bâr u bengâhlarıyla ve paşaya bî-kıyâs hedâyâlarıyla cümle gelüp sahrâ-yı
Van'da
meks edüp fezâ-yı Van haymeler ile zeyn olup âbâdân oldu. Ordu-yı İslâm eyle vâ …
Hamd-i Hudâ kal‘a-i Van'ın bu kadar seyr ü temâşâların edüp niçe yüz sulehâ-yı ümmetlerin hayr du‘âlarıyla behremend olup niçe ziyâretler etdik. Ammâ ez-în-cânib efendimiz Melek Ahmed Paşa kal‘a-i Van'a dâhil oldukda Timur-ı bî-nûrun Van kal‘asına yığdığı türâbı deryâya dökmeğe ihtimâm-ı tâm edüp eyâlet-i Van'da olan (---) aded beğlere ve dörd aded serbes hâkimlere evâmir-i şerîfler göndermiş idi. Cümle sem‘an ve tâ‘aten deyüp gün-be-gün deryâ-misâl Kürdistân askeri me’kûlât [u] meşrûbâtlarıyla ve hayme vü hargâh-ı bâr u bengâhlarıyla ve paşaya bî-kıyâs hedâyâlarıyla cümle gelüp sahrâ-yı Van'da meks edüp fezâ-yı Van haymeler ile zeyn olup âbâdân oldu. Ordu-yı İslâm eyle vâsi‘ oldu kim bir ucundan bir ucuna iki sâ‘atde varılırdı. Hemân üç bin ehl-i sûk haymesi ve aşbâzları var idi. Paşa bu cem‘iyyet-i kübrâyı görüp hamd edüp cümle hizmet-i pâdişâhîyi edâ etmeğe gelen beğlere dilnüvâzlıklar ve çâre-sâzlıklar edüp ihsân [u] in‘âmlardan mâ‘adâ beher yevm ikişer kerre cemî‘i ümerâlara ve mîr-i aşâ’irlere ziyâfet-i azîmler edüp hayr-ı hâtır ederdi. Ve matbah-ı Keykâvûs'dan cemî‘i kavm-i Ekrâd ni‘met-i firâvân Taht-ı Van'da bezl edüp kavm-i Ekrâd def‘-i cî‘ân ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 259a ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ kal‘a-i Van'ın bu kadar seyr ü temâşâların edüp niçe yüz sulehâ-yı ümmetlerin hayr du‘âlarıyla behremend olup niçe ziyâretler etdik. Ammâ ez-în-cânib efendimiz Melek Ahmed Paşa kal‘a-i Van'a dâhil oldukda Timur-ı bî-nûrun Van kal‘asına yığdığı türâbı deryâya dökmeğe ihtimâm-ı tâm edüp eyâlet-i Van'da olan (---) aded beğlere ve dörd aded serbes hâkimlere evâmir-i şerîfler göndermiş idi. Cümle sem‘an ve tâ‘aten deyüp gün-be-gün deryâ-misâl Kürdistân askeri me’kûlât [u] meşrûbâtlarıyla ve hayme vü hargâh-ı bâr u bengâhlarıyla ve paşaya bî-kıyâs hedâyâlarıyla cümle gelüp sahrâ-yı Van'da meks edüp fezâ-yı Van haymeler ile zeyn olup âbâdân oldu. Ordu-yı İslâm eyle vâsi‘ oldu kim bir ucundan bir ucuna iki sâ‘atde varılırdı. Hemân üç bin ehl-i sûk haymesi ve aşbâzları var idi. Paşa bu cem‘iyyet-i kübrâyı görüp hamd edüp cümle hizmet-i pâdişâhîyi edâ etmeğe gelen beğlere dilnüvâzlıklar ve çâre-sâzlıklar edüp ihsân [u] in‘âmlardan mâ‘adâ beher yevm ikişer kerre cemî‘i ümerâlara ve mîr-i aşâ’irlere ziyâfet-i azîmler edüp hayr-ı hâtır ederdi. Ve matbah-ı Keykâvûs'dan cemî‘i kavm-i Ekrâd ni‘met-i firâvân Taht-ı Van'da bezl edüp kavm-i Ekrâd def‘-i cî‘ân ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 259a ·
metinde göster ·
… Ahmed Ağa ile hâna muhabbetnâmeler yazup nâme hâna vusûl buldukda kırâ’at edüp "
Van'dan
bizim atımız su içmez." deyü cevâb edüp varan âdeme "Necâtiyye sûret yok şeklin …
Ba‘de't-ta‘âm yine guzât-ı müslimîne fermân edüp 259b gülbâng-ı Muhammedî çekerek sadâ-yı Allah ile bir hây [u] hû ile Timur-ı bî-nûrun torpağın küfe ve tobra ve şilleler ile deryâya ilkâ ederlerdi. Bu hâl üzre Kürdistân'dan dahi ziyâde asker cem‘ olup ordu-yı İslâm deryâ olmada, ammâ Hakkarî Hânı kendüsü gelmeyüp Monlâ Muhammed Şatakî nâm kethudâsıyla altı bin Celüv askerin hizmet-i pâdişâhîye gönderdi ve girân-bahâ hedâyâları geldi, ammâ Mahmûdî beğlerinden Evliyâ Beğ ne kendi geldi ve ne imdâdı ve hedâyâsı geldi. Ve Bitlîs Hânı Abdâl Hân kezâlik bir şeyi ve bir haber-i âgâhı gelmediğinden paşa gâyet müte’ellim olup bir kerre Arganalı Ahmed Ağa ile hâna muhabbetnâmeler yazup nâme hâna vusûl buldukda kırâ’at edüp "Van'dan bizim atımız su içmez." deyü cevâb edüp varan âdeme "Necâtiyye sûret yok şeklin edüp ağa-yı mezbûr dahi bî-mektûb Bitlîs'den Kuskunkıran üzre iki gün iki gice Van deryâsın dolaşup Ahmed Ağa bî-mektûb paşaya gelüp nakl-i bi'l-masdar edince paşa kav u çakmak ile kibritli âteş-pâre olup ne dutuldu ve ne kapıldı ve derdine dibelik derd katıldı. Hikmet-i Hudâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 259a–259b ·
metinde göster ·