Garâ’ibât-ı diğer: Urfa kurbunda Temâşâlık nâm bir dere
var. Anda
niçe yüz âdemlar atları ve develeri ve katır katârlarıyla bi-emrillâhi Te‘âlâ c …
Garâ’ibât-ı diğer: Urfa kurbunda Temâşâlık nâm bir dere var. Anda niçe yüz âdemlar atları ve develeri ve katır katârlarıyla bi-emrillâhi Te‘âlâ cümle kara taş olmuşlardır. Hattâ bunlar hakkında a‘yân-ı vilâyetden niçe ulemâ ü sulehâ ve fuzalâ kimesneler buyurdular kim kaçan kim Hazret-i İbrâhîm'i Nemrûd-ı la‘în âteşe atdıkda bu taş olan âdemler hırz-ı cân ile dağlardan odun getirirken Hazret-i İbrâhîm bed-du‘â edüp cümle mâllarıyla taş olmuşlardır. Ve ol mahalde katırlara dahi bed-du‘â edüp "Bağl tevellüd etmesin, ammâ gâyet cefâkâr ve bârkeş olsun" demişlerdir. Hâlâ ilâ haze'l-ân katır doğurmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 58a ·
metinde göster ·
… irve-i a‘lâsında evc-i semâya ser çekmiş bir mîl-i minâre-vâr bir sâ‘at kullesi
var, anda
bir sâ‘ati vardır. Vakt-i zuhurda on iki nevbet urur bir 135b mehîb sadâsı va …
İbret-nümâ âsârların beyân eder : Evvelâ derûn-ı şehirde Sâ‘atdepesi derler, anın zirve-i a‘lâsında evc-i semâya ser çekmiş bir mîl-i minâre-vâr bir sâ‘at kullesi var, anda bir sâ‘ati vardır. Vakt-i zuhurda on iki nevbet urur bir 135b mehîb sadâsı var, Filibe sahrâsının cânib-i şarkî ve garbîsinde sadâsı bir konak yerde istimâ‘ olunur bir temâşâgâh sâ‘at kullesidir. Ve nehr-i Meriç üzre üç yüz adım haşeb cisri üzre bir kasrı var, ibret-nümâ bir cisr-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 135a–135b ·
metinde göster ·
… hurde pencerelerin kıblesi hâricinde bir şükûfezâr, gül‘izâr, lâle‘izâr bâğçesi
var. Anda
olan ezhârâtın râyiha-i tayyibesi cemâ‘atin bînîsin mu‘attar eder. Bunun dahi m …
Kırâ’at olunmasıyçün başka dörd kademe soffası vardır. İki âdem yerinden kaldırmak ihtimâli yokdur. Tâ bu mertebe kelâmullah-ı azîmdir. Garâbet anda kim hattât üstâd bunu niçe tahrîr etdi, ta‘accüb-i temâşâ andadır. Ve ol kadar hüsn-i hatdır kim âyetün min âyâtillahdır. Ammâ derûn-ı câmi‘de sâ’ir ma‘bedhâneler gibi âvîze-i maslûbât-ı musanna‘âtlar yokdur. Ancak her şeb-i muzlimde niçe bin kanâdiller ile çerâğân olur fânûs-ı kanâdiller ve gûnâ-gûn müzehheb [ü] mu‘allâ şem‘dânlar vardır. Ve cânib-i etrâfında tarz-ı kadîm hurde pencerelerin kıblesi hâricinde bir şükûfezâr, gül‘izâr, lâle‘izâr bâğçesi var. Anda olan ezhârâtın râyiha-i tayyibesi cemâ‘atin bînîsin mu‘attar eder. Bunun dahi mütevellîsi cânib-i vakfdan derûn-ı câmi‘i sâf sâf fâğfûrî ve Kâşî çini soffalar ile gûnâ-gûn verd-i handânları ve benefşe ve reyhânları dizüp cümle ehl-i salâtın dimâğları mu‘attar olup cemâ‘atin câmi‘den taşra çıkacakları gelmez. Bu mertebe bir câmi‘-i mu‘attardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152b ·
metinde göster ·
… f kurbünde} cebel-i Ceberût'da Hazret-i 394a İbrâhîm Halîl yanında medfûndur.
Var anda
meşhed-i Âdem Safî'ye yüz sürüp secde eyle. Seni Hazret-i Allah'dan ricâ ideyim …
"Yâ Muhammed, sen halk olmazdan yetmiş bin yıl evvel Levh-i Mahfûz'da Cenâb-ı Allah'ın ismiyle senin ismin görüp yed-i kudret ile Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah diye yazılmış. Hak celle ve alâdan evsâfın işidüp tâ ol zamândan berü sana îmân getirmişim. Hakkâ ki hak peygambersin ammâ yine merdûd olmama sen sebebsin. Zîrâ seni Âdem belinden rûy-ı arza[ullah]a getirse gerek idi. Bahâne, tanrı(sı)(?) beni arada bî-bahâ edüp Âdem'e secde eyle, dedi. Ben ise âteşden halk oldum, ulvîyem; Âdem ise türâbdan halk oldu, süflîdir. Anınçün tenezzül etmeyüp secde etmedim. Ve Cenâb-ı Kibriyâ'nın "{Âdem'e} secde eyle!" demeden murâdı benim aşkımdan ferâğat edüp Âdem'e âşık ol dedi. Ben ise Âdem'e hasm-ı adüvv-i cânı oldum. Efendim Allah'ın niçe aşkın bırağup bir toprakdan halk olup isyân ile mürekkeb olacak Âdem'e niçe secde ideyim. Secde hod Allah'a mahsûsdur. Zîrâ şerîki ve nazîri ve vezîri yokdur, mülkü çokdur. Kemâl-i aşkımdan Âdem'e secde etmeyüp merdûd oldum." dedikde Hazret-i Habîb-i Hudâ buyurdular kim: "Yâ İblîs! Dahi sen benlik ve enâniyyet ve ucub da‘vâsında mısın? Gel {imdi} cedd-i ızâmım Hazret-i Âdem Safî kabri Kudüs-i {Şerîf kurbünde} cebel-i Ceberût'da Hazret-i 394a İbrâhîm Halîl yanında medfûndur. Var anda meşhed-i Âdem Safî'ye yüz sürüp secde eyle. Seni Hazret-i Allah'dan ricâ ideyim. Ke'l-evvel yine cân u cin kavmine melik olup rûy-ı arzda bir mülke mâlik olup şehr-i {Nasîbîn'den el çekesin}" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 393b–394a ·
metinde göster ·
… mâ bir kal‘a-i ejder-sîmâdır kim bu kal‘a kayasında hâlâ nümâyân bir gâr-ı azîm
var. Anda
bir ejder-i heft serle Nagban ceng-i firâvân edüp ejderi küşte etdikden sonra k …
Biri dahi Nagban Ejder'dir kim Erdel'de Nagban Ejder kal‘asın binâ edüp altı yüz yıl ömür sürüp Nagban Ejder kal‘asında ejder-i zemîn anı dahi yeyüp lef-i telef etdi. Nagban Ejder anın ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i ejder-sîmâdır kim bu kal‘a kayasında hâlâ nümâyân bir gâr-ı azîm var. Anda bir ejder-i heft serle Nagban ceng-i firâvân edüp ejderi küşte etdikden sonra kendi na‘şesi dahi bir püşte mezâr oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 126b ·
metinde göster ·
… aşrı karada bizim Kırka hâkinde bu kal‘aya sehel havâle bir kayalı püşte-i pest
var. Anda
bir Fostiçse-i azîm, ya‘nî bir siper-i kal‘a etmiş kim gûyâ bu dahi bir sedd-i …
Ammâ bu kal‘anın deryâ getirdiği handakdan aşrı karada bizim Kırka hâkinde bu kal‘aya sehel havâle bir kayalı püşte-i pest var. Anda bir Fostiçse-i azîm, ya‘nî bir siper-i kal‘a etmiş kim gûyâ bu dahi bir sedd-i Kahkaha'dır. Üstünde fırça gibi topları dizmişdir. Başka kesme kaya handak-ı amîk var, ammâ deryâ sehel ba‘îd olmağile handakında suyu yokdur, lâkin handakdan hâric niçe bin elvân muhîl [ü] şeytanatlar ile gûnâ-gûn şarampav kazıkları ve parmaklıkları ve lağımlar etmiş. Hattâ esîrlerimizin nakilleri üzre bu Fostiçse'nin yer altından ve kal‘a handakı içindeki deryâ 141a altından Zadra kal‘asına gider yol vardır, derler. Ol mülâhaza ile bu yolu yer altından etmiş kim eğer karada olan Fostiçseyi Türk alırsa içinde olan kâfirler kal‘aya firâr edeler ve kal‘adan anlara imdâd gideler, ammâ inşâ’allâh "El-abdü yüdebbiru vallâhu yukaddiru". mazmûnu üzre Cenâb-ı Allâh fethi müyesser etmişse bu re’y [ü] tedbîrleri sû-i tedbîr olur, ammâ hikmet-i Hudâ bu mezkûr Fostiçse tabyasının dahi havâlesi vardır. Bu havâleye balyemez topları koyup Fostiçse'i döğe döğe berbâd eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 140b–141a ·
metinde göster ·
… iz tarafında olan zikri sebkat eden kırıntıların iç yanında bir azîm kasr-ı âlî
var. Anda
çıkup karâr-dâde olduğumuz gibi dağlar ve ormanlar içinden taraf taraf top sadâ …
Der-fasl-ı sayd [u] şikâr: Zirinoğlu kâmil yedi sâ‘at bizim serhadlerimiz tarafında olan zikri sebkat eden kırıntıların iç yanında bir azîm kasr-ı âlî var. Anda çıkup karâr-dâde olduğumuz gibi dağlar ve ormanlar içinden taraf taraf top sadâsı kopup el-azametullâh meğer mukaddemâ tâ Çakatorna'dan re‘âyâlara âdemler gitmiş. Âdem deryâsı bir hay huy sayha-i azîm ile âdem deryâsı gelmede ve toplara ârâm olmayup atılmada, ammâ cemî‘i dağların vahşî canavârları sürü sürü gelüp Kırıntı nâm mahalde yığılup cân bâzârına düşmede, ammâ azamet-i Hudâ Subhânü'l-Hallâk fîl cüssesi kadar sığınların şâhaları çatal-misâl olmuş ve karaca ve tablalı ve yağmurca ve sinhale(?) nâm hayvânların her biri Kastamonu'nun çâlâk katırlarına benzer. Ve bir gûne kırmızı yünlü ayu geldi kim her biri Bağdâd aslanına {benzer} mehîb, mefret ve azulu hınzîrları hımârdan büyük ve yaban keçisi ve yaban koyunu sığır kadar ve gele gele ol kadar tilki ve çakal ve kurd ve sırtlan ve tavşan geldi kim hisâbın Hallâk-ı âlem bilir. Bu hâl üzre cümle kâfir topları atarak ve sâ‘ika-i topdan mahlûkat kaçarak bir yere gelüp lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ hayvânâtlar ortada kalınca kral ve hakîr köşkden temâşâ edüp, "Bire vurun" deyince el-azametullâh 163a kassâb-ı kazâ-yı ecel bu kadar yüz bin cânın içine girüp kırmağa başladılar, ammâ hınzîr ile ayu beş yüz mikdârı kefereleri helâk etdiler. "Bire vardı" ve "Bire geldi" derken gerüden dağlar içre gere gere getirdikleri katrânlı Firengî ipden seyrek balık ağı gibi örülmüş ağlar gelüp gerildikde aslâ hayvânâtlar firâr edemeyüp be-dürüstî kırmağa başladılar, ammâ hınzîr ve kurd cânları acısından önlerine râst gelen hayvânları eyle paraladılar kim cümle mahlûk anlardan havf ederlerdi, ammâ ayular bir yere gelüp ellerine budağ birer ağac pârelerin alup insân gibi ayağ üzre kalkup hınzîra ve kurda sopalar urup depelerdi. Mehîb ve mefret Alman ayıları olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 162b–163a ·
metinde göster ·
… ‘a-i Semendire: Evvelâ şehrin cânib-i garbîsi tarafında bir yassı depe havâlesi
var. Anda
ziyâretgâh-ı şehîdlik ve yine şehirden cânib-i garba nîm sâ‘at ba‘îd Belgrad ta …
Sitâyiş-i ziyâretgâh-ı kal‘a-i Semendire: Evvelâ şehrin cânib-i garbîsi tarafında bir yassı depe havâlesi var. Anda ziyâretgâh-ı şehîdlik ve yine şehirden cânib-i garba nîm sâ‘at ba‘îd Belgrad tarafına nehr-i Tuna kenârında bir mürtefi‘ bayır üzre ziyâret-i Gâzî Balı Beğ, rahmetullâhi aleyh. Sene 933 târîhinde şehîd olup bu âsitânede medfûndur ve hâlâ ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilân bir âsitâne-i dervîşân-ı zî-şândır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 183b ·
metinde göster ·
… karu kal‘adan aşağı alt yanında bir alçak bayır üzre başka bir küçük kal‘a dahi
var, anda
birkaç tahtalı ve sazlı evler var, ammâ bunun kal‘ası taş ile mebnîdir. Bunda d …
Eşkâl-i Ortahisâr: Mezkûr 70a yukaru kal‘adan aşağı alt yanında bir alçak bayır üzre başka bir küçük kal‘a dahi var, anda birkaç tahtalı ve sazlı evler var, ammâ bunun kal‘ası taş ile mebnîdir. Bunda dahi mükellef âsâr-ı binâlar yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 69b–70a ·
metinde göster ·
… in bilâ-teşbîh kıbleleri imiş, hâlâ durur. Anda bir somâkî mermer 95a sandûka
var, anda
olan san‘at-ı mermer-bür bir diyârda yokdur, illâ Mora vilâyeti kurbunda medîne …
Ve bu câmi‘in gün doğusu tarafı mahallinde mâ-tekaddem keferelerin bilâ-teşbîh kıbleleri imiş, hâlâ durur. Anda bir somâkî mermer 95a sandûka var, anda olan san‘at-ı mermer-bür bir diyârda yokdur, illâ Mora vilâyeti kurbunda medînetü'l-hukemâ ve'l-kudemâ olan Eflâtûn-ı İlâhî'nin taht-ı kadîmi şehr-i Atina'da ola. Ammâ bu Üstürgon'daki somâkî sandûka etrâfında olan mermerden oyulmuş sünbül [ü] reyhân ve gül ü zerîn ve nesrîn ve nesterîn ve şakâyık-ı nu‘mânîler var kim her biri mertebe-i sihirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94b–95a ·
metinde göster ·
Evvelâ bu kal‘anın tâ or[ta]sında bir meydân-ı azîm
var, anda
bir mu‘azzam kârgîr binâ kuyusu var, âb-ı hayâtdan nişân verir suyu var. Her ki …
Evvelâ bu kal‘anın tâ or[ta]sında bir meydân-ı azîm var, anda bir mu‘azzam kârgîr binâ kuyusu var, âb-ı hayâtdan nişân verir suyu var. Her kim su çekmek murâd edinse bu kuyu etrâfında demir çarhlar var, herkes kovaları ve ulbelerin çarhlara asup tarfetü'l-ayn içre kuyunun ka‘rına enüp hemân çarhının bir dişini basınca ân-ı vâhidde kovalar ile su taşra çıkar, âdem yapışmadan ve renc [ü] anâ çekmeden zemberekler ile sular çekilir 131b temâşâ-yı garîbe kuyudur, ammâ niçe çarhları ve engâzları bozulmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131a–131b ·
metinde göster ·
… câmi‘i ve üç dükkânı ve bir küçük hânı var ve taşra varoşda bir vîrân kenîsesi
var, anda
olan mermerler üzre nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûnlar meğer kal‘a-i Üstürgon'da …
Hakkâ ki metîn kullelerdir kim bir kavî kapuları var ve taşra varoş kal‘asının cânib-i kıbyele nâzır bir kapusu önünde asma makaralı haşeb cisri var. Her şeb dîdebânlar cisri ref‘ edüp kal‘a kapusuna siper ederler kim cisir altı sâfî sudur, handak içinde mâhîler şinâverlik ederler. Ve kapu cisri önünde bir câmi‘i ve üç dükkânı ve bir küçük hânı var ve taşra varoşda bir vîrân kenîsesi var, anda olan mermerler üzre nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûnlar meğer kal‘a-i Üstürgon'da yâhûd Alman diyârında Nemse çâsârının taht-ı kadîmi olan Prak kal‘asında ola. Lâkin bu kal‘a ahâlîleri fukarâlar ve garîblerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 78b ·
metinde göster ·
… r. Ortası meydândır, ammâ bu iç kal‘anın şark tarafında bir azîm kulle-i zîbâsı
var. Anda
acâ’ib serâmed topları cümle limana nâzırdır. Ve her Cum‘a günü bu kullenin den …
Ve yine bu câmi‘ hareminin sol tarafında yol aşırı şehrin iç kal‘asıdır kim handaksız çâr-kûşe taş binâ bir nâzük hisâr-ı ra‘nâ olup cirmi kâmil üç yüz adımdır. Anda dizdâr ve zindân ve anbârlardan gayri bir şey yokdur. Ortası meydândır, ammâ bu iç kal‘anın şark tarafında bir azîm kulle-i zîbâsı var. Anda acâ’ib serâmed topları cümle limana nâzırdır. Ve her Cum‘a günü bu kullenin dendân-ı bedenlerin dizdâr ağa sancağ u bayraklar ile zeyn eder. Salâdan sonra kal‘a kapusun sedd eder. Taşra kal‘aya açılır, ancak bir demir iç hisâr kapusu var. Ve aşağı cebehâne hazîneleri kurbunda yine limana nâzır balyemez topları var, zîrâ niçe kerre Kazak şaykalarıyla gelüp limandan gemiler almışdır(?).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 118b ·
metinde göster ·
bir demir kapu-yı mesdûd üzre Ciniviz Frengi hattıyla bu kal‘anın târîhi var. V …
Ve poyraz cânibinde bir (bir) kal‘a-i azîmi var. Anda bir demir kapu-yı mesdûd üzre Ciniviz Frengi hattıyla bu kal‘anın târîhi var. Ve bu kapu üzre bir küçük kenîsecik var. Ve bu kapudan içeri kefere krallarının dîvânhâne-i nâ-mübârekleri var. Kıbleye münâsib olmağile hâlen bu dîvânhâne Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘idir, lâkin minâresi yokdur. Ve mihrâbı önünde kayadan kesme bir âb-ı hayât su kuyusu var, tâ aşağı Kazıklı Özek nehrinden ka‘r-ı zemîn ile bu kuyuya su gelir, menfezi nâ-ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 120a ·
metinde göster ·
hânlar görinüş edüp dîvân edermiş kim tahta örtülü ve sâfî altun alemli bir köş …
Ve bu sarâyın yol üzre âlîce bir adâlet köşkü var, anda hânlar görinüş edüp dîvân edermiş kim tahta örtülü ve sâfî altun alemli bir köşkdür. Ve hâlâ bu sarâyda cebehâneden gayri bir şey yokdur, ammâ hânlara müte‘allık eşyâlar çokdur. Dâ’imâ kapusu makfûl durur. Hattâ bâb-ı musanna‘ı üzre tahrîr olunan târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123b ·
metinde göster ·
… dımdır. İçinde bin mikdârı zeytûn sipâhîleri ve bir oda Mısır yeniçerisi evleri
var, anda
muhâfaza edüp Mısır'dan gelen gemileri gözedirler, ammâ topları yokdur.
Sene (---) târîhinde Tavukçu Mustafâ Paşa fethidir. Ba‘de'l-feth kal‘asın münhedim edüp kal‘ası bir sa‘b yerde şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî binâ kal‘adır kim cirmi yedi yüz adımdır. İçinde bin mikdârı zeytûn sipâhîleri ve bir oda Mısır yeniçerisi evleri var, anda muhâfaza edüp Mısır'dan gelen gemileri gözedirler, ammâ topları yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 323a ·
metinde göster ·
… a nâzır on pâre balyemez topları var ve leb-i deryâda bir kat hisâr-pîçesi dahi
var. Anda
dahi azîm şayka topları limana nâzırdır. Ve bu kullenin iki kapusu dahi garba n …
Ve içi sekiz katdır. En aşağı katında liman ağzına nâzır on pâre balyemez topları var ve leb-i deryâda bir kat hisâr-pîçesi dahi var. Anda dahi azîm şayka topları limana nâzırdır. Ve bu kullenin iki kapusu dahi garba nâzırdır. Biri aşağı hisâr-pîçesindedir, biri bedenler yolu üzredir. Gece ve gündüz ağavâtı ve neferâtı bu kullede sâkinlerdir. Ve Poyraz limanından Arab kullesine varacak bir yol vardır. Ol yoldan Kıztopu hisâr-pîçesi kapusundan çıkup anda Kadırga limanı kapusundan dahi çıkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y116b ·
metinde göster ·
… a kal‘a kapusu [[(---) (---) (---)]] ederler. Ve cisir başında bir bâcdâr odası
var. Anda
bâc alınur.
Ve bu şehirde limon ve turunc ve incîr ve enâr ve elma [[(---) (---) (---)]] bir kal‘adır. Ve halkı gâyet fakîrü'l-hâldir. Ve bu şehrin cisri, Takyanus binâsıdır. On yedi gözdür derler [[(---) (---) (---)]] bir cisr-i azîmdir. Meşhûr-ı âfâk cisirlerin biri dahi budur. Ve bu cisrin mahkeme tarafı başında kal‘a kapusu [[(---) (---) (---)]] ederler. Ve cisir başında bir bâcdâr odası var. Anda bâc alınur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y148b ·
metinde göster ·
Şeyh Muhammed-i A‘râbî ve Rattâlî deyü meşhûrdur. Sahâbe-i kirâmdandır. Bunlara …
Ve şehrin garbında bir tekye-i âlî dahi var. Anda Şeyh Muhammed-i A‘râbî ve Rattâlî deyü meşhûrdur. Sahâbe-i kirâmdandır. Bunlara Hazret-i Risâlet-penâh zamân-ı sa‘âdetlerinde birer rıtıl hurmâ ta‘yîn etdiklerinden Muhammed Rattâlî derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y167a ·
metinde göster ·
bir câmi‘ var, Selîm Hân'ındır. Bir kasîr minâresi ve bârân-ı rahmet ile memlû …
Ve kal‘a ortasında bir meydân-ı âlîsi var. Anda bir câmi‘ var, Selîm Hân'ındır. Bir kasîr minâresi ve bârân-ı rahmet ile memlû bir sarnıcı var. Ve yedi dükkân ve iki galâl anbârı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y182b ·
metinde göster ·
… arrâcîn bu kal‘ada sâkinlerdir. Ve bir kaç mu‘âf [u] müsellem Urbânlar hâneleri
var. Anda
bir şeb mihmân olup ale's-sabâh yine Cinîn sahrâsı içre bir sâ‘at, andan leb-i …
Müfîd [ü] muhtasar bir küçük kal‘adır. Cinîn sahrâsı içre şekl-i murabba‘ şeddâdî binâdır. Neferâtı ve top u tüfengi yokdur. Tarabulus paşasının cümle at ve deve ve katârı bu sahrâ çerâgâhında gezer. Ve cümle harbende ve şütürbân ve sarrâcîn bu kal‘ada sâkinlerdir. Ve bir kaç mu‘âf [u] müsellem Urbânlar hâneleri var. Anda bir şeb mihmân olup ale's-sabâh yine Cinîn sahrâsı içre bir sâ‘at, andan leb-i deryâ ile bir sâ‘at kıble cânibinde Tarabulus bâğ u bâğçeleri içre bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y184a ·
metinde göster ·
… lhûl: Yoldan beş yüz adım ba‘îddir. Üç yüz evli müselmân karyesidir. Bir câmi‘i
var. Anda
makâm-ı Hazret-i Yûnus Nebî aleyhisselâm var ammâ kabr-i şerîfi Sayda kurbunda …
Karye-i Halhûl: Yoldan beş yüz adım ba‘îddir. Üç yüz evli müselmân karyesidir. Bir câmi‘i var. Anda makâm-ı Hazret-i Yûnus Nebî aleyhisselâm var ammâ kabr-i şerîfi Sayda kurbunda sâhil-i bahrdedir. Ba‘zılar Musul mukâbelesindedir derler. Ammâ bu Halhûlde makâmıdır. Anı ubûr edüp nîm sâ‘at dahi gidüp tâ Kudüs-i şerîfden 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y228a ·
metinde göster ·
… efer üç yüz. Cümleden latîf peynirci, Bulak'da Meyyitoğlu derler bir Arab âdemi
var, anda
olan peynir-i gûnâ-gûn bir yerde yokdur ve anda olan cübn-i ganemin lezzeti şâm …
Hıref-i cübn-i hâlûm ya‘nî peynirciyân: Dükkân iki yüz seksen, nefer üç yüz. Cümleden latîf peynirci, Bulak'da Meyyitoğlu derler bir Arab âdemi var, anda olan peynir-i gûnâ-gûn bir yerde yokdur ve anda olan cübn-i ganemin lezzeti şâm-ı şerîf karîşesinde yokdur. Gâyet serî‘u'l-hazm cübn-i hâlûmdur. Ammâ Yahûdî peynircileri başkadır, kaç nefer olduğu ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y170a ·
metinde göster ·
… mollâsı iken merhûm olup Karâfe-i kübrâda yol üzerinde seng-i mezârında târîhi
var, anda
medfûndur. Ve,
Kabr-i el-Mevlâ Abdülbâkî eş-şehîr Tursunzâde Efendi: Mısır mollâsı iken merhûm olup Karâfe-i kübrâda yol üzerinde seng-i mezârında târîhi var, anda medfûndur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y275a ·
metinde göster ·
… r. Ve hâs u beyâz ekmeği. Ve şilbe balığı. Ve Nîl kenârında nişâdır kârhâneleri
var, anda
nişâdırı âdem necisinden yakup hâsıl etdükleri bâlâda Mısır diyârında hâsıl ola …
Me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından evvelâ Nehâriyye ketânı Feyyûm keteninden latîf ü mülâyim Y 299a ve serâmed olduğundan bezi gâyet rakîk olur. Ve hâs u beyâz ekmeği. Ve şilbe balığı. Ve Nîl kenârında nişâdır kârhâneleri var, anda nişâdırı âdem necisinden yakup hâsıl etdükleri bâlâda Mısır diyârında hâsıl olan memdûhâtda ale't-tafsîl yazılmışdır. İbret-nümânın biri dahi budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y298b–Y299a ·
metinde göster ·
… mâ havâsı gâyet latîfdir, cümle âyende vü revende kal‘a kapusu önünde bir kasrı
var, anda
sâkin olup kesb-i havâ ederler.
Ve kal‘anın hâricinde kıble tarafında sazdan ve kamışdan ve tûbdan üç yüz hâne varoşu var. Ve bir zâviye ve bir kahvehâne Y 342b ve bir etmekci dükkânı var. Hân u hammâm ve çârsû-yı bâzârı yok. Bir derbend yerdir kim hımârın gâyib eden varmaz. Ammâ havâsı gâyet latîfdir, cümle âyende vü revende kal‘a kapusu önünde bir kasrı var, anda sâkin olup kesb-i havâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y342a–Y342b ·
metinde göster ·
… feryâd ederken horosu tekbîr ile kurbân edüp kayadan oyulmuş bir dollâb hücresi
var, anda
koyunca alâ-mele’i'n-nâs horos meyyitesi gâyib olunca cümle anda olan huzzâr-ı …
Ve cümle bennâlara fermân edüp kûh-ı serâmedin sed olan bâbını mezkûr kazma ve külünkler ile renc [ü] anâ çekerek acdıklarınca bir tarafdan halk kurbân kanından münhedim olan kapudan içeri kan nisâr ede ede mağârânın kapusu açılup ibtidâ Sennâr kadısı ve melik imâmı ve Donkade vâ‘ızı tezkîr ü tekbîr ile girdiler. Ardları sıra vüzerâları dahi akîbince sultân elime yapışup mağârânın içine sıyt u sadâsız girüp âdâb üzre durdular. Bir ak sakallı âdem bir horos ile gelüp horosu vâfir urup horos feryâd ederken horosu tekbîr ile kurbân edüp kayadan oyulmuş bir dollâb hücresi var, anda koyunca alâ-mele’i'n-nâs horos meyyitesi gâyib olunca cümle anda olan huzzâr-ı meclis hamd [ü] senâ edüp bu gâr-ı azîmin cânib-i erba‘asında kat-ender-kat kayadan kesme Y 425a âdem oturacak iskemleler var, cümle yüz mikdârı kimesneler ol mastabalarda oturup âsûde-hâl summun bükmün olup turduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y424b–Y425a ·
metinde göster ·