… a-misâl dîvârlı bir tekyedir, fevkânî ve tahtânî ikişer bin âdem alur soffaları
var, cümle
ehl-i hıref anda halîfe revâne edüp sâhib-i post ederler. Ve niçe bin sahan et‘ …
Teferrücgâh-ı tekye-i Piyâlepaşa: Bir çukur yerde cânib-i erba‘ası kal‘a-misâl dîvârlı bir tekyedir, fevkânî ve tahtânî ikişer bin âdem alur soffaları var, cümle ehl-i hıref anda halîfe revâne edüp sâhib-i post ederler. Ve niçe bin sahan et‘ıme-i nefîse hâs u âmma bezl olunup tenâvül olunur azîm matbah-ı Keykâvûsunda üç bin aded bakır âvânî bisâtları vardır. Ve niçe serâmed çınâr-ı müntehâları ve bir âb-ı hayât çâh-ı mâsı var kim ta‘bîr olunmaz. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 126b ·
metinde göster ·
uşşâkân kayıklar ile bu nehirden 140b teferrücgâh kurâları çemenzârına varup …
Ve bu nehir üzre bir haşeb cisri var, cümle uşşâkân kayıklar ile bu nehirden 140b teferrücgâh kurâları çemenzârına varup her şecere-i tayyibenin sâyesinde taraf taraf uşşâkân zevk [u] safâ ederler bir vâcibü's-seyr Göksu'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 140a–140b ·
metinde göster ·
… üzünde Kundakcılar içre azîm kârhânedir, ağası ve emîni ve yüz aded neferâtları
var. Cümle
selâtîn câmi‘lerine ve sultânlara ve Sarây-ı Atîk'e ve Sarây-ı Cedîd'e ve sarây …
Ammâ kârhâne-i şem‘-i asel-i sultânî birdir. Odunkapusu'nun iç yüzünde Kundakcılar içre azîm kârhânedir, ağası ve emîni ve yüz aded neferâtları var. Cümle selâtîn câmi‘lerine ve sultânlara ve Sarây-ı Atîk'e ve Sarây-ı Cedîd'e ve sarây-ı vüzerâ ve a‘yân-ı kibâra şem‘-i asel-i kâfûr-i ahsedî bu mîrî kârhânede hâsıl olur. Ammâ sâ’ir mûm yağı kârhânelerinin ehl-i hırefleri arabalar üzre dükkânların niçe bin deste münakkaş mûmlar ile zeyn edüp ve niçe münakkaş fânûslarda mûmlar yakup ve niçe sırıklar üzre yağ mûmları donadup ve alayları içinde 168a direk kadar münakkaş ve mutallâ bal mûmları yakup arabalar üzre niçe bin gûne yel mûmları ve fişek mûmları ve Ebû Alî mûmları yakarlar kim ba‘zı âdem kendüyi başsız görür ve ba‘zısı elsiz ayaksız görür ve ba‘zı mûmların şu‘lesinden niçe bin âdemler sarı ve kırmızı ve yeşil ve alaca yüzlü âdemler görünüp cümle temâşâcılara havf u haşyet hâsıl olup ba‘zı fişek mûmları yandıkca mûm içinde olan fişekler âmedâne top gibi çatlayup halka bir vehm târî olur. Zindânkapusu'ndan taşra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167b–168a ·
metinde göster ·
… şimâl tarafında bir kurşum menzili ba‘îd bir kayalı püşte üzre bir tekye-i âlî
var, cümle
Kilis şehri andan nümâyân bir mecma‘ü'l-irfân bir kubbe-i pür-nûr vardır, Hazre …
Nedîm ü mukallidlerin pîri Şevrü'l-Habîb olmuş olur, merkad-i pür-envârı Haleb Kilis'inde, şehrin şimâl tarafında bir kurşum menzili ba‘îd bir kayalı püşte üzre bir tekye-i âlî var, cümle Kilis şehri andan nümâyân bir mecma‘ü'l-irfân bir kubbe-i pür-nûr vardır, Hazret-i Şevrü'l-Habîb anda yatır. Ammâ efvâh-ı nâsda Şurahbîl Sultân derler, ammâ galatdır. Hakîr âsitânesinin atebesi ve seng-i mezârı târîhleriyle mazbûtumuz olduğu cild-i sânîde mastûrdur. Hâlâ ziyâretgâh-ı ünâsdır. Ezîn-cânib,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 210b ·
metinde göster ·
… idleri, bunun dahi havllısında fevkânî bir mescidi ve tahtında bir havz-ı azîmi
var. Cümle
Nakşivân ve Şirvân ve Lahicân ve Isfahân-ı nısf-ı cihândan gelen Acem sevdâgeri …
Andan Hân-ı Acem, bu dahi kal‘a-misâl bir hân-ı azîmdir. Bunun dahi develiği ve ıstablı ve kat-ender-kat iki yüz hücre-i müte‘addidleri, bunun dahi havllısında fevkânî bir mescidi ve tahtında bir havz-ı azîmi var. Cümle Nakşivân ve Şirvân ve Lahicân ve Isfahân-ı nısf-ı cihândan gelen Acem sevdâgeri cümle bunda meks ederler. Mîzân-ı harîr emîni bunda sâkin olup iki yüz tevâbi‘iyle cümle âyende vü revende harîr tüccârlarından gümrük alır. Senevî 300 kîse iltizâmlı emânet-i kübrâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 226a ·
metinde göster ·
Cümle 9.000 dükkândır. Evvelâ kal‘a-misâl dörd demir kapulu ve demir zincîr ile kayd [u] bend olmuş kal‘a kapuları gibi bir bezzâzistân-ı azîmi var. Cümle (---) aded pâye-i kavî üzre (---) aded kubbe-i mînâlardır ve cümle 300 dollâbdır. Her birinde birer hazâ’in-ı Mısr'a mâlik hâcegîler vardır. Bunda ol kadar zîkıymet mücevher âvânî tuhaf yâdigârlar var kim bir diyârda yokdur. Ve bu bedâstenin cânib-i erba‘asında Kuyumcular çârsûsu başka bir ulu râhın tarafeynine vâkı‘ olmuş serâpâ kârgîr binâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 228a ·
metinde göster ·
… aşîret-i Vaypiğa beğleri var ve bin aded kavmdir. Andan aşîret-i Bağros beğleri
var, cümle
sekiz yüz kavm-i za‘îfdir, hırsız değillerdir. Aşîret-i Alakırış beğleri var, c …
Evvelâ Mikril'e karîb aşîret-i Posuho beğleri var, yedi bin âsî kavmdir. Andan aşîret-i Ahçipisi beğleri var, on bin kavmdirler. Andan aşîret-i Berlib beğleri var, yedi bin beş yüz kavm-i şecî‘dir. Andan aşîret-i Mükelye beğleri var, üç bin yarar kavmdir. Andan aşîret-i Vaypiğa beğleri var ve bin aded kavmdir. Andan aşîret-i Bağros beğleri var, cümle sekiz yüz kavm-i za‘îfdir, hırsız değillerdir. Aşîret-i Alakırış beğleri var, cümle beş yüz kavmdir. Andan aşîret-i Çıhakors beğleri vardır, cümle üç bin âdemdir. Ve aşîret-i Maça, beğleri var, cümle iki bin âdemdir, ammâ bahâdır erlerdir. Cümle andan aşîret-i Pançarış, beğleri vardır ve cümle dörd bin âdemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 258b ·
metinde göster ·
… cümle sekiz yüz kavm-i za‘îfdir, hırsız değillerdir. Aşîret-i Alakırış beğleri
var, cümle
beş yüz kavmdir. Andan aşîret-i Çıhakors beğleri vardır, cümle üç bin âdemdir. …
Evvelâ Mikril'e karîb aşîret-i Posuho beğleri var, yedi bin âsî kavmdir. Andan aşîret-i Ahçipisi beğleri var, on bin kavmdirler. Andan aşîret-i Berlib beğleri var, yedi bin beş yüz kavm-i şecî‘dir. Andan aşîret-i Mükelye beğleri var, üç bin yarar kavmdir. Andan aşîret-i Vaypiğa beğleri var ve bin aded kavmdir. Andan aşîret-i Bağros beğleri var, cümle sekiz yüz kavm-i za‘îfdir, hırsız değillerdir. Aşîret-i Alakırış beğleri var, cümle beş yüz kavmdir. Andan aşîret-i Çıhakors beğleri vardır, cümle üç bin âdemdir. Ve aşîret-i Maça, beğleri var, cümle iki bin âdemdir, ammâ bahâdır erlerdir. Cümle andan aşîret-i Pançarış, beğleri vardır ve cümle dörd bin âdemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 258b ·
metinde göster ·
… îret-i Çıhakors beğleri vardır, cümle üç bin âdemdir. Ve aşîret-i Maça, beğleri
var, cümle
iki bin âdemdir, ammâ bahâdır erlerdir. Cümle andan aşîret-i Pançarış, beğleri …
Evvelâ Mikril'e karîb aşîret-i Posuho beğleri var, yedi bin âsî kavmdir. Andan aşîret-i Ahçipisi beğleri var, on bin kavmdirler. Andan aşîret-i Berlib beğleri var, yedi bin beş yüz kavm-i şecî‘dir. Andan aşîret-i Mükelye beğleri var, üç bin yarar kavmdir. Andan aşîret-i Vaypiğa beğleri var ve bin aded kavmdir. Andan aşîret-i Bağros beğleri var, cümle sekiz yüz kavm-i za‘îfdir, hırsız değillerdir. Aşîret-i Alakırış beğleri var, cümle beş yüz kavmdir. Andan aşîret-i Çıhakors beğleri vardır, cümle üç bin âdemdir. Ve aşîret-i Maça, beğleri var, cümle iki bin âdemdir, ammâ bahâdır erlerdir. Cümle andan aşîret-i Pançarış, beğleri vardır ve cümle dörd bin âdemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 258b ·
metinde göster ·
… mahal Bolu nahiyesidir. Bir ormanlı ve dağlı düz yerde bir câmi‘li ve iki hânı
var. Cümle
Şemsi Paşa hayrâtıdır. Şâhrâh kaldırımları dahi Şemsi Paşa'nındır. Gayrı imâret …
Menzil-i kasaba-i Düzce-bâzâr: Bu mahal Bolu nahiyesidir. Bir ormanlı ve dağlı düz yerde bir câmi‘li ve iki hânı var. Cümle Şemsi Paşa hayrâtıdır. Şâhrâh kaldırımları dahi Şemsi Paşa'nındır. Gayrı imâretleri yokdur. Ammâ etrâfında köyleri çokdur. Ve kasabası cânib-i garba Akçaşar tarafında iki sâ‘atde nehr-i Melan suyundan öte kasaba-i Üskûbî, ma‘mûrdur. Bolu hâkinde hâsdır. Câmi‘i ve hân ve hammâm ve çârsûsu {gâyet mükemmeldir}. Andan yine 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 277b ·
metinde göster ·
… ınar derler. Bir mesîregâh u çerâgâh yerde âb-ı hayâtdan nişân bir uyûn kaynağı
var. Cümle
atları bu cây-ı ferah-fezâda çemenistâna bağlayup çadırlar ile konulmağa başlan …
Menzil-i Kanlıbınar: Ferhâd başına külünk ile urup öldüğü mahaldir. Anınçün Kanlıbınar derler. Bir mesîregâh u çerâgâh yerde âb-ı hayâtdan nişân bir uyûn kaynağı var. Cümle atları bu cây-ı ferah-fezâda çemenistâna bağlayup çadırlar ile konulmağa başlandı. Ve bin elli (---) Ramazânı idi. Cânib-i erba‘a kurâlardan zahîreler gelüp bir gice cân sohbetleri oldu. Andan ale's-sabah yine cânib-i şimâle 7 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 282b ·
metinde göster ·
… necef ve morandır. Ve kubbe-i âlîsinin ortasında aşren-fe-‘aşr bir havz-ı azîmi
var, cümle
dilberânlar onda deniz mâliki gibi şinâverlik ederler. Bu havz içre hammâmcı be …
Ve mihmânhânemize karîb Zâl Paşa hammâmı, bu dahi vâcibü's-seyr havâsı ve binâsı hûb, dellâkleri mahbûb ve gayrı huddâmları mergûb hammâm-ı ferah-cândır. Bunun dahi cümle der-i dîvârı Kâşî, fağfûr-i Çîndir. Ve ferşi serâpâ sâfî yeşim ve yerekânî ve balgamî ve mermer-i somâkî ile döşenmiş bir hammâm-ı münevverdir kim cemî‘î camları billûr ve necef ve morandır. Ve kubbe-i âlîsinin ortasında aşren-fe-‘aşr bir havz-ı azîmi var, cümle dilberânlar onda deniz mâliki gibi şinâverlik ederler. Bu havz içre hammâmcı beher yevm birer şele, ya‘nî birer sepet berk-i verd-i handân döküp gûyâ cümle dilberân gülâb içinde şinâverlik edüp beyâz vücûdlarına gül yaprakları yapışup sîmîn tenleri gül gül olup gül ruhları âlu'l-âl, gülfâm lebleri la‘l-i Bedehşân-misâl olur. Ve cemî‘î dilberânları bî-bâk u bî-pervâ havz içre perr-i tâvûsî perendeler ve kebûterî perendeler atup şivekârlığ ve çâresâzlığ edüp arz-ı 295b ma‘rifet edüp ırz [u] vakârların setr eder bir alay mahbûbândır. Hulâsa-i kelâm bu hammâm-ı hoş-hevâ ve hoş-binânın midhatinde ve hüsn-i letâfet ve nezâfet ciheti ta‘rîf ve tavsîfinde Hassân u Selmân dahi âcizdir, değil ki bu hakîr Evliyâ-yı âciz, acz u taksîriyle medh etmek ne mümkündür. Ve esvâk-ı şâhî içre ankâ hâcegiyân ve mün‘im sevdâgerânlar vardır kim her biri niçe yüz bin tümen mâl-ı firâvâna ve gencîne-i Kârûn'a mâlik mâldâr tüccâr-ı berr u bihâr âdemler vardır. Ve cümle halkı ehl-i zevk ve ehl-i şevk ve ıyş [u] ışret sâhibleridir kim rûz-merre birer bâğda ıyş [u] ışret ederler. Hattâ Nahşivân Hânı Rızâeddîn Hân bize istikbâle çıkdıkda elçisiyle hakîri doğru bir bâğa götürüp nâme ve muhabbetnâmeler bâğda kırâ’at olunup cümle a‘yân-ı kibâr-ı Nahşivân anda hâzır olup bir ziyâfet-i uzmâ ve bir meclis-i sâz u söz-i hânendegân u mutrıbân sohbeti olmuşdur kim gûyâ meclis-i Hüseyn-i Ba[y]kara oldu. Meğer Hân-ı âlî-şân, sâhib-i tab‘, hoş-sohbet cân imiş. Sultân Murâd'a Bağdâd'ı veren Şâh Safî'nin hazînedârbaşılığından hân olmuş Gürcî-peçe Aristo-fikr kimesnedir. İsmine Devlet Mirza Hân nâm vermişler, bir nâmdâr er idi. Bu bâğda ba‘de'z-ziyâfe ibtidâ kendüye paşa efendimiz tarafından elçilik ile gelen Alacaatlı Hasan Ağa'ya ve hakîre birer hil‘at-i fâhire ve onar tümen hammâm-bahâ Abbâsî ve birer at ihsân edüp kendi elçisine dahi hil‘at-i fâhire giydirdi. Böyle bir sâhib-i kerem hân idi. Ve kırk elli aded dûrbîn-i fikr [u] ilm ve dânâ ve fâzıl u kâmil nedîm ve musâhibleri var kim her biri tekmîl-i fünûn etmiş nedîm-i şehriyârîlerdir. Bu şehrin re‘âyâ vü berâyâsı lisân-ı Dihkan'ı kelimât ederler, ammâ ârif şâ‘irleri ve nedîm ve zarîfleri, zarâfet ve nezâketle lisân-ı Pehlevî ve lisân-ı Moğolî kelimât ederler kim lisân-ı kadîmlerdir. Ve şehirleri dahi kadîmdir kim böyle kelimât ederler. Evvelâ lisân-ı Dehkanî ve lisân-ı Derî ve lisân-ı Fârisî ve Pârisî ve lisân-ı Gâzî ve lisân-ı Pehlevî kelimât etdikleri dahi mahalliyle terkîm olunur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 295a–295b ·
metinde göster ·
… ı dahi terâzü ile verir huddâm-ı civânânları pâk ve mahbûb-ı sîne-çâk püserleri
var. Cümle
sîm-misâl kalaylı sahanlarının kenarlarında ta‘lîk hattıyla Arapça âyetleri v …
Ve hüsniyyât-ı çârum: Cemî‘î esvâk-ı şâhîlerinde aşbâzları ta‘âmların tabh edüp dükkânçelerinde der-i dîvârlarında olan kâşîleri ve bakır avânîleri ve kâse ve fağfûrî ve mertebânîlerin pâk etmeyince dükkânların açmağa kâdir değillerdir. Vakt-i seher olunca dükkânların du‘â vü senâ ile küşâde kılup ba‘dehû herîse pilâv, düzde büryân ve kükü pilâv, çelâv pilâv, muza‘fer pilâv, avşıla pilâv ve'l-hâsıl cümle ta‘âmlarının memdûhu pilâv, herîsedir. Bunları dahi terâzü ile verir huddâm-ı civânânları pâk ve mahbûb-ı sîne-çâk püserleri var. Cümle sîm-misâl kalaylı sahanlarının kenarlarında ta‘lîk hattıyla Arapça âyetleri ve "La şerefe a‘lâ mine'l-islâm" ve dahi "Şerefü'l-mekân bi'l-mekîn" ve "Şerefü'l-beyti bi-ehlihî" ve "Şerefü ehlihi bi-sahâihî" misillü ebyât-ı redîfler suhûnlarında tahrîr olunmuşdur. Ba‘de't-ta‘âm a‘yân-ı kibâra deste hân verüp pâk tast ve ibrik verüp ellerin gasl ederler. Ammâ tülüngi ve nöker makûlesi sağ elin sol koltuğuna ve sol elin sağ koltuğuna ve ba‘zısı sol elin câmesinin sağ peşi altına silüp seg ber-sahrâ gider. Hâl [u] ahvâlleri bu gûnedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 302b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı kal‘a-i Kehrevân-ı Azerbaycân: Sene (---) târîhinde Avşar hânlarından Seyfi Kulu Hân Şah Tahmasb asrında Süleymân Hân havfinden binâ etmişdir. Ne Âl-i Osmân'a ne âl-i şâh-ı şâhâna tâbi‘ değil idi. Âhir sene (---) târîhinde Tebrîz'den Koca Ferhâd Paşa Bağdâd'a giderken bu Kehrevân Sultânı Meymendî Hân-ı Avşarî, Ferhâd Paşa askerinin önünden ardından guzât-ı müslimîni nehb u gâret edüp kal‘asına mütehassın olurdu. Âhir Ferhâd Paşa ı‘mâz-ı ayn edüp selâmetle Bağdâd-ı behişt-âbâda vâsıl olunca derhâl Solak Ferhâd Paşazâde Bağdâd askeriyle üzerine gelüp on yedi gün kal‘asın toplayup fethi müyesser olmayup bî-feth vilâyet-i Şehrezûl'a gelüp Ferhâd Paşa Bağdâd'da serdâr-ı mu‘azzam kaldı. Beri tarafda bu Kehrevân Hâkimi Meymendî Hân şîrînleyüp Bağdâd'dan Tebrîz'e gelen tüccârdan ve guzâtdan âdem geçirmeyüp ol vâsi‘-mezheb ve bed-meşreb niçe bin ehl-i İslâm'a mühîn-i bî-dînlik edüp bir kerre kırk elli bin tülüngî asker cem‘ edüp Tebrîz-i dilâvîzin cânib-i erba‘asın nehb ü gâret ederken Tebrîz'den Ca‘fer Paşa ale'l-gafle on iki bin cengâver-i dilâver [u] server ile kal‘a-i Tebrîz'den çıkup bu yağî ve bâğî Hân-ı Meymendî'ye bir kılıc-ı Osmânî urup askerinin meymenetin 305b bozup cümle Yezîdî Ekrâdı ve Türkmân'ın bozup Meymendi Hân-ı bî-meymenet ancak öz başıyla kal‘a-i Kehrevân'ına firâr edüp Ca‘fer Paşa yedi bin kelle ve beş bin dil ile on bin kadar at ve katar ve deve ve sâ’ir ganâ’imiyle sâlîmîn ve gânîmîn kal‘a-i Tebrîz'e gelüp top u tüfenk şâdmânları edüp ertesi gün yetmiş bin asker ile kal‘a-i Kehrevân üzre yedi pâre balyemez ve kırk pâre şâhı-bilmez alay toplarıyla üç günde kal‘a-i Kehrevân'ı muhâsara edüp bi-inâyetillah üçüncü günde fethi müyesser olup derûn-ı kal‘ada Meymendî Hân'ı dipdiri kayd-bend ile Tavâşî Ca‘fer Paşa'nın huzûruna getirdiklerinde ibtidâ bir kulağın kesüp eline verüp "Mel‘ûn! Tebrîz'de bir tavâşî hâkim neye kâdir olup nitse gerek?" deyü Tebrîz ülkesin tılâva geldikde Tavâşî Ca‘fer "İşte seni askerin ile kırıp akabince kal‘anı muhasara ve feth edüp kulağını keser ve benim gibi seni tavâşî eder" deyü "cellâd" der. Der-ân cellâd-ı {bî-amân} gelüp mâbeyne muslıhîn girüp "Hayâsın kesmeden mâl-ı mâye-i {sermâye}sin kesmek iyidir" deyü bin kîse ve bin yük pârecesin alup ba‘dehû kal‘a kapusu üzre Hân-ı Meymendi salb edüp "Hakkından geldim", deyü bir tarafda şâha i‘lâm edüp bir tarafdan hânın başın kesüp kal‘a miftâhlarıyla ve iki yüz deve mâl-ı ganâ’imle miftâhları Sultân Murâd Hân-ı Sâlis'e gönderüp hâlâ derûn-ı kal‘ada Murâd Hân nâmına bir câmi‘ var. On bir sene Âl-i Osmân elinde durmuşdur. Hâlâ Bağdâd yolu üzre bir püşte üzre şekl-i müdevver bir kal‘a-i münevver sûrdur. Dâiren-mâdâr cirmi altı bin adım seng-binâ ve iki kapusu vardır. Cânib-i şimâle Tebrîz kapusu ve cânib-i cenûba Erdebîl kapusu var. Hâlâ sultânlıkdır kim bin askere mâlikdir. Ve kadısı ve kelenteri ve münşî ve darûgası vardır. Ammâ taşra varoşu bâğ u bâğçe ve gül-i gülistânlı yedi bin hâk-ı pâk ile mestûr hânedân-ı ma‘mûrlardır. Cümle altmış mihrâbdır. Lâkin on bir yerde cum‘a kılınur imiş. Hâlâ cemâ‘atden garîb câmi‘lerdir. Ve yedi hammâmı ve on bir hânı ve sekiz yüz dükkânı var. Cümle sanâyi‘den mevcûddur. Lâkin kalemkârî, çit yorgan ve çârşaf yüzleri memdûh-ı âlemdir. Bâğı ve bâğçesi cihânı bezemişdir. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbe-i surhserân civân-ı hoş-elhân-ı nevâhân hânende ve sâzendeleri vardır. Bu şehrden cânib-i cenûba 5 sâ‘at gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 305a–305b ·
metinde göster ·
… nâdır. 323a Dâiren-mâdâr cirmi ma‘lûmum değildir. Ve kıbleye nâzır bir kapusu
var. Cümle
sekiz yüz hâne-i fukarâlardır. Ağniyâları nâdirdir. Lâkin ehl-i sünnet ve'l-cem …
Evsâf-ı kal‘a-i Mamrevân: Gürcî melikleri binâsıdır ve Lala Kara Mustafâ Paşa fethidir. Mâ-tekaddem sancak beği tahtı idi. Hâlâ yine Erzurûm eyâletinde sancak beği tahtıdır. Beğinin hâssı 203.000, ze‘âmet ve timarı (---)(---)(---) vardır. Çeribaşı ve alaybeğisi var. Beğinin cebelüleriyle cümle bin beş yüz asker olur. Yüz elli akçe kazâdır. Dizdârı ve azeb ağası ve neferâtları vardır. Kal‘ası (---) üzre şekl-i murabba‘ Şeddâdî binâdır. 323a Dâiren-mâdâr cirmi ma‘lûmum değildir. Ve kıbleye nâzır bir kapusu var. Cümle sekiz yüz hâne-i fukarâlardır. Ağniyâları nâdirdir. Lâkin ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at Nakşibendî tarîkinde dindâr kimesnelerdir. Câmi‘leri ve hammâmı ve hânı ve esvâk-ı muhtasarı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 322b–323a ·
metinde göster ·
… nî bir âsitânedir ve bir beyâz mermer-i hâm ile döşenmiş bir vâsi‘ harem-i azîm
var. Cümle
(---) aded kapusu vardır ve bu harem-i muhteremin cânib-i erba‘asında müte‘addi …
Evsâf-ı âsitâne-i Hazret-i Mevlânâ binâ-yı Sultân Süleymân Hân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân : Niçe mülûk [u] selâtînler bu âsitâneyi ta‘mîr ü termîm etmişdir, ammâ sene 941 târîhinde Süleymân Hân Bağdâd fethine giderken iki yüz kîse masraf koyup Bağdâd-ı behişt-âbâdı feth edüp gelince evvelâ Sultânu'l-ulemâ ve ferzendi Hazret-i Monla Hünkâr'ın sandûkalarını zer-ender-zere müstağrak etdirüp sîm şebekeler ve cânib-i erba‘asında hüsn-i hatt-ı kelâm-ı izzetler ve sîm-âvân şem‘dân ve buhûrdân ve gülâbdânlar ve çerâğdânlar ile ârâste ve niçe bin zî-kıymet kanâdîl ü musanna‘ maslûbâtlar ile pîrâste olup Hazret-i Sultânu'l-ulemâ'nın sandûkası cümleden âlî ve Monla Hünkâr'ın sandûkası andan alçak (---) alçakdır ve ser-i sa‘âdetlerinde Mevlevî külâhları üzre beyâz destâr-ı Mevlevîler ve gerdenleri olan yer mahallinde Keşmîrî ve Lâhûrî şâllar ve taylesân-ı sünnet-i Muhammedî mehâbet ve salâbetli kabr-i şerîflerdir kim harem-i şerîfden gören âdeme vehm târî olup bir dehşet hâsıl olur. Bu kabr-i şerîfler semâ‘hânenin cânib-i kıblesi kûşesinde cânib-i erba‘aları şebeke ile mebnîdir. Üzerlerinde başka kubbeleri yokdur. Ve semâ‘hâne meydânı bir mücellâ sahrâ-yı musaykaldır. Başka mutrıbhâneleri ve ibâdethâne mihrâbı amûd-ı mevzûnlar ile mebnî bir âsitânedir ve bir beyâz mermer-i hâm ile döşenmiş bir vâsi‘ harem-i azîm var. Cümle (---) aded kapusu vardır ve bu harem-i muhteremin cânib-i erba‘asında müte‘addid dervîş-i dil-rîşân hücreleri vardır. Revzenleri etrâfında olan hıyâbâna nâzırdır. Haftada (---) âyîn-i Mevlânâ olup üç yüzden mütecâviz kimi molla ve kimi beğ ve paşa ve her biri birer bâğın gülü ârif-i billah terk-i dünyâ edüp âsitâne-i Mevlânâ'da çark edüp semâ‘ [u] safâ ederler. Her biri birer akl-ı Aristo musannif ü mü’ellif pâ-bürehne ve ser-bürehne fakr-ı fahr ile tefâhür eder cânlar vardır. Şeb [u] rûz aşk-ı İlâhî ile sermest [ü] serbâz dervîşânlar vardır. Ve kilâr ve furûn ve bir matbah-ı dârü'l-it‘âmı dahi cümle bu zikr olunan âsâr-ı hayrâtlar Süleymân Hân'ındır. Ve bu tekye-i ışret-gede kurbunda iki minâreli bir câmi‘ ve bir medrese ve imâret-i dârü'z-ziyâfe cümle Süleymân Hân'ındır. Bu hayrât [u] hasenâtın cümlesi kârgîr binâ-yı kıbâb-ı âlîler ile mebnî ve serâpâ nîl-gûn rasâs-ı hâs ile mestûr olmuş binâ-yı azîmlerdir. Netîce-i merâm Devlet-i Âl-i Osmân'da böyle bir âsitâne-i azîm yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 15a ·
metinde göster ·
… âneleri ve bir câmi‘i ve bir hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı ve bir deyr-i ma‘mûru
var, cümle
kefere Aleksandır'ın ma‘bedgâhıdır deyü i‘tibâr ederler. Bu mahalde cümle kefer …
Leb-i deryâda İskender-i Kübrâ binâsıdır. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Melikü't-Tâhir İşpaniye keferesi elinden feth etmişdir. Ba‘dehû sene 922 târîhinde Selîm Şâh'a emân ile vermişlerdir. Sayda hâkinde voyvadalıkdır ve kazâdır. Ve kal‘ası leb-i deryâda bir kal‘a-i azîm ve liman-ı kebîri var. Hâlâ câ-be-câ yerleri mündehimdir. Cirmi altı bin adımdır. Ve üç mahalle ve üç yüz toprak örtülü hâneleri ve bir câmi‘i ve bir hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı ve bir deyr-i ma‘mûru var, cümle kefere Aleksandır'ın ma‘bedgâhıdır deyü i‘tibâr ederler. Bu mahalde cümle keferelerdir ammâ aslâ lisân-ı Rûmî bilmeyüp Arabî tekellüm ederler ve yemîn etseler "Vahad Allah, bi-sırrı Hazret-i Şem‘ûn" derler. Ve bu kal‘a bir kumsal yerde vâki‘ olmağıla leb-i deryâda limana nâzır bir kulle-i kavîsi Fâtih-i Yemen Sinân Paşa binâsıdır. Dizdârı ve merdim-i hisârı elli nefer ile bunda sâkinlerdir. Sekiz rüzgâr-ı zûr-kârdan emîn liman-ı kebîri vardır. Akka limanında gemiler kışlamayup burda yatarlar ammâ kum deryâsı günden güne şehri gark-ı rimâl etmededir. Zamân-ı kadîmde kum tılsımâtı olmak üzre bir amûd-ı âlî var imiş. Ma‘ânoğlu defîne vardır deyü amûdı münhedim edüp kum bu şehre dâhil olmağa başlar. Niçe gûne evsâfları bu kal‘a-i Sûr'un yine Mekke-i Mükerreme'ye gitdiğimiz sene Şâm Tarablusu evsâfıyla mufassal tahrîr olunmuşdur. Bu kal‘ayı seyr [u] temâşâ edüp mahall-i ma‘hûdda cümle asker Nakura Boğazı'n geçmek içün hâs u âm müşâvere edüp Sıfet hâkimi çarhacı olup kırk bayrak sekban sarıca askeri nısfu'l-leylde pür-silâh olup Nakura Boğazı'na varup hâlî bulup pusu yerlerine sepişüp cümle bahâdırân âmâde hâmûş-bâş yatdılar. Ol gice Dürüzîlerden yedi aded çaşıt dutulup Paşa'ya geldükde söyledüp aslâ amân vermeyüp Sûr kal‘ası önünde kelleleri tenlerinden tîğ-ı Murtezâ ile galtân olup ale's-sabâh Nakura Boğazı'ndan feryâdcılar gelüp "Bre Sultânım, pusuda olan asâkir-i İslâm'ı Dürüzî basup gâlib gelüp bizim bayraklar mağlûb olmada. Hâlâ ceng-i azîmdir" deyünce mukaddemâ ileri kırk bayrak piyâde Sayda-i Berût ve Sıfet askeri gidüp imdâd yetişir. Paşa dahi atlanup cümle asker ile bir sâ‘atde imdâda yetişüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 38b ·
metinde göster ·
… bnîdir. Ve beş kat dîvârının mâbeynlerinde birer kat elli arşın enli handakları
var. Cümle
beş kat handakdır. İçinden Bahr-i Sefîd cereyân eder. Ve cümle yedi bâb-ı azîml …
Eşkâl-i sitâyiş-i kal‘a-i Akye: Akdeniz kenarında bir körfez nihâyetinde bir düz kumsal ve havâlesiz yerde şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i kadîmdir. Cümle beş katdır. Her kat dîvârı yigirmişer arşın enli dîvârdır. Bir sıra horâsânî tula ve bir sıra çârkûşe seng-traş ile mebnîdir. Ve beş kat dîvârının mâbeynlerinde birer kat elli arşın enli handakları var. Cümle beş kat handakdır. İçinden Bahr-i Sefîd cereyân eder. Ve cümle yedi bâb-ı azîmler imiş. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi dokuz bin adım ihâta edüp cümle der-i dîvârı harâb [u] türâb olup yerde yatar. Bu kal‘a-i kebîr içre cümle incir ve dud bâğlarıdır. Hâne-i imâristândan bir âsâr yokdur. Ammâ bu kal‘anın cenûbı tarafında leb-i deryâda sene (---) târîhinde Süleymân Hân vüzerâlarından Koca Lala Mustafâ Paşa şekl-i murabba‘ bir küçük seng binâ kulle-misâl bir kal‘a-i ra‘nâ binâ etmiş. Cümle etrâfı sekiz yüz adımdır. Cânib-i garba bir kapusu var. Dizdâr ve neferât cümle bunda sâkin olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41a ·
metinde göster ·
… ir çölistânda vâkı‘ olmağıla nehr-i cârîsi olmamağile bir âb-ı hayât çâh-ı mâsı
var. Cümle
askere kifâyet edüp şehir içre cümle sebîllerin âb-ı hayâtın develer ile bu kuy …
Tavsîf-i sebîl-i atşân: Cümle iki yüz sebîlhânedir. Bu şehir çölistânda vâkı‘ olmağıla nehr-i cârîsi olmamağile bir âb-ı hayât çâh-ı mâsı var. Cümle askere kifâyet edüp şehir içre cümle sebîllerin âb-ı hayâtın develer ile bu kuyudan taşırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 48a ·
metinde göster ·
… um değildir. Ve cânib-i kıblede iç kal‘aya nâzır bir kavî ve metîn demir kapusu
var. Cümle
üç kat kapudur, ammâ iç kal‘ası kadar sa‘b hisâr meğer kal‘a-i Mardin ola.
Eşkâl-i kal‘a-i Birecik: Nehr-i azîm-i Furât'ın cânib-i şarkı ve şimâline meyyâl bir yalçın kaya üzre eflâke ser-çekmiş seng-binâ bir küçük kal‘a-i ra‘nâ-yı şekl-i müseddesdir. Burc-ı bârûları gâyet metânet üzre metîndir kim her kullesi birbirine nâzırdır. Handakı yokdur. Zîrâ cânib-i müseddesi çâh-ı gayyâdan nişân verir kayalardır kim şâhin ve karakuş ve devlengeçler murgına âşiyân olmuşdur. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi ma‘lûmum değildir. Ve cânib-i kıblede iç kal‘aya nâzır bir kavî ve metîn demir kapusu var. Cümle üç kat kapudur, ammâ iç kal‘ası kadar sa‘b hisâr meğer kal‘a-i Mardin ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 53b ·
metinde göster ·
… ssı 600.000 akçedir. Ze‘âmeti 10 ve kılıç timarı 156. Ve alaybeği ve çeribaşısı
var. Cümle
sekiz yüz asker olup sefer eşerler. Yüz elli akçe kazâ-yı âsumânîdir. Kethüdâye …
Sebeb-i tesmiyyesi deyr-i ruhbândan galat Ruhbe derler. Ve bânîsi Nemrûd'dur. Ve Urfa eyâleti hâkinde sancakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı 600.000 akçedir. Ze‘âmeti 10 ve kılıç timarı 156. Ve alaybeği ve çeribaşısı var. Cümle sekiz yüz asker olup sefer eşerler. Yüz elli akçe kazâ-yı âsumânîdir. Kethüdâyeri ve serdârı ve dizdârı ve neferât-ı murdârı vardır. Kal‘ası Dicle ve Furât mâbeyninde ve Diyârbekir zemîninde bir kazâ-yı azîmde vâki olmuş taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâ-yı şekl-i murabba‘dan tûlânîcedir. Rıkka kal‘ası'na 60b karîb ve Ane kal‘asına beş menzil ba‘îd kaldı, ammâ Ruhbe kal‘ası nehr-i Furât sâhilinde gâyet sa‘b u metîn kal‘a-i hısn-ı hasîndir. Bânî-i sânîsi Melik Bertûk ta‘mîr u termîm edüp müstahkem etdi. Buna Yeni Ruhbe derler. Kal‘ası kaya üzre değildir, bir topraklı bayır üzre küçük metîn kal‘adır. Şâm ve Haleb tüccârları Bağdâd'a bu mahalden ubûr ederler. Urbân yatağı yerlerdir. Andan cânib-i (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 60a–60b ·
metinde göster ·
… ân ağası ulus göçümü zamân bunda sâkin olup Türkmân'dan yayla hakkı alır kadısı
var. Cümle
beş yüz mikdârı hâne-i Müslim ve Ermenîlerdir. Câmi‘i {Memî Kethüdâ'nındır ve M …
Kasaba-i Ulaş: Sivas hâkinde Türkmân ağası ulus göçümü zamân bunda sâkin olup Türkmân'dan yayla hakkı alır kadısı var. Cümle beş yüz mikdârı hâne-i Müslim ve Ermenîlerdir. Câmi‘i {Memî Kethüdâ'nındır ve Mi‘mâr Sinân binâsıdır kim Sultân Süleymân fermâniyle mebnîdir} ve hânı ve birkaç dükkânları var. Ammâ 73b hammâmı ve gayri imâreti ve bâğ u bâğçesi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 73a–73b ·
metinde göster ·
… âmi‘i atîkdir. Sene (---) târîhinde Sultân Kılıç Arslan binâsıdır. Bir minâresi
var. Cümle
türâb ile mestûr binâ-yı ma‘mûrdur, lâkin derûn-ı câmi‘de ne mikdâr amûd üzre m …
Evsâf-ı cevâmi‘hâ-yı şehr-i Sivas: Cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ aşağı varoşda Ulucâmi‘ bezzâzistân kurbunda tûlen ve arzen ikişer yüz ayak bir câmi‘i atîkdir. Sene (---) târîhinde Sultân Kılıç Arslan binâsıdır. Bir minâresi var. Cümle türâb ile mestûr binâ-yı ma‘mûrdur, lâkin derûn-ı câmi‘de ne mikdâr amûd üzre mebnî olduğu ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 75a ·
metinde göster ·
… ammâmı ve iki mesâcidi ve bir mekteb-i sıbyânı ve bir kârgîr binâ mu‘azzam hânı
var. Cümle
bu imâretler kiremit ile mestûrdur ve hânına yüz tavla at alır bir kârbânsarây- …
Bir düz vâdîde Sivas nâhiyesinde bâğsız ve bâğçesiz turâb ile mestûr bin hâneli müselmân ve Ermenîler sâkin nev-binâ bir şehr-i ra‘nâdır. Sene (---) târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ Bağdâd'a müteveccih oldukda vezîr-i sânî Kara Mustafâ Paşa binâsıdır. Bir câmi‘i ve bir hammâmı ve iki mesâcidi ve bir mekteb-i sıbyânı ve bir kârgîr binâ mu‘azzam hânı var. Cümle bu imâretler kiremit ile mestûrdur ve hânına yüz tavla at alır bir kârbânsarây-ı mu‘azzamdır ve hânın önündeki şâhrâhın yemîn [u] yesârında kırk elli aded esvâk-ı muhtasar vardır. Günden güne imâr olmadadır, zîrâ Sivas'dan Zile'ye ve Tokad'a giderken mâbeyninde elzem-i levâzımından menzilgâh-ı lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 90a ·
metinde göster ·
… yüz elli baltacı tüfeng-endâz var ve kâmil câna başa kalmaz dörd yüz iç ağaları
var. Cümle
altı bin aded asker olur. İbtidâ tenbîh edelim. Ayasofya kapusun sedd etsinler. …
Bu hâlde iken paşa buyurdular kim "Ayâ bizden bir âkıl u hamûl u halûk kimesne kim var kim bu tâ’ife-i mütemerridîn huzûrumuzda sizden râzı olduk, deyü tesellî-i hâtırla gitdiler. Ayâ aslı ne ola, bundan kim haber getirebilir" dedikde cânib-i erba‘asına bir hayli nigerân edüp aslâ bir merd-i meydân gelüp, sultânım fermânınız olursa ben giderim, demediler. Hemân Kudde Mehemmed Kethüdâ eydür "Sultânım, bu eşirrâ-yı ecnâs def‘ine çâre budur kim bunlar bir alay çakkal u bakkal ve muhtekir sarraç ve gazzâz ve bezzâz ve cemmâl u hammâl kavimlerdir. Bunlar ölüm erleri değillerdir. Her biri İsmihân ü Ümmühân ve Gülistân u Bostân ve Râbi‘a vü Fâtıma'sından geçmezler. Bu bizim sarâyda hâlâ bin yedi yüz harc alır ağavât ve karakollukçu vardır ve karşu hânımızda Daşnık Mirza ve Hanifi Halîfe cengin görmüş ve Diyârbekir'de Sincâr dağında Saçlı Kürdü kırdığımız cengleri görmüş üç bin ceng eri 103a Abaza ve Çerkez ve Gürcî ve Kürd ve Arnavud yiğitlerimiz var. Ve yüz elli baltacı tüfeng-endâz var ve kâmil câna başa kalmaz dörd yüz iç ağaları var. Cümle altı bin aded asker olur. İbtidâ tenbîh edelim. Ayasofya kapusun sedd etsinler. Andan bostâncıbaşıya haber edelim, Servikapusu içre bostâncılar silâhlarıyla hâzır-bâş olsunlar. Hemân biz sarây kapusun açup üç bin atlı ve piyâde Bâb-ı hümâyûna doğru üç bin yiğit dahi Cebehâne yoluna çıkup bu halkın ardın alup Ayasofya kapusu kapanmış üç askerin ortasında kalan bakkâl ve çakkal gidilerini ortaya alup eyle kılıç uralım kim Tabanıyassı Mehemmed Paşa Haleb'de askere urmamış ola. Bu tarafa kaçanları muhzır ağa yoldaşları ve hânda olan âdemlerimiz kurşuma dutsunlar. Bir zamân dâsitân-ı dûstân söylene. Hemân sultânım, cümle tevâbi‘ât [u] levâhıkâta cebehâne verelim. Cebel-i Sincâr'dan ganâyim aldığımız bin mikdârı mükemmel tüfengimiz vardır. Ve tîr [ü] kemân hadden efzûndur" deyü bu gûne cenge tergîb edecek yollar gösterüp herkes cenge âmâde iken ayâ görelim dahi ne zuhûr eder, deyü müterakkıb iken Koskafurûnlu Muhzır Ağa tebdîl-i câme olup aşağı baltacıların Harem kapusundan taşra firâr etdiği haberi paşaya gelüp paşa hayli müte’ellim olup bed-du‘â edüp "iflâh olmasın" buyurdular. Yine Bâb-ı hümâyûn önünde dahi ziyâde sadâ-yı Allah Allah evce peyveste oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 102b–103a ·
metinde göster ·
… iyyâ İbrâhîm Paşa'nın vakfıdır kim azîm tevliyetdir. Ve bir aded ma‘mûr tekyesi
var. Cümle
halkı ehl-i tevhîd ve muhibb-i fukarâlardır. Ve a‘yân [u] kibârı ve ulemâsı var …
Ve Beğ câmi‘i kadîmdir. Bunlardan mâ‘adâ mesâcidlerdir. Ve iki aded hânları var, Kurşumlu Hân İbrâhîm Paşa'nındır. Ve cümle üç yüz aded dekâkînleri vardır. Ekseriyyâ İbrâhîm Paşa'nın vakfıdır kim azîm tevliyetdir. Ve bir aded ma‘mûr tekyesi var. Cümle halkı ehl-i tevhîd ve muhibb-i fukarâlardır. Ve a‘yân [u] kibârı ve ulemâsı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112a ·
metinde göster ·
… i var. Ve bu kal‘anın cânib-i şarkîsinde yine sâhil-i Tuna'da bir ma‘mûr varoşu
var. Cümle
altı yüz hâne bâğlı ve bâğçeli cümle şındıra tahta seksen aded esvâk-ı muhtasar …
Sene 816 târîhinde ibtidâ bânîsi Çelebi Sultân Mehemmed'dir. Özi eyâleti sancağı hükmünde hâsdır. Ve yüz elli akçe başka kazâdır. Nevâhîleri ve kethüdâyeri ve serdârı yokdur. Kal‘ası Tuna kenarında bir düz çemenzâr yerde şekl-i murabba‘ beyâz ahcâr ile mebnî bir kal‘a-i müdevver-i kavîdir kim dâ’iren-mâdâr cirmi bir adımdır. İçinde Mehemmed Hân câmi‘i ve dizdârı ve üç yüz neferâtı ve mehterânı ve cebehânesi 113a var. Ve sağîr ü kebîr şâhâne elli aded topları var. Ve cânib-i şarka bir demir kapusu var. Etrâfında handakı nehr-i Tuna ile mâl-â-mâl olup kapusu önünde zemberekli asma cisri var. Ve kal‘adan taşra varoşu etrâfında tabur handakı var. Ve kapusu önünde âyende vü revende mihmâna ârâmgâhı içün bir tahta ile mebnî bir kasrı var. Ve Tuna kenarında bir azîm limanı var. Hâlâ neferâtıyla başka kapudanı var. Tuna defterdârından vazîfe-i mu‘ayyeneleri var. Ve bu kal‘anın cânib-i şarkîsinde yine sâhil-i Tuna'da bir ma‘mûr varoşu var. Cümle altı yüz hâne bâğlı ve bâğçeli cümle şındıra tahta seksen aded esvâk-ı muhtasarı var. Lâkin cümle ahâlî-i re‘âyâsı Eflâk'dir ve varoş hüddâmları cümle Eflâkândır. Netîce-i merâm gâyetü'l-gâye intihâ-yı serhaddir. Niçe yüz kerre Eflâk kâfiri isyân edüp ibtidâ bu kal‘ayı muhâsara etdüğü zamânımızda on kerre ma‘lûmumuzdur. Ammâ bu kal‘a gâyet kâr [u] kisb yeridir ve ankâ kimesneler vardır. Cümleden bây Yergöğülü Hüseyin Ağa, bin kiseye mâlik kimesnedir. Paşa anın hânesinde mihmân olup paşaya üç gün ziyâfet-i azîm edüp beher yevm birer at ve üçer kîse verüp ol kadar bal ve yağ verdi kim ta‘bîr olunmaz. Ve Eflâk Beği Mati'den yedi araba akmişe-i fâhire ve yüz araba zahîre ve bir hınto münakkaş ve mutalla‘ koçi araba hedâyâ gönderüp içinde seksen kîse-i Eflâkî var idi. Ve bir tavla çıpgın bârgîr ve bir tavla yorga cıbırtay at pîşkeş geldi. Ve sâ’ir ağavâtlara dahi yüz re’s bârgîr hedâyâ gelüp bir yorga bârgîr dahi bu hakîre değdi. (---)(---)(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112b–113a ·
metinde göster ·
… nhânesi ve yetmiş aded gılmân-ı hâssa hücreleri ve bir küçük hammâm-ı muhtasarı
var. Cümle
odaları soba ocaklıdır. Zîrâ kışı katı olur. Cümle kiremitli binâlardır. Bu Sil …
Bu tahrîr olunan mahallâtlar içre cümle on bir sarâydır. Cümleden mükellef ve mükemmel kal‘a kapusu önünde Tuna kenarında vüzerâlara mahsûs sarây-ı azîm, Budin ve Bosna sarâyları gibi binâ-yı azîmleri sarây-ı kavî değildir. Cümle belvan ve tahta ile mebnî sarây-ı fevkânîdir. Bir vâsi‘ce havlisi ve bir küçük dîvânhânesi ve yetmiş aded gılmân-ı hâssa hücreleri ve bir küçük hammâm-ı muhtasarı var. Cümle odaları soba ocaklıdır. Zîrâ kışı katı olur. Cümle kiremitli binâlardır. Bu Silisre sarâyın temâşâ etdiğimiz bin altmış bir târîhi idi. Göncüzâde nâm ilm-i nücûmda pesendîde-i hâs [u] âm bir kimesne eydür "Bin doksan târîhinde Âl-i Osmân'dan Mehemmed Hân bu Silisre şehrine gelüp bu sarâyı esâsından cedîd edüp "Bu şehir taht-ı pâdişâhî ola" dedi. "Allahümme yessir bi'l-hayr" denildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 119a ·
metinde göster ·
… aded hânı ve üç yüz aded dükkânı ve bir küçük bezzâzistânı ve bir küçük hammâmı
var. Cümle
bu hayrât [u] hasenâtlar İsmihân Sultân evkâfıdır kim gâyet metîn vakf-ı emîndi …
Ve dahi çârsû içre (---) câmi‘i. Mâ‘adâ mesâcidlerdir. Yedi aded mekteb-i sıbyânı ve üç aded hânı ve üç yüz aded dükkânı ve bir küçük bezzâzistânı ve bir küçük hammâmı var. Cümle bu hayrât [u] hasenâtlar İsmihân Sultân evkâfıdır kim gâyet metîn vakf-ı emîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 125a ·
metinde göster ·
… de zemîn bûs edüp ne zekeri var ve ne yağmur-ı bevil var ve ne ıslanmış âdemler
var. Cümle
halk ke'l-evvel yubûset üzre esbâblarıyla yine meydân-ı muhabbetde cem‘ oldular …
Bu hâl üzre bir sâ‘at mürûr edüp yine Monlâ Muhammed zemîne kadem basup peştemâlı belinde zemîn bûs edüp ne zekeri var ve ne yağmur-ı bevil var ve ne ıslanmış âdemler var. Cümle halk ke'l-evvel yubûset üzre esbâblarıyla yine meydân-ı muhabbetde cem‘ oldular. Paşa "Sübhânallah!" diyerek engüşt ber-dehen edüp hayrân kaldı. Ol mahalde hân arkasından semmûr kürkün Monlâ Muhammed'e ihsân edüp eyitdi: "Ey monlâ!, Mini seversen bir acîbe mahûf u muhâtara kâr et galan" dedi. Monlâ-yı merkûm "Be-ser-i çeşm" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 231b ·
metinde göster ·
Cezîre-i Kebûter {ya‘nî Güğercin adası}: derler. On mil çevirir bir vâsi‘ cezîre-i ma‘mûredir. Bir yalçın kaya üzre bir ma‘mûr kal‘ası var, neferâtları ve cebehânesi ve nâzük top-ı şâhîleri var. Cümle nökerleri sayyâd-ı mâhîlerdir kim azîm kâr edüp vazîfelerin mâhîlerden mâh-be-mâh alırlar. Metîn kal‘a-i bâlâdır. Bir cezîresine dahi
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 295b ·
metinde göster ·
… ardır. Her derveze içre ekall-i mâ-yekûn onar ve on beşer hâne-i müte‘addideler
var. Cümle
âsâr-ı binâları kerpiç ile mebnîdir ve cümle dam u bâmları türâb-ı pâk ile mest …
Sitâyiş-i imârât-ı hânedân-ı şehr-i Rey: Gerçi sâ’ir diyârlar gibi kal‘ası amâr değildir ammâ şehri gâyet ma‘mûrdur. Cümle dokuz bin sekiz yüz aded derveze add olunur bâğlı u bâğçeli hânedânlardır. Her derveze içre ekall-i mâ-yekûn onar ve on beşer hâne-i müte‘addideler var. Cümle âsâr-ı binâları kerpiç ile mebnîdir ve cümle dam u bâmları türâb-ı pâk ile mestûr hânedân-ı ma‘mûrlardır. Ammâ bu şehrin cânib-i erba‘asında sûr hafri-misâl handak-i vâsi‘i ve umk-ı azîmi vardır kim yâğî vü bâğîden emîndir. Ve cânib-i etrâfında sekiz aded dervezeleri vardır. Ammâ cümle haşeb levha bâblardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 325a ·
metinde göster ·
… âdâr yerde mecma‘ü'l-irfân bir teferrücgâh ve mesîregâh namâzgâh-ı ferah-fezâsı
var. Cümle
guzât anda tâ‘at u ibâdet edüp varda beklerler. Ve handak kenârınca cümle kalın …
Ve bu kal‘anın büyük kapusunun taşra sol tarafında handak kenârında bir mürtefi‘ havâdâr yerde mecma‘ü'l-irfân bir teferrücgâh ve mesîregâh namâzgâh-ı ferah-fezâsı var. Cümle guzât anda tâ‘at u ibâdet edüp varda beklerler. Ve handak kenârınca cümle kalın direkler ile şaranpav ta‘bîr etdikleri parmaklık çevirmişlerdir kim andan içeri at ve katır ve sâ’ir hayvânât giremeyüp kimesne handaka bir hâr u hâşâk atamazlar. Gâyet amîk ve pâk handakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 38a ·
metinde göster ·
… -ı zu‘amâsı 6 ve erbâb-ı tîmârı 14. Başka alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşısı
var. Cümle
cebelüleri ile altı yüz asker olurlar. Bir hâkimi dahi yüz elli akçe kazâdır ve …
Hâlâ kanûn-ı Süleymân Hân tahrîri üzre Deryâ kaleminde Kapudan Paşa hükmünde hâkimi sancakbeğidir. Taraf-ı pâdişâhîden beğinin hâssı 213.088 akçedir. Beş yüz aded cebelüsü ile sefer eşer ve erbâb-ı zu‘amâsı 6 ve erbâb-ı tîmârı 14. Başka alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşısı var. Cümle cebelüleri ile altı yüz asker olurlar. Bir hâkimi dahi yüz elli akçe kazâdır ve nâhiyesi cümle (---) aded kurâlardır. Müftî ve nakîbüleşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfı ve yeniçeri serdârı ve sipâh kethüdâyeri ve muhtesibi ve subaşısı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 89a ·
metinde göster ·
Ve dahi sâ‘at kullesi ve kapusu önünde bir kasr-ı Havernâk'ı
var. Cümle
sahrâ-yı Tımışvâr râyegân [u] nümâyândır. Ve dahi nehr-i Sava'ya nâzır bir kasr …
Ve dahi sâ‘at kullesi ve kapusu önünde bir kasr-ı Havernâk'ı var. Cümle sahrâ-yı Tımışvâr râyegân [u] nümâyândır. Ve dahi nehr-i Sava'ya nâzır bir kasr-ı şîrîni var, cümle Zümon sahrâsı ayân ve beyândır. Ve bu kal‘ayı Süleymân Hân Sırf Pâdişâhı Ungur Kral elinden aldıkda nehr-i Sava aşrı balyemez toplar ile döğe döğe aşağı kal‘ayı vîrân edüp nehr-i Sava üzre gemileri birbirlerine çatup üzerlerine çitler döşeyüp gemileri Sava ile akıdup cümle gemiler kal‘a dibinde o zîk yerde kısılup kalınca cümle guzât-ı müslimîn mezkûr gemiler üzre dal kılıç yürüyüp ibtidâ kılıç ile aşağı kal‘a feth olup dörd haftadan sonra Yukarukal‘a dahi kılıç ile feth olup cümle guzât-ı müslimîne Süleymân Hân takye ile altun bezl etdiği muhakkakdır kim ol gûne iltifât-ı şehriyârî ile bu kal‘a-i bâğ-ı İrem âdem deryâsı olup bu kadar bin asker-i deryâ-misâl üzre bu şehr-i azîme yigirmi yedi aded hâkim nasb eylemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 113a ·
metinde göster ·
… Tımışvâr râyegân [u] nümâyândır. Ve dahi nehr-i Sava'ya nâzır bir kasr-ı şîrîni
var, cümle
Zümon sahrâsı ayân ve beyândır. Ve bu kal‘ayı Süleymân Hân Sırf Pâdişâhı Ungur …
Ve dahi sâ‘at kullesi ve kapusu önünde bir kasr-ı Havernâk'ı var. Cümle sahrâ-yı Tımışvâr râyegân [u] nümâyândır. Ve dahi nehr-i Sava'ya nâzır bir kasr-ı şîrîni var, cümle Zümon sahrâsı ayân ve beyândır. Ve bu kal‘ayı Süleymân Hân Sırf Pâdişâhı Ungur Kral elinden aldıkda nehr-i Sava aşrı balyemez toplar ile döğe döğe aşağı kal‘ayı vîrân edüp nehr-i Sava üzre gemileri birbirlerine çatup üzerlerine çitler döşeyüp gemileri Sava ile akıdup cümle gemiler kal‘a dibinde o zîk yerde kısılup kalınca cümle guzât-ı müslimîn mezkûr gemiler üzre dal kılıç yürüyüp ibtidâ kılıç ile aşağı kal‘a feth olup dörd haftadan sonra Yukarukal‘a dahi kılıç ile feth olup cümle guzât-ı müslimîne Süleymân Hân takye ile altun bezl etdiği muhakkakdır kim ol gûne iltifât-ı şehriyârî ile bu kal‘a-i bâğ-ı İrem âdem deryâsı olup bu kadar bin asker-i deryâ-misâl üzre bu şehr-i azîme yigirmi yedi aded hâkim nasb eylemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 113a ·
metinde göster ·
Bu bâb-ı kebîr dahi iki kat cânib-i şimâle nâzırdır. Hattâ bu kapu üzre cihân-nümâ bir kasr-ı âlîsi var. Cümle haşeb binâdır, ammâ gâyet musanna‘ kasr-ı Havernâk'dır. Cümle âyende vü revende ve müsâfirîn anda meks-i ârâm ederler. Sâ‘at kullesi andadır ve üstünde demir tenekeden bir horosu var, sekiz rûzgâr-ı zorkâr bu horosa urdukça ol horos hareket edüp sadâ vererek çevelân eder. Gâyet musanna‘ horosdur. Anıniçün kapuya Horos kapusu derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118b ·
metinde göster ·
… Dizdârı ve üç yüz aded güzîde yarar neferâtları ve kifâyet mikdârı cebehâneleri
var. Cümle
şindire tahta örtülüdür, ammâ çârsû-yı bezzâzistânları ve hânları ve hammâmları …
Sebeb-i tesmiyesi (---)(---)(---) Bânîsi ibtidâ Betlen G[ab]or'dur. Sene 958 feth-i Süleymân Hân'dır, be-dest-i Ulama Paşa. Kal‘ası şekl-i murabba‘ şeddadî binâ-yı ra‘nâdır. Cânib-i garba sahrâya nâzır bir kapusu var. Dizdârı ve üç yüz aded güzîde yarar neferâtları ve kifâyet mikdârı cebehâneleri var. Cümle şindire tahta örtülüdür, ammâ çârsû-yı bezzâzistânları ve hânları ve hammâmları yokdur. Ancak bir serhad kullesidir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 119b ·
metinde göster ·
… Hâlâ Lipova beği hâssıdır kim subaşılıkdır. Dizdârı ve yetmiş aded neferâtları
var. Cümle
üç yüz aded hâne-i zîbâlardır ve bâğı ve bâğçeleri çokdur. Andan yukaru yine ne …
Nehr-i Moroş'in kal‘a-i Radna tarafında bir püşte-i âlî üzre taş ve dolma rıhtım palankadır. Hâlâ Lipova beği hâssıdır kim subaşılıkdır. Dizdârı ve yetmiş aded neferâtları var. Cümle üç yüz aded hâne-i zîbâlardır ve bâğı ve bâğçeleri çokdur. Andan yukaru yine nehr-i Moroş kenârıyla 2 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 121a ·
metinde göster ·
… tden bir şey yokdur, ammâ aşağı varoşu üç yüz mikdârı bâğçelice fukarâ hâneleri
var. Cümle
kiremit ile mestûrdur.
Bosna eyâleti hâkinde vâki‘ olup derûn-ı hisârda dizdârı ve mehterhânesi ve elli aded neferâtları ve kifâyet mikdârı cebehânesi ve şâhî topları ve gılâl anbârları ve bir küçük câmi‘i var. Gayrı imâretden bir şey yokdur, ammâ aşağı varoşu üç yüz mikdârı bâğçelice fukarâ hâneleri var. Cümle kiremit ile mestûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 167a ·
metinde göster ·
Bu şehrin Rûmları müselmânlara gâlibdirler, zîrâ ankâ kefereleri
var. Cümle
hâneleri birbiri üzre cânib-i şimâl ve garbda olan sahrâ içre cereyân eden İnce …
Bu şehrin Rûmları müselmânlara gâlibdirler, zîrâ ankâ kefereleri var. Cümle hâneleri birbiri üzre cânib-i şimâl ve garbda olan sahrâ içre cereyân eden İncekarasu'ya nâzır menhûs hânelerdir ve cümle yedi aded musanna‘ ve müzeyyen kenîseleri vardır ve gâyetü'l-gâye zengine Rûm keratse avratları var kim be-her sene beş kantar harîr öşr verir keratse karıları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 181a ·
metinde göster ·
asâkir-i İslâm bu sahrâ-yı çemenzâr [u] giyâhât içre iki gün meks eyleyüp nebât …
Hakîkatü'l-hâl otluk ma‘deni denildiği kadar var. Cümle asâkir-i İslâm bu sahrâ-yı çemenzâr [u] giyâhât içre iki gün meks eyleyüp nebâtâtın taşıyup niçe kerre yüz bin at ve katır ve develer bağlayup cemî‘i Tatar halkının da altı kerre yüz bin devâbbâtları bu sahrânın otun otluğun yediler. Gûyâ deryâda katre ve güneşde zerre kadar eksilmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 8a ·
metinde göster ·
… e ayş ü nûş sâhibleridir kim herkesin bâğlarında birer kasr-ı bed-âyîn hâneleri
var. "Cümle
yigirmi sekiz bin bâğdır" deyü şehir birovu nakl etdi.
Ve mezkûr nehr-i Banya Ejder nehr-i Şamos'a mahlût olur, ammâ nehr-i Banya ılıca suyu olmağile ol kadar lezîz ve bârid değildir, ammâ nâfi‘dir. Ve bu su, ma‘denli gümüş cevherli dağlardan gelmek ile bu şehir halkı ol sudan isti‘mâl etdikleriyçün ekseriyyâ sağîr u kebîrlerinin boğazlarında kuşka, ya‘nî ur gibi bir yumru şey hâsıl olur. Ve bu şehir bir derede vâkı‘ olmağile hevâsı sakîldir, ammâ halkı gâyet ankâlardır. Ve ehl-i zevk ve ayş ü nûş sâhibleridir kim herkesin bâğlarında birer kasr-ı bed-âyîn hâneleri var. "Cümle yigirmi sekiz bin bâğdır" deyü şehir birovu nakl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 9a ·
metinde göster ·
Ve bu mahalde Tise üzre gûnâ-gûn musanna‘ Macar-kârî değirmenleri
var. Cümle
gemiler üzre ibret-nümâ âsiyâblardır. Bu mahalde Tatar-ı sabâ-reftâr askerinden …
Ve bu mahalde Tise üzre gûnâ-gûn musanna‘ Macar-kârî değirmenleri var. Cümle gemiler üzre ibret-nümâ âsiyâblardır. Bu mahalde Tatar-ı sabâ-reftâr askerinden on bin bahâdır Tatar ve on bin aded serhad gâzîleri de Kemen Yanoş la‘înin ardı sıra kovup cânib-i erba‘ayı nehb ü gâret etmeğe Tatar'dan Ak Mehemmed Ağa serdâr olup azîmet etdiler, ammâ;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 10b ·
metinde göster ·