Der-beyân-ı hammâmât-ı mahsûs-ı a‘yân: Cümle yedi yüz sarây hammâmı var. Her birinde hûr [u] gılmânları sîm-tenlerin nîlgûn fûtaya beden-i uryânın koyup havz-ı Şâfi‘î'de mâlik-i bahr gibi şinâverlik edüp uşşâklarıyla bilâ-vâsıta koçkucağ olup bir bucağ olurlar. Bu hammâmların Kâşîleri üzre ekseriyyâ Fuzûlî'nin "Hammâm Kasîdesi" mestûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300a ·
metinde göster ·
… âbih idi. Üst çenesinde yüz elli dendânları var ve alt çenesinde yüz kırk sinni
var. Her
bir dişi birer zirâ‘ tavîl ve âdem uyluğu gibi kalın dişleri ve fil kulağı gibi …
{Der-sitâyiş-i niheng-i pîl-kûş-ı Bahr-i Haraz}: Andan kalkup yine leb-i deryâ ile giderken temevvüc-i Bahr-i Haraz ile sâhil-i deryâda bir balık düşmüş, kaddi kâmil yüz adım idi. İki başı var, biri kuyruğu yerinde yılan başlı, biri büyük başı ki hammâm kubbesi kadar var idi. Gûyâ tasvîrlerde tahrîr olunan ejdehâ tasvîri başına müşâbih idi. Üst çenesinde yüz elli dendânları var ve alt çenesinde yüz kırk sinni var. Her bir dişi birer zirâ‘ tavîl ve âdem uyluğu gibi kalın dişleri ve fil kulağı gibi gûşleri ve müdevver sofra cirminde gözleri var. Ve cümle vücûdu kunduz tüğü-misâl tüğlü bir mahlûk-ı Hâlık ve bir mehîb ü mefret balık idi. Cümle ehl-i Bakü ve Demirkapu ve kavm-i Şemahı cem‘ olup temâşâ ederlerdi. Hoca Sarı Hân nâm bir seyyâhân-ı Bahr-i Haraz eydür: "Bu Bahr-i Haraz'a mahsûs bir nehengdir kim mellâhân-ı bihâr, bu mâhîye neheng-i pîl-kûş derler. Cemî‘î mâhîler bu balıkdan havf ederler" dedi. Ammâ hakîkatü'l-hâl bu Bahr-i Haraz sâhilinde olan ibret-nümâ bir deryâda yokdur. Hattâ leb-i deryâda ol kadar derya mahlûku kabları ve lâşeleri vardır kim diller ile ta‘bîr olunmayup bir bahr mahlûkuna müşâbeheti yokdur. Çâr-kûşe ve şekl-i muhammes ve topuz gibi başı müdevver ve kuyruğu ince mahlûklar olur. Ammâ mâhî-i kepî ve mâhî-i minâ gûyâ murassa‘ bir zirâ‘-ı mâhîdir. Ve mâhî-i lipâta ve mâhî-i sürhendâm ve mâhî-i sebz ve mâhî-i sîmî ve niçe bin elvân mâhîleri var, amma ma‘lûmumuz olup tenâvül olunan bu gûne mâ’idelerdir. Ve bu Bahr-i Haraz ol diyârın mellâhları takrîri üzre Karadeniz'den bir buçuk kadar vâsi‘dir. Dâiren-mâdâr cirmi dörd bin mildir. Ve bir yire ittisâli yokdur. Başka bir bahr-i azîmdir. Ve Karadeniz gibi içinde aslâ cezîresi yokdur. Cezîre-i ma‘mûreler Akdeniz'e mahsûsdur kim sağîr ve kebîr cümle iki bin kırk cezîrelerdir. Kırkı cezîre-i azîmlerdir. Meselâ; cezîre-i Kıbrıs ve Girid ve Mora ve Rodos ve Midilli ve İlimni ve İstendil ve İstanköy ve Sakız ve Nakşa ve Zanılsa ve Kefalonya ve Cicilya ve Korsika ve Sardilya ve Malta misillü niçe cezîreler vardır. Her birinde beşer onar ve yetmişer seksener mikdârı kılâ‘-ı metînler ve nehr-i azîmler vardır. Ammâ bu Bahr-i Haraz'da bir cezîreli yer yokdur. Ammâ limânları çokdur ve talattum-ı deryâ-yı tebbâsı (?) Karadeniz'den şedîd olur. Tûlunun nihâyeti Fağfûr hududu vilâyetinde nihâyet bulur kim ıklîm-i sâbi‘in nihâyetidir. Garb tarafı diyâr-ı Moskovdur. Şark tarafı Gîlân-ı Acem ve Özbek ve Bulgar ve Kalmâğ ve Çîn ve Fağfûr ve Kazak'dır kim bu Kazak tarafıyla Moskov ma-beyni şiddet-i şitâda bu bahr müncemid olup yedi ay sedd-i yah-bend olup üzerinden Kalmah Tatarları ubûr edüp diyâr-ı Moskov'ı nehb ü gâret edüp esîrlerin Çîn-i Hıta ve Hoten'de fürûht edende bây kişi olurlar. Ammâ bu Gîlân ve Bakü ve Demirkapu ve Türk kal‘aları önünde bu Bahr-i Haraz aslâ donmaz, zîrâ sevâhil taraflardır. Ve bu cânibde bu bahrin nihâyeti Bâbü'l-ebvâb ta‘bîr etdükleri Demirkapu'dan cânib-i kıbleye içeri bir körfezdir. Dağıstân pâdişâhı hudûdunda leb-i Haraz'da Avar ülkesine karîb Türk nehri kenarında Moskov'un Türk kal‘asında bu bahr nihâyet bulur. Kıbleden 315b şimâle tûlânîce vâkı‘ olup tûlı dörd bin mildir. Ve umkı, ka‘rı nihâyeti üç ıskandil boyudur, ya‘nî üç yüz zirâ‘ derin yeri vardır. Ve bu rûy-ı deryâda bin pâre gemileri vardır kim diyârdan diyâra tüccârân-ı berr [u] bihâr götürüp kâr ederler. Ammâ cemî‘î keştîbânları Moskov kâfiri Kazağı şaykalarından havf edüp rûy-ı deryâda azîm ceng-i perhâş ederler. Lâkin bahr-i Esved ve bahr-i Sefîd ve bahr-i Okyonus ve bahr-i Muhît kalyonları gibi azîm karaka keştîleri yokdur. Ancak küpeşteleri kamış sazlı hûrde gemileri ve hûrde mişkât topları vardır. Rûm deryâsı gibi sâhib-i mahâret keştîbânları yokdur. Deryâ üzre neberd-i zevrâk Fireng-i pür-renge ve Âl-i Osmân-ı evrenge mahsûsdur kim gemilerinde ikişer üçer bin asker olup ikişer üçer yüz top çeker karavana kalyonları olup bahr-i Sefîd üzre Fireng ile ceng ederler. Ammâ bu Bahr-i Haraz mellâhları ancak Moskov Kazağ'ı kayıklarıyla ceng ederler. Ez-în-cânib bu Bahr-i Haraz kenarından cânib-i şarka düz sahrâlar içre yine nâhiye-i Müskir'de (---) sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 315a–315b ·
metinde göster ·
… dırahtistânlı hıyâbân, Şirvân hudûdunda şehr-i Şaburan'dır. Cümle yedi nâhiyesi
var. Her
biri birer seb‘a-i seyyâre ismiyle ma‘rûfdur. Meselâ nâhiye-i [Utarid, nâhiye-i …
Cümleden Câmi‘-i kebîr, Uzun Hasan Şâh Câmi‘i ve Tokmak Hân Câmi‘i ve Avşar Hân Câmi‘i. Uzun Hasan Câmi‘inin misli bu arâzî-i ma‘mûrde yokdur, meğer Mısır'da Uzun Hasan-ı Ekrâd câmi‘i ola. Ammâ bu Şaburan Câmi‘inde olan Kâşî çîn ve havz-ı fevvâreler bir diyârda yokdur. Özdemiroğlu Osman Paşa Demirkapu'dan her cum‘a alay-ı azîm ile gelüp bu câmi‘de ibâdet edermiş. Vâcibü's-seyr bir ibâdethane-i kadîmdir kim bunda olan hûrdekârlık, merğûb zîbâ san‘atlar ve elvân elvân nakş-ı bukalemûn-ra‘nâ tasarruflar var kim ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan üstâd-ı bennâlar bu câmi‘de olan kâr-ı mermer-bürü görseler engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân kalır. Ve bu şehr dahi bir mahsûldâr vâdî-i Müskir içre vâkı‘ olmuş gül-i güstânlı ve meyve-i dırahtistânlı hıyâbân, Şirvân hudûdunda şehr-i Şaburan'dır. Cümle yedi nâhiyesi var. Her biri birer seb‘a-i seyyâre ismiyle ma‘rûfdur. Meselâ nâhiye-i [Utarid, nâhiye-i Zühre, nâhiye-i Mirrih, nâhiye-i Müşteri, nâhiye-i Zühal].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 315b ·
metinde göster ·
… -i heft-ser gibi açup dili yerine bir kırmızı keçe pâresi komuşlar. İri dişleri
var, her
biri hançer-i Türkmândan ve sinân-ı Urbân'dan nişân verir. Burnundan kuyruğunun …
{Der-vasf-ı Esed-i Kûhî} şehre nâzır kapusunun iç yüzünde kapu üzre bir taht-ı revân-ı vâsi‘ ile bir arslan derisin pembe ile doldurup gözlerine iri turunç komuşlar ve ağzın ejder-i heft-ser gibi açup dili yerine bir kırmızı keçe pâresi komuşlar. İri dişleri var, her biri hançer-i Türkmândan ve sinân-ı Urbân'dan nişân verir. Burnundan kuyruğunun nihâyetine varınca kırk beş karış bir mefret subû‘ esed-i dağî, bir mehîb arslan-ı âsî imiş. Yedi sene bu dağlarda yaban koyunu ve keçisi ve sığını tenâvül ide ide pîl-i Mahmûdî-misâl olup dağlarda hayvânâtların ırkın kesüp dağlardan kurâ ve kasabâtlara nüzûl edüp at ve katır ve deve ve hımâr ve benî Âdem sayd [u] şikâr etmeğe başlayup âhir-i kâr kolu kuvvetli cânın birisi çatal kurguşum ile şikâr yerken urup kellesi hûrd olup ale'l-fevr mürd, ölüdür, postun yüzüp Tapan Ahmed Ağa'ya getirüp ol dahi ibret-i âlem içün bu taht-ı revân üzre koyup bezzâzistânının kapusunun iç yüzünde asmışdır. Ammâ Hudâ âlimdir, anı gören zî-rûh zann eder. Dörd ayakları sütûna benzer. Pençeleri arvana deve tabanına benzer. Kellesi husrevânî küp'e mânend bir gazanfer-i nerrende, lâkin Bağdâd ve Hille ve Cevâzir ve Kurna arslanları gibi mahbûb değildir. Yine asfaru'l-levndir amma Engürü keçisi gibi yünleri birer karış burma burma sakmış bir mehîb ve acebe- 343b likâ, garîbü'ş-şekl bir esed-i dağîdir. Arslan çölde halk olunmuşdur. Bu dağda hâsıl olmağıla bu gûne halk olunmuşdur. Hiç ol kıyâfetde arslan görülmemişdir. Ammâ hakîkatü'l-hâl bu Karahisâr dağları Rûm, Arab ve Acem'de meşhûr sarp dağlar ve beller ve sengistân ve çengelistân ormanlar olmağıla kaplanı ve vaşakı ve yaban gûsfendi ve sığını ve zerdeva ve sansarı ve sırtlan kurdu ve andık kurdu ve kara kurdu ve tilki ve çakalı gâyet çokdur. Dağlarına oduncular gitmeğe âcizlerdir. Tâ bu mertebe hayvânât-ı gûnâ-gûn ile memlû azîm kûh-ı bülendlerdir. Bir kerre "Karadeniz'den Kazaklar çıkup bu dağları ubûr edüp niçe kurâ ve kasabâtları nehb u gâret etmeğe dağlara çıkup cümlesini dağlarda kaplanlar ve kurdlar ve ayılar ve sâ’ir yırtıcı hayvânlar yırtup helâk edüp şikâr almak sadedinde iken kendüleri yırtıcı hayvânlara şikâr olup cân kurtarmadılar. Ol zamandan berü Kazak-ı Ak'dan şehrimiz emn [ü] emândır", deyü nakl etdiler. Zîrâ Karadeniz sâhilinde (---) şehri bu Karahisâr-ı Şarkî'ye (---) merhale yer karîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 343a–343b ·
metinde göster ·
… ef‘-i atşân ederler. Bu haremin bir cânibinde bir azîm imâret-i dârü'z-ziyâfesi
var. Her
şeb [u] rûz cemî‘i müsâfirîn eğer kefere ve fecere bu mihmânsarâyda sâkin ola. …
Derûn-ı şehirde bir kal‘a-i mu‘azzamdır kim içinde iki bin aded şütür alır develiği ve üç bin at alır ıstabl-ı anteri ve kamberîsi vardır. Dahi ehl-i harem a‘yân [u] kibâr içün yetmiş seksen hâne-i müte‘addideli harem hücreleri var. Ve âyende vü revende vükelâ ve vüzerâ sâkin olmağiçün başka tahtânî ve fevkânî ve içli ve taşralı kâ‘aları var. Ve bây [u] gedâ müsâfirîn-i mahlûk-ı Hudâ içün hân-ı azîmin tarafeyninde yan soffaları üzre kâmil iki yüz ocaklı soffalardır. Ve rûy-ı divârda âlât-ı silâh asacak demir çengeller var. Ve cümle atları kayd-bend edecek demir halkalar vardır. Ve yazlık meydânına güvercinlik ta‘bîr ederler bir azîm meydândır kim üzeri eflâke ser çekmiş haşeb kubbedir. Bu meydânın cânib-i erba‘ası ocaksız yaz meydânı soffalardır. Ve taşra haremi dahi beyâz hacer ile döşenmiş bir meydân-ı mu‘azzamdır kim beş bin at alır gûyâ İslâmbol'un Atmeydânı'dır. Bu haremin tâ ortasında müdevver aşren fe-‘aşr bir havz-ı kebîri var, gûyâ bir halic-i Mısır'dır. Cümle âyende vü revendenin devvâbları bundan nûş edüp def‘-i atşân ederler. Bu haremin bir cânibinde bir azîm imâret-i dârü'z-ziyâfesi var. Her şeb [u] rûz cemî‘i müsâfirîn eğer kefere ve fecere bu mihmânsarâyda sâkin ola. Ba‘de'l-mağrib cemî‘i huddâmlar matbah-ı Keykâvûs'dan her ocak başına birer bakır sini içre birer tas buğday çobrası ve âdem başına birer nânpâresi ve birer şem‘-i revgân dânesi verirler ve her at başına birer tobra yem verirler. İlâ mâşâallah sâhibü'l-hayrât böyle vakf-ı dâ’im eylemiş, rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136a ·
metinde göster ·
Bu câmi‘in cümle beş aded bâb-ı sa‘âdetleri var. Her kapunun atebe-i ulyâları üzre tarz-ı kadîm celî hatt-ı müzehheb ile Arabî târîhler vardır. Ammâ gayet girişmeli hatt-ı muğlak olmak ile tahrîr olunmadı. Mezkûr bâb-ı mu‘allâların ikisi yemîn ü yesâr bâb-ı üstüvârlardır. Üç adedi cânib-i kıbleye mekşûfdur. Orta kıble kapusu üzre celî hat ile mestûr olan târîh-i zîbâdır: "Câmi‘-i Murad b. Mehemmed Hân, sene tis‘a bi-gayri elifin ve semâniye mi‘e" tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152a ·
metinde göster ·
Bu kapunun deryâ tarafı cânibi kıbledir ve bu kal‘a içre cümle hâk-i pâk ile mestûr üç yüz elli aded hâne-i ma‘mûrlar vardır. Süleymân Hân'ın bir câmi‘i ve bir hammâmı ve bir hânı ve yigirmi mikdârı dükkânı vardır. Gayri imârât-ı azîmelerden bir ebniyye-i âliyeler yokdur. Ve bu kal‘a Van eyâletinde Muş paşasının tahtıdır. Beğinin hâssı taraf-ı pâdişâhîden 410.000 yük akçedir. Ve kânûn üzre ber-vech-i adâlet beğine beher sene yigirmi kise olup beş yüz âdemle sancağı kurâların zabt [u] rabt eder. Erbâb-ı zu‘amâsı cümle 44 adeddir ve erbâb-ı timârı 148 adeddir. Alâybeğisi ve çeribaşısı vardır. Kânûn üzre cebelüleriyle bin mikdârı Muş sahrâsı bîhûş asker olup beğleri livâsı altında me’mûr oldukları sefere giderler. Ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâ-yı âsumânîdir kim senevî kadıya iki kise olur. Şeyhülislâmı ve nakîbi ve kethudâyeri ve serdârı yokdur. Ammâ şâhbenderi ve bâcdârı ve muhtesibi ve subaşısı vardır. Bir hâkimi dahi kal‘a dizdârıdır kim cebecilere ve yeniçerilere hükûmet eder. Zîrâ Âsitâne tarafından gelir dizdârdır. Ve cümle yüz aded kal‘a neferâtları var, her şeb mehterhânesi çalınır, neferâtları cümle âmâdedir ve kifâyet mikdârı envâ‘ından cebehâneleri ve kırk aded sağîr ü kebîr şâhî darbzen ve kolomborna topları vardır ve leb-i deryâdaki iskelesinde gümrük emîni oturup cemî‘i gelen keştîlerin metâ‘larından öşr-i sultânî alup kal‘a kullarına mevâcib verir yedi yük akçe iltizâmdır. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 239b ·
metinde göster ·
… sarp ve metîn çâr kûşe bir kal‘a-i üstüvârdır. Ve handakı üzre bir haşeb cisri
var, her
gece cisri nigâhbânlar makaralar ile çeküp cisri kal‘a kapusuna dayayup kapuya …
Eşkâl-i Özü: Bu kal‘a biri birine muttasıl üç kat bölme kal‘alardır, ammâ cümleden kadîm yukaru Macar Alî Paşa binâ etdiği eski kal‘a bir topraklı bayır üstünde on beş tahta örtülü kulleli ve yigirmi ayak enli kalın şeddadî-misâl taş dîvârlı ve iki kat hisâr pîçe dîvârlı ve handakı derin enli sarp ve metîn çâr kûşe bir kal‘a-i üstüvârdır. Ve handakı üzre bir haşeb cisri var, her gece cisri nigâhbânlar makaralar ile çeküp cisri kal‘a kapusuna dayayup kapuya siper ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54b ·
metinde göster ·
Ve bu kapu önünde handak üzre bir asma haşeb cisri
var. Her
şeb makaralar ile çekilüp kal‘a kapusu önüne siper edüp sedd-i İskender olur ve …
Ve bu kapu önünde handak üzre bir asma haşeb cisri var. Her şeb makaralar ile çekilüp kal‘a kapusu önüne siper edüp sedd-i İskender olur ve her sabâh bu kapu du‘â ve senâ-yı Süleymân Hân ile açılırken birer koyun kurbân ile bu bâb-ı âlî küşâde olur ve bu nârin kal‘anın handakı gâyet vâsi‘ ve amîkdir. İç kal‘a içinde bir kat iç kal‘a ve handaklı kal‘ayı nâdir görmüşüzdür. Eğer var ise böyle metânet üzre değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 112b ·
metinde göster ·
Ve cümle üç yüz elli aded dükkânları var. Her esnâf mevcûddur, ammâ Kazancılar çârsûsu gâyet müzeyyen sûk-ı sultânîdir. Bu şehirde nühâs ma‘deni olmağile bunda işlenen nühâs âvânî ne Bosna ve ne Kastamonu ve Küre şehrinde ve Tokat kal‘asında işlenmez. Hattâ müşebbek şam‘dân ve buhûrdân ve fânûs ve leğenler ve gûnâ-gûn münakkaş sürâhi zeheb-i hâlis ile mutallâ ibrikler işlenir kim sîm-i hâlisden ancak işlenir üstâdları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 173a ·
metinde göster ·
… handakı var ve derûn-ı hisârda elli hânesi ve bir câmi‘i ve mehterhâne kullesi
var. Her
gece nöbet çalınup bâng-ı Muhammedî çekilir gâyet serâmeddir.
Sene 1043 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ vüzerâlarından Bayrâm Paşa müceddeden binâ etmişdir. Bir mahûf u muhâtara eğri büğrü ve kemîngâhlı dere olmağile haydûd kâfirinden aslâ geçilmeyüp dağlarında demir ma‘denleri mu‘attal kalup merhûm Bayrâm Paşa bu kal‘ayı bir dere içre nehr-i (---) kenârında çâr-kûşe seng-i hârâ kal‘a-i ra‘nâ edüp cirmi kâmil sekiz yüz adım ihâta eder. Cânib-i kıbleye bir kapulu ve cebehâne ve gılâl anbârlı ve on aded şâhî toplu ve iki yüz neferâtlı ve dizdârlı bir küçük kal‘adır, ammâ der [ü] dîvârları gâyet âlîdir ve kesme kaya handakı var ve derûn-ı hisârda elli hânesi ve bir câmi‘i ve mehterhâne kullesi var. Her gece nöbet çalınup bâng-ı Muhammedî çekilir gâyet serâmeddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 173b ·
metinde göster ·
… sarây hânı ve bir küçücük hammâmı ve âyende vü revendeye ni‘meti mebzûl imâreti
var. Her
gece hânın her ocak başına birer bakır sini ta‘âmı ve âdem başına birer nânı ve …
Mütevellîsi salb [u] siyâset sâhibi hâkimdir kim yüz elli âdem ile iner ve biner, maktû‘ü'l-kalem ve mefrûzü'l-kadem hükûmetdir, ammâ taşra varoşu sekiz yüz aded kiremitli ve tahta ve saz örtülü ma‘mûr varoşdur. Bir câmi‘i ve altı aded mescidi ve bir azîm kârbânsarây hânı ve bir küçücük hammâmı ve âyende vü revendeye ni‘meti mebzûl imâreti var. Her gece hânın her ocak başına birer bakır sini ta‘âmı ve âdem başına birer nânı ve at başına birer tobra at yemi cânib-i vakfdan cemî‘i kefere ve müslimîne ni‘meti mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 173b ·
metinde göster ·
… dır ve iç kal‘ası Tuna kenârı köşesindedir kim azîm vezni üzre kulle-i bâlâları
var. Her
kullelerin içleri fetihden berü mâl-â-mâl hazîne ve cebehânelerdir ve bu iç kal …
Ve bu kal‘a İslâmbol'dan on yedi sene mukaddem feth olmuşdur ve her kullesi minâre kaddi çâr-kûşe âlî kullelerdir ve cümle on iki 183a bin aded dendân-ı bedendir ve üç tarafı nehr-i Tuna'dır. Bir tarafı karadır. Ol tarafı ise iki kat amîk handak olup nehr-i Tuna ile leb ber-leb olduğundan bu kal‘a hemân bir cezîre gibi kalmışdır ve iç kal‘ası Tuna kenârı köşesindedir kim azîm vezni üzre kulle-i bâlâları var. Her kullelerin içleri fetihden berü mâl-â-mâl hazîne ve cebehânelerdir ve bu iç kal‘anın kapusu önündeki handak dahi başka leb ber-leb nehr-i Tuna'dır ve bu iç kal‘anın yere berâber Tuna'ya nâzır içine âdem sığar şayka topları var kim her biri ejder-i heft-sere benzer ve bu iç hisâra aslâ enâyî âdem giremez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 182b–183a ·
metinde göster ·
Ve kal‘anın bir kapusu var. Ve handağı üzre bir musanna‘ asma cisri
var. Her
gece cisri kaldırırlar. Ve derûn-ı kal‘ada cümle üç yüz Macar evleri var, kimi …
Ve kal‘anın bir kapusu var. Ve handağı üzre bir musanna‘ asma cisri var. Her gece cisri kaldırırlar. Ve derûn-ı kal‘ada cümle üç yüz Macar evleri var, kimi saz ve kimi tahta örtülüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 1b ·
metinde göster ·
birinin serv-misâl serâmed çanlıkları var. Üstleri gümüş-misâl kalaylı ve pirin …
On bir musanna‘ manastırı var. Her birinin serv-misâl serâmed çanlıkları var. Üstleri gümüş-misâl kalaylı ve pirinç teneke örtülü nâkûshânelerdir. Ve her kenîsenin kıbâbları üzre âdem kaddi kadar altun yaldızlı haçları ve salîbeli peykerleri var. Ve her deyrin yanlarında bilâ-teşbîh medrese 7b -misâl papas-ı palas-pûşân hâneleri ve mükellef bâzergân hânları ve çârsû-yı bâzâr-ı müzeyyeni var kim cümle avretler bey‘ ü şirâ edüp kocaları birer kâra meşgûllerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7a–7b ·
metinde göster ·
Üç bin aded papas ve ruhbân ve muğpîçe muğân huddâmları
var. Her
biri bu deyre âyin-i Îsâ etmeğe gelenlere ûd [u] amber yakup ve gülâb-ı ıtr-ı ş …
Üç bin aded papas ve ruhbân ve muğpîçe muğân huddâmları var. Her biri bu deyre âyin-i Îsâ etmeğe gelenlere ûd [u] amber yakup ve gülâb-ı ıtr-ı şâhî verüp edâ-yı hidmet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14a ·
metinde göster ·
… er onar aded tahtânî ve fevkânî nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn hâne-i menhûslar
var. Her
biri birer gûne hendese üzre tarh olunmuş serâpâ kırmızı ve yeşil ve sarı ve mâ …
Ve derûn-ı hisârda cümle on bin aded odalardır, zîrâ her sarâyda beşer onar aded tahtânî ve fevkânî nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn hâne-i menhûslar var. Her biri birer gûne hendese üzre tarh olunmuş serâpâ kırmızı ve yeşil ve sarı ve mâğî ve beyâz tarhalı kiremitler ile dam u bâmları mestûr sarây-ı ma‘mûrlar vardı[r] ve niçe bin büyûtları şindire tahta örtülü evlerdir. Gûnâ-gûn billûr ve necef ve moran câm-ı münevverleriyle revzenleri ve şâhnişîn ve maksûreleri müzeyyen şehirdir. Ve cümle evleri biri biri üzre kat-ender-kat havâleli câ-be-câ bâğçeli büyût-ı ra‘nâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 28a ·
metinde göster ·
… avî ve metîn demir kapulardır. Taşra kapu önünde handak üzre asma cisr-i haşebi
var, her
gece pâsbân ve nigehbânları bu kantarayı makaralar ile kaldırup kal‘a kapusuna …
Âl-i Osmân kal‘a yapamaz derler. Bu kal‘a ile Bender kal‘ası ve Segedin ve Boğazhisâr kal‘aların görmeyen Âl-i Osmân pâdişâhları ne kuvvetde ve ne metânetde kal‘a inşâ etdiklerini bilmezler. Ve bu kal‘a-i Vidin'in maşrık tarafına nehr-i Tuna'ya nâzır ancak bir küçük demir kapusu var, ammâ üç kat 57b dîvârda üç kat kavî ve metîn demir kapulardır. Taşra kapu önünde handak üzre asma cisr-i haşebi var, her gece pâsbân ve nigehbânları bu kantarayı makaralar ile kaldırup kal‘a kapusuna dayayup siper etdiklerinde kal‘a hemân cezîre-misâl su içinde kalır. Taşra kapusu üzre celî hat ile beyâz mermer üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 57a–57b ·
metinde göster ·
… Suluk kapusunun iç yüzünde ve taşra yüzünde zincîrler ile asma haşeb cisirleri
var. Her
gece içerden ve taşradan bu iki aded cisirleri hüddâmlar kaldurup içerde ve taş …
Andan bu mezkû[r] Su kapusundan teper aşağı Tabahâne varoşuna bu kapudan kâmil bin adımda Tabahâne'ye gider, şâhrâh yoludur, ammâ bu Suluk kapusunun iç yüzünde ve taşra yüzünde zincîrler ile asma haşeb cisirleri var. Her gece içerden ve taşradan bu iki aded cisirleri hüddâmlar kaldurup içerde ve taşrada derk-i esfel-vâr handaklardan deyyâr zî-rûh kısmı ubûr edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83b ·
metinde göster ·
… su dibinde birer kal‘a-i azîm gibi Tuna içinde cezîre gibi Kahkahâ-vâr tabyalar
var. Her
birinde kırkar ve ellişer aded şayka ve balyemez toplar var. Her bir tabyanın b …
Ve yedi yerde su kuyuları vardır, lâkin bu Tuna kenârında câ-be-câ metîn kulleler vardır, ammâ yukaru Horos kapusu tarafında ve aşağı İskele kapusu dibinde birer kal‘a-i azîm gibi Tuna içinde cezîre gibi Kahkahâ-vâr tabyalar var. Her birinde kırkar ve ellişer aded şayka ve balyemez toplar var. Her bir tabyanın beşer yüz aded kulları var. Budin'in bu tabyalar Tuna kenârında cânlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 84a ·
metinde göster ·
… â-vâr tabyalar var. Her birinde kırkar ve ellişer aded şayka ve balyemez toplar
var. Her
bir tabyanın beşer yüz aded kulları var. Budin'in bu tabyalar Tuna kenârında câ …
Ve yedi yerde su kuyuları vardır, lâkin bu Tuna kenârında câ-be-câ metîn kulleler vardır, ammâ yukaru Horos kapusu tarafında ve aşağı İskele kapusu dibinde birer kal‘a-i azîm gibi Tuna içinde cezîre gibi Kahkahâ-vâr tabyalar var. Her birinde kırkar ve ellişer aded şayka ve balyemez toplar var. Her bir tabyanın beşer yüz aded kulları var. Budin'in bu tabyalar Tuna kenârında cânlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 84a ·
metinde göster ·
Ve cümle elli mikdârı dükkânları var, her metâ‘ bulunur, ammâ çârsû-yı bâzâra dahi ihtiyâcları yokdur. Cümle mühimmât [u] levâzımâtların karşu Budin'den alırlar. Gâyetü'l-gâye mahsûldâr ve çemenzâr u lâlezâr zemîne vâkı‘ olmağile ganîmet şehirdir. Gerçi bâğı ve bâğçesi yokdur, ammâ buğday ve şa‘îri ve gayri nukûlu u bukûlu gâyet çokdur. Hattâ sahrâlarında dağlar gibi yığılı alef ve giyâhı Âl-i Osmân askerin toyladı. Ve kal‘a içre azîm gılâl anbârında mâl-â-mâl zahâ’ir ve mühimmâtlar var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 90b ·
metinde göster ·
… taşra kat kapu önündeki handak ka‘r-ı azîm üzre asma haşeb demir zincîrli cisri
var. Her
gece bu kantarayı pâsbânlar kaldırup taşra kapu önüne siper ederler.
Ve taşra kat kapu önündeki handak ka‘r-ı azîm üzre asma haşeb demir zincîrli cisri var. Her gece bu kantarayı pâsbânlar kaldırup taşra kapu önüne siper ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93b ·
metinde göster ·
… m var, anda bir mu‘azzam kârgîr binâ kuyusu var, âb-ı hayâtdan nişân verir suyu
var. Her
kim su çekmek murâd edinse bu kuyu etrâfında demir çarhlar var, herkes kovaları …
Evvelâ bu kal‘anın tâ or[ta]sında bir meydân-ı azîm var, anda bir mu‘azzam kârgîr binâ kuyusu var, âb-ı hayâtdan nişân verir suyu var. Her kim su çekmek murâd edinse bu kuyu etrâfında demir çarhlar var, herkes kovaları ve ulbelerin çarhlara asup tarfetü'l-ayn içre kuyunun ka‘rına enüp hemân çarhının bir dişini basınca ân-ı vâhidde kovalar ile su taşra çıkar, âdem yapışmadan ve renc [ü] anâ çekmeden zemberekler ile sular çekilir 131b temâşâ-yı garîbe kuyudur, ammâ niçe çarhları ve engâzları bozulmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131a–131b ·
metinde göster ·
… içine açılır cânib-i cenûba nâzır bir küçük kapusu var, önünde bir haşeb cisri
var. Her
gece bu cisri makaralar ile çeküp kapuya dayayup siper ederler.
Ve bu iç kal‘anın büyük kal‘a içine açılır cânib-i cenûba nâzır bir küçük kapusu var, önünde bir haşeb cisri var. Her gece bu cisri makaralar ile çeküp kapuya dayayup siper ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 135a ·
metinde göster ·
… ğzında yüz evli bir vâsi‘ bir köydür ve her hânenin birer dâne kârgîr kulleleri
var. Her
gün ve her gece Kotur kâfiriyle ceng ederler, zîrâ bunda pâdişâh tarafından beş …
Ya‘nî arpa köyü, dörd aded derbend ağzında yüz evli bir vâsi‘ bir köydür ve her hânenin birer dâne kârgîr kulleleri var. Her gün ve her gece Kotur kâfiriyle ceng ederler, zîrâ bunda pâdişâh tarafından beş yüz aded yiğit sekbân vardır. Ol gece bu köyde bî-cân yatdık, lâkin bu Zobdol köyü mukaddemâ bir ma‘mûr kend imiş. Câ-be-câ harâba yüz dutmuş bir câmi‘li müselmân köyüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 149b ·
metinde göster ·
… d kat-ender-kat ma‘mûr odaları ve matbah ve âhûrları ve soltat keferesi odaları
var. Her
gece müsâfirîn üzre dîdebân kefereler kapuları sedd ederler, ale's-seher yine f …
Eşkâl-i mihmân-sarây-ı hân-ı Nazarete: Dobra-Venedik kal‘asının cânib-i garbîsi tarafında şehirden hayli mesâfe-i ba‘îde çâr-kûşe hân-misâl müte’addid kat-ender-kat ma‘mûr odaları ve matbah ve âhûrları ve soltat keferesi odaları var. Her gece müsâfirîn üzre dîdebân kefereler kapuları sedd ederler, ale's-seher yine feth ederler. Ve bu Nazarete'den taşra birkaç çingane ve fukarâ Lasman kefere evleri var. Ve cümle kâfirlerin gûrhâneleri ve bilâ-teşbîh Hazret-i Îsâ sûreti ve Hazret-i Îsâ halîfesi havâriyyûndan Şem‘ûn-ı Safâ bunda medfûndur derler. Leb-i deryâda bir taşlık yerde şekl-i murabba‘ bir hân-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151a ·
metinde göster ·
… mil üç yüz germe adım ağaç ve metîn köprüsü vardır. Ve üç yerden kesme cisrleri
var, her
gece pâsbânlar bu üç aded haşeb cisrleri makara ile kaldırup dayarlar ve her ge …
Ve bu tarafdan kal‘aya kâmil üç yüz germe adım ağaç ve metîn köprüsü vardır. Ve üç yerden kesme cisrleri var, her gece pâsbânlar bu üç aded haşeb cisrleri makara ile kaldırup dayarlar ve her gece yine cisri nigehbânlar pür-silâh olup beklerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 180b ·
metinde göster ·
… üç yerde yine kapular var ve yine her kapular önünde birer zemberekli cisrleri
var. Her
gece bu cisrleri makaralar ile kaldırup kapuya siper ederler. Ve cümle pâsbânla …
Evvelâ Kanije kal‘asının Beç kapusundan çıkup cânib-i garba buheyre üzre haşeb cisir kim kazıklar üzre binâ olunmuş iki yüz elli adım kantara-i tavîlin üzerinde üç yerde yine kapular var ve yine her kapular önünde birer zemberekli cisrleri var. Her gece bu cisrleri makaralar ile kaldırup kapuya siper ederler. Ve cümle pâsbânları yine pür-silâh olup her gece cisri muhâfaza edüp kuş geçirmezler. Bu cisri ubûr edüp Topraklık varoşuna varılır, gayri yerden varılmak muhâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181b ·
metinde göster ·
… oş kal‘asının cânib-i kıbyele nâzır bir kapusu önünde asma makaralı haşeb cisri
var. Her
şeb dîdebânlar cisri ref‘ edüp kal‘a kapusuna siper ederler kim cisir altı sâfî …
Hakkâ ki metîn kullelerdir kim bir kavî kapuları var ve taşra varoş kal‘asının cânib-i kıbyele nâzır bir kapusu önünde asma makaralı haşeb cisri var. Her şeb dîdebânlar cisri ref‘ edüp kal‘a kapusuna siper ederler kim cisir altı sâfî sudur, handak içinde mâhîler şinâverlik ederler. Ve kapu cisri önünde bir câmi‘i ve üç dükkânı ve bir küçük hânı var ve taşra varoşda bir vîrân kenîsesi var, anda olan mermerler üzre nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûnlar meğer kal‘a-i Üstürgon'da yâhûd Alman diyârında Nemse çâsârının taht-ı kadîmi olan Prak kal‘asında ola. Lâkin bu kal‘a ahâlîleri fukarâlar ve garîblerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 78b ·
metinde göster ·
… bu kal‘a ortasında bir kulle-i azîm içre çâh-ı gayyâdan nişân verir bir zindânı
var. Her
şeb cümle vilâyet a‘yânının esîrlerin bunda haps edüp dîdebânlar nigehbânlık ed …
Ve bu kal‘a ortasında bir kulle-i azîm içre çâh-ı gayyâdan nişân verir bir zindânı var. Her şeb cümle vilâyet a‘yânının esîrlerin bunda haps edüp dîdebânlar nigehbânlık ederler. Ve bu zindân kurbunda bir Süleymân Hân câmi‘i var, ammâ tarz-ı kadîm binâ olunmuşdur. Ve bu kal‘anın altı serâpâ boş kemer kemer binâ olunmuşdur, zîrâ batak yerdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 79b ·
metinde göster ·
… îvârlı sarp kal‘adır kim cirmi dörd yüz adımcıkdır. Her köşesinde birer kullesi
var. Her
burcları üstlerinde tahta örtülü kubbesi var, ammâ etrâfında handakı yokdur, zî …
Kal‘ası bir kumsal zemînde şekl-i murabba‘ kârgîr ve yalın kat dîvârlı sarp kal‘adır kim cirmi dörd yüz adımcıkdır. Her köşesinde birer kullesi var. Her burcları üstlerinde tahta örtülü kubbesi var, ammâ etrâfında handakı yokdur, zîrâ alçak ve kumsaldır. Bir karış kazsan su çıkar. Handak olmak mümkin değildir. Ve içinde cümle yüz aded toprak ile mestûr hâne-i ma‘mûrları vardır. Ve kıblesi tarafı nehr-i Kuban'dır. Ve şark tarafı Kuban nehrinden azmış bir azîm sığlık göldür, ammâ lezîzdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 145b ·
metinde göster ·
… ın tırâş ederler. Eğer sakallısı var ise bir haftalık gelmiş tırâş kadar sakalı
var. Her
hafta sakalların kırkarlar. Ve alınlarından tâ başının ortasından ensesine varı …
Ammâ bir bed şeyleri vardır. Yüz yaşında âdemleri cümle sakalların tırâş ederler. Eğer sakallısı var ise bir haftalık gelmiş tırâş kadar sakalı var. Her hafta sakalların kırkarlar. Ve alınlarından tâ başının ortasından ensesine varınca başın tırâş edüp kulaklarının üstlerinde iki yanlarının saçları sarkmışdır. Ba‘zı fukarâları ta‘âmdan sonra ellerin saçlarına yağıyla siler, ammâ a‘yânları ellerin yaykamayup yerlere silerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150b ·
metinde göster ·
… ne pâk ü pâkîze âşık-ı şeydâ fakr-ı fâka sâhibi fukarâ-yı dervîş-i dilrîşânları
var. Her
biri birer köşe-i vahdetde halkdan münzevî mücerred pâk erbâb-ı ma‘ârif cânlar …
Kırk elli kadar pâ-bürehne ve ser-bürehne pâk ü pâkîze âşık-ı şeydâ fakr-ı fâka sâhibi fukarâ-yı dervîş-i dilrîşânları var. Her biri birer köşe-i vahdetde halkdan münzevî mücerred pâk erbâb-ı ma‘ârif cânlar var. Niçesi de âyende vü revendelere hidmet edüp kût-ı lâ-yemût geçinirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207a ·
metinde göster ·
… nde yol aşırı Cerrâh Alî Çelebi dükkânının ardındaki bâğçesinde bir kahve ağacı
var. Her
sene bî-hisâb mahsûl verir. Eğer eşkâl-i dırahtı su’âl olunursa hemân Rûm diyâr …
Hikmet-i Hudâ Âl-i Osmân diyârında bundan gayri yerde kahve ağacı yokdur. Kal‘a kapusunun önünde yol aşırı Cerrâh Alî Çelebi dükkânının ardındaki bâğçesinde bir kahve ağacı var. Her sene bî-hisâb mahsûl verir. Eğer eşkâl-i dırahtı su’âl olunursa hemân Rûm diyârlarında hâsıl olan bir nâr ağacı gibi alçak ve küçük ağacı olur, gûyâ Yemen diyârındaki gibi ağaçdır. Ammâ nazar ta‘alluk etmesin içün kimseye göstermez ve kış eyyâmlarında etrâfını keçeler ile örtüp keçe içre bir tağar âteş yakar, bir temâşâ dıraht-ı mudhikdir. Ve dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 268a ·
metinde göster ·
biri gûyâ birer kal‘adır. Serâpâ la‘lgûn kiremit örtülü bâğsız ve bâğçesiz ve h …
İçinde cümle beş yüz aded hâne Şeddâdî binâlar var, her biri gûyâ birer kal‘adır. Serâpâ la‘lgûn kiremit örtülü bâğsız ve bâğçesiz ve havlısız daracık dârları var kim cümle büyûtları birer gûne kat-ender-kat kasr-ı Havarnak-misâl cihânnümâ hâne-i zîbâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 277a ·
metinde göster ·
… a çıkdık. Ol meydânın niçe yerlerinde yine toprakdan elli aded pâyende direkler
var. Her
bir direk önünde birer aded şâhrâh sokaklar var kim kimi şarka ve kimi garba ve …
Kâmil yedi yüz adım bir vâsi‘ ulu yol ile cenûb cânibine gidüp yine zîr-i zemînde bir ulu meydâna çıkdık. Ol meydânın niçe yerlerinde yine toprakdan elli aded pâyende direkler var. Her bir direk önünde birer aded şâhrâh sokaklar var kim kimi şarka ve kimi garba ve şimâle ve cenûba gitmiş sokaklar vardır. Biz dahi bir sokak başına bir nişân ve alâmet koyup bir cânibe gidüp Allâh bilir kim ne cânibe gitdik. Kâmil bu sokak içre dahi yedi yüz adım gidüp yine bir küçük meydâna vardık, ammâ bu meydândan ileri sokaklar yok idi. Lâkin toprak üzre yol nişânları etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311b ·
metinde göster ·
… ur, aslâ müselmân yok bir büyük kasaba-i ra‘nâdır. Cümle yüz mikdârı dükkânları
var, her
gûne esnâf bulunur. Ve ba‘zı berber ve na‘lbend ve derzî gibi müslim ehl-i hıre …
Ammâ bu şehir iki aded varoşdur. Biri cereyân eden nehrin kal‘a tarafında vîrân kal‘a dibine dek varmışdır. Cümle üç yüz aded bâğlı ve cinînli ve serâpâ kiremit örtülü vâsi‘ havlılı serâpâ kefereler sâkin olur, aslâ müselmân yok bir büyük kasaba-i ra‘nâdır. Cümle yüz mikdârı dükkânları var, her gûne esnâf bulunur. Ve ba‘zı berber ve na‘lbend ve derzî gibi müslim ehl-i hırefler vardır, ammâ bu varoşda sâkin olmayup kuyunun karşu tarafında olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 377b ·
metinde göster ·
biri kal‘a-misâl hânlardır. Cümleden Kapan hânı demir kapulu kal‘a misâldir. Ve …
Ve cümle on yedi hânları var. Her biri kal‘a-misâl hânlardır. Cümleden Kapan hânı demir kapulu kal‘a misâldir. Ve havlısında bir havz-ı azîmi üzre fevkânî bir zâviyesi vardır. Havzının fıskıyyesi âdem gerdânı kalınlığı pertâb eder. Bu mescid-i âlî on iki sütûn üzre mebnî maksûre eşkâl bir müferrih dilküşâ mescid-i ra‘nâdır. Cemî‘i müsâfirîn ve mücâvirîn bunda ârâm ve istirâhat edüp ibâdet ederler. Bu hânın cânib-i erba‘asında fevkânî ve tahtânî iki yüz ocaklı bir hân-ı azîmdir. Ve cânib-i garba nâzır bir kapusu atebesi üzre [[(---) (---) (---)]] lâjüverd ile beyâz mermer üzre celî hatt ile tahrîr olunan târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y12a ·
metinde göster ·
birinde yüzer yüz ellişer hâfız hamele-i Kur’ân talebeler kırâ’at-i Hafz ve İbn …
Ve tokuz dârü'l-kurrâ var. Her birinde yüzer yüz ellişer hâfız hamele-i Kur’ân talebeler kırâ’at-i Hafz ve İbn Kesîr ve Seb‘a ve Aşere ve Takrîb kırâ’atları tilâvet olunur. Ammâ Türkistân olmağile mahâric-i hurûfa ri‘âyet edemezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y36a ·
metinde göster ·
… ğından beher yevm birer kantâr kahve sürülüp yevmiyye beşer yüz âdem huddâmları
var. Her
köşesinde uşşâkan-ı müştakân birbirleri ile cân sohbeti ederler. Böyle bir cem‘ …
Ammâ Tahtalkal‘a kahvelerinden latîf Karaköy'deki kahvenin misli rub‘-ı meskûnda yok bir bî-bedel kahve bâğ-ı İremezât ve murgzâr-ı Furât misilli bir kahve-i zîbâdır kim misli Haleb'de Arslan Dede kahvesi yâhûd Şâm'da Sinâniyye kahvesi veyâhûd Mısır'da Harâbâbâd kahvesi ola. Ammâ bunlardan musanna‘ kahvedir. Dâ’imâ benî âdem ile leb-ber-leb olduğından beher yevm birer kantâr kahve sürülüp yevmiyye beşer yüz âdem huddâmları var. Her köşesinde uşşâkan-ı müştakân birbirleri ile cân sohbeti ederler. Böyle bir cem‘iyyet-i kübrâ yeri kahvehânedir. Cânib-i erba‘asındaki gül [ü] gülistân ve bâğ-ı reyhânı içre niçe bin tuyûrun ve hezârân hezârların asvât-ı hazînleri ve mürgân-ı andelîbânın ve hânende ve sâzendegânın birbirlerine hasmâne fasılları zevkinden hissedâr olan benî âdem dembeste ve hayrân olur. El-hâsıl Ma‘nisa şehrinin âb-ı rûyından olup şöhret veren bu cây-i safâ kahve-i zîbâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y38a ·
metinde göster ·
… rve-i a‘lâsının her köşesinde alçak minâre gibi ağzı açık kadeh gibi dörd kulle
var. Her
kadehin içine kırkar ve ellişer âdem sığar. Ve bu dörd kadeh kulleciklerin orta …
Poyraz limanına girecek mahalde sağ tarafda Arab kullesi evc-i âsumâna ser çekmiş çârkûşe bir kulle-i Kahkahâ'dır ve seksen arşın bâlâ bir kulle-i vâlâ ve müntehâ ve cihân-ârâ bir kulle-i Arab-nümâdır, tâ zirve-i a‘lâsının her köşesinde alçak minâre gibi ağzı açık kadeh gibi dörd kulle var. Her kadehin içine kırkar ve ellişer âdem sığar. Ve bu dörd kadeh kulleciklerin ortasında anlardan on arşın bâlâ bir kulle-i mevzûn dahi vardır. Bunun dahi ağzı kadeh-misâl açıkdır ve gâyet musanna‘ kulledir. Ammâ kenârlarında bedenleri yokdur. Ve bu orta kulleciğin Y 116b taşrasından tolaşma bir taş nerdübânı vardır ve kenârlarında korkuluk içün demir parmaklıkları vardır. Bir vâcibü's-seyr kulle-i mevzûn müzeyyendir kim bir diyârın kal‘alarında böyle üstâdâne kulle-i serâmed yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y116a–Y116b ·
metinde göster ·
… ak içine nâzır dörd kulle-i azîmler var. Anların dahi celî hatlar ile târîhleri
var. Her
birin birer pâdişâh inşâ eylemiş. Tahrîrinde tatvîl-i kelâm olur.
Ve handak içine nâzır dörd kulle-i azîmler var. Anların dahi celî hatlar ile târîhleri var. Her birin birer pâdişâh inşâ eylemiş. Tahrîrinde tatvîl-i kelâm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y164b ·
metinde göster ·
oğlun birer yer kazsınlar. Andan çıkan suları nûş etsinler", deyü emr etdükde f …
"Yâ Ya‘kûb! On evlâdınla filân sahrâya var. Her oğlun birer yer kazsınlar. Andan çıkan suları nûş etsinler", deyü emr etdükde fî'l-hâl Hazret-i Ya‘kûb on evlâdıyla bu uyûn-ı Tibnîn mahalline gelüp herbiri birer yer kazup bu uyûnlar nümâyân olunca ol ân Hazret-i Cibrîl-i Emîn kıbel-i Hak'dan nâzil olup herbir aynın hâsıyyetin ilm-i hikmet üzre bildirüp cemî‘i kavimleri nûş etmeğe başlayup bi-emrillâh cümlesi dürr-i beyze dönüp bir ağızdan "Lâ ilâhe illallâh, Ya‘kûb nebiyyullâh" deyüp İslâm ile müşerref oldular. Hâlâ ol kavmin evlâdlarından bu uyûnlar kurbunda sâkinlerdir. Bir derde mübtelâ olan anlara gelüp anların ta‘lîmi ile mezkûr uyûnlardan nûş edüp tendürüst olurlar. Aceb ihsân-ı Hudâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y197b ·
metinde göster ·
… htiyâr ehl-i ırz dervîşleri vardır. Bir küçük meydânı ve bir türbe-i pür-envârı
var. Her
cum‘a edâ-yı salâtdan sonra Hak yetişdirüp âyende vü revendeye elbette bir koyu …
Kadıasker kapusu kurbunda Beyne'l-Kasreyn'e karîb bir atfe içinde bir karanlık derbde bir küşâde dergâhdır, ammâ ol kadar vâsi‘ değildir. Evkâfı yokdur, parsa ile geçinir yigirmi mikdârı ihtiyâr ehl-i ırz dervîşleri vardır. Bir küçük meydânı ve bir türbe-i pür-envârı var. Her cum‘a edâ-yı salâtdan sonra Hak yetişdirüp âyende vü revendeye elbette bir koyunu ve yoğurdlu pilavları mukarrerdir, anınla şöhret bulmuşlardır. Cenâb-ı Bârî hazâ’in-i gaybdan verir. Ve yukaru iç kal‘ada Mukâbeleci konağı içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y114a ·
metinde göster ·
kankı yılanın burnuna değerse ol ân ol yılan bî-cân u bî-hûş olur. Cümle halk b …
Ve bu yılanbâzın bir gûne fârûku var, her kankı yılanın burnuna değerse ol ân ol yılan bî-cân u bî-hûş olur. Cümle halk bu fârûkdan alup yılanbâz aceb kâr eder. Netîce bu yılanbâzlık kerâmet mertebesi şeydir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y291b ·
metinde göster ·
… şerîfi zâviyesi cenbinde bir kubbe-i pür-envârdır. Hareminin altında su sarnıcı
var, her
sene bu sarnıca Dimyât a‘yânının develeri Nîl'den su taşıyup leb-ber-leb ederle …
Âsitâne-i Şeyh Şatâ: Çâr-gûşe kal‘a-misâl bir binâdır. Cirmi üç yüz adımdır. İçinde imâm ve mü’ezzin ve kayyım ve türbedârları sâkindir. Kabr-i şerîfi zâviyesi cenbinde bir kubbe-i pür-envârdır. Hareminin altında su sarnıcı var, her sene bu sarnıca Dimyât a‘yânının develeri Nîl'den su taşıyup leb-ber-leb ederler. Eğer su taşımasalar cümle develeri uyuz olur, aceb hikmetdir. Hulâsa-i kelâm ziyâretgâh-ı hâs [u] âm ulu sultân-ı benâmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y349b ·
metinde göster ·