… âde kubbe altında kavl-i mezheb-i Hânefî üzre aşren-fe-aşr bir havz-ı müdevveri
var, içinde
gûnâ-gûn mâ’ide mâhîler şinâverlik ederler ve cümle cemâ‘at-ı kesîr ol havzdan …
Evvelâ cümleden Ulu Câmi‘-i Kebîrdir. Sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân binâ etmişdir. Gûyâ bir kal‘a-i sedd-i Kahkahâ'dır. Bursa şehrinin hevâdâr mürtefi‘ yerine vâkı‘ olmuş bir câmi‘-i azîmdir. Câmi‘ içre cümle (---) aded çâr-kûşe pâye sütûnlardır kim her pâyenin aşağısı âdem kaddî mutallâ ve müzehheb ve münakkaşdır. Dahi fevkinde her pâyenin cânib-i erba‘ası(nda) Yâ Hannân ve Yâ Mennân ve Yâ Deyyân ve Yâ Sübhân ve esmâü'l-hüsnâ ve gûnâ-gûn hatlar ile münakkaşdır. Bu hatların hurûfları ve elifleri üçer zirâ‘ hatlardır kim tarz-ı Musta‘sımî'dir. Ve bu sütûnlar üzre cümle on tokuz kubbe-i tâk-ı kisrâlardır kim cümle imâreti rasâs-ı hâlis ile mestûrdur. Her kubbenin alemleri, şems-i afitâb gibi ziyâ verir. Yigirminci kubbe yeri câmi‘in ortasına vâkı‘ olup kasden üstâd-ı kâmil mekşûf binâ edüp mâhî şebekesi-misâl, kubbe yerine sarı pirinç telden ağ örülmüşdür kim hûş [u] tuyûr giremeyüp andan câmi‘ içre âfitâbın ziyâsı girüp rûşen eder ve bu küşâde kubbe altında kavl-i mezheb-i Hânefî üzre aşren-fe-aşr bir havz-ı müdevveri var, içinde gûnâ-gûn mâ’ide mâhîler şinâverlik ederler ve cümle cemâ‘at-ı kesîr ol havzdan tecdîd-i vuzu‘ edüp ibâdet-i Yezdân ederler. Ve mine'l-acâib mihrâbı vardır kim diller ta‘bîr ü tavsîfinde kâsırdır. Ve bir ceviz haşebi levhasından siyâh minberi üzre üstâd-ı neccâr, var makdûrun sarf edüp ızhâr-ı ma‘rifet edüp bir nakş-ı Mânî ve Erjeng-i nakş-ı bukalemoni minber etmişdir kim bunda olan {Bursa} Fahrî oyması 224a misâl-i şükûfe ve turunca ve islimî ve çâr-gül ve mutabbak gül ve katmer gülleri ve gûnâ-gûn mutahhil ve kitâbeleri cihân ressâmları cem‘ olsa böyle hurdekârlık etmeğe kâdir değillerdir. Gûyâ kuyumcu kalemkârî nakşı bir minber-i ra‘nâdır kim görmeğe muhtâc bir kürsî-i vâlâdır, misli meğer Karadenizin sâhilinde Sinop Câmi‘i'ndeki münakkaş minber ola. Ve bir münakkaş-ı ibret-nümâ mü’ezzinân mahfili var kim gûya mehâfil-i cennetdir. Ve cânib-i erba‘ası revzenler ile câm-ı billûr ve necef ve moranlar ile müzeyyen olmuş bir câmi‘-i rûşen-âbâddır. Evkâfı kavî olmağıla bunda olan halıçalar bir câmi‘de yokdur. Ve her şeb yedi bin kanâdiller ile çerâğân olur câmi‘-i münevverdir ve şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir. Zirâ yetmiş yerde cemî‘î ulûm-ı kesîre dersi‘âmları vardır kim iki bin talebe derse meşgullerdir. Ve bu câmi‘in bir yan kapudan bir yan kapusuna varınca tûlu üç yüz elli ayakdır ve kıble kapusundan mihrâba varınca yüz seksen ayakdır. Üç kapusu var, sol cânibde Hünkâr mahfili kapusu, mahfil-i sultânî tahtânîdir ve Kıble kapusu ve sağ tarafda Mahkeme kapusu ve Kıble kapusu tarafında taşra soffası vardır, ammâ gayrı câmi‘ler gibi harem-i kebîri yokdur. Bir küçük haremdir. Ortasında Şeyhülislâm Azîz Efendi bir âbdesthâne havzı ve muslukları binâ etmiş. Ve bu câmi‘in yemîn [u] yesârında iki kalın tula minâre-i âlîleri var kim eflâke ser çekmişdir. Mahkeme tarafındaki minârenin kadehinde üstâd-ı mi‘mâr bir şâzirvan kadehi îcâd edüp âb-ı zülâlin tâ Keşîş Dağı'ndan uçurup hakkâ ki kemâl-i ma‘rifet ızhar etmişdir. Ammâ şimdiki hâlde mürûr-ı eyyâm ile su yolları bozulup fıskıyye mu‘attal olmuşdur, ammâ kaçan kim bârân-ı rahmet bu şehr üzre nâzil oldukda bu minârenin şerîfesinde cem‘ olan matar-ı rahmet bu mezkûr şâzirvân kadehine cem‘ olup cemî‘î hûş [u] tuyûr-ı vahşîler ol bârân-ı rahmetden nûş edüp def‘-i atşân ederler. Hulâsa-i kelâm bu şehr içre böyle rûhâniyyetli câmi‘ yokdur. Bursa şehrinin gûyâ Ayasofyası'dır. Ve şehrin güzîde yerinde olmağıla cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir kim arâzî-i ma‘mûrede bu câmi‘in nazîri yokdur. İbn-i âdem bu câmi‘in vaz‘-ı esâsı ta‘rîf ve tavsîfinde âciz ü kâsırdır. Bu câmi‘, cümle câmi‘lerden kebîr olmağıla ibtidâ bu ibâdethâne tahrîr olundu. Ammâ ibtidâ Bursa fethinde binâ olunan yukaru ve iç kal‘ada
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 223b–224a ·
metinde göster ·
… da çâr-kûşe bir kapulu kulle-i azim cây-ı menâsı var. Bir dizdâr ve on neferâtı
var. İçinde
mâl-â-mâl âlât-ı keştî içün kerasteler vardır, gayrı şey yokdur. Orhân Gâzî der …
Lisân-ı Yunaniyân'da Aleksandıra ya‘nî İskender Târîhi'nde İskender-i Yunan, Hazret'den sekiz yüz seksen iki sene mukaddem bu şehr-i Makedon'da vücûda gelmişdir. Amma Filikos oğlu İskender Rûmeli'nde Kaval'da mütevellid olmuşdur. Bu dünyâya dörd İskender gelmişdir, bi-kavli Yunaniyân. Ammâ bu İzmit'de vücûda gelen İskender-i azîmü'ş-şân pâdişâh olup İzmit'i eyle ma‘mûr edüp bir kal‘a-i metîn inşâ etmişdi kim İslâmbol'a mânend kal‘a idi. Hâlâ eser-i binâları ve burc [u] bârûları zâhir ü bâhirdir. Anınçün İzmit'e Tevârih-i Yunaniyân'da İskender Makedoniyye derler. Mâh-ı temmûzda İslâmbol mukabelesinde İskender Çamlıca dağında yaylalanırdı. Hâlâ Üsküdar, İskenderî'den galatdır. İzmit'in cânib-i şarkîsinde Sabanca gölün İskender kesüp İzmit Körfezine mahlût etdi. Sakarya nehriyle Karadeniz ve İzmit Körfezi mâbeyninde şehr-i Kocaili ve İzmit bir cezîre gibi kaldı. Niçe müddet İzmit cezîre olup ba‘dehû İslâmbol Tekürü Keştantış Sabanca halîcin yolun sedd edüp İzmit cezîre olmadan halâs oldu. Ammâ yine Âl-i Osmân murâd edinse Sabanca gölün İzmit körfezine mahlut etse bir kantar odun beş akçeye olup bir tahta iki akçeye olup cümle İzmit gemileri tâ Düzce bâzâra varup yanaşup ol mahal bender [u] iskele olurdu. Ez-în-cânib bu İzmit kal‘ası İslâmbol Rûmu keferesi elinde iken sene 731 târîhinde Orhân Gâzî feth etmişdir. Ammâ fethinde usret çekmeğile ba‘de'l-feth kal‘asın câ-be-câ münhedim etmişdir kim bir dahi küffâr tama‘a düşüp dârü'l-bevâr etmek arzûsuna düşmeyeler. Hâlâ ol zamândan bakıyyetü'l-inhidâm leb-i deryâda çâr-kûşe bir kapulu kulle-i azim cây-ı menâsı var. Bir dizdâr ve on neferâtı var. İçinde mâl-â-mâl âlât-ı keştî içün kerasteler vardır, gayrı şey yokdur. Orhân Gâzî deryâ-misâl asker ile bu kal‘ayı ibtidâ muhasara etmeğe Koca Bay'ı serdâr edüp "İznimdir var git" buyurmuşlar. kal‘a feth olup ismine "İznim git" demişler. İzmit, "İznim git"den galatdır. Ba‘zılar İznikmit derler, ba‘zılar İzmigit derler. Ba‘de'l-feth Koca Bay yine serdâr olup Kalipo vilâyetin feth edüp ismine Koca-ili dediler. İzmit ol hâk-i anber-pâkde vâkı‘ olmuşdur kim her tarafı kûşe-i İrem bir diyâr (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 242b ·
metinde göster ·
… , limanı ve bir harâb kirmânı var, İskele-i Yavısa, limanı ve bir virân kal‘ası
var. İçinde
Mikril çobanları koyun keçi kışladırlar. İskele-i Zapçe, limanı yokdur. Lâkin b …
Bunlar ile Gönye kal‘asından muvâfık-ı eyyâm-ı latîf ile kalkup cümle umûrumuz Cenâb-ı İzzet'e tefvîz edüp yine Mikrilistân kıble eyyâmıyla nehr-i Çoruğ'u ubûr edüp yine Mikrilistân hudûdunda İskele-i Sükarı, limanı vardır, anı ubûr edüp andan İskele-i Handere, limanı yokdur. İskele-i Suri, limanı ve bir harâb kirmânı var, İskele-i Yavısa, limanı ve bir virân kal‘ası var. İçinde Mikril çobanları koyun keçi kışladırlar. İskele-i Zapçe, limanı yokdur. Lâkin bir azîm harâb kal‘ası var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 255b ·
metinde göster ·
… î bir kal‘a-i sağîredir, dâiren-mâdâr cirmi bin adımdır. Garba nâzır bir kapusu
var. İçinde
aslâ evleri ve câmi‘ ve hân ve esvâkı ve dizdârı ve neferâtları ve cebehânesi y …
Evsâf-ı kal‘a-i Keliğra Sultân : Yanko b. Mâdyan karındaşı Târîh-i Yunan sâhibi Yanvan kralın binâsıdır. Sene (---) târîhinde Mûsâ Çelebî ibn Yıldırım Bâyezîd Hân, Rûm keferesi elinden feth eyledi. Özi eyâletinde Balçık kazâsı nâhiyesidir. Leb-i deryâda evc-i ebre ser çekmiş şekl-i murabba‘ şeddâdî bir kal‘a-i sağîredir, dâiren-mâdâr cirmi bin adımdır. Garba nâzır bir kapusu var. İçinde aslâ evleri ve câmi‘ ve hân ve esvâkı ve dizdârı ve neferâtları ve cebehânesi yokdur. Ve yalçın kaya üzre vâkı‘ olmağıla bir cânibinde handakı yokdur. Cânib-i şarkîsi yüz kulaç uçurum kayalardır. Bu kal‘anın dahi altı boşdur, zîrâ Keliğra Sultân kayaları üzre vâkı‘ olmuşdur. Sene (---) târîhinde Nasıf Paşazâde Hüseyin Paşa, Özi eyâletine mutasarrıf iken bu yalılar[ı] bir kaç kerre Özi Kazağı olan Rus-ı menhûs nehb u gâret edüp ahâlîsini esîr ederdi. Ba‘dehû mezkûr Hüseyin Paşa kendü mâlıyla bu Keliğra kal‘asın ta‘mîr u termîm edüp içine dizdâr ve kul kodu. Hîn-i ma‘rekede ibâdullah tahassun edüp Kazak-ı Ak şerrinden emîn olurlardı. Gâyet sa‘b u metîn [u] müstahkem kal‘adır. Ba‘dehû Vezîr-i a‘zam Kara Mustafâ Paşa, Hüseyin Paşa'ya rağmen kulların Özi kal‘asına ref‘ edüp kal‘a mu‘attal kaldı ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 267b ·
metinde göster ·
… müzeyyen değildir. Dâ’iren-mâdâr cirmi (---) ve cânib-i (---) nâzır bir kapusu
var. İçinde
cümle (---) hânedir. Furât'dan su alınır yolu vardır ve kifâyet mikdârı cebehân …
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim kayâsıralardan kayser Âvîh kızı Âgîn nâm bir duhter binâ edüp sene (---) târîhinde Hazret-i Ömer evlâdlarından fâtih-i Malâtiyye Emîr Ömer ibn Lokmân fethidir. Ba‘dehû Ermen kayserleri istîlâ edüp Hârûnu'r-Reşîd asrında Seyyid Ca‘fer Battâl Gâzî fethidir. Ba‘dehû yine kefere istîlâ edüp Âl-i Selçukiyân'dan Sultân Alâ’eddîn fethidir. Andan yine küffâr hurûc edüp kabza-i tasarrufa alup sene (---) târîhinde Timur hâdisesinden sonra Çelebi Sultân Mehemmed'e Ermenî tâ’ifesi amân ile kal‘ayı teslîm edüp cümle ahâlîleri mutî‘ [u] münkâd oldular. Anın içün hâlâ üç yüz aded kefereleri kırk yedi tekâlîf-i örfiyyeden mu‘âf [u] müsellemdirler. Kal‘ası nehr-i Furât kenarında bir püşte üzre şekl-i murabba Şeddâdî seng-binâ bir kal‘a-i köhne-binâdır. İç il olmağıla kal‘ası ol kadar müzeyyen değildir. Dâ’iren-mâdâr cirmi (---) ve cânib-i (---) nâzır bir kapusu var. İçinde cümle (---) hânedir. Furât'dan su alınır yolu vardır ve kifâyet mikdârı cebehânesi vardır. Süleymân Hân tahrîri üzre Sivas eyâletinde (---) ve yüz elli akçe şerîf kazâdır. Sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve kal‘a dizdârı ve kal‘a neferâtları ve muhtesibi ve şehir nâ’ibi vardır. Ammâ şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı bir konak karîb kal‘a-i Malâtiyye'dedir ve cemî‘i köylerinde olan re‘âyâlarının tekâliflerin Malâtiyye muhassılı tahsîl eder. Bu şehrin ekseriyyâ imâretleri cümle kayalar üzre vâki‘ olup cümle bâğ-ı İremleri aşağı nehr-i Furât kenarında vâki‘ olmuşdur. Ve nehr-i Furât üzre ibret-nümâ Burma köprü bu şehre karîbdir. Kal‘ada ve aşağı şehirde cümle (---) bin aded hâk-i pâk ile mestûr âbâdân [u] ma‘mûr hâne-i zîbâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 81b ·
metinde göster ·
… ile döğüp niçe yerinde kârgîr taş dîvârları harâbdır. Cânib-i şimâle bir kapusu
var, içinde
hâneleri azdır ve çârsû-yı bâzârdan bir şeyi yokdur. Ammâ dağlarında keçileri v …
Hulefâ-yı Âl-i Benî Abbâssiyân'dan el-Mu‘temed Billah'ın hoş âvanâsından bir emîr-i ahûr binâ etmişdir kim ol şahsın ismiyle müsemmâ olup şehr-i Hoş-avan derlerdi. Ba‘dehû yine hulefâ-yı Abbâsî'den Hâkim Cüvânmerg destine girüp ta‘mîr etdikde Hakkarî'nin Şatak kal‘asıyla Van kal‘ası mâbeyninde olmağile nâmına Vasatan kal‘ası dediler. Hâlâ Hakkarî hâkimi destinde bir yalçın püştecik üzre şekl-i murabba‘ kârgîr binâ bir kal‘adır kim sene (---) târîhinde Cenâbî Ahmed Paşa nâm bir mîr-i mîrân-ı hümâm top-ı kûpile döğüp niçe yerinde kârgîr taş dîvârları harâbdır. Cânib-i şimâle bir kapusu var, içinde hâneleri azdır ve çârsû-yı bâzârdan bir şeyi yokdur. Ammâ dağlarında keçileri ve aşağı sahrâda bâğları çokdur. Ve kal‘a kaya üzre olmağile handakı yokdur ve dâ’iren-mâdâr cirmi ma‘lûmum değildir. Zîrâ meşhûr-ı âfâk kılâ‘-ı azîmelerden olmamak ile adımlamadım, ammâ kal‘anın şimâlî tarafında bir çemenzâr u lâle-ızâr yerde bin mikdârı hâk-i pâk ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır. Cümle bâğ u bâğçe içindedir. Hâkim-i örfî Hakkarî hâkimi tarafındandır ve hâkim-i şer‘î Van monlâsı niyâbetindedir. Bir câmi‘i ve iki hânı ve bir hammâmı ve kifâyet mikdârı beş on dükkânları vardır. Gerçi bu kal‘a Van hâkindedir ammâ Hakkarî tağallüben zabt etmişdir. Cenâbî Ahmed Paşa asrında Van paşası subaşılığı imiş. Ve Hakkarî hânının bu kasaba-i Vastân'da hedâyâ-yı vâfiresi geldi. Hatta hemân bir katar-ı katır yükü kaplan ve vaşak postu gelüp "Askerim edâ-yı hizmet etmişlerdir. Lûtf edüp izin viresüz!" deyü ricâ etdikde Paşa "Yabana söyler." deyü izin vermeyüp Van'a götürdü. Andan kalkup cânib-i şimâle 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 283a ·
metinde göster ·
… ım enli dîvârdır ve yedi köşe ve yedi bin adım cirmi vardır. Ve cümle üç kapusu
var. İçinde
ancak bir azîm manastırı var, gûyâ iç kal‘adır. Ve cümle bin aded dükkânları va …
Bânîsi (---) sebeb-i tesmiyesi (---). Bu kal‘a Krakov hâkinde vâki‘ olmuşdur, ammâ evvel ve âhir Leh kralı hükmündedir, lâkin sene 1054 târîhinde İslâm Giray Hân asrında Kardaş Kazak bu kal‘ayı hân kuvvetiyle alup yine Leh kralına vermişdir. Kal‘ası bir düz sahrâda çit ve ağaç palanka kal‘a-i metîndir kim içi rıhtım dolma yigirmi adım enli dîvârdır ve yedi köşe ve yedi bin adım cirmi vardır. Ve cümle üç kapusu var. İçinde ancak bir azîm manastırı var, gûyâ iç kal‘adır. Ve cümle bin aded dükkânları var ve taşrasında bâğçeli bir varoş-ı azîmi etrâfı dâ’iren-mâdâr handakdır. Andan kal‘a-i Gürlev altından kalkup yine cânib-i şimâle bir konak düzde ormanlık içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41a ·
metinde göster ·
… nın kendisi kâse içinde bir sivri pilav depesidir. Ancak bir yolu ve bir kapusu
var. İçinde
küffâr mâl-â-mâl olup hamd-i Hudâ asker-i İslâma bir top atmayup etrâf [u] eknâ …
Bu kal‘anın cânib-i erba‘ası çep çevre birer top menzili ba‘îd havâleli dağlardır, ammâ Gırıblan dağı pek yakın havâledir kim Melek Ahmed Paşa'nın bir gulâmı bu kayadan derûn-ı hisârda olan küffârın birisinin başına bir ok urup kâfiri depeledi. Tâ bu mertebe karîb bir ok menzili bir havâle dağdır, ammâ bu dağlardan aşağı inerken gûyâ Gayyâ deresine ve Derk-i esfel deresine inilüp kal‘a bu derelerin ortasında vâki‘ olmuş evc-i âsumâna ser çekmiş gûnâ-gûn yalçın kayalar üzre şekl-i müseddes bir şeddadî seng-i tırâş ahcârât-ı mücellâlar ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir. Gerçi havâleleri çokdur, ammâ aşağı kal‘a dibine varıldıkda kal‘anın zirve-i a‘lâsı semâda kalır. Bir vecih ile bu kal‘aya yürüyüş olmayup zafer mümkün değildir. İllâ muhâsara ile yâhûd havf [u] haşyet-i Âl-i Osmân ile vere edüp feth ola, ammâ bu kal‘a gûyâ bir kâse içindedir. Etrâfları kâse kenârları havâlesi yerleridir. Kal‘anın kendisi kâse içinde bir sivri pilav depesidir. Ancak bir yolu ve bir kapusu var. İçinde küffâr mâl-â-mâl olup hamd-i Hudâ asker-i İslâma bir top atmayup etrâf [u] eknâfların guzât-ı müslimîn nehb u gâret edüp mâl-ı ganâ’imle muğtenim oldular, ammâ kal‘a döğülmedi ve bu Kilis'in cânib-i garbındaki dağ başlarından leb-i deryâda kâfirin İspilet kal‘ası nümâyân idi. Andan kalkup bir azîm dereler içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 138a ·
metinde göster ·
aslâ ma‘mûrâtdan bir eyü binâ yokdur. 167b Ammâ bu kal‘a dibinden (---)(---) …
Ancak bir kapusu var. İçinde aslâ ma‘mûrâtdan bir eyü binâ yokdur. 167b Ammâ bu kal‘a dibinden (---)(---)(---) cârîdir. Arnavudluk'da İpek dağlarından gelüp nehr-i Klab ile bir olup iner, nehr-i Morava'ya mahlût olur. Bu kal‘aya bu diyârlarda Kosova Mitroviçesi derler. Birine dahi Sirem Mitroviçesi derler, ammâ anın kal‘ası harâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 167a–167b ·
metinde göster ·
… benâm feth etmek ile ol isimile müsemmâ Eyneada derler. Bir harâb küçük kal‘ası
var. İçinde
oduncu Rûmları sâkin olur. Karadeniz içre bundan gayri cezîre aslâ yokdur. Gerç …
Cezîre-i Eyne: (---) mîl ihâta eder her cânibi yatak limandır. Zamân-ı keferede gâyet ma‘mûr cezîre olup fâhir yatak limanları var imiş. Sene 856 târîhinde Ebü'l-feth gâzîlerinden Eyne Koca nâm bir gâzî-i benâm feth etmek ile ol isimile müsemmâ Eyneada derler. Bir harâb küçük kal‘ası var. İçinde oduncu Rûmları sâkin olur. Karadeniz içre bundan gayri cezîre aslâ yokdur. Gerçi kal‘a-i Özü kurbunda Tentere cezîrecikleri vardır, ammâ Ölü denizi kurbunda olup sapa yerde vâkı‘ olmağile memerr-i keştîbân değildir ve anda düşen gemi Ölü denizine düşerlerse çamura gark olup ölürler. Ve eğer Karadeniz'de cezîre-i Kırım ve cezîre-i Taman ve cezîre-i Balısıra, bunlar cezîre değil midir? denirse belî cezîrelerdir, ammâ kara câniblerine şehr zemîn ittisâlleri vardır, niçe yüz kerre manzûrumuz olmuşlardır, ammâ bu Eyneada bir cânibe muttasıl değil, cezîre halk olmuşdur, ammâ İskender-i Zülkarneyn Karadeniz boğazın kesdikden sonra ayân olmuşdur. Andan yine taraf-ı garba Karadeniz kenârınca sun‘-ı Hudâları temâşâ ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 50b ·
metinde göster ·
… nin aslı oldur kim bu mahal Eflâtûn'un kitâb mahzeni imiş. Hâlâ demirden kapusu
var, içinde
mâl-a-mâl cebehâne-i Âl-i Osmân var.
Lâkin bu câmi‘in nısfından tâ mihrâba varınca kırk ayak taş nerdübân ile çıkılır, mihrâb cânibi âlîdir ve düz beyâz mermer döşelidir. Bir câmi‘de böyle mihrâb tarafı bu mertebe âlî vâkı‘ olmamışdır, ammâ bu gûne sebeb-i imâretinin aslı oldur kim bu mahal Eflâtûn'un kitâb mahzeni imiş. Hâlâ demirden kapusu var, içinde mâl-a-mâl cebehâne-i Âl-i Osmân var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67b ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘anın Tuna kenârı köşesinde bir vîrân kenîsesi
var, içinde
keraste ve gayri mühimmât [u] levâzımâtları ve şehrin niçe hayvânâtları memlûdu …
Ve bu kal‘anın Tuna kenârı köşesinde bir vîrân kenîsesi var, içinde keraste ve gayri mühimmât [u] levâzımâtları ve şehrin niçe hayvânâtları memlûdur. Hattâ bu kal‘a içinde olan guzât-ı muvahhidînin ehl [ü] iyâlleri birbirlerinden aslâ kaçmazlar, zîrâ cümle evlâd-ı evlâdları birbirleriyle dükelisi akrabâ ve ta‘allukâtlardır. Anıniçün birbirlerinden hicâb edüp ceng etmede yarar ve bahâdırlardır. Bu kal‘a içre gayri âdem girüp müte’ehhil olup sâkin olamazlar. Meğer taşra varoşda tavattun edeler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 72a ·
metinde göster ·
… olur. Bu tabya etrâfı kral sarâyının sûrun ihâta etmiş bir kat bölme hisâr dahi
var, içinde
aslâ evler yokdur, hemân meydân-ı ma‘rekedir.
Ve bu tabya-i azîmin taşrasında çâh-ı gayyâdan nişân verir bir ka‘r-ı azîm ve arîz kesme kayalı handakı var, aşağı benî Âdem bakmağa cür’et edemeyüp zehresi çâk olur. Bu tabya etrâfı kral sarâyının sûrun ihâta etmiş bir kat bölme hisâr dahi var, içinde aslâ evler yokdur, hemân meydân-ı ma‘rekedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83b ·
metinde göster ·
Ve bu kapucığa karîb kal‘anın şimâlî köşesi ucunda bir küçük iç kal‘ası
var, içinde
ancak dizdâr ağa ve kethudâ ağa ve kal‘a imâmı ve kal‘a mehterleri ve alaybeği …
Ve bu kapucığa karîb kal‘anın şimâlî köşesi ucunda bir küçük iç kal‘ası var, içinde ancak dizdâr ağa ve kethudâ ağa ve kal‘a imâmı ve kal‘a mehterleri ve alaybeği sâkin olur, gayri kimesne olamaz ve gayri ecnebî ve enâyî kimesne giremez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94a ·
metinde göster ·
… emse Sarâyı önünde bir hayli vâsi‘ meydân vardır, andan bir çâh-ı cahîm zindânı
var, içinde
ümmet-i Muhammed esîrleri mâl-â-mâldır. Ve zindân yanında bir musanna‘ kuyusu v …
Ve bu ulu yolun iki tarafları cümle dükkânlardır, ammâ tertîb üzre değil dağınık dükkânlardır. Ve berber dükkânlarından mâ‘adâ dükkânlarda avretler oturup metâ‘ satarlar. Ve Nemse Sarâyı önünde bir hayli vâsi‘ meydân vardır, andan bir çâh-ı cahîm zindânı var, içinde ümmet-i Muhammed esîrleri mâl-â-mâldır. Ve zindân yanında bir musanna‘ kuyusu var, çarhlar ile âdem kovalarına yapışmadan suyu çekilir garîb temâşâdır. Ve Macar Sarâyı önünde bir musanna‘ manastır-ı azîmi var, içinde olan mücevher putlar ve gûnâ-gûn maslûbât âvîzeler kim âdemin gözleri hîrelenir. Ve hâlâ mukaddemâ hîn-i fethde câmi‘ etdiğimiz bir musanna‘ kenîsedir kim bir kal‘ada misli yokdur. Yine minberi ve mihrâbı ve mü’ezzinler mahfili durur. Hudâ yine dest-i İslâma müyesser edüp âyîn-i Muhammedî olmak müyesser ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 48a ·
metinde göster ·
… u çekilir garîb temâşâdır. Ve Macar Sarâyı önünde bir musanna‘ manastır-ı azîmi
var, içinde
olan mücevher putlar ve gûnâ-gûn maslûbât âvîzeler kim âdemin gözleri hîrelenir …
Ve bu ulu yolun iki tarafları cümle dükkânlardır, ammâ tertîb üzre değil dağınık dükkânlardır. Ve berber dükkânlarından mâ‘adâ dükkânlarda avretler oturup metâ‘ satarlar. Ve Nemse Sarâyı önünde bir hayli vâsi‘ meydân vardır, andan bir çâh-ı cahîm zindânı var, içinde ümmet-i Muhammed esîrleri mâl-â-mâldır. Ve zindân yanında bir musanna‘ kuyusu var, çarhlar ile âdem kovalarına yapışmadan suyu çekilir garîb temâşâdır. Ve Macar Sarâyı önünde bir musanna‘ manastır-ı azîmi var, içinde olan mücevher putlar ve gûnâ-gûn maslûbât âvîzeler kim âdemin gözleri hîrelenir. Ve hâlâ mukaddemâ hîn-i fethde câmi‘ etdiğimiz bir musanna‘ kenîsedir kim bir kal‘ada misli yokdur. Yine minberi ve mihrâbı ve mü’ezzinler mahfili durur. Hudâ yine dest-i İslâma müyesser edüp âyîn-i Muhammedî olmak müyesser ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 48a ·
metinde göster ·
Ve gird-â-gird cirmi bin yedi yüz adımdır. Ve şarka nâzır bir demir kapusu
var. İçinde
Sinân Paşa câmi‘i ve bir mescidi ve cebehânesi ve gılâl anbârı ve on aded dükkâ …
Ve gird-â-gird cirmi bin yedi yüz adımdır. Ve şarka nâzır bir demir kapusu var. İçinde Sinân Paşa câmi‘i ve bir mescidi ve cebehânesi ve gılâl anbârı ve on aded dükkâncıkları var, gayri imâret ve hammâmı yokdur. Ve bu kal‘anın evsâfın tahrîr etmek lâzım değildir. Varat kal‘asın gören hemân bunu görmüş olur. Nice kal‘a-i Kapoşvar, Kanije kal‘asına benzerse bu dahi Varat'a müşâbeheti olup gûyâ Varat'ın oğludur. Ve varoşu dahi henüz ma‘mûr olmamışdır. Andan yine şimâl cânibine ma‘mûr u âbâdân kurâlar ve mişeyistân ve dırahtistân ulu dağları geçüp 5 sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 88a ·
metinde göster ·
… cümle çârsû içinde bir latîf hoş-hevâ hammâm-ı rûşenâsı var. Ve cümle bir hânı
var, içinde
ankâ tüccârları var.
Der-medh-i varoş-ı bîrûn: Bu kal‘anın kıble tara[fında] taşra varoşu cümle dörd mihrâbdır. Ve cümle dörd yüz aded bâğlı ve bâğçeli ve şindire tahta örtülü ve ekseriyyâ la‘l-gûn kiremit örtülü tahtânî ve fevkânî vâsi‘ kârgîr binâ hânedânları var, ammâ cümleden Çalık Mustafa Ağa ve Çalık Osmân Paşa evleri mükellefdir kim azîm porta kapuları var. Ve cümle elli aded dükkânları var. Ve cümle çârsû içinde bir latîf hoş-hevâ hammâm-ı rûşenâsı var. Ve cümle bir hânı var, içinde ankâ tüccârları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 98a ·
metinde göster ·
… l‘ası kurbunda Râhova sahrâsı nihâyetinde Râhova nâm bir harâbca küçük kal‘acık
var, içinde
çobanlar sâkin olurlar. Ammâ bu Tuna kenârında Râhova gâyet ma‘mûrdur. Bânîsi S …
Vilâyet-i Kürdistân'da Bitlis kal‘ası kurbunda Râhova sahrâsı nihâyetinde Râhova nâm bir harâbca küçük kal‘acık var, içinde çobanlar sâkin olurlar. Ammâ bu Tuna kenârında Râhova gâyet ma‘mûrdur. Bânîsi Sırf krallarıdır. Fâtihi sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân'dır, ammâ feth ederken usret çeküp ba‘de'l-feth kal‘anın ba‘zı yerlerin münhedim etmişdir. Hâlâ kulleleri (dağ başında hâlâ kulleleri) bir dağ başında Tuna kenârına varınca bir topraklı hisârı bayır üzre şekl-i muhammes Şeddâdî taş binâ kal‘a-i ra‘nâ imiş, ammâ mürûr-ı eyyâm ile iç el olmak ile gözden bırağılup dahi ziyâde harâb olmadadır. İçinde ancak beş aded hânesi ve bir câmi‘i ve bir vîrân hammâsı var, gayri âsâr-ı binâlar yokdur. Ammâ Sultân Ahmed Hânî'de gâyet ma‘mûr imiş. Eflak beği olan Koca Mihal küffâr Tuna nehri donunca isyân edüp yüz bin küffâr leşkeriyle Âl-i Osmân'ın Tuna kenârında yüz yetmiş pâre kılâ‘ ve şehirlerin nehb ü gâret etdikde bu kal‘ayı dahi kabza-i teshîre alup harâb eder. Anıniçün ol zamândan berü bu kal‘a içi amâr değildir. Ve bir kûh-ı bülendin zirve-i a‘lâsında vâki‘ olmağile halk kal‘aya enüp çıkmadan âciz olup amâr olmamışdır. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99a ·
metinde göster ·
… ağaç köprü ile geçilir cisir başında hân gibi elli aded odalı bir kârbânsarâyı
var. İçinde
bir mescidi ve başka mezârlı ve bâğçeli bir müferrah ve dilküşâ sarâydır. Başka …
Der-medh-i müsâfirhâne-i müslimîn: Kaçan kim taraf-ı pâdişâhîden ve sadrıa‘zamdan ve gayri yerlerden gelen müselmânlar içün şehirden taşra nehr-i Bomboviçse'nin karşu tarafında bir ağaç köprü ile geçilir cisir başında hân gibi elli aded odalı bir kârbânsarâyı var. İçinde bir mescidi ve başka mezârlı ve bâğçeli bir müferrah ve dilküşâ sarâydır. Başka hüddâmları ve aşbâzları keferelerdir. Beğ tarafından gelen ta‘ayyünâtı aşbâzlar pişirir. Ve bu sarâya muttasıl su aşırı bir müferrah avretler hammâmı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 102a ·
metinde göster ·
… iki yüz adımdır. Etrâfında dört aded kulleleri ve garba nâzır bir demir kapusu
var, içinde
iki aded alçacık minâreli bir câmi‘i var, ammâ minâresi küçücük olmak ile âdem …
Sarây-ı kadîm Cuci Geray Hân: Mâ-tekaddem hân-ı süluflar(?) bu hânedânda olurlarmış. Hâlâ çâr-kûşe bir kârgîr binâ bir küçük kal‘acıkdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi iki yüz adımdır. Etrâfında dört aded kulleleri ve garba nâzır bir demir kapusu var, içinde iki aded alçacık minâreli bir câmi‘i var, ammâ minâresi küçücük olmak ile âdem sığmaz ve ezân okunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123b ·
metinde göster ·
… kavî Şeddâdî binâ misilli bir taş binâ bir kal‘a-i zîbâdır kim iki demir kapusu
var. (İçinde
âb-ı hayât suyu var). Cümle iki kat içli ve taşralı yüz yigirmi aded odaları va …
Der-tahrîr-i hân-ı hâcegân-ı tüccârân: Bardası sekiz aded hân-ı sevdâgerân-ı azîmleri var. Cümleden tâ şehrin ortasında çârsû içre Vezîr-i a‘zam Sefer Gâzî Akay hânı, Karasu şehrinin gûyâ kal‘asıdır, zîrâ bu şehrin kal‘ası yokdur. Bu vekâle-i azîmin dâ’iren-mâdâr cirmi dörd yüz aded germe adımdır. Ve bir metîn ve kavî Şeddâdî binâ misilli bir taş binâ bir kal‘a-i zîbâdır kim iki demir kapusu var. (İçinde âb-ı hayât suyu var). Cümle iki kat içli ve taşralı yüz yigirmi aded odaları var. Cânib-i erba‘ası mazgal deliklidir ve dörd köşesinde karavulhâne kulleleri gibi kulleleri var. Hîn-i muhâsarada kal‘adan metîn bir hân-ı kebîrdir. Ancak etrâfında handakı yok, zîrâ şehir dîk yerinde çârsû içre vâki‘ olmuşdur. Eğer handakı olsa bir hısn-ı hasîn kal‘a-i üstüvâr olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 134b ·
metinde göster ·
… pusunın iç yüzünde sol tarafında bir âdem kaddi bâlâda bir beyâz mermer sandûka
var. İçinde
Kâsım günü dedikleri Kâsım medfûndur deyü Rûm tevârîhlerinde mastûrdur. Hattâ h …
Ammâ bu câmi‘in kıble kapusunın iç yüzünde sol tarafında bir âdem kaddi bâlâda bir beyâz mermer sandûka var. İçinde Kâsım günü dedikleri Kâsım medfûndur deyü Rûm tevârîhlerinde mastûrdur. Hattâ hakîr 226b Alman kralı inpirator çâsâr bu Kâsım Paşa hakkındaki mermer sandûkayı su’âl etdikde hakîr dahi mâ-vaka‘ı üzre gördüm ve ziyâret etdim dedikde cümle vüzerâlar ve irşekleri ve gorofları ve başpapası ve tercümânbaşı olan meykeli cümlesi "Nice gördün?" dediklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 226a–226b ·
metinde göster ·
… vardır. Ve Çelebi Sinân Beğ vakfı altı kubbeli ve demir kapulu bir bezzâzistânı
var, içinde
hammâm silecekleri fürûht olunur.
Ve cümle 600 aded dükkânı vardır. Ve Çelebi Sinân Beğ vakfı altı kubbeli ve demir kapulu bir bezzâzistânı var, içinde hammâm silecekleri fürûht olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 233a ·
metinde göster ·
… r taş kalmamış. Anıniçün ne cirmde olduğun hisâb etmedim. Ammâ bir güzel limanı
var, içinde
bir âb-ı hayât dere limana mahlût olup ismi ma‘lûmum olmadığından tahrîr olunma …
Sene (---) târîhinde Küçük Hasan Paşa feth edüp münhedim etmişdir, ammâ sehel şey ile ta‘mîr ü termîm etmek mümkindir, ammâ lâzımlı yer de değildir. Leb-i deryâda şekl-i müselles bir Şeddâdî seng-i tırâş bir kal‘a-i savaş imiş. Vîrân olup içinde bir taş kalmamış. Anıniçün ne cirmde olduğun hisâb etmedim. Ammâ bir güzel limanı var, içinde bir âb-ı hayât dere limana mahlût olup ismi ma‘lûmum olmadığından tahrîr olunmadı. Limanı yüz pâre keştî alup sekiz rûzgâr-ı zorkârdan gemiler emîn olup bu limanın cânib-i erba‘ası ma‘mûr u müzeyyen kurâlar ile ârâste olmuşdur, zîrâ bu taraflar cezîre-i Girid'in şimâl tarafları olmak ile âb [u] hevâsı latîf olup amâr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 323a ·
metinde göster ·
… sûr-ı üstüvârı vardır kim dâ’iren-mâdâr cirmi yedi yüz aded adımdır. Bir kapusu
var. İçinde
elli kadar evleri ve dizdârı ve neferâtları ve nâ’ib-i şer‘îsi olup kapudan paş …
Üç aded adacıklardır, ammâ büyüğü yigirmi mîl ihâta eden adadır. Kal‘asını sene (---) târîhinde Süleymân Hân asrında Piyâle Paşa feth etmişdir. Mâ-tekaddem Venedik elinde olup Ciniviz binâsıdır. Bir latîf sarp kaya üzre bir Şeddâdî taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâ küçük sûr-ı üstüvârı vardır kim dâ’iren-mâdâr cirmi yedi yüz aded adımdır. Bir kapusu var. İçinde elli kadar evleri ve dizdârı ve neferâtları ve nâ’ib-i şer‘îsi olup kapudan paşa hükmünde idi yine kapudanlara hâs kayd olunup ma‘mûr olmak fermân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 329b ·
metinde göster ·
… ’iren-mâdâr cirmi beş yüz adımdır. Ve cümle kârgîr binâlı dâr-ı menhûs hâneleri
var. İçinde
kulu ve cebehânesi bunun dahi yokdur, ammâ bu ada kefereleri Venedik küffârı do …
Cezîre-i Liminoz'da sulanup temâşâ etdik. Bunda dahi deryâdan bir ok menzili ba‘îd bir bayır üzre bir köhne kal‘ası var. Dâ’iren-mâdâr cirmi beş yüz adımdır. Ve cümle kârgîr binâlı dâr-ı menhûs hâneleri var. İçinde kulu ve cebehânesi bunun dahi yokdur, ammâ bu ada kefereleri Venedik küffârı donanması havfinden kal‘a içine girüp mütehassın olurlar imiş. Kal‘anın ağaçlardan kapuları olup handaksız bir kal‘acıkdır. Taşrasında bir ma‘mûr taş binâlu köyü vardır. Bunun dahi Büyük Değirmenlik gibi yel değirmenleri çok olduğundan Değirmenlik cezîresi derler. Kulle-misâl âsiyâb-ı bâdlardır. Bunda dahi âb-ı hayât sular ve kuyular ve cümle kal‘a-misâl evlerde su sarnıçları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 331a ·
metinde göster ·
iki yüz aded âdem sığar cânib-i erba‘ası mazgal delikleridir. Bu değirmenlerin …
Bu değirmenlerin bir azîm kullesi var. İçinde iki yüz aded âdem sığar cânib-i erba‘ası mazgal delikleridir. Bu değirmenlerin cânib-i erba‘aları serâpâ Zarnata kal‘alının müzeyyen bâğlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 333a ·
metinde göster ·
… . Sâfî taşlıklı bî-hâsıl cezîre olup yıldız cânibi ucunda bir küçücük kal‘acığı
var, içinde
ancak üç aded vîrâ[n] kiliseleri kalmış, mâ‘adâ hâneleri yeri nümâyândır. Ammâ …
Beş mîl ihâta eder bir küçük adacıkdır. Sâfî taşlıklı bî-hâsıl cezîre olup yıldız cânibi ucunda bir küçücük kal‘acığı var, içinde ancak üç aded vîrâ[n] kiliseleri kalmış, mâ‘adâ hâneleri yeri nümâyândır. Ammâ sarnıçları çokdur, zîrâ ol taraf köylerinin koyunları ve keçileri bu cezîrede gezüp sularlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 334b ·
metinde göster ·
… uları ve âb-ı nâb kuyuları ve âb u hevâsı gâyet latîf olup bir manastır-ı azîmi
var. İçinde
yüz elli ruhbânları olup harâca tahrîr etmediğimizden cihân kadar hazz edüp hak …
Ve âb-ı hayât suları ve âb-ı nâb kuyuları ve âb u hevâsı gâyet latîf olup bir manastır-ı azîmi var. İçinde yüz elli ruhbânları olup harâca tahrîr etmediğimizden cihân kadar hazz edüp hakîre vâfir ri‘âyet edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 335b ·
metinde göster ·
… lup cirmi kâmil bin adım bir küçük kal‘acıkdır. Cânib-i şarka mekşûf bir kapusu
var. İçinde
cümle on aded kiremitli evleri ve cebehânesi ve gılâl anbârları ve su sarnıçlar …
Kethudâyeri ve serdârı ve kal‘a dizdârı ve altmış aded neferâtları vardır. Kal‘ası leb-i deryâda bir bayır üzre şekl-i muhammes seng binâ bir kal‘a-i Şeddâdî binâ[-yı] ra‘nâ olup cirmi kâmil bin adım bir küçük kal‘acıkdır. Cânib-i şarka mekşûf bir kapusu var. İçinde cümle on aded kiremitli evleri ve cebehânesi ve gılâl anbârları ve su sarnıçları ve Sultân Bâyezîd'in bir küçük câmi‘i var, ammâ hânı ve hammâmı ve çârsû-yı bâzârı yokdur. Lâkin etrâflarında bâğları çokdur. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı kâhîce Aya Mavra kal‘asında olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 340b ·
metinde göster ·
Bu iç kal‘a kara tarafında şehre nâzır kat-ender-kat kral sarâyı
var. İçinde
ancak dizdâr sâkin olur. Bir harâb mescidi var ammâ aslâ kal‘a içinde dükkânlar …
Bu iç kal‘a kara tarafında şehre nâzır kat-ender-kat kral sarâyı var. İçinde ancak dizdâr sâkin olur. Bir harâb mescidi var ammâ aslâ kal‘a içinde dükkânları yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 345b ·
metinde göster ·
… ır ve gâyet metîn Şeddâdî taş binâdır. Şark ile garb mâbeynine nâzır bir kapusu
var. İçinde
dizdâr evi var, gayri şey yokdur. Ve dizdârı ve cümle yüz elli neferâtları Saya …
Kal‘ası evc-i âsımâna berâber Kahkahâ-vâr bir kal‘a-i bâlâdır kim Rûmeli'nde eyle bir kal‘a-i bî-hemtâ yokdur. Meğer Mora cezîresinde Gördüs kal‘ası ola, yâhûd Benefşe kal‘ası ola. Ammâ bunun cirmi dâ’iren-mâdâr dörd yüz adımdır ve gâyet metîn Şeddâdî taş binâdır. Şark ile garb mâbeynine nâzır bir kapusu var. İçinde dizdâr evi var, gayri şey yokdur. Ve dizdârı ve cümle yüz elli neferâtları Sayada iskelesi emîninden ulûfelerin alırlar. Ve bu kulların hâneleri kal‘adan iki bin [adım] aşağı nehr-i Yenice ve nehr-i Kuryeleş ikisi birbirine mahlût olduğu yerde[dir],
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 353b ·
metinde göster ·
… gayri bir şey yokdur. Cirmi iki yüz adımdır. Kal‘a içre bir kaya üzre bir havzı
var. İçinde
gûnâ-gûn mâhîleri var. Garâbet anda kim bu yalçın kaya üzre bu havuza su nerede …
Lisân-ı (---)(---) demekdir. İbtidâ Rûm binâsıdır ve sene (---) târîhinde Gedik Ahmed Paşa fethidir. Dizdârı ve kırk aded merdüm-hisârı var ammâ kal‘a içinde dizdâr hânesinden gayri bir şey yokdur. Cirmi iki yüz adımdır. Kal‘a içre bir kaya üzre bir havzı var. İçinde gûnâ-gûn mâhîleri var. Garâbet anda kim bu yalçın kaya üzre bu havuza su nereden gelir kimse bilmez. Ve cemî‘i zamânda {aslâ suyu eksilmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 357a ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘adan taşra kıble tarafına bir kat kal‘a dahi
var. İçinde
imâretden bir şey yokdur. Serâpâ vîrândır ve ibret-nümâ harâb binâlar vardır. V …
Ve bu kal‘adan taşra kıble tarafına bir kat kal‘a dahi var. İçinde imâretden bir şey yokdur. Serâpâ vîrândır ve ibret-nümâ harâb binâlar vardır. Ve kal‘a kapusu kıbleye nâzır bir tarz-ı acîb ü garîb musanna‘ binâ bâb-ı atîkdir kim kemerleri üzre nakş-ı Bihzâd-misâl bir gûne hayâl-pesend tasvîrler var kim çeşm-i ibret hîrelenüp âdem vâlih dem-beste vü hayrân olur. Ve bu temâsîl-i acîbenin misli meğer Atina kal‘asında ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y67b ·
metinde göster ·
… ‘adır. Cirmi sekiz yüz adım bir kat kal‘a-i bâlâdır. Ve cenûba nâzır bir kapusu
var. İçinde
dizdârı ve neferâtı yokdur. Ve kırk elli mikdârı saz örtülü Türkmân evleri vard …
Teke hâkinde Karahisâr nâhiyesinde bir yalçın püşte üzre şekl-i murabba‘ bir şeddâdî binâ sa‘b u metîn kal‘adır. Cirmi sekiz yüz adım bir kat kal‘a-i bâlâdır. Ve cenûba nâzır bir kapusu var. İçinde dizdârı ve neferâtı yokdur. Ve kırk elli mikdârı saz örtülü Türkmân evleri vardır. Anlar dahi kışın sâkin olurlar. Gayri zamân mu‘attaldır. Bunu dahi temâşâ edüp ve bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y137a ·
metinde göster ·
… ‘aş eyâletine kadem basup ol bel başında kırk elli dâne çalıdan evler ve obalar
var. İçinde
pür-silâh yüz dâne Türkmân ve gayri şehbâzlar hakîre karşu çıkup ta‘zîm edüp ye …
"Bire avân! Bu ıssız dağlarda sana yoldaş olan asılacaklar ile ne yortup yopurup gezersin?" deyü vâfir itâb edüp kendü âdemlerinden on küheyl atlı âdem koşup andan yine şarka dağlar içre belin başında azîm mîller var, o mahalde İsneyn bâzârının Kınıklı kazâsı ve Adana eyâleti hudûdu tamâm olup belden aşağı şark cânibine Mar‘aş eyâletine kadem basup ol bel başında kırk elli dâne çalıdan evler ve obalar var. İçinde pür-silâh yüz dâne Türkmân ve gayri şehbâzlar hakîre karşu çıkup ta‘zîm edüp yer gösterdiler. Tarfetü'l-ayn içre bir kuzu kebâb etmeğe mübâşeret edüp esnâ-yı kelâmda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y158b ·
metinde göster ·
… ihmânhâneler ve niçe bin at ve katâr [u] mehâr sığâr develiği ve kibâr âhûrları
var, içinde
âdem gâyib olur.
Ve müte‘addid hücreli harem odaları ile inşâ olunmuş a‘yân [u] eşrâf müsâfirhâneleri ve köşe köşe at ıstablları var. Bu binâlardan içeri büyük hân başka demir kapulu kal‘a misâldir. Ve cümle yüz yigirmi ocakdır. Ve cânib-i erba‘ası yan soffalı ve gûnâ-gûn tarz-ı âhar harîm odalı mihmânhâneler ve niçe bin at ve katâr [u] mehâr sığâr develiği ve kibâr âhûrları var, içinde âdem gâyib olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y176b ·
metinde göster ·
Ve bu Tûr-ı Zeytâ'nın tâ zirve-i a‘lâsında kal‘a-i Tûr. Garba nâzır bir kapusu var. İçinde kubbe-i kadem-i Hazret-i Îsâ. Seng-i hârâya te’sîr etmiş dü pây-i şerîfleridir. Bu kal‘a içre bu kubbeden gayri binâ yokdur. Kal‘a dahi gâyet küçükdür, cirmi yüz elli adımdır. Ve bu kal‘anın şarkında mezâristân içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y218b ·
metinde göster ·
… rikagânından bir dizdârı ve merdüm-i hisârı vardır. Ve kıbleye nâzır bir kapusu
var. İçinde
ancak dörd azeb hânesi ve bir câmi‘i ve bir kuyusu var. Suyu ol kadar lezîz değ …
Menzil-i kal‘a-i Acrûd: Sene (---) târîhinde (---) binâsıdır, be-dest-i (---) Paşa. Tîh sahrâsının cânib-i garbî nihâyetinde bir bayır üzre şekl-i murabba‘ bir taş P 157a binâ kal‘a-i zîbâdır. Dâr-ı müdevveri üç yüz adımdır. Mısır müteferrikagânından bir dizdârı ve merdüm-i hisârı vardır. Ve kıbleye nâzır bir kapusu var. İçinde ancak dörd azeb hânesi ve bir câmi‘i ve bir kuyusu var. Suyu ol kadar lezîz değildir. Ammâ zarûretde içilir. Ammâ hayvânlara latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y384a ·
metinde göster ·
… rmi beş yüz adımdır. Ve çâr köşesinde çâr burcu var. Ve cenûba nâzır bir kapusu
var. İçinde
havlısız seksen neferât hânecikleri vardır. Selîm Hân câmi‘i var. Ve Mısır müte …
Sene (---) târîhinde bizzât fâtih-i Mısır Selîm Hân-ı Evvel'in binâsıdır, be-dest-i Hayra Beğ vâlî-i ibtidâ feth-i Mısır. Mâ-tekaddem Amr ibnü'l-Âs asrında Esved ibn Mikdâd'ın feth etdüği kal‘adan aslâ eser kalmamışdır, Ammâ hâlâ bu kal‘a Akdeniz ile nehr-i Nîl mahlût olduğu burunda bir kumsal yerde şekl-i murabba‘ bir binâ-yı metîndir. Dâyiren-mâdâr cirmi beş yüz adımdır. Ve çâr köşesinde çâr burcu var. Ve cenûba nâzır bir kapusu var. İçinde havlısız seksen neferât hânecikleri vardır. Selîm Hân câmi‘i var. Ve Mısır müteferrikalarından kânûn üzre dizdârı ve seksen neferâtı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y348b ·
metinde göster ·
… mmesdir. Ve dâ‘iren-mâdâr cirmi sekiz yüz adımdır. Şarka nâzır ancak bir kapusu
var. İçinde
ancak sagîr ü kebîr seksen hânedir.
Kabâbıta meliklerinden Mukavkıs Melik binâsıdır. Hicretü'n-nebeviyyenin sene (---) târîhinde bizzât Amr ibnü'l-Âs ve Ka‘bü'l-Ahbâr ve Ubeyde ibn Cerrâh ve Câbirü'l-Ensâr ve Ebû Hüreyre ve Sâriyetü'l-Cebel ve Esved ibn Mikdâd bunun emsâli niçe bin Sahâbe-i güzîn ile iki ay muhâsara ile feth olunmuş bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn ve müstahkem kal‘a-i üstüvârdır kim leb-i Nîl'in cânib-i şarkîsinde eflâke ser çekmiş bir yalçın püşte üzre Şeddâdî-binâ bir küçük kal‘a-i kavîdir. Ve şekl-i muhammesdir. Ve dâ‘iren-mâdâr cirmi sekiz yüz adımdır. Şarka nâzır ancak bir kapusu var. İçinde ancak sagîr ü kebîr seksen hânedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y391a ·
metinde göster ·