Ve simitciler dahi arabalar üzre furunların ve dükkânların zeyn edüp araba tekerleği kadar simitleri sırıklara geçirüp hammâllarla götürürler ve hurda simitleri dükkânlarına zeyn edüp ehl-i teferrüce simit, halka bezl ederek ubûr ederler. Ve katâyifciler dahi seyishâneler üzre dükkânlar yapup gûnâ-gûn ve reng-â-reng katâyif rişteleriyle dükkânçelerin tezyîn edüp halka katâyif bezl ederek ubûr ederler. Ve lokmacılar dahi seyishâneler üzre dükkânlar binâ edüp gûnâ-gûn fağfûrî ve mertebânî tabaklarla zeyn edüp halka ballı lokma bezl ederek ubûr ederler. Ve gözlemeciler dahi eyledir. Ammâ bu lokmacı ve gözlemeci dükkânlarında birer Yahûdî dîdebân mukarrerdir. Zîrâ Yahûdîler şîr-i revgan yağı yerler, müselmânlar say yağı yerler, gözleme ve lokmaya say yağı komasınlar deyü birer Yahûdî dîdebân bekler, dîdebân olmasa Yahûdîler ol dükkânlardan lokma ve gözleme yemezler, aceb muta‘assıb mel‘ûnlardır. Ve şehriyyeciler dahi seyishâneler üzre dükkânların şamata varakları ve gûnâ-gûn teller ile zeyn edüp "Şehriyye nefâyis cânım" deyü şehriyye satarak ubûr ederler, azîm vezni üzre cem‘iyyet-i kübrâ asker-i bî-pâyândır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160a ·
metinde göster ·
… ellerinde mücevher kuşaklar ve mücevher hançerler 169a ve boynuzlarında altun
varaklar ve
iki boynuz mâbeynin incü ve cevâhirli püsküller ile zeyn edüp her koyunun boynu …
Ve bu çobanların niçe bininin ellerinde çatal zencîr yularlı beşer altışar onar boynuzlu acîb ü garîb gûnâ-gûn kınalı kösem koçlar ve mahbûb ganemleri dîbâ ve şîb ü zerbâf çullara gark edüp bellerinde mücevher kuşaklar ve mücevher hançerler 169a ve boynuzlarında altun varaklar ve iki boynuz mâbeynin incü ve cevâhirli püsküller ile zeyn edüp her koyunun boynunda altun ve gümüş kabaralar ile altun ve gümüş silsileler ile bu kepşleri keşân-ber-keşân çoban dilberleri çekerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168b–169a ·
metinde göster ·
Ammâ 230a bunun kubbe-i mînâsı kâşî ile rengîndir ve niçe bin âvîzeler ile müzeyyen olmuş bir kubbe-i metîndir. Andan içeri hammâm-ı germâbdır kim âdem dâhil olsa gûyâ nûr içre girmiş olur. Zîrâ eflâke ser çekmiş kubbe-i âlîsinin etrâfında aslâ der-i dîvârdan eser yokdur. Hemân bu kubbe-i azîm cümle amûd-ı müntehâlar üzre vaz‘ olunmuş bir kubbe-i müdevverdir ve ol amûdların mâbeynleri cümle tahta tahta ibret-nümâ billûr ve necef u moran berrâk ve mücellâ câmlardır kim bu câmlara âfitâb-ı âlem-tâb urdukda hammâm içi nûrun alâ nûr olur. Ve bu hammâmlardan taşra cümle bâğ-ı İrem'dir kim niçe bin hezârın hezârân nâle ve feryâdları istimâ‘ olunup âdem gasl ederken bülbüller pençelerine gıd urduğu temâşâ olunur ve cemî‘i dırahtların şükûfeleri ve mürğân-ı hoş-elhân-ı hoş-nevânın âşiyânları seyr olunur. Zemîninde olan nebâtât-ı giyâhât ve sâ’ir şükûfelerin kadd-i kâmet-i renkleri temâşâ olunur. Ve bu hammâmın ortasında bir havz-ı azîmi var, cânib-i erba‘asında fevvâreler pertâb edüp ortadaki fıskiyye ta kubbedeki tasda nihâyet bulup andan aşağı ser-nigûn mâ-i germâ havz içre dökülür. Bu havz içre la‘l-gûn gül varakları ve karanfil bergleri gâsilîn vücûdlarına yapışup râyiha-i tayyibeden bîni-i insân mu‘attar olur. Ve her halvetde dahi kulleteynler mukarrerdir ve bu dahi eyle musanna‘ ruhâm döşenmişdir kim âdemin çeşmi hîrelenir. Zîrâ kuş gözü misâl yeşim ve pîrûze ve balgamî ve kehribâ ve aynu's-semek ve akîk ve yemenî ve silân makûlesi taşlar ile ruhâm olmuş ibret-nümâ bir hammâm-ı rûşenâdır. Ve mezkûr camlar mâbeyninde olan amûdlarda muttasıl balgamîden ve somakîden ve seng-i yarekandan ve seng-i ferahdan ve fağfûr-ı Çîn'den kurnalar var kim her üstâd-ı mermer-bür her birinde birer gûne tîşe-kârlık etmiş kim âdem hayrân olur. Cümle lüleleri altun ve gümüşdür ve taslar kezâlik ve fevvâreler dahi cümle sîm-i hâlisdendir. Ve âb u hevâsı ol kadar latîfdir kim âdem hayât-ı câvidân bulur. Ve gûnâ-gûn âvîzelere ve çarhlara ve tıhtab-ı maslûb tas-ı ser-nigûnlara şadırvânlar isâbet etdikçe ol dollâb-ı musanna‘âtlar deverân etmededir. Bu dahi bir temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 229b–230a ·
metinde göster ·
sahîfede, kavm-i cebbârîn-i Mısır ve kelâm-ı ekâbiri bildirir. Ve Kıbtî lisânı …
(---) varakda 49 ve sahîfede, kavm-i cebbârîn-i Mısır ve kelâm-ı ekâbiri bildirir. Ve Kıbtî lisânı üzre on iki ayın isimlerin ve ibtidâ Nîl taşdığı mahalde mazarratın ve Nîl'de hâsıl olan hayvânâtları ve hâssıyetlerin ve timsâhın adû-yı cânların ve cemî‘i Nîl acâyibâtların beyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y455a ·
metinde göster ·
kâğızda, tılısmât-ı Ümmü'l-kıyâs ve hikâye-i garâyib-i timsâh ve sakankûr ve te …
(---) varakda 50 ve kâğızda, tılısmât-ı Ümmü'l-kıyâs ve hikâye-i garâyib-i timsâh ve sakankûr ve te’sîr-i helâk ve Nîl atı ve Nîl'de ri‘âde balığı ve hâssa ve mazarratları ve timsâh hâssaları ve mudhike-i acîbe-i Nîl kelbi ve Kalyûb'da Bi’r-i Hâmân Vezîr ve alay-ı azîm-i muhtesib gecesi kalemler ile tahrîr olunmaz bir temâşâdır, anı bildirir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y455a ·
metinde göster ·
kâğızda, paşanın Âdiliyye'ye geldiği üç günden Mısır'a girdiği alayları ve Âdil …
(---) varakda 53 ve kâğızda, paşanın Âdiliyye'ye geldiği üç günden Mısır'a girdiği alayları ve Âdiliyye dîvânı ve ziyâfet-i azîmleri ve üç gece kanâdîl ve fişeng şâdumânların ve alay-ı umûmu bildirir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y455a ·
metinde göster ·
kâğızda, Mısır'da olmayan sınâ‘atdan ve olmayan me’kûlâtları ve Mısır'da hâsıl …
(---) varakda 63 ve kâğızda, Mısır'da olmayan sınâ‘atdan ve olmayan me’kûlâtları ve Mısır'da hâsıl olan ve olmayan ma‘âdinleri ve hâsıl olan şükûfeleri bildirir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y455b ·
metinde göster ·
kâğızda, eş-şeyh Bekrîzâde Mehemmed Efendi ve nakîbü'l-eşrâf Burhân Efendi ve m …
(---) varakda 67 ve kâğızda, eş-şeyh Bekrîzâde Mehemmed Efendi ve nakîbü'l-eşrâf Burhân Efendi ve menâkıb-ı kerâmât-ı sıbyân, aceb esrâr-ı garîbedir. Ve hukûkun kesb etdiğimiz efendilerimizi bildirir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y455b ·
metinde göster ·
… bâz ve kellebâz ve kuklabâz ve çağanebâz ve kumarbâz ve kayışbâz ve kas‘abâz ve
varakbâz ve
âyinebâz ve cânbâz ve resenbâz ve kuşbâz ve mührebâz ve hımârbâz ve yılanbâz ve …
Ammâ bâlâda tahrîr olunan küttâb efendilerden bir kalem dahi hurde emîni aklâmıdır, bir garîb ü acîb kalem olmağile cümleden gerü tahrîr olundu. Evvelâ Mısır içinde ne kadar hokkabâz ve sürâhîbâz ve kâsebâz ve zorbâz ve perendebâz ve şebbâz ve resenbâz ve âteşbâz ve kûzebâz ve tabakbâz ve sinibâz ve kellebâz ve kuklabâz ve çağanebâz ve kumarbâz ve kayışbâz ve kas‘abâz ve varakbâz ve âyinebâz ve cânbâz ve resenbâz ve kuşbâz ve mührebâz ve hımârbâz ve yılanbâz ve gürzbâz ve matrakbâz ve maymunbâz ve hayâlbâz ve horosbâz ve simyâbâz ve sıçanbâz ve ayıbâz ve kıssahân ve kaşmerân ve arayıcıyân ve'l-hâsıl cümle bâzbâzân-ı mudhikân ve cümle kömlükde arayıcılar ve hurdeciler ve'l-hâsıl bir nukra hâsıl olacak şey cümle hurde emîni kâtibi hükmündedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y63a ·
metinde göster ·
Bu ağacın vücûdu pâre pâre dilim dilim olmuş ve cümle şu‘ubları (ve) sernigûn olmuş ve ba‘zı dalları zemîne girüp yine andan cüssedâr nihâller peydâ olmuş. Bu kerre bu dalların berg [ü] bârları aslının varakına ve meyvesine zerre kadar müşâbeheti yok. Aslının bergleri hazâna gelüp berg [ü] bârın dökse bu nihâllerinden yere girüp yeni filis veren dallar yeniden bahar verüp yapraklanmağa başlar. Vech-i arzda Hâlık-ı Bîçûn böyle bir gûne şecer-i ibret-nümûn halk etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y446a ·
metinde göster ·