… lüp Üsküdar'da istikbâline çıkan âdemleri rehin alıkomayınca sa‘âdetlü pâdişâha
varmaz
ve varup sarâyında ber-karâr olursa Üsküdar'da olan askerlerin dağıtmaz" dedim. …
mazmûnunca ba‘zı tesellî-i hâtır olacak kelimâtlar edüp Defterdâr Paşa hazz ederdi. Ve Kudde Kethüdâ ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi hazz etmeyüp yüreklerinden kan giderdi. Tershâne'den paşa ile İslâmbol'da sarâya gelüp tenhâmızda İpşir Paşa ile zikri sebkat eden kelâmları bir bir paşaya takrîr etdikde paşa eyitdi "Elbette İpşir der-i devlete gelir mi", "Gelir ammâ deryâ-misâl asker-i Cemâpur ile gelüp Üsküdar'da istikbâline çıkan âdemleri rehin alıkomayınca sa‘âdetlü pâdişâha varmaz ve varup sarâyında ber-karâr olursa Üsküdar'da olan askerlerin dağıtmaz" dedim. Paşa eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 177b ·
metinde göster ·
… akrîbiyle ol çeşme-i mu‘cezeye götürüp nûş idince ol zâlim bi-emri Hudâ üç güne
varmaz
âhiret be-güzişt olur. Hâlâ ol çeşme-i mücerreb cârîdir ammâ herkesin ma‘lûmu d …
Der-beyân-ı ibret-nümâ-yı mutalsamât: Evvelâ Musul'a karîb bir çeşme-sâr vardır. Hazret-i Yûnus'un mu‘cizesiyle ilâ hâze'l-ân Selsebîl-âsâ cereyân etmededir. Kaçan kim bir hâkim-i zâlim ol ahâlî-i Musul ol zâlimi ziyâfet takrîbiyle ol çeşme-i mu‘cezeye götürüp nûş idince ol zâlim bi-emri Hudâ üç güne varmaz âhiret be-güzişt olur. Hâlâ ol çeşme-i mücerreb cârîdir ammâ herkesin ma‘lûmu değildir. İllâ müsinn kimesneler mâbeyninde darb-ı mesel olmuşdur kim bir âdem yamân olup bed-du‘âya sezâ olsa, ana nezâketle "Nûş etdiğin Musul çeşmesi ola!" derler, bilmeyen du‘â zann edüp "Hak râzî ola!" der. Ammâ el-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ‘iri üzre "nûş etdiğin Musul çeşmesi ola"dan murâd der-akab fevt olasın demekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 403a ·
metinde göster ·
… günden şehir içre halk süpürülüp kimi ölmeğe ve kimi göçmeğe başlayup bir yıla
varmaz
, böyle bir sevâd-ı azîm harâb [u] yebâb kalup mezkûr dervîş harâbistân olan hân …
Çünki vakt-i seher oldu, bu dervîş eline bir menşefe, ya‘nî süpürge alup Kırım şehrinin sokaklarını süpürmeğe başlar. Hemân ol günden şehir içre halk süpürülüp kimi ölmeğe ve kimi göçmeğe başlayup bir yıla varmaz, böyle bir sevâd-ı azîm harâb [u] yebâb kalup mezkûr dervîş harâbistân olan hânedânlarda oturup zevk [u] safâlar edüp ol dahi âhirete intikâl edüp hâlâ Kemâl Ata Dede hazretleri cenbinde medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137b ·
metinde göster ·
Kethudâyeri ve serdârı yokdur, zîrâ gâyet cezîre yerdir. Hımârın zâyi‘ eden
varmaz
. Ammâ bu hakîr cân-ı azîzim zâyi‘ ederek vardım. Ve cümle halkı Tat ve Nusayrî' …
Kethudâyeri ve serdârı yokdur, zîrâ gâyet cezîre yerdir. Hımârın zâyi‘ eden varmaz. Ammâ bu hakîr cân-ı azîzim zâyi‘ ederek vardım. Ve cümle halkı Tat ve Nusayrî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y189a ·
metinde göster ·
… k gün gasl edüp cümle emrâz-ı muhtelifeden halâs olup bir dahi hukemâ dükkânına
varmaz
. İllâ Hakîmü Lem-yezelü'l-ezel kapusuna varır. Ve bu ayn tuğyân etdükde tahte'l …
Hikmet-i Hudâ altı sâ‘at med ve altı sâ‘at cezm bir ayn-ı hayâtdır. Gerçi lezzetde sehel şorcadır. Ammâ nûş edenin demâğını müşk [ü] amber-i hâm râyihası mu‘attar eder. Ve cemî‘i dünyâdan milel-i muhtelife gelüp bu âb-ı rahmetde yedi gün yâhûd kırk gün gasl edüp cümle emrâz-ı muhtelifeden halâs olup bir dahi hukemâ dükkânına varmaz. İllâ Hakîmü Lem-yezelü'l-ezel kapusuna varır. Ve bu ayn tuğyân etdükde tahte'l-edîmden halîc-i Sidrem'e munsabb olur. Hakîr teberrüken bu mâ’-i tâhirle gasl edüp tâ’ib ü tâhir oldum. Ve bu aynü'l-hayâta karîb beş yüz adım aşağı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y220a ·
metinde göster ·
… cânverler olur. Zîrâ yılda iki kerre huccâcdan gayri âdem âdemî zâddan kimesne
varmaz
. Ve gûl-i beyâbân ve ecinne kânıdır, derler.
Ve bu çölde bir kuş koyası ya‘nî kuş necâseti gördüm, fîl kellesi kadar var idi. Bu Tîhde böyle azîm ve mehîb kuşlar ve yırtıcı cânverler olur. Zîrâ yılda iki kerre huccâcdan gayri âdem âdemî zâddan kimesne varmaz. Ve gûl-i beyâbân ve ecinne kânıdır, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y382a ·
metinde göster ·
… batrân olup Katıyye ve Ümmü'l-Hasan çölün çıkup değme hâliyle bir gayrı diyâra
varmaz
, ammâ hımârı gâyet müdrik ve mu‘allem ve yorgadır.
Ve bu Nîl suyunun ve baklasının hâssasındandır ki suyundan üç sene içen eğer Rûm âdemi dahi olursa bî-rahim ve cebbâr olur. Ve zenânesi gâyet mahbûb olup kalîlü'l-edeb ve kalîlü'l-hayâ olur. Ve atları Nîl suyun nûş edüp şerrânî ve batrân olup Katıyye ve Ümmü'l-Hasan çölün çıkup değme hâliyle bir gayrı diyâra varmaz, ammâ hımârı gâyet müdrik ve mu‘allem ve yorgadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y159b ·
metinde göster ·
… Hân u hammâm ve çârsû-yı bâzârı yok. Bir derbend yerdir kim hımârın gâyib eden
varmaz
. Ammâ havâsı gâyet latîfdir, cümle âyende vü revende kal‘a kapusu önünde bir ka …
Ve kal‘anın hâricinde kıble tarafında sazdan ve kamışdan ve tûbdan üç yüz hâne varoşu var. Ve bir zâviye ve bir kahvehâne Y 342b ve bir etmekci dükkânı var. Hân u hammâm ve çârsû-yı bâzârı yok. Bir derbend yerdir kim hımârın gâyib eden varmaz. Ammâ havâsı gâyet latîfdir, cümle âyende vü revende kal‘a kapusu önünde bir kasrı var, anda sâkin olup kesb-i havâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y342a–Y342b ·
metinde göster ·