… ile Hâ’in nâmıyla şöhret bulup Makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa mührüyle Mısır'a
varmazdan
mukaddem askerî tâ’ifesi Ahmed Paşa'yı hammâmda uryânen dutup Bâb-ı Züveyle'de …
Mustafâ Paşa: Gegbizye'deki câmi‘i bunlar binâ edüp cümle zî-kıymet ruhâm-ı gûnâ-gûn hacerâtların Mısır'dan üstâdları ile getirdüp câmi‘ binâ etdi. Bunlar Mısır'dan ma‘zûl olup Şâm ihsân olunup Mısır Hâ’in Ahmed Paşa'ya ihsân olunup Ahmed Paşa, Süleymân Hân cülûsunda isyân etmeğile Hâ’in nâmıyla şöhret bulup Makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa mührüyle Mısır'a varmazdan mukaddem askerî tâ’ifesi Ahmed Paşa'yı hammâmda uryânen dutup Bâb-ı Züveyle'de salb edüp ba‘dehu İbrâhîm Paşa Mısır'a dâhil olup ma‘mûr [u] âbâdân etdiğine târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 101a ·
metinde göster ·
… t suları vardır, ammâ öbür yüksek kal‘a memerr-i nâs olmamağıyla benî Âdem anda
varmazlar
, lâkin Celâlî ve Cemâlî havfından şehir a‘yânının cümle girân-bahâ eşyâları bu …
Mukaddemâ bir kesîf sarây-ı dâm idi. Murtezâ Paşa efendimiz müte‘addid hücreler ve kâ‘a ve divânhâne ve iç gulâmlarına odalar ve bir hammâm inşâ edüp ihyâ etdi. Bu kal‘ada dahi bir câmi‘ ve bir hammâm ve bir medrese vardır. Ve on mikdârı dükkânçeleri vardır. Bu aşağı kal‘a yukarı iç-kal‘adan ma‘mûr u müzeyyendir. Zîrâ paşa bunda sâkin olmağıla haftada dörd kerre dîvân olup azîm cem‘iyet olur ve bu kal‘a dağ eteğine vâki‘ olmağıla şekl-i murabba‘ vâki‘ olup âb-ı hayât suları vardır, ammâ öbür yüksek kal‘a memerr-i nâs olmamağıyla benî Âdem anda varmazlar, lâkin Celâlî ve Cemâlî havfından şehir a‘yânının cümle girân-bahâ eşyâları bu yukaru kal‘ada pinhândır ve bu şehr-i Sivas'ın eğer bu iki iç-kal‘asında ve aşağı Timur harâbı varoş kal‘asının cümle enderûn [u] bîrûnında altı bin altmış hânedir. Bi't-tamâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 75a ·
metinde göster ·
… lüp Üsküdar'da istikbâline çıkan âdemleri rehin alıkomayınca sa‘âdetlü pâdişâha
varmaz
ve varup sarâyında ber-karâr olursa Üsküdar'da olan askerlerin dağıtmaz" dedim. …
mazmûnunca ba‘zı tesellî-i hâtır olacak kelimâtlar edüp Defterdâr Paşa hazz ederdi. Ve Kudde Kethüdâ ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi hazz etmeyüp yüreklerinden kan giderdi. Tershâne'den paşa ile İslâmbol'da sarâya gelüp tenhâmızda İpşir Paşa ile zikri sebkat eden kelâmları bir bir paşaya takrîr etdikde paşa eyitdi "Elbette İpşir der-i devlete gelir mi", "Gelir ammâ deryâ-misâl asker-i Cemâpur ile gelüp Üsküdar'da istikbâline çıkan âdemleri rehin alıkomayınca sa‘âdetlü pâdişâha varmaz ve varup sarâyında ber-karâr olursa Üsküdar'da olan askerlerin dağıtmaz" dedim. Paşa eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 177b ·
metinde göster ·
… nda bir olup cereyân ederek ra‘d-vâr kayalar içre gürleyerek Kefindir kal‘asına
varmazdan
mukaddem cânib-i cenûbda bir azîm dere içre sapup cereyân ederek iki günde Hasa …
El-hâsıl cemî‘i zî-rûh kısmı nûş edüp semîn ü cesîm olur ve bu uyûnlar ile reyy olan besâtînlerin sebzevâtları ter ü tâze olup gâyet latîf nebâtât [u] giyâhâtı olur. Ve bu nühûrlar cümle şehrin cânib-i garbında bir olup cereyân ederek ra‘d-vâr kayalar içre gürleyerek Kefindir kal‘asına varmazdan mukaddem cânib-i cenûbda bir azîm dere içre sapup cereyân ederek iki günde Hasankeyfâ kal‘asın zîrinde nehr-i Batmân'a, nehr-i Batmân dahi (---)(---)(---) nehr-i Şatt'a mahlût olur ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 226b ·
metinde göster ·
… akrîbiyle ol çeşme-i mu‘cezeye götürüp nûş idince ol zâlim bi-emri Hudâ üç güne
varmaz
âhiret be-güzişt olur. Hâlâ ol çeşme-i mücerreb cârîdir ammâ herkesin ma‘lûmu d …
Der-beyân-ı ibret-nümâ-yı mutalsamât: Evvelâ Musul'a karîb bir çeşme-sâr vardır. Hazret-i Yûnus'un mu‘cizesiyle ilâ hâze'l-ân Selsebîl-âsâ cereyân etmededir. Kaçan kim bir hâkim-i zâlim ol ahâlî-i Musul ol zâlimi ziyâfet takrîbiyle ol çeşme-i mu‘cezeye götürüp nûş idince ol zâlim bi-emri Hudâ üç güne varmaz âhiret be-güzişt olur. Hâlâ ol çeşme-i mücerreb cârîdir ammâ herkesin ma‘lûmu değildir. İllâ müsinn kimesneler mâbeyninde darb-ı mesel olmuşdur kim bir âdem yamân olup bed-du‘âya sezâ olsa, ana nezâketle "Nûş etdiğin Musul çeşmesi ola!" derler, bilmeyen du‘â zann edüp "Hak râzî ola!" der. Ammâ el-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ‘iri üzre "nûş etdiğin Musul çeşmesi ola"dan murâd der-akab fevt olasın demekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 403a ·
metinde göster ·
mukaddem Kaplan Paşa bu kal‘aya üç yerden lağımlar işledüp atmış, kal‘anın aslâ …
Hattâ Sadrıa‘zam varmazdan mukaddem Kaplan Paşa bu kal‘aya üç yerden lağımlar işledüp atmış, kal‘anın aslâ haberi olmamış. Biz vardığımız zamân henüz kal‘a dürr-i beyz-âsâ dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 135a ·
metinde göster ·
bir gün mukaddem beş bin küffâr Kotur'dan gelüp bu şehirden bu kadar ümmet-i Mu …
Hattâ bu hakîr bu şehre varmazdan bir gün mukaddem beş bin küffâr Kotur'dan gelüp bu şehirden bu kadar ümmet-i Muhammed esîr ve mâl-ı ganâ’imler alup ba‘zı evleri câ-be-câ ıhrâk edüp biz vardıkda dahi niçe evler alev ber-alev olup yanar idi. Ve ba‘zı kullede kapanan ümmet-i Muhammedler hakîri görüp hamd-i Hudâ edüp kulleden taşra çıkdılar ve bizi de cümle bir kulleye kondurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 150a ·
metinde göster ·
… feng atmak bilmezler ve tüfengden korkup tüfengin olduğu yere "Mıltık kop" deyü
varmazlar
. Kavm-i Tatar tüfenge mıltık derler. Ve bu kal‘anın kâmil beş yüz aded Beşevli …
Ve derûn-ı kal‘ada cümle seksen aded Tatar evleri var. Cümlesi toprak örtülüdür. Dizdârı ve beş yüz aded tüfengli sekbân neferâtları var, ammâ cümle Rûm yiğitleridir, zîrâ Tatar kavmi tüfeng atmak bilmezler ve tüfengden korkup tüfengin olduğu yere "Mıltık kop" deyü varmazlar. Kavm-i Tatar tüfenge mıltık derler. Ve bu kal‘anın kâmil beş yüz aded Beşevli nâm Tatar atlısı askeri var kim cümle yarar ve zor-âver ve dilâver ve server-i hünerver batır yiğitleri var. Şehrin dizdârı ve on beş aded kal‘a ağaları ve topçubaşı ve cebecibaşısı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108b ·
metinde göster ·
… günden şehir içre halk süpürülüp kimi ölmeğe ve kimi göçmeğe başlayup bir yıla
varmaz
, böyle bir sevâd-ı azîm harâb [u] yebâb kalup mezkûr dervîş harâbistân olan hân …
Çünki vakt-i seher oldu, bu dervîş eline bir menşefe, ya‘nî süpürge alup Kırım şehrinin sokaklarını süpürmeğe başlar. Hemân ol günden şehir içre halk süpürülüp kimi ölmeğe ve kimi göçmeğe başlayup bir yıla varmaz, böyle bir sevâd-ı azîm harâb [u] yebâb kalup mezkûr dervîş harâbistân olan hânedânlarda oturup zevk [u] safâlar edüp ol dahi âhirete intikâl edüp hâlâ Kemâl Ata Dede hazretleri cenbinde medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137b ·
metinde göster ·
… s yakarlarmış. Cümle rübbân-ı mellâhân gece ile ol fânûsu görüp ol buruna yakın
varmazlarmış
. Hâlâ fânûs kullesi eseri nümâyândır.
Ve bu cezîre bir ulu yaylalı dağdır. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi seksen mîldir kim Mora cezîresine on mîl karîbdir. Ve Mora ile adaya karîb mâbeynde bir 263b ulu kaya vardır kim de[r]yâ içindedir. Gemiler ol kayaya karîb varmağa ihtirâz ederler. Ve Holumiç burnu bu kayacığın cânib-i şarkında Mor[a] kıyısında bir âlî burundur, ammâ etrâfı ifrât ile sığlıkdır ve ormanlar ile sıklıkdır. Mezkûr Holumiç burnuna karîb gemiler varmayalar. Mellâh keştîbânlar ihtirâz edeler. Hattâ küffâr zamânı bu Holumiç burnunda fânûs yakarlarmış. Cümle rübbân-ı mellâhân gece ile ol fânûsu görüp ol buruna yakın varmazlarmış. Hâlâ fânûs kullesi eseri nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263a–263b ·
metinde göster ·
… çük kasteldir. Bâğı ve bâğçeli ve yüz aded hâneli ma‘mûr köy iken hakîr Koron'a
varmazdan
bir gün evvel gece sabâha yakın üç pâre Manya firkateleri ale'l-gafle bu Kastel …
Koron limanı kenârında bir mürtefi‘ bayır üzre bir küçük kasteldir. Bâğı ve bâğçeli ve yüz aded hâneli ma‘mûr köy iken hakîr Koron'a varmazdan bir gün evvel gece sabâha yakın üç pâre Manya firkateleri ale'l-gafle bu Kastel köyünü urup nehb [ü] gâret edüp yüz nefer esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’im alup küffâr gitmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272b ·
metinde göster ·
Ve aşağı limana varınca leb-i deryâsı cümle bâğlardır. Hattâ bu hakîr
varmazdan
bir gün mukaddem Venedik kâfiri donanması Sadrıa‘zam Köpürlüzâde Ahmed Paşa Gir …
Ve aşağı limana varınca leb-i deryâsı cümle bâğlardır. Hattâ bu hakîr varmazdan bir gün mukaddem Venedik kâfiri donanması Sadrıa‘zam Köpürlüzâde Ahmed Paşa Girid'e geçmesin deyü bizim donanmamız arayarak bu Termiş kal‘ası altına gelüp lenger-endâht olup bâğları ve bâğçeleri nehb ü gâret ederken kal‘adan niçe yüz aded gâziyân-ı mücâhidân Termiş kemîngâhlarından çıkup küffâra bir eyi sâtûr-ı Termişî urmuşlar kim ta‘bîr olunmaz. Hattâ yigirmi iki aded nâmdâr kapudanların giriftâr-ı bend-i zencîr etmişler ve bin sekiz yüz adedin dendân-ı Termiş'den geçirmişler ve niçe yüz küffârı köylerde kırmışlar. Hakîr niçe yüzünün lâşe-i murdârların şâhrâhlar üzre pâymâl-i rimâl olup yatdıkların gördük. Tâ bu mertebe gâzî yiğitleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 282a ·
metinde göster ·
… in çoğusu firkatecidir. On iki pâre firkatelerin Alî Paşa havfinden biz tahrîre
varmazdan
bir gün mukaddem karşu kıbleleri tarafında deryâ içre kırk mîl ba‘îd olan Çuka …
Ve bu Vitiloz keferelerinin çoğusu firkatecidir. On iki pâre firkatelerin Alî Paşa havfinden biz tahrîre varmazdan bir gün mukaddem karşu kıbleleri tarafında deryâ içre kırk mîl ba‘îd olan Çuka adasına firkateleriyle ümmet-i Muhammed esîrlerin gönderüp anda hıfz etdirmişler. Anlar dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 335b ·
metinde göster ·
Kethudâyeri ve serdârı yokdur, zîrâ gâyet cezîre yerdir. Hımârın zâyi‘ eden
varmaz
. Ammâ bu hakîr cân-ı azîzim zâyi‘ ederek vardım. Ve cümle halkı Tat ve Nusayrî' …
Kethudâyeri ve serdârı yokdur, zîrâ gâyet cezîre yerdir. Hımârın zâyi‘ eden varmaz. Ammâ bu hakîr cân-ı azîzim zâyi‘ ederek vardım. Ve cümle halkı Tat ve Nusayrî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y189a ·
metinde göster ·
… k gün gasl edüp cümle emrâz-ı muhtelifeden halâs olup bir dahi hukemâ dükkânına
varmaz
. İllâ Hakîmü Lem-yezelü'l-ezel kapusuna varır. Ve bu ayn tuğyân etdükde tahte'l …
Hikmet-i Hudâ altı sâ‘at med ve altı sâ‘at cezm bir ayn-ı hayâtdır. Gerçi lezzetde sehel şorcadır. Ammâ nûş edenin demâğını müşk [ü] amber-i hâm râyihası mu‘attar eder. Ve cemî‘i dünyâdan milel-i muhtelife gelüp bu âb-ı rahmetde yedi gün yâhûd kırk gün gasl edüp cümle emrâz-ı muhtelifeden halâs olup bir dahi hukemâ dükkânına varmaz. İllâ Hakîmü Lem-yezelü'l-ezel kapusuna varır. Ve bu ayn tuğyân etdükde tahte'l-edîmden halîc-i Sidrem'e munsabb olur. Hakîr teberrüken bu mâ’-i tâhirle gasl edüp tâ’ib ü tâhir oldum. Ve bu aynü'l-hayâta karîb beş yüz adım aşağı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y220a ·
metinde göster ·
. (---)(---)(---) yup (---) namâzından sonra ba‘zı bu menzilde kuşluk vaktinde …
Ve gece menzil yerine varmadan bir şeyden dahi havf ederler. Gerçi Mısır'ın yollarında celâlîsi ve cemâlîsi ve havf şebhûn eder harâmîsi yokdur. Ammâ huccâc içinde olan deveciler ve akkâm ve kavvâs ve sakkâ ve mehterân ve meş‘alciyân hırsızları derdinden bâhusûs bârekallâh (---)(---)(---) Ezlem askeri ile gelen neşşâl u nassâb [u] vettâh harâmîleri eyledir kim her gece develeri yüküyle ve üzerinde hâb-âlud âdemiyle deveyi katârından kesüp alarga çeküp askerden taşra çıkarup deve sâhibin uykudan uyarup uryân edüp deveyi Y 377a yüküyle yudar. Ekseriyyâ gece karanlıklarında niçe niçe hasâretler olup niçe vâveylâ feryâd u figân vâveylâlar yükler soyarlar ve tarakalar kopar. Mısır yolunda bu ev hırsızlarından gayri havf yokdur. Gâyet ihtirâz lâzımdır el-ıyâzü billâh. Anıniçün Mısırlı gece konağa varmazlar. (---)(---)(---) yup (---) namâzından sonra ba‘zı bu menzilde kuşluk vaktinde konarlar. Eğer ileride menzil ba‘îd ise vakt-i zuhurda nefîrler çalınup azm-i râh eder. Eğer menzil Q 153a karîb ise vakt-i asırda nefîr-i rıhletler çalınır çalınarak çalalar bu minvâl-i meşrûh üzre kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Mısır'a dâhil olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y376b–Y377a ·
metinde göster ·
… cânverler olur. Zîrâ yılda iki kerre huccâcdan gayri âdem âdemî zâddan kimesne
varmaz
. Ve gûl-i beyâbân ve ecinne kânıdır, derler.
Ve bu çölde bir kuş koyası ya‘nî kuş necâseti gördüm, fîl kellesi kadar var idi. Bu Tîhde böyle azîm ve mehîb kuşlar ve yırtıcı cânverler olur. Zîrâ yılda iki kerre huccâcdan gayri âdem âdemî zâddan kimesne varmaz. Ve gûl-i beyâbân ve ecinne kânıdır, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y382a ·
metinde göster ·
… batrân olup Katıyye ve Ümmü'l-Hasan çölün çıkup değme hâliyle bir gayrı diyâra
varmaz
, ammâ hımârı gâyet müdrik ve mu‘allem ve yorgadır.
Ve bu Nîl suyunun ve baklasının hâssasındandır ki suyundan üç sene içen eğer Rûm âdemi dahi olursa bî-rahim ve cebbâr olur. Ve zenânesi gâyet mahbûb olup kalîlü'l-edeb ve kalîlü'l-hayâ olur. Ve atları Nîl suyun nûş edüp şerrânî ve batrân olup Katıyye ve Ümmü'l-Hasan çölün çıkup değme hâliyle bir gayrı diyâra varmaz, ammâ hımârı gâyet müdrik ve mu‘allem ve yorgadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y159b ·
metinde göster ·
… Hân u hammâm ve çârsû-yı bâzârı yok. Bir derbend yerdir kim hımârın gâyib eden
varmaz
. Ammâ havâsı gâyet latîfdir, cümle âyende vü revende kal‘a kapusu önünde bir ka …
Ve kal‘anın hâricinde kıble tarafında sazdan ve kamışdan ve tûbdan üç yüz hâne varoşu var. Ve bir zâviye ve bir kahvehâne Y 342b ve bir etmekci dükkânı var. Hân u hammâm ve çârsû-yı bâzârı yok. Bir derbend yerdir kim hımârın gâyib eden varmaz. Ammâ havâsı gâyet latîfdir, cümle âyende vü revende kal‘a kapusu önünde bir kasrı var, anda sâkin olup kesb-i havâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y342a–Y342b ·
metinde göster ·
… nlar zî-rûh kısmından cânı ve kanı çıkmış hayvân eti tenâvül eden âdemin yanına
varmazlar
. Ve eyle âdemler dahi yanlarına gelemezler" deyü cevâb etdi. Ya, deyü ta‘accüb …
"Hayır, bu hayvânlar zî-rûh kısmından cânı ve kanı çıkmış hayvân eti tenâvül eden âdemin yanına varmazlar. Ve eyle âdemler dahi yanlarına gelemezler" deyü cevâb etdi. Ya, deyü ta‘accüb etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y411a ·
metinde göster ·
… leri var. Ve hâkimleri kendülerindendir. Dağıstân içi olmağile Osmânlı ol kadar
varmazlar
. Andan kalkup ertesi gün,
Bâğ-ı İrem'den nişân verir hûş [u] tuyûru ve bâğ [u] bostânı ve nahlistân gülistânı çok bir şehirdir. Bu dahi iklîm-i evveldedir. Cümle halkı müslim Mâlikî-mezhebleridir. Altı bin kadar çalaş evleri vardır. Ve üç câmi‘leri var. Ve hâkimleri kendülerindendir. Dağıstân içi olmağile Osmânlı ol kadar varmazlar. Andan kalkup ertesi gün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
… n yir yüzine döküŋ oġlı-y-ıla ikisini bir yirden öldürüŋ bir ay baḳsun bir ayda
varmaz-isem
iki ay baḳsun
atlu ḳazanı ṭutuŋ ḳarusından aġ ellerini baġlaŋ ġafillüçe görklü başın kesüŋ alça ḳanın yir yüzine döküŋ oġlı-y-ıla ikisini bir yirden öldürüŋ bir ay baḳsun bir ayda varmaz-isem iki ay baḳsun
üç ay baḳsun üç ayda varmaz-isem öldügümi ol vaḳt hilsün ayġır atum boġazlayup …
iki ayda varmaz-isem üç ay baḳsun üç ayda varmaz-isem öldügümi ol vaḳt hilsün ayġır atum boġazlayup aşum virsün yad ḳızı ḥalaluma destur virsün baŋa ṭutan gerdege ayruḳ girsün
öldügümi ol vaḳt hilsün ayġır atum boġazlayup aşum virsün yad ḳızı ḥalaluma des …
iki ayda varmaz-isem üç ay baḳsun üç ayda varmaz-isem öldügümi ol vaḳt hilsün ayġır atum boġazlayup aşum virsün yad ḳızı ḥalaluma destur virsün baŋa ṭutan gerdege ayruḳ girsün
… rler yine teküre geldiler tekür aydur bu ḳatla üç yüz varuŋ didi kāfirler aydur
varmazuz
kökümüz keser
atınuŋ çılbırın yine bilegine kiçürdi bu kerre at oġlanuŋ bileginden boşandı ḳaçdı kāfirler yine teküre geldiler tekür aydur bu ḳatla üç yüz varuŋ didi kāfirler aydur varmazuz kökümüz keser