… sı latîf hammâm-ı tarz-ı kadîmdir. Ve bu varoş etrâfında ribât yokdur. Ancak bu
varoşdan
yukaruda kal‘a-i azîmdir kim evce kad çekmişdir.
Karye-i Marik: Ma‘mûr Ermeni köyüdür kim Erzurûm kal‘ası kulunun hâssıdır. Hikmet-i Hudâ bu köydeki mağaraların içinde mâh-ı temmûzda cereyân eden âb-ı zülâller donup buz olur. Kış günleri hammâm suyu gibi ıssı olur. Aceb hikmet-i Perverdigârdır. Ve cümle vilâyet halkı bu mağaralarda katık peyniri ta‘bîr etdikleri peynirlerin bu gârlarda hıfz ederler. Bir serdâb-ı gâr-ı yetîmânlardır. Ve bu yerlere Erzurûm'dan gelirken nehr-i Furât üzre bir göz cisr-i azîmden ubûr edüp beş yüz âdem yokuş yukaru gidüp Keban nâm kayalı yerleri aşup eflâke ser çekmiş kayalardır. Kal‘aya çıkarken bu Kebân kayaları sağ cânibe düşmüş derk-i esfel-vâr câh-ı gayyâ gibi uçurumdur. Ve ayn-ı Munzır dedikleri nehrcik, bu mahalde nehr-i Furât'a mahlût olur. Bu nehr-i Munzır'ın menba‘ı cebel-i Munzır'dan tulû‘ edüp şehrin bâğçeleri içre olan Satır deresiyle bir olup Keban altında nehr-i Furât'a karışır, Âb-ı hayât-ı berrâk bir âk âb-ı nâbdır. Ve Keban kayası nâm mahal kal‘a dibidir, bir âb-ı hayât su kaynar ve bu mahalle karîb Alî kayası derler bir kaya vardır. Bu şehir halkının zu‘munca 340a Hazret-i Alî gelüp belin dayayup istirâhat etdiğiyçün hâlâ bel ağrısına mübtelâ olan kimesne ol kayaya bellerin koysa bi-emrillahi Te‘âlâ şifâ bulur, ammâ hâssası Allah'dandır. Bi-emrillah seng-i mıknatıs gibi bir taşdır. Bu şehr ahâlîsi bu kayaya Eğerli kaya derler. Bu kayadan yokuş yukaru gidip varoş kefere mahallesidir. Cümle (---) aded toprak ile mestûr bâğsız ve bâğçesiz hânelerdir. Ve cümle re‘âyâsı Ermenilerdir. Ve cümle çârsû-yı bâzâr bu varoşdadır. Cümle sağîr [u] kebîr üç yüz dükkândır. Ammâ kârgîr binâ bezzâzistânı yokdur. İki hânları var ve iki hammâmı, biri ulu câmi‘ ile mahkemeye muttasıl Çorbacı hammâmı derler ve Keban'a karîb nehr-i Furât kenarında Kethüdâyeri hammâmı; âb [u] hevâsı ve binâsı latîf hammâm-ı tarz-ı kadîmdir. Ve bu varoş etrâfında ribât yokdur. Ancak bu varoşdan yukaruda kal‘a-i azîmdir kim evce kad çekmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 339b–340a ·
metinde göster ·
… gün küffâr gelüp ceng edüp harâb eder. Anıniçün bâğ u bâğçeleri azdır, ammâ bu
varoşdan
taşra batı ve kıble tarafı gâyet mahsûllü nebâtât ve giyâhâtlı sahrâlardır kim …
Ve cümle iki yüz aded müfîd [ü] muhtasar dükkânları var, lâkin bezzâzistânı yokdur, ammâ hânları ve mahzenleri çokdur ve sokaklarında aslâ kaldırım dahi yokdur ve bâğları dahi azdır, zîrâ her gün küffâr gelüp ceng edüp harâb eder. Anıniçün bâğ u bâğçeleri azdır, ammâ bu varoşdan taşra batı ve kıble tarafı gâyet mahsûllü nebâtât ve giyâhâtlı sahrâlardır kim kurâlarında bal ve yağı gâyet çok olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 38a ·
metinde göster ·
… p bunlar eyle kurşumlar ve eyle top gülleleri urup niçe yüz kâfir kırıldı, ammâ
varoşdan
aldıkları şarâbı ve bozayı ve rakıları içüp kanzil mest hayrân olup kızararak v …
Niçe yüz kâfirler cüce gibi ayaksız ve kolsuz gezüp niçe yüzü top-ı kûp güllesinden herse olup leş leşe çatılup kaldı. Hemân küffâr Hasan Paşa kal‘ası ardında kışlaya bağlı dör[d] aded şayka içine girüp sekiz pâre İngilisin demir topların arabalarıyla gemiden çıkarup keşân ber-keşân çekerek Özü hâricinde varoşa getirüp niçe yüz aded bal fıçıları ve nârdenk fıçıları yuvarlayarak ve topları sürüyerek getirirlerken hemân taşra varoşun mâl-ı mâmelekin ve at değirmen bârgîrin toplara koşup varoşu âteşe der-ceng-i evvel urup toplar ve fıçılar ile kal‘a altında meterislerine gelirken kal‘adan yine sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup bunlar eyle kurşumlar ve eyle top gülleleri urup niçe yüz kâfir kırıldı, ammâ varoşdan aldıkları şarâbı ve bozayı ve rakıları içüp kanzil mest hayrân olup kızararak ve bozararak kal‘a üzre vararak gelüp yine meterislerine hemân handak içine inüp kal‘a dîvârın delmeğe başladılar. Hemân yukaru kal‘adan bizim gâzîler neft ve katrân ve kaynar suları üzerlerine döküp ve çömlek kumbaraları ve el kumbaraları atarak kal‘adan bunları alarga etdiler. Hemân yine domuz topu olup mezkûr bal fıçılarını ve nârdenk fıçılarını meterislerinde ân-ı vâhidde toprak ile doldurup gemilerden aldıkları sekiz pâre toplara fıçıları siper edüp toplara âteş urmağa başladılar, ammâ Özü kal‘asına eyle top ne te’sîr etse gerek.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 57b ·
metinde göster ·
taşra yine bu kal‘aya muttasıl bir kat Macar re‘âyâsı varoşu var, ammâ bu yalın …
Ve bu varoşdan taşra yine bu kal‘aya muttasıl bir kat Macar re‘âyâsı varoşu var, ammâ bu yalın kat palanka varoşdur. Dolma rıhtım tabya-i metîn varoş değildir, lâkin yine her tarafında dirsekleri ve mazgal delikleri ile âmâde iki ağaç kapulu ve dâ[’iren]-mâdâr handaklı ve handakı içi Tuna sulu Macar varoşudur. Birkaç müselmân hâneleri de vardır. Mâ‘adâ keferelerin dâr-ı menhûsları ve üç aded kenîseleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 136b ·
metinde göster ·
aşağı nehr-i Yadra üzre Bahşi alaybeği bir göz bir Şeddâdî nev-binâ bir kantara …
Ve bu varoşdan aşağı nehr-i Yadra üzre Bahşi alaybeği bir göz bir Şeddâdî nev-binâ bir kantara-i ra‘nâ etmiş kim hâzâ hayrât-ı azîmdir. Ve nehr-i Yadra bu cisre karîb nehr-i Drin'e karışır. Andan nehr-i Drin kenârında kayaları oyup yollar edüp iki yanına korkuluklar etmişler. Ol muhâtara yolları 2 sâ‘atde geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 168b ·
metinde göster ·
Ve bu Kanije Sührâb Mehemmed Paşa asrında ıhrâk oldukda bu ölesi Topraklık varoşu yanmayup halâs olup hâlâ kat-ender-kat ma‘mûr kal‘adır, ammâ bu sene 1074 târîhinde yedi kral bu kal‘a üzre gelüp kâmil kırk gün kırk gece bu kal‘ayı döğüp niçe kerre yüz bin top güllesi ve niçe bin kazan kumbarası atup bu şehri topraklığı harâb edüp ve bataklığı hayli doldurup bu varoşu almak sadedinde iken Köpürlüzâde Vezîria‘zam Fâzıl Ahmed Paşa Hızır gibi yetişüp Kanije kal‘asını dest-i küffârdan halâs edüp henüz bu Topraklık kal‘asın Sadrıa‘zam himmetiyle eyle ma‘mûr etdiler kim evvelkiden bin kat ziyâde metîn etdi, zîrâ Kanije kal‘asının ölümü bu varoşdan olacağın bilüp cümle dîvârı kazıkların yenileyüp dîvârının enniliği otuzar ayak rıhtım dîvâr oldu, ammâ iç Kanije kal‘ası dîvârından alçak ve metîn oldu, zîrâ hîn-i muhâsarada bu varoşun dîvârını küffâr döğerken iç kal‘a Kanije'den dahi bu kal‘ayı döğen küffârı döğmek içün bu varoşun dîvârın yigirmi arşın kaddi kadar alçak etdiler, ammâ hakkâ ki eyi hüsn-i tedbîr etdiler. Eğer bu varoşun dîvârları iç kal‘a dîvârı gibi yüksek olsa iç kal‘anın toplarının bu varoşa menfa‘ati olmazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182a ·
metinde göster ·
çıkup Tatar'ı kovarak bir top menzili ba‘îd oldukda hemân kemîngâhda olan yedi …
Bir sâ‘atden mukaddem bizim Ahmed Geray Sultân'ın Alî Batır be-nâm bir bahâdırı bin atlı yiğit ile baş başa gidüp dağlar içre yedi yüz atlı yiğidi pusuya koyup üç yüz atlı yiğit ile kal‘a-i Marçil varoşuna sarılırlar. Der-akab küffâr-ı hâksâr sevmediği Tatar'ı görüp hemân cümlesi varoşdan çıkup Tatar'ı kovarak bir top menzili ba‘îd oldukda hemân kemîngâhda olan yedi sekiz yüz nefer Tatarlar pusudan çıkup varoş içre girüp eyle bir sâtûr-ı miczem ururlar kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 23b ·
metinde göster ·
Ammâ bu Se[n]martin varoşu aceb müzeyyen ve aceb ma‘mûrdur. Sarp yerde olmak ile Üstürgonlu bu varoşdan harâc alamazlar. Cümle sokakları satranç nakşı tarh olunmuşdur ve kat-ender-kat kârgîr binâlı üç kat ve üç bin şindire tahta örtülü hânelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 48b ·
metinde göster ·
… , zîrâ biz bunda iken kal‘a altında nehr-i Tuna az kalup oğlancıklar berü bizim
varoşdan
karşu Beç'e su içre yürüyüp geçerlerdi. Sonra "Türk askeri suyun az akıtduğun g …
Bu kal‘anın cânib-i cenûbîsi Küçük Alman dağları dâmeninde Beç bayırları altında nehr-i Tuna'yı bir konak yerden bölüp mağribden maşrık cânibine akıdup kal‘anın şimâli tarafı dîvârın nehr-i Tuna döğerek ubûr eder, ammâ nehr-i Tuna bu kal‘a dibinden amelî akmak ile yukarudan kesüp yine büyük Tuna'ya akıtmak kâbildir, zîrâ biz bunda iken kal‘a altında nehr-i Tuna az kalup oğlancıklar berü bizim varoşdan karşu Beç'e su içre yürüyüp geçerlerdi. Sonra "Türk askeri suyun az akıtduğun görmesinler" deyü gulâmları suya girmeden men‘ etdiler. Ve bu Beç kal‘asının cânib-i cenûbdan nehr-i Beç akup kal‘anın kıblesi tarafı handakı içinden ubûr edüp haşeb cisr başında nehr-i Beç nehr-i Tuna'ya mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56a ·
metinde göster ·
mâ‘adâ Beç kal‘asının etrâfında beş aded varoş-ı azîmi dahi var, altı varoş idi …
Bu varoşdan mâ‘adâ Beç kal‘asının etrâfında beş aded varoş-ı azîmi dahi var, altı varoş idi, birini henüz yıkup beş kaldı. Bizim oturduğumuz varoş ile altı varoşdur. Lâkin Beç kal‘asının cânib-i şarkîsinde Beç suyu aşırı Tabahâne varoşu cümle debbâğlar ve güdericiler ve kirişçiler ve boyacılar ve koyun ve sığır ve hınzîr kassâbları cümle bu varoşda sâkin olup şehirde aslâ zî-rûh kısmı boğazlanmayup kan dökülmez pâk şehirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57a ·
metinde göster ·
… ı vardır kim cümle bu mezkûr altı pâre varoşlar altmış bin evlerdir, ammâ cümle
varoşdan
mu‘azzam mezkûr şehr-i Peşpehil'dir. Andan sonra bizim oturduğumuz Elçi Paşa va …
Ve bu zikr olunan varoşların altısında dahi altı komsar hâkimleri vardır. Ve cümlesi bâğ u bâğçeli ve dırahtistânlı kal‘a-misâl Şeddâdî binâ onar bin hâneli evlerdir ve her birinde kırkar ve ellişer kenîsecikler ve altışar yedişer aded kal‘a-misâl manastırları ve yüzer ve yüz ellişer dükkânları vardır kim cümle bu mezkûr altı pâre varoşlar altmış bin evlerdir, ammâ cümle varoşdan mu‘azzam mezkûr şehr-i Peşpehil'dir. Andan sonra bizim oturduğumuz Elçi Paşa varoşu ma‘mûr ve müzeyyendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57a ·
metinde göster ·
… arîbü'd-diyâr kimesneleri hâna kondurmağa muhtâc etmezler, zîrâ bu varoşda orta
varoşdan
ziyâde hânedân sâhibleri çokdur. Ve bu varoşdan taşra dahi evler gâyet çokdur, …
Ve cümle bir hammâm-ı muhtasardır. Ve cümle üç aded hân-ı tüccârândır, ammâ kârbânsarây hânları yokdur, zîrâ her a‘yânın müsâfirîne kapuları küşâde olup garîbü'd-diyâr kimesneleri hâna kondurmağa muhtâc etmezler, zîrâ bu varoşda orta varoşdan ziyâde hânedân sâhibleri çokdur. Ve bu varoşdan taşra dahi evler gâyet çokdur, ammâ ne kadar idiği ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 81b ·
metinde göster ·
… etmezler, zîrâ bu varoşda orta varoşdan ziyâde hânedân sâhibleri çokdur. Ve bu
varoşdan
taşra dahi evler gâyet çokdur, ammâ ne kadar idiği ma‘lûmum değildir.
Ve cümle bir hammâm-ı muhtasardır. Ve cümle üç aded hân-ı tüccârândır, ammâ kârbânsarây hânları yokdur, zîrâ her a‘yânın müsâfirîne kapuları küşâde olup garîbü'd-diyâr kimesneleri hâna kondurmağa muhtâc etmezler, zîrâ bu varoşda orta varoşdan ziyâde hânedân sâhibleri çokdur. Ve bu varoşdan taşra dahi evler gâyet çokdur, ammâ ne kadar idiği ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 81b ·
metinde göster ·
aşağı varoşa giderken bir yalçın kaya üzre bir vâsi‘ çemenzâr meydânda çâr-kûşe …
Ve bu mezkûr varoşdan aşağı varoşa giderken bir yalçın kaya üzre bir vâsi‘ çemenzâr meydânda çâr-kûşe bir metîn ve sa‘b Şeddâdî kulle var. Çâr köşesinde top mazgallarıyla ârâste kulle-i azîmdir. Küffâr zamânı bu mezkûr çemenzâr-ı vâsi‘ zemîni(?) bu çâr-kûşe kulle ile taşra varoş kal‘ası yapmak murâd edinmiş. Lâkin müyesser olmamış. Eğer eyle olsa bu kal‘a-i İnkirmân sedd-i bî-emân amân olurdu. Ve mezkûr çâr-kûşe kulle[de] dahi bir azîm kemer kapu vardır. Bu kapudan kal‘aya ve taşra mezkûr varoşa çıkar sarp kapudur. Ardı önü kesme kayalı handakdır. Bir tarafı cânib-i cenûba uçurumdur. Bu kapudan aşağı enerken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 120a ·
metinde göster ·
yokuş aşağı bu varoşa gelince kâmil üç bin adımdır. Bu şehir cümle sekiz yüz ad …
Yukaru varoşdan yokuş aşağı bu varoşa gelince kâmil üç bin adımdır. Bu şehir cümle sekiz yüz aded hâne-i kebîrlerdir kim iki ev bir yerde değillerdir. Cümle başka başka binâ olunmuşdur. Hemân sahrâda herkes beğendüğü yerde bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı hayât sulu kal‘a-misâl vâsi‘ ve metîn ü ma‘mûr hâneler düzmüşler kim cümle cümle kiremitli ve porta sarây kapulu büyût-ı ra‘nâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 279a ·
metinde göster ·
… yâya havâle kara cânibinde kendüye havâlesiz bir musanna‘ iç kal‘adır kim aşağı
varoşdan
bu iç kal‘aya giderken şimâl cânibine gidüp namâzgâhı geçüp beş yüz adım bir çe …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘ası : Leb-i deryâda bir sedd-i metîn yalçın kaya üzre deryâya havâle kara cânibinde kendüye havâlesiz bir musanna‘ iç kal‘adır kim aşağı varoşdan bu iç kal‘aya giderken şimâl cânibine gidüp namâzgâhı geçüp beş yüz adım bir çemenzâr fezâyı dahi geçüp yokuş yukaru gidüp sedd-i İskender-vâr bir iç kal‘a-i şekl-i muhammes taş binâ gâyetü'l-gâye sa‘b u metîn kal‘adır kim cirmi beden dîvârları üzre kâmil üç bin dörd yüz {adımdır}. 286b Ve cümle etrâfında beş aded tabya-i azîmeler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 286a–286b ·
metinde göster ·
… -ı nigâhbânları bu kapuları sedd ederler. Lâkin kapular kapandıkdan sonra aşağı
varoşdan
kal‘aya yol işlemez olur, ancak Namâzgâh kapusundan işleyüp kal‘aya girüp çıkar …
Ve kal‘anın şimâlinde kal‘a kayaları altında eski çârsûya Kal‘a çârsûsu derler. Cümle kırk aded dükkâncıklardır. İki başında bezzâzistân-misâl ağaç kapuları vardır. Her gece pâsbân-ı nigâhbânları bu kapuları sedd ederler. Lâkin kapular kapandıkdan sonra aşağı varoşdan kal‘aya yol işlemez olur, ancak Namâzgâh kapusundan işleyüp kal‘aya girüp çıkarlar. Ammâ dahi aşağı büyük varoşunda Memi Beğ çârsûsu nev binâdır kim bu mahaldeki varoşa Memi Beğ varoşu derler. Cümle yüz elli aded kayağan örtülü nev binâ-yı musanna‘ bâğlı ve bâğçeli varoş-ı ra‘nâ evlerdir ve mükellef sarâylardır. Ve mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîn dahi bunda olup ol dahi Memi Beğ'in hayrâtıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 354a ·
metinde göster ·
taşra Hacı Bayram Dede âsitâne-i Bektaşiyân'dır. Gürbüz erdir ve gâyet ma‘mûr u …
Andan Ayntâb'ın yolu üzre varoşdan taşra Hacı Bayram Dede âsitâne-i Bektaşiyân'dır. Gürbüz erdir ve gâyet ma‘mûr u müzeyyen yerdir. Anda olan alem ve çerâğ ve kanâdîl meğer Bağdâd'da İmâm Alî'de ola. Evkâf[ı] za‘îfdir. Pârsâ-yı Muhammedî ile kanâ‘at ederler ammâ yine lokmaları mebzûldür. Ve bu sultânın mu‘tekidleri çokdur. Her tarafdan nezerât bî-nihâye gelir. Ve pâ-bürehne ve ser-bürehne ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at abdâlânı çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y174a ·
metinde göster ·