… yeneleri var. Ve bu kal‘anın cânib-i şarkîsinde yine sâhil-i Tuna'da bir ma‘mûr
varoşu var
. Cümle altı yüz hâne bâğlı ve bâğçeli cümle şındıra tahta seksen aded esvâk-ı m …
Sene 816 târîhinde ibtidâ bânîsi Çelebi Sultân Mehemmed'dir. Özi eyâleti sancağı hükmünde hâsdır. Ve yüz elli akçe başka kazâdır. Nevâhîleri ve kethüdâyeri ve serdârı yokdur. Kal‘ası Tuna kenarında bir düz çemenzâr yerde şekl-i murabba‘ beyâz ahcâr ile mebnî bir kal‘a-i müdevver-i kavîdir kim dâ’iren-mâdâr cirmi bir adımdır. İçinde Mehemmed Hân câmi‘i ve dizdârı ve üç yüz neferâtı ve mehterânı ve cebehânesi 113a var. Ve sağîr ü kebîr şâhâne elli aded topları var. Ve cânib-i şarka bir demir kapusu var. Etrâfında handakı nehr-i Tuna ile mâl-â-mâl olup kapusu önünde zemberekli asma cisri var. Ve kal‘adan taşra varoşu etrâfında tabur handakı var. Ve kapusu önünde âyende vü revende mihmâna ârâmgâhı içün bir tahta ile mebnî bir kasrı var. Ve Tuna kenarında bir azîm limanı var. Hâlâ neferâtıyla başka kapudanı var. Tuna defterdârından vazîfe-i mu‘ayyeneleri var. Ve bu kal‘anın cânib-i şarkîsinde yine sâhil-i Tuna'da bir ma‘mûr varoşu var. Cümle altı yüz hâne bâğlı ve bâğçeli cümle şındıra tahta seksen aded esvâk-ı muhtasarı var. Lâkin cümle ahâlî-i re‘âyâsı Eflâk'dir ve varoş hüddâmları cümle Eflâkândır. Netîce-i merâm gâyetü'l-gâye intihâ-yı serhaddir. Niçe yüz kerre Eflâk kâfiri isyân edüp ibtidâ bu kal‘ayı muhâsara etdüğü zamânımızda on kerre ma‘lûmumuzdur. Ammâ bu kal‘a gâyet kâr [u] kisb yeridir ve ankâ kimesneler vardır. Cümleden bây Yergöğülü Hüseyin Ağa, bin kiseye mâlik kimesnedir. Paşa anın hânesinde mihmân olup paşaya üç gün ziyâfet-i azîm edüp beher yevm birer at ve üçer kîse verüp ol kadar bal ve yağ verdi kim ta‘bîr olunmaz. Ve Eflâk Beği Mati'den yedi araba akmişe-i fâhire ve yüz araba zahîre ve bir hınto münakkaş ve mutalla‘ koçi araba hedâyâ gönderüp içinde seksen kîse-i Eflâkî var idi. Ve bir tavla çıpgın bârgîr ve bir tavla yorga cıbırtay at pîşkeş geldi. Ve sâ’ir ağavâtlara dahi yüz re’s bârgîr hedâyâ gelüp bir yorga bârgîr dahi bu hakîre değdi. (---)(---)(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112b–113a ·
metinde göster ·
… hlût olur. At ile geçit verir küçük ayndır ve bu kal‘anın cenûbîsinde bir sehel
varoşu var
. Süleymân Hân Vezîri Rüstem Paşa bir hân-ı azîm ve yüz elli mikdârı neferât hân …
Ve bu kal‘a dibinden cereyân eden nehr-i Çerniçse Alacahisâr dağlarından cem‘ olup revân olarak nehr-i Morava'ya mahlût olur. At ile geçit verir küçük ayndır ve bu kal‘anın cenûbîsinde bir sehel varoşu var. Süleymân Hân Vezîri Rüstem Paşa bir hân-ı azîm ve yüz elli mikdârı neferât hâneleri binâ etmiş ve Süleymân Hân-ı Gâzî vâlidesi bir câmi‘ binâ etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 110b ·
metinde göster ·
… var ve bu cisrin Tımışvâr tarafında iki yüz saz ve tahta örtülü kefere hâneleri
varoşu var
. Andan nehr-i Moroş kenârında saz ve tahta örtülü külbe-i ahzânlardan panayır d …
Bir küçük hammâmı ve kifâyet mikdârı esvâk-ı muhtasarları vardır. Kal‘ası nehr-i Moroş'in Göle kal‘ası tarafındadır kim cirmi dörd bin adım dolma rıhtım binâdır ve iki tahta-i metîn kapuları var. Biri şimâl tarafına Yanova kapusu, taşrasında iki yüz aded kâfir hâneleri var ve Tımışvâr kapusu dibinde çâr-kûşe bir palanka iç kal‘ası var. Ancak bir kapusu metîndir. Bu iç kal‘ayı nehr-i Moroş döğer ve nehr-i Moroş üzre on iki göz ağaç cisr başında kal‘aya girecek mahalde bâc alınır bir lonca köşkü var ve bu cisrin Tımışvâr tarafında iki yüz saz ve tahta örtülü kefere hâneleri varoşu var. Andan nehr-i Moroş kenârında saz ve tahta örtülü külbe-i ahzânlardan panayır dükkânları var kim yılda bir kerre bu dükkânlarda yetmiş seksen bin re‘âyâ vü berâyâ kefereleri cem‘ olup bir bey‘ [ü] şirâ olur kim ta‘bîr olunmaz. Germâ-germ on gün on gece bu cem‘iyetde mütevellî hükûmet eder. Gerçi Tımışvâr eyâletidir, ammâ maktû‘-ı kalem ve mefrûzü'l-kadem bir vakf-ı tevliyetdir ve Tımışvâr monlası niyâbetidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 120a ·
metinde göster ·
… tüfeng-endâz kâfir kal‘ada aslâ amân dilemedi. Ve bu sûr hâricinde bir müzeyyen
varoşu var
idi. Kal‘ası kâfirleri itâ‘at etmedikleri ecilden Eğre ve Budin ve Kanije gâzîl …
Nemse çâsârı tarafından beş bin tüfeng-endâz kâfir kal‘ada aslâ amân dilemedi. Ve bu sûr hâricinde bir müzeyyen varoşu var idi. Kal‘ası kâfirleri itâ‘at etmedikleri ecilden Eğre ve Budin ve Kanije gâzîleri bu varoşa şergil olup hâh-nâhâh bî-bâk u bî-pervâ şehre girüp cümle mâl-ı ganâ’im [ü] üsârâların alup şehrin âteşe urup ancak kal‘ası bir sahrâ-yı vâsi‘de sögele kaldı. Ve yine asker-i İslâm'a kırkar ellişer vukiyye top gülleleri urdu. Gâyet metîn ü müstahkem şekl-i muhammes bir kal‘a-i Şeddâdî beş tabyalı ve beş aded kenîseli bir kal‘a-i beyâz idi, yanına varılmaz. Ancak bu kadar temâşâ etdik, zîrâ top serpindisinden yakın varmağa âdem cür’et edemezdi, ammâ sahrâları gayet mahsûllü yerlerdir. Andan 4 sâ‘at sahrâlarda gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 9b ·
metinde göster ·
, ol cânibde bir kesme kaya sehel handakı çâh-ı gayyâ-misâl bir hafr-i amîkdir. …
Ancak garb tarafında bir küçük varoşu var, ol cânibde bir kesme kaya sehel handakı çâh-ı gayyâ-misâl bir hafr-i amîkdir. Gâzî Porça zamânında böyle küçük kal‘adan bin aded güzîde bahâdır gâzîler pür-silâh ve cürd atlı çıkup ol vilâyetlere ve Belgrad'a "El-amân" dedirüp Tuna kenârında esbâb yaykayan kızları alup şâhin yuvasına gelir gibi Havâle'ye gelirlermiş ve hâlâ ol gâzîlerin odaları kal‘a içre kat-ender-kat küçük küçük daracık odacıklardır kim cümle mücerredler imiş, aslâ evliler değillermiş, ammâ cümlesi yetmiş tasdan geçmiş semm-i helâhiller imiş, lâkin hâlâ odaları günden güne vîrân olmadadır, zîrâ bu kal‘a şimdi iç elde olmak ile amâr etmeğe muhtâc değildir, ammâ yine dizdârı ve elli aded müsellah neferâtları ve kifâyet mikdârı cebehânesi ve birkaç şâhî topları ve bir câmi‘i ve zîbâ su sarnıçları ve beş aded hânesi var, havlısı gâyet daracıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 32a ·
metinde göster ·
… ı ve hisâr tâ’ifesi cümle müheyyâ ve âmâdedir. Ve taşrada bir ma‘mûr u müzeyyen
varoşu var
. Cümle seksen hânedir kim cümlesi Tuna kenârına vâkı‘ olmuş dükkânsız ve hânsız …
Evsâf-ı palanka-i Tovna: Nehr-i Tuna kenârında bir ma‘mûr palankadır. İçinde Süleymân Hân câmi‘i ve yigirmi aded tahta örtülü hânesi ve ortasında bir çâr-kûşe kârgîr binâ bir kulle-i bâlâsı üzre birkaç top-ı şâhîsi ve mükellef ü mükemmel cebehânesi ve dizdâr ağası ve hisâr tâ’ifesi cümle müheyyâ ve âmâdedir. Ve taşrada bir ma‘mûr u müzeyyen varoşu var. Cümle seksen hânedir kim cümlesi Tuna kenârına vâkı‘ olmuş dükkânsız ve hânsız ve re‘âyâsı sâfî îmânsız keferelerdir. Bir vîrân hammâmı var. Yoldan ba‘îd bir sapaca yerde olmağile bu palanka ol kadar amâr değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 70b ·
metinde göster ·
Ve bu varoşdan taşra yine bu kal‘aya muttasıl bir kat Macar re‘âyâsı
varoşu var
, ammâ bu yalın kat palanka varoşdur. Dolma rıhtım tabya-i metîn varoş değildir, …
Ve bu varoşdan taşra yine bu kal‘aya muttasıl bir kat Macar re‘âyâsı varoşu var, ammâ bu yalın kat palanka varoşdur. Dolma rıhtım tabya-i metîn varoş değildir, lâkin yine her tarafında dirsekleri ve mazgal delikleri ile âmâde iki ağaç kapulu ve dâ[’iren]-mâdâr handaklı ve handakı içi Tuna sulu Macar varoşudur. Birkaç müselmân hâneleri de vardır. Mâ‘adâ keferelerin dâr-ı menhûsları ve üç aded kenîseleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 136b ·
metinde göster ·
… iş-i taşra varoş: Bu aşağı kal‘anın taşrasında cânib-i şarkîsinde bir kat şehir
varoşu var
. Bunun dahi etrâfı bir kat handaklı ve şarampav dîvârlı palanka hisârdır, ammâ …
Sitâyiş-i taşra varoş: Bu aşağı kal‘anın taşrasında cânib-i şarkîsinde bir kat şehir varoşu var. Bunun dahi etrâfı bir kat handaklı ve şarampav dîvârlı palanka hisârdır, ammâ gâyet metîn ve dolma rıhtım olup câ-be-câ kulleleri var, lâkin çit dolma tabyalardır. Ve niçe yerde mazgallar dirsekleri vardır ve niçe yerde şâhî topları [v]ar, ammâ topa muhtâc değildir, zîrâ aşağı kal‘a kullenin topları cümle bu varoşu korudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 172a ·
metinde göster ·
Bu kal‘anın cânib-i garbında handakı önünde cisir başında bir
varoşu var
, ammâ dahi ol kadar ma‘mûr ve müzeyyen değildir. Ancak iki bin kadar tahta ve s …
Bu kal‘anın cânib-i garbında handakı önünde cisir başında bir varoşu var, ammâ dahi ol kadar ma‘mûr ve müzeyyen değildir. Ancak iki bin kadar tahta ve saz örtülü evleri var, zîrâ bu varoş dahi karîbü'l-ahd binâ olmuşdur. Yedi aded düyûrları ve üç yüz kadar dükkânları nümâyân idi, ammâ bâğ u bâğçesi çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 46a ·
metinde göster ·
. Kayalı ve dere ve depeli yerde vâki‘ P 54b olmuş biri biri üzre havlısız, da …
Ammâ taşra varoşu kal‘anın kıble ve şarkında bir varoşu var. Kayalı ve dere ve depeli yerde vâki‘ P 54b olmuş biri biri üzre havlısız, daracık evlerdir. Ammâ cümlesi kat-ender-kat kârgîr binâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y107b ·
metinde göster ·
… bu nehrin kal‘a altından Y 147b nehir aşırı (---)(---)(---)(---) bir vâsi‘
varoşu var
kim bir bostân Q 68b gül [ü] gülistân sünbül [ü] benefşe ve erguvân ve limon …
Ve bu nehrin kal‘a altından Y 147b nehir aşırı (---)(---)(---)(---) bir vâsi‘ varoşu var kim bir bostân Q 68b gül [ü] gülistân sünbül [ü] benefşe ve erguvân ve limon ve turunc rummân fâkihe eşcârı ile müzeyyen bir ma‘mûr varoşdur. Cümle yüz hânedir. P 68b Ve bir câmi‘i ve bir mescidi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y147a–Y147b ·
metinde göster ·
Ve kal‘anın hâricinde kıble tarafında sazdan ve kamışdan ve tûbdan üç yüz hâne
varoşu var
. Ve bir zâviye ve bir kahvehâne Y 342b ve bir etmekci dükkânı var. Hân u hamm …
Ve kal‘anın hâricinde kıble tarafında sazdan ve kamışdan ve tûbdan üç yüz hâne varoşu var. Ve bir zâviye ve bir kahvehâne Y 342b ve bir etmekci dükkânı var. Hân u hammâm ve çârsû-yı bâzârı yok. Bir derbend yerdir kim hımârın gâyib eden varmaz. Ammâ havâsı gâyet latîfdir, cümle âyende vü revende kal‘a kapusu önünde bir kasrı var, anda sâkin olup kesb-i havâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y342a–Y342b ·
metinde göster ·