kapusu dahi hemân cânib-i cenûba açılır. İskele kapusu bir kat balvan direkden …
Ve bu taşra küçük varoşun bir kapusu dahi hemân cânib-i cenûba açılır. İskele kapusu bir kat balvan direkden metîn kapudur, ammâ demir kapu değildir. Tuna kenârında iskeleye gider işlek kapudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96a ·
metinde göster ·
Ez-în-cânib yine sadede rücû‘ edelim. Bu aşağı büyük
varoşun bir
kapusu dahi Öziçeli el-Hacı İbrâhîm câmi‘i altında küçük kapudur kim cânib-i ga …
Ez-în-cânib yine sadede rücû‘ edelim. Bu aşağı büyük varoşun bir kapusu dahi Öziçeli el-Hacı İbrâhîm câmi‘i altında küçük kapudur kim cânib-i garba Tuna'ya açılır küçük kapudur. Bundan araba girüp çıkamaz, ammâ at gücile sığup girüp çıkar. Bu kapudan taşra aslâ varoş evleri yokdur. Ve bu kapunun iç yüzünde yukaru iç kal‘aya çarh ve zemberek ile giden su dollâbı kârhânesi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96a ·
metinde göster ·
Ammâ bir tabur dahi Kanije kal‘asının cânib-i garbîsinde Topraklık nâm
varoşunda bir
kat bir tabur içinde Kız kral ve Danimarka kral ve Donkarkız kral bu taburdan K …
Ammâ bir tabur dahi Kanije kal‘asının cânib-i garbîsinde Topraklık nâm varoşunda bir kat bir tabur içinde Kız kral ve Danimarka kral ve Donkarkız kral bu taburdan Kanije'yi döğerlerdi, lâkin küçük tabur, ammâ bu mezkûr Zirinoğlu ve Began ve Nadaj ve Kettanoğulları'nın taburları gâyet büyükdür. Hattâ hakîr bu taburu at ile iki sâ‘atde gücile dolaşup temâşâ etdim. Ve bu taburda küffâr meymene ve meysere durup bî-bâk ü bî-pervâ Kanije'yi döğerken Sadrıa‘zamın toplar ata ata geldiğin küffâr-ı hâksâr işidüp cân u baş havfine düşüp karârları firâra mübeddel olup bu tabur içre ol kadar mâl-ı ganâ’im ve cebehâne bırakmış kim hisâbın Hudâ bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 179b ·
metinde göster ·
… i. Her ne hâl ise varoşunu ıhrâk [edüp] ganîmet almak murâd edindiğimizde meğer
varoşunun bir
köşesinde iç kal‘a-misâl kal‘ası var imiş. Bize ol kadar toplar atup gülleler u …
Bu dahi Zirinoğlu hükmünde ve İslovin hudûdunda bir haşeb hisâr-ı üstüvâr idi. Her ne hâl ise varoşunu ıhrâk [edüp] ganîmet almak murâd edindiğimizde meğer varoşunun bir köşesinde iç kal‘a-misâl kal‘ası var imiş. Bize ol kadar toplar atup gülleler urdu kim askerimiz içinde gülleler kellelerimiz üzre kuş gibi sekerdi. Çok atlarımızın ayakların mecrûh edüp cümle boğazlayup atların etlerin yedik. Ba‘dehu ganîmet alınan atlara süvâr olup bu fezâda olan kurâları 185a cümle nehb ü gârete âheng edüp binden mütecâviz esîr alındı, ammâ mahbûb sıbyânları yok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184b–185a ·
metinde göster ·
… . Kal‘ası dibinde bir varoş-ı azîmi var, cümle asker-i İslâm ile alay ederek bu
varoşun bir
kapusundan girüp bir kapusundan çıkarken bir enni şâhrâh içre üç bin âdem gidüp …
Evvel ve âhir Nemse çâsârınındır. Gerçi Süleymân Hân sene 935 târîhinde Beç gazâsına giderken ihrâk etmişler, ammâ kabza-i tasarrufa almamışlar. Kal‘ası dibinde bir varoş-ı azîmi var, cümle asker-i İslâm ile alay ederek bu varoşun bir kapusundan girüp bir kapusundan çıkarken bir enni şâhrâh içre üç bin âdem gidüp iki cânibi sarây-ı âlîler ve altları serâpâ kemer kârgîr binâlı dükkânlar kim cümle bin aded ma‘mûr u müzeyyen dükkânlar içre niçe yüz bin mahbûb u mahbûbe mûğ-pîçeler alay temâşâsına çıkup biz dahi anları ânlarıyla seyr ederek bu varoş-ı müzeyyen içinden çıkup kal‘a-i Ovar berâberliği varıldıkda mel‘ûn kal‘a ol kadar top şâdımânları etdi kim kulaklarımız gûyâ asam olup kal‘a âteş-i Nemrûd içinde kaldı ve ol kadar tabl u torompete ve nâkûslar çaldı kim gûyâ Deccâl Yahûdî vücûda geldi zann olundu. Ve kal‘a handakı dibinde meks olunup bir çemenzâr ve mesîregâh yerde kapudanın ziyâfeti olundu. Ve cümle şehrin dilberânları çadırlarımıza gelüp dilnüvâzlık ve dildârlıklar eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 49a ·
metinde göster ·
köhne câmi‘i ihrâk olunmayup kaldı. Ve bir hânı ve bir kesîf hammâmı ve on aded …
Tetimme-i evsâf-ı şehr-i Mudunuç: Varoşun bir köhne câmi‘i ihrâk olunmayup kaldı. Ve bir hânı ve bir kesîf hammâmı ve on aded dükkânları ve yüz aded müselmân evleri ve yüz elli kadar kefere evleri var. Cümle kiremitli ve bâğlı ve bâğçeli evler kalup mâ‘adâsı ihrâk-ı bi'n-nâr olup yanardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 244b ·
metinde göster ·
… yüzünde bir hammâmı vardır. Çifte değildir, öyleden sonra avretler girir. Ve bu
varoşun bir
kapusu dahi garb cânibinde büyük varoşa açılır. Ve bu varoşun leb-i deryâda han …
Ve bu varoşun iki kapusu var, biri şark cânibinde leb-i deryâda iskele kapusudur. Cemî‘i gemiler ol cânibe yanaşırlar, zîrâ gümrük ol cânibdedir. Ve bu yalı kapusunun iç yüzünde bir hammâmı vardır. Çifte değildir, öyleden sonra avretler girir. Ve bu varoşun bir kapusu dahi garb cânibinde büyük varoşa açılır. Ve bu varoşun leb-i deryâda handakı yokdur. Ammâ kara cânibinde üç tarafı handakdır. Hattâ sene (---) târîhinde Cân Arslan Paşa anda muhâfazada iken cemî‘i ahâlî-i vilâyeti cem‘ edüp handakı beş kulaç tathîr etmiş. Murâd edinse deryâ ihâta eder, zîrâ alçakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y106b ·
metinde göster ·