… fı sahrâlardır. Bu tarafa nâzır bir demir kapusu var, yolu gâyet sarpdır. Aşağı
varoşuna
usret ile nüzûl olunur. Derûn-ı kal‘ada bâğsız ve bâğçesiz cümle hâk-i pâk ile …
Eşkâl-i kal‘a-i Hazzo: Kûh-ı Zov dâmeninde bir sarp kaya üzre bir küçük kal‘adır, dâ’iren-mâdâr cirmi bin altı yüz adımdır. Maşrık tarafı havâleli yalçın kayalı dağlardır. Kıblesi tarafı sahrâlardır. Bu tarafa nâzır bir demir kapusu var, yolu gâyet sarpdır. Aşağı varoşuna usret ile nüzûl olunur. Derûn-ı kal‘ada bâğsız ve bâğçesiz cümle hâk-i pâk ile mestûr yüz elli aded hâneler vardır, ammâ kal‘anın nısfın hâkimi olan Murtezâ Beğ'in sarâyı dutmuşdur kim kat-ender-kat bir sarây-ı pür-hücurâtdır. Bu hâkim Murtezâ Hân Bitlîs Hânı Abdâl Hân'ın damâdı bir şehzâde-i âzâde-misâl Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî-tabî‘at ve Hüseyin-i Baykara-meşreb zât-ı mükrim, halûk u halîm ü selîm merd-i meydân Murtezâ hân-ı âlîşân idi. Sarâyında bir gice mihmân olup şeref-i sohbetleriyle müşerref {olduk}. Sarâyında su sarnıçları var ve derûn-ı kal‘ada (---)(---) câmi‘i var, mâ‘adâ imâret-i âbâdânları cümle aşağıdadır. 220b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 220a–220b ·
metinde göster ·
… handak dahi vardır. Tuna cereyân edüp altı aded yerden ağaç köprüler ile çârsû
varoşuna
geçilir.
Der-beyân-ı taşra varoş: Bu kal‘anın cânib-i cenûbunda varoş-ı azîmi var. Kal‘a handakından alarka çârsûya giderken bu mâbeynde nehr-i Tuna ile leb-ber-leb bir handak dahi vardır. Tuna cereyân edüp altı aded yerden ağaç köprüler ile çârsû varoşuna geçilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 183a ·
metinde göster ·
ve ana karîb Bulkar varoşuna varınca Saboç nâhiyesi derler kim Varat kal‘amızın …
Bu sahrâlar Dubroçin varoşuna ve ana karîb Bulkar varoşuna varınca Saboç nâhiyesi derler kim Varat kal‘amızın aklâmları tahrîr olunmuşdur kim cümle seksen yedi bin kefereler Varat'a re‘âyâ tahrîr olunmuşdur. Andan kalkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 11b ·
metinde göster ·
Bu sahrâlar Dubroçin varoşuna ve ana karîb Bulkar varoşuna varınca Saboç nâhiyesi derler kim Varat kal‘amızın aklâmları tahrîr olunmuşdur kim cümle seksen yedi bin kefereler Varat'a re‘âyâ tahrîr olunmuşdur. Andan kalkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 11b ·
metinde göster ·
asâkir-i İslâm hücûm edüp sarıldılar. Kal‘a dahi âteş-endâz olup azîm vezni üzr …
Ol gece bu kal‘aya ve taşra varoşuna asâkir-i İslâm hücûm edüp sarıldılar. Kal‘a dahi âteş-endâz olup azîm vezni üzre bî-hisâb toplar atup âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Hemân ol şeb guzât-ı muvahhidîn şeb-revânî esbâbların geyüp ol leyle-i muzlimde varoş-ı azîmine göz açdırmayup top-ı kûp ile döğmeden ve kal‘ası berbâd olmadan der-ceng-i evvel Allâh Allâh deyüp varoşu feth edüp tâ sabâha dek cümle mâl-ı ganâ’imlerin taşıyup guzât-ı müslimîn bay oldular, ammâ cümle kefereleri mâlların bırağup kal‘aya girdiklerinden bu varoşda ancak amel-mânde Nûhî kefereler ve fertûte pîrezenler kalmış. Anlara şikence edüp söyletdiklerinde bu varoşun zîr-i zemînlerinde 22a ol kadar mâl-ı firâvân çıkdı kim hisâb-ı kitâbın Cenâb-ı Bârî bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 21b–22a ·
metinde göster ·
… re ellerinde gümüş asâlarıyla alay edüp bizim askere istikbâle çıkup bizi şehir
varoşuna
kondurup meks etdik. Gayri asâkirimize şehrin cânib-i garbîsinde yer gösterüp h …
Lisân-ı Saz Macarınca (---)(---) demekdir. "Bânîsi Adom nâm kral-ı Saz binâsıdır" deyü esîrlerim nakl etdi. Erdel krallarının hükmündedir, ammâ Saz Macarı irşeklerinin tahtgâhlarıdır kim cemî‘i 28a zamânda bu kavm-i Saz Macarı'ndan Âl-i Osmân'a isyânları zâhir olmamışdır. Bir alay âkıl ve müdebbir ve munsıf ve ehl-i ırz ve âkıbet-endîş ankâ bâzergân keferelerdir. Bu kal‘a-i Praşo kapudanları ve şagları ve birovları ve jodojları ve birovları cümle pür-silâh atlar üzre ellerinde gümüş asâlarıyla alay edüp bizim askere istikbâle çıkup bizi şehir varoşuna kondurup meks etdik. Gayri asâkirimize şehrin cânib-i garbîsinde yer gösterüp hayme vü hargâhlarıyla anlar dahi konup dörd bin askerimiz der-ân defter edüp âdem başına nîm vukiyye et ve birer vukiyye sipov beyâz ekmek ve buna göre sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbât envâ‘larından bal ve yağ ve pirinç ve şeker ve kahve ve büber ve darçın ve karanfile varınca her gün bir bir ve araba araba ta‘yînâtları getirüp teslîm edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 27b–28a ·
metinde göster ·
Andan bu mezkû[r] Su kapusundan teper aşağı Tabahâne
varoşuna
bu kapudan kâmil bin adımda Tabahâne'ye gider, şâhrâh yoludur, ammâ bu Suluk ka …
Andan bu mezkû[r] Su kapusundan teper aşağı Tabahâne varoşuna bu kapudan kâmil bin adımda Tabahâne'ye gider, şâhrâh yoludur, ammâ bu Suluk kapusunun iç yüzünde ve taşra yüzünde zincîrler ile asma haşeb cisirleri var. Her gece içerden ve taşradan bu iki aded cisirleri hüddâmlar kaldurup içerde ve taşrada derk-i esfel-vâr handaklardan deyyâr zî-rûh kısmı ubûr edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83b ·
metinde göster ·
Bu mahalde kal‘a altına birez asâkir-i İslâm'dan nâmdâr yiğitler varup kal‘a varoşuna şergil olduklarında kal‘adan toksan iki pâre balyemez toplar atıldı. Hattâ henüz hatt-ı şerîf ile gelen Haseki Ağa'nın bir âdemîsinin kellesin top güllesi götürdüp hemân Sadrıa‘zam bu ân Serasker Ali Paşa ve Beğko Paşa ve sağkol ve solkol beğleri ve sâ’ir iş görmüş iş erleri ile kal‘anın cânib-i erba‘asında gezüp meterise girecek yerleri tecessüs edüp mâh-ı mezbûrda cümle yeniçeri ve topçu ve cebeci ocakları kol kol meterise girilmek fermân olundu, ammâ ne çâre gündüz meterise girmek olmaz. Geceler ise mâh-ı Muharrem'in mehtâbı mahal "Âyâ ne çâre eylesek?" deyü erbâb-ı meteris birer gûne re’y-i tedârikde iken vakt-i gurûbda ki olup kamer mâh-tâb-ı bedr-i münîr burc-ı ufukdan pertâb edüp nümâyân oldu. Ve cümle erbâb-ı meteris ka‘r-ı zemîne girmeğe âmâde oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 109b ·
metinde göster ·
Hüseyin Paşa efendimiz bu kal‘aya bin aded güzîde asker dahi koyup cebehânesi ve topların dahi ziyâde koyup varoşuna cümle re‘âyâsı gelüp derûn-ı kal‘ada muhâfazacı olan Ohri beği askeriyle cümle re‘âyâ hüsn-i ülfet edüp gâyet amâr olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 122b ·
metinde göster ·
… olup her gece cisri muhâfaza edüp kuş geçirmezler. Bu cisri ubûr edüp Topraklık
varoşuna
varılır, gayri yerden varılmak muhâldir.
Evvelâ Kanije kal‘asının Beç kapusundan çıkup cânib-i garba buheyre üzre haşeb cisir kim kazıklar üzre binâ olunmuş iki yüz elli adım kantara-i tavîlin üzerinde üç yerde yine kapular var ve yine her kapular önünde birer zemberekli cisrleri var. Her gece bu cisrleri makaralar ile kaldırup kapuya siper ederler. Ve cümle pâsbânları yine pür-silâh olup her gece cisri muhâfaza edüp kuş geçirmezler. Bu cisri ubûr edüp Topraklık varoşuna varılır, gayri yerden varılmak muhâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181b ·
metinde göster ·
… arı ve esbâbları ve sâ’ir ganâ’imleri ganîmet olup andan doğru Harpunya kal‘ası
varoşuna
azîmet edüp handak kapuların bile sedd etmeyüp küşâde bırakmışlar ve küffârın k …
Hemân küffâr bizi kova kova meydân-ı vegâya çıkup mukaddemâ bizim pusuda olan gâzîlerimiz üç koldan kemîngâhlardan çıkup cümle yek-dil ü yek-cihet sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup küffârın ar[d]larından hücûm edince küffâr anlara bir kez düşünce biz dahi küffârın akîblerince düşüp küffâr-ı hâksâ[r] dörd bölük askerimizin miyânında kalup üç sâ‘at-i nücûmî germâ-germ ceng-i azîm edüp hamd-i Hudâ nesîm-i nusret bizden tarafa esüp şemşîr-i âteş-tâb ile küffârın urûkun kesüp cümle yigirmi altı bin küffâr-ı dûzah-karâr dendâ[n]-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçüp cümle atları ve esbâbları ve sâ’ir ganâ’imleri ganîmet olup andan doğru Harpunya kal‘ası varoşuna azîmet edüp handak kapuların bile sedd etmeyüp küşâde bırakmışlar ve küffârın kırıldığın derûn-ı hisârdaki küffârlar görüp dağlara henüz kaçmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 186a ·
metinde göster ·
Ve bir kapusu dahi cânib-i cenûba Bega[n] Kal‘ası tarafında Polata
varoşuna
açılır. Bu dahi eğri büğrü tarîk-i âmlı dörd kat demir kapulardır kim gûyâ her …
Ve bir kapusu dahi cânib-i cenûba Bega[n] Kal‘ası tarafında Polata varoşuna açılır. Bu dahi eğri büğrü tarîk-i âmlı dörd kat demir kapulardır kim gûyâ her biri Acem diyârında Bahr-i Harez kenârında Demirkapu kal‘asının bâbları gibi metîn ve müstahkem dervezelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 14a ·
metinde göster ·
Bir sâ‘atden mukaddem bizim Ahmed Geray Sultân'ın Alî Batır be-nâm bir bahâdırı bin atlı yiğit ile baş başa gidüp dağlar içre yedi yüz atlı yiğidi pusuya koyup üç yüz atlı yiğit ile kal‘a-i Marçil varoşuna sarılırlar. Der-akab küffâr-ı hâksâr sevmediği Tatar'ı görüp hemân cümlesi varoşdan çıkup Tatar'ı kovarak bir top menzili ba‘îd oldukda hemân kemîngâhda olan yedi sekiz yüz nefer Tatarlar pusudan çıkup varoş içre girüp eyle bir sâtûr-ı miczem ururlar kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 23b ·
metinde göster ·
… hâlâ hakîr mukarreri emr-i şerîfin getirdim, ammâ tâli‘imize paşa ile Dobroçin
varoşuna
mâl 36a tahsîline gitmişler. Ve iki aded kapukulu topçubaşı odaları var, iki …
Ve cümle sağ ve sol ve azeb-i hisâr ve beşli ve martolosân ve gönüllü ve yerli topçu ve yerli cebeci ve yerli kumbaracı ve yerli bârûtçubaşı neferâtlarıyla cümlesi âmâde on iki bin aded pür-silâh âmâde kal‘a neferâtları vardır. Ve dahi dörd aded yeniçeri odasıyla bir kapukulu yeniçeri ağası vardır ve on iki oda Freng hisârda yerli yeniçerileri odalarıyla başka yeniçeri ağaları vardır kim hâlâ hakîr mukarreri emr-i şerîfin getirdim, ammâ tâli‘imize paşa ile Dobroçin varoşuna mâl 36a tahsîline gitmişler. Ve iki aded kapukulu topçubaşı odaları var, iki oda kapukulu odalarının ağaları var ve hâlâ bin beş yüz aded yerli yeniçerileri mevcûd olup kapukulları gibi üsküf ve keçe ve fes geyüp çorbacıları Budim'in yerli yeniçeri çorbacıları gibi kuka zerdûz üsküf taşırlar. Ve dahi bin beş yüz aded azebistân neferâtları mevcûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 35b–36a ·
metinde göster ·
… gelen Tuna nehri üzre gemi direklerinden yedi göz cisr-i azîmdir kim elçi paşa
varoşuna
bu cisrden gidüp gelinir bir ma‘mûr varoş-ı azîmdir.
Ve Beç suyu cisrinden aşağı nehr-i Tuna kenârınca Köprü kapusu şimâle nâzır üç kat demir kapulardır. Ve bu kapu önünde amelî gelen Tuna nehri üzre gemi direklerinden yedi göz cisr-i azîmdir kim elçi paşa varoşuna bu cisrden gidüp gelinir bir ma‘mûr varoş-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57a ·
metinde göster ·
… an batı cânibine üç yüz adım gidüp bu toprak kal‘anın bir kapusu dahi Karatayak
varoşuna
açılır, küçük demir kapudur. Ve bu Karatayak tarafındaki kal‘a köşesinde olan K …
Ve bu arslan kullesinden batı tarafa gidüp kâmil yüz adımda orta kal‘a kapusuna varılır. Bu dahi yıldız rûzgârı cânibine mekşûf demirli küçük kapudur. Ve bu kapu üzre taş gürzler asılıdır. Bu kapudan batı tarafına kâmil yüz adım gidüp toprak kal‘a kapusudur. Bu dahi bir dirsek köşede bir küçük demir kapudur. Lâkin maşrık tarafına nâzır kapudur. Ve bu kapudan batı cânibine üç yüz adım gidüp bu toprak kal‘anın bir kapusu dahi Karatayak varoşuna açılır, küçük demir kapudur. Ve bu Karatayak tarafındaki kal‘a köşesinde olan Kanlı kulleden tâ maşrık tarafında Suluk kullesine varınca Ten nehri kenârınca mezkûrûn dörd aded kapuların mâbeyni cümle bin arşın yer Ten suyu kenârıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 184a ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ bu fakîr bu kal‘aya gelmezden mukaddem yolda bir top u tüfeng sadâsı ve bir gülbâng-ı Muhammedî edâsı işidüp mukayyed olmadık. Bir de âheste âheste bu şehre gelirken niçe bin ümmet-i Muhammed ehl [ü] ıyâlleriyle başları kaba ayakları kaba piyâde olup kaçarlardı. Meğer bu kal‘a varoşuna küffâr donanması deryâdan leşker döküp karadan Corci nâm kapudan-ı bî-îmân gelüp bu şehri urup nehb [ü] gâret alan [u] tâlân edüp ihrâk bi'n-nâr edüp iki yüz aded esîr ve niçe bin guruşluk metâ‘-ı kâlây [u] zahâ’ir alup kadıyı dahi esîr edüp evlâd [u] ıyâlin alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 244a ·
metinde göster ·
Biz bu tekyegâhı temâşâ ederken sadrıa‘zamdan fermân gelüp inâdiyye kal‘ası
varoşuna
Âl-i Osmân'ın deryâ-misâl askeri üşüp ân-ı sâ‘atde yere berâber edüp hân ve câm …
Biz bu tekyegâhı temâşâ ederken sadrıa‘zamdan fermân gelüp inâdiyye kal‘ası varoşuna Âl-i Osmân'ın deryâ-misâl askeri üşüp ân-ı sâ‘atde yere berâber edüp hân ve câmi‘ ve çârsû-yı bâzârından bir âsâr-ı binâ kalmayup cümle keraste ve ahşâbâtların yerlerinden kal‘ edüp Kandiye kal‘ası altında Sadrıa‘zamın çetr-i mülemma‘ı kurbunda ordu-yı İslâmı amâr etmeğe şürû‘ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 288a ·
metinde göster ·
… iri garba nâzır bâb-ı kavîlerdir, ammâ şarka nâzır olan kapu kal‘anın altındaki
varoşuna
açılır.
Eşkâl-i kal‘ası: Bir sivri yalçın sarımtırak püşte-i âlî üzre Yanya Venedik küffârı amâr etmiş bir küçük seng binâ bir sûr-ı ra‘nâ-yı şekl-i muhammes bir kal‘acıkdır ammâ iki katdır. Lâkin handakı yokdur. İçinde mühimmât cebehâneleri çokdur. Ve cümle kırk mikdârı kiremitli evleri vardır. İç hisâr cirmi kâmil bin altmış aded adımdır. Derûn-ı hisârda Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘i kiremitli ve kârgîr minâreli bir küçük câmi‘dir. Kal‘anın ba‘zı evlerinde bârân-ı rahmetden cem‘ olma su sarnıçları var, zîrâ suya pek muhtâclardır. Kal‘a içinde câ-be-câ ağaçlar vardır, ammâ hammâm ve hân ve çârsû-yı bâzârlar yokdur. İki katında birer demir kapuları var, şâhrâhdır. Biri şarka ve biri garba nâzır bâb-ı kavîlerdir, ammâ şarka nâzır olan kapu kal‘anın altındaki varoşuna açılır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 350a ·
metinde göster ·