… ta‘bîr ederler, temâşâgâh kavmdir. Eğer bunları dahi manzûrumuz olduğu mertebe
vasf
etsek sitâyişnâme-i mutrıbân nâmında bir dîvân olur. Bu esnâf-ı bâzbâzân-ı pehl …
Evvelâ şehr-i İslâmbol'da selâtîn-i Âl-i Osmân'ın bir sûr-ı hümâyûnu yâ bir feth-i fütûh-ı şâdimânîlerinde ve destûr-ı şâhî 209a günlerinde ve gayrı a‘yân [u] eşrâfın sûr-ı hitânlarında iki üç yüz âdem hânendegân ve sâzendegân ve mutrıbân ve rakkâsân [ve] pîşekârân [ve] dâ’irezân [ve] mudhik u mukallidân-ı kaşmerân ve nebtîz rind-i cihân yetmiş tâsdan geçmiş semm-i helâhil-misâl şehir oğlanları bir yere cem‘ olup mezkûr sûrlarda bir gün bir gece iki gün beş gün oynayup her gecesine sâhib-i hâneden bir kîse guruş alırlar ve sûrda mevcûd bulunan yârân-ı bâ-safâdan her oyun esnâsında dâ’ire ile pârsâ edüp sabâha dek ba‘zı sûrda bin guruş tahsîl eder oyunkâr üstâd-ı kâmiller vardır. Anlar iki üç yüz kimse olmağile anlara kol ta‘bîr ederler, temâşâgâh kavmdir. Eğer bunları dahi manzûrumuz olduğu mertebe vasf etsek sitâyişnâme-i mutrıbân nâmında bir dîvân olur. Bu esnâf-ı bâzbâzân-ı pehlivânân on iki koldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 208b–209a ·
metinde göster ·
… t-âsâda ibret-nümâ zîbâ san‘atlar ve gûnâ-gûn tasarruflar etmişlerdir kim ehl-i
vasf
anın midhatinde âciz ü kâsırdır. Netîce-i kelâm, bu câmi‘ bir tarz-ı acîb ve bi …
Der-sitâyiş-i Câmi‘-i Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Bâyezîd Hân : Bu câmi‘ Yeşil İmâret nâmiyle meşhûr bir câmi‘-i pür-nûrdur. Bursa'nın cânib-i şarkîsinde Gökdere aşırı bir mürtefi‘ püşte üzre bir câmi‘-i musanna‘dır kim cemî‘î der-i dîvârları ser-â-pâ beyâz mermer-i hamdır ve iki kubbelidir. Tûlen yüz sekiz ayak ve arzan seksen ayakdır. İçinde aslâ sütûnlar yokdur. Mihrâb ve minberin ta‘rîf ve tavsîf edersek acz lâzım gelir. Zîrâ ol mihrâbda olan hayâl-pesend nakş-ı Hıtâyîleri kerrûbiyân-ı eflâk bir direfş-i pâk urmağa kâdir değildir. Ve ancak bir kıble kapusu var kim bu kapunun yemîn [u] yesârında, tâ tâk-i âlîsine çıkınca kat-ender-kat girih girih zîh zîh girişme ve islimî ve rûmîler ve zülf-i niğâr-ı pür-kâr nakşları olunmuşdur kim Behzâd ve Licân-i Hitâyî kâğıd üzre mû kalemle tahrîr etmeğe kâdir [de]gillerdir. Ammâ bu üstâd-ı mermer-bür bu kapuya kâmil üç yıl mermer-i hâm üzre direfş pîşe urup yed-i tûlâsın ayân edüp sâhib-i binâ Mehemmed Hân'dan üç senede kırk bin altun alup "Yeşil İmâret kapusu kırk bin altuna olmuşdur" deyü dâsitân-ı dûstândır. Hakkâ kim seyyâhân-ı berr [u] bihâr mâbeyninde memdûh-ı âlem bir bâb-ı mu‘allâ-yı müsellemdir. Bu câmi‘-i behişt-âsâda ibret-nümâ zîbâ san‘atlar ve gûnâ-gûn tasarruflar etmişlerdir kim ehl-i vasf anın midhatinde âciz ü kâsırdır. Netîce-i kelâm, bu câmi‘ bir tarz-ı acîb ve bir tavr-ı garîb üzre tarh olunmuşdur kim hüsn cihetinde ve letâfeti yüzünde vech-i arzda böyle bir kâr-ı insân binâ olunmamışdır. Hülâsa-i kelâm, hüsn [u] letâfeti ve kâr [u] zerâfeti hadd-i vasfdan hâric ve beyândan âricdir. Yeşil Câmi‘ nâmıyla müsemmâ olmasının aslı, cümle kıbâbları ve bir tabaka minâresi tâcı cümle yeşil Kâşî çîn(i) ile mestûr olup zümrüd-i üstüvân gibi âfitâb şu‘lesinden şa‘şa‘a urur, anınçün Yeşil İmâret derler. Taşra hareminde çınar-ı müntehâlar ile müzeyyen bir câmi‘dir. Manzûrumuz olduğu üzre şehr-i Bursa içre böyle münakkaş câmi‘ yokdur. Seyyâhların takrîrleri üzre, "Gayrı diyârlarda dahi böyle dâr-ı Hudâ görmedik" derler. Vesselâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 224b ·
metinde göster ·
Mâ‘adâ on mahalledir. Ve kal‘ada cümle Urûm kefereleri ve meyhâne-i Bekriyân ile müzeyyen olmuş bir kal‘adır. Tâ hîn-i fethde böyle ahd-i 150a sulh olmuşdur. Mâ‘adâ cemî‘i müslimler taşra şehr-i mu‘azzamda bâğlı ve bâğçeli hâre-i mu‘azzamlarda sâkinlerdir. Ammâ derûn-ı kal‘ada bâğ u bâğçe yokdur. Kat-ender-kat hâneleri havlısız mukassî evlerdir. Ammâ müslim hâneleri sehel vasî‘dir. Ve cümle ahmer-gûn kiremit ile mestûr büyût-ı müte‘addidelerdir. Derûn-ı kal‘ada cümle sadrancî nakş üç yüz altmış aded şâhrâhlardır kim cümle tarîk-i âmları serâpâ hacer-i kebîrler ile tarz-ı kadîm kaldırım döşelidir. Sâ’ir imârâtı külliyâtda vasf olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 149b–150a ·
metinde göster ·
Bu kelâm-ı dırâz-ı pür-melâlden murâd [u] merâm oldur kim dedemizden pederimiz ve pederimizden bu kemtere irs ile intikâl etmiş {üç yüz seneden berü} sergüzeşt [ü] serencâmlar vardır. Ve pederimizden istimâ‘ etdiğimiz Selîm Hân câmi‘inin evsafı dahi çokdur, ammâ biz muhtasar kıldık. Hulâsa-i kelâm, devlet-i Âl-i Osmân'da meşhûr-ı âfâk olan {câmi‘in} biri Süleymâniyye ve biri bu Edirne'de Selîmiyye'dir. Ammâ bunun misli arâzî-i ma‘mûrede yokdur. Âdem oğlanı anın vaz‘-ı binâsı beyânında âciz u kâsırdır. Zîrâ bu savma‘ada mergûb ve zîbâ san‘atlar ve gûnâ-gûn tasarruflar vâkı‘ olmuşdur kim ehl-i vasf anın midhatinde kâsırdır. El-hâsıl hüsn-i letâfeti ve kâr-ı zarâfeti vasfdan hâric ve beyândan âricdir. İnkırazu'd-deverân binâ-yı sâbite ola, âmîn yâ Mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 156a ·
metinde göster ·
Ulucâmi‘: Âzerbaycân şâhlarından Akçakoyunlu Şâh Cihân'ın binâsıdır ve bundan büyük câmi‘ yokdur. Kıble kapusundan mihrâba varınca tûlen ve arzen orta ayak ile (---) ayakdır. Ve derûn-ı câmi‘de cümle amelî amûdlar üzre mebnî bir kubbe-i âlîsi eflâke kad çekmişdir. Üstâd-ı bennâ-yı mühendis-i selef var makdûrun bezl edüp envâ-ı fusûs-ı mukavvim-i mahkûk gûnâ-gûn ruhâm-ı ibret-nümûn-ı ma‘kûk ile ma‘kûd kılınmışdır ve kubbe-i âlîsi ve cümle der-i dîvârı rûyunu ol mi‘mâr-ı selef kırmızı ve siyâh tulalar ile câmi‘in cânib-i erba‘ası dîvârı yüzüne yazılar yazmış ve tuladan gûnâ-gûn hatlar dizmiş kim âyetün min âyâtillahdır. Bu hatların misli Hama ve Hımıs kal‘asının rûy-ı dîvârında dahi vardır. Ve bu Ulucâmi‘ ma‘bedgâh-ı kadîm olup helâl ü zülâl gazâ mâlıyla binâ olduğundan başka bir gûne rûhâniyyetli câmi‘dir. Ve bir tarz-ı kadîm mihrâb u minberi var kim umk-ı mücevvefler ile ve beyâz u siyah ahmergûn u gayrı gûnâ-gûn ahcâr-ı zî-kıymetler ile sadefkârî olmuş mihrâbdır. Ve bir minâre-i musanna‘ı var kim vâcibü's-seyrdir. Ve'l-hâsıl bu câmi‘in misli seb‘ada yokdur. Bunda olan zîbâ san‘atlar ve bu savma‘ada olan zîbâ tasarruflar bir câmi‘-i ma‘bedhânede yokdur kim ehl-i vasf anın midhatinde kâsırdır. Hulâsa-i kelâm hüsn-i letâfeti ve kân-ı zerâfeti vasfdan hâric ü beyândan âric bir câmi‘-i rûşendir. Taşra haremi etrâfı kân-ı ulemâ ve sulehâ dârü't-tedrîslerdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 256b ·
metinde göster ·
… ‘ların biri dahi bu kal‘a-i Mardin'dir. Sene 1065 târîhinde kal‘a-i Mardin dahi
vasf
olunmuşdur. Bu kal‘a-i Cezîre mezkûr kal‘alara karîb bir tarz-ı acîb ve garîb b …
Evvelâ bu kal‘a-i Finik, hâk-i bilâd-ı rebî‘de Şatt içinde ve şimâlinde bir konak kal‘a-i Hasankeyfâ ve kıblesinde kal‘a-i Küfürzamân'dır. Bu iki medîne-i atîkin mâbeyninde taşra varoş düzde ve iç kal‘ası püşte-i âlî üzre bir kal‘a-i Bûhinân'dır. Cânib-i garbîsinde bir menzilde Aşdı beği hâkidir. Bu dahi Diyârbekir sancaklarındandır kim kavm-i Aşdı on bin asker olur. Yine Cizre'nin garbında üç konakda çölistânda nehr-i Furât'a karîb Sincâr kal‘ası sancağıdır kim bâlâda Musul'dur. Cânib-i şimâline ve garbîsine meyyâlce kal‘a-i Mardin çölde (---) menzil karîbdir kim yalçın kaya üzre meşhûr-ı âfâk kılâ‘ların biri dahi bu kal‘a-i Mardin'dir. Sene 1065 târîhinde kal‘a-i Mardin dahi vasf olunmuşdur. Bu kal‘a-i Cezîre mezkûr kal‘alara karîb bir tarz-ı acîb ve garîb binâ-yı mehîb seng-i mutarraş ile mebnî bir hisâr-ı kavîdir. Ve üstâd-ı bennâ-yı kûhken bu kal‘a inşâsına var makdûrun arz-ı ma‘rifet içün tarf edüp rûy-ı dîvârı bir sıra seng-i siyâh ve bir sıra hacer-i ebyaz ile ta‘mîr etmiş ve niçe yerlerinde cümle ahcârları sadranc nakşı tertîb eylemiş ve iç kal‘anın burc u bârûların gâyet metânet üzre etmiş. Ve dendân-ı bedenleri ve mazgal deliklerin icrâ-yı ma‘rifet edüp müzeyyen etmiş ammâ iç kal‘asının handakı yokdur. Lâkin aşağı varoş-ı hisârın handakı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 385b ·
metinde göster ·
… Salâ kal‘asıdır kim {Babadağı} şehrinden görünür. Bu dahi inşâ’allâh mahallinde
vasf
olunur, ammâ hâlâ yine Baba şehrinin kıblesinde bâğlar içre bir metîn kal‘a kul …
Menzil-i şehr-i ma‘mûr Saltık Bâğı, ya‘nî kal‘a-i Babadağı: Kal‘a-i kadîmi şehrin şarkında Tuna azmağı kenârında Yeni Salâ kal‘asıdır kim {Babadağı} şehrinden görünür. Bu dahi inşâ’allâh mahallinde vasf olunur, ammâ hâlâ yine Baba şehrinin kıblesinde bâğlar içre bir metîn kal‘a kullesi vardır. Mukaddemâ bu şehr-i Babadağı mevsûfdur, lâkin efendimizin fermânı üzre bu şehre hâkim olduğumuz cihetden kanûn-ı kadîm {üzre} kazâmızın cümle kurâ vü kasabâtlarından kendi kudûmiyyemiz içün ve Kili kal‘ası mismârı ve bennâsı ve çerâhoru mâlıçün ve Paşa'nın mukarreri gelüp yeni zahîre bahâ mâlları tahsîliyçün mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübînden mühürlü tezkireler alup ve keşşâf nâ’ib ve resûller ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 67a ·
metinde göster ·
Kûh-ı Okna: Cümle dağı ve taşı tuzdur kim dağları esîr ve mücrimler delüp mağârâlardan kaya kaya tuz çıkarırlar. Başka vâmoş kefere hâkimi vardır. Bunda iki yüz aded ümmet-i Muhammed esîr bulup cümlesin mağârâlardan çıkarup halâs etdik, ammâ niçesi güneş görünce merhûm olup anda defn etdik. Niçesi bizimle atlara binüp giderken merhûm olup anlardan az kimesne halâs oldu. Eğer bu Okna mağârâları cahîmin mâ-vaka‘ı üzre tahrîr eylesek gûyâ çâh-ı gayyâ-yı ve derk-i esfeli vasf eylemiş oluruz. Allâhümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 102b ·
metinde göster ·
… -ı müntehâları seyr etdiğimiz tahrîr eylesek Hudâ'ya ma‘lûmdur kim bir vech ile
vasf
olunmaz. Hattâ şundan ma‘lûm ola kim bir dıraht-ı serâmed-i azîmin ömr[ü] âhir …
Andan kalkup Ravna yaylağın aşarken Cenâb-ı Kibriyâ'nın yed-i kudret ile halk etdiği eşcâr-ı müntehâları seyr etdiğimiz tahrîr eylesek Hudâ'ya ma‘lûmdur kim bir vech ile vasf olunmaz. Hattâ şundan ma‘lûm ola kim bir dıraht-ı serâmed-i azîmin ömr[ü] âhir olup sarsar-ı bâd-ı fenâ bu şecere-i tavîle rîh-i akîm gibi isâbet edüp cümle bîhleri ve haşebeleriyle ser ber-zemîn hâk-âlûd olup yatırdı. Hakîr atdan inüp piyâde reviş ile bu dıraht-ı bâlânın tûlu kâmil dörd yüz yetmiş adım idi ve bir sun‘-i Hudâ dıraht-ı müntehâ ber-karâr iken ol dırahtı on sekiz âdem gücile kucakladık. Tâ bu mertebe kadd-i bâlâ ve ibret-nümâ dırahtlar vardır. Hattâ cemî‘i Tuna gemilerinin kerasteleri bu Ravna dağından kesilir kim Rûm ve Arab u Acem'de Ravna yaylası meşhûr-ı âfâkdır. Bu kûh-ı bülendi ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 128a ·
metinde göster ·
… übârekede mergûb u zîbâ san‘atlar ve niçe bin gûne tasarruflar vardır kim ehl-i
vasf
anın midhatinde kâsırlardır. Hattâ bu câmi‘e bir günde niçe kerre girüp im‘ân-ı …
Ammâ ihvân-ı vefâ bu Üstürgon câmi‘inin ve kal‘asının niçe bin gûne ta‘rîf ü tavsîf olunacak ibret-nümâ şeyleri var, ammâ sâ’ir müsevvedâtımıza mâni‘ olup kemâ hüve hakkuhu tahrîr olunmak mümkün değildir, zîrâ bu câmi‘in misli bu edîm-i arzda yokdur. Âdem oğlanı anın vaz‘-ı binâsı beyânında âciz ve kâsırdır, zîrâ bu savma‘a-i mübârekede mergûb u zîbâ san‘atlar ve niçe bin gûne tasarruflar vardır kim ehl-i vasf anın midhatinde kâsırlardır. Hattâ bu câmi‘e bir günde niçe kerre girüp im‘ân-ı nazar ile her şey’ine nazar edüp taşra çıksan bir girişde dahi niçe gûne sanâyi‘ât [u] acâ’ibât-ı ibret-nümâ mersûmât tasarrufâtlar dahi zâhir ü bâhir olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 95b ·
metinde göster ·
… ret-nümûnlar ve mergûb ve zîbâ tasarruflar ve gûnâ-gûn san‘atları var kim ehl-i
vasf
anın midhatinde âcizlerdir.
Bunda olan gûnâ-gûn maslûbât-ı âvîze-i musanna‘lar ve bunda olan zî-kıymet kanâdîl-i murassa‘lar ve bunda olan nükûş-ı garîbe ve nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûnlar ve mergûb ve zîbâ tasarruflar ve gûnâ-gûn san‘atları var kim ehl-i vasf anın midhatinde âcizlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131a ·
metinde göster ·
… etmişdir kim bu felek-i atlasda ana mu‘âdil bir püll-i kebîr yokdur. Mahallinde
vasf
olunur, ammâ bu şehr-i ma‘mûr[u] bizzât Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân sene (-- …
Hâlâ ol zincîr cisrin mahallinde Süleymân Hân bir cisr-i ibret-nümâ etmişdir kim bu felek-i atlasda ana mu‘âdil bir püll-i kebîr yokdur. Mahallinde vasf olunur, ammâ bu şehr-i ma‘mûr[u] bizzât Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân sene (---) târîhinde feth edüp Bosna eyâletinde ve Hersek sancağı hâkinde paşanın hâssı olup hâkimi voyvadadır kim elli nefer âdemiyle adâlet edüp hükm-i hükûmât eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 164a ·
metinde göster ·
… bir kal‘a içre bir kubbe-i âlîde medfûndur. İnşâallâh bu kal‘a dahi mahalliyle
vasf
olunur.
Ammâ hâlâ Süleymân Hân'ın kalbi ve bağırsakları ve ciğeri Seğitvar'ın cânib-i şarkîsinde bir top menzili ba‘îd bâğlar başında bir püşte-i âlî üzre Türbe nâm bir kal‘a içre bir kubbe-i âlîde medfûndur. İnşâallâh bu kal‘a dahi mahalliyle vasf olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 174b ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ selâmetle vilâyet-i İslâm'a dâhil olduk. Sene 1072 târîhinde Melek Ahmed Paşa Bosna vâlîsi iken Zirinoğlu'ndan Bihke kapudanın esîrlikden halâs etmeğe gitdiğimizde bu Pojaga kal‘ası vasf olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 186b ·
metinde göster ·
Altında yatdık. Bu dahi bâlâda Alman çetesine giderken
vasf
olunmuşdur, ammâ bu kal‘a dahi ihrâk olup harâb u yebâb yerde yatırdı. Ve bunda …
Altında yatdık. Bu dahi bâlâda Alman çetesine giderken vasf olunmuşdur, ammâ bu kal‘a dahi ihrâk olup harâb u yebâb yerde yatırdı. Ve bundan Yeleşke nâm kal‘a nümâyân idi. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7a ·
metinde göster ·
… n geçüp kal‘a-i Lak nâm kal‘a dahi nümâyân olup mukaddemâ bu Lak kal‘ası bâlâda
vasf
olunup andan,
Ol gün hamd-i Cenâb-ı Allâh hevâ latîf olup yine dağlar içre cânib-i şarka 6 sâ‘at gidüp kal‘a-i Polata ile Bakvan dağları dâmeninden geçüp kal‘a-i Lak nâm kal‘a dahi nümâyân olup mukaddemâ bu Lak kal‘ası bâlâda vasf olunup andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 26b ·
metinde göster ·
Bâlâda zikr olunan kılâ‘ların cümlesi Uyvar gazâsına giderken cümle vasf olunmuşdur, tekrârında âlem yokdur, ammâ bu mahalde Budin'e dâhil olunca hemân ol ân Budin vezîri Gürcî Mehemmed Paşa huzûruna varup Sadrıa‘zamın ve sâ’ir vüzerâların ve İbrâhîm Kethudâ efendimizin cümle mektûbların ve Egre'ye gideceğim emr-i şerîflerin verüp Nemse kralına gidecek bizim elçimizin dârât [u] azamet [ü] ihtişâmından ve ne gûne şahs-ı ankâ-yı mâldâr ve müdebbir olduğundan cümle su’âl edüp cemî‘i su’âllerine cevâb-ı pür-savâblar verüp hakîr bile vilâyet-i Alman'a elçi paşa ile gideceğim cümle bir bir takrîr eyledikde Gürcî Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 34a ·
metinde göster ·
… u şehir içre bin altmış kadar ev hammâmları vardır, deyü niçe sarây hammâmların
vasf
edüp tefâhür kesb ederler. Hakkâ ki hakîrin ma‘lûmu olduğu üzre elli aded sarây …
Der-kayd-ı hammâm-ı mahsûs-ı kibâr-ı sâhib-i hânedân: Be-kavl-i âlüfte ve âşüftegân-ı erbâb-ı ma‘ârifân bu şehir içre bin altmış kadar ev hammâmları vardır, deyü niçe sarây hammâmların vasf edüp tefâhür kesb ederler. Hakkâ ki hakîrin ma‘lûmu olduğu üzre elli aded sarây hammâmları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 220a ·
metinde göster ·
… ûn kimesneler bu şehirde mevcûddur. Her birinin kâr-ı memdûhâtından birer şemme
vasf
etsek tatvîl-i kelâm olup tahrîri seyâhatimize mâni‘ olur. Ammâ bu şehir kal‘a- …
Der-alâmet-i çârsû-yı bezzâzistân: Hamusu dörd bin dörd yüz aded dükkânçe-i ehl-i hıref ehl-i sanâyi‘âtdir. Cemî‘i erbâb-ı kâr-ı hezârfen Cemşîd-veş zû-fünûn kimesneler bu şehirde mevcûddur. Her birinin kâr-ı memdûhâtından birer şemme vasf etsek tatvîl-i kelâm olup tahrîri seyâhatimize mâni‘ olur. Ammâ bu şehir kal‘a-misâl bir kârgîr binâ-yı pür-meâl mükellef ü mükemmel kurşum kubâblı ve demir kapulu bezzâzistânı var kim bu kârhâneye duhûl eden kimesnelerin demâğları misk [ü] amber-i hâm ve sâ’ir ıtr-i nâkların râyiha-i tayyibelerinden âdemin demâğı mu‘attar olur bir bezzâzistândır kim niçe Mısır hazînesine mâlik hâcegîlerinin altun ve guruş sayması gıjıştısından âdeme dehşet hâsıl olup bir iz[di]hâm-ı bey‘ [ü] şirâ yeridir kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 227b ·
metinde göster ·
… u‘lar ve bunda olan şîrînkârlığ u gûnâ-gûn tasarruflar vâki‘ olmuşdur kim ehl-i
vasf
anın midhatinden kâsırdır.
Bunda olan âvîze-i maslûbât murassa‘lar ve bunda olan mihrâb u minberdeki tasannu‘lar ve bunda olan şîrînkârlığ u gûnâ-gûn tasarruflar vâki‘ olmuşdur kim ehl-i vasf anın midhatinden kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 238b ·
metinde göster ·
… a pâdişâhı Melik Mansûr münhedim etmişdir. Eğer bu şehr-i harâbı mâ-vaka‘ı üzre
vasf
etsem bir müdevven olur, ammâ bunda olan ibret-nümâ sütûnlar ve gûnâ-gûn biçilm …
Bunu dahi Afrika pâdişâhı Melik Mansûr münhedim etmişdir. Eğer bu şehr-i harâbı mâ-vaka‘ı üzre vasf etsem bir müdevven olur, ammâ bunda olan ibret-nümâ sütûnlar ve gûnâ-gûn biçilmiş iri ruhâm-ı mermerler ve niçe kerre yüz bin aded kubâb-ı tâk revâk-ı kisrâlar ve bî-hisâb havz sarây-ı azîmler içre fıskiyye ve şâzrevânlar var kim görenler vâlih ü hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 282b ·
metinde göster ·
… itâneye hedâyâ gönderüp bu kabr-i şerîfi eyle tezyîn etmişlerdir kim diller ile
vasf
olmaz.
Der-vasf-ı kubbe-i âşiyân-ı pür-envâr: Bir kurşum örtülü kubbe-i serâmed kârgîr binâ-yı âlî içinde âsûde olup misk [ü] amber-i hâm ile mülemma‘ ve mu‘attar olmuş bir kabr-i münevverdir kim cemî‘i züvvârânın demâğları mu‘attar olup cemî‘i selef pâdişâhları ve cümle Âl-i Osmân vüzerâları ve cümle Kırım hânları ve Kırım sultânları birer altunlu ve cevâhirli ve gümüşlü murassa‘ kanâdîller ve gûnâ-gûn maslûbât âvîzeler (âvîzeleri) bu âsitâneye hedâyâ gönderüp bu kabr-i şerîfi eyle tezyîn etmişlerdir kim diller ile vasf olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 379a ·
metinde göster ·
… sizin çün hammâm hâzırdır" deyü hammâma gidüp dâhil olduk, ammâ ne hammâm. Eğer
vasf
etsek müsevvedâtımız bir tomar-ı tavîle olur. Hâsıl-ı merâm bir semen-sîmâ ve p …
Ale's-sabâh tahte'l-futûr gelüp tenâvülden sonra hazînedâr gelüp "Buyurun sizin çün hammâm hâzırdır" deyü hammâma gidüp dâhil olduk, ammâ ne hammâm. Eğer vasf etsek müsevvedâtımız bir tomar-ı tavîle olur. Hâsıl-ı merâm bir semen-sîmâ ve perî-tal‘at ve kamer-heyet mahbûb Freng pençe dellâk kîse sürüp safâ edüp pâk olduk. Andan câmekâna çıkup gördüm: Hazînedâr lepâçelerimizin yanında âmâde durur. Andan bir gûne don gömlek dahi getirüp cümle harîr çatmalı ve nakışlı gömleği eynimize geydirüp bir kat atlas libâslar ve bir keşmîrî şâl kuşak ve bir saya kırmızı çakşır ve bir sîm ve mutallâ balıkdişi kabzalı hançer ve bir mercân kabzalı altın gılâflı bıçak ve bir mînâlı sâ‘at ve bir mercân tesbîh ve bir köse destâr ve bir katîfe kavuk ve bir sammûr kafâsı zümürrüdî çuka ferrâce getirüp cümle bu libâs-ı fâhireleri geyüp Paşa hazretleri huzûruna varup dest-bûsa rızâ vermeyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y54a ·
metinde göster ·
… e zîbâ san‘atlar ve gûnâ-gûn tasarruflar ile inşâ olunmuş kullelerdir kim ehl-i
vasf
anların medhinde âciz ve kâsırdır. El-hâsıl bir tarz-ı acîb ve bir tavr-ı garîb …
Her bâğı limon ve turunc ve servi ve bîd-i sernigûn dırahtları ile tezyîn olmuş gaytânlardır. Ve her kullede kat-ender-kat şâhnişînler ve zîbâ san‘atlar ve gûnâ-gûn tasarruflar ile inşâ olunmuş kullelerdir kim ehl-i vasf anların medhinde âciz ve kâsırdır. El-hâsıl bir tarz-ı acîb ve bir tavr-ı garîb cihân-nümâ kulle-i bâlâlardır. Ve bu bâğ u bâğçeler içre olan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y61b ·
metinde göster ·
etdiğimiz şehr-i ma‘mûrenin tâ ortasında bir kudret kayası üzre şekl-i müdevver …
Ve bu vasf etdiğimiz şehr-i ma‘mûrenin tâ ortasında bir kudret kayası üzre şekl-i müdevver bir içkal‘a-i zîbâ-yı âlîdir ve gâyet metîndir. Ve handakı kenârınca dâ’iren-mâdâr cirmi bin üç yüz adımdır. Ve handakı kırk arşın enli ve yigirmi arşın amîk kesme kaya handakdır. Ve handak içinden tâ kal‘anın esâsına varınca kaplıbağa-misâl münharif eğri binâdır. Her taşı fîl cüssesi misâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y164a ·
metinde göster ·
… mâ‘at-i kesîrenin çeşmleri münevver olup huşû‘ [u] hulû‘ ile ibâdet ederler. Bu
vasf
olunan on iki câmlardan mâ‘adâ cümle necef ve billûr ve moran nakş-ı cihân yüz …
Ve bu mihrâb u minberin ve kubbe-i pür-envârın musanna‘lığına göre Süleymân Hân mu‘allimlerinden câmcı Serhoş İbro nam üstâd câm inşâ etmek semtinde mâhir olmağile câm-ı Cem'den cem âyînin görüp bu câmi‘-i şerîfin mihrâbı üzre on iki câm-ı gûnâ-gûn ve hurde nakş-ı bûkalemûn sihr-i i‘câz etmiş kim şems-i âteştâb ebr içinden pertâb edüp ziyâsı zemîni münever etdükde bu mezkûr câmlara ziyâsı mün‘akis oldukda câmi‘-i nûr iken nûrun alâ-nûr olup cümle cemâ‘at-i kesîrenin çeşmleri münevver olup huşû‘ [u] hulû‘ ile ibâdet ederler. Bu vasf olunan on iki câmlardan mâ‘adâ cümle necef ve billûr ve moran nakş-ı cihân yüz beş câm-ı morandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y211a ·
metinde göster ·
Ve Hazret-i Resûl'e İskenderiyye ve Mısır'ın evsâfın be-dürüstî
vasf
edüp Hazret, safâ ve sürûrundan, Allâhümme yessîr bi'l-amreyn buyurdular, ve gü …
Ve Hazret-i Resûl'e İskenderiyye ve Mısır'ın evsâfın be-dürüstî vasf edüp Hazret, safâ ve sürûrundan, Allâhümme yessîr bi'l-amreyn buyurdular, ve günden güne Mısır'ın ve Kostantıniyye'nin fethine Sahâbe-i kirâmı tergîb ederlerdi. Ve bir kaç kerre Mısır meliki Mukavkıs'dan Hazret-i Risâlet'e hedâyâ ve nâmeler gelüp "Yâ Muhammed! Rûm keferesi destinde mağlûb ve mazlûm olduk. Mısır'ımız elimizden aldılar" deyü acznâmeleri gelirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y13a ·
metinde göster ·
… llâvî: Bu sultân hakkında Şeyh Şa‘râvî hazretleri Kitâb-ı Tabakât'ında ol kadar
vasf
eylemişdir kim diller ile ta‘bîr olunmaz.
Evvelâ şehrin tâ ortasında bâzâr-ı sultânî içinde âfitâb-ı nihânî ve kamer-i zindegânî eş-Şeyh Hazret-i Seyyid Alî-i Mahallâvî: Bu sultân hakkında Şeyh Şa‘râvî hazretleri Kitâb-ı Tabakât'ında ol kadar vasf eylemişdir kim diller ile ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y335a ·
metinde göster ·
… halkârî ve hûb u mergûb tasarrufât-ı gûnâ-gûnlar var kim erbâb-ı kemâl ve ehl-i
vasf
anın midhatinde âciz ü kâsırdır. Hakkâ Mısır'da dahi niçe câmi‘-i selâtîn-i sel …
Câmi‘-i Tâhir Baybars: Otuz altı sütûn üzre mebnî tâk-ı Havernakları üzre nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn nakş-ı Bihzâd mânend müzehheb ü mutallâ levhalı tavandır. Mihrâbı ve minberi tarz-ı kadîmdir. Lâkin cânib-i erba‘asının der-i dîvârında olan musaykal u mücellâ elvân elvân mevcli ebrî Hıtâyî kâğıd gibi kaplı tâslar var kim gûyâ herbiri birer âyine-i morandır. Bu câmi‘in misli dahi arâzî-i Mısır'da yokdur. Cemî‘i seyyâhân-ı cihânbîn bu câmi‘in vaz‘-ı esâsı beyânında âciz ü fürûmândedirler. Zîrâ bu savma‘a-i kadîmde ol kadar san‘at-ı kalemkârî ve nakş-ı halkârî ve hûb u mergûb tasarrufât-ı gûnâ-gûnlar var kim erbâb-ı kemâl ve ehl-i vasf anın midhatinde âciz ü kâsırdır. Hakkâ Mısır'da dahi niçe câmi‘-i selâtîn-i selef vardır kim anların dahi rûy-ı zemînde misilleri yokdur. Lâkin bu Minye câmi‘i vasfdan hâric ve beyândan âric bir tarz-ı acîb ve bir tavr-ı garîb vâki‘ olmuş câmi‘-i vâcibü's-seyrdir. Kıble kapusu üzre bu târîh yazılmışdır: Q 302bP 299b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y364b ·
metinde göster ·