… hlûl getirdi, vermedim. Allah emâneti olsun, ol garîbi kendi haline koyun" deyü
vasiyyet edüp
ertesi gün rûh teslîm edüp Ebâ Eyyûb-ı Ensârî cenbinde Yogurdcular Bâzârı içind …
Ve sol kapu mezkûr dud ağacına nâzırdır ve câmi‘ içi gâyet nûr ender nûr kubbe-i pür-nûrdur. Bunda olan müşebbek tuç revzenler üzre sadefkârî kapaklar ve câmları billûr ve necef ve moran ve hurdekâr câmlardır kim şems-i münevverin şu‘lesi pertevi urdukça câmi‘ içi nûr-ı pür-nûr olur ve bunda olan kürsî ve mü’ezzin mahfili bir câmi‘de eyle musanna‘ kürsî yokdur ve bundan olan şem‘dân ve çerâğdân ve günâgûn maslûbât âvîzeler ve ibrişim münakkaş hâliçeler bir câmi‘de yokdur. Hulâsa-i kelâm câmi‘ ve hân ve imâret ve mescîd ve medrese ve çârsû-yı bâzâr ve hammâm-ı latîfi cümle kârgîr binâ-yı ra‘nâsı serâpâ nilgûn rasâsı hâs ile mestûr bir şehr-i ma‘mûrdur kim cümle bu hayrât [u] hasenât gâzî-i sa‘îd u şehîd Sokullu Mehemmed Paşa binâsı olup ol ganîmet-i asrda temel nâzırı Sinân Ağa ahâlî-i vilâyet arzıyla yedi bin kîse masrâf gösterirler. Aslâ deftere nazar etmeyüp ihrâk bi'n-nâr eder. Tâ bu mertebe Hâtem-i Tayy ve Ca‘fer-i Bermekî bir vezîr-i akl-ı Aristo idi. Âhir sene (---) târîhinde kubbe altında dîvân-ı pâdişâhî edâ ederken serhad gâzîlerinin biri bir mahlûl ze‘âmet getirdikde vezîr, "Verilmişdir!" der. Serhadli eydür "Sultânım, beş kerre böyle mahlûl getirdim. Bir dahi getir sana vereyim, buyurdunuz. İşte at çatladup bunu getirdim" der. Yine vezîr "Verilmişdir!" deyince serhadli dal kurtıla olup divân-ı pâdişâhîde kubbe altında yedi vezîr huzûrunda vezîria‘zamın girîbânına yapışup kurtıla ile bir kaç kerre memesi üzre kurtıla[y]ı kabzasına varınca zerk edüp bir kaç kerre dahi karnına vurup kurtılayı vezîrin karnında burup bu serhadliye el kaldıranlardan bir kaçın dahi öldürüp dal satur-i serhaddî olup orta kapuda atına süvâr olup giderken akîbince dîvân askeri üşüp mecrûh Koca Vezîr-i munsıf eydür, "İncitmen, ben bana etdim. Hak ol serhadlimindir. Beş kerre mahlûl getirdi, vermedim. Allah emâneti olsun, ol garîbi kendi haline koyun" deyü vasiyyet edüp ertesi gün rûh teslîm edüp Ebâ Eyyûb-ı Ensârî cenbinde Yogurdcular Bâzârı içinde başka bir kubbe-i azîm içre medfûndur. Süleymân ve Selîm ve Murâd Hân'a vezîria‘zam olup kırk sene sadrıa‘zam olup niçe kerre ma‘zûl ve niçe kerre serdâr-ı mu‘azzam olup cemî‘i hayrât [u] hasenâtlarında üç yüz yigirmi hutbesi tilâvet olunup Rûmeli'nde Edirne râhında Burgaz kasabasındaki hayrât-ı azîmler dahi anın binâsıdır kim hâlâ cemî‘i evkâflarına neslinden İbrâhîm Hânzâdeler ol hayrât [u] hasenâtların ber-vech-i ocaklık mütevellîleridir, rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 20a ·
metinde göster ·
… rk bin altun ağalarıma ve kırk bin altun Mekke ve Medîne'ye deyü cümle vüzerâya
vasiyyet edüp
üçüncü gün dâr-ı bâkîye intikâl edüp cemî‘i İslâmbol'a vâveylâya düşdü.
Tabi‘at-ı yübûset ise felç marazına gâyet muzırdır. Felcin dâ’-i devâsı dâ’imâ müshil ve tahtânî şâfler lâzımdır. Netîce-i merâm günden güne hâli gâyet müşted olup bizim paşayı ve sâ’ir vüzerâ ve ümerâ-yı vükelâları katına kığırup vasiyyet etdi. Evvelâ huddâmlarım beni susuz öldürüyorlar, beni Alî Paşa câmi‘i mihrâbı önünde sâ’ir vüzerâ karındaşlarım cenbinde defn edüp kırk bin altuna başım ucunda bir çeşme-i cân-perver edin. Ve kırk bin altun ağalarıma ve kırk bin altun Mekke ve Medîne'ye deyü cümle vüzerâya vasiyyet edüp üçüncü gün dâr-ı bâkîye intikâl edüp cemî‘i İslâmbol'a vâveylâya düşdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 173b ·
metinde göster ·
Sene 941 târîhinde bizzât Sultân Süleymân Hân aleyhi'r-rahmeti ve'r-rıdvân hazretlerinin binâ-yı müteberrikesidir. Hattâ mukaddemâ Kızılbaş Bağdâd'a istîlâ etmezden mukaddem kal‘a-i Bağdâd Sünnniyândan Uzun Hasan-ı Bayındırî destinde iken ol asırda İmâm-ı A‘zam'ın bir Sünnî türbedârının vâkı‘asına İmâm-ı hümâm girüp "Benim kabrim üzre sandûkamı filân mahaldeki mezâra koy kim anda azâb-ı nâra müstahak bir kefere medfûndur" dedikde türbedâr hâbdan bîdâr olup İmâmın ta‘lîmi gibi eder. Meğer ol asırda İmâmın kabr-i münevveresinde kıbâb u hübâb u tekellüfden bir şey yok imiş. Ancak kendüleri el-Melikü'l-Mansûr-ı Devvânıkî nâm pâdişâhın mahpeshânesinde hasta iken vasiyyet edüp kazâ kabûl etmediğiyçün hapisde {80 yaşında} merhûm olup halîfeleri kendüyi sünnet üzre defn ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 343b ·
metinde göster ·
… ri diyârda bir Şî‘î ve Râfızî mürd olsa cümle mâlın Hazret-i Muhammed Hanefî'ye
vasiyyet edüp
na‘ş-ı murdârın Muhammed Hanefî civârında defn ederler. Ve nehr-i Deyr ile nehr …
Ammâ bu memâlik-i Irâk'da cereyân eden enhârların aslı dokuz aded nehr-i azîmdir. Evveli fevkânîdir kim nehr-i Merre, Şatt'dan garb tarafına ayrılup şimâl cânibinde olan kurâları reyy edüp nehr-i Deyr'e rîzân olur. Nehr-i Deyr, Meşhed-i Muhammedü'l-Hanefî âsitânesi kasabasında nehr-i Şatt'dan ayrılır bir ziyâretgâh-ı azîm şehirdir, ammâ cümle halkı Râfızî ve Şî‘îlerdir. Gayri diyârda bir Şî‘î ve Râfızî mürd olsa cümle mâlın Hazret-i Muhammed Hanefî'ye vasiyyet edüp na‘ş-ı murdârın Muhammed Hanefî civârında defn ederler. Ve nehr-i Deyr ile nehr-i Merre'nin mâbeyni üç mîl mesâfedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 344b ·
metinde göster ·
Bağdâd'dan ara yatıda bu rabtaya gelinir ammâ bizler âheste âheste geldik. Bu kasaba Necef hâkinde ve Kerbelâ sahrâsında Mekke türâbında (---)(---)(---)(---) kenârında (---) nahlistân-ı gülistân [ve] bâğ [u] bostânlı cümle (---) aded hâne-i âbâdânlı kasaba-i ma‘mûrdur. Câmi‘i ve medrese ve imâreti vardır kim cemî‘i ehl-i züvvâra ni‘meti mebzûldür. Ve hânları ve hammâmı ve üç yüz mikdârı dekâkînleri ve mesîregâhları vardır. Gerçi her mülûk [u] selâtîn bu İmâm Hüseyin şehrin imâr etmişlerdir. Ammâ ibtidâ bânîsi halîfe-i Bağdâd'dan Sultân Adud binâsıdır. İlâ hâze'l-ân Acem şâhlarından niçe yüz bin tümen mâl-ı nezerât gelüp ve niçe bin âdem mâlın İmâm Hüseyin'e vasiyyet edüp merhûm oldukda diyâr-ı Acem'den vücûdun getirüp civâr-ı İmâm Hüseyin'de defn edüp mâllarıyla bu şehir âbâdân olmadadır. Hâlâ bu hayrâtın nâzır-ı nuzzârı Bağdâd mollalarıdır. Deşt-i Acem'de iken nâzırı bizzât şâh-ı Acem'dir. Zîrâ cemî‘i kavm-i Acem Ka‘be'ye gidüp gelirken bu İmâm Hüseyin'i ziyâret ederler. Niçe bini hemân "İmâm Hüseyn'i ziyâret edüp bir hacc etdim." deyüp vilâyetine gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 349a ·
metinde göster ·
Hazret-i Alî eydür: "Lillahi ve Resûlihî bu Mülcem'i incitmen. Bu mâdde ezelü'l-ezelde bey‘ [u] şirâ olunmuş metâ‘dır. Şimdi bâzâra çıkdı". Mülcem'i kendi eliyle Hazret-i Alî halâs edüp cümle cemâ‘ate ve İmâm Hasan ve İmâm Hüseyn'e vasiyyet edüp eydür, "Ben merhûm oldukda beni pâk gasl edüp techîz [ü] tekfînimle kaput içre koyup karındaşım Ukayl namâzım kılsın ve nikâblı bir şütürbân devesiyle gelüp benim na‘şımı tabutumla devesine yükledüp ne cânibe giderse vücûdum götürsün ve illâ olmaya kim ol deveciye bir kîl [u]355a kâl diyesen. Ve ey oğlum İmâm Hasan, şimden gerü sen de Medîne-i Münevvere'de deden Hazret-i Muhammed civârında sâkin ol, dedi. Ve ey nûr-ı hûn-ı ciğer-kûşem İmâm Hüseyin, sen de bu hâk-i Irâk'ın Deşt-i Kerbelâ'sında vatan edin" deyü (---)(---) vasiyyetler edüp Hicret'in kırkıncı sâlinde Arapça emrine imtisâlen rûh-ı şerîfi cânib-i Hakk'a revâne olup vasiyyeti üzre cümle müheyyâ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 354b–355a ·
metinde göster ·
Paşanın dahi âvâzı kesilüp bir zenbûr-ı asel gibi sızlardı. Bir gün paşa, lisân-ı hâl ile bâkî kalan ağavâtlar huzûrunda vasiyyet edüp Mankalya {şehri} hâricinde Muharrem Sultân mesîregâhında defn etmeği anlatdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 32a ·
metinde göster ·
… ârlı ve doğancılar ve Hâsodalarına vakf edüp her gece kırk bin salavât-ı şerîfe
vasiyyet edüp
yigirmi bin altunu teslîm-i mütevellî etdi ve yigirmi bin altun kendü tevâbi‘ u …
Paşa eydir: "Hey cânım, siz hasîbü'n-nesîb vehhâmlarsız. Baban Murâd Hân dahi gördüğü düşlerden vehm edüp her vâkı‘ayı parmağına dolayup söylemedik âdem komazdı. Sen dahi eylesin, ammâ gidere şu evhâmı. İbtidâ bu düşü bana söyledin. Ben hayr ile ta‘bîr etdim. Söz burada kalsın" deyü Sultân'a Paşa niçe gûne tesellîler verdi, ammâ müfîd olmayup Sultân günden güne cânib-i Hakk'a müteveccih olup yigirmi bin altun Mekke ve Medîne'ye ve yigirmi bin altun Harem-i Hâs'ın büyük ve küçük ve seferli ve kavurmacılar ve hazîneli ve kilârlı ve doğancılar ve Hâsodalarına vakf edüp her gece kırk bin salavât-ı şerîfe vasiyyet edüp yigirmi bin altunu teslîm-i mütevellî etdi ve yigirmi bin altun kendü tevâbi‘ u levâhıklarına ve yigirmi bin altun Melek Ahmed Paşa'nın cümle-cümle ağavâtlarına vasiyyet edüp teslîm-i mütevellî etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 76b ·
metinde göster ·
… evâhıklarına ve yigirmi bin altun Melek Ahmed Paşa'nın cümle-cümle ağavâtlarına
vasiyyet edüp
teslîm-i mütevellî etdi.
Paşa eydir: "Hey cânım, siz hasîbü'n-nesîb vehhâmlarsız. Baban Murâd Hân dahi gördüğü düşlerden vehm edüp her vâkı‘ayı parmağına dolayup söylemedik âdem komazdı. Sen dahi eylesin, ammâ gidere şu evhâmı. İbtidâ bu düşü bana söyledin. Ben hayr ile ta‘bîr etdim. Söz burada kalsın" deyü Sultân'a Paşa niçe gûne tesellîler verdi, ammâ müfîd olmayup Sultân günden güne cânib-i Hakk'a müteveccih olup yigirmi bin altun Mekke ve Medîne'ye ve yigirmi bin altun Harem-i Hâs'ın büyük ve küçük ve seferli ve kavurmacılar ve hazîneli ve kilârlı ve doğancılar ve Hâsodalarına vakf edüp her gece kırk bin salavât-ı şerîfe vasiyyet edüp yigirmi bin altunu teslîm-i mütevellî etdi ve yigirmi bin altun kendü tevâbi‘ u levâhıklarına ve yigirmi bin altun Melek Ahmed Paşa'nın cümle-cümle ağavâtlarına vasiyyet edüp teslîm-i mütevellî etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 76b ·
metinde göster ·
mühr kîsesinde olan üç yüz kıt‘a elmas taşları cümle defter ile on kıt‘asın oğl …
deyüp cümle ağavâtları huzûruna çağırup vasiyyet edüp mühr kîsesinde olan üç yüz kıt‘a elmas taşları cümle defter ile on kıt‘asın oğlu İbrâhîm Beğ'e ve on kıt‘asın Seydîzâde Mehemmed Beğ'e ve on kıt‘asın kerîmesi Hânım Sultân'a ve mâ‘adâsın ağalarına verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 186a ·
metinde göster ·
… e dinsinler(?), İslâmbol'a sıhhatle gitsinler ve cümle oğulların öpsünler" deyü
vasiyyet edüp
ol Cum‘a cemâ‘ati arasında bir kerre "Yâ cemâlallâh" deyüp rûh teslîm edince de …
"Cümle cemâ‘at hâzır iken dağılmasınlar. Fursat ganîmetdir emânetimiz teslîm edelim. Beni ılıca suyiyle fi'l-hâl yaykasınlar ve Süleymân'ım beni Budin'e dinsinler(?), İslâmbol'a sıhhatle gitsinler ve cümle oğulların öpsünler" deyü vasiyyet edüp ol Cum‘a cemâ‘ati arasında bir kerre "Yâ cemâlallâh" deyüp rûh teslîm edince der-akab Süleymân Hân gelüp cenâzesine hâzır olup ol ân techîz ü tekfîn ıskât salâtiyle gasl edüp bizzât namâzın Ebussu‘ûd Efendi kılup ibtidâ-i fetihde hâk-i pâk-i 78a Budin'de defn olunan ve iki kerre yüz bin cemâ‘at-i kesîre ile cenâzesi namâzı kılınan fukarâ-yı Bektaşiyân'dan Gül Baba hazretleridir kim Ebü'l-feth Sultân Mehemmed ve Bâyezîd ve Selîm-i Evvel ve Süleymân Hân ile cemî‘i gazâlarda mevcûd olan Gül Baba-yı Âl-i Abâ'dır, kaddesenâllâhu bi-sırrıhi'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 77b–78a ·
metinde göster ·
… ık dîvârlı mezârlıkdır. Ve kendü içün dahi bir kabir inşâ etdirüp ahâlî-i şehre
vasiyyet edüp
kırk sene mu‘ammer olup ba‘dehu âhirete intikâl edüp vasiyyetleri üzre cümle ah …
Ve yine Dervîş kendü keremlerinden katl etdüği harâmîleri dağa götürüp gasl edüp ale't-tertîb bir mastaba üzre ceng etdikleri Oklu Çam nâm mahalde defn etmişlerdir. Hâlâ etrâfları çevrilmiş alçacık dîvârlı mezârlıkdır. Ve kendü içün dahi bir kabir inşâ etdirüp ahâlî-i şehre vasiyyet edüp kırk sene mu‘ammer olup ba‘dehu âhirete intikâl edüp vasiyyetleri üzre cümle ahibbâ Dervîş'i harâmîlerin yanında cümleye ser-çeşme defn etmişlerdir. Hâlâ bu kûh-ı bâlâ içre "Oklu Dede" deyü âyende vü revendeye ziyâretgâhdır ve "Oklu Çam" deyü meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y24a ·
metinde göster ·
… k tâhir hammedir. Ve cemî‘i huddâmları cümle dilberândır. Sâhibü'l-hayrât böyle
vasiyyet edüp
vaz‘ etmiş, rahmetu'llâh. Ve köşe köşe halvetleri cümle kapuludur. Ol halvet-i …
Ve Melik Tâhir kabri kurbunda Küçük hammâm tavsîfden müberrâ bir pâk tâhir hammedir. Ve cemî‘i huddâmları cümle dilberândır. Sâhibü'l-hayrât böyle vasiyyet edüp vaz‘ etmiş, rahmetu'llâh. Ve köşe köşe halvetleri cümle kapuludur. Ol halvet-i pür emânlarda âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y246a ·
metinde göster ·