… p Erzurûm'da meştadır, deyü sâ’ir eyâlet mîr-i livâlarına destûr verilüp herkes
vatan-ı
aslîlerine revâne olup cânib-i Revân'a revân olmadan ferâğat olunup yine Gümüşl …
Menzil-i karye-i Umudum: Bundan cümle guzât-ı zafer-me’ser alay-ı azîm ile Erzurûm'a girecek mahalde Defterdârzâde efendimizin kethüdâsı Alî Ağa Paşa'nın cümle askeriyle ve cümle Revân derneğine cem‘ olan muhâfazacı asker ile Seydî Paşa'ya istikbâle çıkup bir tantana ve debdebe ve gulgule-i azîm alay ile cümle üsârâlar dest-ber-kafa keşân-ber-keşân çekerek Erzurûm Vâlisi Mehemmed Paşa efendimizin otâğına Gümüşli Künbet nâm mahalde nüzûl edüp Paşa-yı zî-şân "Gazân kutlu olsun" deyü Seydî Ahmed Paşa'ya otak kapusuna dek piyâde istikbâle çıkup birbirini bağrına basup Bâkî Paşa'yı soluna, Seydî Paşa'yı sağ cânibine alup meks etdiler. Ve Ketağaç Paşa ve sâ’ir mîr-i livâlar dahi cümle paşanın dest-bûsiyle şerefyâb olup cemî‘î guzâta 333b bir ziyâfet-i âlî olmuşdur kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Ba‘dehû cümle gâzîlere yüz yetmiş pâre zerdûz hil‘at-i fâhireler ihsân olunup Seydî Paşa'ya ve Bâkî Paşa'ya ve Ketağaç Paşa'ya birer semmûr kürk ihsân olunup cümle guzât haymelerine mesrûr [u] şâdmân gidüp her mîr-i livâdan gazâ mâlı hedâyâlar gelmeğe başladı. İbtidâ Seydî Paşa hedâyâsı gelüp ibtidâ yüz elli Kazak dilîri ve on bir Hatman-ı Kazak ve Başsirke Kazak ve iki yüz Mikril Kazak ve yüz elli gulâm-ı nâresîde-i mahbûb-ı civân ve kırk vukıyye sîm-âvân ve yüz aded duhter-i pâkîze-ahter bintân ve bir katır ile zerdeva ve sansar postu ve yedi görüge zırh ve niçe zî-kıymet eşyâlar hedâyası geldi. Ba‘dehû Ahıçka Paşası Sefer Paşa hedâyâları bî-hisab geldi. Ba‘dehû Bâkî Paşa hedâyâsı geldi. Ba‘dehû Ketağaç Paşa tuhefâtı gelüp paşa sürûr [u] şâdmânından cümle pîşkeşleri cemî‘î kapucubaşılarına ve a‘yân-ı vilâyete ve pes-pâye tevâbi‘ [u] levâhıkına bezl edüp cümle tevâbi‘ini mesrûr [u] handân edüp kendiler dahi şâdân oldu. Ammâ günden güne şiddet-i şitâ müştedd olup cümle haymeleri kar basdı ve asâkirin kuvvet [ü] gümânları yasdı, deyü müşâvere olup Revân derneğine zamân kalmayup şimden gerü rûz-ı kasımı sicl edüp Erzurûm'da meştadır, deyü sâ’ir eyâlet mîr-i livâlarına destûr verilüp herkes vatan-ı aslîlerine revâne olup cânib-i Revân'a revân olmadan ferâğat olunup yine Gümüşlü Künbet nâm mahalde serâperdeler ile meks olunup hikmet-i Hüda hevâlar küşâde olup şeb [u] rûz zevk u safâya meşgûl olduk. Meğer Paşa efendimiz bu hakîre sehl dilgîr olmuş. Hakîr Seydî Ahmed Paşa'ya ricâ edüp ol dahi bir mahalde hakiri hüsn-i ta‘bîr ile paşadan ricâ edüp "Emr-i şerîfiniz ile bize hizmete geldikde hakîr Evliyâ Çelebi'yi Gönye istıhlâsına götürdüğümüz cürm ise afv eylemeniz ricâ ederiz. Zîrâ Gönye fethinde ibtidâ ezân-ı Muhammedî'yi Evliyâ Çelebi okuyup niçe kerre guzât-ı müslimîni cenge terğîb içün gülbâng-i Muhammedîler çeküp bir seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdem hâfız-ı Kelâmullah ve mücâhid-i fî-sebîlillah kulunuzdur, cürm bizimdir, afv eylesin" deyü latîfe-âmîz güft [u] gûlar edüp bizi Paşadan ricâ etdikde paşa efendimiz eydür "Ânın cürmü afv olunmaz. Zirâ biz anı sancakbeğlerinin Revân derneğine gönderdik. Ol me’mûr olmaduğu yere gider. Anın cürmü sekiz sâ‘atde bir hatm-i şerîf indirirse afv olunur. Ve illâ ana ta‘zîr-i lisân cerâhâtü's-sinândan eşedd lâzımdır" dedikde dest-bûs edüp Bismillah ile tûl-ı nehârda tokuz sâ‘atden ziyâdecede bir hatm-i şerîf edüp tekrâr zemîn-bûs edüp bir semmûr pâçası kürk ve bir sîm zeynli raht ile sâfinâtü'l-ciyâd misillü bir kula at ve bir kat esvâb ve iki pençe-i âfitâb Gürcî gulâm-ı mehtâb-âsâ çaker-i bâkir ihsân edüp Erzurûm eyâletinin bî-namâz hizmetin dahi ihsân edüp şeb [u] rûz zevk u şevke meşgûl olduk. Hikmet-i Hudâ her izzet [u] sürûrun sonu nâ-kâmlık imiş ve her günün âkıbeti telh-kâmlık imiş. Âdet-i mukarrere-i nâ-fercâm idüğüne şübhe yokdur. Hikmet-i İlâh işbu bin elli (---) senesinin mâh-ı (---) günü Âsitâne tarafından Tatar Alaş ulaklığile gelüp "Vezîr-i a‘zam Sâlih Paşa'yı Sultân İbrâhîm Hân bi-gayr-i hakkın katl edüp Tezkireci Ahmed Paşa vezîria‘zam oldu" deyince Paşa müte’ellim olup aslâ bir ferd-i âferîdeye haber etmeyüp şeb [u] rûz sâz [u] sözü sohbetin bozmayup eyâlet-i Erzurûm'da olan bekâyâlara mukayyed oldu. Zîrâ Sâlih Paşa, bizim paşanın pederi Mustafâ Paşa'nın gulâm-ı hâssalarından idi kim mahsûsan Paşa efendimize eyâlet-i Erzurûm'ı anlar ihsân etdi. Ve Hezârpâre Ahmed Paşa, Kara Mustafâ Paşa'nın baş tezkireciliğinden berü bizim Defterdârzâde efendimizin adüvv-i cânı idi. Bu ahvâli bir kimseye keşf-i râz etmeyüp Seydî Paşa ve Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve Deli Dilâver Paşa ile serâperdelerinde şeb [u] rûz Hüseyn-i Baykarâ meclisleri olup sâz [u] söz fasılları olmada idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 333a–333b ·
metinde göster ·
… ra'ya firâr edüp anda dahi karâr edemeyüp diyâr-ı Acem'de çok seyâhat edüp âhir
vatan-ı
aslîsi olan şehr-i Sivas-ı Rûm'a gelüp anda hâlâ kabri olan kaya üzre bir gâr-ı …
Menâkıb-ı Süheyb: Bir gün bu Abdülvahhâb, Hazret'e eydür, "Yâ Resûl! Bu gice vâkı‘amda mübârek dest-i şerîfinizle yedi kerre {benim agzıma} beyâz daru doldurdunuz" der. Hazret-i Habîb buyurdular kim "Yâ Süheyb! Müjde sana kim cihân-ârâ ulemâ-yı mütebahhirînden müfessir ve muhaddis ve musannif olup Ebü'l-Me'âl olursun" buyurdular. Andan sonra bu Süheyb-i Rûmî lâ-nazîr ulemâ olup tâ Hazret-i İmâm-ı A‘zam ve Hümâm-ı Akdem'e gelince mu‘ammer olup İmâm-ı Hümâm ile mübâhase-i ilm edüp İmâm bunlardan şerâ‘it-i vuzû‘ ve guslü ve tertîb-i rükû‘ [u] sücûdu sünnet-i Resûlullâh üzre bunlardan ahz eylemişdir ve Hazret asrında bu Süheyb 78b eyle şâ‘ir u mâhir ü meddâh-ı Resûl ve meddâh-ı gazavât-ı Hazret-i Hamza oldu kim gûyâ Ebü'l-Me’âl-i Kayserî oldu. Zamânında anınla mübâhase-i ilm ve imtihân-ı fenn-i şi‘ir etmeğe İmrü'l-Kays ve Hassân ve Razvî-i Belhî kâdir değiller idi. {Ve Hazret-i Resûl huzûrunda ve cümle ashâb-ı güzîn beyninde kıssa-hânlık edüp cümle meddâhların silsilesi ana çıkar}. Ashâb-ı güzîn ta‘accüb edüp vâkı‘asında Hazret-i Resûl Süheyb'in ağzına darı doldurduğu rü’yâsı te’sîridir derlerdi. Hazret-i Resûl intikâlinden sonra Çâryâr-ı Güzîn'in hilâfetlerinde hizmet edüp Hazret-i Alî'den sonra hilâfet Mu‘âviye'ye değüp anlar hasîs u le’îm u ekûl olduğundan anlar ile ülfet etmeyüp âlem-i seyâhata çıkdı. Hattâ Yezîd ibn Mu‘âviye asrında deşt-i Kerbelâ'da İmâm Hüseyin tarafından bulunup ol hâdise-i pür-melâlde dibelik dâğ-ı derûn hâsıl edüp Basra'ya firâr edüp anda dahi karâr edemeyüp diyâr-ı Acem'de çok seyâhat edüp âhir vatan-ı aslîsi olan şehr-i Sivas-ı Rûm'a gelüp anda hâlâ kabri olan kaya üzre bir gâr-ı kadîm içre halkdan münzevî olup tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl iken kayser-i Rûm kızı buna âşık olup ol dahi ana meyl [ü] muhabbet edüp mürted oldu derler. Hâşâ sümme hâşâ! Ol kızı ve kızın babasını ve üç bin aded âdemlerin cümle İslâm ile müşerref edüp ba‘dehû yüz on sene dahi mu‘ammer olup niçe müctehidîn bunlardan ve Baba Rüten-i Hindî'den mesâ’il-i şer‘iyyeler ahz etmişlerdir. Zîrâ Baba-yı Rüten dahi ashâb-ı güzînden olup cümle müddet-i ömrü sekiz yüz sene olmuşdur, zîrâ arkasın Hazret-i Resûl sığamışdır. Ammâ bu Süheyb Baba Rüten kadar mu‘ammer olmadı. Ammâ bahr-i ma‘ârif [ü] ummân-ı hakîkî olup âhir murğ-ı dili bâz-ı ecelden halâs olmayup dâm-ı gûra düşüp hâric-i Sivas'da mezkûr kaya üzre bir ulu âsitâne-i kübrâda medfûndur. Bunların hakkında Hazret-i Habîb-i Hudâ buyururlar kim hadîs-i şerîfdir kim Firdevsü'l-Ahbâr'da mestûrdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 78a–78b ·
metinde göster ·
… ere dîn-i İslâm ile müşerref olup cümle kâfiristân kendülere mu‘tekid olup âhir
vatan-ı
mukaddemi olan Babadağı'nda sâkin ü medfûn olunduğiyçün hâlâ Babadağı derler. A …
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim Hazret-i Sarı Saltık Muhammed Buhârî hazretleri Hacı Bektâş-ı Velî ile Horâsân'dan hurûc edüp Rûm'a teveccüh etdiklerinde Bektâş-ı Velî’nin izn-i şerîfiyle bu Babadağı mahallinde tavattun edüp Leh ve Çeh ve Nemse ve İsfaç ve Moskov memleketlerinde Saltık nâmıyla seyâhat edüp şöhre-i şehr olup nihânîce niçe yüz bin kefere dîn-i İslâm ile müşerref olup cümle kâfiristân kendülere mu‘tekid olup âhir vatan-ı mukaddemi olan Babadağı'nda sâkin ü medfûn olunduğiyçün hâlâ Babadağı derler. Ammâ mukaddemâ bir hıyâbân ormanistân-ı çengelistân imiş. Bâyezîd-i Velî anları rü’yâ-yı sâlihalarında görüp bu şehri anlara vakf eylemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 126b ·
metinde göster ·
Şefî‘î Çelebi eydür "Dinlen ey ihvân-ı vefâ! Bu çeşme ol ayn-ı zülâldir kim ömründe kan etmişse ve âlem-i sabâvetinden terü tâzeliğinde yef‘allendi ise ol cereyân eden çeşmesârdan su alup nûş edemez. Eğer pâk-dâmen ise bilâ-tereddüd âb-ı hayâtından nûş edüp safâ vü sürûr eder. Nûş edemeyen halkdan hicâb eder. Halk arasında mezmûm-ı âlem ve bednâm-ı âmm olur. Böyle çeşmeye gitmek câ’iz mi?" dedikde niçe yârân eyitdi "Şefî‘î Çelebi, kırk gündür hâne-berdûş olup vatan-ı aslîsine varup cum‘a giceleri deynini kazâ edüp cemâl oynatsa gerek" dediklerinde Şefî‘î Çelebi'ye bu gûne kelâm-ı ta‘n-âmiz bâr-ı sakîl gelüp "Doğuran kısrak utansın, gitmeyen zen-i fertûte olsun. Yürü baba yürük yürü, bize yol göster" diyerek azm-i râh-ı çeşme-i tâli‘ deyüp gitmedeyiz, ammâ yârânların çoğu, "Yolları sa‘b imiş ve hayli tûl-ı dırâz yol imiş" demeğe başladılar. Âhir ol cây-ı ma‘hûd-ı aynu'l-hayâta varup hıyâbân içre atlardan nüzûl edüp meks eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 142b ·
metinde göster ·
… dir. Müddet-i ömrü altmış bir olup ve sene altmış iki âhirinde merhûm olmuşdur.
Vatan-ı
aslîleri Karadeniz sâhilinde Tarabefzûn-ı işret-füzûnde neşv ü nemâ bulup âhir …
Ammâ bir eksikdir. Müddet-i ömrü altmış bir olup ve sene altmış iki âhirinde merhûm olmuşdur. Vatan-ı aslîleri Karadeniz sâhilinde Tarabefzûn-ı işret-füzûnde neşv ü nemâ bulup âhir Bağdâd fethinde şehîd olan Sadrıa‘zam 145b Tayyâr Mehemmed Paşa re’îsi idi. Ba‘dehû Murâd Hân-ı Râbi‘ fermânıyla Melek Ahmed Paşa'ya Bağdâd eyâletinde re’îs oldu. Devlet-i Âl-i Osmân'da Tâc kadar ve Okçuzâde ve Veysî kadar münşî ve mustalah ve kânûn-şinâs bir serî‘u'l-kalem gûyâ kâtib-i vahy idi. Rahmetullah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 145a–145b ·
metinde göster ·
Andan İmâm Hüseyin dahi Yezîd b. Mu‘âviye tasallutundan terk-i
vatan-ı
asliyye edüp Kûfe şehrine cümle ehl [u] ıyâliyle ve yetmiş bin sahâbe-i kirâm i …
Andan İmâm Hüseyin dahi Yezîd b. Mu‘âviye tasallutundan terk-i vatan-ı asliyye edüp Kûfe şehrine cümle ehl [u] ıyâliyle ve yetmiş bin sahâbe-i kirâm ile hicret edüp kâh Bağdâd'da ve kâhîce şehr-i Haleb'de ve kâh Vâsıt şehrinde ve Basra'da sâkin olurdu. Ammâ cümle kavm-i Irâk ve cemî‘i kavm-i Acem ve cümle ehl-i Medâyin ü Arab-ı Urbân, Hazret-i Resûl ve Hazret-i Alî hatırıyçün İmâm Hüseyin'den bî‘at edüp Yezîd'den bî‘at etmediklerinden Yezîd müte’ellim olup ammâ Hüseyin'i tecdîd-i bî‘at idesin deyü Şâm'a da‘vet eyledi. İmâm Hüseyin dahi "Ben târik-i dünyâyım, bana hilâfet ü bî‘at lâzım değildir. Bir köşe-i vahdetde şehr-i Kûfe içre halkdan fâriğ bir merdim." deyü Yezîd'e nâme gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 349b ·
metinde göster ·
… ı kâr Hazret-i Âdem'e secde etmeyüp Allah'a âsî olduğu ecilden merdûd olup yine
vatan-ı
aslîsi olan 395b edîm-i arza Hazret-i Âdem ve Havvâ ve yılan ve tâvûs ile dör …
Hülâsa-i kelâm her elsine-i muhtelifede niçe İblîs esmâları vardır ammâ biz muhtasar kıldık. Hatta ıstılâh-ı sûfiyyûnda ismine Nedîm derler. Hatta bâlâda tahrîr olunduğu üzre Hazret-i Risâlet ile {İblîs} yedi sâ‘at kelimât edüp anda dahi merdûd olup gitdikde Hazret-i Alî buyurmuşlardır kim "Eğer İblîs mel‘ûn olmasa iyi musâhib olurdu. Zîrâ devr-i dünyâdan berü mu‘ammer olup çok umûr u ser-encâmlar görmüşdür, ammâ la‘îndir." buyurmuşlardır. Ammâ cemî‘i elsinede ismi yâd olunsa la‘n edüp isminden nefret ederler. Ammâ sâhib-i sülûk olan kimesneler dillerin zabt eylemek içün İblîs'e ve Yezîd'e la‘net demeğe revâ görmemişler. Netîce-i kelâm bu edîm-i arzda ve yedi kat ka‘r-ı zemînde ve yedi kat gökde ismi vardır. Hatta lisânları olmayan kavm-i bî-zebânlarda ya‘nî dilsizler lisânı üzre şeytânın işâreti sağ elinin salavât parmağın sağ gözü yanına koyup parmağın eğri etse şeytân demek işâretidir. Ammâ be-kavl-i Cerîr-i Taberî ve be-kavl-i Keşşâf hazretleri ve Sultânu'ş-şüyûh Hazret-i Ekber Arabî ya‘nî eş-Şeyh Muhyiddînü'l-Arabî bunlar müttefekun aleyhdirler kim evvelâ İblîs bâlâda tahrîr olunduğu üzre cân kavminden bir âbid ü zâhid gulâm-ı necîb idi. Cenâb-ı Kibriyâ bu Hâris-i İblîs'e melâyikeleri imdâd verüp âsî olan cân kavimlerin kırup rûy-ı arzda İblîs yedi bin yıl pâdişâh olup zühd [ü] takvâsıyla bile Cenâb-ı Allah'a takarrub edüp kâhîce âsumâne urûc edüp yedi kat gökde ve sekiz kat uçmakda cemî‘i melâyike-i kerrûbânlara karışup emr-i Hak ile cümle meleklere mu‘allim olup yedi kat göğün her katında yedişer bin yıl ibâdet edüp âhir-ı kâr Hazret-i Âdem'e secde etmeyüp Allah'a âsî olduğu ecilden merdûd olup yine vatan-ı aslîsi olan 395b edîm-i arza Hazret-i Âdem ve Havvâ ve yılan ve tâvûs ile dördü rûy-ı zemîne dergâhdan hubût etdiklerinde cenâb-ı Allah Racîm'e ibtidâ nefsi havâle kıldı. Zîrâ Âdem ile Havvâ cennetde hırâmânî reftâr [u] güftâr ederlerken İblîs anların cimâ‘ına hased edüp Âdem'i ta‘kîb ederdi. Rûy-ı arzda ana dahi Allah şehveti havâle edüp serserî vü sergerdân ve zâr u giryân gezerdi ve dâ’imâ cânından bezerdi. Âhir sihr-i efsûn ile hâkden kendüye bir dişi peydâ edüp anınla cimâ‘ ederdi. Eşinün ismin Sanâ‘ koyup her anda niçe bin kerre serçe kuşu gibi cimâ‘ ederdi ve cimâ‘ı dahi hemân kuş gibidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395a–395b ·
metinde göster ·
… lâha isbât etdiği mâlların verüp niçesine harçlık ihsân edüp herkes gemiler ile
vatan-ı
aslîlerine revâne oldular.
Hikmet-i Hudâ bu gûne zevk-i surûr-ı safâda iken deryâdan on pâre Urus şaykaları nümâyân olup kal‘a-i Varna deyüp gelmede. Meğer bunlar Kavarna iskelesi câniblerin nehb ü gârete gidüp bu Varna ahvâlin istimâ‘ edüp var kuvveti bâzûya getirüp imdâda gelirken hemân paşa-yı kâr-âzmûde küffârdan alınan yigirmi altı pâre Urus şaykalarına sekbân ve sarıcadan pür-silâh seksener {aded} fitoz ve bahâdır fetâlar koyup Varna kal‘ası limanında yatan yigirmi pâre şayka ve karamürsellerin sandallarına yigirmişer aded pür-silâh yiğitler koyup cümle Varna gemicilerin küreğe koyup limanlı havâ-yı latîfde Kazak firkateleri kal‘a altına gelirken bunlar dahi âmedânî kal‘a limanından kâfire kırk pâre gemi karşu çıkup bunlar anlara Kazaklar bunlara bir yaylım kurşum elbeştisi edüp sadâ-yı Allâh Allâh ile aslâ kâfire amân vermeyüp on pâre gemileri feth etdiler, zîrâ bu mel‘ûnlar Kavarna {şehri} altında ceng edüp içlerinde yaralı ve bereli kâfirleri olup cenge iktidârları olmayup keştîbânlık edecek ve âlât-ı levâzımât-ı bâdbânların ve cümle âlât-ı halatın kullanmağa ve içlerinde "orsa poca" demeğe hükm-i hükûmât eder hatmanları bile mürd olup {mukaddemâ gemiler} içinde esîr olan ümmet-i Muhammedler dahi bizim gemiler sarıldığın göricek anlar dahi imdâd edüp bu vak‘ada bizden bir âdem şehîd olmadan on pâre şaykalar feth olup azîm şâdumânlar edüp küffârın haçlı bayrakların ser-nigûn ederek dankiyolar çalup top u tüfeng şâdumânları edüp yine sâlimîn ü gânimîn on pâre şayka ile Varna limanına lenger 30a endâht olup şâdumân-ı top u tüfeng ve fişengden şehr-i Varna murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde {kalup} ba‘dehû paşanın serâperdesi gelüp cümle ordu-yı İslâm tınâb tınâba çıt-a-çıt kurulup ceng-i harbî tablları döğülüp dîvân-ı pâdişâhî oldukda ibtidâ Yûsuf Kethüdâ'ya bir semmûr hil‘at-i fâhire ve kapucular kethüdâsına ve sâ’ir kapucubaşılardan yigirmi ağaya ve yetmiş bayrak bölükbaşılarına birer hil‘at-i fâhire ve ihsân-ı vâfireler ile behremend [ü] behreyâb olup baş dil getiren garîb yiğitlere kırkar guruş ve birer gümüş çelenk ile ser-firâz etdiler ve sandalların imdâd veren yigirmi pâre şayka kapudanlarına birer hil‘at ve kürek çeken levendâtlarına onar guruş in‘âm olunup Kazak-ı Ak'ın şaykalarında {esîr} bulunan ümmet-i Muhammed esbâbların başka yığup esîr olan ibâdullâh halâs olduklarına hamd [ü] senâ ederken cümle ibâdullâha isbât etdiği mâlların verüp niçesine harçlık ihsân edüp herkes gemiler ile vatan-ı aslîlerine revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 29b–30a ·
metinde göster ·
Menzil-i Palanka-i Rıdvaniçse: Evvel ve âhir Leh kralının kal‘asıdır. Âl-i Osmân'a hizmet ile neşv ü nemâ bulup kapucubaşı olan Rıdvân Ağa nâm köle kısmından bir be-nâm ağa fursat bulup kırk yıldan sonra "Âh vatan-ı aslîmin semiz domuz etleri" deyüp Kazak-ı Ak'a firâr edüp bu kal‘ayı binâ etdiğinden kal‘a-i Rıdvaniçse derler. Hâlâ müfîd ü muhtasar bir küçük palanka kal‘acıkdır. Varoşu beş yüz pâre saz örtülü evlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 39b ·
metinde göster ·
… Turla nehrinin Mayak geçidinden ve Otyarık geçidinden üç günde geçüp yedi günde
vatan-ı
aslîsi olan Kırım diyârına sâlimîn ü gânimîn ve mansûr u muzaffer varup üç gün …
Ba‘dehû Hân Turla nehrinin Mayak geçidinden ve Otyarık geçidinden üç günde geçüp yedi günde vatan-ı aslîsi olan Kırım diyârına sâlimîn ü gânimîn ve mansûr u muzaffer varup üç gün üç gece şehir donanması olup mukaddemâ Kaya Sultân'a göndereceği ta‘ahhüd etdiği iki yüz kız ve iki yüz gulâmlar ve on çift doğan ve toykun ve sunkur kuşlar ve Paşa'ya elli aded yarar tîrkeş getürür bahâdır gulâmlar ve niçe girân bahâlı eşyâlar gönderüp ahdlerine vefâ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 52b ·
metinde göster ·
… se ulûfelerin verüp karakullukçulardan mâ‘adâ neferâtlarına destûr verüp herkes
vatan-ı
aslîlerine revâne oldular. Andan 5 sâ‘atde,
Menzil-i karye-i Jebel: Bu mahalde Melek Ahmed Paşa cümle iki bin sekbânına ve iki bin sa[rı]calarına ve iki bin aded gayri karakullukçularına cümle yetmiş tokuz kîse ulûfelerin verüp karakullukçulardan mâ‘adâ neferâtlarına destûr verüp herkes vatan-ı aslîlerine revâne oldular. Andan 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31b ·
metinde göster ·
… k Paşa pederi Osmân Paşa'dan me’zûn olup "Vilâyetim karîbdir" deyü Dağıstân'dan
vatan-ı
aslîsi olan mezkûr Sadşe vilâyetine varup cümle akrabâlarıyla mülâkât olup yetm …
Ba‘dehu Melek Paşa pederi Osmân Paşa'dan me’zûn olup "Vilâyetim karîbdir" deyü Dağıstân'dan vatan-ı aslîsi olan mezkûr Sadşe vilâyetine varup cümle akrabâlarıyla mülâkât olup yetmiş aded mikdârı mahbûb u mahbûbeler pençe-i âfitâb ü âfitâbe gulâm-ı mümtâzlar ve âyetün min âye[t] bâkire-i tannâzlar ki kimin şerîfe ve kimin hedâyâ verirler, ammâ bu Çerkezistân ü Abazistân'da hırsızlık bahâdırlıkdır, ayıb değil gâyet memdûhdur. El-hâl ol esîrler içinde bir pençe-i âfitâbe mahbûbe duhter-i pâkîzesin dirâğûş edüp ol mahkûke kız Melek Ahmed Paşa'ya Abaza diyârında hâmile kalup koca peder bu kadar mâl-ı ganâ’im üsârâlar ile avdet edüp yine Dağıstân'da Özdemirzâde Osmân Paşa'ya gelmek sadedinde iken koca peder istimâ’ eder kim Özdemirzâde Dağıstân'dan Deşt-i Kıpçağ u Heyhât sahrâsı ve Çerkezistân içre vilâyet-i Kırım'a andan İslâmbol'a gitmeğe azm-i râh etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 46b ·
metinde göster ·
… i Uyvar'a götürsünler. Anda bunları Sadrıa‘zam kal‘a kulu etsinler. İsteyenleri
vatan-ı
aslîlerine gitsinler" dediğimde,
"Amân sultânım, şimdi bu kadar ibâdullâh o kadar zifir ni‘metullâhı yeyince cümle kırılırlar. Hemân bunlar ekmek ve su vereler, gayri şey vermeyeler. Bunlara kisb-i havâ etdikleri yetişir. Bir iki günden dahi ziyâdece ta‘âmlar versinler, hemân bunları arabalara kosunlar ve kal‘a-i Uyvar'a götürsünler. Anda bunları Sadrıa‘zam kal‘a kulu etsinler. İsteyenleri vatan-ı aslîlerine gitsinler" dediğimde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 123a ·
metinde göster ·
… de küffâr-ı dûzah-karâr gördü kim Türk askeri kal‘a etrâfında hâneler binâ edüp
vatan-ı
aslîleri gibi bâğ u bâğçe sâhibleri olup oturuyorlar. Kendülere imdâddan ne gel …
Lisân-ı Sırfça (---)(---) demekdir. Bânîsi yine Sırf banlarından Rado ban binâsıdır. Sene (---) târîhinde bizzât Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân kal‘a-i İzvornik'i feth edüp ba‘dehu bu kal‘a-i Kolşad'ı muhâsara edüp fethinde bî-hadd ü bî-kıyâs usret çeküp âhirü'l-emr cengden ferâğat edüp etrâf-ı kal‘ada cümle guzât-ı müslimîne meştâ fermân olunup cânib-i erba‘asın birkaç günde kabza-i teshîre alup kal‘ayı muhâsara etdiklerinde küffâr-ı dûzah-karâr gördü kim Türk askeri kal‘a etrâfında hâneler binâ edüp vatan-ı aslîleri gibi bâğ u bâğçe sâhibleri olup oturuyorlar. Kendülere imdâddan ne gelir var ne gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 168a ·
metinde göster ·
Andan yine cânib-i cenûba cümle asker-i İslâm refîklerimizle giderken dağlar ve orman ve dırahtistân-ı azîmler geçerken balyemez topları sadâsın istimâ‘ etmeğe başladık. Meğer küffâr-ı hâksâr kal‘a-i Kanije'yi yedi kral ve yedi hersek ve yedi ban iki kerre yüz bin asker ile Kanije kal‘asın döğermiş. Ve Sadrıa‘zam dahi Kanije imdâdına varmamış. Bizler dahi 6 sâ‘at gidüp elhamdülillâh Sadrıa‘zam ordusuna dâhil olup yine Sadrıa‘zam kolunda meks edüp İbrâhîm Kethudâ efendimizle mülâkât olup vilâyet-i Hersek'de olan Sührâb Mehemmed Paşa'nın ve Pıraçalı Mustafâ Paşa'nın ve Nova ve Gabele ağalarının ve Mostar a‘yânı ve vâlidesinin mektûblarıyla vâlidesinin emânetlerin verüp hakîr[e] dahi bir pençe-i âfitâb Fireng kölesiyle bir Hersek atı hedâyâ verüp "Safâ geldin Evliyâm" deyü vatan-ı aslîsi olan Hersek diyârı ahvâllerin su’âl edüp niçe gûne kelimâtlar edüp kal‘a-i Bobofça kurbunda Kanlı 178a Kavak yolunda kırılan tevâbi‘lerin su’âl etdikde mâ-vaka‘ı üzre kendüye bir bir takrîr edüp ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 177b–178a ·
metinde göster ·
aslîsi gelüp eşek gibi segâh makâmında Acem kerrenâyı gibi anırdıkda sadâsın is …
Yedi yıldır bir Tatar yiğidin sihr ile hımâr edüp bir köşe-i küncde durup 82a saman ve otluk yer. Ekmek dahi verseler yer, dâ’imâ benî âdem ile ihtilât etmeyüp ağzından salyarı akup âdeme aları aları bakup şeb [ü] rûz summün bükmün durur. Kâhîce hâtırına vatan-ı aslîsi gelüp eşek gibi segâh makâmında Acem kerrenâyı gibi anırdıkda sadâsın istimâ‘ eden âdemlerin zehresi çâk olur. Hakîrin dahi ciğeri hûn olup Hudâ halâs ede demeden gayri çâremiz olmadı, ammâ yine ne kâra koşsalar işler, ammâ nutuk yokdur. Bir mahbûb mirza yiğitdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 81b–82a ·
metinde göster ·
… zîbâ ile bir hayli harc-ı râh verüp ol kişinin tatyîb-i hâtırıyla mukayyed olup
vatan-ı
aslîsine gönderir yâhûd yanında alıkoyup ol kişiden bir ma‘rifet tahsîl eder, a …
Ve dahi dervîşândan ve gayri ünâsdan bir garîbü'd-diyâr bir kimse yâ bir kasîde veyâ bir tuhaf şey veyâ cüz’î ve küllî alâ tarîki'l-hedâye kendüye bir şey getirseler elbette ol kişiye murâd [u] merâmına göre bir at ve bir köle veyâhûd bir nâ-şüküfte duhter-i pâkîze-ahter ve bir kat lipâçe-i zîbâ ile bir hayli harc-ı râh verüp ol kişinin tatyîb-i hâtırıyla mukayyed olup vatan-ı aslîsine gönderir yâhûd yanında alıkoyup ol kişiden bir ma‘rifet tahsîl eder, ammâ beyne'l-ünâs sâhib-i gurûr ve sâhib-i vakâr ser[d]âr görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 129a ·
metinde göster ·
… bin ayak nerdübân kesüp cemî‘i zî-kıymet eşyâların gemilere koyup Girid altında
vatan-ı
asılları olan Suda kal‘asına varup yine Suda'yı amâr ederler. Anıniçün bu kal‘a …
Hikâye: Kaçan kim bu kal‘ayı küffâr Gedik Ahmed Paşa'ya vere ile vereceği gece bu kal‘a kayasını bir gecede üç bin ayak nerdübân kesüp cemî‘i zî-kıymet eşyâların gemilere koyup Girid altında vatan-ı asılları olan Suda kal‘asına varup yine Suda'yı amâr ederler. Anıniçün bu kal‘aya Sudak derler. Hâlâ küffârın bir gecede kesdiği kayadan nerdübânlar durur kim makdûr-ı beşer değildir. Ve bu orta kal‘adan aşağı düzde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135b ·
metinde göster ·
… arı ve Şıdak Tatarı ve niçe gûne âl-i Tatarları bu diyârda mev[cû]dlardır, ammâ
vatan-ı
aslîleri olup Maskov galebe etdikden sonra Maskov'a re‘âyâ olmuşlardır.
Hâlâ bu Sarây şehri kavm-i Tatar'ın ecnâsıyla memlû bir şehirdir. Evvelâ kavm-i Maskovlar dahi millet-i Mesîhiyyedendir, ammâ bunların asılları dahi Tatar'dır. Ve Heşdek Tatarı müslimlerdir. Ve Noğay Tatarı mü’minler[dir] ve Yaman Sadak Tatarı ve Teb(?) Tatarı ve Şıdak Tatarı ve niçe gûne âl-i Tatarları bu diyârda mev[cû]dlardır, ammâ vatan-ı aslîleri olup Maskov galebe etdikden sonra Maskov'a re‘âyâ olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169a ·
metinde göster ·
… p kol kol sancak be-sancak cümleye düstûr-ı şâhî verilüp herkes vilâyet vilâyet
vatan-ı
aslîlerine gitmeğe cân atup kalyonlara ve firkatelere ve donanma-i hümâyûn gemi …
Ba‘dehu cemî‘i guzât-ı müslimîn bu meterisleri tez[yîn] edüp ve kal‘ayı dürr-i beyz-âsâ ta‘mîr [ü] termîm edüp edâ-yı hidmetlerinden sonra rûy-ı deryâda emn [ü] emân olup cemî‘i cüyûş-ı muvahhidîne Sadrıa‘zam vüzerâ ve mîr-i mîrânlara ve mîr-i livâlara merâtiblerine gör[e] ihsân [u] in‘âmlar edüp kol kol sancak be-sancak cümleye düstûr-ı şâhî verilüp herkes vilâyet vilâyet vatan-ı aslîlerine gitmeğe cân atup kalyonlara ve firkatelere ve donanma-i hümâyûn gemileriyle maskat-ı re’sleri olan vatanlı vatanlarına sürûr [u] şâdımânlar ile hamd [ü] senâlar ederek her biri bir tarafa revâne olup ancak Sadrıa‘zam cümle kapu kulları ve gedikli zu‘amâlar ve cemî‘i erbâb-ı dîvân ile kalup bîrûn-ı kal‘ada ordudan bir nâm [u] nişân 307b kalmayup cemî‘i guzât-ı müslimîn derûn-ı kal‘aya sepişüp cümle erbâb-ı dîvâna kışlalar verilüp herkes konakların tathîr ü ta‘mîr ü termîm etmek fermân olup şeyhülislâm molla-yı hoca Hanefî artık mukîm namâzı kılmağa izin verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 307a–307b ·
metinde göster ·
… ma destûr verüp cümle Rûmeli ve Anatolu askerleri mevc mevc ve fevc fevc herkes
vatan-ı
aslîlerine gitdikden sonra yarlığ-ı belîğ-i şâhî sâdır olup bir vukıyye Tophâne …
Hâsıl-ı kelâm sene 1080 mâh-ı Ramazân'ında Sadrıa‘zam cümle asâkir-i İslâma destûr verüp cümle Rûmeli ve Anatolu askerleri mevc mevc ve fevc fevc herkes vatan-ı aslîlerine gitdikden sonra yarlığ-ı belîğ-i şâhî sâdır olup bir vukıyye Tophâne somunu bir Mısır parasına olup Mısır parası dahi üç akçeye râyic olup bir vukıyye et iki timine ve her eşyâ-yı me’kûlât [u] meşrûbâtlar bu gûneye râyic olup azîm vezni üzre ganîmetler oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 326a ·
metinde göster ·
… medler[e] birer kat libâslar ile onar altun ihsânlar edüp her biri birer cânibe
vatan-ı
aslîlerine giderken hakîre hayr du‘âlar edüp revâne oldular.
Menzil-i kal‘a-i Zarnata'ya dâhil olup Alî Paşa efendimize buluşup halâs etdiğimiz ümmet-i Muhammed esîrlerinin yüz yetmiş adedin dahi selâmetle Alî Paşa'ya teslîm edüp Alî Paşa-yı Hâtem-i Tay cümle esîr-i ümmet-i Muhammedler[e] birer kat libâslar ile onar altun ihsânlar edüp her biri birer cânibe vatan-ı aslîlerine giderken hakîre hayr du‘âlar edüp revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 337a ·
metinde göster ·
Menzil-i karye-i Çiçol: Abdurrahmân Paşa efendimizin ebâ an cedd
vatan-ı
aslîsi olan köyüdür kim hânedânında karındaşı Mahmûd Ağa da sâkin olup zevk u s …
Menzil-i karye-i Çiçol: Abdurrahmân Paşa efendimizin ebâ an cedd vatan-ı aslîsi olan köyüdür kim hânedânında karındaşı Mahmûd Ağa da sâkin olup zevk u safâlar etdik. Bir depe başında bir mürtefi‘ zemîn-i cihân-nümâ hevâdâr yerde bir ma‘mûr çiftlikdir. Bunda bir şâhnişînde sâkin olup kâmil bir hafta sohbet-i hâslar edüp Pekin şehrinden gürûh gürûh ahbâb gelüp Hüseyin Baykara cem‘iyyetleri ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 364a ·
metinde göster ·
aslîmiz olan Belde-i Tayyibe ya‘nî Kostantiniyye'yi terk edüp ve maskat-ı re’si …
Âhir vatan-ı aslîmiz olan Belde-i Tayyibe ya‘nî Kostantiniyye'yi terk edüp ve maskat-ı re’simizden infisâl ile şedd-i rahli ve şiddet-i harr ü berri irtikâb edinüp diyâr-ı gurbetde tahsîl-i ulûm ve tekmîl-i fünûn ederiz, deyü ol hevâ-yı hevesile diyâr-ı büldân ve aktâr-ı arâzî geşt [ü] güzâr-ı cihân ederiz, deyü âye[t]: Arapça mazmûnu üzre ibret-nümâ-yı Y 3b ehl-i bîniş ve hayret-efzâ-yı erbâb-ı dâniş olan ekâlîm-i seb‘a Arapça nın vâcibü's-seyr olan âsârların îm’an-ı nazar ile nazar etmeğe bezl-i himmete cür’et etdim. Eyle olsa hâl-i dilim ile müşâvere edüp eyitdim: "Âlem-i seyâhatde evkât-ı ömr-i nâzenîn niçün hebâya gider? Hem seyâhat ve hem ziyâret ve hem ticâret ola." deyü irtikâb-ı meşâkkatim memâlik-i mahrûselerin ibret-nümâ âsâr-ı kadîmelerinde ve hân ve cevâmi‘ ve medâris ve amâristânını seyr ü temâşâ ile ve arz-ı beledi ve tûl-ı nehârı ve enhârları Q 2bP 2b ile muharrir-vâr cemî‘i âsârların tahrîr eylemeğe bezl-i himmet eyledim ki ulüvvü'l-himmeti mine'l-îmânidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y3a–Y3b ·
metinde göster ·
… ve pûçesinde kemîngâh yerler var kim cümle râyihası hûn-ı insân şemm olunur bir
vatan-ı
aşkıyâ-yı Türkmân-ı bî-îmândır. Ve bu mahûf mahalleri ubûr ederken refîklerimiz …
Nehr-i Ak Cihân: Bu dahi Arslanlı yaylağından gelüp nehr-i Y 158b Ceyhûn'a [mahlût olur] anı dahi at ile güzer edüp Arslanlı beline iki sâ‘atde urûc edüp eyle bir çengelistân u hıyâbân gûnâ-gûn meyve ile memlû bir teferrücgâh yayladır. Ammâ her kûçe ve pûçesinde kemîngâh yerler var kim cümle râyihası hûn-ı insân şemm olunur bir vatan-ı aşkıyâ-yı Türkmân-ı bî-îmândır. Ve bu mahûf mahalleri ubûr ederken refîklerimiz "Vallâhi bî-tâb ve bî-mecâl kaldık. Şu görinen kal‘aya varalım, ta‘âm yeyelim" dediler. Hakîr dahi teba‘iyyet edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y158a–Y158b ·
metinde göster ·
aslîmizi bu Yûnus peygamber anda olmağile Muhammedîler dahi ana rağbet etdikler …
"Bizim vatan-ı aslîmizi bu Yûnus peygamber anda olmağile Muhammedîler dahi ana rağbet etdiklerinde şehr-i kadîmimiz elimizden gitdi" deyüp yigirmi pâre gemi ile Hazret-i Yûnus'a ve beş yüz pâre gemi ile kırk bin Freng Sayda kal‘asın muhâsara eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y192a ·
metinde göster ·
İbtidâ rûy-ı arzda ba‘de't-Tûfân âbâdân olan Musul kurbunda kasaba-i Cûde'dir ki hakkında âye[t]: Arapça âyeti nâzil olmuşdur. Andan şâm, Sâm bin Nûh binâsıdır. Andan bu Sıfet'i binâ etdi. Tâ Hazret-i Ya‘kûb'a gelince eyle ma‘mûr oldu kim dere ve depesinde benî âdem mâl-â-mâl idi. Benî İsrâ’îl'in vatan-ı aslîleridir. Ba‘dehu hûn-ı Yahyâ Nebî'yi taleb içün Buhtu'n-nasr gelüp kavm-i İsrâ’îl'i katl-i âm edüp Sıfet'i dahi harâb etdi. Hulâsa-i kelâm yetmiş divel destine girüp sene (---) târîhinde Selîm şâh-ı Evvel Çerâkes-i nâkes elinden bilâ-cidâl feth edüp içine askerin Mısır'a gitmeğe iktidârları olmayan askeri koyup Mısır'a gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y198b ·
metinde göster ·
… kavm-i Yahûdâ'nın bu şehirde kesretinin sebebi oldur kim Benî İsrâ’îl kavminin
vatan-ı
aslîleridir ve bilâ-teşbîh ka‘beleridir. Beytü'l-hazeni ve cümle peygamberleri …
Ve kavm-i Yahûdâ'nın bu şehirde kesretinin sebebi oldur kim Benî İsrâ’îl kavminin vatan-ı aslîleridir ve bilâ-teşbîh ka‘beleridir. Beytü'l-hazeni ve cümle peygamberleri ve peyamberzâdeleri bunda neşv [ü] nemâ bulup bunda medfûnlardır. Tevârîhlerinde evsâf-ı Sıfet içün yedi mücelled kitâb vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y199b ·
metinde göster ·
… ve Berberistân ve İsne ve İsvân memleketinin halkın dîne da‘vet ederek Sa‘îd'de
vatan-ı
aslîsi olan beled-i Ermen-i isfûn'a gelüp andan Mısır-ı Atîk ki şehr-i Fustât'd …
Ba‘dehu Hazret-i Mûsâ Bahr-i Kulzüm'ün Habeş cânibine gelüp Funcistân ve Berberistân ve İsne ve İsvân memleketinin halkın dîne da‘vet ederek Sa‘îd'de vatan-ı aslîsi olan beled-i Ermen-i isfûn'a gelüp andan Mısır-ı Atîk ki şehr-i Fustât'dır, anda halkı dîne da‘vet etdi. Zamân-ı bâ-sa‘âdetlerinden vilâdet-i Hazret-i Muhammed'e gelince 3300 senedir. Ömreş (---) sene ve sebeb-i ma‘îşet-i sanâyi‘i Hazret-i şu‘ayb'ın çobanı idi. Ve Kelîmullâh idi ya‘nî bilâ-vâsıta Cenâb-ı Bârî ile kelimât ederdi. Âye[t]: Arapça Cemî‘i tevârîh-i mu‘teberelerde hikâyeti mastûrdur. Ve hâlâ bu mahal ki Kudüs-i şerîfin cânib-i şarkîsinde yedi sâ‘at ba‘îdde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y233b ·
metinde göster ·
… r, Mekke cânibine nâzırdır. Hazret bu delikden dâ’ima Mekke tarafına nazar edüp
vatan-ı
aslîsi olan Mekke ârzûsun def‘ edermiş. Bu mihrâbda iki rek‘at namâz kılan elbe …
Ve bu câmi‘in sol tarafı köşesinde bir küçük mihrâb vardır. Anda Hazret-i Resûl dâ’imâ ibâdet edüp tilâvet-i Kur’ân ederlermiş. Ana Mihrâb-ı Mekşûf derler. Bu mihrâbda bir küçük pençere-misâl bir delik vardır, Mekke cânibine nâzırdır. Hazret bu delikden dâ’ima Mekke tarafına nazar edüp vatan-ı aslîsi olan Mekke ârzûsun def‘ edermiş. Bu mihrâbda iki rek‘at namâz kılan elbette ve elbette sâlimen ve gânimen vatanına vâsıl olur. Ve bu câmi‘in kıblesi tarafına kırk adım karîb yol kenârında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y300b ·
metinde göster ·
aslîmiz olan batn-ı şerîfleri üzre bir küçük kubbe vardır. Çöl [ü] çölistân yer …
Ziyâretgâh-ı ehl-i Hazret-i Âdem ve Ümm-i benî âdem Hazret-i Havvâ-yı mükerrem: İbn-i âdemî-zâda hâmile olduklarında vatan-ı aslîmiz olan batn-ı şerîfleri üzre bir küçük kubbe vardır. Çöl [ü] çölistân yerde olmağile ol kadar müzeyyen değildir. Ammâ yeşil atlas ile pûşîde sandûka içre âsûdedirler. Ammâ kubbeden taşra ser-i sa‘âdetleri ve hâk-i pây-i şerîfeleri üzre çakıl makıl makûlesi ahcârâtlar yığılıdır kim ol hisâb üzre kadd-i şerîfi yetmiş adımdır. Melek Ahmed Paşa hâtûnu Kaya Sultân merhûme bu Havvâ Ana üzre yedi kubbe inşâ etmeğe mâlından elli kîse ifrâz edüp bu Hıdde'de olan âb-ı zülâli Hıdde'ye ve şehr-i Cidde'ye cereyân etdirmeğe ta‘ahhüd etmişdi. Ammâ vaz‘-ı hamlde merhûme olup böyle hayrât-ı azîm müyesser olmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y365b ·
metinde göster ·
… azret-i Resûl hâtır-mânde olup Medîne'ye hicret buyurup anda merhûm oldu. Niçün
vatan-ı
aslîsin terk edüp Yesrib gibi yerde kaldığından ecdâdlarımız dahi Hazret'e hâtı …
"Nihâyet yok bir da‘vâdır. Vallâhi selef ecdâdlarımıza Hazret-i Resûl hâtır-mânde olup Medîne'ye hicret buyurup anda merhûm oldu. Niçün vatan-ı aslîsin terk edüp Yesrib gibi yerde kaldığından ecdâdlarımız dahi Hazret'e hâtır-mânde olup ‘lâ-ilâhe illallâh’ derler, ‘Muhammedün Resûlullâh’ demezler" deyü cevâb etdiler. Bir garîb [ü] acîb da‘vâdır, eyle olur. Anlar hasîbü'n-nesîblerdir. Nâz [u] niyâzdan hâlî değillerdir, dahl etmemek gerek, zîrâ çelebilerimizdir. Hafızakellâhu ta‘âlâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y26b ·
metinde göster ·
… n silsilesi ana müntehîdir. Ba‘dehu Hazret-i Ömer hilâfetinde Amr ibnü'l-Âs ile
vatan-ı
aslîsini ârzû edüp Mısır fethinde şehîd oldu. Maskat-ı re’si olan hâk-i amber p …
Bu hedâyâları Zennûn Hazret-i Risâlet'e îsâl edince hazretin kemâl-i mahabbetine tâkat getiremeyüp derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden İslâm ile müşerref olup Sahâbe-i kirâm oldu. Hazret-i Alî kemerin bağlayup tabîb-i hâzıklara pîr oldu. İlm-i tıbda Fisagores-i Tevhîdî idi. Âlim ü şâ‘ir ve mâhir ü mâir idi. İlm-i tasavvufu Hazret-i Alî'den görüp min-ledünnâ ilmine dahi mâlik oldu. Tabîblerin silsilesi ana müntehîdir. Ba‘dehu Hazret-i Ömer hilâfetinde Amr ibnü'l-Âs ile vatan-ı aslîsini ârzû edüp Mısır fethinde şehîd oldu. Maskat-ı re’si olan hâk-i amber pâkde kaldı kim Küllü şey’in yerci‘ü ilâ aslıhi'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y268b ·
metinde göster ·
… mükerremeye ve Arafât ve Merve'ye varup Umre ve Safâlar eyle. Andan kırk günde
vatan-ı
aslîn olan Nehâriyye'ye varup cemelini anda defn edüp sen yine bana gel" buyuru …
"Yâ Muhammed ibn Zeyn, Allâhu Rabbü'l-âlemîn dahi kabûl etdi. Ve benim şefâ‘atim seninledir. Ve hedâyâ devenin rûhu Hakk'a teslîm oldu. Var yâ İbn Zeyn, şimdengerü devene ot su şa‘îr kaydında olmayup devenin meyyitine süvâr olup Mekke-i mükerremeye ve Arafât ve Merve'ye varup Umre ve Safâlar eyle. Andan kırk günde vatan-ı aslîn olan Nehâriyye'ye varup cemelini anda defn edüp sen yine bana gel" buyururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y299b ·
metinde göster ·
… â'ya gidince cümle ordu-yı bâzâr târmâr olup gemilere binen binenin olup herkes
vatan-ı
aslîlerine teveccüh etdikleri gün azamet-i Hudâ bu yevm-i infidâdda meydân-ı De …
Ol gün Garbiyye kâşifi dahi edâ-yı hizmet etmiş olur, alay ile Mahalle-i Kübrâ'ya gidince cümle ordu-yı bâzâr târmâr olup gemilere binen binenin olup herkes vatan-ı aslîlerine teveccüh etdikleri gün azamet-i Hudâ bu yevm-i infidâdda meydân-ı Dessûk'da bir vâveylâ vâveledâ kopup bir sâ‘atde kanı ol âdem deryâsı târmâr olup ancak cümle yedi yüz meşâyihân hulefâları kalup hây hûy gavgâ kalmayup cemî‘i ecnâs-ı mahlûkât perîşân oldukdan sonra âlem ağyârdan bî-haber olduğu mahal olup cum‘a ertesi gecesi âsitâne-i İbrâhîm-i Dessûkî câmi‘ine cemî‘i ulemâ Y 304a ve sulehâ ve meşâyihân ve dervîşân cem‘ olup ol leyle-i mübârekede mevlûd-ı şerîf tilâvet olunup ûd u amber ve buhûrlar yanup gülâblar üftâdeler üzre nisâr olup gûnâ-gûn akîdeler ve sükker tenâvül olup niçe gûne mümessek eşribeler nûş olunur. Bu hayrât Reşîd'de Mendilzâde Seyyid Mustafâ Ağa'nın hasenesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y303b–Y304a ·
metinde göster ·
aslîsine eyyâm-ı muvâfık ile gider. Ba‘zısının niyyeti dürüst gelmeyüp birkaç g …
Hikmet-i Hudâ niyyeti dürüst gelüp vatan-ı aslîsine eyyâm-ı muvâfık ile gider. Ba‘zısının niyyeti dürüst gelmeyüp birkaç gün dahi İskenderiyye'de meks eder. Mücerreb taş hûrmâ ağacıdır, Niyyet taş derler. Yerden bir buçuk âdem kaddi bozca vîrânca hûrmâ ağacı gibi diş diş bir ağac şekilli taşdır. Niyyet-i hâlis ile bir İhlâs tilâvet edüp on adım yerden ağaca doğru varup el uranın murâdı hâsıl olur. Gözün yumup doğru varmayanın murâdı hâsıl olmaz, te’hîr lâzımdır. Niçe bin kerre tecrübe olunmuşdur, deyü meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y323a ·
metinde göster ·
… r. Endelüs diyârında çok seyâhat edüp İskenderiyye'de Arapça emrine imtisâlen
vatan-ı
aslîlerine rücû‘ etmişlerdir.
Ve yanında kubbesin münhedim edüp taşların Frengistân'a götüren on iki kapudanlar medfûnlardır kim kubbesinin sütûnları bir gece Frengistân'dan yine bu âsitânesinde bulunup sene-i âtiyede kapudanlar gelüp cümle makbûl taşları bu âsitânede gördüklerinde kabr-i Şâtibî üzre îmâna gelüp her biri ecel-i müsemmâlarınca hizmet edüp merhûm olduklarınca şeyhin yanında niçe yüz aded kimesneler ile medfûnlardır, rahmetullâhi aleyh.} İlm-i tecvîdde manzûm Kitâb-ı Şâtibî'yi te’lîf sâhibidir. Bizzât kendüleri mâderzâd a‘mâ imişler. Endelüs diyârında çok seyâhat edüp İskenderiyye'de Arapça emrine imtisâlen vatan-ı aslîlerine rücû‘ etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y328b ·
metinde göster ·
… diyârda eyle pâk u ma‘mûr mezâristân vâdî-i hâmûşân yokdur kim bu dahi P 301b
vatan-ı
aslîmiz olan şehr-i hâmûşândır. Mısra‘:
Lodos cânibindeki mezâristâna cebbâne-i kübrâ derler, bir diyârda eyle pâk u ma‘mûr mezâristân vâdî-i hâmûşân yokdur kim bu dahi P 301b vatan-ı aslîmiz olan şehr-i hâmûşândır. Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y369a ·
metinde göster ·
… di. Bu taht-ı kal‘ada üç gün tekâ‘üd fermân olunup herkes mâl-ı ganâyimleri ile
vatan-ı
aslîlerine müteveccih oldular. Ba‘dehu hakîr dahi Hüseyin Kan'a varup,
Cümle asker bisyâr mâl-ı ganâyimleri ile sâhil-i Nîl'e meks edüp kâmil on bir sâ‘atlik yer asker sâhil-i Nîl'i ve hâmûn-ı fîli leb-ber-leb etmişdi. Bu taht-ı kal‘ada üç gün tekâ‘üd fermân olunup herkes mâl-ı ganâyimleri ile vatan-ı aslîlerine müteveccih oldular. Ba‘dehu hakîr dahi Hüseyin Kan'a varup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y401b ·
metinde göster ·