… Kaya Sultân binti Murâd Hân-ı Râbi‘, pederi Murâd Hân gibi yigirmi yedi yaşında
vaz‘-ı haml
ederken Ebâ Eyyûb-ı Ensârî yalısında ciğeri pâre pâre olup merhûme oldu. Ciğer- …
Ve efendimiz Melek Ahmed Paşa efendimizin ehli ismehân Kaya Sultân binti Murâd Hân-ı Râbi‘, pederi Murâd Hân gibi yigirmi yedi yaşında vaz‘-ı haml ederken Ebâ Eyyûb-ı Ensârî yalısında ciğeri pâre pâre olup merhûme oldu. Ciğer-kûşesi hayâtda olup yetîme kaldı. Târîh-i mevlûd-ı Fâtıma Hânım binti Melek Ahmed Paşa:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 105b ·
metinde göster ·
… sinde azîm şâdumânlar ederler. Nisvân tâ’ifesine bu sünnetin fâ’idesi oldur kim
vaz‘-ı haml
etdikde âsân vech ile doğururmuş.
Ammâ sünnet edicilerin pîri Ebü'l-havâkîn Muhammed'in hâtûnu Râbi‘a binti Abdullâh ibn Mes‘ûd'{dur}, duhter-i pâkîze-ahterlerin masdarı ortasındaki kırmızı dilçik nâm lahm-ı zâ’idi kesüp sünnet ederdi. Hazret-i İbrâhîm hâtûnu olan (---) Ana Hâcer Ana'ya gazab edüp ol lahmı kesüp sünnet edüp ol asırdan berü bintânları sünnet etmek Arabistân'a mahsûsdur. Hâlâ Mısır'da Hazarî derler bir gûne kavm vardır, kız sünnetleri gecesinde azîm şâdumânlar ederler. Nisvân tâ’ifesine bu sünnetin fâ’idesi oldur kim vaz‘-ı haml etdikde âsân vech ile doğururmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 198a ·
metinde göster ·
… ederler. Cümle ahâli-i Şâm kavli üzre Hazret-i Meryem Hazret-i İsâ'yı bu kehfde
vaz‘-ı haml
etmiş ola. Sûre-i (---)
Cebel-i Rebve: Şâm'ın cenûbunda bir merhale yerdir. Cümle müfessirîn bu boğaz hakkında sûre-i (---)Arapça nassı nâzil olmuşdur, derler. Bir çengelistân dağdır. Ta zirve-i a‘lâsında Hazret-i İsâ halîfelerinden Hazret-i (---) âsûdedir. Bu cebel üzre Mu‘âviye halîfe iken bir mescid binâ etmişdir. Mâh-ı temmûzda ahâlî-i Kerk ve ehl-i Ba‘albek bu kûh-ı bâlâya çıkup ziyâret-i havâriyyûn edüp kesb-i tarâvet ederler. {Bu Rebve Boğazı dağında muttasıl bir cebel-i azîm vardır. Anda bir kehf-i yetîmân vardır. Cemî‘i Nasârâ ol gârı ziyâret ederler. Cümle ahâli-i Şâm kavli üzre Hazret-i Meryem Hazret-i İsâ'yı bu kehfde vaz‘-ı haml etmiş ola. Sûre-i (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 34b ·
metinde göster ·
… ‘âlâ ol yalçın kızıl kaya şak olup bir nâka âşikâre olup sehel vakt içinde nâka
vaz‘-ı haml
edüp andan bir mahbûb köçecik tevellüd edüp kâmil otuz sene bu develer sahrâda …
{Mu‘cize-i Hazret-i Sâlih aleyhis-selâm}: Hazret-i Sâlih Semûd kavmin îmâna da‘vet etmeğe me‘mûr olup aslâ îmân kabûl etmeyüp gûnâ-gûn mu‘cizeler istediler. Niçeleri "Şu karşuki kara kayadan bize bir deve çıkar, görelim ve yanına erkek deve gelmeden hâmile kalup andan bir köçek deve tevellüd eylesin. Dişi devenin südiyle kifâflanalım. Andan sana îmân getürelim" diye böyle niçe gûne mu‘cizeler istediler. Hemân ol demde Sâlih Nebî el açup du‘â etdikde bi-emrillahi Te‘âlâ ol yalçın kızıl kaya şak olup bir nâka âşikâre olup sehel vakt içinde nâka vaz‘-ı haml edüp andan bir mahbûb köçecik tevellüd edüp kâmil otuz sene bu develer sahrâda otlayup südünü cümle Semûd kavmi 43a sağup kifâflanırlardı. Yine böyle iken "Yâ Sâlih, aceb üstâd-ı kâmil sehhâr imişsin kim şöyle kızıl kayadan bir deve çıkardın" deyü bir âdem îmâna gelmeyüp âhir dişi deveyi katl edüp du‘â-yı Sâlih Nebî ile yine kaya iki şakk olup devenin köçeği kaya içine girüp gâ’ib oldu. Hakîr Şâm râhıyla hacc-ı şerîfe gitdükde bu Nâka Kayası nâm mahalli görüp temâşâ etdik. Evc-i âsumâne kad çekmiş bir kızıl kayadır. Bi-emri Hayy [u] Kadîr ol kaya iki şak olup deve zâhir olduğu yer ve yine köçek deve girüp gâ’ib olduğu kaya yed-i kudret ile şak olduğu eyle nümâyândır kim, gûyâ üstâd-ı hakkâk Yemenî taşı ve silânı ve elması niçe hakkedüp musaykal u mücellâ ederse eyle berrak yarıklı kayadır ve iki cânibi dar boğaz semâya ser çekmiş kayalardır. Zamân-ı kadîmde bu mahalde kayadan kayaya bir bâb-ı azîm binâ olunup arz-ı Hicâz ile hudûd-ı Şâm bu kapu imiş. Hâlâ ol kapu yerleri mezkûr kayada nümâyândır. Ve bu kaya içre pinhân olan deve köşeğinin böğürdüğünün sadâsın huccâc-ı müslimînin develeri istimâ‘ edüp ol mahalden bir hatve ileri gitmek ihtimâli yokdur. Ol kayalar mâbeyninde deve üstühânlarından geçilmez bir dayyık mahaldir. Âhir-i kâr develerimiz bu Sâlih devesinin feza‘ [u] ceza‘ın bu kayalar mâbeyninde işitmesin deyü cümle Şâm huccâcı bu Nâka kayası dibine karîb geldikde yetmiş huccâc bir ağızdan sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup sıyt [u] sadâ-yı gülbânk-ı Muhamedî'den dağlar güm güm gümleyüp cemî‘i halka dehşet ârız olup bu kayalar arasında niçe yüz bin tüfenkleri ve emîr-i huccâcın altı pâre topların üç nevbet bu kayalar mâbeyninde atup niçe bin develeri böyle feryâd-ı hây hûy ile ubûr etdirirler. Tâ huccâcın âhiri temâm olunca bu sadâ-yı Allah Allah kesilmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 42b–43a ·
metinde göster ·
… ındaki oğlan evlâd-ı ma‘nevîm olup benim gibi gezsin" dedikde bi-emrillah hâtûn
vaz‘-ı haml
edüp bir altun pâresi nûr-ı mahz bir gulâm vücûda gelüp ol ân Şeyh Bekkâr kapuy …
{Menâkıb}: Hattâ bir kerre yine avretler hammâmına girüp (---) çorbacının hâtûnuna kîse ve sabun sürdükden sonra hâtûnun karnına el sürüp "Bu senin karnındaki oğlan evlâd-ı ma‘nevîm olup benim gibi gezsin" dedikde bi-emrillah hâtûn vaz‘-ı haml edüp bir altun pâresi nûr-ı mahz bir gulâm vücûda gelüp ol ân Şeyh Bekkâr kapuya gelüp "Bizim oğlanı verin" deyü ma‘sûmu alup kulağına ezân okuyup üzerine "üf" deyüp ma‘sûmu vâlidesine teslim edüp gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 50b ·
metinde göster ·
… hatun cesîm ve küsâmı kebîr olup mahall-i vaz‘-ı hamle usret çekmeyüp sühûletle
vaz‘-ı haml
eder.
Hurme gölü: Avratlar girüp batnındaki hamli semîn ve ol hatun cesîm ve küsâmı kebîr olup mahall-i vaz‘-ı hamle usret çekmeyüp sühûletle vaz‘-ı haml eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 88b ·
metinde göster ·
… Aristo olan müneccimînleri eyitdiler kim "Eğer bu câriye-i hâmile yarınki günde
vaz‘-ı haml
ederse doğan şehzâde başına âzâde olup cihângîr pâdişâh-ı Cem-cenâb ola", dedil …
Sebeb-i tesmiyye-i Cebel-i Sincâr: Bi-kavli müverrihân-ı Acem, bu cebel-i Sincâr Dârâ Şâh'ın kâhîce teberrüken Hazret-i Nûh'un gemisine rahne veren Sin Kayası üzre olan Mastaba-i Nûh'a gelüp kisb-i tarâvet ederdi. Günlerden bir gün bu Dârâ Şâh'ın bir câriye-i muğanniyesi hâmile iken Dârâ Şâh'ın ders-i Aristo olan müneccimînleri eyitdiler kim "Eğer bu câriye-i hâmile yarınki günde vaz‘-ı haml ederse doğan şehzâde başına âzâde olup cihângîr pâdişâh-ı Cem-cenâb ola", dediler. Hemân Melik Dârâ emr edüp câriye-i hâmileyi bir gün mu‘allaka eyleyüp vaz‘-ı haml etmeğe komadılar. Ertesi câriyeyi indirdiler. Derhâl bir şehzâde-i civân-baht rahm-ı mâderden müştakk oldu kim mihr [ü] mâh anın vech-i hüsnü yanında bî-fer bir şems [ü] kamer idi. Bu ma‘sûm-ı pâk rahm-ı mâderde üç yüz on dörd gün kalup tevellüd etdiğiyçün cemî‘i müneccimîn ve kâhinîn bu gulâmın ismine Sincâr dediler kim batn-ı ümde üç yüz on dörd gün kaldığına delâlet eder bir ism-i sultândır kim bu cebel ol şehzâde-i âzâdenin maskat-ı re’si olduğundan anın ismiyle müsemmâ olup cebel-i Sincâr derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 213a ·
metinde göster ·
… dediler. Hemân Melik Dârâ emr edüp câriye-i hâmileyi bir gün mu‘allaka eyleyüp
vaz‘-ı haml
etmeğe komadılar. Ertesi câriyeyi indirdiler. Derhâl bir şehzâde-i civân-baht r …
Sebeb-i tesmiyye-i Cebel-i Sincâr: Bi-kavli müverrihân-ı Acem, bu cebel-i Sincâr Dârâ Şâh'ın kâhîce teberrüken Hazret-i Nûh'un gemisine rahne veren Sin Kayası üzre olan Mastaba-i Nûh'a gelüp kisb-i tarâvet ederdi. Günlerden bir gün bu Dârâ Şâh'ın bir câriye-i muğanniyesi hâmile iken Dârâ Şâh'ın ders-i Aristo olan müneccimînleri eyitdiler kim "Eğer bu câriye-i hâmile yarınki günde vaz‘-ı haml ederse doğan şehzâde başına âzâde olup cihângîr pâdişâh-ı Cem-cenâb ola", dediler. Hemân Melik Dârâ emr edüp câriye-i hâmileyi bir gün mu‘allaka eyleyüp vaz‘-ı haml etmeğe komadılar. Ertesi câriyeyi indirdiler. Derhâl bir şehzâde-i civân-baht rahm-ı mâderden müştakk oldu kim mihr [ü] mâh anın vech-i hüsnü yanında bî-fer bir şems [ü] kamer idi. Bu ma‘sûm-ı pâk rahm-ı mâderde üç yüz on dörd gün kalup tevellüd etdiğiyçün cemî‘i müneccimîn ve kâhinîn bu gulâmın ismine Sincâr dediler kim batn-ı ümde üç yüz on dörd gün kaldığına delâlet eder bir ism-i sultândır kim bu cebel ol şehzâde-i âzâdenin maskat-ı re’si olduğundan anın ismiyle müsemmâ olup cebel-i Sincâr derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 213a ·
metinde göster ·
… ı azâbdan havf ü haşyete 384a düşüp hâmile iken iddet-i müddeti tamâm olmadan
vaz‘-ı haml
edüp sıkt vâki‘ oldukda bir merhûm ciğer-kûşe-i nâ-tamâm vücûda gelir. Gördüler …
Hattâ Hazret-i Nûh Nebî'nin hâtûnu gemi ile Tûfân deryâsında mellah-vâr şinâverlik ederken talattum-ı deryâ-yı azâbdan havf ü haşyete 384a düşüp hâmile iken iddet-i müddeti tamâm olmadan vaz‘-ı haml edüp sıkt vâki‘ oldukda bir merhûm ciğer-kûşe-i nâ-tamâm vücûda gelir. Gördüler kim henüz bir pençe-i âfitâb-ı âlemtâb olmada. Bir nûr-ı İlâhî gulâm-ı nâ-tamâm meğer rahm-ı mâderde dokuz ay on gün ki iki yüz seksen gün tamâm olmadan iki yüz on yedi günde bi-emri Hayy-ı Kadîr merhûm tevellüd etdiğiyçün ismine Tarh ibn Nûh-veled kodular. Lafz-ı tarh hisâb-ı cifr-i Alî üzre 217'dir. Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm bu ciğer-kûşe-i nâ-tamâmın na‘şını ba‘de't-Tûfân bu şehr-i Cezîre'de defn etmişdir kim bundan mukaddem rûy-ı arzda benî Âdem'den bir ferd-i âferîde medfûn olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 383b–384a ·
metinde göster ·
… ret-i Tarh ibn Hazret-i Nûh'dur kim Tûfân-ı Nûh'da gemi içre vâlidesi havfinden
vaz‘-ı haml
etdikde merhûm olmuş müştakk olup ba‘de't-Tûfân rûy-ı arzda ibtidâ bu sıkıt Tar …
Ziyâret-i Sultân: Mevtâ-yı kadîm-i evvel Hazret-i Tarh ibn Hazret-i Nûh'dur kim Tûfân-ı Nûh'da gemi içre vâlidesi havfinden vaz‘-ı haml etdikde merhûm olmuş müştakk olup ba‘de't-Tûfân rûy-ı arzda ibtidâ bu sıkıt Tarh ibn Nûh defn olunmuşdur. Hâlâ derûn-ı şehirde bir mescidde medfûn olup kaddi kırk kademe tavîl bir kabr-i münevver-i dırâzdır kim bu Cizre şehri evsâfının ibtidâsında bu Tarh ibn Nûh mufassal tahrîr olunmuşdur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 387b ·
metinde göster ·
Ba‘dehû Köpürlü müstakil vezîria‘zam olup Devlet-i Âl-i Osmân'ın îrâd [u] masârıfına mukayyed olup cemî‘i ocaklarda ve evkâflarda nâ-müstehak âdemleri yoklama edüp isbât-ı vücûda da‘vet edüp dörd kerre yüz bin âdem devlet yağmâsından nâ-müstehak ulûfeler yeyüp cümlesini kat‘-ı erzâk ve niçe yüzünü şeyh Sâlim-i Mağribî gibi katl-i istihkâk edüp yedi ayda îrâd [u] masârıfı tamâm edüp dörd yıllık tedâhüli kaldırdı. Ol günlerde Köpürlü elli yıllık yâr-ı gâr-ı refîki olan Edirneli Mehemmed Efendi'yi bir sipâhî esâmesi ulûfesiyçün Hasan Paşa aşkına anı da katl edüp devlet-i dîvânda niçe yüz âdemleri şirp-kelle ve pâf-gevde edüp ıslâh-ı devlete mukayyed olup devlete nizâm intizâm verdi, ammâ yine her müşâveresi efendimiz Melek Ahmed Paşa ve Küçükoda hocası Mehemmed Efendi ve (---)(---) ile müşâvere ederdi, ammâ efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya bir mansıb-ı âlîde ve ne Kubbealtı'nda idi. Ancak Afyonkarahisârı sancağı hâssıyla sarâyında Kaya Sultân ile cân sohbetinde iken bi-emr-i Hayy-i Kadîr Kaya Sultân efendimiz hâmile oldu. Cümle kapu yoldaşlarımız safâ etdiler, zîrâ Sultân her vaz‘-ı haml etdikde ağavâtlara yigirmi kîse {mâl} tasadduk ederdi. Anıniçün cümle ağalar hazz edüp Paşa ve Sultân ile bâğdan bâğa ve yalıdan yalıya ve pâdişâh bâğçelerine her bâr gidüp zevk [u] safâlar ederdik.,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 75b ·
metinde göster ·
… ki sene (---) târîhinin mâh-ı (---) günü Kaya Sultân'ın ayı ve günü tamâm olup
vaz‘-ı haml
mahallinde cümle sultânlar ve hemşîreleri ve cemî‘i musâhibeler ve cümle iş gör …
Hikmet " Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre Melek Ahmed Paşa efendimizin bu vâkı‘a vâki‘inden yigirmi altıncı gün ki sene (---) târîhinin mâh-ı (---) günü Kaya Sultân'ın ayı ve günü tamâm olup vaz‘-ı haml mahallinde cümle sultânlar ve hemşîreleri ve cemî‘i musâhibeler ve cümle iş görmüş bulalar ve hekîm-meşreb hâzık ebe kadınlar hâzır olup hamd-i Hudâ ol leyle-i mübârekede kırk hatm-i şerîf ve kırk bin salavât-ı şerîfe tilâvet olunurken Hallâk-ı âlem Allâh Kaya'dan nâka-i Sâlihi çıkarır gibi Kaya Sultân'dan dahi bir ciğer köşe duhter-i pâkîze-ahter müştak olup ol gece sabâha dak Eyyûb Sultân yalısında ve şehrinde surûr [u] şâdumânlar olup sabâha dak Paşa on kîse mâl tasadduk etdi. Ve kırk kîse mâl Kaya Sultân tasadduk edüp beş yüz âdem kisve-i gûnâ-gûnlar ile mülebbes olup her biri hayır du‘â hidmetinde oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77b ·
metinde göster ·
… tûn usret çekse bu hummaya girüp âb-ı suhnundan nûş etse belki havzdan çıkmadan
vaz‘-ı haml
eder. Tâ bu mertebe havâtînlere nâfi‘dir.
Bu karye Düşeniçse nevâhîsinden üç yüz aded hâneli bâğlı ve bâğçeli kefere ve müslim köyüdür. Bu köyden hâric bir vâdî-i çemenzârda kârgîr binâ ile mebnî bir ılıcadır, ammâ vâcibü's-seyrdir. Köstendil hummalarından nâfi‘ suyu vardır, ammâ ol kadar şiddet-i hâr üzre su değildir. Sermâ su idhâl etmeden gasl olunur. Mu‘tedil ve hoşnûş edecek âb-ı germâdır kim sâhibü'l-hayrât Gâzî Lala şâhin Paşa bu germâb-ı latîf üzre kubâb câmekân ve bir dârü'l-gasl havz [u] şazrevân inşâ edüp bu germâbı amâr etmiş. Bunda dahi mâh-ı Temmûz'da ve re's-i sâl-i mâh-ı nevrûzda niçe bin ünâs-ı mahlûk-ı Hudâ cem‘iyyet-i kübrâ edüp germâb faslı eder, ammâ menâfi‘-i kesîresi zenânelere mahsûsdur. Husûsan vaz‘-ı hamlde bir hâtûn usret çekse bu hummaya girüp âb-ı suhnundan nûş etse belki havzdan çıkmadan vaz‘-ı haml eder. Tâ bu mertebe havâtînlere nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 39a ·
metinde göster ·
etdiklerinden hâlâ ve ol sıbyân [u] püserânları kesret üzre olduğundan Yörükân …
Lisân-ı Yörükân ve Çitağan üzre "Kızan" küçük oğlancıklara derler. Âb [u] hevâsı latîf olduğundan ekseriyyâ zenâneleri ikiz ikiz vaz‘-ı haml etdiklerinden hâlâ ve ol sıbyân [u] püserânları kesret üzre olduğundan Yörükân tâ’ifesi bu belîdeye Kızañlık ve Kızanlık deyü nâm vermişler. Bir rivâyetde Gâzî Hudâvendigâr asrında bu şehirde kaht-ı azîm olup kızlık olduğundan kızanlık demişler. Rûmeli eyâletinde Çirmen sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Mahkemesi tâ şehrin ortasında Keçideresi suyu üstünde bâğ-ı İrem-misâl bir mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîndir. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve bâcdârı ve harâc ağası ve şehir kethudâsı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 53a ·
metinde göster ·
etmiş memeleri tobra gibi sarkmış avretleri hammâma koyup ba‘de'l-hammâm yine g …
Ve bir ma‘rifetleri dahi yedi sekiz kerre vaz‘-ı haml etmiş memeleri tobra gibi sarkmış avretleri hammâma koyup ba‘de'l-hammâm yine gûnâ-gûn saçı kırpık(?) ve düzgünce ve ayva çekirdekleri ve şâb ve mazı ile yüzüne ve gözüne ve aşağısına mezkûr mu‘âleceleri edüp la‘l-gûn yanaklı ve turunc memeli bir duhter-i pâkîze-ahter edüp sıkma dârâyî haftanlar ile üsârâ tahtaları üzre oturdup kaçan bu câriye-i zâl-ı zamâne fertûte arz-ı cemâl etdikde elbette müşterînin biri bu müşterî-sıfat câriyeyi gördükde alup mülhid çukura düşer gibi düşüp bu câriye ay başında hayz gördükde câriyeyi alan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 134b ·
metinde göster ·
… i mâderden müştak olur. Kızları sekiz ve tokuz yaşında bülûğuna erüp on yaşında
vaz‘-ı haml
eder. Gulâmları onunda on birinde ve on ikisinde bâliğ olur.
Ammâ ba‘zı evlâdları sekiz ayda ve yedi ayda dünyâya gelir, ammâ kızları kâmil bir yılda rahm-i mâderden müştak olur. Kızları sekiz ve tokuz yaşında bülûğuna erüp on yaşında vaz‘-ı haml eder. Gulâmları onunda on birinde ve on ikisinde bâliğ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 319b ·
metinde göster ·
… lup on üçünde evlâd [u] ıyâl sâhibi olur. Ba‘zısı yedi buçuk ayda ve sekiz ayda
vaz‘-ı haml
eder.
Ammâ aceb hikmet-i hudâdır kim bâlâda sehl tahrîr olunduğu üzre ekseriyyâ avretleri on iki yaşında bülûğuna yetişüp hâmile kalup on üçünde evlâd [u] ıyâl sâhibi olur. Ba‘zısı yedi buçuk ayda ve sekiz ayda vaz‘-ı haml eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 326a ·
metinde göster ·
etmiş hâtûnlar vâki‘ olmuşdur. Ol ecilden halîfe-i selefin biri Sahra altına bi …
Andan aşağı bir vâsi‘ meydândır. Ve ibâdetgâh-ı erbâb-ı züvvârândır. Ammâ bu Sahra-i şerîfin mu‘allâk durduğundan ziyârete gelen ehl-i züvvâr görüp havf [u] haşyet çekmesin içün ve niçe hâmile hâtûn bu gâra girüp Sahra-i şerîfi mu‘allâk görünce, âh deyüp havfinden niçe kerre vaz‘-ı haml etmiş hâtûnlar vâki‘ olmuşdur. Ol ecilden halîfe-i selefin biri Sahra altına bir ince dîvâr çekmişler kim halk havfden berî olup huzûr-ı kalb ile ibâdet edeler. Ammâ ne mümkün yine dîvâr ile Sahra mâbeyninde parmak girir ve ba‘zı yerine el girir aralıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y214a ·
metinde göster ·
(---)(---)(---) zamân-ı cehâletden kalmış bir çâh-ı atîkdir. Lebîd bin el-A‘zam el-Yahûdî nâm mel‘ûn (---)(---)(---) günden güne nâ-hoş olup ilâc mümkün olmadı. Âhirü'l-emr melâ’ikelerin i‘lâmıyla i‘lâmına i‘lâmına (---)(---)(---) bulup bu mahalde Cenâb-ı Bârî kıbelinden sûre-i Mu‘avvazeteyn nâzil olup Hazret (---)(---)(---) hâlâ bu kuyudan ehl-i Medîne su içmezler ve nef‘i dahi yokdur. Ancak besâtînleri, rey ederler. (---)(---)(---) hazretin hurmâ bâğı içinde bir mâ-i hayât-ı safâ-bahşdır. Hazret-i Risâlet-penâh (---)(---)(---) havâtîn tâ’ifesi Q 124b varup âb-ı nâbından nûş ederler, yetmiş hâssası vardır. Cümle nisvâna müte‘allık hâsıyyetlerdir. Cümleden biri bir hâtûn vaz‘-ı haml mahallinde usret çekse bu çâh-ı mâdan nûş etse bi-emrillâh bilâ-meşakka mahall-i masdarı şakk olup ma‘sûm müştak olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y301b ·
metinde göster ·
… r Bâbullûğunda olan fevâhişelerde çok bulunur. Hattâ bu hakîrin vâlidesi hakîri
vaz‘-ı haml
ederken re’s-i kebîrimiz vâlidemizin masdarından usret üzre çıkduğından ferc-i …
Yine Sebîl-i Allâm fezâsında bulunur boncuk-misâl bir alaca taşdır. Kankı hâtûn anı cimâ‘ mahallinde beline bağlasa hergiz hâmile kalmaya. Hattâ bu taş Mısır Bâbullûğunda olan fevâhişelerde çok bulunur. Hattâ bu hakîrin vâlidesi hakîri vaz‘-ı haml ederken re’s-i kebîrimiz vâlidemizin masdarından usret üzre çıkduğından ferc-i nâ-şüküftedârı târmâr olup kabîh olduğu ecilden hâmile kalmadan ihtirâz etdüğinden bu Sebîl-i Allâm taşından dâ’imâ taşıyup peder ile hâlet-i mahmasada beline bağlardı. Ol taş-ı nâ-mübârek vâlidemizde dahi bulunurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y230a ·
metinde göster ·
… f olduk. Bir müstecâbü'd-da‘ve Hazret-i Hâlid evlâdlarındandır. Hattâ bir hâtûn
vaz‘-ı haml
edemese şeyhin serâvîlin ol hâmile hâtûn başına örtünse bi-emrillâh vaz‘-ı haml …
Beled-i Ebû Hâlid'e varup anda bir gece mihmân olduk. Nîl kenârında yüz evli ve bir câmi‘li belîdedir. Anda Ebû Yahyâ bir şeyh-i şâb kimesne gelüp şeref-i sohbetiyle müşerref olduk. Bir müstecâbü'd-da‘ve Hazret-i Hâlid evlâdlarındandır. Hattâ bir hâtûn vaz‘-ı haml edemese şeyhin serâvîlin ol hâmile hâtûn başına örtünse bi-emrillâh vaz‘-ı haml eder. Ammâ ba‘zılar eydir: "Mezkûr don şeyhin değildir, Hazret-i Hâlid ibn Velîd'indir, irs ile bu şeyhe intikâl etmişdir", derler, el-uhdetü ale'r-râvî. Hele bu ahvâl-i serâvîl sahîh ü mücerrebdir. Hattâ hakîr donu tekyeden getirdüp gördüm, pembe bezi bir sararmış dondur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y378b ·
metinde göster ·
… vaz‘-ı haml edemese şeyhin serâvîlin ol hâmile hâtûn başına örtünse bi-emrillâh
vaz‘-ı haml
eder. Ammâ ba‘zılar eydir: "Mezkûr don şeyhin değildir, Hazret-i Hâlid ibn Velî …
Beled-i Ebû Hâlid'e varup anda bir gece mihmân olduk. Nîl kenârında yüz evli ve bir câmi‘li belîdedir. Anda Ebû Yahyâ bir şeyh-i şâb kimesne gelüp şeref-i sohbetiyle müşerref olduk. Bir müstecâbü'd-da‘ve Hazret-i Hâlid evlâdlarındandır. Hattâ bir hâtûn vaz‘-ı haml edemese şeyhin serâvîlin ol hâmile hâtûn başına örtünse bi-emrillâh vaz‘-ı haml eder. Ammâ ba‘zılar eydir: "Mezkûr don şeyhin değildir, Hazret-i Hâlid ibn Velîd'indir, irs ile bu şeyhe intikâl etmişdir", derler, el-uhdetü ale'r-râvî. Hele bu ahvâl-i serâvîl sahîh ü mücerrebdir. Hattâ hakîr donu tekyeden getirdüp gördüm, pembe bezi bir sararmış dondur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y378b ·
metinde göster ·
… rı hâsıl olur. Ve merd [ü] zenânı on senede bâliğ olur. Yedi ayda ve sekiz ayda
vaz‘-ı haml
etdükde ikiz doğar.
Hikmet-i Hudâ, havâsının letâfetinden zenânesi ve hayvânları senede ikişer ikişer doğurur. Ammâ âdemden gayrı behâyimleri beher sene üç kerre kuzular, ammâ gâyet nahîf ü za‘îf kuzuları hâsıl olur. Ve merd [ü] zenânı on senede bâliğ olur. Yedi ayda ve sekiz ayda vaz‘-ı haml etdükde ikiz doğar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y408b ·
metinde göster ·
… nilmesi helâldir. Ve gâyet cüst [ü] çâpükdür, gûyâ ceyrândır. Ve iki senede bir
vaz‘-ı haml
edermiş, garîb temâşâdır.
Lisân-ı Arab'da bagal-i berrî derler. Katırdan aslâ farkı yokdur, illâ kulakları dibinde boğum boğum iki siyâh ince boynuzları var, ucları nîşterden nişân verir, ve tırnakları çataldır. Mezâhib-i erba‘ada yenilmesi helâldir. Ve gâyet cüst [ü] çâpükdür, gûyâ ceyrândır. Ve iki senede bir vaz‘-ı haml edermiş, garîb temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y411b ·
metinde göster ·