… eşhâneciyân: Neferât 70, mü’ellifi Rızâeddîn-i Şîrvânî'dir. Bu dahi tel sâzıdır
ve ûd
gibi burku yerleri eğridir ve kolu ûddan uzuncadır ve gevdesinde balık kursağı …
Sâzendegân-ı şeşhâneciyân: Neferât 70, mü’ellifi Rızâeddîn-i Şîrvânî'dir. Bu dahi tel sâzıdır ve ûd gibi burku yerleri eğridir ve kolu ûddan uzuncadır ve gevdesinde balık kursağı çekilmişdir ammâ perdeleri yokdur. Altı kıllı olduğundan şeşhâne derler. Müşkil sâzdır, ammâ cümle makâmât icrâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 207a ·
metinde göster ·
… cü çıkartmak ve şehirden şehire yol açmak ve kerpiç ve kireç ve üstübeç ve müşk
ve ûd
u anber ü kaliye misk ve gûnâ-gûn itrıyyât bulmak ve çadır u hammâm ve nefîr u …
Evvelâ, ziyâret-i Hazret-i Erfahuş ibn Hazret-i Sâm ibn Nûh'dur: Hazret-i Erfahud'un ömr-i azîzleri dörd yüz altmış beş sâldır. Bi-kavli İbn Abbâs Cemşîd asrında vefât edüp bu Remle hâricinde âsûdedir. Hâlâ ziyâretgâh-ı ehl-i dilândır. Ammâ Cemşîd'in müddet-i ömrü ma‘lûm değildir. Ancak niçe müverrîhler yedi yüz yıl pâdişâh olup taht üzre oturmak ve bahs-i ilm etmek ve silâh düzmek ve yün ve ibrişim peydâ etmek gûnâ-gûn hayvânât derilerin dibâğat edüp kürk giymek ve gavvâslık etdirüp derya ka‘rından incü çıkartmak ve şehirden şehire yol açmak ve kerpiç ve kireç ve üstübeç ve müşk ve ûd u anber ü kaliye misk ve gûnâ-gûn itrıyyât bulmak ve çadır u hammâm ve nefîr u surnâ ve gözlük ve sabun ve kiriş yapmak ve halkı dörd bölük edüp birin ulemâ ve birin sipâhî ve birin ehl-i san‘at ve birin ehl-i zirâ‘at edüp şehr-i Istacr'ı imâr eyleyüp tahtında karâr edüp adl [u] dâd ederken kendüye cünûn el verüp diyâr-ı Rûm'da Filibe ve Tırhala ve Maşkolor panayırları semtinde hâşâ sümme hâşâ rubûbiyyet da‘vâsında olup Cemşîd üzre Şeddâd ibn Âd hurûc edüp Cemşîd Boğazhisâr'dan Anadolu tarafına geçep deryâ-misâl asker ile Ayasuluk nâm şehr-i kadîmin sahrâsında Cemşîd ile Şeddâd oğlu ve Dahhâk ile ceng-i azîm edüp âhir Cemşîd askeri münhedim olup Cemşîd'i kayd-bend ile Dahhâk'ın huzûruna getirüp iki levha mâbeynine Cemşîd'i koyup destere ile iki pâre ederken "Erre fahışda îmân getirdim. Erre fahışd! Erre fahışd" deyü iki pâre olup mürd oldu. Ba‘zı müverrihîn {Cemşîd'in âhir nefes îmân getürmesine} îmân-ı ye’sdir, demişler. Anınçün Erfehişid ibn Sâm'a Erre Fahışıd dahi derler. Salavâtullahı ve selâmehu. Hâlâ Cemşîd Kuşadası şehri kurbunda Ayasuluk hârici şarkında medfûndur ve ziyâreti memnû‘dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 47a ·
metinde göster ·
… irdebâlişler ve gûnâ-gûn esbâb-ı âvânîler ve üç boğça câme ve hil‘at-i gûnâ-gûn
ve ûd
u amber ve altı nefer üstâd-ı aşbâzlarıyla altı araba yükü zahîre ve on araba b …
Andan Rûmiyye hânına bir kâğız tahrîr edüp sebbâbların ref‘ olunmasın ricâ edüp ve kapumuzu beklemeğe bir dizçöken akası ricâ edüp varağı mihmândârımıza verüp hâna götürdüğü ân Rûmiyye şehri içre münâdîler nidâ edüp "Kadâğa-i hân-ı âlîşândır kim, Osmânlılar bunda iken Çâr adı yamanlara sebb etmeyeler." deyü cümle sebbâb u teberrâîleri ve cevellâkî ışıkları cümle Rûmiyye şehrinden nefy-i beled etdiler. Hamd-i Hudâ bî-dînlerin zebân-dırâzlıkların istimâ‘ etmeden halâs olduk. Ol ân hân-ı âlîşân hakîre bir mükellef oda döşemesi ve yigirmi yasdık ve altı aded elvân zerbâf yorkan ve girdebâlişler ve gûnâ-gûn esbâb-ı âvânîler ve üç boğça câme ve hil‘at-i gûnâ-gûn ve ûd u amber ve altı nefer üstâd-ı aşbâzlarıyla altı araba yükü zahîre ve on araba bârı odun ve altı araba hımlı müsmirrât-ı gûnâ-gûn geldi. Ve kapumıza bir dizçöken ağası gelüp derbânlarımız oldular ve 292a Murtezâ Paşa ağasını Şâhbender bâğına kondurup ana da hemçünân zahîreler gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 291b–292a ·
metinde göster ·
… ederken bir taş-ı kebîr çıkar ve ol taşı kaldırırlar. Bir râyiha-i amber ü hâm
ve ûd
u aselbend ve ıtr-ı Şâm râyihası çıkar kim cümle halkın dimâğları mu‘attar olur …
Ba‘dehû selâtînin bir Sünnîsi, üzerine bir sandûka eder. Türbedâr-ı mezkûr da İmâmın ta‘lîm-i rü’yâsı üzre sandûka-i mezkûru keferenin üzerine koyup az zamânda Şâh İsmâ‘îl Bağdâd'a istîlâ edüp "Bu İmâm ne belâ-yı benâm-ı hümâmdır?" deyü der-ceng-i evvel İmâmın kabri olmayup kabridir dediği yire gelüp mezkûr sandûkayı kırup ve kabri açup bir cesed-i mülevves bulup âteşe yakup İmâmı göyündürdüm zu‘munda olup seg ber-sahrâ gider. Âhir Süleymân Hân Bağdâd üzre gelirken bir çavuş İmâm-ı hümâm içün bir vâkı‘a görüp ba‘de'l-feth İmâmın kabr-i kadîmîsin Taşkın Hoca nâm müsinn-i benâm bir Sünnî-yi hümâm bilirmiş. Ol kişi zemîn-i İmâmı gösterüp kazarlar. Hakîkatü'l-hâl esâs-ı kadîmeler zuhûr ederken bir taş-ı kebîr çıkar ve ol taşı kaldırırlar. Bir râyiha-i amber ü hâm ve ûd u aselbend ve ıtr-ı Şâm râyihası çıkar kim cümle halkın dimâğları mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 343b ·
metinde göster ·
… yyâ halkı Hindistân'a ve Çin'e ve Hıtây-ı Hoten'e varup cevâhir ve müşk-i Hoten
ve ûd
ve amber ve niçe bin ıtriyyât makûlesi hoş-bû metâ‘ ve gayrı kâlâlar getirüp çâ …
Der-kavli kâr [u] kisb-i râcilân: Ekseriyyâ halkı Hindistân'a ve Çin'e ve Hıtây-ı Hoten'e varup cevâhir ve müşk-i Hoten ve ûd ve amber ve niçe bin ıtriyyât makûlesi hoş-bû metâ‘ ve gayrı kâlâlar getirüp çârsû-yı hüsünde âdemin dimâğı mu‘attar olur.(---)(---)362a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 361b–362a ·
metinde göster ·
ve amberler dütünüp cân sohbetleri edüp gâh saz ve gâh sûz ederek tâ nısfu'l-le …
Andan Ziyâeddîn Hân'ın kendü halvethânesine varup gülâb ve ûd ve amberler dütünüp cân sohbetleri edüp gâh saz ve gâh sûz ederek tâ nısfu'l-leyl olunca Gencefe nâm bir oyun vardır Kâfiristânda ana Hartiye derler, yetmiş seksen aded çâr-kûşe münakkaş kâğızlardır, ammâ bu Gencefe kâğızları Acem'den gelir. Bir gûne münakkaş revganî kâğızlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 12b ·
metinde göster ·
… l pâdişâh olup mübâhese-i ilm etmek ve silâh düzmek ve kirec ve üstübec ve misk
ve ûd
ve reyhân ve kalya misk ve envâ‘-ı ıtriyât ve çadır ve hammâm ve nefîr ve sûrnâ …
Müddet-i ömrü ma‘lûm değildir, ammâ yedi yüz yıl pâdişâh olup mübâhese-i ilm etmek ve silâh düzmek ve kirec ve üstübec ve misk ve ûd ve reyhân ve kalya misk ve envâ‘-ı ıtriyât ve çadır ve hammâm ve nefîr ve sûrnâ ve gözgü ve sabun ve kiriş yapmak ve halkı dörd bölük edüp bir bölüğü ulemâ ve birin sipâhî ve birin ehl-i san‘at ve birin ehl-i zirâ‘at edüp şehr-i Istacri ve bu şehr-i Aydıncığ'ı amâr edüp şarâb içe içe aklına hıffet gelüp nikrîz zahmeti derdinden rubûbiyyet da‘vâsı edüp şeddad bin Âd Cemşîd'e galebe edüp oğluyla Dahhâk-ı Mârî nâm vezîrin Cemşîd üzre deryâ-misâl asker ile gönderüp Aydıncık nâm mahalde döğüşerek Cemşîd Ayasuluk şehri kal‘asına firâr edüp anda dutduklarında Cemşîd'i destere ile iki biçüp halk-ı cihân şerrinden emîn olup Cemşîd Ayasuluğ'da yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 87a ·
metinde göster ·
… musanna‘ zî-kıymet âvîzeler ile tezyîn olmuş bir deyrdir kim müşk-i amber-i hâm
ve ûd
ve günlük râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Hattâ bir çelîpâ-yı sepây ü …
Ve im‘ân-ı nazar ile deyr-i müzeyyenin içine girüp temâşâ etdim. Ol kadar altun ve gümüş kanâdîl ve salîbeler ve ol kadar musanna‘ zî-kıymet âvîzeler ile tezyîn olmuş bir deyrdir kim müşk-i amber-i hâm ve ûd ve günlük râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Hattâ bir çelîpâ-yı sepây üzre kitâb-ı İncîl duran çelîpâ gûnâ-gûn cevâhirler ile tezyîn olmuş bir sepâydır kim elli bin guruş değer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 142a ·
metinde göster ·
… e bin küffârlar dahi papaslar ile ellerinde altun ve gümüş mecmereler ile buhûr
ve ûd
u amber ve günlükler yakarak sokaklarda torompete çalarak gezüp yine manastırla …
Hattâ keferelerin Ayanta nâm bednâm günleri idi. On bin ruhbân ve yetmiş seksen bin kadar küffâr-ı bî-îmân haçlı peykerleri ve sancağ u bayrak ve erganon ve torompeteleriyle bu deyr-i kebîre gelüp âyîn-i bâtılaların edüp ba‘dehu bu şehr-i Peşpehil'in bâğ-ı Merâmlarında eyle fısk [u] fücûr ve ayş [u] ışret etdiler kim ta‘bîr olunmaz. Niçe bin küffârlar dahi papaslar ile ellerinde altun ve gümüş mecmereler ile buhûr ve ûd u amber ve günlükler yakarak sokaklarda torompete çalarak gezüp yine manastırlara giderlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51a ·
metinde göster ·
… nda üç kapudur. Cânib-i garbîsinde bâb-ı (---) bu kapu hâricinde müşk [ü] amber
ve ûd
u gülâb ve za‘ferân müşk ü kâfûr ve zebât bey‘ olunur. şimâle nâzır bâb-ı Kellâ …
Ve bu haremin cânib-i selâsında üç kapudur. Cânib-i garbîsinde bâb-ı (---) bu kapu hâricinde müşk [ü] amber ve ûd u gülâb ve za‘ferân müşk ü kâfûr ve zebât bey‘ olunur. şimâle nâzır bâb-ı Kellâsiyye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y243b ·
metinde göster ·
… beşî mahbûb gulâmlar ve zî-kıymet cevâhir makûlesi eşyâ ve sâ’ir akmişe-i kâlây
ve ûd
u amber ve hıtâyî münebbed kâse ve fenâcînler ve elli deve yükü me’kûlât [u] me …
Andan şerîf Sa‘d hazretlerinin kethudâsı iki re’s küheylân kısraklar ve altı re’s Habeşî mahbûb gulâmlar ve zî-kıymet cevâhir makûlesi eşyâ ve sâ’ir akmişe-i kâlây ve ûd u amber ve hıtâyî münebbed kâse ve fenâcînler ve elli deve yükü me’kûlât [u] meşrûbât hedâyâlar ile kethudâ-yı şerîf gelüp dest-bûs-ı vezîr ile şeref-yâb olup ayağ üzre ber-karâr durdukda paşa hazretleri "otur" deyü yer gösterdiler. Anlar oturup paşa hazretleri eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y310b ·
metinde göster ·
… â’ifesi ziyâret edüp sandûka-i Hadîce'yi gûnâ-gûn şükûfeler ile tezyîn ederler.
Ve ûd
u amber Y 362b ve kâfûr yakup râyihadan züvvârın demâğı mu‘attar olur. Ve bu …
Ve bu âsitâneyi ekseriyyâ nisâ tâ’ifesi ziyâret edüp sandûka-i Hadîce'yi gûnâ-gûn şükûfeler ile tezyîn ederler. Ve ûd u amber Y 362b ve kâfûr yakup râyihadan züvvârın demâğı mu‘attar olur. Ve bu kubbe-i âlînin iç yüzü kenârlarında celî hatt-ı müzehheb ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y362a–Y362b ·
metinde göster ·
Yine ba‘de't-tevhîd du‘â [ve] senâ olunup ihsân olunan seccâde ve hâlîçe
ve ûd
u amberi ve destâr-ı Muhammedî['yi] birer huddâma tahmîl edüp sarây meydânında …
Yine ba‘de't-tevhîd du‘â [ve] senâ olunup ihsân olunan seccâde ve hâlîçe ve ûd u amberi ve destâr-ı Muhammedî['yi] birer huddâma tahmîl edüp sarây meydânında kânûn üzre ihsân olunan beyâz buyurdıyı cellâdbaşı savt-ı a‘lâ ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y278a ·
metinde göster ·
Andan yukaru yine Buhayre hâkinde dağlar dibinde kumsal sahrâlar içre Benî Selâme ve Benî Rücbân kabîleleri sâkindir. Bu kavm ol gece Nîl kenârında ale'l-gafle bir ma‘âş gemisin basup azîm ceng ederler. Gemi içinde olan yolcular meğer pür-silâh âmâde bahâdırlar imiş, Urbânın on yedisin Y 340a katl ederler. Hakîr ol mahalde üzerlerine vardık. Cümle Urbân avretleri deff ü kudüm ve sancaklar ile leşlerinin üzerlerine semâ‘ edüp raks edüp rebâb ve ûd çalup bükâ ederlerdi. Sıbyânları lakkâ oynarlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y339b–Y340a ·
metinde göster ·
… âhireler ile müzeyyen olup herbirinin destinde birer boğça veyâhûd müşk ü gülâb
ve ûd
u amber ve kâfûr u zebâd ve dendân-ı fîl ve şâha-i fîl ve siper-i pîl ve kîmuht …
Ammâ bu îrâda göre masârıfı dahi bî-hisâb ve hâric-i kitâbdır. Evvelâ Mısır paşasına beher sene yetmiş kîse kalemiyye ve kırk aded küheylân Havvâre at, üçü pâk bisâtlı ve biri altun zencîrli ve murassa‘ zînli ve kırk memlûk-i siyeh-rû Arab, ve on siyâh-çerde Habeşî tavâşî-i la‘l-çehre; bu memâliklerin cümlesi gûnâ-gûn libâs-ı fâhireler ile müzeyyen olup herbirinin destinde birer boğça veyâhûd müşk ü gülâb ve ûd u amber ve kâfûr u zebâd ve dendân-ı fîl ve şâha-i fîl ve siper-i pîl ve kîmuht-ı timsâh ve âlet-i harb makûlesi hedâyâlar ile cümle esved gulâmlar ale't-tertîb gelirler. Ammâ yigirmi aded Fûncî ve Afnuvî burunları ve gûşları menkûşlu esmerü'l-levn cevârîler tehîdest gelir, anların hedâyâları mestûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y373b ·
metinde göster ·
… rahnedâr olmuş bir yarık kaya yeri var, andan bir savt-ı hazîn ile ibtidâ sûrnâ
ve ûd
ve kânûn ve santûr ve tanbûr ve rebâb sadâları ile bir zemzeme-i sûznâk nağemât …
Anı gördük, mağârânın bir köşesinde zelzeleden rahnedâr olmuş bir yarık kaya yeri var, andan bir savt-ı hazîn ile ibtidâ sûrnâ ve ûd ve kânûn ve santûr ve tanbûr ve rebâb sadâları ile bir zemzeme-i sûznâk nağemâtı kopup râst makâmında be-dürüstî bir fasl-ı Hüseyin Baykara oldu kim hakîrin karârı kalmayup karârı raksda edeyazdım. Ba‘dehu bir semâ‘î ve andan beş on âvâz-ı muhrik sûznâk bir yerden bir perdeden bir gûne kâr okudular. Ammâ elfâzları bir lisâna müşâbeheti yok idi, ammâ usûl âheng yerinde idi. Anlar tamâm edince azamet-i Hudâ bir velvele ve gulgule ve debdebe-i kös ve kerrenây ve tabl ve boru ve kudüm ve sahan ve tancere sadâları istimâ‘ olunup bunlar makâm-ı hüseynî'de bir fasıl etdiler kim bu kehfin içi ra‘d gibi gürleyüp kulaklarımız asam oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y425a ·
metinde göster ·
… dü'n-nebî etdirüp ol gece cemî‘i şehri tezyîn eylemeği îcâd edüp buhûr u gülâbı
ve ûd
u amberi ve şem‘a-i kâfûrî ve sükkerî eşribe-i mümessekinden mâ‘adâ yigirmi bin …
Ve mâh-ı Muharrem'in on ikinci gecesinde İmâm Hüseyin üzre mevlûdü'n-nebî etdirüp ol gece cemî‘i şehri tezyîn eylemeği îcâd edüp buhûr u gülâbı ve ûd u amberi ve şem‘a-i kâfûrî ve sükkerî eşribe-i mümessekinden mâ‘adâ yigirmi bin para İmâm Hüseyin mevlûduna vakf eyleyüp ilâ-hâze'l-ân cârî bir hayrât-ı hasenâtdır. Ve niçe bunun emsâli hayrâtları var kim lâ-yu‘addir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·