… olu tarafında dahi Abaza Paşa yeniçeri nâmında ve zorba sipâhî nâmında olanları
ve üzerine
gelen askerleri beşer onar binin bir kümeden mûr-ı za‘îf gibi hulika'l-insân-ı …
Bu pâdişâhın etdiği hûnhârlığı bir pâdişâh etmemişdir. Kahvehâneleri ve meyhâne ve bozahâneleri ve tütünü dahi yasak edüp niçe yüz bin âdemi ol bahâne ile her gün yüzer, ikişer yüzer âdemi katl ederdi. Ammâ aleyhi mâ-yestehak Anatolu tarafında dahi Abaza Paşa yeniçeri nâmında ve zorba sipâhî nâmında olanları ve üzerine gelen askerleri beşer onar binin bir kümeden mûr-ı za‘îf gibi hulika'l-insân-ı za‘îfi kırardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 63b ·
metinde göster ·
… ihtimâli yokdur. O cezîreye mahsûs hacer-i sebiz-gûndur. Bu ocağın altı boşdur
ve üzeri
kubbedir. Bu kubbelerin içine kırkar ellişer bin kantâr bakırı ve mâye içün kad …
Evsâf-ı furun-ı tuç: Bu furun mezkûr kârhâne içre iki yerde binâ olunmuş kubbe furunlardır kim cânib-i erba‘ası (---) cezîresinde hâsıl olur âteş taşıdır. 131a Gayrı taş ol âteş-i Nemrûd'a tahammül etmek ihtimâli yokdur. O cezîreye mahsûs hacer-i sebiz-gûndur. Bu ocağın altı boşdur ve üzeri kubbedir. Bu kubbelerin içine kırkar ellişer bin kantâr bakırı ve mâye içün kadîm-i eyyâmda binâ olunmuş pârelenen top kırıkların yerleşdirüp kubbelerden taşra alarkada niçe bin kantâr kalay hâzır ederler. Kâtibleri dahi ne kadar bakır ve ne kadar kalay hâzır olduğu deftere kayd olur. Zîrâ bakırına göre top kâlıbları hâzır ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130b–131a ·
metinde göster ·
… ve bodanalardan çengâller ile çıkarup bıçaklar ile doğrayup kâseler içre koyup
ve üzerlerine
ma‘denivâz ve biber ve darçın ve karanfîl misilli bahârlar saçup,
Bu işkembeciyân dahi cümle tebdîl-i libâs edüp arabalar üzre dükkânların fağfûrî çini tabaklar ve pâk peşkirler ve leğen ü ibrîkler ile müzeyyen edüp ellerinde işkembe kancasıyla kazganlar içinden pişmiş işkembeleri ve kırkbayırı ve şirdenleri ve döş başları ve yatak yerleri ve bodanalardan çengâller ile çıkarup bıçaklar ile doğrayup kâseler içre koyup ve üzerlerine ma‘denivâz ve biber ve darçın ve karanfîl misilli bahârlar saçup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
… üzün sürüp yuvarlanup lisân-ı hâl ile tazallum edüp yine Arabları hır hır talar
ve üzerlerine
hamle edüp salar, cümle halk görseler kim Efelioğlu zağarıdır,
{Hikâye-i münâsib}: Bu Efelioğlu Mekke'den Bursa'ya gelirken beyne'l-Haremeyn aşkıyâ-yı Urbân Efelioğlu Yorukça Halîl Hacivad'ı şehîd edüp Bedr-i Huneyn'de defn edüp Efelioğlu kelbi bu kâtil Urbânların yanında kalup bu Urbânlar Şâm'a gelüp çârsû-yı bâzârda gezerken hemân kelb bir kerre bu Urbânları kelb-i sarîh gibi talamağa başlayup bir dahi gayrı âdemlerin ayağına yüzün sürüp yuvarlanup lisân-ı hâl ile tazallum edüp yine Arabları hır hır talar ve üzerlerine hamle edüp salar, cümle halk görseler kim Efelioğlu zağarıdır,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 211a ·
metinde göster ·
… çe nûş etsen aslâ sekir vermez ve batn veca‘ etmez. Zîrâ içine Kuşadası bekmezi
ve üzerine
darçın ve karanfîl ve zencebîl ve hindistâncevizi nisâr edüp dükkânlarının yüzü …
On çömçe nûş etsen aslâ sekir vermez ve batn veca‘ etmez. Zîrâ içine Kuşadası bekmezi ve üzerine darçın ve karanfîl ve zencebîl ve hindistâncevizi nisâr edüp dükkânlarının yüzünde birer âdem sığar kutular içre durup ulemâ ve sulehâ ve meşâyihînden yevmiyye niçe bin bakır âvânî maşrabalar ve bakraclar gelüp kâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a ·
metinde göster ·
… üzre nümâyândır kim temâşâ etdiğimiz belde-i azîmlerin birine müşâbeheti yokdur
ve üzerinde
nûr şa‘şa‘a verir bir rûhâniyyetli şehr-i kadîmdir. Zirâ bunda olan kibâr-ı evl …
Eğer bu hânedânların cümlesin tarz-ı tarhıla ilmimiz lâhık olduğu mertebe tahrîr etsek başka bir sa‘âdetnâme olur. Ammâ bu şehr cümle yüz yetmiş altı mahalle-i müslimîndir ve yedi mahalle Ermeni'dir ve tokuz mahalle Rûm keferesidir ve altı cemâ‘at Yahûdîlerdir ve bir mahalle Kıptîlerdir ve bir mahalle miskînler başka semtdir, Murâdiyye râhı üzredir. Bu aşağı şehr bir düz yerde vâkı‘ olup kal‘a-i bâlâ dâmenine vâkı‘ olan hâneler ve imâretler ve Ulu Câmi‘ semtleri mürtefi‘ yere vâkı‘ olmağıla bir sâ‘at ba‘îd şimâl tarafında Filedâr sahrâsından bu şehre nazar olunsa dâmen-i Cebel-i Ruhbân'da rasâs-ı nîl-gûn ile zeyn olmuş şems-i âteş-tâbın şu‘lesi bu şehre pertev urdukda hân ve hammâm ve mesâcid ve câmi‘-i selâtînlerin ve gayrı hayrat [u] hasenâtların ve yine kurşum örtülü sûk-ı sultânîlerin kat-ender-kat zeyn olduğun âdem görünce hayrân kalır. Zirâ bu şehr, Filedâr sahrâsından acâ’ib mehâbet üzre nümâyândır kim temâşâ etdiğimiz belde-i azîmlerin birine müşâbeheti yokdur ve üzerinde nûr şa‘şa‘a verir bir rûhâniyyetli şehr-i kadîmdir. Zirâ bunda olan kibâr-ı evliyâullah, müfessirîn ve muhaddisîn ve musannifîn gayrı diyâ[r]larda yokdur, illâ meğer Bağdâd-ı behişt-âbâd ola. Ve bu şehrin cânib-i cenûbunda cebel-i Ruhbân[da] kân-ı ma‘den-i âb-ı hayvân vâkı‘ olmağıla ol cebel-i âlîden bin altmış aded ism [u] resmiyle ma‘lûm âb-ı hayât, uyûn-ı câriyeler cereyân ederek bâlâda tahrîr olunan sarây-ı âlîlere kehrîz ve kana (?) ve kanavâtlar ile hâneden hâneye cereyân edüp cemî‘î imâretleri saky edüp uyûn-ı enhârları cârî ve revân bir şehrdir. Vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûre ve hadâyık [u] bostânı meşhûre nümûne-i behişt-i câvidânîdir. Ve eşcâr-ı müsmirrâtı ve gayrı müsmirresi ve ezhâr-ı bî-pâyânı, bâ-husus dıraht-ı şükûfe-i erguvânı firâvân olur kim senede bir kerre Emîr Sultân hazretlerinin "Erguvan Cem‘iyyeti" faslı olup cemî‘î diyârdan deryâ-misâl âdem cem‘ olup bir cem‘iyyet-i kübrâ olur kim meşhûr-ı âfâkdır, ta‘rîf ve tavsîfi mümkün değildir. Ancak ol cem‘iyyet-i azîm, rûhâniyyet-i Emîr Sultan ile olur. Böyle bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr, buk‘aları hûb ve halkı mahbûb u merğûb mezra‘aları vâfir ve berekâtları mütekâsir ve ni‘metleri firâvân ve mâ-i nâbları revân olmuş, hâneden hâneye suları cereyân etmiş şehr-i müzeyyendir kim Anadolu arzında bilâd-ı seb‘anın biri dahi bu Bursa şehridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 223b ·
metinde göster ·
… Kürün çayı cereyân edüp nehr-i azîm Kür'e rîzân olur. Bu şehrin kıble dağlardır
ve üzeri
serâpâ bâğlardır kim âbdâr engûrü ve memdûhâtından Gence ipeği gâyet meşhûrdur. …
Evsâf-ı kal‘a-i Gencîne-i Râz, şehr-i azîm Gence-i Dilnüvâz: (---) binâsıdır. Dest-i Acem'den, şâh-ı İrân olan Tahmas[b] Şâh'ın destinden dest-i kahrile sene 990 târîhinde Koca Ferhâd Paşa feth edüp sene 1014 târîhinde Sarı Ahmed Paşa kethüdâsı Mehemmed Paşa hâkim-i Gence iken şâh-ı bed-fi‘âl İrân-zemîn askeriyle yedi ay muhâsara edüp şeb [u] rûz ceng-i azîm olup âhir bir tarafdan imdâd gelmemek ile cümle guzât-ı müslimîn amân ile kal‘ayı şâha teslîm edüp cüyûş-ı müslimîni uryânen cümle şehîd etdiklerin Fâtih-i Eğre Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis'e i‘lâm etdiler. Ol asrdan berü dest-i Acem'de şehr-i mu‘azzam olmuşdur. Ammâ kal‘asın şâh münhedim etmiş. Hâlâ altı bin hâneli bâğ u bâğçe ve câmi‘ ve hân ve imâret [ve] hammâm ve bezzâzistânlı ve esvâk-ı sultânîsi ma‘mûr şehr-i müzeyyendir. Ve şehri bir vâsi‘ sahrâda İremü'l-imâd misilli bir şehr-i müzeyyendir kim şehrin bâğ u besâtinleri içre Kürün çayı cereyân edüp nehr-i azîm Kür'e rîzân olur. Bu şehrin kıble dağlardır ve üzeri serâpâ bâğlardır kim âbdâr engûrü ve memdûhâtından Gence ipeği gâyet meşhûrdur. Ve cânib-i erba‘ası sahrâlarında yedi nâhiye kefere köyleriyle âbâdândır. Penbe ve pirinç ve harîr ile kâr ederler. Ankâ mûğları vardır ve marâlî ve gazâlî Hoten âhûsu gözlü mûğ-zâdları dahi memdûhdur. Ve mahbûbe-i zenâneleri dahi meşhûrelerdir. {Gence'nin at na‘lı ve demiri ve zekim ipeği meşhûr} ve bu şehr hânlıkdır. Üç bin nöker-i mekkâre mâlikdir. Münşî ve kelenteri ve darûgası ve on iki yâr aşkına kadı ve hâkimleri vardır, ammâ ibtidâ Âl-i Osmân destine girdikde ibtidâ hâkimi Hadım Hasan Paşa'dır ki Berda‘ kal‘asın feth edüp Tahmasb Şâh karındaşı oğlu Haydar Mirza'yı rehn verüp sulh mün‘akid oldukda Ferhâd Paşa mezkûr mîrzayı Âsitâne-i Sa‘adet'e getirdi. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 310a ·
metinde göster ·
… ân inşa etmiş, tarafeyninde cümle seksen dükkân-ı cedîdlerdir. Ortası şâhrâhdır
ve üzerleri
mestûrdur. Tarîk-i âm üzre kar ve yağmur yağmadan emîn bir çârsû-yı hüsn olmuşd …
Üç tekyesi ve iki hammâmı var. Eski hammâmın âb [u] hevâsı ve binâsı gâyet latîfdir. Ve dörd hânı ve yedi mekteb-i sıbyânı ve yüz elli kadar dükkânı vardır. Şâhrâh şehir olmayup sapa yerde vâki‘olmağıla çârsû-yı bâzârı ve sâ’ir imâretleri ol kadar müzeyyen değildir. Lâkin Tapan Ahmed Ağa nev binâ-yı kârgîr bir bezzâzistân inşa etmiş, tarafeyninde cümle seksen dükkân-ı cedîdlerdir. Ortası şâhrâhdır ve üzerleri mestûrdur. Tarîk-i âm üzre kar ve yağmur yağmadan emîn bir çârsû-yı hüsn olmuşdur. İki başında kavî kapuları vardır. Her şeb mesdûd durup içinde dîdebânları vardır. Zîrâ bu dekâkînlerde zî-kıymet mâl-ı firâvân vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 343a ·
metinde göster ·
… olursa Hâmân u Kârûn ve Mervân u Fir‘avn u Yezîd'in la‘neti orasına ve töresine
ve üzerine
olsun!", deyü yazmış. Ve dahi altında Arapça âyetin yazmış. Hakkâ ki sikke-i …
Bu şehre hayvânâtlar girmediğiyçün cümle behâ’imlerinin südlerin yaylada sağup aşağı şehirdeki çeşmelerde herkes südün alırdı. Zîrâ bu şehr-i harâbın ensesinde yıldız tarafı dağlar ve bâğlar ve yaylalardır ve kıble ve cenûb tarafı Van deryâsıdır. Ve bir câmi‘in dîvârında câmi‘in kendi evkâfnâmesin yazmış. Bin beş yüz dükkân ve bin aded tarla ve yüz aded değirmân ve beşlik altun sikke nişân-ı vakf imiş. Ve "Her kim bu evkâfını harâb itken bolursa Hâmân u Kârûn ve Mervân u Fir‘avn u Yezîd'in la‘neti orasına ve töresine ve üzerine olsun!", deyü yazmış. Ve dahi altında Arapça âyetin yazmış. Hakkâ ki sikke-i mermerde kazmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 240a ·
metinde göster ·
… ve mağaraları kayalar içre kemîn-hâneleridir. Bu kal‘anın batı tarafı dağlardır
ve üzerleri
serâpâ bâğlardır. Hevâsı latîf olmağile ahâlîsi sağlardır ve kıble tarafı Van d …
Eşkâl-i rıbât-ı Âdilcevâz: Bu dahi yalçın kaya üzredir ammâ alçak püşte üzre vâki‘ olmuşdur. Bir tarafı leb-i deryâdaki kaya üzredir kim 3 aded kapusu var; Ahlat kapusu, cânib-i cenûba mekşûfdur. Bir kapusu, taraf-ı şarka cânib-i Ercîş'e meftûhdur. Bu aşağı kal‘a dahi gâyet metânet üzre seng-i azîmler ile binâ olunmuşdur ve şekl-i murabba‘dır. Şimâl cânibi kayalar üzre âlî vâki‘ olmuşdur. Ol tarafa bir uğrun kapusu vardır, dâ’imâ mesdûddur. Bu rıbâtın cirmi altı bin adımdır. Limana nâzır kullelerinde azîm şayka topları var kim içlerine âdem sığar. Cümle yetmiş altı pâre şâhâne balyemez topları var kim akrânları kal‘a-i Van sedd-i imândadır. Bu kal‘a cümle yine bâğsız ve bâğçesiz üç yüz aded hâne-i kadîmler var kim cümle kârgîr binâ-yı kavîlerdir. Zîrâ niçe kerre bu kal‘ayı Kızılbaş muhâsara edüp hâ’ib ü hâsir gitmişdir. Anınçün evleri cümle kârgîr ve cibis binâdır ve mağaraları kayalar içre kemîn-hâneleridir. Bu kal‘anın batı tarafı dağlardır ve üzerleri serâpâ bâğlardır. Hevâsı latîf olmağile ahâlîsi sağlardır ve kıble tarafı Van deryâsıdır. Sağîr ü kebîr sarâyları ve re‘âyâ hâneleri ve bâğ evleriyle cümle bin yüz aded büyût-ı ra‘nâlardır ve cümle sekiz mahalle ve yedi mihrâbdır. Cümleden Zâl Paşa câmi‘i,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 242b ·
metinde göster ·
… niyyete el-Fâtiha denilüp Ziyâeddîn Beğ hân olup bir semmûr kürk al çuka kaplı
ve üzerine
bir zer-ender-zer hil‘at-i fâhire ve başına bir ablak şâhî sancılup der-akab ot …
"N'ola sultânım kaçan hânın cümle borçların verelim. Hemân şehrimizi Âl-i Osmân mîr-i mîrânlığı etme." dediler. "Sultânım, şimdi hân firâr idince derûn-ı kal‘ada bu kadar mâl u menâl ve bu kadar çilhâne ve cebehâne-i pür-mâl Evliyâ Efendi'nin mühriyle memhûrludur ve hân bâğında kezâlik duhme-i Efrâsiyâb'dan ve kenz-i Kârûn'dan nişân verir gencîne-i bî-hisâblar var kim hadd [ü] hasrın Perverdigâr-ı âlem bilir. Hâlâ anlar dahi kapucular kethudâsı hâtemiyle mühürlü olup üç bin aded âdem dahi beklemeğe me’mûrlardır. Ol mâl-ı bî-kıyâsı adâletiniz ile ordu-yı İslâm'da fürûht olunup sâhib-i düyûnlara edâ olunsun" dediklerinde bu niyyete el-Fâtiha denilüp Ziyâeddîn Beğ hân olup bir semmûr kürk al çuka kaplı ve üzerine bir zer-ender-zer hil‘at-i fâhire ve başına bir ablak şâhî sancılup der-akab otak önünde on pâre toplar endâht olup kapucular kethudâsı {hânın} vâlidesine müjdeye gidüp on kise aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 274a ·
metinde göster ·
… eleri altun ve gümüş arakiyye ve dîbâ takiyye giyüp yüzlerinde harîr burka‘ları
ve üzerlerinde
beyâz Lefkûrî ve Behrâm pûrî miskâlî bez çârşef ve ızârlar bürünürler ve eylece …
Ve kabâ-yı gûnâ-gûn-ı zenân: Cümle zenâneleri altun ve gümüş arakiyye ve dîbâ takiyye giyüp yüzlerinde harîr burka‘ları ve üzerlerinde beyâz Lefkûrî ve Behrâm pûrî miskâlî bez çârşef ve ızârlar bürünürler ve eylece şâhrâhlarda reftâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 310a ·
metinde göster ·
… tekyede hâlâ bir turfe elvân-gûn hacer vardır. Bir tarafı oluk gibi kazılmışdır
ve üzerinde
hatt-ı İberî yazılmışdır. Zamân-ı kadîmde hükemâ-yı selef mi yâhûd kehene-i kud …
İbret-i mutalsam-ı mu‘attal: Bâlâda zikri sebkat eden Sünbüllü Baba tekyesi kurbunda bâğlar içre Taşoluk tekyesi nâm tekyede hâlâ bir turfe elvân-gûn hacer vardır. Bir tarafı oluk gibi kazılmışdır ve üzerinde hatt-ı İberî yazılmışdır. Zamân-ı kadîmde hükemâ-yı selef mi yâhûd kehene-i kudemâ mı bu taşa üç satır hatt ile bir tılsım harfleri tahrîr etmiş, günde birer kerre bu seng-i hârâdan süd akarmış ve bir sâ‘atden yine münkatı‘ olurmuş. Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rûy-ı arza kadem basdıkda niçe kerre yüz bin mutalsamâtlar mu‘attal oldukda bu dahi harâb olur. Hattâ bu diyâr, kefere destinde iken Hacı Bektaş Velî, kefereden bu kal‘ayı Osmâncığa taleb etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 23a ·
metinde göster ·
… rbîsi ve şimâlîsi tarafında bir vâsi‘ öz içinde tarafeyni topraklı alçak dağlar
ve üzerleri
serâpâ bâğlar ile ârâste olmuş cümle dokuz mahalledir.
Ammâ varoşu kal‘anın cânib-i garbîsi ve şimâlîsi tarafında bir vâsi‘ öz içinde tarafeyni topraklı alçak dağlar ve üzerleri serâpâ bâğlar ile ârâste olmuş cümle dokuz mahalledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 182a ·
metinde göster ·
… ım Kiçi Mehemmed Efendi hazretlerinin pây-ı sa‘âdetleri cenbinde beni defn edün
ve üzerime
bir kubbe ve âsâr-ı binâlar etmen. Ancak sebeb(?) üzre başım ve ayağım uçlarına …
"Allâh emâneti olsun, bu teslîm-i mütevellî etdiğim altunlarla Allâh içün her gece her odada hatm-i şerîfler okuyup sevâbın rûhuma hibe edeler. Ve her Cum‘a geceleri Risâlet-penâh rûhiyçün kırk bin salavât-ı şerîfe tilâvet oluna. Ve benim vücûdum bir kubbeli yerine komayup Ebâ Eyyûb-ı Ensârî civârında velî-ni‘am üstâdım Kiçi Mehemmed Efendi hazretlerinin pây-ı sa‘âdetleri cenbinde beni defn edün ve üzerime bir kubbe ve âsâr-ı binâlar etmen. Ancak sebeb(?) üzre başım ve ayağım uçlarına hice taşları alâmet dikin ve oğlum İbrâhîm'ime on bin altun ve ker[î]mem (---) Fâtım'a on bin altun verüp anları Allâh'a ısmarladım ve edenleri(?) de ol Kâdir ü Kayyûm ve Kahhâr Allâh'a havâle eyledim" deyü yedi sâ‘at kâmil vasiyyetler edüp mecmereler ile buhûr ve amber-i hâm ve ûdlar yanup cümle iç ağalarıyla kendüler bile Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp bir vakit namâzın cemâ‘atsiz kılmayup ve bir vaktin kazâya komayup edâ-yı salât ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 45a ·
metinde göster ·
… e demir geyim katlavîleri ve garabine çarhlı tüfengleri ve bellerinde kemerleri
ve üzerlerinde
Alaman ayusu derisinden ok geçmez ve kılıç kesmez güderiden zırh yerine geyimle …
Ve cümle küffârın cemî‘i atları ve kılıçları ve meçleri ve şişleri ve harbaları ve demir geyim katlavîleri ve garabine çarhlı tüfengleri ve bellerinde kemerleri ve üzerlerinde Alaman ayusu derisinden ok geçmez ve kılıç kesmez güderiden zırh yerine geyimleri ve cümle esvâb u eskâlleri ve torompete boruları ve dankiyoları ve nâkûs ve erganonları ve niçe billûr câmlı hınto arabaları ve niçe bin gûne mâl-ı hazâ’in ve gayri elvân ganâ’imleri cümle guzât-ı müslimîne nasîb oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 106a ·
metinde göster ·
… tı bin aded hatvedir. Ve bu dîvârların altı dâ’iren-mâdâr sokak sokak yollardır
ve üzerleri
dağlar gibi yığılı toprakdır. Anıniçün bu kal‘aya lağım kâr etmedi.
El-hâsıl hemân bir kûh-ı azîmin ortasın delüp ve himmetü'r-ricâl ile oyup bir kal‘a etmişler. Hele makdûr-ı beşer değil bir kal‘adır kim dîvârı üstünden cirmi dâ’iren-mâdâr on bin adımdır, zîrâ dîvâr üzre tabyadan tabyaya eğri büğrü yürünmek ile on bin adımda kal‘ayı dolaşdım, ammâ taşra handak kenârıyla doğru doğruya altı bin aded hatvedir. Ve bu dîvârların altı dâ’iren-mâdâr sokak sokak yollardır ve üzerleri dağlar gibi yığılı toprakdır. Anıniçün bu kal‘aya lağım kâr etmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 130b ·
metinde göster ·
… h-ı kadîm ve bir tarz-ı azîm câmi‘-i müstecâbü'd-da‘ve mahaldir ve bir minâresi
ve üzeri
serâpâ kiremitlidir.
Evvelâ Aşağı kal‘ada kenîseden velî olunmuş Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘i, bir ma‘bedgâh-ı kadîm ve bir tarz-ı azîm câmi‘-i müstecâbü'd-da‘ve mahaldir ve bir minâresi ve üzeri serâpâ kiremitlidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 155a ·
metinde göster ·
… mân vermez kırkar ve ellişer pâre altun gibi mücellâ kırmızı keçeler ile örtülü
ve üzerleri
tahta damlı toplar var kim her biri birer kal‘a değer. Bu topların eşlerini(?) …
Ve bu kal‘anın dörd köşesinde Çâryâr-ı güzîn aşkına dörd aded tabya-i azîmleri var kim kal‘adan taşra birer burun gibi yüzer arşın göl içine çıkmış her biri birer Mardin ve Van kal‘alarına mânend tabyalardır. Ve her birinde her cânibe nâzır ikişer kat suya berâber şayka toplar ve mâ-fevkınde kat-ender-kat balyemez ve küffâra amân u zamân vermez kırkar ve ellişer pâre altun gibi mücellâ kırmızı keçeler ile örtülü ve üzerleri tahta damlı toplar var kim her biri birer kal‘a değer. Bu topların eşlerini(?) Akdeniz'de Rodos kal‘asında görmüşüm ve her topların elzem-i levâzımından olan mühimmât u levâ[z]ımâtları ve gülleleri ve paça[v]ra ve keçeleri ve masdarları ve lunbarların cümle âmâde olduğundan mâ‘adâ cümlesi ağızlı olup fitilleri ve topçuları şeb [ü] rûz her topun yanlarında yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181a ·
metinde göster ·
serâpâ bâğlardır. Ve bu kal‘anın bâğlar tarafından havfi olmak ile ol cânibi gâ …
Ammâ handakı (---) kıble tarafı sâfî dağlardır ve üzerleri serâpâ bâğlardır. Ve bu kal‘anın bâğlar tarafından havfi olmak ile ol cânibi gâyet metîn binâ olunup otuzar ayak kalın dîvârdır ve azîm kesme kaya amîk handakları vardır kim bu tarafdan bu kal‘aya aslâ lağım ve meteris kâr etmez. Ve bu kal‘anın gird-â-gird cirmi (---) adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 32a ·
metinde göster ·
Ve başlarında beyâz dülbendden örme hayâl pesend çatma örme nakışlı takyeler üzre cümle cevâhir ve incülü istifanlı arakıyye geyerler. Ammâ hikmet-i Hudâ bu diyâr zenânelerinin memeleri Rûm nisvânı emcekleri gibi tulum kadar memeli değildir. Cümle turunç kadar küçük emcekleri var, ammâ yine evlâdların ziyâdesiyle süd ile beslerler. Ve cemî‘i kızları başı açık siyâh geysûları târumâr olmasın içün geysû-yı müşk-bârları üzre her duhter-i pâkîze-ahtereler mâlikeliğine göre saçları üzre incü ile yâhûd moncuk-ı Alman ile bir gûne musanna‘ örülmüş halkaları saçlarının üzerinde altında kulakların ihâta eder cevâhirli halkalardır, ammâ bu kızların avretler gibi sîneleri küşâde değildir ve üzerlerine rokla çekman geymeyüp hemân sâde zerdûz- gûnâ-gûn fisdan geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 71a ·
metinde göster ·
… r olup cümle kayaların altları kûh-ı Bî-sütûn gibi boş olup mağâra mağâra inler
ve üzerleri
şâhîn ve zağanos yuvalı kızıl kayalar olup aslâ bir tarafdan düşman enüp çıkmak …
Bi-kavli müverrihân-ı Âl-i Cingiziyân ibtidâ kavm-i Tatar bu Kırım memleketine Ciniviz keferesi elinden mâlik olan sene (---) târîhinde Cuci Hân ve Ertoğmır Hân ile kırk bin Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr kavimleri bu cezîre-i Kırım'a eye çıkup vâdî-i Kırım'ı geşt [ü] güzâr ederek bir mahalde bir cây-ı menâs beğenmeyüp illâ bu Eski Salâcık deresin kendülere münâsib görüp küffâr havfinden bu dere içinde bu Eski Salâcık kal‘asın yasayup ba‘dehu ensesindeki kayalar üzre mezkûr kal‘a-i Gevherkirmân'ı, ya‘nî Çufud kal‘asın Ciniviz elinden feth ederler, ammâ bu Eski Salâcık burnundan hazz edüp şarkdan garb tarafına dörd bin adım enli bir dere içinin iki başlarında ve iki câniblerindeki yalçın kayalar evc-i âsumâna berâber serâmed kayalar olup cümle kayaların altları kûh-ı Bî-sütûn gibi boş olup mağâra mağâra inler ve üzerleri şâhîn ve zağanos yuvalı kızıl kayalar olup aslâ bir tarafdan düşman enüp çıkmak mümkin olmaduğun Cuci Hân ve Ertoğmır Hân bilüp bu dereyi kendülere cây-ı amân bulup bu derenin iki başları daracık olan yerlerine iki başında kayadan kayaya dere ağzına kal‘a dîvârları çekmişler ve birer ağaç kapu yasamışlar. Hâlâ ol kapular durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123b ·
metinde göster ·
"Şimdi korkman 154a zarar yokdur, ammâ taşra çıkarken altınızda
ve üzerinizde
bir şey bulunursa ol zamân korkun" deyü cümlemize tesellî-i hâtır verdiler.
"Şimdi korkman 154a zarar yokdur, ammâ taşra çıkarken altınızda ve üzerinizde bir şey bulunursa ol zamân korkun" deyü cümlemize tesellî-i hâtır verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 153b–154a ·
metinde göster ·
… mmda olan dükkânları tertîb üzre binâ olunmuş ma‘mûr u müzeyyen ve pâk ü pâkîze
ve üzerleri
örtülü sâyedâr çârsû-yı bâzâr-ı hüsndür. Cümleden sarrâchânesi ve gazzâzhânesi …
Der-şerh-i çârsû-yı bezzâzistân: Cümle tokuz yüz aded sûk-ı sultânî dekâkînleridir. Gerçi bir şâhrâh üzre değildir ammâ her tarîk-i âmmda olan dükkânları tertîb üzre binâ olunmuş ma‘mûr u müzeyyen ve pâk ü pâkîze ve üzerleri örtülü sâyedâr çârsû-yı bâzâr-ı hüsndür. Cümleden sarrâchânesi ve gazzâzhânesi ve zergerân çârsûsu şîrîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365b ·
metinde göster ·
… bir top menzili ba‘îd bir taşlıklı bayır üzre bin hâneli sâfî kârgîr binâ evli
ve üzerleri
toprak örtülü bâğlı ve bâğçeli ve limon ve turunc ve nâr ve incîrli şehirdir.
Ve şehri, Milâs sahrâsının garb cânibinde Sudre dağından bir top menzili ba‘îd bir taşlıklı bayır üzre bin hâneli sâfî kârgîr binâ evli ve üzerleri toprak örtülü bâğlı ve bâğçeli ve limon ve turunc ve nâr ve incîrli şehirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y101b ·
metinde göster ·
… eli vâsi‘ bir şehr-i azîmdir. Cümle iki bin ma‘mûr [u] âbâdân kârgîr taş binâlı
ve üzerleri
kireç örtülü bâğ-ı İrem-misâl evlerdir. Ve cümlesi on sekiz kefere mahallesi ve …
Evsâf-ı ikinci taşra varoş-ı azîm: Ve bu tavsîf olunan rabâtlı varoşun taşrasında cenûbu ve garbında bir varoş-ı azîm dahi vardır. Ammâ kal‘ası yokdur. Hemân bir sevâd-ı mu‘azzam bâğ u bâğçeli vâsi‘ bir şehr-i azîmdir. Cümle iki bin ma‘mûr [u] âbâdân kârgîr taş binâlı ve üzerleri kireç örtülü bâğ-ı İrem-misâl evlerdir. Ve cümlesi on sekiz kefere mahallesi ve yedi Müselmân mahallesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y106b ·
metinde göster ·
… iki yüz ayakdır. Ve cânib-i erba‘asında yan soffalarında cümle (---) sütûndur.
Ve üzerleri
toloz kubbelerdir. Ve bu âsâr serâpâ kireç sıvalıdır, kurşumlu değildir.
Ve bu câmi‘in mihrâbının sol Y 171b tarafında dîvâr dibinde Hazret-i Zekeriyyâ aleyhi's-selâm medfûndur. Cânib-i erba‘ası münakkaş atlas ve ahdar ile mestûrdur. Azîm ziyâretgâhdır. Ve harem-i şerîfi beyâz mermer-i hâm-ı ruhâm ile döşenmiş bir mücellâ sahrâdır. Tûlen ve arzan iki yüz ayakdır. Ve cânib-i erba‘asında yan soffalarında cümle (---) sütûndur. Ve üzerleri toloz kubbelerdir. Ve bu âsâr serâpâ kireç sıvalıdır, kurşumlu değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y171a–Y171b ·
metinde göster ·
… teferrücgâh yerdir ve iskele başıdır. Ve bu mahalde kırk elli mahzenler vardır.
Ve üzerleri
bâzergân odalarıdır. Niçe kerre yüz bin guruşa mâlik Mısır ve Frengistân bâzerg …
Ve kal‘a içinde yedi havlısız hurde evler vardır. Ve bir mescidi var. Ve mezkûr cisir başında bir kasr-ı latîf gümrük emînleri sâkin olacak bir teferrücgâh yerdir ve iskele başıdır. Ve bu mahalde kırk elli mahzenler vardır. Ve üzerleri bâzergân odalarıdır. Niçe kerre yüz bin guruşa mâlik Mısır ve Frengistân bâzergânları sâkindir ve metâ‘ları mahzenlerinde mâl-â-mâldir. Ve bu mahalde aslâ müte’ehhil kimesne olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y177b ·
metinde göster ·
… hammâmı vardır. Vüzerânın çadır mehterbaşısının bu hammâmlardan avâyidi vardır.
Ve üzerlerine
hâkim nasb olunmuşdur. (---)(---)
Ve bu şâm içre cümle (---) hammâmdır. Ve iki bin sarây-ı âlîler ve hânedân-ı azîmler hammâmı vardır. Vüzerânın çadır mehterbaşısının bu hammâmlardan avâyidi vardır. Ve üzerlerine hâkim nasb olunmuşdur. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y246a ·
metinde göster ·
… l olup Hüseyin Paşa efendimize zî-kıymet hedâyâlar verdiler kim ta‘bîr olunmaz.
Ve üzerlerine
paşa ağalarından bir ağa ta‘yîn olunup durma başına yigirmişer altun ve âdem ba …
Hikmet-i Hudâ ol gün Erzurum ve Diyârbekir cânibinden iki bin nefer Acem huccâcı gelüp bu kadar mâl-ı ganâyimle şâm'a dâhil olup Hüseyin Paşa efendimize zî-kıymet hedâyâlar verdiler kim ta‘bîr olunmaz. Ve üzerlerine paşa ağalarından bir ağa ta‘yîn olunup durma başına yigirmişer altun ve âdem başına on beşer altun kânûn-ı pâdişâhî üzre tahsîl olunup hayli imdâd oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y257b ·
metinde göster ·
… olundukda şerîf Sa‘d nâmeyi bûs edüp Hüseyin Paşa kendü eliyle bir semmûr kürk
ve üzerine
zer-ender-zer hil‘at-i fâhire geydirüp ibtidâ paşa bî‘at etdi.
"Emir sultânımındır" deyüp derhâl bir hil‘at-i fâhire ve bir semmûr kürk ile nâme ve hatt-ı şerîfi alup yetmiş seksen mikdârı asker ile şerîf Sa‘d'ın hânesine varup cemî‘i şürefâları da‘vet edüp cümlenin huzûrunda nâme-i pâdişâhîyi ve mektûb-ı vezîr-i a‘zamı verüp kırâ’at olundukda şerîf Sa‘d nâmeyi bûs edüp Hüseyin Paşa kendü eliyle bir semmûr kürk ve üzerine zer-ender-zer hil‘at-i fâhire geydirüp ibtidâ paşa bî‘at etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y313b ·
metinde göster ·
Ve gece menzil yerine varmadan bir şeyden dahi havf ederler. Gerçi Mısır'ın yollarında celâlîsi ve cemâlîsi ve havf şebhûn eder harâmîsi yokdur. Ammâ huccâc içinde olan deveciler ve akkâm ve kavvâs ve sakkâ ve mehterân ve meş‘alciyân hırsızları derdinden bâhusûs bârekallâh (---)(---)(---) Ezlem askeri ile gelen neşşâl u nassâb [u] vettâh harâmîleri eyledir kim her gece develeri yüküyle ve üzerinde hâb-âlud âdemiyle deveyi katârından kesüp alarga çeküp askerden taşra çıkarup deve sâhibin uykudan uyarup uryân edüp deveyi Y 377a yüküyle yudar. Ekseriyyâ gece karanlıklarında niçe niçe hasâretler olup niçe vâveylâ feryâd u figân vâveylâlar yükler soyarlar ve tarakalar kopar. Mısır yolunda bu ev hırsızlarından gayri havf yokdur. Gâyet ihtirâz lâzımdır el-ıyâzü billâh. Anıniçün Mısırlı gece konağa varmazlar. (---)(---)(---) yup (---) namâzından sonra ba‘zı bu menzilde kuşluk vaktinde konarlar. Eğer ileride menzil ba‘îd ise vakt-i zuhurda nefîrler çalınup azm-i râh eder. Eğer menzil Q 153a karîb ise vakt-i asırda nefîr-i rıhletler çalınır çalınarak çalalar bu minvâl-i meşrûh üzre kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Mısır'a dâhil olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y376b–Y377a ·
metinde göster ·
… r. Ammâ kal‘a dîvârsız olan yerlerdeki kapular cümle yetmiş aded tahta kapudur.
Ve üzerlerinde
bedenleri ve mazgal delikleri vardır.
Bu hisâb üzre Mısır'ın aşağı varoş kal‘ası dîvârı olan yerleri cümle on beş bin beş yüz adımdır. Ve yigirmi bir kal‘a kapusudur. Ve cümle üç yüz kırk kulledir ve yedi bin bedendir. Ammâ kal‘a dîvârsız olan yerlerdeki kapular cümle yetmiş aded tahta kapudur. Ve üzerlerinde bedenleri ve mazgal delikleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y87b ·
metinde göster ·
Bu şehrin cümle dekâkînleri bir ulu yolun iki cânibine vâki‘ olmuşdur, gayrı tarîk-ı âmlarda dükkânlar yokdur. Ve üzerleri kapalıdır kapdır kapudur, aslâ şiddet-i harâret te’sîr etmez. Ârâmgâh-ı zurefâ bir sûk-ı sultânîdir. Q 304b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y369a ·
metinde göster ·
… değildir. Zîrâ binâsının devâm [u] sebâtı yokdur ve cümle hurde hurde odalardır
ve üzerleri
serâpâ toprak örtülü hücrelerdir.
Ve bu Musova cezîresi karaya cenûb cânibine bir tüfeng menzili yerdir, sadâ işidilir, ya‘nî bir mîl yakındır. Ve paşa sarâyı bu cezîrede leb-i deryâda taş-binâ bir sarâydır. Bu dahi Özdemir Paşa'nın binâsıdır. Lâkin ol kadar vâsi‘ ve ma‘mûr u müzeyyen değildir. Zîrâ binâsının devâm [u] sebâtı yokdur ve cümle hurde hurde odalardır ve üzerleri serâpâ toprak örtülü hücrelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y438a ·
metinde göster ·
… ar dikilmişdir, herbiri birer peygamberlerin re’s-i sa‘âdetleri ucunda kâyimdir
ve üzerlerinde
lisân-ı Yûnânî ile yedişer satır hatlar vardır. Ammâ ol mahalde bir Rûm tâ’ifes …
Bu mahalde altı aded azîm amûd-ı mühtehâlar dikilmişdir, herbiri birer peygamberlerin re’s-i sa‘âdetleri ucunda kâyimdir ve üzerlerinde lisân-ı Yûnânî ile yedişer satır hatlar vardır. Ammâ ol mahalde bir Rûm tâ’ifesi yok idi kim kırâ’at edüp ana göre isim resimlerin tahrîr edeydik. Ammâ acâyib kabr-i tavîllerdir, herbiri kırkar kırk beşer adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·