… ehr-i Tunaç ya‘nî Tuna'nın karındaşıdır, ammâ tulû‘ [u] gurûbu on yedi konakdır
ve şarkdan
garba cereyân eder. Ammâ nehr-i Tuna garbdan şarka cereyân edüp yüz {on} yedi k …
Alaman dağının zirve-i a‘lâsından çıkup şadırvan gibi pertâb eder bir ayn-ı sağîredir. Başında niçe değirmânları ve niçe çuka dollâbları vardır. Şadırvan gibi pertâb etdüğü mahalde altından âdemler ve arabalar geçer. Andan aşağı üç aded nehir mahlût olup Süleymân Hân asrında Kâsım Paşa bu mahalde on iki {bin} âdemiyle gark olup Kâsım Paşa halâs oldu. Ve bu Alaman dağının zirve-i a‘lâsından bir nehr-i azîm dahi cereyân edüp cânib-i garba on yedi konak gidüp bahr-i Muhît kenarında şehr-i azîm Lonçat dibinde deryâya mahlut olur, nehr-i Tunaç ya‘nî Tuna'nın karındaşıdır, ammâ tulû‘ [u] gurûbu on yedi konakdır ve şarkdan garba cereyân eder. Ammâ nehr-i Tuna garbdan şarka cereyân edüp yüz {on} yedi konakda Karadeniz'e boş yerden mahlût olur. Bu mahalde nehr-i Tuna'nın gurûbundan tulû‘ı olan bu Alaman dağına gelince Rûmeli eyaletinde ve Budin eyâletinde ve Nemse hudûdunda nehr-i Tuna'ya 46 nehr-i azîmlerin meşhûr [u] memdûhu karışmışsa cümle tahrîr olundı, ve’s-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 116a ·
metinde göster ·
… âr olmuşdur ve kıble kapusundan tâ mihrâb-ı aliyyeye varınca arzı (---) adımdır
ve şarkdan
garba tûlu (---) adımdır. Ve cümle (---) aded mihrâb add olunur kim niçe enbiyâ …
Haremi bir sahrâ-misâl vâsi‘dir. Sultân Uzun Hasan-ı Bayındırî binâ etdüği taraf sehel rahnedâr olmuşdur ve kıble kapusundan tâ mihrâb-ı aliyyeye varınca arzı (---) adımdır ve şarkdan garba tûlu (---) adımdır. Ve cümle (---) aded mihrâb add olunur kim niçe enbiyâ ve evliyâların mihrâblarıyla ârâste ve makâm-ı aliyyeleriyle pîrâste olmuş câmi‘-i latîf u mahfil-i münîfdir. Ve bu câmi‘ içre (---) aded sütûnlar üzre tâk-i Havernaklardır. Dahi mâfevkinde kıbâb sutûhları cümle kireç ve cıbıs ile mebnî sutûhlardır ammâ âvîze ve maslûbât-ı musanna‘âtlar ile müzeyyen değildir ve cemâ‘atden garîb kalmış bir câmi‘-i garîbdir. Eğer bir câmi‘in ahvâline vâkıf olduğumuz mertebe evsâfın tahrîr eylesek bir mücelled tomar-ı dırâz olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 357a ·
metinde göster ·
… hr olmuş bir lezîz âb-ı hayât göldür, dâ’iren-mâdâr cirmi on bir mîl-i kebîrdir
ve şarkdan
garba tûlânîce vâkı‘ olup Ebü'l-feth Mehemmed Hân bu kal‘ayı döğ(dü)düğü havâle …
Bu buheyre-i âb-ı zülâl İskenderiyye kal‘ası dibinde Boyana gölü nâmıyla şöhre-i şehr olmuş bir lezîz âb-ı hayât göldür, dâ’iren-mâdâr cirmi on bir mîl-i kebîrdir ve şarkdan garba tûlânîce vâkı‘ olup Ebü'l-feth Mehemmed Hân bu kal‘ayı döğ(dü)düğü havâle olan Boyana gölü aşırı Torondoş dağı bir top menzili karşu yakındır, mâ‘adâ kenârları ba‘îd bir uzunca halk olmuş şehd-i zülâlden nişân verir bir halîcdir kim yine kal‘a karşusındaki Torondoş dağında başı vardır, andan çıkar; bir teferrücgâh-ı ferah-fezâ yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 34b ·
metinde göster ·
Der-vasf-ı buhayre-i Toksanboz: Bu gölün şark tarafı şehr-i Siroz yakındır
ve şarkdan
garba bu göl tûlânîce vâki‘ olup girdâ-gird cirmi on üç mîl ihâta eder. İçinde …
Der-vasf-ı buhayre-i Toksanboz: Bu gölün şark tarafı şehr-i Siroz yakındır ve şarkdan garba bu göl tûlânîce vâki‘ olup girdâ-gird cirmi on üç mîl ihâta eder. İçinde birkaç yerde sazlı ve kamışlı cezîrecikler vardır. Vakt-i şitâda bu cezîreler içre fahta ve batlar ve sürhâb ve karabataklar ve gayri murğânların envâ‘ları dünekleyüp dururlar. Ve sayyâdları kayıklar ile varup sayd ederler. Ve gûnâ-gûn mâhîleri olur, anları dahi şikâr edüp ahâlî-i vilâyet kifâflanırlar. Bunda dahi vezîria‘zamın hâs ağasına kölemiz içün ricâ edüp etrâf kurâlarına âdemler gönderüp gulâmımızı bulmağa sa‘y etdi. Andan bir günde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 213b ·
metinde göster ·
… serâpâ kiremit örtülü bâğlı ve ravzalı ve müşebbek bostânlı müzeyyen varoşdur.
Ve şarkdan
garba tûlânî vâki‘ olmuş bir uzun kaldırımsız sokak içre cümle iki yüz aded dük …
Der-vasf-ı binâ-yı taşra varoş: Bu rabât-ı müzeyyene kal‘anın cânib-i garbîsinde cümle sekiz yüz aded tahtânî ve fevkânî kerpiç ve taş dîvârlı ve serâpâ kiremit örtülü bâğlı ve ravzalı ve müşebbek bostânlı müzeyyen varoşdur. Ve şarkdan garba tûlânî vâki‘ olmuş bir uzun kaldırımsız sokak içre cümle iki yüz aded dükkânçelerdir. Cümle metâ‘-ı akmişe vâlây-ı kâlây kâmhây dârâyî nâm metâ‘lar firâvândır. Ammâ hânları ve hammâmları çokdur. Ancak aşağı mahkeme önünde bir kiremit örtülü bir kârgîr minâreli kâr-ı kadîm bir küçük câmi‘-i mahbûbu var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 273a ·
metinde göster ·
… r taş binâ bir kal‘a-i kadîmdir. Dâ’iren-mâdâr cirmi bin dörd yüz aded adımdır.
Ve şarkdan
garba tûlânîce vâki‘ bir kal‘a-i bî-hemtâdır kim tûlu altı yüz aded germe hatve …
Kal‘ası balık sırtı gibi bir sırt kayalı püşte-i âlî üzre Şeddâdî kârgîr taş binâ bir kal‘a-i kadîmdir. Dâ’iren-mâdâr cirmi bin dörd yüz aded adımdır. Ve şarkdan garba tûlânîce vâki‘ bir kal‘a-i bî-hemtâdır kim tûlu altı yüz aded germe hatvedir ve arzı yüz adım ensiz kal‘adır. Gûyâ hemân kadırga gibi bir uzun sûr-ı üstüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 354a ·
metinde göster ·
… üstahkem kal‘a-i âlîdir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi beş yüz adım küçük kal‘acıkdır.
Ve şarkdan
garba tûlânîce vâki‘ olmuşdur. Ve cümle yedi kulledir ve üç cânibi handakdır. V …
Kal‘ası nehr-i Cihân kenârında bir alçak püşte üzre şekl-i murabba‘ bir metîn ü müstahkem kal‘a-i âlîdir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi beş yüz adım küçük kal‘acıkdır. Ve şarkdan garba tûlânîce vâki‘ olmuşdur. Ve cümle yedi kulledir ve üç cânibi handakdır. Ve şark tarafı dîvârın nehr-i Cihân döğer, âdem geçemez. Ve iki kapusu var, biri kıble cânibine çârsûya nâzır biri şarka açılır su kapusudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y154a ·
metinde göster ·
… i cisir gözleri gibi küçük gözlerdir. Anlar ile cümle yigirmi bir göz cisirdir.
Ve şarkdan
garba tûlü beş yüz elli germe adımdır. Ve iki başında kal‘a kulleleri gibi mazg …
Ve nehr-i Cihân tâ Sivas vilâyeti dağlarından hurûc edüp bu Adana şehrinin kenârından güzâr eder edüp [[(---) (---) (---)]] ve bu nehir üzre olan şehrin memerr-i nâsı cisr-i azîm Takyanus binâsıdır. Lâkin Me’mûn Halîfe târîhleri vardır. [[(---) (---) (---)]] Q 71bP 71b Ve cümle on altı tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir azîm gözlerdir. Ve beş göz dahi gayri cisir gözleri gibi küçük gözlerdir. Anlar ile cümle yigirmi bir göz cisirdir. Ve şarkdan garba tûlü beş yüz elli germe adımdır. Ve iki başında kal‘a kulleleri gibi mazgallı ve dirsekli kullelerdir. Ve birer metîn kapuları vardır. Şeb [u] rûz bevvâbânı dîdebânlık edüp kal‘a cânibindeki başında olan kullenin kapusunda âyende vü revende tüccâr tâ’ifesinden bâc ve gümrük alınup kal‘a kullarına aklâm kayd olunmuşdur. Ve firâr eden memlûk ve gayri kayd-bend edüp sâhibine verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y156a ·
metinde göster ·
… r-i azîmdir. Şerîf hazretleri yine hükmündedir ve bir şerîf yine kâ’immakâmdır.
Ve şarkdan
garba dörd şâhrâhdır. Ve bu râhların cânibeynleri kat-ender-kat sarây-ı âlîlerd …
Bunda îd-ı adhânın üç gününde meks olunur. Evvelâ şehr-i Mînâ bir vâsi‘ vâdî içinde iki cânibi yalçın kayalı yerde şarkdan cânib-i garba tûlânî Arafât râhı üzre tûlu iki bin adım bir şehr-i azîmdir. Şerîf hazretleri yine hükmündedir ve bir şerîf yine kâ’immakâmdır. Ve şarkdan garba dörd şâhrâhdır. Ve bu râhların cânibeynleri kat-ender-kat sarây-ı âlîlerdir ve cümle kârgîr binâlardır. Ve sütûhları kireç ile mestûr sağîr ü kebîr iki bin hâne-i ma‘mûrelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y325a ·
metinde göster ·
garba bu şehrin tûlu kâmil üç bin adımdır. Ve cümle beş bin beş yüz toprak örtü …
Ve şarkdan garba bu şehrin tûlu kâmil üç bin adımdır. Ve cümle beş bin beş yüz toprak örtülü kat-ender-kat mükellef ü müzeyyen ve ma‘mûr hânedânlar ve gayrı fukarâ hâneleri var. Ve cümle yigirmi bir mahalle ve yetmiş yedi mihrâb ve on dörd hutbe-i selâtîn-i mâzî ve gayrı câmi‘-i mâzî vü râzî cevâmi‘leri vardır. Cümleden şehrin cânib-i şarkîsindeki Menyel mahallesinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y305b ·
metinde göster ·