… reng Mânî Manastır nâm mutallâ ve müzehheb ve mînâ ve tasâvîr ve eşkâl-i garîbe
ve acîbe
sihr-âsâr timsâl-i kerrûbiyân ve gayrı âdemiyân sûretleri etmişdir kim hâlâ im‘ …
Ve mezkûr kubâbların cümlesinin içinde üstâd-ı nakkâş Erjeng Freng Mânî Manastır nâm mutallâ ve müzehheb ve mînâ ve tasâvîr ve eşkâl-i garîbe ve acîbe sihr-âsâr timsâl-i kerrûbiyân ve gayrı âdemiyân sûretleri etmişdir kim hâlâ im‘ân-ı nazar ile nazar eden engüşt ber-dehen edüp cümle eşkâlleri zî-rûh zan ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35a ·
metinde göster ·
… hıfz edüp yine bahâr mevsiminde icrâ ederler. Azîm temâşâgâh ma‘rifet-i garîbe
ve acîbe
âsiyâblardır kim her biri beşer kîseye olur ammâ her sene beşer kîse mahsûl ver …
Evvelâ iki aded dibi yassı Tuna'nın tıransa gemileri gibi gemilerdir ve ikisi birbirine azîm direklerle bend olmuşdur. Bu iki keştî mâbeyninde on arşın mikdârı enli kalın tahtalar ve amûd haşebler ile mebnî dollâbları vardır. Bu dollâbın büyük gemi tarafında gemi içre azîm çarhlar vardır. Büyük çarhın ucunda bir azîm değirmân taşı vardır kim üç çift câmûs ancak bârkeş olur. Bu değirmânlarda şeb [u] rûz ellişer Silistre kilesi un hâsıl olur. Tâ bu mertebe serî‘ deverân eder çarhlardır kim âdemin nazarı iremez. Her âsiyâbın ikişer ve üçer âdemleri ehl [ü] iyâlleriyle değirmânlarda sâkin olurlar. Her biri bir hân-misâl tahta örtülü damlardır. İçinde matbahı ve müte‘addid hücreleri ve revzenleri ve bacaları vardır. Niçesinde furûnları olup tâze poğaça ve ekmek tablı ederler. Bu değirmânların mekânları Silistre kal‘ası önünde herkesin nişânıyla mahalleri vardır, buyurdular ile sâkin olurlar. Zîrâ kal‘a önünde nehr-i Tuna gâyet serî‘ cereyân eder bir girdâb-ı azîmdir. Ammâ bu yetmiş seksen aded değirmânların Tuna üzre ber-karâr olmaları aceb ma‘rifetdir. Meselâ iki gemi birbirine gemi direkleriyle bend olmuşdur. Yaban asmasından bir azîm sepet örüp seng-i hârâ ile sepedi leb-ber-leb edüp ağzın seddiderler. Ve yine yaban asmasından âdem beli kalınlığı avret saçı gibi elli altmış arşın ip örüp değirmân gemilerin Tuna ile cereyân etdirerek tâ değirmân sâhibinin Tuna üzre mahall-i hudûduna geldüğü mahalde mezkûr seddi memlû taş ile nehr-i Tuna'ya uçurup değirmân mahallinde karâr eder. Zîrâ asma ipin bir ucu sepetde ve bir ucu gemide makyûddur. Tamâm vakt-i şitâ karîb olup Tuna nehrinden buz akmağa başladıkda değirmânlar asmadan iplerin kesüp her bir değirmânı birer cezîre limanlarında hıfz edüp yine bahâr mevsiminde icrâ ederler. Azîm temâşâgâh ma‘rifet-i garîbe ve acîbe âsiyâblardır kim her biri beşer kîseye olur ammâ her sene beşer kîse mahsûl verir bir serbest ze‘âmetden a‘lâdır. Ekseriyyâ Silistre a‘yânının bir gûne kârları bu âsiyâblardır ve's-selâm. (---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121b ·
metinde göster ·
timsâller idi kim her biri altun yaldızlı putlar idi kim her biri birer harâc-ı …
Bu sûretlerin gûnâ-gûnu turfa ve acîbe timsâller idi kim her biri altun yaldızlı putlar idi kim her biri birer harâc-ı Rûm değerdi. Her birinde şeb çerâğ taş gözler ve yigirmişer kırat elmas tırnaklar ve birer tuçdan mebnî atlara süvâr olup ba‘zısının ellerinde yine tuçdan mücevher ve minâlı topuzlar ve salmalar ve 126b ve Sâm-süvâr-vâr gürz-i Ferâmurzları ve bellerinde kılıçları ve omuzlarında kalkanları cümle müzehheb ve mutallâ tuçdan idi. Ve ba‘zısı piyâde durup anları gören zî-rûh zann ederdi. Ve her birinin kadleri hâlâ benî Âdem kadlerinin iki kaddi kadar kadd-i kametleri var idi. Ve cümle atları dahi tuçdan dâbbetü'l-arz kadar musanna‘ timsâller idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 126a–126b ·
metinde göster ·
… yârân-ı sâdıkân erbâb-ı ma‘ârifân bu soffalarda haşr olup cemî‘i ulûm-ı garîbe
ve acîbe
müzâkeresi ederler.
Ve taşra kubbelerinin üç tarafı dâ’iren-mâdâr mermer sütûnlar üzre câmi‘-i selâtîn-misâl küçük kubâbları üzre cümle altun ile mutalla‘ serâmed alemlerdir, ammâ hareminin ortası mermer döşeli olmayup yeşil duhâvî katîfe-mesâl çemenzârdır. Ve haremin şimâlî ve yıldız taraflarında göle nâzır soffalar var kim aşağısı yüz arşından mütecâviz göldür. Bu soffalar dahi cihân-nümâ mesîregâh olup cümle ahbâb yârân-ı sâdıkân erbâb-ı ma‘ârifân bu soffalarda haşr olup cemî‘i ulûm-ı garîbe ve acîbe müzâkeresi ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 347a ·
metinde göster ·
… hâlin bu mahalde dahi anlayup âlâyiş-i dünyâdan el çeker. Bir temâşâ-yı garîbe
ve acîbe
seyrângâh-ı cihândır kim amâristânı da böyledir.
El-hâsıl bu kârhâne-i bâzârda herkese ne takdîr olundu ise anı kâr [u] kisb edüp kimisi yollarda mâldan ve başdan ayrılup bâkî kalanlar bu ıyd-ı adhâ-misâlden sonra herkes vatanlı vatanlarına gidüp bu cem‘iyyet yerinde bir âdem âdemî-zâd kalmayup suyu sovulmuş değirmene dönüp "Âyâ bu meydânda âdem ve âdemî-zâd var mıydı?" deyü âdem ibret alacakdır, gûyâ hemân bu dünyâ bir kârhâne-i hayâl-i hâbdır. Hemân ârif-i billâh olan fânî dünyânın hâlin bu mahalde dahi anlayup âlâyiş-i dünyâdan el çeker. Bir temâşâ-yı garîbe ve acîbe seyrângâh-ı cihândır kim amâristânı da böyledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 376a ·
metinde göster ·
… e kubbe-i âlîli kârgîr binâdır. Cânib-i erba‘ası ve sakfı serâpâ nükûş-ı garîbe
ve acîbe
ile nakş-ı nigârhâne-i Çîn-misâl münakkaş bir sebîlhâne-i zîbâdır. Celî hatt il …
Ve niçe bin hânelerin ve sarây-ı âlîlerin Y 356a altında birer sebîlhâne mukarrerdir. Cümle sebîlhânelerden mükellef Lahza bâzârı başında Kızlarağası sebîli gâyet müzeyyen ve kubbe-i âlîli kârgîr binâdır. Cânib-i erba‘ası ve sakfı serâpâ nükûş-ı garîbe ve acîbe ile nakş-ı nigârhâne-i Çîn-misâl münakkaş bir sebîlhâne-i zîbâdır. Celî hatt ile müzehheb târîhi var ammâ izdihâmdan kırâ’at olunup tahrîr olunmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y355b–Y356a ·
metinde göster ·
… âbi‘a ve Rukıyye ve Zeyneb ve Sitiyye ve Züleyhâ ve Zaliha ve Sâliha ve Dümerye
ve Acîbe
ve Şinâs ve Tâhire ve Sâmi‘a ve Mâhiye ve niçe turfe esmâları var, ammâ bu kada …
Meryem ve Havvâ ve Azrâ ve Safâ ve Varka ve Verdî ve Ümmühân ve Külsûm ve Râbi‘a ve Rukıyye ve Zeyneb ve Sitiyye ve Züleyhâ ve Zaliha ve Sâliha ve Dümerye ve Acîbe ve Şinâs ve Tâhire ve Sâmi‘a ve Mâhiye ve niçe turfe esmâları var, ammâ bu kadar tahrîr etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y243a ·
metinde göster ·
… e ve cığcığa ve telâtîn tennûre ve gûnâ-gûn hırka-i peşmîneler ve ağaç kılıçlar
ve acîbe
ve garîbe balık kemikleri ve niçe ummân-ı kerâme misâli cilbend-i mahabbetler v …
Ve her seyyâh-ı âlem âşıkânın birer yâdigârı maslûbdur. Meselâ zerdeste ve çevgân ve pâlheng ve deff ü kudüm ve nefîr ve zîl ve sapan-ı Dâvûdî ve alem ve çerâğ ve kantûra ve debdevî vü dehdehî ve zîlbem ve teber-i Müslimî ve gûnâ-gûn tâc külâh ve keşkül ve zând ve âfitâbe ve cığcığa ve telâtîn tennûre ve gûnâ-gûn hırka-i peşmîneler ve ağaç kılıçlar ve acîbe ve garîbe balık kemikleri ve niçe ummân-ı kerâme misâli cilbend-i mahabbetler ve bu makûle eşyâ-yı gûnâ-gûnlar var kim cümle cihâz-ı dervîşân-ı dilrîşândır. Herbiri bir köşede maslûbdur. Ve bunlardan mâ‘adâ niçe bin elvân eşyâlar dahi maslûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y285b ·
metinde göster ·
… im alâmetleri cümle hânelerin der-i dîvârlarında iri taşlar üzre eşkâl-i garîbe
ve acîbe
tasvîrâtları ile âşikâredir.
Ve bu şehr-i atîkde ol kadar acâyibât ü garâyibât binâlar var imiş kim alâmetleri cümle hânelerin der-i dîvârlarında iri taşlar üzre eşkâl-i garîbe ve acîbe tasvîrâtları ile âşikâredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y298b ·
metinde göster ·
… em-yezel, kuvvet kudret azametin ızhâr içün bu mahalde bir gûne şecere-i garîbe
ve acîbe
halk etmişdir kim hârik-i âde âdetullâh[a] muhâlif bir dıraht-ı bî-misildir. Ce …
Bu karyenin şimâlî tarafı cenbinde efser-i tâc-ı deyhîm ve abd-i Rahîm Hazret-i şeyh İbrâhîm hazretleri bir kubbe-i münevverede âsûdedir. Tabakât-ı şa‘râvî'de menâkıb-ı bisyârile mastûr ulu sultândır. Kubbe-i pür-envârı sâhasında bir vâsi‘ yerde hikmet-i sun‘-ı Perverdigâr-ı lem-yezel, kuvvet kudret azametin ızhâr içün bu mahalde bir gûne şecere-i garîbe ve acîbe halk etmişdir kim hârik-i âde âdetullâh[a] muhâlif bir dıraht-ı bî-misildir. Cemî‘i âyende vü revende züvvâr u tüccâr mahlûk-ı Hudâ gelüp im‘ân-ı nazar ile nigerân edüp ne gûne dıraht olduğu ma‘lûmları olmayup engüşt ber-dehen edüp mebhût [u] mütehayyir kalırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y363a ·
metinde göster ·