tetebbu‘ etdik ve yetmişer seksener sene seyâhat edüp gazâlarda kal‘alar ve şeh …
"Pâdişâhım niçe bin tevârîh-i Arabiyye ve Acemiyyeler tetebbu‘ etdik ve yetmişer seksener sene seyâhat edüp gazâlarda kal‘alar ve şehr-i azîmler gördük, bu İslâmbol'a mânend sevâd-ı mu‘azzam görmedik. Ve yüz yigirmi ve yüz elli sene mu‘ammer olup seyâhatde ifnâ-yı vücûd etmiş seyyâh-ı âlem cânlar ile konuşduk, anlar dahi vech-i arzda İslâmbol gibi ma‘mûr [u] âbâdân ve dâr-ı adâlet ve emn [ü] emân ve âb [u] hevâsı memdûh-ı halk-ı cihân böyle bir bender-i azîm görmedik dediler. Hakkâ ki pâdişâhım yine böyle bir şehr-i azîm yokdur" deyü cümle huzzâr-ı meclis İslâmbol'u ta‘rîf ü tavsîf etdiklerinde Sultân Murâd Hân eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 152a ·
metinde göster ·
… emî‘i ulemâ cem‘ olduklarında Merre Paşa'nın mesmû‘u olup at gemisi maryolundan
ve acemi
oğlanı eşkıyâlarından on bin mikdârı haşerât cem‘ edüp ulemâyı kırmak fermân ey …
Bu esnâda Acem fürce bulup Bağdâd taraflarında niçe şehirlere istîlâ etmeğe başladı. Beri tarafda Merre Paşa eyle cabbâr oldu kim gûyâ Dahhâk-i Mârî idi. Hatta bir gün dîvânda bir mîr-i mîrânı alâ mele’i'n-nâs aşağı alup bin deyenek urdu ve yine bir gün İzmir'den ma‘zûl bir monlâya dîvânda bin tâziyâne urdu. Cümle ulemâ bu hâl-i pür-melâli görüp Sultân Mehemmed Câmi‘ine cemî‘i ulemâ cem‘ olduklarında Merre Paşa'nın mesmû‘u olup at gemisi maryolundan ve acemi oğlanı eşkıyâlarından on bin mikdârı haşerât cem‘ edüp ulemâyı kırmak fermân eyledikde bu kadar pür-silâh temerrüdîn-i bî-dîn Ebü'l-feth Câmi‘i'nin cânib-i erba‘asından hücûm edüp vakt-i asrdan vakt-i gurûba dek üç bin mikdârı ulemâyı şehîd etdiler. Niçelerin çâhlara ilkâ etdiler. Niçelerin tâ sabâha dek Unkappanı'ndan ve Cübbe Alî kapusundan deryâya dökdüler. Asla biri de deryâya batmayup rûy-ı deryâda şinâverlik ederlerdi. Bu haşeri Anadolu'da Abaza Paşa istimâ‘ edüp Erzurûm'a sapup âsî oldu ve Diyârbekir'de Hâfız Ahmed Paşa da isyân etmeğe âğâze etdi. Ve Abaza Paşa ulemâyı katl eden 335a ve Sultân Osmân'ı şehîd eden yeniçerileri katl etmeğe başlayup "Engürü'ye gelince otuz bin yeniçeri kırdı." deyü Sultân Mustafâ Hân'a arz-ı mahzarlar her diyârdan geldi. Sene 1032 târîhinde Abaza Paşa üzre {Cığalzâde} Vezîr Mahmûd Paşa'yı kırk bin asker ile serdâr edüp Karamazak Abaza üzre me’mûr olan yeniçerilere ağa yerine serdâr oldu ve Engürü'ye vardılar ve Abaza üzre gidemeyüp İslâmbol'a geldiler. Ol sene,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 334b–335a ·
metinde göster ·
… Her sene cânib-i etrâfında niçe bin kara çadırlı Kürd ve gûye-i Türkman u Urbân
ve Acem-i
uryân gelüp meks edüp her bir milel kırk gün meks edüp cümle marîzleri dâ-i dev …
Hâsıl-ı kelâm her lisânda birer gûne ismi vardır. Ve Rûm u Arab u Acem'de niçe yüz ılıcalara girüp seyr [ü] temâşâ etmişiz ammâ menâfi‘ cihetinde bu mertebe hâsiyetli germâb-ı latîf görmedim. Yetmiş yedi gûne emrâz-ı muhtelifeye dâ-i devâ olduğundan mâ‘adâ Allahümme âfinâ burnu ve dudakları düşmüş fireng zahmetine mübtelâ olmuş kimesneler kırk gün girüp âb-ı germâbında aç karnına nûş etse bi-emrillah vücûdu kırk günde dürr-i beyz-âsâ olur. Zîrâ bizzât Hazret-i Alî'nin nazargâhı olduğundan ve bir kubbe-i havzını Hazret-i Alî binâ etdiğinden Alî Hammâmı derler. Öbir kıbâblarını Âl-i Abbâsiyân selâtînleri binâ etmişlerdir. Her sene cânib-i etrâfında niçe bin kara çadırlı Kürd ve gûye-i Türkman u Urbân ve Acem-i uryân gelüp meks edüp her bir milel kırk gün meks edüp cümle marîzleri dâ-i devâ bulup giderler ammâ garâbet andadır kim bu germâbların havzları içre cümle zift döşenmişdir. Aslâ mermer ve ruhâm döşeli değildir. Zift ısıcak sudan eriyüp fenâ bulmak ihtimâli yokdur ve eyle suhûniyyet üzre sudur kim yumurta pişer ve koyun paçası ve kellesi ütülenir. Ve bu zemînin şehr-i Şat aşrı karşusu (---) hâkidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 404b ·
metinde göster ·
… i vahdeti ve savma‘asında mübâhese-i ilm-i şer‘iyye ve gûnâ-gûn ulûm-ı Arabiyye
ve Acemiyyeye
meşgûller idi. Ve kendülerinin dahi ilm-i şi‘rde dîvânı olup Çağatayî pâkîze eş …
Evvelâ gâyet sâlih ve mütedeyyin ve halîm ü halûk dîndâr ve harâmdan perhîzkâr ve müttakî ve tama‘-ı hâmlıkdan berî bir pîr-i nûrânî ehl-i vukûf sâhib-i kerem ve sâhib-i him[em] hayrât [u] hasenâta mâil cemî‘i ken[g]eşlerde, ya‘nî müşâverelerde hak söze kâ’il ve erbâb-ı ma‘âriflere mâil ve niçe kibâr-ı evliyâullâhların şeref-i sohbetlerine nâ’il olmuş nüktedân ve zarîf ü reşîd ve hezârfen pür-ma‘rifet-i dünyâ ve ma‘rifetullâh-ı uhrâ sâhibi sâhib-i sülûk ve bir ankâ-yı cem-cenâm sâhib-i sülûk kimesnedir. Ve dâ’imâ hem-enîsi ve hem-celîsi seyyâhân-ı berr [ü] bihâr ve ulemâ-yı müdekkıkîn ve fuzalâ’u'd-dehrden kimesneler ile künc-i vahdeti ve savma‘asında mübâhese-i ilm-i şer‘iyye ve gûnâ-gûn ulûm-ı Arabiyye ve Acemiyyeye meşgûller idi. Ve kendülerinin dahi ilm-i şi‘rde dîvânı olup Çağatayî pâkîze eş‘âr-ı belîğleri vardır kim "Hânî" tahallüs eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 126a ·
metinde göster ·
… olup köşe be-köşe küme küme mübâhase-i ulûm-ı şer‘iyye ve gayri ulûm-ı Arabiyye
ve Acemiyye
görüp cân sohbetleri edüp mecma‘-ı ulemâ ve menba‘-ı fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ- …
El-hâsıl bu abd-i kemter elli bir yıl seyâhatde böyle bir ma‘bedgâh-ı musallâgâh görmedim. İllâ Sirem sancağı hâkinde Öziçse nâm şehrin içindeki namâzgâhı gördüm. Ol dahi ibret-nümâdır, ammâ bu Karafer[y]e 234a musallâsı vâcibü's-seyr küşâde bir medrese-i azîmdir, zîrâ şehrin cemî‘i ulemâ vü sulehâ ve meşâyihân tâlibân-ı ulûmları ba‘de'l-asr bu hıyâbân içre cem‘ olup köşe be-köşe küme küme mübâhase-i ulûm-ı şer‘iyye ve gayri ulûm-ı Arabiyye ve Acemiyye görüp cân sohbetleri edüp mecma‘-ı ulemâ ve menba‘-ı fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ-yı musannifîn müverrihîn kânıdır. İktizâ etdikde niçe yüz bin âdem bu dergâhda cem‘ olup du‘â-yı istiskâ edüp tazarru‘ [u] nâlîşler etdiklerinde elbette du‘âları hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup bir müstecâbü'd-da‘ve du‘â hırmeni namâzgâh-ı bî-misildir kim gören âdemler engüşt ber-dehen edüp aklı perîşân olmak mertebesine varır. Tâ bu mertebe acîb ü garîb sun‘-ı Hudâ eşcâr-ı azîmler vardır. İnkırâzu'd-devrân mü’ebbed ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 233b–234a ·
metinde göster ·
… ağımcıyân ve ummâlân ve neccârân ve re‘âyâyı ve beldârân ve neberdân ve garîbân
ve acemiyân
ve teberdârân ve (---)(---)(---).
Ve hâkimân-ı örfîler ki ordu muhtesib ağası ve bâcdâr ağası ve sürsat ağası ve sürsat emîni ve gılâl muhassılı ve ordu subaşısı 289a ve ordu kethudâsı ve karavullar ağası ve cümle iki yüz yetmiş aded alaybeğiler ve çeribaşılar ve (---)(---)(---)(---)(---) el-hâsıl iki yüz elli aded ordu-yı bâzâr ve iştir[â] hâkimlerine cümle fermân-ı şehriyârîler sâdır olup cemî‘i orducıyân ve çerâhorân-ı lağımcıyân ve ummâlân ve neccârân ve re‘âyâyı ve beldârân ve neberdân ve garîbân ve acemiyân ve teberdârân ve (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 288b–289a ·
metinde göster ·
… n ve Türkistân ve Abaza ve Çerkezistân'da ve Lazistân ve Gürcistân ve Kürdistân
ve Acemistân
ve Hindistân ve Irâk-ı Arab'da ve Irâk-ı Acem'de ve Irâk-ı Dâdyân'da ve Bağdâd …
El-hâsıl bu Santoron adası nâr-ı Hudâ ile ihrâk olup kudret topları atılup sâ‘ikaları tâ vilâyet-i Donkarkız ve vilâyet-i Danimarka ve işfet ve Korol'da ve Yenidünyâ'da ve Lonçat'da ve İngiltere'de ve Ungurus'da ve İslovin ve Macar ve Erdel'de ve Eflak ve Boğdan ve Kırım'da ve Dağıstân ve Türkistân ve Abaza ve Çerkezistân'da ve Lazistân ve Gürcistân ve Kürdistân ve Acemistân ve Hindistân ve Irâk-ı Arab'da ve Irâk-ı Acem'de ve Irâk-ı Dâdyân'da ve Bağdâd ve Basra ve Lahsa ve Yemen ve Aden ve Habeş'de ve Tübbet(?) ve Funcistân ve bilâd-ı Sûdân ve Kırmanika ve Bağaniski ve Daco ve Rümeyletü'l-hımâl'de ve Bornu Arabları ve Berberistân ve Afno ve Fes ve Merânkûş ve Telemsân ve Tanca ve Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus ve Mısır ve Kudüs ve Şâm ve Anatolu ve Rûm'da ve Kızılelma'da ve Dib Frengistân'larda ve'l-hâsıl cemî‘i ekâlîmlerin büldân-ı azîmlerinde ve cemî‘i sâhil-i Bahr-i Sefîd ve Bahr-i Ummân ve Bahr-i Harez ve Bahr-i Kulzüm ve Bahr-i Hürmüz ve Bahr-i Okyunûs ve Bahr-i Mağaylan ve Bahr-i Zulumât kenârlarında olan şehirlerde Santoron adasının kudret topları atıldığı istimâ‘ olunup Rûm vilâyetinde kıyâmet kopuyor derlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 330a ·
metinde göster ·