kâmil üç gün üç gece ol mahalde ceng-i sultânî olup yine İslâmbol tekurunun amm …
Ve {anda} kâmil üç gün üç gece ol mahalde ceng-i sultânî olup yine İslâmbol tekurunun ammisi oğlu Mihayil-i la‘în ve yetmiş kapudan boybeğleri ve kâfir segleri ve İşpanya'dan imdâda gelen Firendize nâm kıralzâde üç yüz pâre geminin üç yüz kapudanıyla esîr olup bakıyetü's-seyfi leb-i deryâya varınca kova kıra esîr edüp iki yüz pâre gemileri sağ bulunup iki yüzü pâre pâre ve gark-ı âb olup asker-i İslâm gemilerinden dahi yüz elli pâre gemi pârelenüp ve gark-ı deryâ olup yigirmi gün sâhil-i bahrde asker-i İslâm gemileri ta‘mîr ü termîm edüp kendü keştîleri ile ganîmet olan kâfir gemileri ile cümle yedi yüz pâre gemiye mâlik olup ve yigirmi üç bin esîr peydâ edüp sâ’ir helâk olan gemilerin cümle mühimmât [ü] levâzımâtların sağ gemilere leb-ber-leb edüp sâlimîn ü gânimîn Sayda kal‘asına bu kadar mâl-ı ganâyimle vâsıl olup cümle Şâm askeri ihtiyâcdan berî oldular. Bu gazâ-yı ekber bir târîhde olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21a ·
metinde göster ·
Bu bir câmi‘-i azîmdir kim cemî‘i fukarâlar ka‘besidir. Ve İslâmbol içre andan büyük câmi‘-i kebîr yokdur. Ve anda olan rûhâniyyet meğer Kudüs'de Mescid-i Aksâ yâhûd Şâm-ı Şerîf'de Câmi‘-i Emeviyye veyâhûd Mısır'da Câmi‘-i Ezher ola. Ammâ bu Ayasofya'nın her muzlim künclerinde gencîne-i gınâ sâhibi sulehâ-yı ümmetden niçe yüz kimesneler i‘tikâf niyyetine girüp gündüz sâ’im ve gece kâ’im tâ‘ât [u] ibâdete meşgûl ehl-i sülûk kimesneler ile mâl-â-mâldır. Ve rûz-merre yetmiş yerde ders-i âmlar rızâen lillâh ders takrîr edüp tahsîl-i ulûm kânı bir mekândır. Ve beher yevm cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 36b ·
metinde göster ·
… ğlar Üsküdar'a çıkmışken kul gulû-yı âm edüp Osmân Hân Ağakapusu'na dahil düşdü
ve anda
kabûl etmediler.
"Netîce-i kelâm Hotin gibi sarây-misâl kal‘ayı bana feth etdirmediniz" deyü Osmân Hân dilgîr olup İslâmbol'dan Şâm'a ve Mısır'a gidüp anda karâr etmeğiçün tuğlar Üsküdar'a çıkmışken kul gulû-yı âm edüp Osmân Hân Ağakapusu'na dahil düşdü ve anda kabûl etmediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 61a ·
metinde göster ·
… idi. {Bilecik şehrinde bir câmi‘ ve Bursa Yenişehri'nde bir câmi‘ ve bir zâviye
ve anda
Postun-pos Baba'ya bir âsitâne inşâ etdi.}
Evvelâ feth-i Edirne sene 761 ve feth-i kal‘a-i Siroz sene 786 ve ceng-i azîm-i Varna sene 846, feth-i Batnos ve feth-i Misis ve feth-i Burgos ve feth-i Dimetoka ve feth-i Keşân-ili ve feth-i İpsala mükerrer ve feth-i Edirne Zağrası ve feth-i Gümülcine ve feth-i kal‘a-i gevher-nigîn-i Kütâhiyye ve feth-i Hamîdili ve feth-i Akşehir ve feth-i Seydîşehr ve feth-i Yalvaçhisâr ve feth-i Burkoz ve feth-i Polya ya‘nî Tanrı-yıkdığı ve feth-i İskete ve feth-i Marilye ve feth-i Havâle ve feth-i Dusin ve feth-i Zihne ve feth-i diğer Siroz ve feth-i Ferkariyye ve feth-i Köprü ve feth-i Perilpe ve feth-i Manastır ve feth-i Filoronya, bu kılâ‘lar feth olup cümle guzât-ı müslimîn mâl-ı ganâ’imle muğtenim oldular. Ve yeniçeriler altun yaldızlı üsküf giydiler idi. {Bilecik şehrinde bir câmi‘ ve Bursa Yenişehri'nde bir câmi‘ ve bir zâviye ve anda Postun-pos Baba'ya bir âsitâne inşâ etdi.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 234a ·
metinde göster ·
… e'de iki medrese ve bir dârü'l-hadîs ve bir bezâsten ve (---) göz Ergene cisrin
ve anda
bir câmi‘ ve imâretin cümle gazâ mâlıyla inşâ etmişlerdir ve ibtidâ sâdât-ı kir …
Edirne'de Üç Şerîfeli câmi‘ ve bir câmi‘ dahi ahsen-i mesâcîd deyü şöhret bulmuşdur ve Edirne'de iki medrese ve bir dârü'l-hadîs ve bir bezâsten ve (---) göz Ergene cisrin ve anda bir câmi‘ ve imâretin cümle gazâ mâlıyla inşâ etmişlerdir ve ibtidâ sâdât-ı kirâma bunlar ulûfe ta‘yîn etmişlerdir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 236a ·
metinde göster ·
… m-ı mekân-ı dilküşâdan hazz edüp bâki olan ebniye-i harâbesin hâke beraber edüp
ve anda
medfûn olan kibâr-ı evliyâları kel-evvel zîr-i türâbe beraber edüp bir câmi‘-i …
Ba‘dehû bir haftada Edirne şehri a‘yânlarından bu tekye inhidâmın arz edenler cümle mürd oldular. Niçe bin kibâr-ı evliyâullahın nazargâhı bir makâm-ı Hazret-i Hızır idi. Ba‘dehû mürûr-ı eyyâm ile hâlî ü mu‘attal kalarak sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ sa‘âdetle Edirne'ye gelüp bu mürtefi‘ makâm-ı mekân-ı dilküşâdan hazz edüp bâki olan ebniye-i harâbesin hâke beraber edüp ve anda medfûn olan kibâr-ı evliyâları kel-evvel zîr-i türâbe beraber edüp bir câmi‘-i âlî ve bir sarây-ı vâlî olunmasın fermân edüp bir senede eyle sarây-ı azîm-i ibret-nümâ-yı cihânnümâ olmuşdur kim her cihetle imârâtının evsâfıyla dillerde dâsitândır. Her çend ki bizzât pâdişâh-ı Cem-cenâb anda meks etse cemâ‘at-ı kesîre olup Câmi‘-i Mehemmed Han'da ibâdet olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 158a ·
metinde göster ·
… di. Andan Şehrezûl kal‘asın dahi imâr etdi. Ve ol müştâyı kal‘a-i Tokat'da etdi
ve anda
şehîd olup dâr-ı ukbâya gitdi. Beri tarafda Kızılbaş-ı kallâş şükr-i Yezdân edü …
Hikmet-i Hudâ fethi müyesser olmayup 318b hâ’ib [ü] hâsir avdet edüp kal‘a[y]ı Musul'a vâsıl olup kal‘a-i mücedded ta‘mîr ü termîm edüp bir kulle-i azîm dahi inşâ etdi. Andan Şehrezûl kal‘asın dahi imâr etdi. Ve ol müştâyı kal‘a-i Tokat'da etdi ve anda şehîd olup dâr-ı ukbâya gitdi. Beri tarafda Kızılbaş-ı kallâş şükr-i Yezdân edüp çerâğân u şâdumânlar etdiler. Ba‘dehû sene 1048 de Murâd Hân bizzât kendüleri Bağdâd'ı feth edüp kal‘a-i Mihribân tarafına vechen mine'l-vücûh nazar etmeyüp ol dahi Der-i sa‘âdet-hânesine vardıkda dâr-ı gurûrdan dâr-ı sürûra ubûr etdikde beri tarafda şehr-i Mihribân dest-i Acem'de kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 318a–318b ·
metinde göster ·
… sarây içinde bir meydân-ı azîmin bir köşesinde bâğ-ı İrem-misâl bir bâğçesi var
ve anda
iki aded sebz-gûn zümürrüd-misâl serâmed serv dırahtları var kim her gören "Süb …
Sitâyiş-i imâret-i kal‘a-i İmâdiyye: Şâhbender defteri üzre derûn-ı kal‘a-i İmâdiyye'de cümle (---) aded hânedân u sarây-ı âlîler u tahtânî vü fevkânî kârgîr binâ büyût-ı ra‘nâlardır. Ve cümle kireç ve cir u cıbıs ve hâk-i pâk ile mestûr külbe-i ahzân-ı ma‘mûrlardır. Cümleden Hân Sarâyı Muzurî kapusunun iç yüzünde bir köşeye vâki‘dir. Bu sarây-ı azîm gûyâ İmâdiyye kal‘asına iç kal‘a vâki‘ olmuşdur. Yüz elli aded hücre-i ma‘mûrlar ile ârâste ve dîvânhâne ve hammâm u kâ‘alar ile pîrâste olmuş sarây-ı azîmdir. Bin on seneden berü gelen hân-ı hânân mülûk-ı selâtîn-i Abbâsiyân'ın her biri birer âsâr-ı binâ zamîme ederek kasr-ı Havernak-misâl bir sarây-ı pür-kemâldir. Ve bu sarây içinde bir meydân-ı azîmin bir köşesinde bâğ-ı İrem-misâl bir bâğçesi var ve anda iki aded sebz-gûn zümürrüd-misâl serâmed serv dırahtları var kim her gören "Sübhânu'l-Hallâk!" deyü engüşt ber-dehen edüp ta‘accüb eder. Ve bu bâğçe kurbünde seng-i hârâdan Sultân Hüseyin İmâdiyye'de sikke ve hutbe sâhibi iken bir çâh-ı mâ kazdırmış, umku yetmiş zirâ‘-ı Mekkîdir ammâ âb-ı hayâtdan nişân verir. Cümle sarâyın enderûn [u] bîrûnunda hân ile sâkin olanlar bu bi’r-i zülâlden dollâblar ile su çeküp nûş ederler ve gayrı levâzımâtlarına mâ-i zülâlden isti‘mâl ederler. Ve bu sarây-ı azîmin cümle revzenleri cânib-i (---) küşâde olup cihân-nümâ maksûreler ile müzeyyen bir taht-gâh-ı Âl-i Abbâsiyân'dır. Ancak meydâna nâzır bir kapusu gûyâ kal‘a kapusudur. Ve bu Hân sarâyı kurbünde yine Muzurî kapusu iç yüzünde Zıbarı beği sarâyı dahi meşhûr ve ma‘mûr u müzeyyen sarâydır. Ve yine Hân sarâyı meydânına nâzır Muzurî kapusu kurbünde Muzurî beği sarâyı, bu dahi İmâdiyye ve Kürdistân'da meşhûr hânedândır. Ve Mezâristân meydânında Kadı efendi sarâyı mahkeme-i şer‘-i Resûl-i Mübîn'dir kim dîvânhâne ve hücreleri cümle kal‘a bedenleri üzre vâki‘ olup cihân-nümâ bir hevâdâr sarây-ı ra‘nâdır ve Şeyhülislâm Monlâ (---) Efendi sarâyı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 378a ·
metinde göster ·
… ammâ senin hâsodanda Hazret-i Risâlet hırka-i şerîfi ve dendân-ı şerîfi vardır
ve anda
aslâ cimâ‘ olmadığından tâ‘ûn hâsodaya girmese gerek, ammâ yarınki gün bu şehr- …
Sene 1032 târîhinde Murâd Hân-ı Râbi‘in henüz tahta cülûs etdiği sene Murâd Hân'dan ve müftî-i zamân Hüseyin Efendi'den ve Üsküdarî Mahmûd Efendi ve Doğanî Efendi ve Kapânî Geysûdâr Mehemmed Efendi ve hakîrin pederi Dervîş Mehemmed Zıllî'den me’zûn olup sıla-i rahm etmeğe Üsküdar'a geçüp taban kakup Bostâncıbaşı nâm cisre varup tecdîd-i vudû edüp vakt-i zuhur ezânın tilâvet edüp görse kim cisrin yemîn ü yesârında asker-i deryâ-misâl, asker hayme vü hargâhlarıyla meks etmişler. Ammâ bir beğ ve paşa askerine ve benî Âdeme benzemez asker, Üsküdar tarafında beyâz çadırlı ve beyâz hil‘atli âdemler ammâ karşu tarafda siyâh haymeli ve siyâh çerde ve siyâh geysûlu ve eli hıştlı âdemlerdir. Bu Mehemmed Efendi {bunları görüp} "Sübhânallah ayâ bu ne asker ola." deyü ta‘accüb-künân olup vakt-i zuhuru edâ idem derken başına niçe âdem üşüp "Tiz bize imâmet eyle, bu kerre bu namâzı benî Âdem imâmetiyle kılmış olavuz." dediklerinde edâ-yı salâta mübâşeret mahallinde "Biz ehl-i seferiz, iki rek‘at kıl." derler. Mehemmed Efendi ben dahi ehl-i seferim deyü bunlar salât-ı zuhuru kılıverüp ba‘de's-salât ta‘âmları meydâna getirüp tenâvül mahallinde Armağanî görse kim aslâ bu dünyâ ta‘âmından değil, cümle hubûbât ve nebâtât kökleri. Mehemmed Efendi bi'z-zarûrî yerken görse kim lezzetde dahi dünyâ ta‘âmı lezzeti yok, ta‘accüb edüp ba‘de't-ta‘âm bunların serçeşmesi Melik Şiyam eydür: "Âdem sen eyi âdemsin, bizler tâ‘ûn askerinin ervâh-ı tayyibesiyiz. Bizim urduğumuz bi-emrillah halâs olur ammâ karşu kara çadırlılar ervâh-ı habîselerdir, anların urduğu şehîd olur." dedikde Mehemmed Efendi eydür: "Sultânım, şimdi İslâmbol'da uracak âdemler var mıdır?" dedikde, "Çok vardır, istersen uracağımız âdemleri defter eyle." dedikde Armağanî'nin cân başına sıçrayup derdest devât ve kalem alınca melik eydür "Tiz habîse meliğin dahi çağırın. Şehîd olacakları da yazasın." dedikde habîse meliği dahi gelüp kâmil ahşama dek tayyibe vü habîseden vurulacaklardan üç bin kırk yedi âdem tahrîr eder. Ol gice anda bunlar ile mihmân olup çîl aded âdem dahi tarafeynden yazup vakt-i sabâh olunca Armağanî bunlardan me’zûn olup defteriyle dosdoğru Murâd Hân'a gelüp "Beğim sana müjde olsun. İslâmbol içine yarın tâ‘ûn askeri girüp kıyâmet kopar ammâ senin hâsodanda Hazret-i Risâlet hırka-i şerîfi ve dendân-ı şerîfi vardır ve anda aslâ cimâ‘ olmadığından tâ‘ûn hâsodaya girmese gerek, ammâ yarınki gün bu şehr-i tayyıbeyene kıyâmet kopar!" deyü tâ‘ûn defterin Murâd Hân'ın eline verüp kaziyye-i sergüzeştin bir bir Murâd Hân'a nakl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 396b ·
metinde göster ·
… yü hakîr piyâde reviş bu hünka üzre çıkup bir Fâtiha ile merhûm Süleymân Hân'ın
ve anda
medfûn olan şühedâların rûhların şâd edüp aşağıda zeyn olan ordu-yı camapuru se …
Hattâ hakîr "Bu püşte bir kân-ı şühedâ ve bir makâm-ı âlîşândır" deyü hakîr piyâde reviş bu hünka üzre çıkup bir Fâtiha ile merhûm Süleymân Hân'ın ve anda medfûn olan şühedâların rûhların şâd edüp aşağıda zeyn olan ordu-yı camapuru seyr edüp âlem-i hayretde kaldım, ammâ derûn-ı dilden du‘â edüp dedim ki,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101b ·
metinde göster ·
… â Ölü denizi kurbunda olup sapa yerde vâkı‘ olmağile memerr-i keştîbân değildir
ve anda
düşen gemi Ölü denizine düşerlerse çamura gark olup ölürler. Ve eğer Karadeniz' …
Cezîre-i Eyne: (---) mîl ihâta eder her cânibi yatak limandır. Zamân-ı keferede gâyet ma‘mûr cezîre olup fâhir yatak limanları var imiş. Sene 856 târîhinde Ebü'l-feth gâzîlerinden Eyne Koca nâm bir gâzî-i benâm feth etmek ile ol isimile müsemmâ Eyneada derler. Bir harâb küçük kal‘ası var. İçinde oduncu Rûmları sâkin olur. Karadeniz içre bundan gayri cezîre aslâ yokdur. Gerçi kal‘a-i Özü kurbunda Tentere cezîrecikleri vardır, ammâ Ölü denizi kurbunda olup sapa yerde vâkı‘ olmağile memerr-i keştîbân değildir ve anda düşen gemi Ölü denizine düşerlerse çamura gark olup ölürler. Ve eğer Karadeniz'de cezîre-i Kırım ve cezîre-i Taman ve cezîre-i Balısıra, bunlar cezîre değil midir? denirse belî cezîrelerdir, ammâ kara câniblerine şehr zemîn ittisâlleri vardır, niçe yüz kerre manzûrumuz olmuşlardır, ammâ bu Eyneada bir cânibe muttasıl değil, cezîre halk olmuşdur, ammâ İskender-i Zülkarneyn Karadeniz boğazın kesdikden sonra ayân olmuşdur. Andan yine taraf-ı garba Karadeniz kenârınca sun‘-ı Hudâları temâşâ ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 50b ·
metinde göster ·
… rarı isâbet etmeyüp yine gerü deperdi. Derhâl yine anın ardına dizmeler dizerdi
ve anda
küffâr şîrînlenüp bî-bâk ü bî-pervâ her bâr gezerdi.
Âhir-i kâr ba‘zı rahnedâr dîvârlarından Defterdâr Ahmed Paşa kal‘a toprağın uğurlayarak münhedim 187b olurdu. Derhâl la‘în küffâr-ı dâl anın üstüne toprak doldururdu. Kal‘anın iç yüzünde gûnâ-gûn paçarızlar ve domuz damları çatardı. İki yerden cüyûş-ı müslimînler üzre lağımlar atardı. Hamd-i Hudâ askere zararı isâbet etmeyüp yine gerü deperdi. Derhâl yine anın ardına dizmeler dizerdi ve anda küffâr şîrînlenüp bî-bâk ü bî-pervâ her bâr gezerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 187a–187b ·
metinde göster ·
… vardır. İsmine Mantilo derler. Ana karşu bir liman var, Mantilo limanı derler.
Ve anda
bir vîrân kenîse var. Bu kilise tarafında gemiler demir bırağup yatsalar huzûr …
Andan altı mîl keşişleme tarafına bir adacık vardır. İsmine Mantilo derler. Ana karşu bir liman var, Mantilo limanı derler. Ve anda bir vîrân kenîse var. Bu kilise tarafında gemiler demir bırağup yatsalar huzûr ederler. Bu limanda âb-ı hayât sulu kayalar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 250a ·
metinde göster ·
… usaffâ verirler. Ve eğer bu Mendel manastırının mâ-vaka‘ı üzre binâsı ve hevâsı
ve anda
olan ibret-nümâ musanna‘ kanâdîl ü şem‘dân ve çelipaları 255b ta‘rîf ü tavsîf …
Ve hâlâ İslâmbol'un Emînönü'nde binâ olunan Vâlide câmi‘ine bu kenîse hâs kayd olunup bostâncıbaşı tarafından bir haseki zabt edüp imâret-i dâru'z-ziyâfe içün cânib-i vakfa beş bin vukıyye asel-i musaffâ verirler. Ve eğer bu Mendel manastırının mâ-vaka‘ı üzre binâsı ve hevâsı ve anda olan ibret-nümâ musanna‘ kanâdîl ü şem‘dân ve çelipaları 255b ta‘rîf ü tavsîf eylesek bir tomar-ı dırâz olur, zîrâ bu deyr-i bî-misâlin vasfında lisân kâsırdır. Bu deyri dahi temâşâ edüp mâ-fevkinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255a–255b ·
metinde göster ·
Der-tekye-i erbâb-ı tarîk-i Âl-i Abâ-yı dervîşân: Cümle on bir aded hânkâh-ı fakîrândır. Cümleden kal‘a içinde Sinân Paşa'nın tekye-i Halvetî'si bir şehirde yokdur. Fukarâsı ve evkâfı çokdur. Ve anda Hunkâr câmi‘i tekyesi, fakr [u] fâka sâhibi çille-i merdân sâhibi ârif-i billâh terk [ü] tecrîd cânları var. Andan Hacı Hasan tekyesi, bir hânkâh-ı fukarâdır kim niçe riyâzet-keş halkdan münzevî kûşe-nişîn merdleri var. Kendü der[d]leriyle ciğer-hûn ile tevhîd-i erreye meşgûllerdir. Andan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365b ·
metinde göster ·
… ı câniblerine karîb bir behişt-âbâd cezîredir. Ve âb [u] hevâsı gâyet latîfdir.
Ve anda
hâsıl peynirin rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur.
Cezîre-i Midilli: Yüz seksen mîldir. Limanları ve metîn kal‘aları vardır. Anatolu'da Kaz dağı câniblerine karîb bir behişt-âbâd cezîredir. Ve âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Ve anda hâsıl peynirin rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y125b ·
metinde göster ·
… sernigûn ve çınâr ve kavak ile (bir) müzeyyen bir çemenzâr mekân-ı dervîşândır.
Ve anda
bir namazgâh köşkü var, tahta örtülü sivri kubbedir. Ve altında bir âb-ı hayât …
Ve fukarâ meydânı önünde bir çemenzâr meydânda cereyân eden aynın iki cânibinde gûnâ-gûn bîd-i sernigûn ve çınâr ve kavak ile (bir) müzeyyen bir çemenzâr mekân-ı dervîşândır. Ve anda bir namazgâh köşkü var, tahta örtülü sivri kubbedir. Ve altında bir âb-ı hayât kaynak suyu vardır. Mûsâ Baba'nın nazargâhıdır. Bi-emrillâh hasta nûş etse şifâ bulur. Ve bu meydânın bir tarafında yigirmi anbârdır. İçi gûnâ-gûn mahsûlât ile leb-ber-lebdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y129b ·
metinde göster ·
… lak kurbunda eş-şeyh Ammâr ve Paşa sarâyı önündeki küçük namâzgâhda şeyh Kürbel
ve anda
makâm-ı Kırklar ve iki Kardeşler cânibinde şeyh Îsâ ve şeyh Mismâr'dırlar, bir …
Ve câmi‘i dâhilinde ziyâret-i şeyh Ni‘me ve hammâm-ı cedîd kurbunda şeyh Ahmed el-Kamîsî ve kemerler üstünde şeyh Edîb ve Kürd mahallesi fevkında eş-şeyh şemseddîn el-Acemî ve Musallâ'da Seyyid Abdülkâdir ibn Habîb ve kurbunda bir mürtefi‘ yerde eş-şeyh Hasan-ı Hindî ve bunun kurbunda şeyh Haydarî ve câmi‘-i Mu‘allak kurbunda eş-şeyh Ammâr ve Paşa sarâyı önündeki küçük namâzgâhda şeyh Kürbel ve anda makâm-ı Kırklar ve iki Kardeşler cânibinde şeyh Îsâ ve şeyh Mismâr'dırlar, bir yerde medfûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y201a ·
metinde göster ·
bir bürke-i mu‘azzama inşâ edüp andan Mîne bâzârı içre cereyân ederek mescid-i …
Andan cereyân ederek câmi‘-i Meş‘ari'l-Harâm'a ve anda bir bürke-i mu‘azzama inşâ edüp andan Mîne bâzârı içre cereyân ederek mescid-i Bî‘at nâm mahalden ubûr ederek Ebtah'da iki bürke-i azîmeler ihdâs edüp anlar leb-ber-leb olduğundan mâ‘adâ şehr-i Mekke içre iki bürke-i azîm binâ edüp anlar leb-ber-leb olduğundan mâ‘adâ şehr-i Mekke içre iki bürke-i azîm binâ edüp anlar dahi melân olup ol uyûn-ı zülâl şehr-i Mekke içre râyegân cereyân edüp ehl-i Mekke def‘-i atşân ederlerdi. Âb-ı firâvân uyûn-ı revân sebebi ile Mekke-i mükerreme eyle âbâdân oldu kim ilâ-haze'l-ân bir şehr-i bender olmuşdur, ammerahullâhu ilâ inkırâzı'd-devrân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y355b ·
metinde göster ·
Ve ba‘zılar Hazret-i Âdem dahi bunda medfûndur, derler ve ba‘zılar Hindustân'da Serendîb'dedir, derler. Ammâ bunlar kavl-i za‘îfdir. Belî hubût-ı Âdem Serendîb'e vâki‘ olup eşk-i çeşminden zencebîl ve fülfül karanfîl hâsıl olurdu. Ba‘dehu kırlangıç kuşunun vesâtatıyla Âdem ve Havvâ cebel-i Arafât'da mülâkat olduklarıyçün ve anda buluşup bilişdikleriyçün cebel-i Arefe derler, zîrâ Hazret-i Havvâ Cidde'ye hubût etmişdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y365b ·
metinde göster ·
Hazret-i Îsâ bir kuyu kazmışdır. Sâhib-i tâb‘ olan vüzerâ ve küberâ nehr-i Nîl …
Ve anda Hazret-i Îsâ bir kuyu kazmışdır. Sâhib-i tâb‘ olan vüzerâ ve küberâ nehr-i Nîl çamur cereyân etdikde ol Matariyye kuyusundan içerler. Hâlâ ziyâretgâh-ı millet-i Mesîhiyye'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y11b ·
metinde göster ·
… ne dahil düşüp pâdişâh varsa almazlar, zor-bâzû ile çıkarayım diyenin eli kurur
ve anda
olan ulemâ ve meşâyihîn fukarâlar kanlı ve hırsızı ve müflisi vermezler. Ammâ h …
Ve kâşiflerin azli günleri Kıbtî senesi başıdır kim ol gün elbette Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin ibtidâsından infidâdına on beş gün on beş gece bir hây hûy mevlûdü'n-nebî olur. Bu dahi vâcibü's-seyr ibret-nümâ bir cemiyyet-i uzmâdır. Ba‘zı keşşâf ve ümenâ vü mültezim müflis olduysa paşa tarafından buyurdı-yı şerîf ile ihzâra gelen ağadan müflis kâşif firâr edüp Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin âsitânesine dahil düşüp pâdişâh varsa almazlar, zor-bâzû ile çıkarayım diyenin eli kurur ve anda olan ulemâ ve meşâyihîn fukarâlar kanlı ve hırsızı ve müflisi vermezler. Ammâ hâkime itâ‘at edüp mestûr olan kâşifler dîvân-ı pâdişâhîye gelüp muhâsebesi görülüp zimmetinde olan mâl-ı pâdişâhîyi edâ edüp hil‘at-ı pâdişâhî ile melbûs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y158a ·
metinde göster ·
Hıref-i cübn-i hâlûm ya‘nî peynirciyân: Dükkân iki yüz seksen, nefer üç yüz. Cümleden latîf peynirci, Bulak'da Meyyitoğlu derler bir Arab âdemi var, anda olan peynir-i gûnâ-gûn bir yerde yokdur ve anda olan cübn-i ganemin lezzeti şâm-ı şerîf karîşesinde yokdur. Gâyet serî‘u'l-hazm cübn-i hâlûmdur. Ammâ Yahûdî peynircileri başkadır, kaç nefer olduğu ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y170a ·
metinde göster ·
… destinde iken azîm binâlar var imiş, hâlâ ancak bir kâ‘a ve bir zâviye kalmış.
Ve anda
bir havuz vardır, cümle marîz andan girüp şifâ bulurlar. Cemî‘i tevârîhlerde ve …
Mısır'ın şimâlinde iki sâ‘at ba‘îd bâğ u bâğçeler içinde nazargâh-ı Hazret-i Îsâ aleyhi's-selâmdır. Mısır Yûnânîler destinde iken azîm binâlar var imiş, hâlâ ancak bir kâ‘a ve bir zâviye kalmış. Ve anda bir havuz vardır, cümle marîz andan girüp şifâ bulurlar. Cemî‘i tevârîhlerde ve tevârîh-i Yûnânîlerde mastûrdur kim Hazret-i Îsâ vâlidesi Meryem Ana ile Nâbulus şehrinden hicret edüp bunda sâkin olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227a ·
metinde göster ·
… nî hücreler ve sâkıyeler ve cânib-i şimâlinde teferrücgâh bâğ-ı İremler vardır.
Ve anda
bir mükellef ü mükemmel kubbe-binâ Rûm tarzı minâreli [câmi‘] ve sebîlhâne ve m …
Ve bu Sebîl-i Allâm kal‘asında kol beği sâkin olacak kâ‘aları ve müte‘addid fevkânî hücreler ve sâkıyeler ve cânib-i şimâlinde teferrücgâh bâğ-ı İremler vardır. Ve anda bir mükellef ü mükemmel kubbe-binâ Rûm tarzı minâreli [câmi‘] ve sebîlhâne ve mastabaları vardır. Ve altı kademe nerdübân. Cümle kârgîr-binâ olan câmi‘in mihrâbı solunda celî hat ile târîhi böyle tahrîr olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227b ·
metinde göster ·
… idüp Yeni Dünyâ nâmında bir dünyâ bulduk. Bu dünyâda olmayanlar anda mevcûddur.
Ve anda
dahi bir gûne behâyim makûlesi dağî bâğî âdemler vardır, haşir neşir bilmezler. …
"Millet-i Mesîhiyye'nin râhibleri ve hıristiyânları ve âlimleriyiz, ilim kuvveti ile bildik. Ve pâdişâhıma iki müjdemiz var. Tırabuzan'da olan Selîm oğlun Mısır sultânı olup Mekke Medîne pâdişâhı olur. Ve Süleymân oğlun Kızıl Elma sâhibi olur. Ve âl-i Osmân devletinin tâli‘i kuvvetdedir. Bu dünyâ cezîresin büsbütün kabza-i tasarrufa alırsız. Ammâ pâdişâhıma bir ulu müjdemiz var. Cümle pâdişâhlardan azîmü'ş-şânsız. şu devlet size müyesser ola, deyü yüz kırk yıldır ben seyâhat ederim. Ve yüz on beş yıldır bu Padre seyâhat eder. Âhir ikimiz bu kadar müddet-i medîd ömr-i dırâzda bu dünyâyı yedi kerre devr edüp âhir bu dünyânın Sebte boğazından taşra gemimiz ile ilim kuvvetiyle cânib-i garba yedi bin mîl gidüp Yeni Dünyâ nâmında bir dünyâ bulduk. Bu dünyâda olmayanlar anda mevcûddur. Ve anda dahi bir gûne behâyim makûlesi dağî bâğî âdemler vardır, haşir neşir bilmezler. Cümle sularında altun vardır ve cümle dağlarında ma‘âdinler ve sahrâlarında çemenzârlardır. Âb [u] havâsı latîf, dahi bu dünyâ kavminin ayağı basmamış bir bikir dünyâdır. Pâdişâhıma müyesser ola, deyü müjde etdim" dediler. Bâyezîd-i Velî buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y252a ·
metinde göster ·
… slimîni seyr edelim, türâbları gubârımız olsun. Zîrâ ol karâfe memerr-i nâsdır.
Ve anda
medfûn cümle müslimîn-i ünâsdır. Sizlere vasıyyetim budur, beni ol gün huccâc a …
"Ey oğullar! Sizlerden bir ricâm vardır. Lutf eylen, huccâc alay ile çıkacağı gün bunda haşr olup beni huccâc alayından mahrûm etmen. Zîrâ ol günler hacc-ı ekber günleridir. Ol gün beni bir sandûka içre koyup dörd hayvân üzre beni tahmîl edün. Ba‘dehu câmi‘-i Ezher içinden beni ol sandûkayla geçürün. Ve bizim muhibb [ü] telâmîzlerimiz ile mücâvirînden bir hayli uşşâk ve revâk-ı Irâk'dan bir köm(?) uşşâk-ı müştak bizi karâfe-i mücâvirînde koyalar. Anda her sene huccâc-ı müslimîni seyr edelim, türâbları gubârımız olsun. Zîrâ ol karâfe memerr-i nâsdır. Ve anda medfûn cümle müslimîn-i ünâsdır. Sizlere vasıyyetim budur, beni ol gün huccâc alayından mahrûm etmen" deyü ricâlar etdi. Cümle telâmîzleri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y276a ·
metinde göster ·
Hâlâ yine bu şehre karîb Nîl içre bir cezîre-i vâsi‘de ravza-i Rehven nâmında bir harâb hıyâbân-ı İremezât var kim gûyâ hudâyî bir hadîka-i ravza-i Rıdvândır. Kendi bitüp kendi yiter. Anda olan eşcârât-ı garîbe ve esmârât-ı acîbe ve hoş-elhân hûş [u] tuyûrun hisâbın Hâlık-ı kevneyn bilür. Vakt-i seherde cemî‘i murgânın esvât-ı hazînleri âdeme inşirâh-ı sadr ve zevk-i derûn verir. Ve anda benî âdem'e munîs hayvânât-ı gûnâ-gûnun hadd [u] addin Sannâ‘-ı lem-yezel bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y394b ·
metinde göster ·