… oldu. Ve cemî‘î Anadolu ve Rûmeli câniblerindeki eyâletlere kapucubaşılar gidüp
ve asker
sürücü vezîrler gidüp asâkir-i İslâm cem‘ olmada ve hünkâr hasekisi ve mîr-i al …
Mübâşeret-i gazâ-yı Malta : Hazîne-i pâdişâhîden üç bin kîse çıkup Karadeniz'de Canik sancağına ve Sinop ve Amasra ve Ereğli'ye ve Kocaili sancağına ve İzmid'e ve Kemerler tarafında olan yüz yigirmi pâre kazâlara mu‘temedün-aleyh kapucubaşılar kerâste iştirâlarına gidüp üç yüz pâre kadırga içün mezkûr kazâlardan Tershâne-i âmireye kerasteler ibtidâ İzmit Paşası Baltacı Paşa'dan ve Alemdağı ve Kapudağı'ndan dağlar gibi kerâsteler yığılup ol kadar ahşâbâtlar geldi kim her iskeleler ve Tershâne gözleri kereste ile mâl-â-mâl olup cemî‘î cezîrelerden üstâd marangozlar gelüp Tershânenin her gözünde birer kadırga bodostaması kurup haftada birer kadırga binâ olunmağa mübâşeret olunup bir başdarda-i hümâyûn ve on aded kara mavnalar inşâ olunup Tershâne-i âmire âdem deryâsı oldu. Ve cemî‘î Anadolu ve Rûmeli câniblerindeki eyâletlere kapucubaşılar gidüp ve asker sürücü vezîrler gidüp asâkir-i İslâm cem‘ olmada ve hünkâr hasekisi ve mîr-i alemler Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus'a on iki bin altun barut-bahâ gidüp "Evvel-bahârda kapudan paşaya mülâkât olasız" deyü hatt-ı şerîfler gidüp anlar dahi âmâde olmada. Efvâh-ı nâsda Malta'ya gitmek gazâsı dâstân-ı dûstân oldu. Ammâ "El-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ‘ir" mazmûnunca bu sefer-i seriyye-i şerîfi sa‘âdetlü pâdişâh ve Kara Mustafâ Paşa vezîr ve Şeyhülislâm (---) Efendi bilir, gayrı kimesnenin ne cânibe sefer olacağı nâ-ma‘lûmları idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 269a ·
metinde göster ·
… Kızlar Manastırı nâm mahalde bir kal‘a binâ edüp içine kifâyet mikdârı cebehâne
ve asker
koyup beher sene küffârdan ellişer bin altun harâc gelmek üzre Hârûnu'r-Reşîd B …
Bu ceng 193a ü cidâlden on altı sene mürûr edüp hicret-i nebeviyyenin iki yüz kırk dört senesinde Hârûnu'r-Reşîd müstakil halîfe-i Bağdâd olup yüz elli bin asker ile bu Malatıyye'yi mukaddemâ serdârlıklarında bî-feth avdet etdüğinden bu Malatıyye'de muhabbeti kalmış idi. Seydi Battâl Gâzî hâtıriyçün niçe hazâ’in-i Irâk masraf edüp Malatıyye'ye bir sûr-ı üstüvâr inşâ etdi. Ba‘dehû iki kerre yüz bin asker ile İslâmbol'u {Hârûnu'r-Reşîd} muhâsara edüp âhir bilâ feth avdet müşkildir deyü sulha rağbet eyleyüp bir sığır postu cirminde İslâmbol içre yer istedikde Alina Kral rızâ verüp Hârûnu'r-Reşîd sığır derisin incecik sırım dilüp Koca Mustafâ Paşa Câmi‘i yerinde Kızlar Manastırı nâm mahalde bir kal‘a binâ edüp içine kifâyet mikdârı cebehâne ve asker koyup beher sene küffârdan ellişer bin altun harâc gelmek üzre Hârûnu'r-Reşîd Bağdâd'a avdet edüp Malatıyye'de meştâ edüp imâr ederken İslâmbol'da Alina Kral-ı dâll isyân edüp İslâmbol içindeki ümmeti Muhammed'i katl-i âm ederken içlerinde ashâb-ı güzînden iş görmüş şecî‘ âdemler var idi. Ceng-i azîm ide ide niçe küffârları dendân-ı tîğdan geçirüp âhir kendiler de bî-hisâb küffâr içinde cümle şehîd olup Ebü'l-Makassıd nâm bir hümâm-ı be-nâm kalup bi-emrillah Alina Kral'ı katl edüp kendiyi de şehîd etdiler. Bu ahvâl-i pür-melâli Hârûnu'r-Reşîd ve Seyyid Battâl Gâzî Malatıyye'de istimâ‘ edüp İslâmbol'da şehîd olanlara bedel iki o kadar olmak üzre diyâr-ı İslâmda bulunan üsârâ küffârlardan yigirmi bin kefere ve fecere katl ederler. Hâlâ Malatıyye hâricinde nehr-i Deyr-i Mesîh ve nehr-i Pül sâhilinde çâh-ı gayyâlar içre üstühân-ı kefereler leb-ber-lebdir. Netîce-i kelâm mürûr-ı eyyâm ile bu Malatıyye üzre niçe ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl olup âhir ibtidâ Rûm'a kadem basan Âl-i Selçukiyân'dan Sultân Alâeddîn sene 76 târîhinde ceng-i azîm ile Ermenî destinden dest-i kuvvetle feth edüp cümle küffârı dendân-ı tîğdan geçirüp kal‘asın hâke berâber etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192b–193a ·
metinde göster ·
Âhir gördü kim Acem tarafından sulha muğâyir bir şey yokdur. Âhir-ı kâr bu kerre kendüsi Van hâkimi olduğunda bu koyun sâhibi olan Pinyanişî kavmine Haleb'den haber gönderüp, ‘sizin donluğunuz ve sancağınız ve çöreğiniz ziyâde ideyim, Acem tarafın nehb ü gâret edüp sulha muğâyir iş idin, ammâ top çeküp tüfeng atup tabl döğüp varman’ deyü İpşir'den bu haber-i meserret Pinyaniş'e geldikde cânlarına minnet bilüp bir alây aklı gözünde kavm-i Ekrâd gelüp Rûmiyye'den hırsızlık ile başlar alup ve gûsfendler sürüp gitdi. Sizler İpşir'e arz etdiniz. Arzınıza iğmâz-ı ayn edüp sizler de Pinyaniş askerin ve vilâyetin top u tüfeng ile urup kırk bin koyunların nehb edüp {sürüp} üç yüz âdemlerin esîr edüp kırup bedürüstî sulha muğâyir iş olduğun Kürdler İpşir'e feryâd ile arz etdiler. İpşir Haleb'den arzı pâdişâha gönderüp ‘Pâdişâhım ben Acem üzre giderem ve senden hazîne ve asker istemem. Pâdişâhım cenâbın dahi nevrûz-ı Harzemşâhîde Revân üzre teşrîf buyurun’ deyü telhîsleri pâdişâha gelince kayser-zemîn şâhı bizim Melek Paşa'ya İpşir'in arzın gösterdikde Melek Paşa 'Hâşâ pâdişâhım, Acem sulha muhâlif bir evzâ‘ etmemişdir. Eğer sulha hilâf olduysa Ekrâd tarafından olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 293a ·
metinde göster ·
… tîlâ edüp sene 1040 yine Hüsrev Paşa feth edüp derûn-ı hisâra müstevfâ cebehâne
ve asker
koyup metîn [ü] hasîn etdi. Yine Acem müstevlî olup sene 1048 târîhinde {kavm-i …
Ba‘dehû Enûşirvân-ı âdil imâr etmişdir. Âl-i Abbâsiyân asrında Hulâgû Hân harâb etmişdir. Niçe kerre imâr ve niçe kerre harâb olmuşdur. Âhir sene 962 târîhinde Süleymân Hân asrında be-dest-i Baltacı Mehemmed Paşa imâr edüp yine sene 1033 târîhinde Acem istîlâ edüp sene 1040 yine Hüsrev Paşa feth edüp derûn-ı hisâra müstevfâ cebehâne ve asker koyup metîn [ü] hasîn etdi. Yine Acem müstevlî olup sene 1048 târîhinde {kavm-i} Acem Murâd Hân-ı Râbi‘in mehâbet [ü] salâbetine tâkat getiremeyüp kal‘ayı mu‘attal bırağup Sarı Mehemmed Paşa tâ Murâd Hân Bağdâd'a gelinceye dek kal‘a-i Erbîl'i zabt edüp imâr edüp kifâyet kadar derûn-ı hisâra asker-i kerrâr kodu. Hâlâ Şehrezûl hâkinde sancak beği tahtıdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 371b ·
metinde göster ·
… kadar asâkiriniz zarûret çekerler, zîrâ ma‘lûmunuzdur kim Haleb bir dar yerdir
ve asker
kesretinden re‘âyâlar da etrâfdan gelmez olup kaht [u] galâ olur oldu. Gelin iz …
"Cânım Hasan Paşa, ben cengin görüp şerbetin içdim. Hakku'l-insâf Hudâ âlimdir. Cengâversin ve bahâdır ve dilâversin ve asker-perver bir server-i hünerver-i zor-âver ersin. Bu kadar askerinle sizi elbette bir deliğe dıkup cümleye serasker olursun, ammâ bu Haleb altında bu kadar asâkiriniz zarûret çekerler, zîrâ ma‘lûmunuzdur kim Haleb bir dar yerdir ve asker kesretinden re‘âyâlar da etrâfdan gelmez olup kaht [u] galâ olur oldu. Gelin izn-i şerîfiniz ile sizin ve bizim yakın ağalarımızdan mâ‘adâ ne kadar taşra varoşda ve Haleb içinde olan askere izn-i şer‘ ile etrâf kurâların yakınlarında konak ve kışlalar verelim. Askerin birazı kurâlara gidüp bunda sefâlet çekmeyüp refâhiyyetle bir mansıb-ı âlîye gidince duralar. Kal‘ada konakları olana kışlalardan zahîre getireler. Siz dahi ve biz dahi asker sıkletinden kurtuluruz ve ahâlî-i vilâyet dahi fitne ve fesâddan ve avrat ve oğlan gavgasından emîn olurlardı. Emir sizindir" deyü Murtazâ Paşa hâmûş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73b ·
metinde göster ·
… er, zîrâ bu kal‘a kefereleri aslâ ümmet-i Muhammed görmemişler ve bunları Tatar
ve asker
gâret etmemişler ve bunlardan bir esîr almamışlar, zîrâ gâyet sapa yerde vâkı‘ …
"Belki küffârın askere böyle şarâb içirmeden murâd [u] merâmları âyâ hîle mi ki" deyü tefekkür etdiler, ammâ mülâhazalarında sehv [ü] hatâ etdiler, zîrâ bu kal‘a kefereleri aslâ ümmet-i Muhammed görmemişler ve bunları Tatar ve asker gâret etmemişler ve bunlardan bir esîr almamışlar, zîrâ gâyet sapa yerde vâkı‘ olmuş şehirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 26b ·
metinde göster ·
… taklığın vefretinden dest [ü] pâların zerre mikdârı harekete imkân olmadığından
ve asker
haymesinden taşra çıkmadıklarından kal‘ayı muhâsaradan ferâğat edüp fetihden me …
Aslı oldur kim gerçi Ali serdâr-ı mu‘azzam idi, ammâ kendüye cebehâne ve bârhâne ve mühimmât [u] levâzımât verilmeyüp kal‘ayı döğmeğe me’mûr değil idi, ammâ mübâşeret olunsa bi-emri Hayy-ı Kadîr yine fethi emr-i sehel idi, lâkin rûz-ı Kâsım karîb olup şiddet-i şitâ bir mertebede şitâb etdi kim bârân [u] berfin kesretinden ve çamur ve bataklığın vefretinden dest [ü] pâların zerre mikdârı harekete imkân olmadığından ve asker haymesinden taşra çıkmadıklarından kal‘ayı muhâsaradan ferâğat edüp fetihden me’yûs oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 27b ·
metinde göster ·
… ı zu‘amâ cümle 278 ve erbâb-ı tîmârı 2.391 ve alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşısı
ve asker
sürücüleri kırk ağalıkları vardır. Bu zikr olunan erbâb-ı tîmâr ve erbâb-ı zu‘a …
Ve dahi Budin eyâletinde olan erbâb-ı zu‘amâ cümle 278 ve erbâb-ı tîmârı 2.391 ve alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşısı ve asker sürücüleri kırk ağalıkları vardır. Bu zikr olunan erbâb-ı tîmâr ve erbâb-ı zu‘amâların kanûn-ı Süleymân Hân üzre üç bin akçede bir cebelüleriyle cümle on iki bin güzîde pâk müsellah ve mükemmel ve müzeyyen askerdir. Böyle bir cündullâh mehîb sâhib-i salâbet leşkere bir eyâlet mâlik değildir. (---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 78b ·
metinde göster ·
… mle ze‘âmeti 13 cümle erbâb-ı tîmârı 214 dür. Alaybeğisi ve çeribaşı ve yüzbaşı
ve asker
sürücüsü ve çetecisi ve poturacıları vardır.
Ammâ kanûn üzre Üstürgon beğinin hâssı 210.000 akçedir. Cümle ze‘âmeti 13 cümle erbâb-ı tîmârı 214 dür. Alaybeğisi ve çeribaşı ve yüzbaşı ve asker sürücüsü ve çetecisi ve poturacıları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 92b ·
metinde göster ·
… âr "Leve kal‘asın vermem, ırzım vardır ve iki el bir baş içündür ve cebehânemiz
ve asker
zahîremiz çokdur. Cümlemiz kral uğuruna 133a kırılırız" dediler, deyü haber g …
Bu kal‘a kurbunda Serdâr Ali Paşa'dan haber geldi kim küffâr "Leve kal‘asın vermem, ırzım vardır ve iki el bir baş içündür ve cebehânemiz ve asker zahîremiz çokdur. Cümlemiz kral uğuruna 133a kırılırız" dediler, deyü haber geldikde hemân Vezîr-i dilîr Fâzıl Ahmed Paşa gazab-âlûd olup hemân bu menzilden nefîr-i rıhletler ve kös-i hareketlere turralar urulup Serasker Ali Paşa ile Tatar askerine fermânlar gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 132b–133a ·
metinde göster ·
… diler "Allâh Allâh" deyüp mûr [u] zenbûr-vâr kal‘aya üşüp çengâller ile çıkarak
ve asker
biri biri üzre kal‘aya tırmaşarak küffâra aslâ ve kat‘â göz açdırmayup bi-fazli …
Hikmet bu kim kal‘anın der [ü] dîvârında yürüyüş edecek rahnedâr yerleri çok idi, ammâ dîvâr üzre niçe kerre yüz bin şeytanatlardan mâ‘adâ dîvâr üzre yine hafr-i amîk handaklar var idi ve rahnedâr olan yerlerde dahi göz görmemiş ve akıl ihâta etmemiş hiyel ü şeytanatlardan kal‘a dîvârı üzre kuş uçmazken hemân cümle serdengeçdiler "Allâh Allâh" deyüp mûr [u] zenbûr-vâr kal‘aya üşüp çengâller ile çıkarak ve asker biri biri üzre kal‘aya tırmaşarak küffâra aslâ ve kat‘â göz açdırmayup bi-fazlillâhi Ta‘âlâ kal‘anın der [ü] dîvârı ve tabyaları üzre alem-i Resûl dikildiği ân hamd-i Hud[â] yine bu hakîr ezân-ı Muhammedî okuyup kılıcım elimde kalup cümle guzâtı cenge tergîb ederek gülbâng-ı Muhammedîler çekilerek küffâra kılıç urarak tâ kal‘a içine varınca küffârı kovarak ve kırarak tâ nehr-i Morava kenârına varınca küffârı kırdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 187b ·
metinde göster ·
Hemân âheste reviş ile atımı dizgininden yedeğe alup nehr-i Raba kenârına gulâmımla gelüp "Karşu geçelim" dedikde hemân suyun karşu tarafındaki dîvân çavuşları ve asker sürücüleri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 20b ·
metinde göster ·
… an Mısır huccâcı üç nevbet nefîr-i rıhletlerin çalup ol dahi deryâ-misâl huccâc
ve asker
ile Mahmil-i şerîfi getirüp mezkûr soffa üzre Şâm mahmili ile yanyana dutarlar. …
Andan Mısır huccâcı üç nevbet nefîr-i rıhletlerin çalup ol dahi deryâ-misâl huccâc ve asker ile Mahmil-i şerîfi getirüp mezkûr soffa üzre Şâm mahmili ile yanyana dutarlar. Tâ ki cânib-i erba‘ada olan huccâclar yükleri ile gelüp vakfeye durunca karâr ederler. Ve bin bir ayak bir ayak üzre kat-ender-kat cümle huccâc at ve cemel ve âdem bir yere cem‘ olup cebel-i Arafât'ı Y 321b ortaya alırlar. Bu huccâc-ı uryânı dahi cemî‘i Şâm ve Mısır, Arâk, Hicâz askeri pür-silâh olup beş yerden mehterhâneler ve yetmiş yerden kûs-i hâkânîlere turralar urulup bir yerden tekbîr-i Muhammedî sadâsı evce peyveste olup cemî‘i huccâc-ı müslimîn at ve deve ve bagal ve çemender üzre yâhûd piyâde hâzır-bâş olup cebel-i Arafât'ın cânib-i cenûbunda ve garbında ve şarkında âdem deryâsı olup dururlar. Ammâ Arafât'ın garb tarafında durmak a‘lâdır. Zîrâ hatîb cânib-i garbda Kâ‘be'ye müteveccih olup hutbe okuyup yakın isen nasîhat etdüği istimâ‘ olunur. Eğer ba‘îd isen eliyle işâret etdüği ve infidâd mahallinde makra[ma] saldığı görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y321a–Y321b ·
metinde göster ·
… muşdur. Cümle askeri iki gün mukaddem gelüp meks edüp bir azîm ordu bâzâr olur.
Ve asker
Ezlem ağaları ile huccâca karşu çıkup Q 152a alay-ı azîm ile huccâcı Ezlem ka …
Ve bu kal‘a Mısır ile Mekke'nin mâbeyninde vâki‘ olmuşdur. Cümle askeri iki gün mukaddem gelüp meks edüp bir azîm ordu bâzâr olur. Ve asker Ezlem ağaları ile huccâca karşu çıkup Q 152a alay-ı azîm ile huccâcı Ezlem kal‘asına getirirken kal‘a-i Ezlem'den bir yaylım tüfeng ve bir yaylım toplar atılup azîm şâdumânlar olup meks olunur. Ve Ezlem beği dahi ordusundaki askeri ile bir yaylım tüfeng ve bir yaylım altı pâre topların endâht edüp şâdumânlıklar ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y374a ·
metinde göster ·
… âhat edüp andan kalkup Katıyye ve Ümmü'l-Hasan çölüne varup yorgun ve durgun at
ve asker
ile} ol mahalle vardıkda Mısır Sultânı Sultân Berkûk bir tarafda Mîr Ferec bir …
Andan Y 23b Timur firâr edüp Karabâğlar'da meştâ edüp andan evvelbahârda şâm'ı feth edüp bin Mısır hazînesi mâl alup Mısır'a azîmet edüp İzzetü'l-Hâşim'e varup asker ile {birkaç gün istirâhat edüp andan kalkup Katıyye ve Ümmü'l-Hasan çölüne varup yorgun ve durgun at ve asker ile} ol mahalle vardıkda Mısır Sultânı Sultân Berkûk bir tarafda Mîr Ferec bir tarafdan Mîr Kertbay bahâdırân-ı cündiyân ile Tatar-ı bî-cânın içine aç kurd girir gibi girüp Mısır askeri Timur'a bir satır urdular kim hâlâ ol çölistânda üstühânları püşte püşte nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y23a–Y23b ·
metinde göster ·
ziyâde çıkmasına gâyet ihtimâm olunup, "Cümle me’mûr olan asker huzûrumdan bir …
Ve asker ziyâde çıkmasına gâyet ihtimâm olunup, "Cümle me’mûr olan asker huzûrumdan bir bir ubûr etsün", deyü fermân olundukda mâh-ı Zilhicce'nin yigirmi beşinde beş bin güzîde asker alaylarıyla sarâya çıkup paşa huzûrunda bölük bölük (---)(---)(---) isbât-ı vücûd ederek alayların arz ederek ve köslerin çalarak gülbâng-i Nebî çekerek ubûr edüp yetmiş aded serdârları ve kethudâları ve çavuşları ve çorbacıları (---)(---)(---) ve'l-hâsıl ser-i kârda olanların cümlesi paşa huzûrunda hil‘at-ı pâdişâhî geyüp dest-bûs edüp ve (---)(---)(---) huccâc-ı müslimîne bir hoş hizmet edün, deyü vasıyyetler edüp cümlesi zemîn bûs edüp paşa huzûrundan çıkup mehterhânesin me’mûr olan beğ çaldırarak (---)(---)(---) lerin çalarak lerin çalarak kal‘adan taşra çıkınca her ocağın cümle askeri bunları alay ile [[(---) (---) (---)]] sefer askeri bir yere cem‘ olup alay-ı azîm ile gürûh gürûh Mısır içinden niçe kerre Q 235aP 232a yüz bin temâşâya çıkmış âdemlerin du‘â-i hayrların alup "İllâ yansuruke yâ asâkire'l-ferah" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y206a ·
metinde göster ·
… . Hîn-i mahalde başına asker cem‘ etmek murâd edinse cümle askerin zor-bâzû ile
ve asker
sürücüleri ile kıra kıra gücile bir yere cem‘ ederler. Ammâ bu kadar mahlûk-ı H …
Ve bu cem‘iyyet-i kübrâ anların da‘veti iledir. Dünyâ halîfelerinin niçe kerre yüz bin ulûfeli kulları vardır. Hîn-i mahalde başına asker cem‘ etmek murâd edinse cümle askerin zor-bâzû ile ve asker sürücüleri ile kıra kıra gücile bir yere cem‘ ederler. Ammâ bu kadar mahlûk-ı Hudâ Hind ü Sind'den Arab u Acem ve Rûm'dan "Yâ Bedevî" deyüp mülk [ü] emlâkin ve evlâd [u] iyâlin terk edüp şedd-i rahl ederek bu kadar mâl sarf ederek mevlûd-ı Bedevî'ye gelüp âsitânesine yüz sürüp şâdumânlar ederler. Ve Hudâ-yı Müte‘âl hakkıyçün ol atebe-i aliyyeye bir kerre yüz süren cümle emrâz-ı muhtelifeden ve memkûr ve meshûr olmuşlukdan ve cümle elem ü ıztırâbdan ve havf [u] hatardan halâs olup masûn u mahfûz olur, mücerrebdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y294a ·
metinde göster ·
sâhibi kâşifdir. Cümle iki yüz mikdârı kerpiçden kubbe kubbe evleri vardır. Bâğ …
Buhayre kâşifinden hil‘at geyer, Y 339b başka kös ve asker sâhibi kâşifdir. Cümle iki yüz mikdârı kerpiçden kubbe kubbe evleri vardır. Bâğ u bâğçesi yokdur. Ve minâresiz bir câmi‘i ve bir kahvehânesi var. Buhayre kadısının nâhiyesidir, altmış pâre kurâsı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y339a–Y339b ·
metinde göster ·