… f olunan bu sancaklardır kim tahrîr olunur: Sağman ve Kulp ve Mihrani ve Tercil
ve Atak
ve Pertek ve Çapakçur ve Çermik. Ve mefrûzu'l-kalem ve maktû‘u'l-kadem olan san …
Ve yurdluk ve ocaklık tarîkiyle tasarruf olunan bu sancaklardır kim tahrîr olunur: Sağman ve Kulp ve Mihrani ve Tercil ve Atak ve Pertek ve Çapakçur ve Çermik. Ve mefrûzu'l-kalem ve maktû‘u'l-kadem olan sancak hâkimlerine Âsitâne-i Sa‘âdet tarafından bir emir sâdır olsa anların elkâblarında cenâb yazılur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 52a ·
metinde göster ·
Ammâ bu bâlâdâ tahrîr olunan cihâz-ı fukarânın herbiri birer enbiyâ ve evliyâ
ve atalardan
kalmışdır. İnşâ’allâhü Ta‘âlâ herbiri ehl-i hıref tahrîr olanda terkîm olunur.
Ammâ bu bâlâdâ tahrîr olunan cihâz-ı fukarânın herbiri birer enbiyâ ve evliyâ ve atalardan kalmışdır. İnşâ’allâhü Ta‘âlâ herbiri ehl-i hıref tahrîr olanda terkîm olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 150b ·
metinde göster ·
… i tağallüben "Ben alırım" deyü gemiler içre bir hây-hûy, gavgâ ve feryâd ve ana
ve ata
ve avretlerine çerb-i şîrînler basup meyve alırken birbirlerinin başların yarup …
Ba‘zıları pestilden hil‘atlar geyüp kuru kestâneleri iplere dizüp kendülere kestâneden hil‘atlar geyüp kimi kestâne yiyüp ellerinde nârdan ve limon ve turuncdan ve elmadan tesbîhler ile ubûr ederken âye[t], Arapça âyetin okurlar ba‘zısının ellerinde kuru üzümden tesbîhler ile güzer ederken Arapça âyetin tilâvet edüp muhteşem sâlûsâne ubûr ederler. Ve kızaklar üzre gemiler yapup her birin biner âdem çekerek giderken bu gemiler cümle meyve ile leb-ber-leb olup çarmıhları ve direkleri ve seren kürekleri ve kıçı ve başları cümle meyve-i dânedâr ile müzeyyen edüp her birinin içine niçe manav bâzârcıları meyve almağa girir şeklinde girüp her biri birer sele ve sepet meyvelere yapışup biri dahi tağallüben "Ben alırım" deyü gemiler içre bir hây-hûy, gavgâ ve feryâd ve ana ve ata ve avretlerine çerb-i şîrînler basup meyve alırken birbirlerinin başların yarup kanları akarak alayköşkü dibinden böyle ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a ·
metinde göster ·
… Gören adamın aklı perîşân olur. Üstâd-ı mermer-bür bu kapunın yemîn ü yesârına
ve atabe-i
âlîsine ve tâk-i Havernâklarında mermerlere eyle tîşe urup Cenâb-ı Bârî yed-i k …
Evsâf-ı dârü't-tedrîs-i tahsîl-i ulûm: Cümle (---) aded medresedir. Evvelâ cümleden Kızıl medrese derler bir medrese-i ibretnümâdır kim diyâr-ı İslâmiyyede eyle bir dâr-ı ulûm ne binâ olunmuşdur veyâ olunur. Timur gördükde engüşt ber-dehen edüp binâsına hayrân kalmışdır. Kal‘a kapusu gibi bir bâb-ı mu‘allâsı var. Gören adamın aklı perîşân olur. Üstâd-ı mermer-bür bu kapunın yemîn ü yesârına ve atabe-i âlîsine ve tâk-i Havernâklarında mermerlere eyle tîşe urup Cenâb-ı Bârî yed-i kudretiyle halk etdüğü cemî‘i şükûfelerin tâbıku'n-na‘l bi'n-na‘l eşkâl-i ezhârâtı bu kapuya nakş edüp eyle kalem-i direfş-i pans urmuş kim gûyâ her bir şükûfe birer gûne-i ter u tâze-i verd-i handân ve benefşe ü ergavân ve sünbül ü reyhân ve islîmîler ve zerrîn müşebbek-i Rûmîlerdir ve yetmiş seksen kat girişme zihları kapunun yemîn ü yesârına eyle nakş eylemiş kim gûyâ her biri nakş-ı Mânî ve Erjeng ve Bihzâd ve Ağa Rızâ ve Frenk Mânî'dir kim her bir tasarrufları birer gûne sihr-i mübîn mertebesi nakş-ı bukalemûn-ı ibret-nümûndur. Kapunun atabe-i ulyâsı üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 75a ·
metinde göster ·
Bu Tercîl, Hazzo'ya 8 sâ‘at karîb. Bu bâlâda tahrîr olunan Dinc
ve Atak
ve Cıska ve Kulp ve Tercîl ve Mihrân birbirlerine birer menzil-i dırâz karîbdir …
Bu Tercîl, Hazzo'ya 8 sâ‘at karîb. Bu bâlâda tahrîr olunan Dinc ve Atak ve Cıska ve Kulp ve Tercîl ve Mihrân birbirlerine birer menzil-i dırâz karîbdir. Cânib-i (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 86b ·
metinde göster ·
ve Tercîl hânları hudûduyla müşâ‘ bir sahrâ-yı vâdî-i Hâmûndur kim vasatında ce …
Van eyâleti hükmünde Bitlis hânı ve Atak ve Tercîl hânları hudûduyla müşâ‘ bir sahrâ-yı vâdî-i Hâmûndur kim vasatında cereyân eden nehr-i Murâd'da nûn-ı gûnâgûn bulunur kim gûyâ her biri mâ’ide-i Mûsâ'dır. Bu sahrânın çemenistânı üzre Çemâpûr askeri meks etse devvâbâtına ve sâ’ir hayvânâtına yedirse yine ke'l-evvel cemî‘i kiyâhâtı sâbit u nâbite olmadadır kim Cenâb-ı Bârî bu sahrâya nazar etmişdir. Şarkdan garba tûlânîce vâki‘ olup tûlı kâmil üç menzildir. Arzı iki konakdır ve dahi akalldır. Bu sahrânın cânib-i kıblesinde kal‘a-i Meyyâfârikîn'dir. Mâbeyninde iki merhale-i dırâzdır. Bu sahrâ-yı ferah-fezânın evsâfın manzûrumuz olduğu üzre nemene aşâ’ir [u] kabâ’il meks eder anları tahrîr eylesek ve ne kadar ma‘mûr ve âbâdân kurâları var, terkîm etsek, bir mücelled-i tomar-ı dırâz olur. Ancak bu vâdîden cânib-i şimâle giderken nehr-i Murâd'ı at ayağıyla ubûr etdik, zîrâ menba‘-ı tulû‘ı kûh-ı Bingöl'de karîbdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87a ·
metinde göster ·
… lara revâne olmadadır. Bu mahalde Van vezîri müsellimi ve Bitlis hânı müsellimi
ve Atak
beği müsellimi hâzır olup cümle tüccârı ve ecnâs-ı mahlûkâtı muhâfaza ederler, …
Ta‘rîf-i bî-mâ‘nî, meşhûr-ı âfâk Çanlı kenise-i Yârmenî: Akâlim-i seb‘ada cemî‘i milel-i muhtelife mâbeyninde şöhre-i şehîr olup yılda bir kerre vakt-i (---) niçe yüz bin âdem cem‘ olup yedi gün yedi gece hayme vü hargâhler kurulup bey‘ [u] şirâlar olup yük bozulup yük bağlanup kârbân gelüp Revân cânibine ve gayri diyârlara revâne olmadadır. Bu mahalde Van vezîri müsellimi ve Bitlis hânı müsellimi ve Atak beği müsellimi hâzır olup cümle tüccârı ve ecnâs-ı mahlûkâtı muhâfaza ederler, zîrâ bu Çanlı mahalli üç hükûmet mâbeyninde vâki‘ olmağıla Celâlî ve Cemâlî âyende vü revendeyi nehb ü gâret 87b etmesin içün, Van müsellimi ziyâde askerle gelüp ziyâde bâc alur. Zîrâ aslında Van eyâleti hudûdudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87a–87b ·
metinde göster ·
… üp misâfirîne hizmet ederler. Evkâf-ı azîmdir. Paşaya beş kîse ve hâna beş kîse
ve Atak
beğine iki kîse hizmet edüp bî-hadd hedâyâlar verirler. Ammâ her sene gelen âde …
Eşkâl-i deyr-i Çanlı: Muş sahrâsının şimâlinde bir sık hıyâbân ve çengelistân ve ormanistân-ı gülistân-ı bâğ [u] bostân içre iki aded eflâke kadd çekmiş kubbe-i mehîbli bir deyr-i Mığdısiyândır. Bânîsi Ermenîlerin dahi ma‘lûmları değildir. Ba‘zılar Şeddâd binâsıdır derler. Hakkâ ki Şeddâdî binâdan nişân verir. Havlısının cânib-i erba‘asında niçe yüz ruhbân u bıtrîk ve papas u kıssîs hücreleri ve imâretinde beher yevm niçe bin sahn-ı ta‘âmı âyende vü revendeye mebzûldür. Bed-nâm günlerinde yüz koyun ve beş sığır ve ellişer somar buğday pişüp misâfirine bezl olur. Üçyüzden mütecâviz ruhbânları ruhbânları ve mûğpeçeleri var kim her biri deyr-i Mesîh'de dem urup makâm-ı rehâvîde İncîl kırâ’at etdükde gûyâ dem-i Mesîh ile mürde diller ihyâ olup her dem, dem-i cân-bahş olur. Cemî‘i misâfirîne ol kadar ri‘âyet edüp şîr-hurmâ ve katr-ı nebât-i Hamevîler yedirüp her şeb niçe yüz dibâ ve şîb ve zerbâf câme-i hâbler getürüp misâfirîne hizmet ederler. Evkâf-ı azîmdir. Paşaya beş kîse ve hâna beş kîse ve Atak beğine iki kîse hizmet edüp bî-hadd hedâyâlar verirler. Ammâ her sene gelen âdemlerden bin kat o kadar ziyâde mâl tahsîl ederler ve cemî‘i kâfiristâna papasları giderler. Niçe bin gurûş nezerât dib-i Frengistân'dan tahsîl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87b ·
metinde göster ·
Gülşân ve Kenân ve Sıyâmî ve Müstedâm ve Ferrûh ve Gazanfer ve Tekgül ve Sührâb
ve Atabay
ve Âzâdlı [ve] Hândan ve Hamşâd ve Cemşîd ve Fehrâd ve Kâmil ve Kâbil ve Selâme …
Gülşân ve Kenân ve Sıyâmî ve Müstedâm ve Ferrûh ve Gazanfer ve Tekgül ve Sührâb ve Atabay ve Âzâdlı [ve] Hândan ve Hamşâd ve Cemşîd ve Fehrâd ve Kâmil ve Kâbil ve Selâmet ve İslâm Kubâd ve Fürûdûn ve Sevindik ve Zâl ve Apardı ve Çöke ve Hüsref.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 203b ·
metinde göster ·
… ar ta‘yîn edüp sabâha dek bîzâr ve bîdâr olduk. Zîrâ bu mahallin hırsızı Tercil
ve Atak
ve Mührani ve Kulp'dan berü sökün edüp geldikde Allahümme âfinâ "Sürmeden gözü, …
Menzil-i Hâsçayır: Bu mahalde cümle refîklerimiz ile hayme vü hargâhlarımız kurup paşanın cümle çergeleri ve sâ’ir haymelerin bir yere yıkup develeri ve katırları cümle bir yere cem‘ edüp cânib-i erba‘aya karavullar ta‘yîn edüp sabâha dek bîzâr ve bîdâr olduk. Zîrâ bu mahallin hırsızı Tercil ve Atak ve Mührani ve Kulp'dan berü sökün edüp geldikde Allahümme âfinâ "Sürmeden gözü, ağızdan sözü çalarlar" ve gâyet cengâver ve dilâver ve harâmîlikde hünerverlerdir, ammâ bu mahal Hazzo hâkidir. Andan (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 220a ·
metinde göster ·
… erkes çadırlarında hâzır-bâş olsunlar ve çadırlarından bir hay huya çıkmasınlar
ve ata
binmesinler ve âteş yakmasınlar ve tüfeng atmasınlar." deyü gûnâ-gûn tenbîh ü t …
Bu haber-i mûhiş paşaya gelince, "Bre bre" deyüp tarfetü'l-ayn içre bunlara karîb vardıkda cümle başları bırakdırup elimize teklîf-i mâlâ-yutak edüp Mahmûdî Beği İbrâhîm Beğ ileride bulunup hânlılar da Bitlîs derelerine girme sadedinde iken İbrâhîm Beğ anları çevirüp çoğunun atları kalup Bitlîs deresine cân atam derken anları da kayd ü bend edüp çıt-a-çıt tüfengleşerek paşa dahi yetişüp altı yüz hân askerinden ancak iki yüz ellisi piyâde sengistâna düşüp halâs oldular. Üç yüz ellisi hemân ol mahalde dendân-ı tîğdan geçüp cümle kelleleri paşa leşkeri yanında bırakdırup bizim şehîdlerin iki yüz aded kellelerin hemân ol mahalle bir dere içre bir bayır altında defn edüp ba‘de'l-asr ordu-yı İslâm'a girüp paşa eydür: "Bre bre şu nâmerd hân gerçi hânesinde mihmân olduğumuzda bize hokkabâz şekilli göründü ammâ müdebbir imiş. Kemîngâhlarda yiğit saklarmış. Tiz dellâllar nidâ eylesünler kim her kim çete ve yağma ve talana giderse katl ederim." deyü yemîn edüp münâdîler nidâ edüp ol gice cemî‘i ümerâlara fermânlar gidüp taraf taraf cânib-i erba‘ada ince karavullar ta‘yîn olunup "Herkes çadırlarında hâzır-bâş olsunlar ve çadırlarından bir hay huya çıkmasınlar ve ata binmesinler ve âteş yakmasınlar ve tüfeng atmasınlar." deyü gûnâ-gûn tenbîh ü te‘kîdler olunup ordunun cânib-i erba‘asına birer tüfeng menzili ba‘îd kat-ender-kat ince karavullar konulup herkes haymesinde hâzır-bâş dururlardı. Zîrâ imdâda gelmeyen Kürdistân beğlerinden havf olunurdu. Ve Bitlîs Hânı Abdâl Hân'ın umûr-dîde olduğundan ve müdebbir ü mubassır olup hıyel u şeytanatda yegâne-i asr u ferîdü'd-dehr olduğundan ve asker-i bî-pâyân olduğundan hân bir gice ale'l-gafle şîrînlenüp bir hîle ile şebhûn eder deyü paşa ve asker-i İslâm havf ederlerdi. Ammâ Allah âlim ü dânâdır, ol hân-ı âlîşân âlüfte vü âşüfte hân-ı mazlûm bir şeyden haberi yok iken bir alây gammâz-misâller hân-ı bî-günâhı paşaya gamz ide ide cümle müfsidîn ü hâsidînler hâh-nâ-hâh hân-ı bî-günâhı âk edüp cenge âheng etdirdiler. Âhir Hân dahi gayret-i hamiyyet-i Âl-i Abbâsiyân'ı vücûda getirüp otuz kırk bin asker başına cem‘ eyleyüp bu gûne harekâtlar eyleyüp Ahlat kal‘asından berü kâh bizim asker Hân tarafından ve kâh Hân askeri bizim tarafımızdan kelle ve dil alırlardı. Ammâ Paşa-yı müdebbire Pinyanişî beği tarafından bir dil gelüp meğer gâyet fasîh ü belîğ söz ebesi diller imiş, Paşa'ya eydür: "Sultânım, ol hân-ı bed-gümân-ı bî-îmân Ekrâd-ı Yezîdî'den ve Haltî ve Çekvânî ve Papirî ve Çelevî'den ve Tüvanî ve Mervânî 265a ve Beddî ve Nankî ve Küvarî ve Güvaşî ve Bezikî ve Mornî ve Kanahî'den ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) kavm-i Yezîdîlerden kâmil yigirmi bin tüfeng-endâz ve kırk bin cürd atlı hayyâl-i mümtâz cem‘ edüp vezîri Çâker Ağa ile bu Ekrâd a‘râb-ı hâne-harâblar Hâna imdâd etmeğiçün kûh-ı Dehdîvân'ın Cehennem deresinden bu gice sizi basacaklardır." deyü bu hânın asker-i bî-pâyânı evsâfın ve mehâbet-i dârât-ı azamet-i salâbeti tarafın ol kadar ta‘rîf u tavsîf etdi kim gûyâ Sâm [u] Nerîmân'ı ve Zâl [u] Güstehem'i meddâhlar medh etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 264b–265a ·
metinde göster ·
Ve Bağdâd'ın cemî‘i burc u bârû ve tabyaların imâr edüp itmâm eyledi ve Hazret-i İmâm-ı A‘zam kal‘asın Süleymân binâ etdiği üzre kubbesini ve kabr-i münevveresi şebekelerin cümle sîm-i hâlisden ve niçe yüz kanâdîllerin sîm ü zeheb-i hâlis ve cevâhirden ve bâb-ı sa‘âdetinin cenâhların ve atabe-i ulyâ ve süflâsın cümle sîm-i hâlisden inşâ etdirüp merhûm pederimizin dest-i kârıyla cümle sîm ü zer avânîler binâ olunmuşdur ve cemî‘i sîm micmeredân u şem‘dân u buhûrdânlar ve niçe bin zî-kıymet tuhaf ve maslûbât âvîze-i gûnâ-gûnlar cümle pederimizin dest-i kârıyla olmuşdu. Zîrâ pederimiz feth-i Bağdâd'da ser-zergerân-ı Dergâh-ı âlî idi ve âsitâne-i İmâm-ı A‘zam'ın eimme vü hutebâ vü huddâmlarına ve kal‘ası neferâtlarına cümle hazîne-i pâdişâhîden vazîfeler ta‘yîn eyledi. Ve derûn-ı Bağdâd'da Hazret-i Abdülkâdir-i Cîlânî kubbesin ve İmâm Mûsâ Kâzım türbesin ve Akkapu kurbünde Şeyh Şehâbeddîn-i Sühreverdî âsitânesin ve Kassâb-ı Cömerd-i Hazret-i Merd tekyesin ve niçe bunun emsâli âsitâneleri imâr edüp şehr-i Bağdâd'ı rûşen-âbâd edüp gayrı tedârikler görüp evvelâ inşâ etdüği âsâr-ı binâların ve Bağdâd dervezelerinin atabe-i ulyâları üzre alâmetim olsun deyü Bağdâd fethine müte‘allık musanna‘ târîhleri beyâz mermer üzre celî hatt ile kazdırdı ve zeheb-i hâlis ile yazdırdı. Ol târîh-i musanna‘ların âhir mısra‘-ı neticeleridir kim tahrîr olundu. Güfte-i Cevrî:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 337b ·
metinde göster ·
… r b. Alî: Bir kubbe-i âlîde medfûndur. Türbedârları olmayup ve seng-i mezârında
ve atabe-i
ulyâsında târîh u ism-i resmi olmamağın kankı Mansûr b. Alî olduğu ma‘lûmumuz o …
Ziyâretgâh-ı Mansûr b. Alî: Bir kubbe-i âlîde medfûndur. Türbedârları olmayup ve seng-i mezârında ve atabe-i ulyâsında târîh u ism-i resmi olmamağın kankı Mansûr b. Alî olduğu ma‘lûmumuz olmadığında tezce geçilüp mufassalca tahrîr olunmadı. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Andan cânib-i berr-i Acem içre 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 368a ·
metinde göster ·
Ve hâkimi üç gün asker-i Tatar'a ziyâfetler edüp her gün Hân'a ve Kalgay'a ve Nûruddehr'e ve sâ’ir ot ağalarına ve atalıklara ve sâ’ir mirzâlara hedâyâlar verirdi, zîrâ düşmanları Rakofçi Kral'dan Hân hazretleri intikâm aldı. Ve mukaddemâ bu İlvov hâkimi Krakov'da Hân'ın esîri olup âzâd edüp çerâğ-ı efrûhtesi idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 45b ·
metinde göster ·
… e Nûruddehr Sultân'a ve şîrîn beğine ve Mansûrlu beğine ve Sincivit mirzâlarına
ve atalıklara
ve ot ağalarına ve Hân vezîri Sefer Gâzî Ağa'ya ve Yalı Ağası İslâm Ağa'ya ve D …
Ve bir kat dona gömleğe varınca zer-ender-zer esbâbları Hân'ın huzûruna Paşa koyup Kalga Sultân'a ve Nûruddehr Sultân'a ve şîrîn beğine ve Mansûrlu beğine ve Sincivit mirzâlarına ve atalıklara ve ot ağalarına ve Hân vezîri Sefer Gâzî Ağa'ya ve Yalı Ağası İslâm Ağa'ya ve Defterdâr İslâm Ağa'ya ve Dedeş Ağa'ya ve Kerş Ağa'ya ve Ayu Ahmed Ağa'ya ve'l-hâsıl on yedi semmûr kürkden mâ‘adâ yüz yetmiş aded kuşaklık zer-ender-zer hil‘at-i fâhireleri mezkûr mirzâlara ve Karaçi ve kapukulu ağalarına mertebeli mertebesince hil‘atlar geydirüp sultânlara ve mezkûr ağalara birer at verilüp cümle yetmiş iki re’s küheylân atlar verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 50b ·
metinde göster ·
… e Karaçiler ve şîrînli ve Mansûrlu ve Dâyirli ve Mankıtlı ve olanlar ve emildeş
ve atalıklar
ve gayrı kartlar ve ot ağaları ve gayrı Nogay mirzâları ve Badrak ataları ve Or …
Paşa kethüdâsında Hân vezîri Sefer Gâzî oğlu, dîvân efendisinde Kadıasker Murtazâ Alî Efendi ve şîrîn beği Kapucular kethüdâsında ve Mansûr {Kaya} beği Defterdâr İslâm Ağa ve Telhisî Hüseyin Ağa'da şîrînli Kürşâh-ı Merdân Beğ ve'l-hâsıl cümle a‘yân-ı Kırım'dan kapukulları ve Karaçiler ve şîrînli ve Mansûrlu ve Dâyirli ve Mankıtlı ve olanlar ve emildeş ve atalıklar ve gayrı kartlar ve ot ağaları ve gayrı Nogay mirzâları ve Badrak ataları ve Orak mirzâları cümle-cümle Paşa ağavâtlarının hayme vü hargâhlarında mezkûr ni‘met-i nefîseler ile üç gün üç gece ayş [u] işret edüp azîm ri‘âyetler olunup sohbet-i hâslar olurdu kim ta‘rîf ü tavsîfden müberrâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 51a ·
metinde göster ·
… ar" deyü serdârın eline defter verüp bu kadar mirzalar ve ot ağaları ve kartlar
ve atalıklar
ve batırlar cümle şıpırtma kalpakların yere urup ağladılar.
"Emir şer‘-i Resûl-i mübînindir. Bugünkü gün bizim serdâr-ı mu‘azzamımız bir vezîr-i mu‘azzamsın. Bu dîvân-ı pâdişâhîde bizim hakkımız hak eyle. Biz bir alay ulûfesiz garîb gâzîler olup dîn-i mübîne imdâda gelevüz, terk-i diyâr edüp cân ve başdan olavuz ve dîn karındaşı olavuz, bizi kâfir kırar gibi yeniçeriler kırup böyle edeler" deyü on yedi aded şühedâların meydân-ı dîvâna kodular ve "Bu kadar esîr [ve] mâl-ı ganâ’imimiz elimizden aldılar" deyü serdârın eline defter verüp bu kadar mirzalar ve ot ağaları ve kartlar ve atalıklar ve batırlar cümle şıpırtma kalpakların yere urup ağladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 24a ·
metinde göster ·
… hânlarının güzîde askerleri ve Kazak sultânları ve sultânzâdeleri ve mirzaları
ve atalıkları
ve vilâyet eğesi, ya‘nî eben ân ceddin Kırım cezîresi sâhiblerinden Şîrîn beğle …
Bunların ardı sıra Kırım hânlarının güzîde askerleri ve Kazak sultânları ve sultânzâdeleri ve mirzaları ve atalıkları ve vilâyet eğesi, ya‘nî eben ân ceddin Kırım cezîresi sâhiblerinden Şîrîn beğleri kırk beğdir ve Mansûrlu beğleri dahi kırk aded beğlerdir ve Nogay beğlerinden Ulu Nogay ve Şidak Nogay ve Urumbet Nogay ve Kiçi Nogay ve Danay Nogay ve Yaman Sadaklı ve Kör Yûsuf Bili ve Kaya Bili (---)(---) ve Arslan Beğ-eli ve Nevruz-eli ve Çoban-eli ve Taman-elli ve Kereş-elli ve Mankıt-elli ve bu eller dahi kol koş atlarıyla ve kübe ve sadaklarıyla ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 112b ·
metinde göster ·
… erdir ve Özü vezîrlerine tâbi‘lerdir, ammâ bunların dahi yetmiş aded ot ağaları
ve atalıkları
ve imirzaları var, lâkin bir sefere gitse Silistre vezîrinin bir ağası ve yalı …
Anıniçün hâlâ Kırım Tatarlarından gani ve yarar ve müsellah zor batır yiğitlerdir ve Özü vezîrlerine tâbi‘lerdir, ammâ bunların dahi yetmiş aded ot ağaları ve atalıkları ve imirzaları var, lâkin bir sefere gitse Silistre vezîrinin bir ağası ve yalı ağası bu askere serdâr olur. Hâlâ Yalı Ağası Ahmed Ağa serdâr olup kırk bin asker cümle küffârın ardın alup bir turfa alay ile ubûr etmişlerdir kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 113b ·
metinde göster ·
… t eyeleri, ya‘nî kadîmden Kırım sâhiblerinin kartlarıyla ve kazakdaş ve emekdaş
ve atalıklar
ve Şîrinli ve Mansûrlu ve Sincivitler ve Badrak kavmi ve olanlar, ya‘nî hân hıs …
"Âyâ ne cânib keferesine bir sefer edüp gûşmâl etsek" deyü cemî‘i yurt eyeleri, ya‘nî kadîmden Kırım sâhiblerinin kartlarıyla ve kazakdaş ve emekdaş ve atalıklar ve Şîrinli ve Mansûrlu ve Sincivitler ve Badrak kavmi ve olanlar, ya‘nî hân hısımlarıyla cümle bir yere gelüp ken[g]eş, ya‘nî müşâvere edüp dururken hikmet-i Hudâ mukaddemâ Kazak vilâyetine beş baş'a, ya‘nî çeteye giden gâzîler gelüp Kazak-ı âk'dan feryâd [u] fiğânlar edüp Kazağ'ın Kırım üzre gelmesi mukarrerdir dediklerinde hemân hân-ı âlîşân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 109b ·
metinde göster ·
… k muhâldir. Tabur içinde sît u sadâları kesilüp yatdılar. Ba‘dehu cümle kartlar
ve atalıklar
ve cümle ot ağaları ve iş erleri,
Bir gün bir gece küffâra âmedâne erişüp ol 113b beyâbânda küffârı at üzre râst gelüp ne Tatar askerinden ve ne küffârın cünûd-ı cünübünden bir merd-i ferdin burnu kanamadan cümle küffârın hınto arabalarıyla avret ve oğlan ve mâl-ı hazâ’inlerinin ardları ve önlerin çevirüp on pâre balyemez topları ve cebehâne ve tüfengleriyle mâh-ı (---) gününde cümle küffâra el kaldırtmadan esîr-i bend-i zencîr edüp bir alay-ı azîm ile ser-nigûn haçlı peykerleri ve tabl [u] nefîr ve erganon nâkûsların çaldırarak küffârın taburu önünden ubûr ederlerken ba‘zı Tatar-ı bî-rahimler küffârın koca papaslarını ve sıbyân uşaklarını kılıçlar ile küffâra karşu pâre pâre ederek ubûr etdiklerinde derûn-ı taburda olan küffâr-ı hâksârlar bu hâl-i ahvâl-ı perîşân-ı pür-melâlleri görüp âlem-i hayretde kalup bildiler kim dahi taburlarına bir cânibden imdâd gelmek muhâldir. Tabur içinde sît u sadâları kesilüp yatdılar. Ba‘dehu cümle kartlar ve atalıklar ve cümle ot ağaları ve iş erleri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 113a–113b ·
metinde göster ·
ve iş erleri kocalaklar, her kansı bendere ve şehre yarlığ-ı belîğ Hânî ile kaz …
"Ey Kırım eyeleri ve atalıkları ve iş erleri kocalaklar, her kansı bendere ve şehre yarlığ-ı belîğ Hânî ile kazakdaş kardaş sırdaş hâldaş seferdaş yoldaşım kart kazakım Evliyâ Efendi her kanda barırsa özümün hâtırıyçün ihsân [u] in‘âmlar edüp geydirüp kuşadup kızılga altun harçlıklar berüp mu‘temed yoldaşlar koşup vilâyetim temâşâ edüp atlarına ve kendüye ve refîklerine ri‘âyet edüp azıkların veresiz. Ve sen ki Gözlev kal‘ası ağası Ahmed Ağa'sın, Evliyâ Çelebi karandaşım sana bardıkda bir sarâya kondurup cümle me’kûlât [ü] meşrûbâtıın berüp her gün birer kızılga altun harçlık berüp gideceği(m) zamân bir semmûr ton ve yüz kızılga altun veresin ve ne cânibe azîmet ederse mu‘temed yoldaşlar koşasın, ve’s-selâm" deyü kâğızları alup Hân ile vedâ‘laşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 117b ·
metinde göster ·
… Cümle halkı çuka kontuş ve çuka çakşır geyerler, ammâ kapukulları ve ot ağaları
ve atalıkları
ve mirza ve sultânlar cümle semmûr ton ve semmûr kalpak geyerler, nâdir kimesne …
Der-kıyâfetnâme-i kabâ-yı merd-i insân: Cümle halkı çuka kontuş ve çuka çakşır geyerler, ammâ kapukulları ve ot ağaları ve atalıkları ve mirza ve sultânlar cümle semmûr ton ve semmûr kalpak geyerler, nâdir kimesneler vardır kim beyâz sarık sara. Ve cümle kubâdî pâbûç ve çizme geyüp at ile gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 127b ·
metinde göster ·
… e sultânlar ve biyim ve bükeçler ve Kazak sultânlar ve cümle vüzerâ ve mirzalar
ve atalıklar
ve'l-hâsıl Bâğçesarây'ın cemî‘i a‘yân-ı kibâr-ı kübbârları ve bay [u] gedâları …
Andan bu kıbâbların hârici etrâfında cemî‘i kalgalar ve nûru'd-dehrler ve sultânlar ve biyim ve bükeçler ve Kazak sultânlar ve cümle vüzerâ ve mirzalar ve atalıklar ve'l-hâsıl Bâğçesarây'ın cemî‘i a‘yân-ı kibâr-ı kübbârları ve bay [u] gedâları bunda medfûnlardır, zîrâ tâ Hazret-i Risâlet-penâh asrından berü bu mahal cebbâne-i hâmûşândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 130b ·
metinde göster ·
… avlayalım" deyü niçe nâ-sezâ cevâblar söylediler. Âkıllar ve iş erleri kartlar
ve atalıklar
aslâ bu sözlere kulak dutmayup heleci ve keleci sözlere vücûd vermeyüp,
"Yok Osmânlı Yanbolu ve İslimye'de ve Pravadi şehri dağlarında tavşan avlarmış. Biz de Kırım'dan atlanup Edirne'de veyâ Selânik'e varınca âdem avlayalım" deyü niçe nâ-sezâ cevâblar söylediler. Âkıllar ve iş erleri kartlar ve atalıklar aslâ bu sözlere kulak dutmayup heleci ve keleci sözlere vücûd vermeyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 144a ·
metinde göster ·
… hi elli bin esîrlerin tamga bahâların cümle biyimlere ve bükeçlere ve hâtunlara
ve atalıklara
ve emildeşlere ve ot ağalarına ve hân kazakdaşlarına ihsân etdi.
Andan yüz binini e’imme ve hutebâ ve ulemâ ve sulehâ ve meşâyih ve sofîlere bahşîş-i şâhî edüp kendüsine yüz bin esîr kalmışken anın dahi elli bin esîrlerin tamga bahâların cümle biyimlere ve bükeçlere ve hâtunlara ve atalıklara ve emildeşlere ve ot ağalarına ve hân kazakdaşlarına ihsân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 196a ·
metinde göster ·
… pâdişâh olup Hâkim Bi-emrillâh bunun eyyâmında cebel-i Cûşî'de maktûl bulundu.}
Ve Atabeğiyân'dan
bir esnâfı dahi,
Andan el-Melik en-Nâsır Muhammed bin Kalavân Mısır'a üçüncü gelişinde sene 733 yine pâdişâh olup Hâkim Bi-emrillâh bunun eyyâmında cebel-i Cûşî'de maktûl bulundu.} Ve Atabeğiyân'dan bir esnâfı dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y21a ·
metinde göster ·
… â Sinân Paşa'nın mu‘tâd-ı kadîmesi eyle imiş kim Selîm Hân ne elvân esbâb geyse
ve ata
binse ol dahi ol gün eyle libâs-ı fâhire geyüp eyle esb-i sabâ-sür‘ate süvâr ol …
Ve bu âsitânelerine karîb fâtih-i Mısır Sultân Selîm Hân Âdiliyye sahrâsında Sultân Tumanbay ile ceng-i azîm ederken Kertbay nâm bahâdır Çerâkese askerinden da‘vâ-yı merd ile Selîm Hân'ı asker-i İslâm içinde şehîd etmeğe ahd-i emân edüp deryâ-misâl âl-i Osmân askeri içine esnâ-yı ma‘rekede at bırağup "ha şunda" ve "ha bunda" diyerek vezîr-i a‘zam Tavâşî Sinân Paşa'ya râst gelür. Hikmet-i Hudâ Sinân Paşa'nın mu‘tâd-ı kadîmesi eyle imiş kim Selîm Hân ne elvân esbâb geyse ve ata binse ol dahi ol gün eyle libâs-ı fâhire geyüp eyle esb-i sabâ-sür‘ate süvâr olurmuş. Ve eşkâlde dahi Selîm Hân'a müşâbeheti var imiş. Hemân Kertbay-ı nâmdâr Selîm Hân budur mülâhazasıyla tâ vezîr-i a‘zamın askeri içinde ve livâsı altında vezîr-i a‘zam Sinân Paşa'ya Kertbay bir zen-i Mısrî yetişdirüp sûzen-i hayyât harîrden güzer eder gibi Sinân Paşa'nın zırhından güzer edüp bir yanından bir yanına kargı cıda güzâr edüp Sinân Paşa anda şehîd olup Kertbay bî-pâk ü bî-pervâ rehâ bulup hasmından intikâm alur. Hamd-i Hudâ Selîm Hân'a râst gelmez. Hâlâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y273b ·
metinde göster ·
… p ol makûle müfsidînin haklarından gelesin" deyü fermân tilâvet olunup "Semi‘nâ
ve ata‘nâ
" dediler.
"Sen ki Garbiyye hâkimisin, eyâletinde olan Hazret-i Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin mevlûd-ı şerîfi infidâdına dek basîret üzre olup cemî‘i ehl-i züvvârı ve ehl-i tüccârı hıfz [u] hırâsetde olup Urbân aşkıyâsın Mel‘abe meydânında at üzre cıda ile belindeki kılıcı ve akvesiyle gezmeden men‘ edüp ol makûle müfsidînin haklarından gelesin" deyü fermân tilâvet olunup "Semi‘nâ ve ata‘nâ" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y289b ·
metinde göster ·
… Q 352b⟧ P 346b gönderesin, deyü fermân sâdır olunca Abdurrahmân Paşa "Semi‘nâ
ve ata‘nâ
" deyüp Ahmed Paşa'nın elli yedi gün Mısır'a mutasarrıf olup gulû-yı âm ile ma‘z …
(---)(---) başı Ve Mehemmed Kethudâ ile Abdurrahmân Paşa'ya emir ve hatt-ı şerîf gelüp (---)(---) sene cemî‘i kul mevâcibleri Defterdâr Ahmed Paşa'dan mutlak (---) matlûb olup mâla bezl-i himmet edüp Ahmed Paşa'nın bir sene muhâsebesin görüp Q 352bP 346b gönderesin, deyü fermân sâdır olunca Abdurrahmân Paşa "Semi‘nâ ve ata‘nâ" deyüp Ahmed Paşa'nın elli yedi gün Mısır'a mutasarrıf olup gulû-yı âm ile ma‘zûl olduğu günden sene âhirine dek Mısır mansıbı kâmil bir sene Ahmed Paşa'nın olup Âsitâne tarafından kendüye ne kapucubaşı ve ne salahor ve ne emîrâhûr gelmeyüp bu kavme vereceği mâl hedâyâlar cümle yanına kalup alâ-rağm-ı asâkirü'l-Mısrî kâmil bir sene Mısır'da sâkin olup cümle mevâcibât ve hazîne ve surre Abdurrahmân Paşa tahsîliyle Ahmed Paşa'dan matlûb oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·