… i Bağdâd'ı temâşâya meşgûl olup alâ kadri'l-imkân ilme'l-yakîn ve hakka'l-yakîn
ve ayne'l-yakîn
hâsıl etdiğimiz ahvâlâtın beyân idelim. Evvelâ,
Hakîr eyitdim, "Sultânım evvelü'r-refîk, sümme't-tarîk fehvâsı üzre Alî Ağa kulunuz ve beğefendi karındaşınız münâsib refîkler olduklarından ve sultânım Bağdâd'da olmayup Düceyle arkın tathîr etmeğe azîmet etdiğinizden birkaç gün diyâr-ı Acem'de şehr-i Hemedân u Dergezîn ve Kum u Kâşân'da ve yetmişyedi pâre şehr-i mu‘azzamlarda eylenüp gezüp bu kadar bilâd-ı mu‘azzamaları seyr [ü] temâşâ edüp sultânımın mübârek cemâl-i bâ-kemâlin görüp bürâder-i azîziniz getirdiğim hizmet-i şerîfinde bulunduk." dedikde paşanın Alî Ağası ve paşanın karındaşı ve mahpus-ı Acem olan mataracıbaşısı gelüp ser-ber-zemîn bûs etdiklerinde hemân Murtezâ Paşa ayağa kalkup bürâder-i mihter-i cân-berâberin bâğrına basup eynindeki semmûr kürki karındaşına giydirüp bir kürk Alî Ağasına ve bir semmûr lipâçe bu hakîre giydirüp Mercâniyye Medresesi cenbinde bu hakîre bir konak verüp cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtımız ile üç aşbâz ta‘yîn edüp yedi aded hücrelerimiz kalemkârî çin[i]lerle ve harîr haliçeler ve Mardin yasdıklarıyla hânemiz döşeyüp bir kise hammâm akçesi ihsân edüp şeb [u] rûz kendülerinin nedîm-i hâslarından olup kal‘a-i Bağdâd'ı temâşâya meşgûl olup alâ kadri'l-imkân ilme'l-yakîn ve hakka'l-yakîn ve ayne'l-yakîn hâsıl etdiğimiz ahvâlâtın beyân idelim. Evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 332a ·
metinde göster ·
… lar etmiş kim bir vech ile ta‘bîr ü tavsîfi mümkün değildir. Tâ ki ilme'l-yakîn
ve ayne'l-yakîn
hâsıl etmeyince ma‘lûm değildir, ammâ bu hakîr im‘ân-ı nazar ile bu tasvîrât-ı …
Ve bu deyrin kapusu tarafına rûz-ı mahşerin meydân-ı Arasât'ını tasvîr edüp bin bir ayak bir ayak üzre bir helc u melc ve vâveylâ ve vâveledâ ve feza‘ u çeza‘ etmiş şekilli tasvîr-i ibret-nümâlar etmiş kim bir vech ile ta‘bîr ü tavsîfi mümkün değildir. Tâ ki ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn hâsıl etmeyince ma‘lûm değildir, ammâ bu hakîr im‘ân-ı nazar ile bu tasvîrât-ı ibret-nümâlara nazar edüp engüşt ber-dehen etdim, ammâ cümleden ziyâde temâşâsında haz etdiğim tasvîr oldur kim şeytân aleyhi'l-la‘ne fakîri ve iblîs-i pür-telbîs ve darrât u züll ü künnes ü vesvâs er-racîm tasvîrlerin birer gûne eşkâl-i garîbe vü acîbe ve ucube bed-lika ile yazup zebânîler bunları bir hâl-i elîm ile azâb eder yazmış kim gören âdemler safâ edüp gülmeden bî-tâb ü bî-mecâl olup hakîr dahi görüp handeler etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106b ·
metinde göster ·
… efkârîsi gibi cümle dîvârı müzeyyen olmuş bir deyr-i musanna‘dır kim ayne'l-har
ve ayne'l-hirr
ve akîk-i Yemenî ve zeberced ve seylân 14a misillü hurde taşlar ile ârâste ol …
Her kubbe-i nîlgûnunda ve cümle rûy-ı dîvârı taklarında umk-ı mencûklar ve beyâz ve siyâh ve ahmer-gûn ve gayrî gûnâ-gûn ahcârât-ı zî-kıymetler ile Hind sadefkârîsi gibi cümle dîvârı müzeyyen olmuş bir deyr-i musanna‘dır kim ayne'l-har ve ayne'l-hirr ve akîk-i Yemenî ve zeberced ve seylân 14a misillü hurde taşlar ile ârâste olmuş mecma‘-ı kıssîs-i palâs-pûşândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 13b–14a ·
metinde göster ·
… adeniz'in dâ’iren-mâdâr bu vücûd-ı nâzenîn ile geşt [ü] güzâr edüp ilme'l-yakîn
ve ayne'l-yakîn
ve hakka'l-yakîn görüp ıttılâ‘ hâsıl edüp tahrîre cür’et etdik.
Hamd-i Hudâ bu sâl-i meymûnda Alaman Kızılelma gazâsına azîmet etdiğimizde temâşâsı müyesser olup Karadeniz'in dâ’iren-mâdâr bu vücûd-ı nâzenîn ile geşt [ü] güzâr edüp ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn görüp ıttılâ‘ hâsıl edüp tahrîre cür’et etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 51a ·
metinde göster ·
… m eğer bu câmi‘de olan âsâr-ı acîbeleri ve musanna‘ât-ı garîbeleri ilme'l-yakîn
ve ayne'l-yakîn
ve hakka'l-yakîn hâsıl etdiğimiz mertebe her temâşâ etdiğimizin evsâfın tahrîr …
Hudâ-yı Müte‘âl'e ayândır kim eğer bu câmi‘de olan âsâr-ı acîbeleri ve musanna‘ât-ı garîbeleri ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn hâsıl etdiğimiz mertebe her temâşâ etdiğimizin evsâfın tahrîr eylesek başka bir Kızılelma câmi‘i dîvânı olur, ammâ bu câmi‘i im‘ân-ı nazar ile seyr eden seyyâhân-ı berr ü bihâr dünyâda bir kârhâne-i ma‘rifet görüp benî Âdem dahi ne gûne mertebe-i sihr-i ma‘rifet etmeğe kâdir olduğun müşâhede edüp benî Âdemin eşref-i mahlûk olup cümleden mükerrem olduğun bilüp sûre-i (---)Arapça âyetin tilâvet edüp bu câmi‘-i pür-envârda olan tasnî‘ât ve tasvîrât ve temâsilâtları görüp engüşt ber-dehen edüp vâlih ü hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 95a ·
metinde göster ·
Hulâsa-i kelâm bu hakîr-i kemter fakîr bu cengde mevcûd bulunup ilme'l-yakîn
ve ayne'l-yakîn
ve hakka'l-yakîn bildiğim üzre bu cengde asâkir-i Âl-i Osmân münhezim ve üç vez …
Hulâsa-i kelâm bu hakîr-i kemter fakîr bu cengde mevcûd bulunup ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn bildiğim üzre bu cengde asâkir-i Âl-i Osmân münhezim ve üç vezîr mün‘adim ve altı aded mîr-i mîrânlar ve altı aded mîr-i livâlar ve on bir aded alaybeğleri ve yeniçeriyândan bin seksen câmedân beytü'l-mâle teslîm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22b ·
metinde göster ·
Andan 3 sâ‘atde dağlar ve bâğlar ve taşlar içre giderken bu semtlerde çok kal‘alar nümâyândır. Meselâ kal‘a-i Kopnik ve kal‘a-i Verbi ve kal‘a-i Yemruçe ve kal‘a-i Gırgorifçe ve kal‘a-i Baya ve kal‘a-i Lokay ve niçe kal‘alar dahi kimi Tuna kenârının yemîn ve yesârında ve kimi mesâfe-i ba‘îdede nümâyân kal‘alar var, ammâ mu‘tâd-ı kadîm üzre ilme'l-yakîn ve hakka'l-yakîn ve ayne'l-yakîn hâsıl etmeyince kal‘a evsâfların tahrîr etmemek dâ’im olmağ ile niçe kal‘aları alarkadan temâşâ edüp tahrîrinden dahi âciz olup ubûr ederdik, zîrâ bu Budin serhadlerinde dağdan dağa ve bâğdan bâğa ve niçe geçit başları iskelelerde kal‘alar çokdur. Andan mezkûr Babuniştıra palankasından 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 32b ·
metinde göster ·
… üneşde zerre kadar tahrîr ve tavsîf olunmak mümkin değildir, tâ ki ilme'l-yakîn
ve ayne'l-yakîn
ve hakka'l-yakîn hâsıl etmeyince olmaz.
Ammâ üstâd nakkâş yed-i tûlâsını ayân içün bu deyrde bir A‘râf tasvîri etmiş kim bir tarafın gören şâd u handân olur, bir tarafı tasvîrin gören müte’ellim olur. Ve bir tarafda meydân-ı Arasât tasvîrâtların gösterüp binbir ayak bir ayak üzre bir helc ü melc vâveylâ [ve] vâledâ ve feza‘ u çeza‘ {eder} şekilli tasvîr-i ibret-nümâlar göstermiş kim âdem gördükde vücûdu berk-i hazân gibi dir dir ditrer. Hulâsa-i kelâm bu cennet ve cehennem ve a‘râf tasvîrlerinin evsâfları deryâda katre ve güneşde zerre kadar tahrîr ve tavsîf olunmak mümkin değildir, tâ ki ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn hâsıl etmeyince olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 61a ·
metinde göster ·
… âh bu Kefe şehrinde Nâ’ib İbrâhîm Efendi'de görüp ilme'l-yakîn ve hakka'l-yakîn
ve ayne'l-yakîn
vâsıl edüp hakîre dahi bir sebüke altun ihsân etdi kim elimde balmûmu gibi oval …
Bu hakîr bu âna dek kırk bir yıldır kim cihân-bân olup âlemi geşt [ü] güzâr edüp kimyâya mâlik sâhib-i ayâr görmemiş idim, ammâ niçe bin mukallidler ile görüşmüşdüm. Bu ilmin aslı ve faslı yokdur deyü ilm-i kâfe münkir idim, ammâ elhamdü lillâh bu Kefe şehrinde Nâ’ib İbrâhîm Efendi'de görüp ilme'l-yakîn ve hakka'l-yakîn ve ayne'l-yakîn vâsıl edüp hakîre dahi bir sebüke altun ihsân etdi kim elimde balmûmu gibi ovalardım. Hattâ bu altunlardan İbrâhîm Efendi habbeler yapup birin sabâh ve üç dâne habbe ahşam yudup ol gün gece aslâ ta‘âm yemezdi. Lâkin bu mertebeye ve bu vasle-i fukarâlara ol kimesne vâsıl oluyor kim ehl-i hâl ola ve salâh-ı hâlde olup kemâl mertebe riyâzât [u] mücâhedeye meşgûl olup esrârı hıfz edüp halkdan münzevî ola. El-hâsıl kibâr-ı evliyâ zümresinden olana, bu kâr nasîb oluyor, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141b ·
metinde göster ·
ve hakka'l-yakîn hâsıl etmeğiçün bu şecere-i bâlânın bir dalı gölgesini vakt-i …
Hattâ bu hakîr ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn hâsıl etmeğiçün bu şecere-i bâlânın bir dalı gölgesini vakt-i zuhurda adımladım. Üç bin kırk beş adım yere bu dırahtın sâyesi çemenzâr u lâlezâr yere düşmüş idi. Her tarafındaki dallarına zıll-ı himâyeleri hemçünân dahi ziyâde yere düşmedi. Ve dahi bi-emrillâhi te‘âlâ bu dıraht-ı azîm eyle bir eşkâl-i garîbede halk olunmuşdur kim gûyâ her nihâl-i sun‘-ı Hudâsı birer gûne rûha mâlik nûr berk urur ağaçdır. İm‘ân-ı nazar eden bu dırahtı zî-rûh zann eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 153a ·
metinde göster ·
Ammâ bir âdem bu Atina şehrine varup tâ ilme'l-yakîn ve hakka'l-yakîn
ve ayne'l-yakîn
hâsıl etmeyince bu Atina vilâyeti ve şehri zamân-ı kadîmde ne idiğin bilimez, z …
Ammâ bir âdem bu Atina şehrine varup tâ ilme'l-yakîn ve hakka'l-yakîn ve ayne'l-yakîn hâsıl etmeyince bu Atina vilâyeti ve şehri zamân-ı kadîmde ne idiğin bilimez, zîrâ ta‘rîf ü tavsîf ile olmaz. Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 253a ·
metinde göster ·
ve hakka'l-yakîn hâsıl edüp seyr [ü] temâşâ etdiğimiz aktâr-ı alâyim-i sun‘-ı H …
Ve eyyâm-ı seyâhatimizde bu aktâr-ı arzda niçe niçe bin emkine-i garîbe ve âsâr-ı dehrden niçe kez hevâdis-i acîbe mânzur ve melhûzum olup gâ’ile-i nisyândan mürekkeb benî Âdem olmamız hasebiyle hâtırdan dûr ve belki esmâ-i eşya-yı meşhûr verâ-yı hicâb-ı hevlde mestûr olmaya, deyü ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn hâsıl edüp seyr [ü] temâşâ etdiğimiz aktâr-ı alâyim-i sun‘-ı Hudâları ve ibret-nümâ binâları sebt ü zabt ve asirü'l-hıfz olan umûrları rıbka-i elfâz olmayup
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y3b ·
metinde göster ·
… ş zâhir olur. Hattâ hakîr ol gece bu ziyâyı Y 234b müşâhede edüp ilme'l-yakîn
ve ayne'l-yakîn
ve hakka'l-yakîn hâsıl etmegiçün ol şeb Âl-i Umûr haymelerinde mihmân olup hayl …
Ammâ Hazret-i Meryem Yahûd kavmi ta‘nından Kudüs'den firâr edüp bu halîc-i Sidrem ve ba‘zılar Buhayre-i Meryem derler, bunda kapanup Hazret-i Îsâ ile bunda sâkin olurmuş. Cenâb-ı Bârî anlara Cibrîl-i Emîn ile Arapça ihsân edüp leyle-i zulmetde ziyâ ihsân ederdi. Ol ecilden hâlâ bu gârdan âteş zâhir olur. Hattâ hakîr ol gece bu ziyâyı Y 234b müşâhede edüp ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn hâsıl etmegiçün ol şeb Âl-i Umûr haymelerinde mihmân olup hayli ikrâm etdiler. Ba‘de'l-gurûb cüz’î âteş nümâyân olarak vakt-i aşâda cihân âlem-tâb oldu. Tâ vakt-i şâfi‘î mahalline dek ber-karâr olup ba‘dehu muzmahil oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y234a–Y234b ·
metinde göster ·
… ba‘zı tevârîhâtlar tetebbu‘ ederek ve alâyimât-ı âsârların görerek ilme'l-yakîn
ve ayne'l-yakîn
hâsıl etdiğimiz üzre tahrîre cür’et olunup bi-hamdillâhi te‘âlâ bu arada seyâha …
Ba‘dehu bu hakîr Ümm-i dünyâ olan Mısır'ın alâ-kadri't-tâka ahvâlâtına vâkıf olup ba‘zı tevârîhâtlar tetebbu‘ ederek ve alâyimât-ı âsârların görerek ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn hâsıl etdiğimiz üzre tahrîre cür’et olunup bi-hamdillâhi te‘âlâ bu arada seyâhatnâmemizin (---) cildi tamâm oldu. Temme elhamdü lillâh. Y 388a Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y387b–Y388a ·
metinde göster ·
… âtda tahrîr olunan üzre tahrîr etsek tatvîl-i kelâm olur. Ve hakîr ilme'l-yakîn
ve ayne'l-yakîn
hâsıl eylemediğim şey’i tahrîr Q 168a etmek mu‘tâdım değildir, ammâ iktizâ ha …
Pâdişâhları Muntan'dır. Yine Hind pâdişâhına tâbi‘dir. Hâlâ da devletleri mümteddir. Ve cümle kavmi âteş-perest ve gâv-perest ve fîl-perest ve şems-perest ve kamer-perest ve dıraht-perest kavimlerdir. Yine Cenâb-ı Bârî'ye ikrârları vardır. Eğer tevârihâtda tahrîr olunan üzre tahrîr etsek tatvîl-i kelâm olur. Ve hakîr ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn hâsıl eylemediğim şey’i tahrîr Q 168a etmek mu‘tâdım değildir, ammâ iktizâ hasebiyle P 165b tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y24a ·
metinde göster ·
Hâsıl-ı kelâm Kur’ân-ı azîm hakkıyçün bu âsitânede bir hâlet ve bir esrâr-ı Hudâ var kim temâşâ eden mest [ü] medhûş olur. Görmeğe muhtâc bir tarîk-ı Mutâvi‘î'dir kim ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn hâsıl etmeyince mezâyâsına vâsıl olunmaz. Zîrâ mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y114b ·
metinde göster ·
… ba‘a ve ma‘cûn-ı akreb ve ma‘cûn-ı sakankûr-ı berrî ve ma‘cûn-ı sakankûr-ı mâhî
ve ayneyn-i
timsâh ve kalb-i timsâh ve sinn-i timsâh; ak düşmüş göze külün mîl ile çekeler, …
Ve ma‘âcînlerden yetmiş nev‘a ma‘cûn-ı mümessek ü mukavvî ve müferrih ve nâfi‘ ma‘âcinlerden tiryâk-ı fârûk ve fârûk-ı erba‘a ve ma‘cûn-ı akreb ve ma‘cûn-ı sakankûr-ı berrî ve ma‘cûn-ı sakankûr-ı mâhî ve ayneyn-i timsâh ve kalb-i timsâh ve sinn-i timsâh; ak düşmüş göze külün mîl ile çekeler, Y 214b bi-emrillâh gözü mücellâ edüp kuvvet-i basarı ol mertebe ziyâde ede kim vakt-ı zuhurda semâdaki seb‘a-i seyyâreyi göre.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y214a–Y214b ·
metinde göster ·
… Ol zamân vech-i arzı serâpâ devr etmeyüp geşt [ü] güzâr etmeden ve ilme'l-yakîn
ve ayne'l-yakîn
hâsıl etmeden ilm-i akliyyât ile cirm-i dünyâ yigirmi bin yüz altmış mîldir, de …
Ammâ bu tahrîr olunan kaviller Bokrât u Sokrât [ve] Feylekos u Feylesof ve Batlîmûs hakîmlerin kavl-i sahîhleridir. Ve anlar cemî‘i ulûm-ı garîbe ve acîbeye mâlik olup fünûn-ı şettâya kâdir olup ilim kuvveti ile tahrîr etmişler idi. Ol zamân vech-i arzı serâpâ devr etmeyüp geşt [ü] güzâr etmeden ve ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn hâsıl etmeden ilm-i akliyyât ile cirm-i dünyâ yigirmi bin yüz altmış mîldir, demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y251b ·
metinde göster ·
Bu dahi sihr-âsâr-ı sahîh ibret-nümâ temâşâdır. Ve bu sahrânın cânib-i erba‘ası böyle temâşâgâhlardır kim Âd ibn Şeddâd ve kavm-i Semûd ve Cân bin Cân kavminin alâyimât u garâyibâtları var kim ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn hâsıl etdiğimiz üzre cümle temâşâ etdiklerimiz tahrîr eylesek bir müdevven olur. Ammâ ol asırların kavmine hezâr ahsend kim kırmızı sommâkî sengîn taşı kendülere musahhar edüp peynir gibi oyup münakkaş edüp bu mertebe san‘atlar icrâ ederlermiş. Zehî san‘at-ı kâmil. Sad kez ve lek bârekellâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y429a ·
metinde göster ·