… rîk-i âmın dahi iki cânibi serâpâ iki yüz elli aded kârhâne-i sifâlı ve çanakcı
ve bardakcı
ve çömlekci dükkânlarıdır. Tîn-i mahtûmdan ve tîn-i Kâğızhâne'den ve tîn-i Sarı …
Ve bir tarîk-i âmın dahi iki cânibi serâpâ iki yüz elli aded kârhâne-i sifâlı ve çanakcı ve bardakcı ve çömlekci dükkânlarıdır. Tîn-i mahtûmdan ve tîn-i Kâğızhâne'den ve tîn-i Sarıyâr'dan maşraba ve kûzeler ve sürâhîler îcâd ederler kim misli meğer Fağfûr Çîninde ve İznik çinisinde ola. Ammâ bunun hâk-i anber-pâkinde olan hâssa bir diyârın türâbında yokdur. Husûsâ bir kûze tâze iken andan âb nûş edenin demâğı mu‘attar olup hayât-ı câvidânı bulup Arapça âyeti mazmûnun müşâhede eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 118b ·
metinde göster ·
… lamışdır ve çömlekcilere pîr olmuşdur, bu eyvâycı çinicileri dahi çanak ve kâse
ve bardak
satmağıla bunlara dahi pîr olmuşdur.
Esnâf-ı eyvâycı ya‘nî çiniciyân: Dükkân 100, neferât 300, pîrleri 197a Hazret-i Abdülgaffâr-ı Medenî'dir kim Selmân belin bağlamışdır ve çömlekcilere pîr olmuşdur, bu eyvâycı çinicileri dahi çanak ve kâse ve bardak satmağıla bunlara dahi pîr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 196b–197a ·
metinde göster ·
… yup yine meydâna gelüp harârından bir bardak çıkarup suyundan bir pâre nûş etdi
ve bardağı
yine harârına pinhân etdi ve yine zekerin eline alup bu halk-ı âleme karşu ol k …
Nev‘-i diğer-i ibret-nümâ: Monlâ Muhammed eyitdi: "Hanım! Sarây meydânı kapuların ve yukaru nerdübân kapuların cümle kapasınlar.Ta ki sen dahi ve aşağıdaki temâşâcılar seyir çalsınlar." deyince hân tenbîh edüp cümle kapuları sedd etdiler kim cânib-i erba‘ası kal‘a dîvârı gibidir. Monlâ Muhammed harârı içinden biraz çaput ve pembe ve şarmut pâreleri çıkarup huddâmlarıyla kapuların menfez deliklerin cümle dıkayup yine meydâna gelüp harârından bir bardak çıkarup suyundan bir pâre nûş etdi ve bardağı yine harârına pinhân etdi ve yine zekerin eline alup bu halk-ı âleme karşu ol kadar işedi kim selesi'l-bevle mübtelâ olan ol kadar teşâşür idemez. Hemân ol sarây meydânına monlânın sidiği istîlâ edince nehr-i Darb ve nehr-i Batmân ve nehr-i Çerka ve Dicle gibi akup bu anda sarây meydânı bir buhayre olmağa başlayınca bu kadar bin benî Âdem havfe düşüp bir hây [u] hûy-ı vâveylâ ve vâveledâ deyüp feyâd u figân edenlerin hadd [u] pâyânları ve bir cânibe firâr etmeğe cây-ı menâs yok, hemân monlâ harârının üstüne süvâr olup bu buhayre içre şinâverlik etmeğe başlayınca halk gördüler kim gark oluyorlar. Hemân cümlesi bir ağızdan "Amân hey Melek Ahmed Paşa! Amân kapuları açsınlar, bizi bu gark-ı âbdan halâs etsinler!" deyü feryâd [u] enîn etdiklerinde paşa "Bu ne hâldir, bu kadar ibâdullah, hey hân senin hânedânında gark-ı âb mı olsunlar?!" dedikde, hân paşanın destin bûs edüp "Sultânım, ma‘rifetdir, bunda helâk yokdur. Sehel sabr eyle." dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 231b ·
metinde göster ·
… ûyâ bir kulpsuz bardak gibi yatır bir kal‘adır. Meselâ bardağın karnı varoşudur
ve bardağın
boğazı meselâ iç kal‘asıdır, ammâ bu kal‘a cümle Kanije gibi ve Seğitvar ve Ust …
Bir top menzili cânib-i şarkında bâğlar bayırından ba‘îde bir sahrâ-yı hâmûnda nehr-i Zakve batağı ve çatağı gölü içinde gûyâ bir kulpsuz bardak gibi yatır bir kal‘adır. Meselâ bardağın karnı varoşudur ve bardağın boğazı meselâ iç kal‘asıdır, ammâ bu kal‘a cümle Kanije gibi ve Seğitvar ve Ustolni kal‘aları gibi palanka çit ve dolama ve rıhtım ve üç kat kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîndir kim her kat dîvârının aralarında arîz ve amîk handakları vardır kım her handakın içinde nehr-i Zakve suyu leb ber-leb olup içinde balıkçı kayıkları gezer. Tâ bir top-ı tavîl menzili etrâfı böyle bir deryâ-misâl buhayre batakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 34b ·
metinde göster ·
… s değildir. Hattâ bu abd-i kemter seyishânelerin gırârelerine birkaç elvân kâse
ve bardaklar
koyup Rûm'a getirdim. Görenler 91a kâr-ı Portakal zann etdiler.
Ve dahi memdûhâtından hâk-i anber-pâkinin tîn ma‘cûnundan fağfûr-i Çîn-misâl kâseler ve rindiye(?) ve surâhî kûzeler olur kim bir diyâra mahsûs değildir. Hattâ bu abd-i kemter seyishânelerin gırârelerine birkaç elvân kâse ve bardaklar koyup Rûm'a getirdim. Görenler 91a kâr-ı Portakal zann etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 90b–91a ·
metinde göster ·
… avraları ve birkaç dâne fîl-i Mengerûsî leşleri ve mezârdan çıkmış âdem leşleri
ve bardak
ve çanak [ve] hasîr ve yılan ve çıyan ve keçiler ve koyunlar ve ayuların ölüler …
Ba‘de[hu]152a ale's-sabâh bir hayli yârân pür-silâh eyleyüp hevâda oburların ceng etdiği mahalli zemînine vardık. Yeryüzünde at ve eşek ve hınzîrlar ve küp ve davullar ve tekne ve uçları sırıklı furûn paçavraları ve birkaç dâne fîl-i Mengerûsî leşleri ve mezârdan çıkmış âdem leşleri ve bardak ve çanak [ve] hasîr ve yılan ve çıyan ve keçiler ve koyunlar ve ayuların ölüleridir ve niçe yüz bin gûne mûhiş şeylerden zemîn-i çemenzâr görünmez olmuş. Ve ba‘zı ayağı demirli esîr-i âdem leşleri ve gûnâ-gûn şişmiş hayvânât leşleri çok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b–152a ·
metinde göster ·
… erdir kim her şey bulunur. Lâkin kârgîr binâ bezzâzistânı yokdur, ammâ çömlekçi
ve bardakçı
dükkânları iki yüzden çokdur. Ve çarşu içi câ-be-câ kudretden beyâz kaya kaldır …
Ve cümle yüz aded dekâkînlerdir kim her şey bulunur. Lâkin kârgîr binâ bezzâzistânı yokdur, ammâ çömlekçi ve bardakçı dükkânları iki yüzden çokdur. Ve çarşu içi câ-be-câ kudretden beyâz kaya kaldırımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 206a ·
metinde göster ·
… umûmîsi iki aded medrese-i âlimândır. Ve olancası beş aded mekteb-i sıbyândır.
Ve bardası
iki aded tekyegâh-ı dervîşândır. Ve olandası yüz aded dükkân-ı esnâfândır.
Ve umûmîsi iki aded medrese-i âlimândır. Ve olancası beş aded mekteb-i sıbyândır. Ve bardası iki aded tekyegâh-ı dervîşândır. Ve olandası yüz aded dükkân-ı esnâfândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 206a ·
metinde göster ·
meşhûrdur, zîrâ hâk-i pâki ol kadar latîfdir kim gûyâ İlimni cezîresinde hâsıl …
Ve memdûhâtından: Zihne'nin kâsesi ve bardağı meşhûrdur, zîrâ hâk-i pâki ol kadar latîfdir kim gûyâ İlimni cezîresinde hâsıl olan tîn-i mahtûm gibi tîn-i amber-çîni olup fağfûr-ı çîn-misâl kâse ve kûzeleri olup vilâyet vilâyet hedâyâ gider. Hattâ efvâh-ı nâsda darb-ı mesel olmuşdur kim kelâm-ı darb-ı mesel:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 218b ·
metinde göster ·
Der-beyân-ı lisân-ı ahâlî: Şehir halkının ekseriyyâ lehçe-i ıstılâhları lisân-ı Arnavud'a yakınrak kelimât ederler, ammâ yine fasîh [ü] belîğ Urûmca bilüp Türük lisânı üzre dahi kellim ederler. Lâkin yine "Varmişik, gelmişik, görmişik" lafzını ziyâde isti‘mâl ederler. Ve bu şehirde aslâ kaldırım yokdur. Yine böyle iken aslâ çamur olmaz, zîrâ serâpâ kumsal zemîn-i hâk-i pâkdir. Ve dahi aslâ çemşesârlar yokdur, zîrâ âb-ı hayât su kenârında vâki‘ olmağile gâyet mahbûbe Rûm kızları bokliçse nâm desti ve bardaklar ile nehr-i ilimboz'dan su taşırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 235a ·
metinde göster ·
… e-i âlimândır. Olancası bir hammâmdır. Ve barısı iki ad[ed] mekteb-i sıbyândır.
Ve bardası
üç aded hânkâh-ı dervîşândır. Ve olandası iki aded hân-ı tüccârândır. Ve hamusu …
Ve umûmenisi bir aded medrese-i âlimândır. Olancası bir hammâmdır. Ve barısı iki ad[ed] mekteb-i sıbyândır. Ve bardası üç aded hânkâh-ı dervîşândır. Ve olandası iki aded hân-ı tüccârândır. Ve hamusu yigirmi aded dükkândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 242b ·
metinde göster ·
… vak Baba Sultân ve Îmân dağında Îmân Baba Sultân ve kıble tarafında Madran Baba
ve Bardaklı
Baba. Kuddise sırruhumâ. Ziyâret etdiğimiz bu sultânlardır.
Ziyâretgâh-ı Güzelhisâr: Evvelâ şehir içinde tekye-i Alî Hân Baba Sultân, kuddise sırruh ulu sultândır. Aydınoğullarıyla Horasân'dan gelmişdir. Ve Kavak Baba Sultân ve Îmân dağında Îmân Baba Sultân ve kıble tarafında Madran Baba ve Bardaklı Baba. Kuddise sırruhumâ. Ziyâret etdiğimiz bu sultânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y78b ·
metinde göster ·
ve cerre ve tulum ve kofa doldurmadadırlar. Ammâ bu âb-ı Zemzem-keşânlar kırk n …
Ve subh [u] mesâ niçe kerre yüz bin gırba ve bardak ve cerre ve tulum ve kofa doldurmadadırlar. Ammâ bu âb-ı Zemzem-keşânlar kırk nefer elleri ve ayakları hınnâlı zeberdest Arablardır. Beher vakit dörder dörder gelüp âb-ı Zemzem çekerler. Her bâr dörd âdem tahammül edemez, gece ve gündüz nevbet ile çekerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y346b ·
metinde göster ·
… ı çömlekciyân: Dükkân iki yüz, neferât iki yüz. Zîrâ dükkânında çömlek ve mecur
ve bardak
ve cerreden bir âdem ancak sığar. Ammâ bunlar gâyet sulehâ âdemlerdir. Ve,
Esnâf-ı attâr-ı çömlekciyân: Dükkân iki yüz, neferât iki yüz. Zîrâ dükkânında çömlek ve mecur ve bardak ve cerreden bir âdem ancak sığar. Ammâ bunlar gâyet sulehâ âdemlerdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y174a ·
metinde göster ·
… süpürüp külhanlara ve şîşehânelere ve ekmekçilere ve cibiscilere ve kireccilere
ve bardakcılar
furununa götürüp yakarlar. Ammâ bu esnâf gibi Mısır içinde bir turfe hey’et-i m …
Esnâf-ı zebbâl: Neferât (---). Bunlar cümle tarîk-ı âmmın hâr [u] hâşâkların süpürüp külhanlara ve şîşehânelere ve ekmekçilere ve cibiscilere ve kireccilere ve bardakcılar furununa götürüp yakarlar. Ammâ bu esnâf gibi Mısır içinde bir turfe hey’et-i mecmû‘a ve çehre evgâr-ı acîbe ve garîbe turfe-likâ kavim yokdur. Gûyâ nesh olmuş bir mahlûkdur, ammâ mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y179a ·
metinde göster ·
… in‘âm ederler. Ba‘dehu sâ’ir ümmet-i Muhammed nûş edüp niçe kerre yüz bin cerre
ve bardak
su doldururlar, bi-emrillâh bir katra tenezzülde olmaz. Ve şâm u Haleb'e ve Bağ …
İbtidâ bismi-ilâh ile şeyh-i Ebû Hüreyre nûş edüp Mısır vezîrine ve mollâya ve nakîbü'l-eşrâfa ve mezâhib-i erba‘a şeyhülislâmlarına ve sâ’ir ümerâ-yı Mısır'a ve gayrı eşrâf-ı kibârın emânet gönderdikleri ibrîk ve cerre ve kûzelerine şeyh hazretleri ol sudan doldurup cümle a‘yân-ı Mısır'a hedâyâ gönderüp anlar dahi bardaklarda olan şeyhin mührün bozup niyyetü'ş-şifâ deyüp nûş ederler ve bu âb-ı hayâtı getüren fukarâlara in‘âm ederler. Ba‘dehu sâ’ir ümmet-i Muhammed nûş edüp niçe kerre yüz bin cerre ve bardak su doldururlar, bi-emrillâh bir katra tenezzülde olmaz. Ve şâm u Haleb'e ve Bağdâd u Basra'ya ve İslâmbol'a bakır kalaylı kumkumalar ile teberrüken cüllâb-ı Ebû Hüreyre deyü hedâyâ gönderirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y271b ·
metinde göster ·
… ne cârîdir. Ve bu mevlûd-ı şerîfde bu ayn içün ol kadar yüz kerre yüz bin cerre
ve bardak
ve mecur ve çanak bey‘ olunur kim hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür. Ve yine ol gün ol …
Ve bu su mevlûdun üç gününde cüllâb-misâl su cereyân eder. Ve lezzeti Hudâ hakkıyçün gûyâ âb-ı Zemzem'dir. Ve tabî‘atı sehel müshildir. Yetmiş yedi emrâz-ı muhtelifeye dâ‘-i devâdır. Bu âbdan bir kerre nûş eden sene-i âtiyeye varınca aslâ ve kat‘â bir marîze mübtelâ olmayup Hakîm-i Lem-yezel'den gayrı hâkim [ü] hükemâya muhtâc olmaz. Ammâ i‘tikâd-ı tâm ile nûş etmek gerek. Hattâ dem-i fâsidi vücûdda olan ahlâtı ve ra‘şe ve beras ve cüzâmı def‘ eder. Mezkûr ayn sene-i âtiyeye varınca bayağı turna gözü âb-ı latîf cereyân eder. Ve yine mâh-ı Temmûz'da kırk gün kırk gece kan akar. Yevm-i mevlûdda kan dinüp mücellâ cüllâb-misâl cereyân eder. Bi-emrillâh ilâ mâşaallâh âdetullâh bunun üzerine cârîdir. Ve bu mevlûd-ı şerîfde bu ayn içün ol kadar yüz kerre yüz bin cerre ve bardak ve mecur ve çanak bey‘ olunur kim hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür. Ve yine ol gün ol kadar mecur Cîze yoğurdu ve kaymağı fürûht olunur kim cemî‘i züvvârın derûn [u] bîrûnu beyâz yoğurd olur. Ve Heremeyn dağları bu cânibde olmağile beş on yârân bir yere cem‘ olup kimi piyâde ve kimi har-süvâr olup Fir‘avn dağların temâşâya giderler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y271b ·
metinde göster ·
… îr ü kebîr kanâdîllerden otağlar ve mihrâb u minber ve mühr-i Süleymân ve şemse
ve bardak
ve kabak eşkâllerini kanâdîllerden eşâreler edüp meydân-ı melâhati nûr ederler. …
Buna mânend niçe bin yerlerde sagîr ü kebîr kanâdîllerden otağlar ve mihrâb u minber ve mühr-i Süleymân ve şemse ve bardak ve kabak eşkâllerini kanâdîllerden eşâreler edüp meydân-ı melâhati nûr ederler. Ammâ bizim temâşâ etdiğimiz sene cemî‘i meşâyihân mevlûd-ı şerîf etmeğe me’zûn olmak içün İbrâhîm Paşa huzûruna vardıklarında paşa buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y290a ·
metinde göster ·