… niz'e munsab olduğu mahalde Adahon boğazıyle Yeleşke boğazından içeri ol sazlığ
ve bataklık
ve hınzîr bataklığı içre girüp pinhân oldular.
Yerine Piyâle Kethudâ tershâne ağası iken kâ’immakâm olup iki yüz pâre gemiyle Karadeniz'e donanma-yı hümâyûn ile deverân ederken Azak deryâsı boğazında Çoçka nâm sığlarda iken yüz pâre Kazak-ı âk şaykalarına râst gelüp bir ceng-i azîm edüp yetmiş pâre fırkatesin hatmanları ile feth edüp ol şeb-i zulmetde sığ deryâ içre gayrı Kazak şaykaları taşra Karadeniz'e çıkup firâr etdiler. Akîblerince Piyâle Kethudâ bu la‘înleri kova kova cezîre-i Taman kurbünde nehr-i Kuban Karadeniz'e munsab olduğu mahalde Adahon boğazıyle Yeleşke boğazından içeri ol sazlığ ve bataklık ve hınzîr bataklığı içre girüp pinhân oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 73b ·
metinde göster ·
… lar ile yeldirüp kenarı bir çemenzâr yer olmağıla anda meks olundu. Lâkin çatak
ve batak
u sazlı yatak yer olmağıla yüz mikdârı at ve elli esîr gark-ı âb oldu. Bu ehr-i …
Menzil-i kenar-ı Nehr-i Süd: Bunu dahi cümle atlar ile yeldirüp kenarı bir çemenzâr yer olmağıla anda meks olundu. Lâkin çatak ve batak u sazlı yatak yer olmağıla yüz mikdârı at ve elli esîr gark-ı âb oldu. Bu ehr-i Süd dahi Moskov diyârının cânib-i garbîsinde Gürleviçse nâm şehr-i azîmin ve kal‘a-i kadîmin dağlarından cem‘ olup bu mahalde Azak bahrine mahlût olur. Ammâ bakır ve gümüş ma‘denlerine uğramak ile süd gibi beyâz-levn olduğundan ismine Süd suyı derler. Kanlı sudur, bu dahi bî-nef‘ sudur ve nûş edenlerin ekseriyyâ boğazlarında urları olur. Ammâ bu nehrin tarafeyninde yetmiş pâre ma‘mûr [u] âbâdân ve metîn kal‘aları vardır. Lâkin cümlesi Tatar havfinden âcizlerdir. Kırım'dan haftada bir iki kerre beş baş çetecileri bu kal‘a altına seğirdüp şikâr alıp Kırım'a mâl-ı ganâ’imle vâsıl olurlar. Ve bu mezkûr kal‘alar cümle Moskov'a tâbi‘lerdir. Ve bu nehr-i Süd kenarından yine kalkup bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 263a ·
metinde göster ·
… mükellef rabta-i zîbâdır. Bunda dahi iki yüz vesîle alup cânib-i şimâle sazlık
ve bataklık
yerleri (---) sâ‘atde ubûr edüp,
Menzil-i kend-i Keremiş: Nahşivân hudûdunda bin hâneli kend-i mu‘azzamdır kim yedi câmi‘i ve hân ve hammâmları ve çârsû-yı bâzârları mükemmel ve mükellef rabta-i zîbâdır. Bunda dahi iki yüz vesîle alup cânib-i şimâle sazlık ve bataklık yerleri (---) sâ‘atde ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 307a ·
metinde göster ·
… i harâbın cânib-i selâsı yaylağ-ı azîmlerdir. Andan yine cânib-i garba sazlıklı
ve bataklı
yerleri ve ba‘zı mahalli çemenzâr vâdîleri (---) sâ‘atde ubûr edüp,
Bu Begim kendi, Kars hükmünde üç yüz hâneli Ermeni ve Aznavûr Gürcî kavmleri dahi vardır, ammâ kadîm-i eyyâmda şehr-i azîm Timur-ı bî-nûr harâb [u] yebâb etmiş, hâlâ Arpaçayı kenarında âsâr-ı binâları zâhir ve bâhirdir. Ol binâlar içre yedi aded künbet-i âlîler vardır. İçinde Akçakoyunlu pâdişâhlarından Meymendî Hân ve Avşar Hân ve Otağa Bây Hân ve Gündüz Bây Hân nâmân hân-ı hânân-ı şehinşâhânlar serîrler üzre kimi yatar ve kimi oturur, gûyâ hayâtdadırlar. Her şahsın seng-i mezârlarında ve atebe-i âlîlerinde ism [ü] resimleri ve sebeb-i mevtleriyle târîhleri vardır. Ve bu şehr-i harâbın cânib-i selâsı yaylağ-ı azîmlerdir. Andan yine cânib-i garba sazlıklı ve bataklı yerleri ve ba‘zı mahalli çemenzâr vâdîleri (---) sâ‘atde ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325b ·
metinde göster ·
… ûyâ her biri âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Bu İskenderûn'un cânib-i selâsı sazlık
ve bataklık
yerdir kim kefere domuzlarının bataklığıdır. Müselmânlar ihtirâz üzre yatarlar …
İbtidâ bânîsi İskender-i Kübrâ olduğundan İskenderûn derler. Ba‘dehû Urbân kavmi harâb edüp ba‘dehû İbn Ebî Dâvûd Alayâdî binâ etdi. Yine harâb olup memerr-i huccâc mesdûd olup harâmîler yatağı ve frenk kâfirlerinin durağı olup âhir sene 1021 Sultân Ahmed Hân târîhinde Vezîria‘zam Nasıf Paşa bir kal‘a-i metîn binâ etmeğe mübâşeret edüp itmâmı müyesser olmadan Karadeniz kenarında Sinop kal‘asına Kazak-ı Ak istilâ etdüğün Nasûh Paşa Sultân Ahmed Hân'a i‘lâm etmediğiçün Ahmed Hân Nasûh Paşa'yı katl edüp bu İskenderûn kal‘ası nâ-temâm kalmışdır. Sehel himmet-i Âl-i Osmân ile ma‘mûr olup bir şehr-i bender olmak emr-i sehl idi. Zîrâ Haleb'e iki menzil karîb elzem-i levâzımînden şâhrâhlı bir iskeledir. Beher sene limanına iki yüz pâre keştî-i Müslim ve Frenk galyonları gelüp lenger-endâht olup yatarlar. Kal‘ası olmamak ile Frenk-i bed-renk gümrük vermede inâd ve muhâlefet edüp giderler ammâ kal‘ası imâr olsa küffâr galyonlarının âsîleri gelemeyüp mutî‘leri dahi gümrük vermede inâd ve muhâlefet edemezlerdi. Hâlâ bu bender Haleb eyâletinde yetmiş yük akçe iltizâm gümrük emânetidir ve yüz elli akçe kazâdır. Nâhiyesi (---) aded kurâdır. Bu kurâlardan senevî beher sâl kadısına beş kîse hâsıl olur. A‘lâ latîf limanı vardır lâkin kara karaka ve burten ve şınıya ve galyon karavana kalyonlar girüp yatamazlar, top menzili ba‘îd alarka yatarlar. A‘lâ demir dutar yatakdır ammâ batı tarafı açık olmağıla kumu çok gelüp yine demir kuvvetiyle yatarlar, latîf yatakdır. Bu limanın cânib-i garbîsinde iki yüz altmış mil cezîre-i Kıbrıs'ın burnunda kal‘a-i (---) limanıdır. Latîf ve mu‘tedil havâda cezîre-i Kıbrıs'ın karlı dağları görünür derler ammâ hakîr görmedim. Bu İskenderûn'da cümle Frenk ve Rûm kefereleri sâkin olmağıla câmi‘ ve hammâm ve hân ve çârsû-yı bâzârı yokdur ammâ meyhâneleri çokdur. Ba‘zı âyende vü revendeler vakt-i şitâda bu meyhânelerde meks ederler, gûyâ her biri birer hândır, ammâ suları uzakdan hımârlar ile kârbân pınarından getirirler ve âyende vü revendeler bu İskenderûn cezîre yer olmağıla kârbân pınarında konarlar. Ammâ bu İskenderûn'da yedi kralın balyoz vekîlleri ya‘nî konsolosları sâkin olup balyozları Haleb'de 21b balyozhânelerinde sâkin olurlar ve bu İskenderûn Haleb iskelesi olmak ile gümrük yanında azîm mahzenler vardır. Şeb [u] rûz Frenk kâfirleri anda bey‘ u şirâ ederler. Hatta Murtezâ Paşa efendimiz alay-ı azîm ile bu mahalden ubûr ederken deryâda yatan yigirmi altı pâre galyonlar "Safâ geldin!" deyü ol kadar top-ı şâdımânlar atdılar kim gûyâ her biri âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Bu İskenderûn'un cânib-i selâsı sazlık ve bataklık yerdir kim kefere domuzlarının bataklığıdır. Müselmânlar ihtirâz üzre yatarlar ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 21a–21b ·
metinde göster ·
… ccâc emn [ü] emân ola. Andan yine cânib-i kıbleye kâhîce kayalı ve kâhîce sâzlı
ve bataklı
yerleri ubûr ederek 6 sâ‘atde,
Menzil-i cisr-i Şu‘ûr-ı bî-nûr : Bu mahal dahi Haleb hâkinde nehr-i Âsî kenarında ve bir çemenzâr yerde bir küçük hânı vardır ammâ bî-emân yerdir. Bir sâhib-i hayra Cenâb-ı Bârî imârın nasîb edüp memerr-i huccâc emn [ü] emân ola. Andan yine cânib-i kıbleye kâhîce kayalı ve kâhîce sâzlı ve bataklı yerleri ubûr ederek 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 24b ·
metinde göster ·
… ları hasırcılardır ve Van kulu hâssı karye-i ma‘mûrdur. Andan yine şarka sazlık
ve bataklık
mahûf u muhâtara yerler ile gidüp,
Karye-i Baz: Üç yüz hâneli Ermenî köyüdür kim cümle re‘âyâları hasırcılardır ve Van kulu hâssı karye-i ma‘mûrdur. Andan yine şarka sazlık ve bataklık mahûf u muhâtara yerler ile gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 245b ·
metinde göster ·
… ula binâ beş tabyalı bir sûr-ı ra‘nâdır. Ve ancak iki kapusu var ve etrâfı sulu
ve bataklı
handakdır.
Eşkâl-i kal‘a-i kadîm İşcerez: Evvel ve âhir Leh kralınındır, ammâ Krakov vilâyeti hâkinde vâki‘ olmuş kirmândır. Kal‘ası bir sahrâ-yı lâle-izârda nehr-i İşcerez sâhilindedir. Nehr-i İşçerez Krakov dağlarından gelüp bu mahalden ubûr edüp nehr-i Özü'ye ve bir kolu nehr-i Turla'ya mahlût olur. Bu kal‘a şekl-i muhammes bir tula binâ beş tabyalı bir sûr-ı ra‘nâdır. Ve ancak iki kapusu var ve etrâfı sulu ve bataklı handakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b ·
metinde göster ·
… . Çoğu (---) suyu kenârında tahtalı su kapularıdır ve yıldız tarafı sâfî sazlık
ve bataklıkdır
ve (---) cânibi ovalardır kim ma‘mûr kurâlarla müzeyyendir. Hâlâ Leh kralı hâki …
Ve cümle yigirmi üç aded dirsek tabyalardır, ammâ topları hurdedir ve muhîl [ü] şeytanatı azdır ve cümle yigirmi bir kapudur. Çoğu (---) suyu kenârında tahtalı su kapularıdır ve yıldız tarafı sâfî sazlık ve bataklıkdır ve (---) cânibi ovalardır kim ma‘mûr kurâlarla müzeyyendir. Hâlâ Leh kralı hâkindedir, ammâ Durajanka hâkimdir. Cümle yedi bin güzîde kefere askere mâlikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 49a ·
metinde göster ·
… ra varoşu serâpâ ağaç palanka-i azîmdir kim cânib [u] etrâfı dâ’iren-mâdâr sulu
ve bataklı
handakdır.
İç kal‘ası bir depe üzre şekl-i muhammes bir küçük hisârdır, ammâ aşağı taşra varoşu serâpâ ağaç palanka-i azîmdir kim cânib [u] etrâfı dâ’iren-mâdâr sulu ve bataklı handakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 50a ·
metinde göster ·
… u haşyeti yokdur. Eğer palanka ağaçların âteşe uralım deseler deryâ-misâl sudan
ve bataklardan
yanına varılmaz ve etrâfında batakdan meterise girilmez ve iç kal‘adan ve dörd …
Bu Tımış nehrinin batağı çatağı içre gûyâ bir su içinde kaplıbağa yatır gibi durur, dörd ayakların germiş, dörd aded tabya-i azîmleridir ve kaplıbağanın başı gûyâ iç kal‘adır ve kaplıbağanın vücûdu gûyâ kal‘anın cirmidir. Bu hisâb üzre şekl-i muhammesdir, lâkin ne taşdır ve ne tuladır. Cümle kalın meşe ve pelîd ağaçlarından mebnî bir palankadır. Taşra yüzü çit örme bir kat ince beyâz ve mücellâ dîvâr şekilli çitdir. Üstâd-ı kâmil bu çiti yaban asmalarından örüp üzerine alçı ve beyâz kireç sürüp nûr-ı mücellâ kuğu-misâl bir kal‘adır, ammâ iç kat dolma palankası iki kat sütûn-ı bâlâlardır kim mâbeynini üstâd-ı kâmil bennâ horasan ve kireç ve alçı ile eyle rıhtım etmiş kim bin yıl niçe yüz bin top-ı kûp gülleleri ursan palanka direklerinin aralarına gülleler girüp gâ’ib olur. Taş kal‘alar gibi topdan aslâ havf u haşyeti yokdur. Eğer palanka ağaçların âteşe uralım deseler deryâ-misâl sudan ve bataklardan yanına varılmaz ve etrâfında batakdan meterise girilmez ve iç kal‘adan ve dörd aded makas tabyalardan şayka toplar âdem gezdirmez, değil ki palankasın âteşe uralar. Bir vech ile kabza-i teshîre almak mümkün değildir, illâ muhâsaradan gayrı ilâc yokdur, zîrâ gâyet metîn kal‘a-i hısn-ı hasîndir. Eğer denirse "Ağaç kal‘a mürûr-ı eyyâm ile çürümez mi?" denirse, belî çürüyen sütûn-ı müntehâların kırk elli yılda bir çıkarup yerine bir dıraht-ı müntehâ korlar, zîrâ bu kal‘anın ta‘mîr ü termîmine me’mûr yetmiş aded ma‘mûr köyler me’mûrlardır, ammâ her dırahtı bataklık içre dura dura abanos olup polad-ı Nahçivânî olmuşdur. Ve dolma rıhtım dîvârı dahi sedd-i şirvanî olmuşdur kim bu dîvârın enniliği kâmil elli ayak ve ba‘zı yerleri altmış ayak âriz dîvârlardır kim üzerlerinde fârisi'l-hayl olanlar cirid oynasalar yerleri dar değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118a ·
metinde göster ·
… der. Bir tarafı büyük nehr-i Şamos ve handakdan hâric şark cânibinde bir sazlık
ve bataklık
idi. Bu taburda dahi Rakofçi kral karâr edemeyüp andan (---) sâ‘at menzile gidü …
Bu mahalde Rakofçi la‘în mukaddemâ Seydî Ahmed Paşa havfından bir tabur-ı azîm kazmış kim bir günde güc ile devr olunur. Handakı çâh-ı gayyâdan nişân verüp içinden nehr-i Şamos cereyân eder. Bir tarafı büyük nehr-i Şamos ve handakdan hâric şark cânibinde bir sazlık ve bataklık idi. Bu taburda dahi Rakofçi kral karâr edemeyüp andan (---) sâ‘at menzile gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7a ·
metinde göster ·
… iddet-i şitâ bir mertebede şitâb etdi kim bârân [u] berfin kesretinden ve çamur
ve bataklığın
vefretinden dest [ü] pâların zerre mikdârı harekete imkân olmadığından ve asker …
Aslı oldur kim gerçi Ali serdâr-ı mu‘azzam idi, ammâ kendüye cebehâne ve bârhâne ve mühimmât [u] levâzımât verilmeyüp kal‘ayı döğmeğe me’mûr değil idi, ammâ mübâşeret olunsa bi-emri Hayy-ı Kadîr yine fethi emr-i sehel idi, lâkin rûz-ı Kâsım karîb olup şiddet-i şitâ bir mertebede şitâb etdi kim bârân [u] berfin kesretinden ve çamur ve bataklığın vefretinden dest [ü] pâların zerre mikdârı harekete imkân olmadığından ve asker haymesinden taşra çıkmadıklarından kal‘ayı muhâsaradan ferâğat edüp fetihden me’yûs oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 27b ·
metinde göster ·
… Bu şehirde aslâ taş binâ yokdur ve taş kaldırım aslâ yokdur, zîrâ alçak ve sulu
ve bataklı
yerlerdir. Eğer kârgîr binâlar var ise cümle horasânî tula binâlardır, ammâ her …
Bu şehir evlerinin dükelisi dörd yüz aded serâpâ tahta örtülü ve tahta havlılı ve tahta binâlı ve tahta döşeme kaldı[rı]mlı pâk ü pâkîze evlerdir. Bu şehirde aslâ taş binâ yokdur ve taş kaldırım aslâ yokdur, zîrâ alçak ve sulu ve bataklı yerlerdir. Eğer kârgîr binâlar var ise cümle horasânî tula binâlardır, ammâ her hânedânda sehel bâğçecikler mukarrerdir, zîrâ vâsi‘ büyût-ı mükelleflerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62b ·
metinde göster ·
ve çatak ve şatak sazlı ve çamurlu cumbul ve oynak sulu yerlerde hadd ü hasrın …
Bu kantara-i tavîl nehr-i Dırava'dan azmak ve batak ve çatak ve şatak sazlı ve çamurlu cumbul ve oynak sulu yerlerde hadd ü hasrın Cenâb-ı Bârî bilür. Evc-i semâya ser çekmiş şecere-i meşe direkleri üzre metîn cisr-i azîmdir kim her meşe ağacı kazıkların ikişer âdem kucaklar kalın kazıklardır kim kirpi tüğü gibi 64b çamur içine kakılmış kazıklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64a–64b ·
metinde göster ·
içinde ağaçdan kal‘alardır, lâkin her biri sedd-i İskender'dir, zîrâ bu diyâr k …
Ve ekseriyyâ kal‘aları Kanije gibi sazlık ve bataklık içinde ağaçdan kal‘alardır, lâkin her biri sedd-i İskender'dir, zîrâ bu diyâr küffârları İsfaç kralından pek havf 129a etdiklerinden kal‘aların metîn ü müstahkem ederler. Ammâ ekseriyyâ topları dişbudak ağacından ve karaağaçdan ve sarma ağacından fıçı gibi yapılmış toplardır kim cümle toplar beşer onar yerde demir çemberlidir. Her topları onar âdem kaldırır ve on topu bir arabaya koyup istediği yere götürüp anda demir çemberlerin geçirüp ağaçdan topları atmağa başlar. Ammâ her top on beşer ve yigirmişer kerre ancak atılır, ba‘zısı üç dörd kerreden ziyâde atılmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128b–129a ·
metinde göster ·
… alankasıdır, zîrâ iç kal‘anın cânib-i garbîsinin iki tarafında iki yerde sazlık
ve bataklık
buheyredir ve her tarafı gâyet derin fecc-i amîkden nişân verir bir azîm göldür …
Ve bu varoşun hepsi üç aded dervezesi var, biri cânib-i kıbleye Ösek kapusu ve biri taraf-ı şimâle Peçoy kapusu ve semt-i garba Seğitvar kapusu var ve bu mezkûr kapuların mâbeynleri yekûnısı iki bin beş yüz adım ihâta eder bir varoş-ı mu‘azzamdır kim tâ aşağı kal‘ayı ihâta etmişdir, ammâ yukaru iç kal‘ayı ihâta etmemiş varoş palankasıdır, zîrâ iç kal‘anın cânib-i garbîsinin iki tarafında iki yerde sazlık ve bataklık buheyredir ve her tarafı gâyet derin fecc-i amîkden nişân verir bir azîm göldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 172a ·
metinde göster ·
… bin top güllesi ve niçe bin kazan kumbarası atup bu şehri topraklığı harâb edüp
ve bataklığı
hayli doldurup bu varoşu almak sadedinde iken Köpürlüzâde Vezîria‘zam Fâzıl Ahm …
Ve bu Kanije Sührâb Mehemmed Paşa asrında ıhrâk oldukda bu ölesi Topraklık varoşu yanmayup halâs olup hâlâ kat-ender-kat ma‘mûr kal‘adır, ammâ bu sene 1074 târîhinde yedi kral bu kal‘a üzre gelüp kâmil kırk gün kırk gece bu kal‘ayı döğüp niçe kerre yüz bin top güllesi ve niçe bin kazan kumbarası atup bu şehri topraklığı harâb edüp ve bataklığı hayli doldurup bu varoşu almak sadedinde iken Köpürlüzâde Vezîria‘zam Fâzıl Ahmed Paşa Hızır gibi yetişüp Kanije kal‘asını dest-i küffârdan halâs edüp henüz bu Topraklık kal‘asın Sadrıa‘zam himmetiyle eyle ma‘mûr etdiler kim evvelkiden bin kat ziyâde metîn etdi, zîrâ Kanije kal‘asının ölümü bu varoşdan olacağın bilüp cümle dîvârı kazıkların yenileyüp dîvârının enniliği otuzar ayak rıhtım dîvâr oldu, ammâ iç Kanije kal‘ası dîvârından alçak ve metîn oldu, zîrâ hîn-i muhâsarada bu varoşun dîvârını küffâr döğerken iç kal‘a Kanije'den dahi bu kal‘ayı döğen küffârı döğmek içün bu varoşun dîvârın yigirmi arşın kaddi kadar alçak etdiler, ammâ hakkâ ki eyi hüsn-i tedbîr etdiler. Eğer bu varoşun dîvârları iç kal‘a dîvârı gibi yüksek olsa iç kal‘anın toplarının bu varoşa menfa‘ati olmazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182a ·
metinde göster ·
… kârgîr ve taşra varoşu metîn kal‘a-i palanka olup cânib-i erba‘ası sâfî sazlık
ve bataklık
bir kal‘a-i mu‘azzam, Sadrıa‘zam Yenikal‘a'yı döğerken Budin askeri bu kal‘ayı …
Süleymân Hân asrında feth olmuşken hâlâ Nemse çâsârı hükmünde kralların hâssıdır. Kal‘ası bir mürtefi‘ yerde iç hisârı kârgîr ve taşra varoşu metîn kal‘a-i palanka olup cânib-i erba‘ası sâfî sazlık ve bataklık bir kal‘a-i mu‘azzam, Sadrıa‘zam Yenikal‘a'yı döğerken Budin askeri bu kal‘ayı hâh nâ-hâh alup mâl-ı ganâ’imin gâret edüp cemî‘i cebehâne ve top ve tüfenglerin Kanije'ye gönderüp bu kal‘ayı âteşe [urup] yere berâber olup ancak iç hisârı ve bir iki kârgîr kenîseleri kalmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7a ·
metinde göster ·
… ânib-i şark-ı şimâle meyyâl çengelistân ve dağıstân ve mahûf u muhâtara yolları
ve bataklı
gölleri 8 sâ‘atde ubûr edüp, 9b
Evvelâ Kanije'de cümle ahbâb ile vedâ‘laşup Haseki Ağa'ya bin kadar yiğit refîk verüp ve bin aded güzîde asker bizim dahi olup Kanije'den cânib-i şark-ı şimâle meyyâl çengelistân ve dağıstân ve mahûf u muhâtara yolları ve bataklı gölleri 8 sâ‘atde ubûr edüp, 9b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 9a–9b ·
metinde göster ·
… amân hemân Kanije kal‘asının oğludur. Hemân Kanije gibi bir fecc-i amîk sazlık
ve bataklık
içinde kurbağı gibi dörd ayaklı batmış durur, ammâ batağının suyu nehr-i Kış iç …
Hâsıl-ı kelâm bu kal‘a-i sedd-i amân hemân Kanije kal‘asının oğludur. Hemân Kanije gibi bir fecc-i amîk sazlık ve bataklık içinde kurbağı gibi dörd ayaklı batmış durur, ammâ batağının suyu nehr-i Kış içindedir ve handakı içinden cereyân eder cunbul bir deryâdır, ammâ Kanije gibi büyük kal‘a değildir, hemân Kanije'ye benzer küçük kal‘adır ve eylece şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 10b ·
metinde göster ·
Eşkâl-i kal‘ası: Nehr-i Şarviz kenârında bir göllü
ve bataklı
ve çataklı buhayre içinde şekl-i murabba‘dan tûlânî Şeddâdî binâ bir kal‘a-i zî …
Eşkâl-i kal‘ası: Nehr-i Şarviz kenârında bir göllü ve bataklı ve çataklı buhayre içinde şekl-i murabba‘dan tûlânî Şeddâdî binâ bir kal‘a-i zîbâdır. Taşra varoşu sa‘b palankadır ve cirmi dâ’iren-mâdâr bin dörd yüz adım iç kal‘adır. Cânib-i (---) bir demir kapusu var, handakı üzre asma cisri var. Cümle bir mahalle ve cümle üç yüz kadar tahta örtülü dar evlerdir, ammâ beğ sarâyı ve dizdâr sarâyı gâyet mükellef hânedânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 12a ·
metinde göster ·
… an nümâyân bir küçük palankacıkdır kim geçit başında şekl-i murabba‘ bir kapulu
ve batak
içinde metîn kal‘acıkdır. İçinde yüz aded tahta örtülü hâneleri ve bir câmi‘i v …
Sene 950 târîhinde Süleymân Hân Gâzî fethidir. Bânîsi Began ban olmağile ve ol kral-ı dâllin taht-ı menhûsu olduğundan anın ismiyle müsemmâ Began kal‘ası derler, ammâ zamân-ı kadîmde palanka-i azîm imiş. Süleymân Hân feth etdikde bu kal‘a-i kebîrin lüzûmu olmamak ile harâb edüp hâlâ Ustolni-Belgrad'dan nümâyân bir küçük palankacıkdır kim geçit başında şekl-i murabba‘ bir kapulu ve batak içinde metîn kal‘acıkdır. İçinde yüz aded tahta örtülü hâneleri ve bir câmi‘i ve anbârı ve mükemmel cebehânesi ve mehterhâne kullesi önünde handak üzre asma cisri ve on dükkânı ve dizdârı ve yüz seksen aded merdüm-hisârları var, ammâ gâyet şehbâz yiğitlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 12a ·
metinde göster ·
… nın vasatında bir mahsûldâr fezâda nehr-i Şarviz kenârında bir sazlı ve kamışlı
ve batak
ve çatak içinde kıbleden cânib-i garba tûlânî vâki‘ olup gûyâ surâhî su kabağı …
Evvelâ kal‘ası bir sahrâ-yı hâmûnun tâ ortasında etrâfı birer merhale ba‘îde orman ve dırahtistânın vasatında bir mahsûldâr fezâda nehr-i Şarviz kenârında bir sazlı ve kamışlı ve batak ve çatak içinde kıbleden cânib-i garba tûlânî vâki‘ olup gûyâ surâhî su kabağı şeklinde mevzûn bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn ve rabât-ı Şeddâdî 14a binâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 13b–14a ·
metinde göster ·
… irkaç yerde cüsûrlar inşâ edüp yollarda balkan ve ormanları kırup çukur yerleri
ve batak
ve çatak yolları hâr-ı hâşâk ile doldurup yollar tathîr olduğundan asâkir-i İsl …
Ba‘dehu kal‘ayı âteşe urup asker-i İslâm gitdiler. Bu mahalden dahi kalkup ileri menzil yolları üzre İsmâ‘îl Paşa birkaç yerde cüsûrlar inşâ edüp yollarda balkan ve ormanları kırup çukur yerleri ve batak ve çatak yolları hâr-ı hâşâk ile doldurup yollar tathîr olduğundan asâkir-i İslâm hayr du‘â ederek cümle balyemez toplar ile ubûr olunup ba‘de'z-zuhur yine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17b ·
metinde göster ·
ta‘abından bir sâ‘at yeri beş sâ‘atde gücile ubûr edüp menzile gelirdik.
Hulâsa-i kelâm kâmil on yedi konak nehr-i Raba sâhilinde konup göçmüşler. Biz dahi beş konağı bile konup göçüp niçe âlâm-ı şedâ’idler çekdik de kalkdığımız konakların âteşleri konduğumuz menâzillerden görünürdü. Tâ şu mertebe çamur ve batak ta‘abından bir sâ‘at yeri beş sâ‘atde gücile ubûr edüp menzile gelirdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17b ·
metinde göster ·
çekmek olur mu ve kâfire ‘Türk gerüye döndü’ dedirmek olur mu, nâmûs-ı Muhammed …
"Gerüye dönmek ve yağmur ve bataklık çekmek olur mu ve kâfire ‘Türk gerüye döndü’ dedirmek olur mu, nâmûs-ı Muhammedî değil mi?" dediler. Bizim asker eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 23a ·
metinde göster ·
… nârında amelleriyle karâr etdiler, ammâ yine dağlarda ve bellerde ve ormanlarda
ve bataklı
çamurlu gün görmez yollarda sekiz sâ‘atde,
Evvelâ mâh-ı (---) gününde nehr-i Raba kenârında nefîr-i rıhletler çalınup cânib-i şimâle Ustolni-Belgrad cânibine müteveccih olundu, ammâ küffâr-ı dûzah-karâr nehr-i Raba kenârında amelleriyle karâr etdiler, ammâ yine dağlarda ve bellerde ve ormanlarda ve bataklı çamurlu gün görmez yollarda sekiz sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 23b ·
metinde göster ·
ve çatak ve top-keşân Çıtak derdinden Tatar ordusuna varamayup sipâh ordusunda …
Bu menzilde hakîr yolların izdihâmından ve batak ve çatak ve top-keşân Çıtak derdinden Tatar ordusuna varamayup sipâh ordusunda velî-ni‘metimiz olan Kazancızâde Süleymân Ağa haymesi yanında haymemi kurup meks etdim ve azîm âteşler yakup cümle esbâblarımız kurudup ıssı ta‘âmlar yeyüp râhat-ı cân bulduk ve Kazancızâde ile cân sohbetleri etdik. Esnâ-yı kelâmda hakîr eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 23b ·
metinde göster ·
ve çataklı mel‘ûn kâfirlerin cümle pusu yerleridir kim cümle Macaristân'da kal‘ …
Nehr-i Rakoş kenârında üç yüz hâneli ve üç kenîseli Budin'in Macar re‘âyâsı köyüdür ve nehr-i Rakoş yıldız cânibinde Orta Macaristân'ın Filek kal‘ası dağlarından gelüp bu mahalden ubûr edüp Vaç kal‘ası ile Peşte kal‘ası arasında nehr-i Tuna'ya böyle mahlût, andan yine şark tarafına meyyâl gidüp karye-i Tarçay, andan karye-i Kırıştoş, ya‘nî Allâh köyü, andan karye-i Çapa, andan karye-i Piyeçel, bu Macar köylerin ubûr edüp andan ne‘ûzü billâh Değirmenderesi nâm bir benâm boğaz boğaz(?) sazlı ve bataklı ve çataklı mel‘ûn kâfirlerin cümle pusu yerleridir kim cümle Macaristân'da kal‘a-i Seçan ve Germat ve Hollok ve Buyak ve Filek ve Külvare ve Semendire küffârları cümle bu Değirmenlik deresi nâm mahal memerr-i nâs olmak ile cümle ibâdullâhları küffâr bu mahalde basup esîr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 34a ·
metinde göster ·
… e pusu yerlerin geçüp nehr-i Papa nehr-i Tuna'ya mahlût olduğu yerde bir sazlık
ve bataklık
kenârında bir çemenzâr fezâda,
Bu mezkûr kurâları 5 sâ‘atde geçüp ve Tuna nehri kenârınca sık ormanlığı ve niçe pusu yerlerin geçüp nehr-i Papa nehr-i Tuna'ya mahlût olduğu yerde bir sazlık ve bataklık kenârında bir çemenzâr fezâda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 43a ·
metinde göster ·
… asın feth etdi ve içindeki kâfirler bir gece firâr edüp Tata altındaki sazlıkda
ve bataklıkda
gark olup niçe bini esîr-i bend-i zencîr oldu ve kimisi kal‘a-i Komaran'larına …
Ba‘dehu sene 1006 Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis vezîri Saturcı Mehemmed Paşa serdâr-ı mu‘azzam olup ibtidâ Tata kal‘asın feth etdi ve içindeki kâfirler bir gece firâr edüp Tata altındaki sazlıkda ve bataklıkda gark olup niçe bini esîr-i bend-i zencîr oldu ve kimisi kal‘a-i Komaran'larına firâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 43b ·
metinde göster ·
Ve bu kapudan taşra varoş-ı kebîr dahi bir kat dolma palanka-i kebîr içinde üç yüz aded tahtânî ve fevkânî vâsi‘ tahta şindire örtülü ma‘mûr u müzeyyen evlerdir. Bir mescidi ve bir tekyesi ve bir medrese ve bir mektebi ve bir hânı ve bir hammâmı ve yüz elli aded dükkânı var ve iskele olmak ile ahâlîsi gâyet ankâlar ve gâyet garîb-dost âdemlerdir. Bu varoşun serâpâ cümle tarîk-i âmları tahta döşelidir, zîrâ zemîni yağmurdan 79a oynak ve batak ve çatak olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 78b–79a ·
metinde göster ·
… ird cirmi üç bin altmış hatvedir. Bunun dahi cânib-i etrâfı iç kal‘anın sazlığı
ve bataklığı
gölüdür. Ancak bir tarafında yolu vardır. Ancak iki aded kapusu var; biri kıble …
Cümle dolma çit palanka dîvârdır, ammâ gâyet metîn ü kavî binâ olunmuşdur. Lâkin mürûr-ı eyyâm ile câ-be-câ yerleri rahnedâr olmuş iç eldir deyü hâkimler amâr etmemişler. Bu varoşun gird-â-gird cirmi üç bin altmış hatvedir. Bunun dahi cânib-i etrâfı iç kal‘anın sazlığı ve bataklığı gölüdür. Ancak bir tarafında yolu vardır. Ancak iki aded kapusu var; biri kıble cânibine taşra varoşa açılır. Ve bir kapusu yıldız cânibinde bâğ u bâğçelere açılır. Ve bu varoşda cümle iki yüz aded fevkânî ve tahtânî tahta havlılı vâsi‘ kiremit örtülü hâne-i zîbâlardır kim ekseriyyâ kerpiç ve taş dîvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 79b ·
metinde göster ·
… Varat kal‘asının şimâli ve garbîsi tarafında altı sâ‘at ba‘îd dağlar ve bâğlar
ve bataklı
yerler içinde bir havâleli zemînde şekl-i muhammes bir kârgîr binâdır, ammâ bir …
Eşkâl-i kal‘ası: Varat kal‘asının şimâli ve garbîsi tarafında altı sâ‘at ba‘îd dağlar ve bâğlar ve bataklı yerler içinde bir havâleli zemînde şekl-i muhammes bir kârgîr binâdır, ammâ bir küçük kal‘acıkdır. Lâkin gâyet sarpdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 88a ·
metinde göster ·
… rre yüz bin hayvânâtları cümle cisrden ubûr edüp (---) sâ‘at kamışlık ve sazlık
ve bataklık
içinde Turla kenârıyla gidüp,
Menzil-i kal‘a-i Yanık: Mâ-tekaddem sene (---) târîhinde mevsûfdur. Bir Yanık kal‘ası dahi Nemse çâsârı elinde nehr-i Tuna kenârında vardır, ammâ bu Yanık nehr-i Turla kenârında dest-i Âl-i Osmân'dadır. Bu kal‘a-i Yanık'ın önünde nehr-i Turla'dan bir ark akar. Anın ağaç cisrinden cümle Tatar-ı adû-şikâr ve cümle nehb ü gâret olunan kavm-i Noğay'ın ehl [ü] ıyâlleri ve niçe kerre yüz bin hayvânâtları cümle cisrden ubûr edüp (---) sâ‘at kamışlık ve sazlık ve bataklık içinde Turla kenârıyla gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 106a ·
metinde göster ·
içre atlarıyla göle girüp cezîreye kadem basdıklarında ân-ı vâhidde üç bin küff …
Meğer mukaddemâ Or'dan beş başa gidüp "Kazak Or'a geliyor" dedikleri küffâr bunlar imiş. Hemân hân-ı âlîşân fermân edüp cümle tüfeng-endâz atlarından piyâde olup cezîre gölü kenârında küffâr ile çet-a-çat tüfengleşirken hemân gerüden kırk elli bin Tatar "Allâh Allâh" deyüp sazlık ve bataklık içre atlarıyla göle girüp cezîreye kadem basdıklarında ân-ı vâhidde üç bin küffâra amân u zamân vermeyüp dahi tu‘ma-i şemşîr olmadan(?) cümlesin kayd [u] bend-i der-çenber edüp bunları iki bin asker Kırım'a götürü[p] yine gelmek üzre Kırım'a revâne oldular. Hamd-i Hudâ altı âdem câm-ı şehâdetden nûş edüp ve yigirmi at ölmüş şehîdlerini de atlarıyla sal çatup vücûdların Kırım'a götürdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 110a ·
metinde göster ·
… tekrâr yine nehr-i Özü'yü beri Kardaş Kazak cânibine ubûr edüp 5 sâ‘atde ağaçlı
ve bataklı
ve kamışlı yerler geçüp,
Bu dahi Potnik'e tâbi‘ olup Durujunka hâkinde metîn kal‘a olduğu yetmiş yedi senesinde mastûrdur. Bu kal‘aya dahi Tatar nazar etmeyüp elin vilâyetin berbâd edüp tekrâr yine nehr-i Özü'yü beri Kardaş Kazak cânibine ubûr edüp 5 sâ‘atde ağaçlı ve bataklı ve kamışlı yerler geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 111b ·
metinde göster ·
olmak [ile] ba‘zı nevâhîlerine on gün on gece bir yerde durmayup etrâf [u] eknâ …
Kâh Leh kralına ve kâhîce Maskov kralına tâbi‘ olur bir alay küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karârlardır, ammâ hâk-i nâ-pâkleri gâyet sazlık ve (sazlık ve) bataklık olmak [ile] ba‘zı nevâhîlerine on gün on gece bir yerde durmayup etrâf [u] eknâflarına çapullar civerüp, bu ülkeyi harâb berbâd edüp gücile yigirmi yedi bin esîr-i nevâdir şikâr alınup cümlesin evli evlerinde gâfil bulduk, zîr[â] şid[det-i] şitâ güz eyyâmları olmak ile cümle küffâr ehl [ü] iyâlleriyle evlerinde âteş kenârında (...) zevk u safâ ederlerken esîr-i bend-i zencîr oldular. Ammâ bu vilâyetin karşu tarafı Berabaş hâkidir. Mukaddemâ harâb etmişdik. Andan cânib-i garba bir gün çapup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 111b ·
metinde göster ·
… iş yedi kerre gazâm vardır, bu kal‘ayı görmemişdim. Bir düz vâsi‘ fezâda sazlık
ve bataklık
içinde handak-ı azîmli kal‘a-i Sedd-i İskender'dir. İç kal‘ası bir mürtefi‘ top …
Krakov hâkimi hükmünde İhmilniç hatman kapudandır. Yedi sene bu Leh diyârıyla Krakov vilâyetinden çıkmayup yetmiş yedi kerre gazâm vardır, bu kal‘ayı görmemişdim. Bir düz vâsi‘ fezâda sazlık ve bataklık içinde handak-ı azîmli kal‘a-i Sedd-i İskender'dir. İç kal‘ası bir mürtefi‘ topraklı amelî yığma bayır üzre tula binâdır. Asker-i İslâ[m] cengine hayli toplar atdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 116a ·
metinde göster ·
… hakîr görmedim. Gerçi derin göl değildi ammâ hem şiddet-i şitâ ve dipi ve boran
ve batak
ve çataklı göl idi. Bundan bî-tâb u bî-mecâl çıkup yine cânib-i kıbleye 6 sâ‘at …
Bir sazlı ve kamışlı su içinde kâmil bir sâ‘at azâb-ı elîm çekerek yüz bin renc-i anâ ile düşe kalka bu acı göl suyun ubûr ederek bu su ne buz dutmuş ve ne dürüst su idi. Cümle atların ve Kalmık'dan ganîmet olan hayvânâtların kolları ve göğüslerini buz pâreleri pâre pâre edüp ikinci sâ‘atde bu gölden karşu tarafa ubûr edüp cân halâs etdik, ammâ çok hayvânât bu gölde kaldı. Ve iki âdem at altında kalup gark oldu dediler ammâ hakîr görmedim. Gerçi derin göl değildi ammâ hem şiddet-i şitâ ve dipi ve boran ve batak ve çataklı göl idi. Bundan bî-tâb u bî-mecâl çıkup yine cânib-i kıbleye 6 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189b ·
metinde göster ·
… on zirâ‘ amîk yerleri vardır. Lâkin suyu hâssasızdır, zîrâ niçe yerleri sazlık
ve bataklık
ve dahi mezmûm kamışlık olduğundan suyu dahi mezmûmdur. Sâhib-i tab‘ olanlar ço …
Der-kabh-i buhayre-i Lankada: Bu âb-ı hayât olmayan gölcüğün cânib-i şarkîsi şehr-i Siroz'dur ve taraf-ı garbîsi Sidirkapsi'dir, bu iki şehrin ortasında bir vâsi‘(î) göldür kim dâ’iren-mâdâr cirmi yedi mîldir. Câ-be-câ yerleri sığdır. Lâkin derin olan yerleri altı zirâ‘ ve on zirâ‘ amîk yerleri vardır. Lâkin suyu hâssasızdır, zîrâ niçe yerleri sazlık ve bataklık ve dahi mezmûm kamışlık olduğundan suyu dahi mezmûmdur. Sâhib-i tab‘ olanlar çokluk nûş etmezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 213a ·
metinde göster ·
… Ve dâ’iren-mâdâr taşra handağı ellişer adım enli olup içi leb-ber-leb deryâdır
ve bataklıkdır
. Ve kapuların önlerinde cisirleri makaralı kantaralar olup her gece cisirleri k …
Ve cümle iki aded kapuları bu dervezelerin mâbeynleri sâfî cebehâne-i gûnâ-gûnlar memlûdur. Ve şeb [ü] rûz nigâhbânları ve dîdebânları mevcûdlardır. Bir kapusu şarka ve bir bâbı taraf-ı garba nâzırdır. Ve dâ’iren-mâdâr taşra handağı ellişer adım enli olup içi leb-ber-leb deryâdır ve bataklıkdır. Ve kapuların önlerinde cisirleri makaralı kantaralar olup her gece cisirleri kaldırup kal‘a kapularına zencîrler ile bağlayup kapuya siper ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 361b ·
metinde göster ·