… vücûd eder. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbeleri meşhûrdur.
Ve bay
u gedâya ni‘metleri mebzûldür. Ve cümle yâr anda âlüfte dervîşân-meşreb halkı v …
İşte Galata şehrinin bu gûne esnâfâtları vardır. Bu keyfiyetlere mübtelâ olup müflis mendebûr olanları Yağkapanıkapusunun iç yüzündeki zindâna koyup ıslâh-ı vücûd eder. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbeleri meşhûrdur. Ve bay u gedâya ni‘metleri mebzûldür. Ve cümle yâr anda âlüfte dervîşân-meşreb halkı vardır. Vakt-i şitâda oda sohbetleri memdûhdur. Ve a‘yân [u] kibâr re’îsleri seferden gelüp filika ve firkateleri ile cümle yârânların alup Boğazhisâr'da bâğ fasıllarına gidüp cân sohbeti etmeleri meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130a ·
metinde göster ·
… ve Irâk ve Fars'a dahi mâlik oldular. Cümle dokuz neferdir. Bunlara beğ derler
ve bay
ve şâh dahi derler. Sultân Uzun Hasan Şâh Bayındırî bunlardandır. Âl-i Osmân'a …
Ziyâretgâh-ı Akçakoyunlu: Bunlar dahi kavm-i Tatar iken Hişâm b. Abdülmelik mektûbuyla İslâm kabûl edüp âhir İslâm kabûl etmeyen Hulâgû Tatarı derdinden Mâverâü'n-nehir'de diyâr-ı Mâhân'ı taşlayup ecdâd-ı Âl-i Osmân ile ve Âl-i Dânişmendiyye ve Âl-i Çobaniyân ile diyâr-ı Âzerbaycân'da vatan idinüp şehr-i Ahlat'a ve Erzurûm'a ve Diyârbekir ve Irâk ve Fars'a dahi mâlik oldular. Cümle dokuz neferdir. Bunlara beğ derler ve bay ve şâh dahi derler. Sultân Uzun Hasan Şâh Bayındırî bunlardandır. Âl-i Osmân'a dahi bunlar karîb-i akrabâdırlar. Bu bâlâda tahrîr olunan selâtînlerin cümlesi ve Âl-i Osmân dahi cümle Tatardırlar. Anınçün Tatar hânlar Âl-i Osmân akrabâlardır. Cenâb-ı Bârî bu rûy-ı arzı ibtidâ Tatar ile imâr eylemişdir. Hatta be-kavl-i Tuhfe "Bizzât Hazret-i Âdem Tatar-sıfât idi", deyü tahrîr etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241b ·
metinde göster ·
… da cisri memdûh olan Kirezlik Gölü nâm bir buhayrecikdir. şehrin cümle fukarâsı
ve bay
[u] gedâları bu gölde her bâr câmeşûyluk edüp esbâb yıkarlar, ammâ bi-emrillâhi …
İbret-nümâ-yı sun‘-ı diğer: Bâlâda cisri memdûh olan Kirezlik Gölü nâm bir buhayrecikdir. şehrin cümle fukarâsı ve bay [u] gedâları bu gölde her bâr câmeşûyluk edüp esbâb yıkarlar, ammâ bi-emrillâhi Te‘âlâ yaykadıkları esbâb-ı köhne eğer zamân ile la‘lgûn ve sebiz-gûn ve nîlgûn ve esved levn ve beyâz levn ise hemân kim bu buhayrede bir esbâb yaykana, bi-emrillâh eğer beyâz ise ve eğer kırmızı ve siyâh ise ol mertebe her rengi tâzelenir kim gûyâ henüz sabbağ boyacı destinden çıkmışa döner. Ekseriyyâ hindîler bu buhayrede fenâ bulup lekelenmiş esbâbları gasl edüp ter u tâze olur. Cümle halk bu esrâra vâkıfdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 23a ·
metinde göster ·
… neleri çalınup sabâh ve ahşam yigirmi Akkirmân kazganı ta‘âm tabh olup hâs u âm
ve bay
u gedâya ni‘met-i bî-imtinânı mebzûl idi.
Ve her tarafda herkes lu‘b u lehv ve ayş [u] işretde olup Paşa'nın evkât-ı hamsede dokuzar kat mehterhâneleri çalınup sabâh ve ahşam yigirmi Akkirmân kazganı ta‘âm tabh olup hâs u âm ve bay u gedâya ni‘met-i bî-imtinânı mebzûl idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 53b ·
metinde göster ·
Der-vasf-ı reng-i rûy-ı eşkâl-i insân: Âb [u] havâsı gâyet latîf olduğundan ve yazı yaz ve kışı kış olduğundan cemî‘i halkının reng-i rûları humret üzredir, zîrâ bu şehrin cânib-i erba‘ası yaylalardır ve âb-ı hayât suları firâvândır. Anıniçün ahâlîleri zinde cân-ı cânândır. Hattâ niçe bin ricâl makûlesi kemâl mertebe müsinn ve mu‘ammer ve Zâl-ı zamân olup kuvveti gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömr-i müsemmâsı yüz yetmişe yetmiş, gitmiş ve cimâ‘ [u] musâhebetden kalmış olurlar, ammâ cümle ünâsı pâk-i‘tikad ve mü’min ve muvahhid ve sâhib-i vera‘ ve gıll ü gışdan berî kimesnelerdir kim cümle sağîr ü kebîri ve bay u gedâları gâyet musallîdirler. Hattâ çârsû-yı bâzârda akçe sayarken ezân işitdikleri gibi "Lebbeyk Allâhüm" deyüp akçeyi meydânda bırağup dükkânların kapamadan gürûh gürûh câmi‘e giderler. Edâ-yı salâtdan sonra yine ticâret ederler, zîrâ cemî‘i halkı "el-kâsibu habîbullâh" deyü ticâret ederler ve aslâ batıyyü'l-hareke olup tembelân-ı Horasan olan ma‘rifetsiz âdemi sevmezler. Elbette bir ma‘rifet ile kifâflanan âdeme ri‘âyet edüp ehl-i kelâm ve ehl-i kemâl âdemlere zekât dahi verirler ve hacıyân, gâzîyân, tüccârânı gâyet çokdur. Cümle halkı Boşnakca ve Türkçe ve Sırf ve Latin ve Hırvad ve Bulgarca tekellüm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 130a ·
metinde göster ·
Ve cümle yüz elli aded hânedân hammâmları vardır deyü nakl etdiler
ve bay
u gedâ hânelerinde cümle eyyâm-ı şitâda sobaları vardır, zîrâ şiddet-i şitâsı ş …
Ve cümle yüz elli aded hânedân hammâmları vardır deyü nakl etdiler ve bay u gedâ hânelerinde cümle eyyâm-ı şitâda sobaları vardır, zîrâ şiddet-i şitâsı şedîd olur, ammâ eyyâm-ı medîd olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 55b ·
metinde göster ·
… re ni‘met ve ihsânın mebzûl olsun. Ve kal‘a-i Budin'imde sâkin olanlar mu‘ammer
ve bay
olsun" deyü kâmil bir sâ‘at-i nücûmî Süleymân Hân hayr du‘â ve nasîhatler edüp …
"Bu kal‘ayı Allâh'a emânet etdim. Ve Süleymân Paşa hakîr Süleymân'a seni Budin'e nâzıru'n-nuzzâr vekîl etdim. Basîret üzre olup re‘âyâ-perver olup herkes ile hüsn-i ülfet edüp cümle gâzîlere ni‘met ve ihsânın mebzûl olsun. Ve kal‘a-i Budin'imde sâkin olanlar mu‘ammer ve bay olsun" deyü kâmil bir sâ‘at-i nücûmî Süleymân Hân hayr du‘â ve nasîhatler edüp yarlığ-ı belîğ-i şâhîyi ve tuğrâ-yı garrâyı Süleymân Paşa'nın eline verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 78a ·
metinde göster ·
Evvelâ âb [u] hevâsı Temmûz'da latîfdir, ammâ şiddet-i şitâsı şedîd olup gölü donup buz oldukda kâfirden ol zamân pek havf ederler, zîrâ küffâr şebhûn edüp buz üzre gelirler, bi-inâyetillâhi Ta‘âlâ yine hâ’ib ü hâsir giderler, zîrâ bu kal‘a Hazret-i Ali'nin himâyesinde olduğun niçe bin sulehâ-yı ümmetden kimesneler vâkı‘alarında görmüşlerdir. Ve ol şitâda cemî‘i Kanije'nin sağîr ü kebîri ve bay u gedâsı kal‘a etrâfındaki buzları kable'l-mağrib kesüp kal‘ayı ziyâdesiyle muhâfaza ederler. Gâyet şecî‘ ve bahâdır gâzîleri vardır. Her sabâh elbette kâfire çeteye ve poturaya giderler ve kâfir de her zamân anlara gelüp ceng-i azîmler edüp baş alup baş verir ve bir baş kâfire varır gâzîleri vardır, ammâ ekserî yayanlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182b ·
metinde göster ·
… irzalar ve atalıklar ve'l-hâsıl Bâğçesarây'ın cemî‘i a‘yân-ı kibâr-ı kübbârları
ve bay
[u] gedâları bunda medfûnlardır, zîrâ tâ Hazret-i Risâlet-penâh asrından berü b …
Andan bu kıbâbların hârici etrâfında cemî‘i kalgalar ve nûru'd-dehrler ve sultânlar ve biyim ve bükeçler ve Kazak sultânlar ve cümle vüzerâ ve mirzalar ve atalıklar ve'l-hâsıl Bâğçesarây'ın cemî‘i a‘yân-ı kibâr-ı kübbârları ve bay [u] gedâları bunda medfûnlardır, zîrâ tâ Hazret-i Risâlet-penâh asrından berü bu mahal cebbâne-i hâmûşândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 130b ·
metinde göster ·
Menzil-i şehr-i Akmescid, andan Eski Kırım, andan menzil-i Güleç salası, ya‘nî Güleç köyü: Kefe kal‘ası kurbunda iki yüz Tatar evli ve bir kubbe-i âlîli ve taş minâreli câmi‘i ve bir hammâmı cümle kurşum imâretli câmi‘dir ve bâğ u bâğçesi var ma‘mûr köydür. Bunda Güleçli eş-Şeyh Ahmed Efendi hazretleri e‘izze-i kirâmdan mazınne-i kerâme ulu sultândır kim hâlâ kırk bin bıyıkları tırâş mürîde mâlik tarîk-i Halvetî'de pîşvâ-yı tarîk-i Âl-i Abâ'dır. Kırk bin mürîdi dahi derûn-ı Kırım'da sâkin mu‘tekid muhibleri vardır. Âsitânesinde ni‘meti âyende vü revende ve bay u gedâya şeb [ü] rûz mebzûldur. Andan cânib-i şarka 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 144b ·
metinde göster ·
u gedâya ni‘metleri mebzûldur. Hakkâ ki bâğ-ı İremden nişân verir bir hânkâh-ı …
Şeyhi (---)(---) efendi hazretleri bir âlüfte ve âşüfte sâhib-i kemâl azîz-i muhteremdir. Bu âsitânenin evkâf-ı kesîresi olmağın matbah-ı imâretinde ni‘met-i nefîsesi cemî‘i pîr ü cüvâna ve bay u gedâya ni‘metleri mebzûldur. Hakkâ ki bâğ-ı İremden nişân verir bir hânkâh-ı meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 227a ·
metinde göster ·
… ru'z-ziyâfe-i me’kel-hâne inşâ etmiş kim cemî‘i pîr u muğân ve gebr [ü] tersâya
ve bay
u gedâya subh u mesâ âye[t] sûre-i (---) üzre Arapça nassı üzre cümle âyende …
Andan bu haremin yine göle nâzır bir köşesinde koca Gâzî Arslan Paşa bir dâru'z-ziyâfe-i me’kel-hâne inşâ etmiş kim cemî‘i pîr u muğân ve gebr [ü] tersâya ve bay u gedâya subh u mesâ âye[t] sûre-i (---) üzre Arapça nassı üzre cümle âyende vü revendelere ni‘meti mebzûldür. Her Cum‘a gecesi kırk elli yere et‘ıme-i nefîse summât-ı Muhammedî çekilü[p] ba‘de't-tenâvül Arslan Paşa'ya def‘-i cû‘ edenler hayr du‘â ile Fâtiha tilâvet ederler, zîrâ evkâf-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 347b ·
metinde göster ·
"Yâ Nûreddîn! Elem çekme Mekke ve Medîne ve şâm benim himâyetimdedir. Inkırâzü'd-devrân anlara bir zarar-ı azîm isâbet etmez. Ammâ böyle ba‘zı ihtilâl vâki‘ olursa da kâr-ı dünyâ böyledir. Andan zarar yokdur. Gam yeme" buyururlar. Hemân yine Nûreddîn kalkup gece gündüz berk-i hâtif gibi giderek şâm'dan Medîne'ye yigirmi beş konak yeri atlı ayağıyla yüz sâ‘at yeri üç gün üç gecede alup Medîne-i münevereye dâhil olup bir ziyâfet-i azîm tertîb eyleyüp hâs u âm ve bay [u] gedâ gelüp sadakât [u] nezerâtları cümle ehl-i Medîne'ye ihsân edüp ta‘âm tenâvül olunmağa başlandı. Bir kaç remmâ âdemler ta‘âm yiyüp kalkup gitdiler. Ammâ vâkı‘asında Hazret-i Risâlet'in gösterdiği mel‘ûnlardan kimesne zâhir olmadı. Hemân Nûreddîn eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y284a ·
metinde göster ·
… ve mürtezikalara ve mücâvirîne bezl ederler. Ammâ bu imâretlerde hâss [u] âmma
ve bay
u gedâya mebzûldür kim aceb hayrât-ı azîmdir.
Ammâ leyle-i mübâreke P 123a ve leyle-i cum‘ada yine bu matbah-ı Keykâvus'da lahm-ı ganem ve pilâv zerde ve âşûrâ bişüp ağniyâ ve fukarâya kifâyet mikdârı bezl olunur. Bu imâretler kal‘a içinde imâretlerden meşhûrdur. Anlar huddâm ve mürtezikalara ve mücâvirîne bezl ederler. Ammâ bu imâretlerde hâss [u] âmma ve bay u gedâya mebzûldür kim aceb hayrât-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y294a ·
metinde göster ·
… patrona kalyon zâhir olup imdâd geldiler. Zîrâ cümle küffâr deryâdan emîn idi.
Ve bay
[u] gedâsı kara câniblerinde ceng ederlerdi.
Hemân ki küffâr bu gemilerin karadan deryâya geldiklerin görüp bir gayrı tedârik edelim, derken hikmet-i Kâdir [u] Kayyûm Sarâyburnu'ndan Fransa küffârından on iki pâre patrona kalyon zâhir olup imdâd geldiler. Zîrâ cümle küffâr deryâdan emîn idi. Ve bay [u] gedâsı kara câniblerinde ceng ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y28a ·
metinde göster ·
yetmiş seksen kerre aşağı şehre imdâd edüp savaş olurdu. Ve her hânedânların de …
Bu hâl üzre Tumanbay ve Kertbay ve (---) Bay yetmiş seksen kerre aşağı şehre imdâd edüp savaş olurdu. Ve her hânedânların demir kapuların sedd edüp dam [u] bâmları üzre ve şâhnişînleri ve revzenlerinden tâ’ife-i nisvânlar guzât-ı müslimîn üzre taş ve top ve ıssı su ve kül ve necâset atarlardı. Âhir-i kâr Selîm Hân Mısır havâtînlerine ulûfe ta‘yîn edüp aşağı şehir feth oldu. Hâlâ Mısır'da cevârî ulûfesi Selîm Hân'dan kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y52b ·
metinde göster ·
… lüp sâkin olmuşlardır. Ol asırdan berü matbahlarında âteşleri sönmeyüp hâs u âm
ve bay
[u] gedâya subh [u] mesâ ni‘metleri mebzûldür ve âteşleri dâ’im olduğuna iftihâ …
Ve Azîz hazretlerinin iki ferzend-i nûr-ı dîdesi var. Biri Ulucada(?) Ebü'l-mevâhib Çelebi sâhib-i kerem mahdûm-ı mükerremdir. Andan bihteri zât-ı şerîf Zeynelâbidîn Çelebi'dir, sebükrûh u garîb-dost ve dil-nüvâz u sâhib-kerem pür-ma‘rifet ehl-i dil bir necîb [ü] reşîd çelebidir. Bu azîz çelebilerin dahi hânedânları başka başka haremleri ile birer hammâmlı âsitânelerdir. Ammâ Azîz'in hânedânında iki hammâm vardır, enderûn [u] bîrûnunda mükellef hammâmlardır. Hazret-i Ebâ Bekr'in ırk-ı tâhirlerinden hasîbü'n-nesîb çelebilerdir. Ecdâd-ı izâmları Hazret-i Ömer hilâfetinde Amr ibnü'l-Âs hazretleri ile gelüp sâkin olmuşlardır. Ol asırdan berü matbahlarında âteşleri sönmeyüp hâs u âm ve bay [u] gedâya subh [u] mesâ ni‘metleri mebzûldür ve âteşleri dâ’im olduğuna iftihâr edinürler. Mısır eyâletinde niçe bin evkâfları ve belîdeleri ve feddân ve rızkaları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y132a ·
metinde göster ·
… -ı şerîf ederler kim ni‘met ile ve ihsân u in‘âm ve esvâb ile cümle Mısır halkı
ve bay
u gedâları ihtiyâcdan müstağnî ederler. Bunda dahi niçe hayme ve hargâh ordu-yı …
Mâh-ı Temmûz'da hamâsîn gününde İmâm Şâfi‘î kubbesi dibinde Şeyh Bekrî hazretlerinin ecdâdları âsitânesinde sâdâtların mevlûduna karşılık bir mevlûd-ı şerîf ederler kim ni‘met ile ve ihsân u in‘âm ve esvâb ile cümle Mısır halkı ve bay u gedâları ihtiyâcdan müstağnî ederler. Bunda dahi niçe hayme ve hargâh ordu-yı bâzâr olup câmi‘ ve minâreleri ve kâ‘aları niçe kerre yüz bin kanâdîller ile çerâğân olup rûz-ı rûşen olur. Sabâha dek ihyâ olup üç fasıl mevlûdü'n-nebî tilâvet olunur. Bu dahi bir mevlûd-ı azîmdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y224b ·
metinde göster ·
… ol kadar müzeyyen değildir. Lâkin evkâfı metîndir, imâretinde ni‘meti hâs u âma
ve bay
[u] gedâya mebzûldür.
Bu câmi‘in üç aded kapusu var. Kubbe kapusu nerdübânlarında Nîl'den âbdest alınır. Ba‘zı mahalde Nîl tuğyân edüp câmi‘e dâhil olur. Mihrâbı tarz-ı kadîm ve minberi haşeb ve ol kadar müzeyyen değildir. Lâkin evkâfı metîndir, imâretinde ni‘meti hâs u âma ve bay [u] gedâya mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y346b ·
metinde göster ·