… lmışdır ve dahi eteğinde yâ Vâhid ve yâ Ahad ve yâ Ferd ve yâ Samed yazılmışdır
ve bedeninde
yâ Vâsi‘ ve yâ Halîm ve yâ Karîb ve yâ Mücîbü's-sâ’ilîn yazılmışdır. Ve hırkanı …
"Hazret-i Âdem'e Cenâb-ı Bârî nefh-ı rûh etdikden sonra Cibrîl-i Emîn ile tâc ve hulle gönderüp civârına da‘vet edüp huzûr-ı Hakka hırka ile mestûr vardı. Ve yedi yüz yıl, bir rivâyetde âhiret günüyle yedi gün, ürd-i behiştde sâkin olup zemîne nüzûl ederken incîr yaprağı üzre şed bağlayup ba‘dehu Şîs Nebî bez dokuyup hırka edüp geymek Âdem Nebî'den kaldı. Anıniçün cümle evliyâ ve enbiyâ lokma ve hırkaya muhtâcdır. Ammâ Arabistân ve Berberistân ve Fûncistân'da lâ-yu‘ad benî âdem hırkaya muhtâc olmayup ancak lokmaya muhtâcdır, zîrâ ac u zâcdır. İmâm Ca‘fer buyurur, hırkanın eteği şerî‘atdır, tarîkatı hakîkatdır, yakasında yâ Sabûr ve yâ Şekûr ve yâ Kerîm ve yâ Rahîm yazılmışdır ve dahi eteğinde yâ Vâhid ve yâ Ahad ve yâ Ferd ve yâ Samed yazılmışdır ve bedeninde yâ Vâsi‘ ve yâ Halîm ve yâ Karîb ve yâ Mücîbü's-sâ’ilîn yazılmışdır. Ve hırkanın ma‘nâsı ârifler nişânıdır kim mahzen-i esrâr-ı Hudâ'dır."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 148a ·
metinde göster ·
… n taraf-ı garbîde Yalı kapusuna gelince bu aşağı kal‘anın üç taraf dîvârı kal‘a
ve bedenler
üzre kâmil beş bin adımdır. Ammâ İçkal‘a kayasıyla bile hisâb olunursa kâmil on …
Evvelâ cânib-i şarkda Tebrîz kapusundan taraf-ı garbîde Yalı kapusuna gelince bu aşağı kal‘anın üç taraf dîvârı kal‘a ve bedenler üzre kâmil beş bin adımdır. Ammâ İçkal‘a kayasıyla bile hisâb olunursa kâmil on bir bin hatve-i fetâdır, ya‘nî yiğit adımlamasıdır. Bî-tâb u bî-mecâl ehl-i keyf tiryâkî adımıyla on beş bin adım dahi olur ve dâ’iren-mâdâr kâmil dörd bin dendân-ı bedendir kim hîn-i muhâsarada her dendân-ı beden mazgalında ikişer âdem bekler ammâ ile'l-ân her gice yetmiş üç aded kullede beş yüz aded pür silâh âdemler fi's-sayf ve'ş-şitâ keşik bekleyüp sadâ-yı gülbâng-ı Muhammedî ile feryâd edüp nigehbânlık ederler. Ve bütün gice yigirmi dörd aded ağaları ve çavuşları şebrevânî esbâblarıyla kol dolaşup rıbât bekler, bir nöbetçi hâmûş bulsa iki yüz deynek urup paşaya arz edüp gediği âhara tevcîh olunur. Zîrâ ulûfe-i mu‘ayyeneleri ve asıl mu‘teber dirlikdir. Dörd beş bin mikdârı mahlûl bekler garîbü'd-diyâr ma‘zûlcü nâm yiğitler vardır. Anlar dahi hasbî nöbet beklerler. Bir gedik mahlûl olsa anlara verilmek şartdır. Eğer fetâ oğlu var ise pederi gediği oğluna verilir. Ma‘sûmlara gedik verilmek memnû‘dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253a ·
metinde göster ·
… loğlu ve Şirek Ermenî bâğlarının üç günlük helâl-i zülâl şırası kuvvet-i cândır
ve beden-i
insâna sâfî kandır. Ve âb-ı şülle [âbşıla] şerbeti ve reybas şerbeti ve tüffâhi …
Der-ilm-i memdûhât-ı envâ‘-ı meşrûbât: Bu Van şehrinin ibtidâ meşrûbâtının memdûhâtında Kûh-ı Verek balının şerbeti râhat-ı cândır. Hatta darçın ile üç gün dursa sehel keyf verir. Ve Sergiloğlu ve Şirek Ermenî bâğlarının üç günlük helâl-i zülâl şırası kuvvet-i cândır ve beden-i insâna sâfî kandır. Ve âb-ı şülle [âbşıla] şerbeti ve reybas şerbeti ve tüffâhiye şerbetleri bir diyârda yokdur, meğer Bitlîs'de ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 258b ·
metinde göster ·
üzre dîvârının enniliği ba‘zı yeri on zirâ‘ ba‘zı mahallinin on beş zirâ‘, arîz …
Cümle rıhtım-ı binâ-yı Şeddâdî'dir kim bu kal‘a dîvârının iç yüzü cümle dâ’iren-mâdâr kemer kemer binâ olunmuş sûr-ı pür-tâklardır. Hatta Murâd Hân-ı Râbi‘ kal‘a-kûp top güllelerin âdem kellesi kadar urdukda mezkûr kemerlerin mâbeynlerine gülleler isâbet edüp tula binâdan gülle cirmi kadar yerden güzer edüp gayrı dîvâra zarar etmezmiş, ammâ cümle seng kayalar 340b olsa darabât-ı topdan kal‘a münhedim olurdu ammâ Horasânî ile tula binâ olmağın hâlâ niçe bin âdem kellesi kadar top güllesi sîne-i pûr-kîne Bağdâd'a dâğ-ı derûn olup durur. Ve bu kal‘a dîvârının handakından tâ dendân-ı bedenlere varınca kaddi altmış arşın bâlâdır ve bedenler üzre dîvârının enniliği ba‘zı yeri on zirâ‘ ba‘zı mahallinin on beş zirâ‘, arîzdir. Ve handakından iç yüzü kenârıyla hisâr-ı piçe dîvârı gâyet metîn ve müstahkem olduğundan mâ‘adâ tüfeng-endâz mazgal delikleriyle ârâste ve niçe bin dirsekler ile pîrâste olmuş hisâriçe bir hâşit bir kat dahi sûrdur. Ammâ bu kal‘a-i Bağdâd'ın cânib-i kıblesinde Şattu'l-Arab kenârında olan dîvârı önünde aslâ ve kat‘â handakı yokdur. Cümle der-i dîvârların nehr-i Şattu'l-Arab döğüp ba‘zı zamân Şatt tuğyân etdikde kal‘a dîvârlarına rahne verüp yine ta‘mîr ü termîm ederler. Hatta Paşa sarâyının niçe kasırlarının pây-ı kârgîrleri nehr-i Şatt içre binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 340a–340b ·
metinde göster ·
… girdikde aslâ kîse ve sabuna ihtiyâc olmaz. Vücûd-ı insânı dürr-i beyz-âsâ eder
ve beden-i
insân eyle nerm ü ter olur kim gûyâ kulak şâhmesi gibi vücûd-ı benî Âdem yumuşa …
(---) hâkinde leb-i deryâdan nîm sâ‘at ba‘îd bir çemenzâr-ı sahrâ-yı sebzezârda Mihâloğlu binâsı bir kubbe-i âlî ılıcadır kim Rûm ve Arab u Acem'de ve İsfaç ve Nemse ve Çeh u Leh ve Alman diyârında böyle bir nâfi‘ germâb ılıca görmedim. Hattâ benî Âdem girdikde aslâ kîse ve sabuna ihtiyâc olmaz. Vücûd-ı insânı dürr-i beyz-âsâ eder ve beden-i insân eyle nerm ü ter olur kim gûyâ kulak şâhmesi gibi vücûd-ı benî Âdem yumuşak olup ten-dürüst olur. Hâssiyeti ol mertebededir kim cüzâm ve miskin ve Fireng uyuzu âdem kırk kerre girse bi-emr-i Hayy-i Kadîr ol âdem anadan doğma olur ve suyundan kırk sabâh aç karnına nûş edenin vücûdunda behak ve baras ve zâti'l-cenb ve hafakan marazları cümle gider ve ba‘zı müsta‘mel altunları bu su ile yıkasan sarı su altununa döner ve bir âdemin hâtemi gümüş olsa ol ân altun gibi olup bir haftada reng-i hâtem mütegayyir olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 28b ·
metinde göster ·
üzre pür-silâh hâzır olup mukaddemâ imdâda giden on bin aded güzîde asker ender …
Hemân fetihnâme okundukdan sonra kal‘a neferâtı ve çavuşları nidâ edüp cümle neferâtlar kal‘anın burc [u] bârûları ve bedenleri üzre pür-silâh hâzır olup mukaddemâ imdâda giden on bin aded güzîde asker enderûn [u] bîrûn-ı kal‘ada deryâ-misâl asker-i İslâm cümle silâhlariyle âmâde 54b olup ibtidâ yukaru büyük kal‘ada üç nöbet gülbâng-ı Muhammedî çekilüp sadâ-yı Allâh Allâh evc-i âsumâna peyveste olup ba‘de'd-du‘â ve senâ beş aded kal‘alardan tabl ve nakkâre ve nefîrlere Rehâvî makâmında üstâd-ı kâmil mehterler rehâ buldurunca hâzır-bâş olan guzât-ı müslimîn dendân-ı bedenlerden bir yaylım tüfeng atup ardı sıra şâhî ve balyemez toplar atılup zemîn ü âsumân ra‘d-vâr güm güm gümledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54a–54b ·
metinde göster ·
… e gülle-i bî-dirîğ ile kelle-i küffâr top yoluna satıldı. Ve kal‘anın derûnunda
ve bedenler
ve tabyalar üzre zâhir olan küffâr-ı ber-karârlarına yine gülleler urup dûzah-k …
Bâ-husûs kal‘anın cânib-i şimâlîsinde olan nehr-i Kiriş aşrı havâle olan püşte-i âlî üzre Yentür Hasan Paşa "Yentür, yüntür tür yelleli vay" terennümâtlarıyla her bâr kal‘anın derûnuna ol kadar gülleler ururdu kim sadâsı evce katıldı ve gülle-i bî-dirîğ ile kelle-i küffâr top yoluna satıldı. Ve kal‘anın derûnunda ve bedenler ve tabyalar üzre zâhir olan küffâr-ı ber-karârlarına yine gülleler urup dûzah-karâr olmağa firâr-ı nîrân ederlerdi. Ve şeb [ü] rûz gâzîyân-ı yeniçeriyân küffâra ol kadar kurşum yağdırırlardı kim ne kâdir idi bir Macar-ı füccâr-ı kallâş baş kaldıra, hemân ol dem küffârların dem nefesleri dem-beste olup demleri ol dem zemîn üzre nakş-ı hûn-ı bukalemûn olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 124b ·
metinde göster ·
… yatır, anıniçün hâlâ ba‘zı balıkçılar nehr-i Tise'den kazan kadar dîv kelleleri
ve bedensiz
sekiz arşın tavîl diz kemikleri çıkar.
Lisân-ı Macar'da lafz-ı Kaşa (---) demekdir. Bu şehrin ibtidâ bânîsi Acem diyârından gelen Menûçehr evlâdlarından Kaşa Ban binâsıdır kim sâhil-i Tise'de dîvler ile ceng edüp dîvleri kıra kıra nehr-i Tise'ye döküp âhir kendüsü dahi nehr-i Tise âbıyla gark olup hâlâ bânîsi Kaşa sâhil-i nehr-i Tise'de bir deyr-i mu‘teberde yatır, anıniçün hâlâ ba‘zı balıkçılar nehr-i Tise'den kazan kadar dîv kelleleri ve bedensiz sekiz arşın tavîl diz kemikleri çıkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 13a ·
metinde göster ·
… -ı top-ı kûp ile tokuz koldan döğe döğe zebûn yürüyüşler olup içine girilmişken
ve bedenler
üzre ezân-ı Muhammedîler tilâvet olunup Çerkez nâm bir bahâdır atıyla tonuyla t …
Çünki Süleymân Hân-ı zamân Ungurus-i menhûs Alman-ı nüfûs keferelerinden intikâm almak içün sene 936 târîhinde bizzât Süleymân Hân kal‘a-i Beç'i muhâsara edüp sademât-ı top-ı kûp ile tokuz koldan döğe döğe zebûn yürüyüşler olup içine girilmişken ve bedenler üzre ezân-ı Muhammedîler tilâvet olunup Çerkez nâm bir bahâdır atıyla tonuyla topların münhedim etdiği yerden tâ kal‘anın ortasına varup atını ve Çerkes yiğidini anda şehîd ederler ve küffâr asker-i İslâmı yürüyüşden gerüye dönderirler. Çûn ceng-i sultânî vakt-i sabâha kalınca hikmet-i Hudâ ertesi gün bir azîm şiddet-i şitâ olup karlar yağup ol kadar dipi ve boran ve selc nâzil olur kim cümle asker-i İslâm selcden helc ü melc olup cümle meterisleri kar basup niçe bin âdem elden ayakdan çıkup niçe bin hayvânâtlar kırılup rûz-ı mahşerden bir gün olur. Cümle asâkir-i İslâm,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51b ·
metinde göster ·
… ndakı yokdur, ammâ kulleleri ve dendân-ı bedenleri çokdur. Lâkin ne kadar kulle
ve bedenleri
olduğu ma‘lûmum değildir.
Ve bu kara tarafının iki kat dîvârlarında cümle yüz on yedi aded gûnâ-gûn burc-ı bârûlar var. Ve cümle iki katında iki bin altı yüz aded dendân-ı bedenleri var, ammâ leb-i deryâda ancak bir yalın kat dîvârı var, kaddi yigirmi arşındır ve beş adım enli dîvârdır, ammâ leb-i deryâ olmak ile bu tarafdan aslâ handakı yokdur, ammâ kulleleri ve dendân-ı bedenleri çokdur. Lâkin ne kadar kulle ve bedenleri olduğu ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 139b ·
metinde göster ·
ve karavulhâneleri sık sıkdır ve kâhîce kal‘a dîvârların deryâ talattumu döğer. …
Ve bu kal‘anın enderûn [u] bîrûnunda kal‘aya muttasıl âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. İllâ mîrî gümrük ve paşa sarâyı vardır. Cümle kal‘adan alarka binâlardır. Gerçi deryâ tarafı dîvârı alçakdır, ammâ kulleleri ve bedenleri ve karavulhâneleri sık sıkdır ve kâhîce kal‘a dîvârların deryâ talattumu döğer. Anıniçün leb-i deryâda handakı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 140a ·
metinde göster ·
… ve gayri müslim evleri: Cümle yedi bin aded kiremit örtülü kal‘a-misâl mazgallı
ve bedenli
serâpâ kârgîr binâ metîn evlerdir. Aslâ toprak örtülü ve çamur dîvârlı ve ağaç …
Der-kâ’imât-ı hânedân-ı müslim ve gayri müslim evleri: Cümle yedi bin aded kiremit örtülü kal‘a-misâl mazgallı ve bedenli serâpâ kârgîr binâ metîn evlerdir. Aslâ toprak örtülü ve çamur dîvârlı ve ağaç binâlı evler yokdur. Cümle horasânî ve kireç ile inşâ olunmuş taş dîvârlı Şeddâdî binâ büyût-ı ra‘nâlardır. Ve her evde sarnıç suyu mukarrerdir kim cümle dam u bâmlara nâzil olan matar-ı rahmet mîzâblardan cereyân edüp su sarnıçlarına akar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 253b ·
metinde göster ·
… abyada ikişer kat balyemez topları var. Cümlesi limana nâzır serâmed toplardır.
Ve bedenler
üzre ve mazgal deliklerinde niçe yüz aded demirden saçma ve şâhî topları var.
Ve her tabyada ikişer kat balyemez topları var. Cümlesi limana nâzır serâmed toplardır. Ve bedenler üzre ve mazgal deliklerinde niçe yüz aded demirden saçma ve şâhî topları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 267b ·
metinde göster ·
… odos cânibine gidüp tâ yüksek tabya üstüne varınca kâmil beş tabya va makasları
ve bedenleri
üzre kâmil beş bin adımdır.
Ve cümle dâ’iren-mâdâr Şeddâdî mutarraş taş binâ-yı sedd-i Ye’cûc u Me’cûc sedd-i İskender-i Yûnân'dır. Murğ-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalmış bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i bî-amândır kim dâ’iren-mâdâr cirmi bedenler dîvârları üzre Göllük tarafından liman burnu dîvârları üzerinden kâh kıbleye ve kâh cenûba ve kâh lodos cânibine gidüp tâ yüksek tabya üstüne varınca kâmil beş tabya va makasları ve bedenleri üzre kâmil beş bin adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 309b ·
metinde göster ·
… ethiyye tabyası derler, andan deryâ kenârında olan kal‘a dîvârları ve makasları
ve bedenler
üzre gidüp tâ küçük liman kapusu ki ana Kum kapusu derler, zîrâ sâfî kumsaldır, …
Ve bu Kızıl tabya burnunda asâkir-i İslâm ile sadrıa‘zam küffâr ile ceng-i azîm etdiği köşeye müverrihân-ı Rûm Fethiyye tabyası derler, andan deryâ kenârında olan kal‘a dîvârları ve makasları ve bedenler üzre gidüp tâ küçük liman kapusu ki ana Kum kapusu derler, zîrâ sâfî kumsaldır, bu mahalle gelince kâmil bin iki yüz (yüz) adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 309b ·
metinde göster ·
… katı birer hısn-ı hasîn kulle-i metîn dîvârlıdır. Lâkin bu katların handakları
ve bedenleri
yokdur. Ancak taşra iki katı bedenli ve handaklıdır ve Mevlevîhâne ile Eski câm …
Ve bu dörd kapu taşra hisâr kapularıdır ki büyük kapulardır. Ammâ bölme bölme hisâr dîvârlarının mahalleler içre cümle sağîr ü kebîr yigirmi iki küçük kapulardır. Ba‘zısı gecelerde kapanır, ba‘zısı makfûllenmez. Zîrâ bu kal‘a yedi kat bölme pîç-ender-pîç hisâr-pîçelerdir. Hazret-i Îsâ asrında ancak liman tarafı küçük kal‘a imiş. Devletleri mü’ebbed oldukda kat-ender-kat kal‘alar zamm edüp yedi katdır gûyâ kal‘a-i Tokat'dır. Ve her katı birer hısn-ı hasîn kulle-i metîn dîvârlıdır. Lâkin bu katların handakları ve bedenleri yokdur. Ancak taşra iki katı bedenli ve handaklıdır ve Mevlevîhâne ile Eski câmi‘ iç kal‘a-misâl altı kulleli bir kat bölme hisârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y135a ·
metinde göster ·
… t bir kal‘adır. Ammâ sâ’ir kal‘alar gibi metîn [ü] müstahkem olup burc [u] bârû
ve bedenleri
yokdur, ammâ dîvârları yine kâ[r]gîr binâdır. Ve ba‘zı yerlerine sarây-ı âlîler …
Ve bu kal‘adan aşağı garb cânibine vâki‘ bir varoş arz-ı behişti var kim selâtîn-i selef câmi‘ler ile nûr-ı müzeyyen olmuşdur. Cânib-i erba‘ası şekl-i müdevver yalın kat bir kal‘adır. Ammâ sâ’ir kal‘alar gibi metîn [ü] müstahkem olup burc [u] bârû ve bedenleri yokdur, ammâ dîvârları yine kâ[r]gîr binâdır. Ve ba‘zı yerlerine sarây-ı âlîlerin dîvârları vâki‘ olup kal‘adan metîndir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz bin adımdır. Ve kal‘a tabyaları gibi köşe köşe vâki‘ olup allâhümme âfinâ hîn-i muhâsarada mazgal mazgal yerlerden korutmak mümkindir. Lâkin alçak yerde vâki‘ olup sulu yer olmak ile handakı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y185b ·
metinde göster ·
… n cereyân ederek çakşırım ve çizmem içi kan ile doldu. Ammâ yaram dahi sovumadı
ve bedenimde
dahi kuvvet kuvâ yerinde. Ammâ hemân ki memlûklarım (---) gitdi, beş aded kühey …
Hakîri artık kovmadılar, ammâ zahmımdan kan cereyân ederek çakşırım ve çizmem içi kan ile doldu. Ammâ yaram dahi sovumadı ve bedenimde dahi kuvvet kuvâ yerinde. Ammâ hemân ki memlûklarım (---) gitdi, beş aded küheylân atlarım mükellef silâhları ile ve seyishânede olan mâl ve zî-kıymet eşyâlar (---)(---)(---)(---) a zarâr ziyân gelince hemân cân atup sıçrayup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·