… üfengci ve çıkrıkçı ve sokaklarının pâkliğine ve hâkimlerinin zabt u rabtlarına
ve bey
‘ [u] şirâlarında mîzân u terâzûda hılâf etmeyüp kizb söylemediklerine ve adl-ı …
Ve bu şehrin cümle şey’i memdûh [u] meşhûrdur, ammâ hezâr ahsend pesend cümle hukemâ ve cerrâh u fassâd u kehhâl u nakkâş ve sâ‘atçi ve tüfengci ve çıkrıkçı ve sokaklarının pâkliğine ve hâkimlerinin zabt u rabtlarına ve bey‘ [u] şirâlarında mîzân u terâzûda hılâf etmeyüp kizb söylemediklerine ve adl-ı adâletlerine ve re‘âyâ vü berâyâlarının âsûde-hâl üzre olup zulm etmediklerine ve âb [u] hevâsının letâfetine ve mahbûb u mahbûbesinin nezâfet ü zerâfetine ve tarz-ı âhar râyihası ve elvânı gayri gûne şükûfelerine ve cümle halkının herkes ile hüsn-i ülfet edüp garîb-dost olup dil-nüvâzlıklarına ve vilâyetleri cümle her şeyden emn ü emân olduğuna sad bârekallâh aşk olsun kim İslâm diyârında böyle emn ü emân ve adl-i adâlet yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 64a ·
metinde göster ·
Ol kadar mashara veled-i zinâ kefereleri var kim ta‘bîr olunmaz. Lâkin cemî‘i tekâlîdleri İsfaç ve Leh ve Çeh ve Maskov ve Yahûdî ve Macar kavminin evzâ‘ [u] etvârları ve avretleriyle mu‘âmele ve bey‘ [u] şirâların lisânları üzre taklîd ederler, ammâ hemân cümle kavmin esbâbların geyüp ve yüzlerine niçe yüz gûne sûretler geyüp taklîd edüp tahkîk ederler, ammâ hârık-ı âde sihr mertebesinde şeyler etdiler kim makdûr-ı beşer değildir. Meselâ benî âdemi Allâhu te‘âlâ ayak üzre yürümek halk etmişdir. Anlar başı üzre seke seke ve sıçraya sıçraya kuru toprakda depesi üzre gezerlerdi. Ve birbirlerin baş aşağı ve baş yukaru kucaklayup iki elleri üzre raks u semâ‘ edüp yoruldukda öbiri kucağında iken bu dahi birinin bir kolu ve birinin bir ayağı üzre usûl-i âheng ile semâ‘ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70a ·
metinde göster ·
Leb-i deryâya vâki‘ bin aded kal‘a-misâl sarp ve kârgîr kulleli ve ma[z]gallı ve cümlesi Şeddâdî binâlı ve serâpâ kiremit örtülü evlerdir. Bu bin aded hânelerden cümle üç bin aded nâmdâr firkateci kefereleri çıkar. Halkı gâyet bâzergânlardır kim cümlesi Freng gibi saçlı olup çoğu siyâh Freng şapkası gibi Eflâtûniyye tartur şapka geyerler, zîrâ şeb [ü] rûz ülfetleri ve bey‘ [u] şirâları cümle Freng-i pür-ceng iledir. Mâ‘adâları kırmızı fes geyüp kırmızı parankona çuka göğüslük ve kırmızı çukadan gümüş düğmeli bağır yeleği geyüp Cezâyir levendi gibi gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 335b ·
metinde göster ·
… u mahbûbesine nihâyet yokdur. Hulvu'l-kelâmları lisân-ı Arabî tekellüm ederler.
Ve bey
‘ [ü] şirâları Freng gemileri ve Dürûzî iledir. Ve bu kal‘a deryâdan iki sâ‘at b …
Ve mahbûb u mahbûbesine nihâyet yokdur. Hulvu'l-kelâmları lisân-ı Arabî tekellüm ederler. Ve bey‘ [ü] şirâları Freng gemileri ve Dürûzî iledir. Ve bu kal‘a deryâdan iki sâ‘at ba‘îd olmak ile cemî‘i metâ‘ların at ve katırlar ile iskeleye götürüp bey‘ [ü] şirâ ederler. Gâyet mün‘im bâzergân âdemleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y184a ·
metinde göster ·