… le çadırların başlarına yıkup kimi uryân ve kimi giryân u nâlân ederek onu onda
ve bunu
bunda, işte şu şunda deyü her biri birer çengelistâna perem perem olup göz açdı …
deyü bu gûne ma‘nîleri hüzn-i dil ile garîbâne savt-ı ciğer-sûz ile tegannî eyleyerek ağlayup yanında hâb-âlûd olan refîkına nidâ edüp eydür: "Ey Alî cân, kalk! Ne çok yatarsın, sabâh karîbdir. Cümle kurd, kuş ve koyun ve benî Âdem seherin kalkup rahmet kapuları açık iken du‘â edüp kimi dünyâ, kimi âhiret ister. Kalk hey gök bahtlı, biz seninle şehîdlik isteyelim. Bre kalk hey it" deyüp refîkı dahi hâbden bîdâr olup eydir: "Hayr ola Velî! 100a Şimdi bir düş görürdüm. Elimde bir yanmış mum var idi. Sen benim elimden mumu alup püf deyüp söndürüp elimden mumu alup başım ol mum ile urup başım yardın. Sandım ki başım kesdin" dedikde "Hayr ola, ben de bu gice huzûr edemeyüp kalkdım, atcağızım timâr etdim. Sen de atını eğerle, sabâh yakındır" dediler. Ammâ bunlardan gayri uyah kimesne yok idi. Yedi sekiz kişi bunların mükâlemesin cân kulağıyla cümle istimâ‘ edüp girü çarha küme'sine varup istimâ‘ etdiğimiz ma‘niyâtları ve hâmûş-bâş yatan gâfil ümmetlerin ahvâllerin bir bir takrîr edüp girüde olan askere haber gönderdik. Vakt-i seher kim oldu, ânî gördük, girüden bizim askerin ilerisi gerisine bakmayup "Kopar bre kopar, at boyna düşmüşler, yanımıza gelüp bize bakmadan. Bre Allah Allah" deyü bir ağızdan sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup hâb-ı râhatda yatan askerin içlerine at bırağup cümle çadırların başlarına yıkup kimi uryân ve kimi giryân u nâlân ederek onu onda ve bunu bunda, işte şu şunda deyü her biri birer çengelistâna perem perem olup göz açdırmayup içlerine kılıç urulmağa başlandı. İbtidâ ma‘nî okuyup atı timar eden garîb yiğit ve anın refîkı ki, hâbdan kalkup vâkı‘â gördüm diyen yiğit, ikisi uryânen bellerine kılıçların çalup ve uryancık atlarına yular ile eğer urmadan bilâ-licâm süvâr olup ol ân bizden üçer âdem hâke düşürdüler. Meğer şecî‘ yarar yiğitler imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 99b–100a ·
metinde göster ·
… mahlûkun kasîr ömründe sa‘y-i kûşiş ile böyle bir bâğ-ı İrem yapalar yâ ol bizi
ve 324b bunu
lafz-ı kün ile halk eden Hallâk-ı âlem ve bizi bir katre cîfe menîden halk eden …
El-hâsıl bu bâğ-ı İrem'i mâ-vaka‘ı üzre ta‘rîf ü tavsîf eylesek bir mücelled kitâb-ı müstetâb olur. Ancak bu bâğı gören ârif-i billâh "Bu kâr-ı insândır kim ol za‘îf mahlûkun kasîr ömründe sa‘y-i kûşiş ile böyle bir bâğ-ı İrem yapalar yâ ol bizi ve 324b bunu lafz-ı kün ile halk eden Hallâk-ı âlem ve bizi bir katre cîfe menîden halk eden Cenâb-ı Bârî'nin cennet-i Me’vâ ve cennet-i Illiyyîn ve Adn-ı firdevs-i huld-i berîni ve uçmak bâğları içre neler yaratmıştır" deyüp dâr-ı fânînin bu bâğlarına meyl ü rağbet etmeyüp dâr-ı bâkîde bâkî merâm içre karâr etmeğe üzleyüp terk [ü] tecrîdlik isteriz. Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324a–324b ·
metinde göster ·
Süleymân Hân'ın Koca Mi‘mâr Sinân'ı binâ etmişdir.
Ve bu kal‘anın sekiz aded köşe- 361b -sinin bir köşesinden bir köşesine varınca yüz yigirmişer adımdır. Bu hisâb üzre Avlonya kal‘ası dâ’iren-mâdâr tokuz yüz adımdır. Ve içinde Sultân Süleymân Hân câmi‘i var. Ve tâ ortasında Süleymân Şâh kullesi var. Yedi kat serâmed gâyet musanna‘ kulle-i bâlâdır kim sâfî mutarraş seng binâ olup üstü kurşum örtülü külâh kubbedir, tâ zirve-i a‘lâsında mutallâ alemi vardır. Avlonya kal‘asının bu kulle iç kal‘ası olsa gerekdir. Gâyet metîn kulle-i bâlâdır kim gûyâ Selânik'de Kelemerye kullesidir, zîrâ anı ve bunu Süleymân Hân'ın Koca Mi‘mâr Sinân'ı binâ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 361a–361b ·
metinde göster ·
… emâya ser çekmiş kayalardır. Dahi üstü bir çemenzâr bir sahrâ-yı ferah-fezâdır.
Ve bunu
Ermen kralları İslâm askeri havfinden karâr-ı dârü'l-bevâr edinmişler. Ve hâlâ …
Ve bu mağâranın üstü semâya ser çekmiş kayalardır. Dahi üstü bir çemenzâr bir sahrâ-yı ferah-fezâdır. Ve bunu Ermen kralları İslâm askeri havfinden karâr-ı dârü'l-bevâr edinmişler. Ve hâlâ demir kapusu kadîm-i eyyâmdan berü bir küçük kapudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y142b ·
metinde göster ·