… dîbâ ve şîb ü zerbâf ve cevâhirli alât-ı silâh şa‘şa‘asından gözler hîrelenir.
Ve bunun
alayında olan mehâbet ü salâbet ve bunda olan pâk-müsellah fetâlar ve niçe mahb …
Cümle kapudanların nihâyetinde tuğ ve tabl [u] alem sâhibi Karamanlı Alî Beğ alayı geldikde benî âdemin gözü dîbâ ve şîb ü zerbâf ve cevâhirli alât-ı silâh şa‘şa‘asından gözler hîrelenir. Ve bunun alayında olan mehâbet ü salâbet ve bunda olan pâk-müsellah fetâlar ve niçe mahbûb cüvânlar zer ü zîvere müstağrak olup ubûr eder. Ba‘dehu kendüsi şâtırları ve mataracıları ve tüfengcileri ile reftâr edüp Alî Kapudan kendüsi mücevvezesiyle ve semmûr kabaniçesiyle ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165a ·
metinde göster ·
… tmış altı tılsımât cümle münhedim olup ve Ayasofya kubbesi ve Roma papa kubbesi
ve bunun
emsâli niçe mutalsamâtlar münhedim olup ol leyle-i mevlûd-ı Nebî'de bu Urfa şeh …
Sitâyiş-i tekyegâh-ı Urfa: Cümle (---) aded tekye-i dervîşân-ı zî-şândır, ammâ cümleden âsitâne-i Hazret-i İbrâhîm Halîl derûnı kal‘ada, zeyl-i iç hisârda binâ-yı Me’mûn Halîfe Hazret-i Halîlü'r-rahmân Âsitânesi Rûm u Arab u Acem'de ve'l-hâsıl cemî‘i memâlik-i İslâmiyye'de meşhûr-ı âfâkdır ki Nemrûd-ı la‘în rübûbiyyet da‘vâsında olup kartal kuşlarıyla göğe urûc edüp hâşâ sümme hâşâ "Gök tanrısı ile ceng ederim", deyü semâya ok atup bi-emri Hudâ oku kanlı yine kartal kuşlarına bağlı sandûkasına yine kanlı ok düşüp hâşâ ve kellâ "İşte gök tanrısın öldürdüm, müstakil yer ve gök tanrısı benim" deyü da‘vâ-yı ulûhiyyet etdikde Cenâb-ı Bârî Hazret-i İbrâhîm'i gönderüp îmâna da‘vet etdükde bu şehr içre Hazret-i İbrâhîm'i kayd-bend ile bir gâr-ı azîmde haps edüp dağlar kadar odunlar yığup bir azîm âteş-i Nemrûd edüp hâlâ âteş-gede-i Nemrûd-ı merdûd meşhûrdur kim Urfa şehri içre Hazret-i İbrâhîm tekyesi zemîninde idi. Hazret-i Risâlet-penâh rahm-ı mâderden müştakk oldukları mâh-ı mevlûdün on ikinci gice isneyn gicesi olduğu leyle-i mübârekede Medâyin'de tâk-i Kisrâ ve İsvân şehrinde aynü'l-leben kuruyup Mekke şehrinde Safâ ve Merve mâbeyninde sanemler ser-nigûn olup İskenderiyye'de amûdu'l-hayt münhedim olup Tarabefzûn'da tılsım-ı semek amûdu gark olup Makedon-ı Kostantiniyye'de berren u bahren üç yüz altmış altı tılsımât cümle münhedim olup ve Ayasofya kubbesi ve Roma papa kubbesi ve bunun emsâli niçe mutalsamâtlar münhedim olup ol leyle-i mevlûd-ı Nebî'de bu Urfa şehri içre âteş-i Nemrûd söndü. Ol âteşe Nemrûd-ı la‘în Hazret-i İbrâhîm'i mancınık ile âteşe atup tâ derûn-ı âteşe hevâdan tayerân ederek meyân-ı âteşe düşünce Cenâb-ı Bârî sûre-i (---)(---)Arapça emriyle nâra ferman-ı Hudâ olunca ol ân İbrâhîm'e nâr gülzâr-ı gül‘izâr olup âteş içinden bir aynü'l-hayât tulû‘ edüp Rabbü'l-izzet kudret-i hikmetin ızhâr içün ol ayn-ı zülâlin cânib-i erba‘asında gül-i gülistân ve sünbül ü reyhân ve andelîb-i hoş-elhân u gûnagûn murgân feryâd ü figân ederek pervâz u tayerân etmede, yine etrâfında âteş-i Nemrûd yanmada. Bu hikâye cümle tefâsir ve gayri kütüb-i mu‘teberelerde u mastûr ve muşarrahdır. Tatvîl-i kelâma hâcet yokdur, ammâ hâlâ mezkûr âteş-i Nemrûd içinden zâhir ü bâhir olan âb-ı hayât tekye-i Halîlü'r-rahmân içre bir kaynak-ı azîmdir kim cümle şehrin cevâmi‘leri ve hân u hammâmları cemî‘i hânedânları ve sarrâchâne ve debbâğhâneyi reyy eden ol âb-ı hayvân-ı uyûn-ı Halîlü'r-rahmân'dır kim içinde niçe bin elvân mâhîler şinâverlik ederler. Hattâ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ efendimiz Bağdâd fethine giderken bu âsitâne ziyâretine gelüp temâşâ ederken iki aded mâhî sayd etdirüp gûşlarına birer altun mengûş geçirmişlerdir. Hulâsa-yı kelâm acîb u garîb âsitâne-i teferrücgâhdır kim medhinde lisân kâsırdır. Müte‘addid kâ‘alar ve gül-i gülistânlı hücreler ve kilâr ve matbah ile ârâste ve gûnâ-gûn müsâfirhâneler ile pîrâste olmuş bir âsitâne-i kübrâdır. Şeyhi Hazret-i eş-Şeyh Alî Efendi yârândan ârif-i billâh sofra sâhibi garîbü'd-diyâr muhibbi bir er, server-i hünerver sâhib-i nefes, pîşvâ-yı tarîk, âmil-i sıddîk, âlim-i tahkîk kimesne idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 56a ·
metinde göster ·
… îr olunmuşdur ammâ bu Çekmece ile Küçük Çekmece mâbeyni deryâdan on iki mildir.
Ve bunun
cirmi dâ’iren-mâdâr on iki mil ihâta eder. Etrâfından yedi aded dereler kendüye …
Mukaddemâ cild-i evvelimizde İslâmbol'un mesîregâh evsâfında bu Çekmece evsâfı Tuna balıkları çıkdığı ile mufassal tahrîr olunmuşdur ammâ bu Çekmece ile Küçük Çekmece mâbeyni deryâdan on iki mildir. Ve bunun cirmi dâ’iren-mâdâr on iki mil ihâta eder. Etrâfından yedi aded dereler kendüye munsab olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 105a ·
metinde göster ·
… l ve zanbak ve süsen ve nerkis ve buhûr-ı meryem ve yâsemen ve lâle ve gülhatmi
ve bunun
emsâli niçe bin şükûfeler var kim tarla tarla zemîni tarh edüp hoş-bû-yı zerrîn …
Ve bu bâğda olan tarla tarla gül ü sünbül ü reyhân ve benefşe ve erguvan ve zerrîn ve nebâtî ve deveboynu ve kâfûrî ve şakâyık ve müşk-i rumî ve karanfil ve fül ve zanbak ve süsen ve nerkis ve buhûr-ı meryem ve yâsemen ve lâle ve gülhatmi ve bunun emsâli niçe bin şükûfeler var kim tarla tarla zemîni tarh edüp hoş-bû-yı zerrînden ve gayrı ezhârdan âdemin dimâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 229b ·
metinde göster ·
… hniyyât ü ma‘âcin-i hulviyyât ve kavun ve karpuz ve hıyar ve kabak çekirdekleri
ve bunun
emsâli niçe bin gûne tohm-ı mekûlât ve kalay-ı kumkumalar içre mürekkeb ü arak …
{Der-beyân-ı ummân-ı kerâme-i simyâ}: Ba‘dehû Monlâ Muhammed'in harârı meydân-ı muhabbetde kalup hân eydür: "Getirin şu harârı, Monlâ Muhammed'in cihâz-ı fakrın temâşâ idelim." dedikde paşa eydür: "Hey hân gider şu mel‘ûnun şeylerini." dedi. Hân eydür: "Cığıcığı paşa! Hele bir temâşâ edelim." deyince harârın ağzın küşâde edüp ekser koyun ve deve yününden alaca ince ipler ve kendir sicimleri ve kutular içre gûnâ-gûn edviyeler ve kara çalı dikenleri ve kâfûrî ve asel-i bend ve kara günlük ve öd u anber ve zift u katran ve yelisan u zakkum ve gûnâ-gûn kâfûrî mum mâl-â-mâl ve eski bezler ve alaca bezler ve Keşân katîfesi ve Şâm kutnîsı ve pâreler ki asla bir münkeratımız (?) ve hokkalar içre gûnâ-gûn dühniyyât ü ma‘âcin-i hulviyyât ve kavun ve karpuz ve hıyar ve kabak çekirdekleri ve bunun emsâli niçe bin gûne tohm-ı mekûlât ve kalay-ı kumkumalar içre mürekkeb ü arak ve sirke vü şarâb ve neft ü sandaloz ve koyun ve keçi kelleleri ve paçaları tüğleriyle tuzlanmış ve bir arslan kellesi ve bî-hisâb yılan ve sakankur ve kertenkele ve akrep ve çıyan mürdeleri ve eşek ve at ve katır ve deve ve hınzîr ayakları ve dişleri ve niçe hokkalarda hayâtda kara sülük ve çıyan ve domuzlan böceği ve yer solucanı ve iri karıncalar ve kutularda diri yılanlar ve akrepler ve sümüklü böcekler, Van deryâsında hâsıl olur gûnâ-gûn böcek haşerâtları ve hatta bir kurumuş âdem kafası ve kaplan u arslan ve bebr ü pelenk {kafası} ve'l-hâsıl cümle hayvânın derileri ta semmûr u zerdevâ ve kakum [u] vaşak derisine varınca cümle post-ı gûnâ-gûn mevcûd idi. Ammâ cümlesi bir nükre etmez, lâkin cemî‘i mevcûdât bu harâr-ı ummân-ı kerâmede mevcûd idi. Ve bunda olan edviye-i ahşâbât ispeçer dükkânlarında ve sûk-ı fehhâmînde bulunmak ihtimâli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 232a ·
metinde göster ·
… âmûs ve Lûgat-i Ahterî ve Lûgat-i Şem‘î ve Lûgat-i İbn Melek ve kitâb-ı Cânberî
ve bunun
emsâli bin üç yüz mücelled kitâb-ı mu‘tebereler idi.
Ve bin üç yüz aded kütüb-i ehâdîs-i Nebeviyye ve gayrı Kudûrî ve Mültekâ ve Keşşâf ve Kûhistânî ve Monlâ Câmî ve manzûm ilm-i tecvîde müte‘allık Şâtıbî ve manzûm Cezerî ve Lûgat-i Kâmûs ve Lûgat-i Ahterî ve Lûgat-i Şem‘î ve Lûgat-i İbn Melek ve kitâb-ı Cânberî ve bunun emsâli bin üç yüz mücelled kitâb-ı mu‘tebereler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 275a ·
metinde göster ·
… kubbesi ve biri dahi bu Gazvîn câmi‘i gibi bu arâzî-i edîmde böyle âsâr-ı acîbe
ve bunun
gibi binâ-yı garîbe görmedim. Hakkâ ki min cihet-i'l-ahseni imâr bu kubbeden âl …
Ve mine'l-acâ’ib ve'l-garâ’ib binâ-yı azîm câmi‘-i Müşebbek, ibret-nümâ-yı kadîm, şehr-i Kazvîn'in eski hisârına karîb bir câmi‘-i kebîrdir. Kıble kapusu bir bâb-ı vâcibü's-seyr bir dervezedir kim vasfında lisân kâsır bir müşebbek bâb olduğundan ol bâb ile müsemmâ câmi‘-i Müşebbek derler. Rûm u Arab u Acem'de bu hakîr böyle bir bâb-ı kebîr ve eyle kâr-ı hurdegîr görmedim. Niçe bin ilm-i hendese üzre gûnâ-gûn hayâl-i pesend tasarrufları vardır ammâ mülûk-ı selef içün bu câmi‘ içre bir maksûresi var kim benî Âdem anı gördükde vâlih ü hayrân kalup dillerle ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz bir kâh-ı Havernak-ı Gazvîn'dir. Ammâ bu câmi‘-i pür 315a envârın bânîsi şehr-i Gazvîn'in dördüncü kerre imâr eden Şâh İmâdeddîn hazretlerinin abd-i memlûkü olan Emîr Humâ-i Yas inşâ etdirmişdir. Müverrihân-ı Acem "Bu câmi‘e bir şütür bârı altun masrûf olundu." deyü tahrîr etmişler. Hakkâ ki muhakkak mâ-lâ kelâm gitmişdir, ammâ câmi‘ Cennet-i Adn'e dönmüşdür. Lâkin cemâ‘atden garîb kalmışdır ve mihrâb üzere olan kubbe-i kebîri eflâke ser çekmiştir. Cemî‘i kıbâblar her diyârda surâhîce binâ olunmuşdur ammâ bu kubbe-i serâmed top-ı küreh arzı gibi müdevver ve cevfinde ol kadar envâ‘-ı fusûs-ı mukavvim mahkûk-ı gûnâ-gûn sadefkârî var. Ruhâm-ı ibret-nümûn ma‘kûklar ile ma‘kûd kılınmış zî-kıymet taşlar var kim çeşm-i benî Âdem hîrelenir. Bu hakîr bu kadar kesret-i seyâhatde her âsâr-ı binâya im‘ân-ı nazar ile nazar etdiğimde Budin serhaddinde kal‘a-i Estergon'un iç hisârındaki Kızılelma Câmi‘i kubbesi ve biri dahi bu Gazvîn câmi‘i gibi bu arâzî-i edîmde böyle âsâr-ı acîbe ve bunun gibi binâ-yı garîbe görmedim. Hakkâ ki min cihet-i'l-ahseni imâr bu kubbeden âlî bir kubbe-i nüh-tâk-ı tumturak-ı revâk yokdur. Meğer yine bu kubbe-i Gazvîn-i arâk ola. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 314b–315a ·
metinde göster ·
… le kârı benî Âdem destiyle inşâ olunduğu cihetden pest zemînde böyle bir kirmân
ve bunun
gibi bir pürgaz-ı sedd-i îmân {kal‘a} görülmemişdir kim sedd-i Irâk-ı Dâdyân'dı …
Evvelâ kal‘a-i Bağdâd-ı İremezât-ı hâk-i Irâk'ın çöl [ü] çölistân berr [ü] beyâbânı içre Kamerü'l-Kum çölü gibi ve Deşt-i Kıpçak hâmûnu gibi bir vâdî-i tepe içre vâki‘ olmuş Şattu'l-Arab'ın cânib-i şarkîsinde sâhil-i Şatt'da 340a şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâki‘ seng-i beyâz ve tula-i feyyâz ve kireç ve cibir ve kec ve cıbıs ve Horasânî ile mebnî bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn bir sûr-ı üstüvârdır kim bu kevn-i kec-rev-i gerdûn-ı devvâr-ı kec-reftârda eyle bir sedd-i İskender-vâr ve bir rabât-ı mu‘azzam hisâr-ı üstüvâr bu felek-i rûy-ı zemînde deyyâr görülmemişdir. Niçe yüz sa‘b püşteler üzre evc-i semâya müntehî kal‘a-i serâmedler vardır. Ammâ bu bir pest sahrâda bî-havâle olup cümle kârı benî Âdem destiyle inşâ olunduğu cihetden pest zemînde böyle bir kirmân ve bunun gibi bir pürgaz-ı sedd-i îmân {kal‘a} görülmemişdir kim sedd-i Irâk-ı Dâdyân'dır ve cânib-i erba‘asında birer merhale yer mesâfe-i ba‘îdeden bu kal‘a-i Bağdâd'a nazar olunsa bi-emrillahi Ta‘âlâ bir mehâbet ü salâbet üzre nümâyişli bir kirmen-i kirmândır kim bi'l-mehâbe gören düşmanların zehresi çâk olur ve harâb etmeğe sa‘y edenlerin vücûdu hâk olur. Zîrâ bizzât Hazret-i Risâlet-penâh'ın nazargâh-ı bâtınîsidir kim hayr du‘âları berekâtıyla {Bağdâd} imâr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 339b–340a ·
metinde göster ·
… îk ve râhibân u kıssîsler ve erbâb-ı ma‘ârif Nasrânîler (---)(---)(---)(---)
ve bunun
emsâli niçe bin milel âdemlerinden hayr-hâh-ı devlet olan kefereler bu a‘râfa g …
Ammâ niçe musannifîn ve mü’ellifîn İblîs-i telbîsin dâr-ı A‘râf'ın yedi derecesinde yedi aded esmâların ahlâk-ı zemîmeleriyle sûre-i A‘râf tefsîrinde Şeyh Bağavî ve Müfessir Keşşâf tahrîr etmişlerdir. {Ammâ dâr-ı} A‘râf oldur kim ne cennetdir ve ne cehennemdir. Cennet ile cehennem mâbeyninde yedi derece vâdîlerdir kim keferelerin nâ-bâliğ mûğ-beççe evlâdları ve {Enûşirvân-ı} âdil gibi kefere kıralları ve perhîzkâr olan papaz u bıtrîk ve râhibân u kıssîsler ve erbâb-ı ma‘ârif Nasrânîler (---)(---)(---)(---) ve bunun emsâli niçe bin milel âdemlerinden hayr-hâh-ı devlet olan kefereler bu a‘râfa girer demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 394b ·
metinde göster ·
… p bu Köpürlü ol asırda Hüsrev Paşa ile Bağdâd altında bile olup hazînedârı idi.
Ve bunun
re’y [ü] tedbîriyle Hüsrev Paşa Acem diyârında Hemedân ve Dergezîn ve Erdebil v …
Paşa eyitdi: "Belî Evliyâm, eyle gerekdir. Mühür kimde ise Süleymân odur. Husûsan bu Köpürlü sâ’ir vezîria‘zamlar gibi değildir. Feleğin çok germ ü serdin ve çok fakr u fâka ve âlâm-ı şedâ’idi çeküp çok seferlerde vukûf tahsîl eyleyüp ahvâl-i dünyâya vâkıf olmuşdur. Husûsan sene (---) târîhinde merhûm Hüsrev Paşa mühr ile Bağdâd-ı behişt-âbâd üzre serdâr-ı mu‘azzam olup bu Köpürlü ol asırda Hüsrev Paşa ile Bağdâd altında bile olup hazînedârı idi. Ve bunun re’y [ü] tedbîriyle Hüsrev Paşa Acem diyârında Hemedân ve Dergezîn ve Erdebil ve şehribân ve Mehribâne {şehirlerine} varınca diyâr-ı Acem'i âlân u tâlân ve halkın 32a cümle esîr [ü] nâlân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 31b–32a ·
metinde göster ·
… la nehri kenârındadır ve cümle iki yüz saz örtülü ve bir kenîseli ma‘mûr köydür
ve bunun
nehr-i Turla karşusu sâfî Kazak-ı Ak vilâyetidir. Andan semt-i garba 3 saat gid …
Karye-i Kopan: Re‘âyâsı cümle Boğdan'dır kim yalı ağası hükmündedir, ammâ Bender kal‘ası hâkinde Turla nehri kenârındadır ve cümle iki yüz saz örtülü ve bir kenîseli ma‘mûr köydür ve bunun nehr-i Turla karşusu sâfî Kazak-ı Ak vilâyetidir. Andan semt-i garba 3 saat gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 37b ·
metinde göster ·
Bu mahalde Leh kralından yedi araba yalı ağasına hedâyâ ve yüz araba me’kûlât [u] meşrûbât gelüp hakîre dahi "El-hedâyâ tüşterek" deyüp hissemiz değdi. Hattâ bu mahalde Krakov Hâkimi Varşalka Kral cânibinden otuz bin müsellâh ve mükemmel Krakov askeri imdâd gelüp cümle küffâr başka konup bizim Tatar askeri başka konmağa başlayup cânib [u] etrâfımıza kolcular kurduk. Ve bu mahalde Nûreddîn Sultân'ın kal‘a-i Omân'a geldüğü ve Kırım ağzında Or ağası Karaş Biy kal‘a-i Praslov'a gelüp kırk bin Kardaş Kazak ile bile geleceği haberi mektûblar geldi. Biz dahi üç gün kal‘a-i Izbaraş altında meks edüp kal‘ayı seyr [ü] temâşâ etdik. Taşsız bir sahrâ-yı mahsûldâr içre şekl-i mukavves, ya‘nî yay gibi şeddadî binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır kim üç kapusu var. İç hisâra girmedim, ammâ varoşu cümle on dirsek kulle tabyalardır ve handakı alçakdır, ammâ pâkdir ve içi batakdır. Cebehânesi ve mefret topları vardır kim birer birer temâşâ etdik, mâni‘ olmadılar, ammâ Kazakların temâşâ etdiklerine Leh askeri rızâ vermezler idi. Ve gâyet musanna‘ kârgîr binâ sarâyları var, lâkin cümle şindire tahta örtülüdür ve bunun kapudan hatmanı yalı ağasına kal‘a hâricinde ziyâfetler edüp vâfir hedâyâlar ile yigirmi aded pâk Macar esîrleri verdi. Andan üçüncü günde cümle Leh askeri ve bizim Tatar askeri kalkup poyraz cânibine düz ormanlık içre gidüp 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41a ·
metinde göster ·
dahi ağaları ve üç yüz kulu ve topçu ve cebecileri vardır, ammâ bunda dahi yeni …
Ve yigirmi aded hurde dükkânları ve bunun dahi ağaları ve üç yüz kulu ve topçu ve cebecileri vardır, ammâ bunda dahi yeniçeriler yokdur, ammâ alçak yerde olmak ile sokakları çamurdur. Yukarukal‘a gibi pâk kaldırım değildir ve buna Piyâle Paşa kal‘ası derler, zîrâ Piyâle Paşa yapdı. Bunun şarkında Hasan Paşa kal‘asına açılır mahalle içinden bir küçük kapusu var, zîrâ Kapudan Hasan Paşa kal‘ası bu Piyâle Paşa kal‘asına muttasıldır kim mâbeynehümâlarında bir yalın kat bölme hisâr dîvârı vardır. Bu hisâb üzre bâlâda eski Macar Alî Paşa kal‘ası ve ortada Piyâle Paşa kal‘ası ve nehr-i Özü kenârında Kapudan Hasan Paşa kal‘alarının üçüsü dahi birer cirmde ve birbirlerine muttasıl olup ancak aralarında birer kat şeddadî hisâr dîvârları olup her dîvârda kal‘aların birbirlerine girilecek birer küçük demir kapuları vardır ve bu mezkûr dîvârlarda yine kulleler ve dendân-ı bedenler ve toplar mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 55a ·
metinde göster ·
Koroğlu ve Kuloğlu ve Demiroğlu ve Köroğlu ve Fartıloğlu ve Kayıkçı Mustafâ ve Kayıkçılar Mustafâsı ve Gedik Süleymân ve Dişlen Süleymân ve Gedâ Musli ve Türâbî ve Gedâî ve Kâtibî ve gayrılar bunun depretdiği çöğürü ve bunun söylediği âşıkâne pâkîze eş‘ârları birisi söylemeğe kâdir değildir, zîrâ sözünde te’sîr var idi kim üstâddan feyz alup Dâvûdî nefesli tasavvufâne güfteli şâ‘ir-i sühan 83b perdâz idi. Cenâb-ı Kibriyâ pâdişâh hışmından halâs edüp sâlimîn ü gânimîn vatanına vardı ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 83a–83b ·
metinde göster ·
… cânib-i garba meftûhdur. Ve Vârat kapusu semt-i maşrıka nâzır ağaç kapulardır.
Ve bunun
dahi handakı içre "Nehr-i Kiriş dolaşsın" deyü on bin aded re‘âyâ vü berâyâ üşü …
Ve cümle üç aded kapusu var. Tımışvâr kapusu cânib-i kıbleye mekşûfdur. Ve Göle kapusu cânib-i garba meftûhdur. Ve Vârat kapusu semt-i maşrıka nâzır ağaç kapulardır. Ve bunun dahi handakı içre "Nehr-i Kiriş dolaşsın" deyü on bin aded re‘âyâ vü berâyâ üşüp yeni handak kazarlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 122a ·
metinde göster ·
… i Rûmî ve şekakıl ve şakâyık ve sa‘leb ve râvend-i Rûmî (---)(---)(---)(---)
ve bunun
emsâli niçe kerre yüz bin elvân ahşâbât [u] giyâhât nebâtâtlar hâsıl olur kim h …
Sitâyiş-i yaylağ-ı Köprez: Bu yayla eyle bir fezâdır kim Rûm ve Arab [u] Acem'de misli varise Erzurûm'da Bingöl ve Kayseriyye'de (---) ve Van'da cebel-i Sübhân ve Bursa'da kûh-ı Ruhbân ve Nemse'de cebel-i Alaman ola, ammâ bu Köprez yaylasında Âl-i Osmân ve Hind ve Sind pâdişâhlarının askeri yaylasa yerlerimiz dar demezler bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr tirfil ve yonca ve ayrık ve bersîm misilli niçe bin elvân nebâtât [u] giyâhât ile Cenâb-ı Kibriyâ-yı Zü'l-celâ[l] sun‘ın izhâr içü[n] cemî‘i devâbbâtların doylamağa bu sahrâ-yı lâle-izârı sünbül ve benefşe ve zerrîn ve tutyâ ve yer gülü ve yer vişnesi ve yer çileği ni‘metleriyle bu sahîfe-i Köprez'i zeyn etmiş. Ve bunda olan yebrûhu's-sanem, ya‘nî benî Âdem sıfatında Abdüsselâm dahi derler, ol ot ve cedvâr-ı Rûmî ve sünbül-i Rûmî ve nergis-i Rûmî ve şekakıl ve şakâyık ve sa‘leb ve râvend-i Rûmî (---)(---)(---)(---) ve bunun emsâli niçe kerre yüz bin elvân ahşâbât [u] giyâhât nebâtâtlar hâsıl olur kim hadd [ü] hasrın yine Hallâk-ı âlem bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 134a ·
metinde göster ·
… ğ'e ve Malkoç Beğ'e ve Murâd Beğ'e ve Bektaş Beğ'e ve İzvornik Beği Pılak Beğ'e
ve bunun
emsâli niçe ümerâlara ve serhad gâzîlerinin bahâdırân-ı dilâverân şahbâzlarına …
Tâ İskender-i Kübrâ zamânında karavulhâne içün binâ olunmuş bir küçük kal‘a imiş. Âb [u] havâsının letâfetinden ve hâk-i pâk-i amber-nâki mahsûldâr olduğundan kavm-i Hırvad ve Islovin ve Dodoşka kavimleri sengistân yerlerden firâr edüp bu mezra‘aları hûb ve hâk-i pâki mergûb bu vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr olan zemînde tavattun edüp tenâsül bularak bu cây-ı mu‘teberi amâr edüp şehr-i mu‘azzam olur. Ba‘dehû sene 944 târîhinde bu şehr-i ma‘mûr içün Âl-i Osmân tama‘a düşüp sene-i mezbûrede Gâzî Hüsrev Paşa bu şehrin etrâfların feth ederek etrâf-ı şehr-i Dirniş'i şemşîr-i nîş ile harâb ve hânelerin yebâb mesken-i bûm u gurâb ederek bu şehr-i Dirniş'e bir iş oldu kim kaht [u] galâdan işleri teşvîş oldu. Âhirü'l-emr derûn-ı hisârda mütehassın olan küffâr krallarına başları dûd ve her bâr cümle kapuları mesdûd olup bir vech ile derûn-ı kal‘ada bir ân ârâma imkân olmaduğın kral-ı dâll-ı bed-fi‘âllerine bildirüp ol ân kral-ı bî-îmân kırk bin asker-i be-nâm bed-fercâm ile şehr-i Dirniş'e gelüp imdâd eder. Hersek sancağında Ahmed Paşa bu işden haberdâr olup Gâzî Hüsrev Beğ'e ve Malkoç Beğ'e ve Murâd Beğ'e ve Bektaş Beğ'e ve İzvornik Beği Pılak Beğ'e ve bunun emsâli niçe ümerâlara ve serhad gâzîlerinin bahâdırân-ı dilâverân şahbâzlarına haber gönderüp otuz üç bin güzîde "Benem, diğer nîst!" diyen yarar ve bahâdır ve akrânları nâdir yiğitler ile ılkarup bir gece vakt-i şâfi‘îde kal‘a-i Dirniş altında mest ü harâbât evkâr-ı bî-kâr yatırlarken cümle gâzîler şeb-revânî esbâblarıyla kâfire şebhûn edüp kâfire bir tîğ-i Ahmedî eyle ururlar kim kâfir kellelerin[den] cereyân eden hûn-ı insân kelleyi kelle üstüne yuvarlayup gider. Bakıyyetü's-seyf olan küffârlar firâr edüp dağlara ve gârlara girir. Bu cengde bile mevcûd olan yüz kırk dokuz yaşında bir pîr-i fânîden bu hakîr bu cengin evsâfın istimâ‘ etdikde anlar buyururlar ki,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 147a ·
metinde göster ·
Ol gün paşa efendimiz Bihke kapudanın halâs içün Zirinoğlu'na kırk bin guruşluk semmûr ve kırmızı Diyârbekir bezi ve bin top kız dimisi ve elvân lekkeffûrî Acem bezi ve kırmızı Usturumca abası bin top ve yüz çift kebe ve bin aded sarı ve bin aded kırmızı sahtiyânlar ve bin çift kırmızı çizme ve bin çift sarı çizme ve bin çift pabuc ve bin çift mest ve bin çift kaba ve ince gömlekler ve bunun emsâli niçe bin elvân şeyleri Zirinoğlu la‘înin gönderdiği defter-i nâ-ma‘kulü üzre cümle tahsîl edüp cümlesin on aded Sirem arabalarına tahmîl edüp paşa efendimiz hakîre yigirmi aded güzîde paşalı ve kırk aded Bihke kapudanı tevâbi‘leri ile Zirinoğlu'na bir nâme ve bir seccâde ve bir harîr münakkaş haliçe ve bir semmûr kürk kırmızı çukaya kapluca hedâyâlar verüp hakîrin zabtında oldukdan sonra paşa ile vedâ‘ mahallinde dest bûs etdikde bir kîse guruş harc-ı râh ihsân edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 154a ·
metinde göster ·
… kim ve âb-ı zülâl dahi bulunur o kim kar içinde hâsıl olan buzdan kar kurdudur.
Ve bunun
dahi sokaklarında benî Âdem deryâsı vardır kim yüz binden mütecâviz insân vardı …
Ve bu şehr-i Sibin'de niçe bin âsâr-ı garîbe ve âsâr-ı acîbeler ile mebnî musanna‘ rev[ze]n ve şâhnişînli sarâylar var kim her birinde biner gûne üstâdâne tasarruflar ile inşâ olunmuş hânedân-ı zîbâlar var kim misilleri meğer Kaşa şehrinde ola. Cümle evleri serâpâ şindire tahta örtülüdür. Ve eyle ganîmet şehirdir kim me’kûlât kısmından kuş südü, ya‘nî yumurta bulunur ve meşrûbât kısmından hod arslan südü her evde mevcûddur kim ol şarâb-ı bî-hicâbdır kim ve âb-ı zülâl dahi bulunur o kim kar içinde hâsıl olan buzdan kar kurdudur. Ve bunun dahi sokaklarında benî Âdem deryâsı vardır kim yüz binden mütecâviz insân vardır derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 29b ·
metinde göster ·
dahi handak üzre cisri asma makaralı haşeb köprüdür kim her gece kaldırup kal‘a …
Ve bunun dahi handak üzre cisri asma makaralı haşeb köprüdür kim her gece kaldırup kal‘a kapusuna dayarlar. Ba‘de'l-ışâ bunda dahi mehterhâne çalınup bâng-ı Muhammedî çağırılır. Bu kal‘a handakı kenârında kal‘a ihâta etmiş bir kat kalın direkler ve sık şarampavları vardır kim gird-â-gird bu kal‘a sekiz yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 71a ·
metinde göster ·
… im ve kal‘a-i Polata ve kal‘a-i Çavga ve kal‘a-i Çobaniçse ve kal‘a-i Senmartin
ve bunun
emsâli niçe gûne kılâ‘ ve palankaları feth edince şiddet-i şitâ karîb olup kal‘ …
Andan azm-i râh-ı kal‘a-i Beç edüp yetmiş altı pâre kılâ‘-ı metînelerden kal‘a-i Tata ve kal‘a-i Papa ve kal‘a-i Pirespirim ve kal‘a-i Polata ve kal‘a-i Çavga ve kal‘a-i Çobaniçse ve kal‘a-i Senmartin ve bunun emsâli niçe gûne kılâ‘ ve palankaları feth edince şiddet-i şitâ karîb olup kal‘a-i Beç'e sarılır. Hattâ gerüden gelen asâkir-i İslâm kal‘a-i Gör'ü ya‘nî Yanık kal‘asın ıhrâk etdiklerinde ismi Yanık kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 76b ·
metinde göster ·
… sedd-i İskender'e mânend olmuş ve evvelkiden bin kat ziyâde sa‘b ve metîn olmuş
ve bunun
çâr-rüknünde olan ebrâcları kal‘a-i atîk kullelerinden büyük ve metîn olmuş, lâ …
Ve bu mahal gâyetü'l-gâye intihâ-i serhad olup kal‘ası küçücük olmağile Bundukanî Venedik'inin ısyân [u] tuğyânı ziyâde olduğundan bu kal‘ayı dahi tevsî‘ etmek iktizâ etdikde sene (---) târîhinde Sultân İbrâhîm Hân, Çengîzâde (---) Paşa'ya Hersek sancağın sadaka edüp cümle Hersek ve Bosna eyâleti askerleri bu Gabele kasabası dibinde meks edüp Ebü'l-feth'in Gabele-i Atîk kal‘asına muttasıl bir kal‘a-i nev-binâ dahi zamîme eyleyüp henüz kal‘a-i Gabele sedd-i İskender'e mânend olmuş ve evvelkiden bin kat ziyâde sa‘b ve metîn olmuş ve bunun çâr-rüknünde olan ebrâcları kal‘a-i atîk kullelerinden büyük ve metîn olmuş, lâkin bu dahi yerli kaya üzre temeli olup ve etrâfı alçak kumsal yerler olmağile bunun dahi handakı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 162b ·
metinde göster ·
dahi cânib-i şimâle bir kapusu vardır, ammâ ağaç kapudur, ammâ eski kal‘a içine …
Ve bunun dahi cânib-i şimâle bir kapusu vardır, ammâ ağaç kapudur, ammâ eski kal‘a içine açılan kapusu metîn ve hadîd ü cedîd kapudur, ammâ bu yeni kal‘a içinde aslâ hânelerden ve bir gayri eser-i âsârdan bir imâret yokdur. Hemân ceng içün bir meydândır. Ve dîvârlarının kalınlığı onar arşın enli ve kaddi yigirmi arşın bâlâ hâit-i üstavârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 162b ·
metinde göster ·
… r ve kurşum örtülü câmi‘ ve imâretleri yokdur, ammâ Hacı Ali câmi‘i müferrahdır
ve bunun
şehir tarafındaki namâzgâhı vâsi‘dir. (---)(---)(---)(---) Ve mezkûr câmi‘le …
Ve nehr-i Neretva karşusundaki Tabahâne tarafında olan bâğ-ı İrem-misâl şehr-i (---)(---)(---) cümle altı mahalle ve beş mihrâbdır. Gerçi serâpâ bâğ-ı behiştli hânelerdir, ammâ beri büyük şehir kadar ma‘mûr u müzeyyen değildir ve kurşum örtülü câmi‘ ve imâretleri yokdur, ammâ Hacı Ali câmi‘i müferrahdır ve bunun şehir tarafındaki namâzgâhı vâsi‘dir. (---)(---)(---)(---) Ve mezkûr câmi‘lerden mâ‘adâ mesâcidlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 165b ·
metinde göster ·
… er taraflarındaki dirseklerde ve mazgallarda kirpi gibi cümle topları âmâdedir.
Ve bunun
dîvârı üzre dahi seksen yerde karavulhâne odaları var ve kal‘a hâricinde bunun …
Ve her taraflarındaki dirseklerde ve mazgallarda kirpi gibi cümle topları âmâdedir. Ve bunun dîvârı üzre dahi seksen yerde karavulhâne odaları var ve kal‘a hâricinde bunun dahi göl kenârında bir yalın kat çit palanka dîvârı var. Ardı vâsi‘ yol olup suya berâber mazgal deliklerinde gâzîler hîn-i ma‘rekede meterise girirler. Kireç ile sıvalı yalın kat beyâz kuğu gibi durur bir dîvârdır, ammâ bu Kanije kal‘asının böyle amâr olmasına sebeb on iki bin aded re‘âyâ vü berâyâlar bu kal‘ayı ta‘mîr ü termîm etmeğe mu‘âf u müsellemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182a ·
metinde göster ·
dahi iki kapusu var, biri iskele kapusu, cânib-i garba mekşûfdur ve biri kıbley …
Ve bunun dahi iki kapusu var, biri iskele kapusu, cânib-i garba mekşûfdur ve biri kıbleye nâzır şehr-i Sombor'a gider bâb-ı kebîrdir. Ve iskele başında mezâristânı andadır ve emîn hânesi dahi bu iskele başındadır. Ve bu iskele tarafı minâre kaddi âlî yarlar ve bayırlardır kim âdem aşağı Tuna'ya bakmağa cür’et edemez. Bunda dahi kal‘a yoklamasın alup yüz elli kadar refîkler ile cânib-i kıbleye 8 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 79a ·
metinde göster ·
… iyle kıble cânibin ihâta etmemiş. Yohsa mâ‘adâ yerlerin bu varoş devr etmişdir.
Ve bunun
dahi handakı içinden nehr-i Kiriş devr eder. Cümle etrâfı dolma rıhtım nev binâ …
Ve bu rabâtın cirmi dâ’iren-mâdâr on bin elli aded germe adımdır. Bu varoş hemân büyük kal‘anın maşrık cânibiyle kıble cânibin ihâta etmemiş. Yohsa mâ‘adâ yerlerin bu varoş devr etmişdir. Ve bunun dahi handakı içinden nehr-i Kiriş devr eder. Cümle etrâfı dolma rıhtım nev binâ sûr-ı ra‘nâ palanka-i zîbâdır kim dîvârı üstünde araba gezse mümkindir. Ve cümle dâ’iren-mâdâr on iki aded metîn ve kavî tabyaları var kim cümlesinin üstleri şindire tahta örtülü sivri sivri tahta bayraklı müzeyyen kıbâbları ve karavulhâneleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 87a ·
metinde göster ·
Der-vasf-ı çeşmesâr-ı âb-ı revân: Cümle yetmiş aded uyûn-ı câriyeler var kim her biri birer gûne âb-ı nâb-ı âb-ı hayât mâ-i zülâlden nişân cûy-ı berrâklardır. Cümleden Sefer Gâzî sarâyı kurbunda Hân cenâb aynıdır kim mâh-ı Temmûz'da bir âdem üç yudum safâ-yı hâtırla nûş edemez. Tâ bu mertebe sovuk turna gözü-misâl berrâk ve rakîk mâ-i tâhirdir. Ve bunun emsâli niçe çeşmesârlar kayalardan tulû‘ etdiği bâhirdir. Ammâ şehr içre Ahmed Ağa çeşmesinin târîhidir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 126b ·
metinde göster ·
… olmuş. Ammâ bu şehrin dahi bâğ u bâğçesi yokdur, zîrâ şiddet-i şitâsı katıdır.
Ve bunu[n]
dahi gecesi kasîr ve nehârı tavîl ve muzlim olmak ile bunda dahi yatsı namâzını …
Ve cümle yetmiş aded bâzergân hânları ve altı bin dükkânları ve altı yerde hammâmları var. Ammâ ban sarâyı ol kadar ma‘mûr ve müzeyyendir kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Cümle maksûreleri nehr-i Cayık kenârına vâki’ olmuş. Ammâ bu şehrin dahi bâğ u bâğçesi yokdur, zîrâ şiddet-i şitâsı katıdır. Ve bunu[n] dahi gecesi kasîr ve nehârı tavîl ve muzlim olmak ile bunda dahi yatsı namâzının vakti olmadığından salât-ı ışâyı kılmazdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174a ·
metinde göster ·
… â bu amûd-ı serâmedlerde olan san‘at-ı ibret-eser bir hânkâh-ı fukarâda yokdur.
Ve bunun
mihrâb ve kürsîsinde olan hurde tasarruflar meğer Budin serhaddinde Üstürgon ka …
Hattâ semâ‘hâne etrâfında mevzûn sütûnları cümle haşebdendir, ammâ bu amûd-ı serâmedlerde olan san‘at-ı ibret-eser bir hânkâh-ı fukarâda yokdur. Ve bunun mihrâb ve kürsîsinde olan hurde tasarruflar meğer Budin serhaddinde Üstürgon kal‘amızın mihrâb u minber ve mahfelinde ola. Gûnâ-gûn musanna‘ zî-kıymet âvîzeler ile ârâste olmuş bir münevver rûşen-âbâd tekye-i Mevlânâ'dır kim niçe yüz aded pâ-bürehne ve ser-bürehne fakr u fâka erenlerinden uşşâkân-ı müştakân erbâb-ı ma‘ârif-i mesnevîhân mağz-i Kur’ân tilâvet eder dilrîş-i şeydâ dedeleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 227a ·
metinde göster ·
Der-beyân-ı ziyâretgâh-ı şehr-i Gaston: Evvelâ Kâdirî tekyesinin bâğ-ı iremi içinde bir gül-i gülistân-ı hıyâbânda merkad-i Delikli Baba: ism-i şerîfleri Şeyh Alî'dir. Ve civârında meşhed-i eş-Şeyh Arâkî. Ve ana karîb kabr-i eş-Şeyh Ebûbekir. Ve bunun cenbinde eş-Şeyh Mehemmed eş-Şâmî, bu azîz-i merkûm tarîk-i Kâdirî serverlerinden bir serbâz-ı âşk-ı ilâhî hünerverlerinden ulu sultân olup niçe yüz menâkıbları vardır. Kaddesenâllâhu bisırrıhi'l-azîz, rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 265a ·
metinde göster ·
… an ağzına bakar. Ve aşağıda Yeni Avarin kal‘ası burnun döğer serâmed toplardır.
Ve bunun
levendâtları aşağı Yeni Avarin kal‘ası kulundan fitoz ve yarar ve bahâdır ve nâ …
Ve bu kal‘ada cümle yigirmi üç aded balyemez topları olup cümle liman ağzına bakar. Ve aşağıda Yeni Avarin kal‘ası burnun döğer serâmed toplardır. Ve bunun levendâtları aşağı Yeni Avarin kal‘ası kulundan fitoz ve yarar ve bahâdır ve nâmdâr neferâtları vardır. Cümle (---) aded merdüm-hisârları vardır ammâ fakîrlerdir. Hîn-i fetihde bu kal‘a Moton kal‘ası kazâsına ilhâk olup ilâ hâze'l-ân Moton nâhiyesi olup niyâbetdir. Ve bu kal‘aya ba‘de'l-feth Bâyezîd Hân deryâsından cânibine bir germe dîvâr-ı metîn binâ etmişler, ammâ câ-be-câ dîvâr rahnedâr olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 267a ·
metinde göster ·
mukâbilinde Kemer Suyu kapusu üzre Arhonda tabyası derler kim Sadrıa‘zama gelüp …
Ve bunun mukâbilinde Kemer Suyu kapusu üzre Arhonda tabyası derler kim Sadrıa‘zama gelüp Kızıl tabya tarafından Kandiye'yi muhâsara etdirüp fethine sebeb olan arhonda ya‘nî Urûm beğzâdesi demekdir, bu tabyayı ol binâ etdiğiyçün Arhonda tabyası derler. Ba‘de'l-feth yine arhonda'nın ta‘lîmiyle bu tabyayı ve gayri yerleri metânet üzre amâr etdirilüp "El-kerîmu izâ ahide vefâh" mazmûnu üzre bu tabya sâhibi arhondaya Sadrıa‘zam cemî‘i mülk-i emlâklerin ve ze’âmet köğlerin ihsân edüp yine kal‘aya nâzır ve mu‘temed arhondalık in‘âm olundu. Ammâ bu Arhonda tabyası yüksek değildir, ammâ aslında zemîni âlî olmak ile cemî‘i tabyaları korudur ve toplarıyla etrâfları korudur. Gûyâ bir kûh-ı Ağrı'dır kim sedd-i metîndir. Üstünde altı pâre serâmed balyemez topları var kim anlara menzil topları derler. Tâ inâdiyye kal‘asın ve Arhonoz dağların güzer eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 310b ·
metinde göster ·
âb [u] hevâsı ve binâsı ol kadar memdûh-ı âlemdir kim üstâd-ı mühendisîn-i kude …
Ve bunun âb [u] hevâsı ve binâsı ol kadar memdûh-ı âlemdir kim üstâd-ı mühendisîn-i kudemâ var makdûrun sarf edüp ol bennâ-yı bânî bunda eyle tasarruflar etmişdir kim atlâs-ı felekde eyle bir kârgerlik bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324a ·
metinde göster ·
cenûb tarafı ada ada sığ yerlerdir. Niçe yüz aded balık dalyanları var kim cüml …
Ve bunun cenûb tarafı ada ada sığ yerlerdir. Niçe yüz aded balık dalyanları var kim cümle mîrîdir. Bir âdem bir karış balık avlasa tecrîm ederler, ammâ tâze gulâmları her gece kefal balığı avlarlar, tecrîm etmeyüp sayd etdiği kefal balığının ücretin verirler. Ve bu mahalde deryâ içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 341a ·
metinde göster ·
dahi balık yumurtası memdûhdur. Bunda olan tez ü tâze ve za‘ferân gibi sarı ve …
Ve bunun dahi balık yumurtası memdûhdur. Bunda olan tez ü tâze ve za‘ferân gibi sarı ve lezîz ve amber-i hâm râyihalı balık yumurtaları bir diyârda yokdur kim pâdişâhlar ve krallara hedâyâ gider gâyet mukavvî nukl-i tarabdır ya‘nî şarâb-ı bî-hicâb mezesidir. Bunun dahi balık yumurtasın sarı balmûmuna sokup cemî‘i Frengistân'da miskâlin birer altuna satarlar. Her bir yumurtası ellişer dirhem ancak gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 341a ·
metinde göster ·
… ir. Ve bir memdûh minâre-i mevzûnu gûyâ Süleymâniyye minâresi gibi musanna‘dır.
Ve bunun
dahi hareminde servleri evce münkalib olmuşdur.
Ve Lütfi Paşa câmi‘i Tahte'l-kal‘a kurbunda cemâ‘ati firâvân bir câmi‘-i müferrihdir. Ve bir memdûh minâre-i mevzûnu gûyâ Süleymâniyye minâresi gibi musanna‘dır. Ve bunun dahi hareminde servleri evce münkalib olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y81a ·
metinde göster ·
… 0a⟧ Ammâ hân u hammâmı ve çârsû-yı bâzârı yokdur. Lâkin azîm hafta bâzârı olur.
Ve bunun
dahi bâğ u bâğçesi cihânı müzeyyen etmişdir.
Yüz hâne ve bir câmi‘ ve müte‘addid mesâcidleri vardır. Y 90a Ammâ hân u hammâmı ve çârsû-yı bâzârı yokdur. Lâkin azîm hafta bâzârı olur. Ve bunun dahi bâğ u bâğçesi cihânı müzeyyen etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y89b–Y90a ·
metinde göster ·
… cîrinin letâfeti ve ta‘mı gayri diyârın incîrlerine tercîh olur tîn-i mübîndir.
Ve bunun
kuru incîri dahi pâk ve lezîzdir, zîrâ sâ’ir diyârlarda incîrleri gird-i gubâr …
El-hâsıl bu Sultânhisârı incîrinin letâfeti ve ta‘mı gayri diyârın incîrlerine tercîh olur tîn-i mübîndir. Ve bunun kuru incîri dahi pâk ve lezîzdir, zîrâ sâ’ir diyârlarda incîrleri gird-i gubâr içre mülâmma‘ olmuş rimâl-âlûd bûriyâlar üzre kurudurlar. Ammâ bu Sultânhisârı'nda pâk sergiler üzre beyâz çârşefler üzre dâne dâne ale't-tertîb serüp şiddet-i hârda kemâlin bulunca hûş-ı tuyûrdan ve rîh-i gubârdan huddâmları hıfz ederler. Hevâda bir kesâfet olsa yine beyâz çarşaflar ile setr ederler. Anıniçün bu Nâzlı incîrinin kurusu makbûl-i hâs [u] âmdır ve gâyet latîf ve nerm tâmdır. Ba‘dehu bu şehirden cânib-i şarka Q 46b Nâzlı sahrâsı içre iki sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y90b ·
metinde göster ·
dahi cemî‘i hâneleri kireç örtülü Şeddâdî binâ musanna‘ evlerdir. Cümlesi bin i …
Ve bunun dahi cemî‘i hâneleri kireç örtülü Şeddâdî binâ musanna‘ evlerdir. Cümlesi bin iki yüz Y 106b hânedir. Ve bu varoş içre ancak bir mahalle elli Müselmân hânesi vardır. Mâ‘adâ {900 (yüz)} kefere hânesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y106a–Y106b ·
metinde göster ·
… ı muhâfaza eder. Bu kulle sonra binâ olunmak ile başka neferâtı ve dizdârı var.
Ve bunun
kal‘a dibinde bir varoşu vardır. Cümle toprak örtülü üç yüz hânedir.
Toplar ile cânib-i erba‘asını muhâfaza eder. Bu kulle sonra binâ olunmak ile başka neferâtı ve dizdârı var. Ve bunun kal‘a dibinde bir varoşu vardır. Cümle toprak örtülü üç yüz hânedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y130b ·
metinde göster ·
… â evkâfı olmamak ile fukarâsı azdır. Ammâ yine kırk elli fukarâ eksik değildir.
Ve bunun
bâğçesi içinde Nazar Dede ve Balım Dede medfûnlardur. Andan şarka,
Ve buna karîb (---) kasabasında Abdâl Mûsâ Sultânın bir âsitânesi vardır. Bu dahi limon ve turunc ve enâr ve incîr hıyâbânı içinde ürd-i bihiştden nişân verir bir İremezâtü'l-imâddır. Ammâ evkâfı olmamak ile fukarâsı azdır. Ammâ yine kırk elli fukarâ eksik değildir. Ve bunun bâğçesi içinde Nazar Dede ve Balım Dede medfûnlardur. Andan şarka,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y130b ·
metinde göster ·
… . Ve cümle (---) mihrâbdır. (---) câmi‘i ve (---) hammâmı ve (---) hânı vardır.
Ve bunun
dahi limonu turuncu çokdur. Ve bâğ u bâğçesine nihâyet yokdur.
Ve aşağıda varoşu cümle toprak örtülü (---) evlerdir. (---) mahalledir. Ve cümle (---) mihrâbdır. (---) câmi‘i ve (---) hammâmı ve (---) hânı vardır. Ve bunun dahi limonu turuncu çokdur. Ve bâğ u bâğçesine nihâyet yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y130b ·
metinde göster ·
emsâli bu şehirde niçe bin ibret-nümâ âsârlar vardır kim âdem engüşt ber-dehen …
Ve bunun emsâli bu şehirde niçe bin ibret-nümâ âsârlar vardır kim âdem engüşt ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân olur bir bender şehir imiş. Şarkdan garba leb-i deryâ ile tûlu iki sâ‘at yerdir, arzı bir sâ‘atdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y151a ·
metinde göster ·
Ve üç kapusu cenûb tarafına Gödibiz kapusu iki yanlarında tılısımât tasvîrleri vardır ki her bir arslan ve kaplan ve ejderhâ sûretlerin âdem gördükde dehşet hâsıl olur. Ve bir doğan sûreti var, şikârı üzre konmuşdur, gûyâ ki zî-rûhdur. Bu âsâr-ı acîbe ve garîbelerin cümlesi mermer taştan inşâ olunup mezbûr kapunun iki cânibinde dururlar. Ve bunun emsâli niçe ibret-nümâ şeyler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y152b ·
metinde göster ·
Bu sengistân içre cümle (---) fırka-i dâldir. Ammâ cümleden hâkimleri kavm-i Dürûzî'dir ve Teymânî Yezîdî ve Mervânî ve Hûbârî ve Ma‘rûfî Aklı ve Kızıllı ve Şehâbî ve Şehbâzî ve Zeydânî ve Zübdânî ve Tâtekî ve Musallânî ve Kınâğî ve Nusayrî ve bunun emsâli niçe kavm-i dalâlet-âyîn melâ‘în kâfirlerdir. Ammâ bu kavim gâyet mâldâr ve mün‘im kavimdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y184b ·
metinde göster ·
… ve Nusayrî kavmi hâneleridir. Bir câmi‘i ve bir hammâmı ve iki dükkânı vardır.
Ve bunun
bâğ u bâğçesinde ulu cümmeyz dırahtları var kim eflâke ser çekmiş. Ve âb-ı hayâ …
Kasabası leb-i deryâda bir düz kayalı yerde iki mahalle ve iki yüz toprak örtülü fellâh ve Nusayrî kavmi hâneleridir. Bir câmi‘i ve bir hammâmı ve iki dükkânı vardır. Ve bunun bâğ u bâğçesinde ulu cümmeyz dırahtları var kim eflâke ser çekmiş. Ve âb-ı hayât kuyuları vardır. Ve bunda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y188b ·
metinde göster ·