İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

ve burnu*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
38
isabet
37 cümle/beyitte
14,1
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
8
farklı biçim
53 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi3815,5

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–38 / 38

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“ve burnu*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 33a … et edüp bey‘ [ü] şirâsında hilâf edenin gerdenine tahta kulle ve başına şikenbe ve burnundan ve kulağından mıhlamak içün me’mûr bir hâkim-i mağfûrdur.
EÇS I 197b Ve Mısır cezîresinde Berberistân ve Fûncistân ve Bilâd-ı İsvân ve Sûdân ve Afnu ve Burnu ve Kırmanıkî ve Bağaniskî ve Donkalavî ve Sünnâr ve Nârnârintî ve Habeşî ve Zey …
EÇS I 217a … eri la‘lgûn, ya‘nî âlü'l-âl kırmızı mercân-misâl, ammâ âteş gibi şu‘le verirdi. Ve burnunun orta direği yok idi. Ammâ bi-emri Hayy-ı Kadîr, peder [u] mâderi bu ma‘sûmu şîr …
EÇS I 217a … cı günün gecesi oldu. Bi-emri Hudâ, ol ma‘sûmun tulum gibi derisi tâ depesinden ve burnu ucundan ve sadrından ve göbeğinden tâ zekeri ucundan ve hayâsı aşağısından tâ m …
EÇS I 217b … bette bu eşkâlile rahm-ı mâderden müştak olur, yâhûd âkıbeti yâ miskîn ve cüzâm ve burnunun orta direği düşüp âhir bir maraz ile bu çehre-i acebluya girüp böyle olur, yâhû …
EÇS I 217b … mile kalup kâmil on iki ayda bu ma‘sûm vücûda gelüp âteş gözlü ve kırmızı yüzlü ve burnunun orta direği olmayup bulûğiyyetden sonra işte böyle serencâma uğrayup bu çehreye …
EÇS II 289a–289b … yüp mahv oldukda cânib-i erba‘ası beyâz kar ortasında siyâh taşdan başı ve ağzı ve burnu ve dili ve kulakları ve dörd ayakları ve endam-ı vücûdu ve kuyruğu ayân u beyân …
EÇS II 302b–303a … ar çıkarup omuzlarına rîh-ı şem‘ler çerâğân eder. Ve hayâların kemend ile boğar ve burnuna kara çalı dikeni sokar ve başına kızgın tas ve gözüne mil çeker ve niçesinin ze …
EÇS II 343b … eri var, gâyet büyükdür. Ve kirpikleri, tîr-i müjgân gibi siyâh kirpikleri var. Ve burnu , asma bir gûne minkârı var kim gûyâ Mora patlıcanı kadar var. Nefes alup verdik …
EÇS III 173a … e-hâl gördük. Meğer Allahümme âfinâ felç marazına mübtelâ olup bir kolu ve ağzı ve burnu eğilüp kec-dehân olmuş. Niçe hukemâ ve etıbbâ-yı hâzık yetmiş bin kîl u kâl ile …
EÇS III 179a–179b … a (başına) hançer kabzasıyla beş altı yerde zahmdâr edüp Bölükbaşı'nın başından ve burnundan 179b kan tüfenklerinden atılır gibi hûn-feşân olup Cehennem Bölükbaşı yüzü üs …
EÇS IV 213a … hleler âşiyân edüp döl döş sâhibi kevâhileler vardır. Hattâ kulaklarının içinde ve burnu deliklerinde bile kehleleri vardır, ammâ kendüleri pire ve kehleden elem-zede o …
EÇS IV 233b … Hilye-i eşkâli oldur kim evvelâ kasîrü'l-kâme ve gerdeni kısa ve esmerü'l-levn ve burnu sehel minkârîce ve alnı vâsi‘ gök ala gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü ve …
EÇS IV 346a … bir musanna‘ şey yaparlar siyâh-reng bir cevz-i müdevverdir. Bi-emri Hudâ ağzı ve burnu ve kaşları ve gözleri ve saçı ve bıyıkları vardır, azîm temâşâ-yı sun‘-ı Hudâ'd …
EÇS IV 388a … özleri kuyruğu tarafıyla gözleri pilelerin ya‘nî göz kapakların yanına kayardı. Ve burnu Mısır'ın ve Mora diyârının mor patlıcanı kadar minkârî burnu var idi. Ve dudakl …
EÇS IV 393a–393b … ir merd-i cân nümâyân değil. Hemân bu asker içinden karalar geymiş kara çehreli ve burnunun orta direği yok bir ecinne geldi ve yanı sıra bir kara çehreli âdem sıfatlı ell …
EÇS V 32a … yiz. Paşanın gerdenindeki mâddeden bir şey zuhûr etmeyüp ancak paşanın ağzından ve burnundan cerâhatler cereyân ederdi ammâ hakîr {paşaya} karâbetimiz sebebiyle yanından şe …
EÇS V 107a … nde üç bin yıldan berü vücûdu pembe-misâl ter u tâze ve kaşı ve gözleri ve yüzü ve burnu ve kulakları ve geysûları yerinde bir kız na‘şı çıkdı" deyü Melek Paşa'ya haber …
EÇS VII 62a–62b … -pâre içün 62b hâl-i diyergûnunu", dedikde hakîr dahi ilerice vardıkda ağzıma ve burnuma koyun makremesin koyup mecrûh herîfin kellesi içine nazar etdim.
EÇS VII 62b … asından yavrusu henüz çıkmış gibi bir kuş yavrusu gibi büzülmüş başı ve gözleri ve burnu ve kanatları ile büzülmüş durur, ammâ üzerinde bir kalın deriden zarfı, ya‘nî b …
EÇS VII 62b "Niçün ağzını ve burnunu makrame ile kapayup bakarsın", dedikde hakîr eyitdim:
EÇS VII 62b … yâ öksürüp nefes alup verirken herîfin kellesi içre rûzgâr girmesin deyü ağzım ve burnum kapadım", dedikde cerrâh eydir:
EÇS VII 62b … bir araba içre tulum gibi şişmiş sarı bir âdem getirüp gözlerinden ve kulakları ve burnu deliklerinden sâfî sarı sarı sular ve cerâhatler cereyân eder bir âdem kim bed …
EÇS VII 62b … herîfin cümle vücûduna sürdü, ammâ çamur kibrît gibi kokardı ve herîfin ağzına ve burnuna sabr-ı sukutru suyu sürüp dübürüne bir kâlıb sâbûnu sivri edüp sokdu.
EÇS VII 66b … Tilki(?) gibi uzun çehreli ve kulakları oğlancıklar pabucu kadar büyük kulaklı ve burnu bir koruk kadar kırık yarım akçe tahtası gibi yâhûd Mora batlıcanı kadar büyük …
EÇS VII 66b … kırık yarım akçe tahtası gibi yâhûd Mora batlıcanı kadar büyük kırmızı burunlu ve burnunun deliklerine üçer parmak sığar vâsi‘ burnu deliklerinin içinden otuz yaşında yiğ …
EÇS VII 103b … ı ve bir kaşı ve bir gözü tahtanın sağ tarafında. Gûyâ alnı olacak yeri ve ağzı ve burnu ve çenesi tahtanın kenârında. Ve tahtanın iki tarafında ikişer dâne deve dişi g …
EÇS VIII 306a … d meksûr toplar kalmış kim bizim balyemez toplarımız bu küffâr toplarının ağzın ve burnun ve bellerin ve kolları ve kuyrukların eyle kırmış kim aslâ bir topu sağ yok idi …
EÇS IX Y275a … im, gâyet lezîz ve mukavvî balıkdır. Ve eyle muşa‘şa‘dır kim gûyâ şeb-çerâğdır. Ve burnu sivridir. Sâ’ir mâhîler bahrde nice şinâverlik ederse, bunlar dahi yerde rimâl …
EÇS IX Y372a … a sarmısak sürmek gerek. Ve siyâh harîr poşu veyâhûd kalın pamuk bezi ile ağzın ve burnun sarup taht-ı revândan ve mahâfeden çıkmamak gerek.
EÇS X Y230a–Y230b … nde boğazlayup yerler. Ve çilden fürûht ederler. Gâyet semîndir ve kuyruğu kısa ve burnu uzun ve üst dudağı tavşan gibi yarıkdır. Eşkâlde bir boz sıçandır. Herbiri yüze …
EÇS X Y234b "Hayvân sûret[i] harâmdır" deyü bir gün hâkimden izinsiz Ebülhevl'in ağzın ve burnun Hazret-i Mûsâ kırdığından ziyâde kırarken hikmet-i Hudâ ol gün bir rîh-i akîm e …
EÇS X Y279b–Y280a … erd-i merd-i pür-derd helâk olmayup hâne sâhibinin âdemlerinden ba‘zısının ağzı ve burnu ve eli ve ayakları eğri Y 280a olup ba‘zısın sar‘ tutar. Bu hâl üzre bir sâ‘a …
EÇS X Y302a … aremde kalup ba‘zı meşâyihler buna Hizbü'l-bahir ve ba‘zı azîmetler okuyup ağzı ve burnu ıslâh oldu. Ammâ elleri eyle çankal kalup gitdi. Bir ândan sonra sârik herîfi İ …
EÇS X Y310a … gördüm: bir tüğlü âdem hizmet edüp durur, ammâ dişleri kelb dişi gibi ve çenesi ve burnu uzun, gûyâ bir asferü'l-levn kelbdir. Kelimât etdükçe dâ’imâ tebessüm eder. Hak …
EÇS X Y411a Ve burnundan girüp çıkan rûzgâr mahalli başkadır. Burnu sommâkî burundur, kulakları vâsi‘dir …
EÇS X Y413b … ⟧ P 321b beyâz asdar geyüp dâ’imâ ibâdete meşgûldür. Ammâ dîvân günleri ağzın ve burnun bağlar.
EÇS X Y421b … bir ân" deyüp melik huzûrunda dal zeker-i müzekker olup meyyitin üzerine ağzına ve burnuna ve cemî‘i endâmına ol kadar teşelşül eyledi kim ol meydânı sidik seyli seylâb e …