… Paşa'ya beş cellâd ve bir oda yeniçeri ile muhzır ağa ve sipâh kethudâ yerleri
ve cebeci
ve topcu ve azebistân çavuşları ve bir bostâncı odabaşısı ve yeniçeriden bir tü …
İbtidâ Musâhib Vezîr-i a‘zam Mehemmed Paşa'ya beş cellâd ve bir oda yeniçeri ile muhzır ağa ve sipâh kethudâ yerleri ve cebeci ve topcu ve azebistân çavuşları ve bir bostâncı odabaşısı ve yeniçeriden bir tüfengci ve bir mataracı verüp ve şehirli tâ’ifesin te’dîb içün falaka deyenek verüp Çehârşenbe gün kol edüp İslâmbol içre deverân ederek Unkapanı'nda binâ olunan ehl-i hıref dîvânhânesine gelüp dîvân etdi. Andan Yemiş iskelesi çardağında cümle ehl-i esnâf ile dîvân edüp meyveye narh verdi. Andan sebzehâne dîvânhânesine gelüp sebzevâta narh verdi. Andan Emînönü'nde sallâhâneye gelüp koyun etine narh verüp sarâyına revâne oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33a ·
metinde göster ·
… -hâsıl yigirmi eyâlet sâhibi mîrimîrân ve yetmiş sancak ve yigirmi oda yeniçeri
ve cebeci
ve topcu ve dör[d] aşağı bölükler ile cümle seksen yedi bin asker sahrâ-yı Tımı …
Alî Paşa Erdel diyârında Kemen Yanoş üzre serdâr olduğun beyân eder: Rûmeli ile Melek Ahmed Paşa, Anatolu ile Çavuşzâde Mehemmed Paşa (ve) ve'l-hâsıl yigirmi eyâlet sâhibi mîrimîrân ve yetmiş sancak ve yigirmi oda yeniçeri ve cebeci ve topcu ve dör[d] aşağı bölükler ile cümle seksen yedi bin asker sahrâ-yı Tımışvar'da cem‘ olup sene 1072 târîhinde Gâzî Seydî Ahmed Paşa'yı Serdâr Alî Paşa şehîd edüp ordu-yı İslâm cânsız cisme dönüp yine bi'z-zarûrî Erdel Demirkapusu'ndan içeri girilüp Haçek sahrâsında meks edüp yigirminci gün kırk bin Tatar ile Yalı ağası Şâh Polat Ağa gelüp asker-i İslâm tâze cân bulup Tatar askerine çapullar fermânlar olunup Kemen Yanoş askerinden habere gidüp niçe bin kâfir dil getirüp Kemen Yanoş üzre azîmet olunup 86a Budin vezîri İsmâ‘îl Paşa çarkacı olup tuğlar ile talî‘a-i asker olup hulâsa-i kelâm Erdel içre nâm [ü] nişânımız güm olup sekiz ayda Erdel memleketin nehb ü gâret, alan [u] tâlân ve kâfirleri nâlân ederek tâ nehr-i Tise kenârına varup (---) vezîri Siyâvuş Paşa karındaşı Hüseyin Paşa'yı Tise nehrin ubûr etmek fermân olunup eyâleti askerinin güzîdesiyle nehr-i Tise'yi güzer edüp tâ Kaşa kal‘asına ve Husvar kal‘asına varup Zolomioğlu nâm kâfiri kırallığa taleb etdikde küffârlar,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 85b–86a ·
metinde göster ·
… cu muhzırbaşısı ru’ûs-i hümâyûn ile hükm eder ve bir oda yeniçeri-i Bursa ağası
ve cebeci
çorbacısı ve yigirmi yeniçeri deyeneği kolluğu ve sipâh kethüdâyeri ve Şeyhülis …
Âsitâne tarafından yeniçeri çukadârı ve bâzâra gideni ve dergâh-ı bevvâbândan bir keçeli kapucu muhzırbaşısı ru’ûs-i hümâyûn ile hükm eder ve bir oda yeniçeri-i Bursa ağası ve cebeci çorbacısı ve yigirmi yeniçeri deyeneği kolluğu ve sipâh kethüdâyeri ve Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve mîzân-ı harîr emîni ve gümrük emîni ve şehr voyvadası ve çöplük subaşısı ve muhtesib ağası ve ayak nâibi. Bunlar cümle salb [u] siyâset sahibleri hâkimlerdir, zîrâ sevâd-ı mu‘azzam şehr-i kebîrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 223a ·
metinde göster ·
… mu‘temed küffârlar taşra rehne çıkup ol sâ‘at emân ile cümle yeniçeri ve sipâh
ve cebeci
ve topçu ocakları pür-silâh bedenler üzre zeyn olup cümle topları ve cebehânele …
{Der-beyân-ı muhâsara-i kal‘a-i Hanya} : Ba‘dehû fermân-ı serdâr ile cümle hayme ve hargâhları Hanya kal‘asının cânib-i şarkîsi ve garbîsi ve cenûbî tarafına top menzili ba‘îd ordu-yı İslâm kat-ender-kat kurulup cânib-i erba‘a içine karavullar ta‘yîn olunup cümle mîr-i mîran ve asâkir-i a‘yân-ı cüyûş-ı müslimîn hayme ve hargâhı ve bâr [u] bengâhıyla ta‘yîn olunduğu yerlerde meks edüp taraf taraf çavuşlar tenbîh edüp cümle guzât gusller eyleyüp herkes helâlleşüp Bismillah ile ibtidâ yeniçeri ocağı rûz-ı rûşende meterise girdiler. Ertesi ale's-sabâh deryâ-misâl asker ile mevc mevc ve fevc fevc ve gürûh gürûh müzeyyen ve müsellâh cüyûş-ı muvahhidîn ile Serdâr-ı mu‘azzam Yûsuf Paşa kal‘a altından küffâr-ı hâre karşu alâ rağmi'l-a‘dâ'l-a‘dâ bir alay olmuşdur kim cümle küffâr-ı dûzah-karâr havf [u] haşyet-i Âl-i Osmân'dan mebhût [u] mütehayyir kaldılar. Andan serdâr-ı mu‘azzam, kânûn-ı kadîm üzre otağına nüzûl etdüğü sâ‘at cümle beldâr u çerâhora kırk bin mikdârı kazma ve kürek verüp yedi koldan sıçan yollarına mübâşeret olunup yedi koldan kal‘a-i Hanya'yı kuşadup muhâsara etdiler. Evvelâ kal‘anın cânib-i cenûbunda yeniçeri kethüdâsı koluna serdâr-ı mu‘azzam girdi. Ve Anadolu eyâleti ile (---) Paşa on oda ile zağarcıbaşı girdi. Ve Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa on oda ile samsoncubaşı girdi. Kapu tarafı ki cenûb tarafıdır, Sivas eyâletiyle (---) Paşa beş oda ile yeniçeriyle haseki ağa meterise ve cânib-i şarkîsinde gümüş tabyasına cümle Cezâyirli meterise girdi. Ve kal‘anın cânib-i garbîsinde Altuntabya tarafına Haleb eyâletine mutasarrıf (---) Paşa üç oda ile zenberekçibaşı meterise girdi. Netîce-i kelâm yedi koldan on yedi kat-ender-kat cümle guzât meterise girüp her tarafdan göz açdırmayup günden güne meterisler yürümede, ammâ sedd-i İskender-vâr bir çâr-kûşe kal‘a-i üstüvâr olmağıla cânib-i şimâlîsi liman ve deryâ vâkı‘ olup ol tarafında meterise girilmek muhâl-ender-muhâl olup ancak karada şarkî ve garbî ve cenûb tarafından meterise girildi. La‘în-i bî-dîn küffâr, Âl-i Osmân ile Kıbrıs gazâsından berü ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl etmemeğile askeri dinç ve cebehânesi gülünç ve sâ’ir mühimmatları mütekâsir ve soltatları vâfîr, şeb [u] rûz ârâm etmeyüp yedi gün yedi gice kırk bin top ve niçe kerre yüz bin tüfenk-i pür-renk ve niçe bin kazan kumbara atup şeb-i zulmânîde kal‘ayı meş‘al-i mu‘allaklar ile çerâğân ederdi. Yedi günde yedi bin âdem şehâdet câmın nûş edüp camadanları beytü'l-mâle teslîm olundu. Ammâ hamd-i Hudâ guzât-ı müslimîn zerre ve şemme havf etmeyüp serdâr-ı bâ-vakârın ihsân [u] in‘âmı sebebiyle ihtimâm-ı 271b tam edüp gice ve gündüz meterisleri ileri yürüdüp üçüncü gün handak kenarına varıldı. Ve yedi koldan balyemez toplar kal‘anın yedi yerinden rahneler verdi. Ammâ kal‘anın zerre mikdârı rûhunun haberi olmadı. Gûyâ bir kûh-ı Demâvend idi. Bu hâl üzre yigirmi gün yigirmi gice ceng [u] cidâl ve harb [u] kıtâl olup mel‘ûn küffâr topa tutulmuş maymuna dönüp henüz hâbdan bîdâr olur gibi kudurmuş yılana dönüp eyle hıyel u şeytanat ve âteş-bâzlıklar edüp cümle guzât-ı müslimîni kebâb eyledi. Asker-i İslâm bu hıyel u mel‘ânetlerine bakmayup gün-be-gün ser-bâzlıkların ziyâde edüp Kumtabya cânibinden toprak sürmeğe eyâlet-i Şâm ve Mar‘ayş ve Karaman ve Tarabefzûn me’mûr olup toprak dağlar gibi gelirken küffâr-ı bed-girdâr [u] hilekâr kal‘a içinden el kumbarası ve kazan kumbarası ile erbâb-ı timarı yakup yandırdı. Âhir toprak sürmek mümkün olmayup taraf taraf lağımlara mübâşeret olunup kal‘anın garbî cânibi ki Nazarta tarafıdır, ol cânibden üç ağızlı bir lağm-ı sehm-gîn atılup kal‘anın yetmiş arşın mikdârı yeri hevâya perrân olup üzerinde olan küffârlar zâğ-ı gammâz-vâr hevâya pervâz urup dârü'l-bevâr-ı veylde karâr etdiler. Küffâr-ı dûzah-karâr bu lağım fennin görüp fi'l-hâl derûn-ı kal‘ada zîr-i handakdan güzer edüp bir lağım-ı sehm-gîn [ü] keyd-i mekîn atmışdır kim sürülen toprakla iki yüz mikdârı âdemleri evc-i hevâya münkalib edüp bir sâ‘at-i nücûmî gubar-ı türâb ile asker-i İslâm zulumât içre kaldılar. Niçe âdemler zîr-i türâbda bî-nâm u nişân olup bilâ-lahid ü bilâ tekfîn medfûn oldular. Guzât-ı müslimîn bu hâle dahi bakmayıp birbirlerin cenge tergîb edüp kal‘anın rahnedâr yerlerinden serdengeçdiler câbecâ kelleler ve diller getirmeğe başladılar. Hemân serdâr hazretleri kelle getirene elli altun, dil getirene yüz altun ve esîrin ihsân edüp niçesine timar u ze‘âmet bî-dirîğ ihsân oldukça guzât-ı müslimîn cân u gönülden cân ve baş verüp bir kaç kerre tâ derûn-ı kal‘adan kelle ve dil ve bir kerre ceneralin oğlun kayd-bend ile getirdiler. Ammâ ol gün mel‘ûn küffâr kudurdular ve hayli ceng edüp bî-nihâye yiğitleri şehîd etdiler. Ve bundan mâ‘adâ şeb [u] rûz görülmemiş âteş-feşânlık ederdi. Mâh-ı mezbûrun (---) günü derûn-ı kal‘adan bir küffâr resen-bâzlık ederek nüzûl edüp serdâr-ı âlî-tebârın huzûruna gelüp eydür "Sultânım! Eğer kal‘a içinde benim evimi ve ehl [u] iyâlimi bana ihsân edersen sana müjdem vardır" dedi. Serdâr "Hânenden ma‘a ziyâde murâd [u] maksudun her ne ise dîn-i Muhammedî hakk-içün sana ihsân edüp cümle re‘âyâya seni zâbit nasb edüp cümle tekâlîf-i örfiyyeden seni ve evlâdların mu‘âf ve müsellem edem" deyü yemîn billah ve kasem tallah edüp mezkûr keferenin gerdenine bir emân destmâlı bend edüp keferenin cümle ricâsın kabûl etdikde kefere eyitdi. "Sultânım: Küffâr içerde iki fırka olup Rûmlar kal‘ada kırılmakdan kal‘ayı Osmânlıya verüp harâc-güzâr re‘âyâ olalım derler. Venedikli, yok elbette imdâdımız gelince ceng edüp kırılırız, kal‘ayı virmeziz derler ve imdâdlarının gelmek ihtimâlleri vardır. Ve kendüler dahi top u tüfenk ve lağımdan helâk olup cümle küffâr liman tarafı emîn olmağıla anda cem‘ olmuşlardır. Şimdi tedârik oldur kim liman tarafına havâle taşrada bir tabya binâ edüp on pâre balyemez top ile liman tarafın döğesiz ve içeri Rûm mahallesinde bir kaç ok ile Rûmlara istimâlet kâğızları atasız, inşâallah böyle etseniz kal‘anın fethi müyesser olur" deyü kefere niçe gûne mütehassin tedârikler gösterdi ve vâfir sûret-i hak yüzünden telkîn edüp bir kaç ok ile Rûm mahallesine Rûmî lisânı üzre kâğızlar atup ol gice içerden on aded Rûm kefereleri çıkup İslâm ile müşerref olup isimlerine Burmalı fülân, Burmalı Sinân nâmında isimler kodular. Serdâr-ı zafer-şi‘âr bunların bu kelâm-ı dürûğlarına aslâ i‘timâd etmeyüp yevmen fe-yevmen göz açdırmayup kal‘ayı döğerdi. Ve kal‘anın cânib-i şarkîsinde Cezâyirli kolunda limana havâle bir tabya-i âlî binâ etmeği vech-i ma‘kûl görüp bir gicede evce ser çekmiş bir tabya-i âlî ihdâs edüp on pâre balyemez top-ı küp ile derûn-ı kal‘ada olan sarây-ı âlîlere ve emîndir deyü liman kenarında sâkin olan küffâra eyle top gülleleri uruldı kim derûn-ı kal‘adan 272a bir feza‘ u çeza‘ kopdu kim feryâd u figânları evce peyveste oldu. Ve ol gün cümle donanma-yı hümâyûn gemilerinde ve cümle deryâ beğlerine ve Cezâyirliye emirler gidüp rûy-ı deryâda gâfil olmayup hıfz [u] hırâsetler üzre olup on iki pâre mavunalar ile kal‘anın leb-i deryâdan olan yerlerin ve liman tarafların döğmeğe me’mûr etdiler. Anlar dahi kal‘a limanın döğmeğe mübâşeret edince derûn-ı kal‘adan bir vâveylâ kopdu. Ammâ deryâdan atılan top-ı kûplerin gülleleri niçe kerre bizim asker-i İslâma isâbet etdüğünden donanma topçubaşısına gayrı fermânlar gitdi. Ammâ yine bu mâbeynde küffâr-ı anîd-i pelîd inâdına musırr olup niçe bin gûne muhîl [u] şeytanat ve âteşbâzlık edüp ve niçe kayd [u] hâ’inlik ile âteş-feşânlık edüp günden güne yüz ve iki yüz âdem derece-i şehâdete kadem basdılar, bu kemîngâhda ömr-i gümânların yasdılar, ve sâ’ir guzât-ı muvahhidîn kılıçların arşa asdılar. Hulâsa-i kelâm şeb [u] rûz olan vekâyi‘âtları tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olup bir mücelled kitâb olur. Ancak merâm [u] maksûd-ı kelâm oldur kim küffâr-ı hîlekâr bu hücûm-ı mehcûmu görüp mâh-ı mezbûrun (---) günü bendler üzre çıkup gördü kim kırk bin eli kılıçlı ve çeğini kalkanlı serdengeçdi gâzîleri yürüyüş etmeğe âmâde olmuşlar. Ol gün küffâr bu hâli görüp bedenler üzre beyâz vereh bayrakları diküp "Aman, aman ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyü feryâd u figân etdiler. Aslâ feryâd u vâveylâlarına nazar etmeyüp ma‘a'z-ziyâde kal‘a[yı] kûp toplar ile döğüp kumbara ve kurşumlar ve lağımlar atılup kal‘anın ba‘zı münhedim olan yerlerinden rehin nâmıyla bir kaç kapudan küffâr çıkup on gün mehil istediler. Serdâr eyitdi "Ale's-sabâh çıkarsınız, yohsa cümlenizi dendân-ı tîğdan bî-dirîğ geçiririz" deyü ta‘ahhüd etdiler. Hemân küffâr-ı dûzah-karârın birkaçı serdâr serâperdesinde kalup birkaçı derûn-ı kal‘aya gidüp "Kâbil ü imkân değildir. Cümle Türk yürüyüş edüp kırsalar gerekdir. Hemân cân u başımız ve ehl [u] iyâl ü yoldaşımız sağ iken sabâh çıkalım" deyü cümle ricâ edüp ma‘a-ziyâde bedenler üzre vere bayrakları zeyn edüp niçe mu‘temed küffârlar taşra rehne çıkup ol sâ‘at emân ile cümle yeniçeri ve sipâh ve cebeci ve topçu ocakları pür-silâh bedenler üzre zeyn olup cümle topları ve cebehâneleri kabza-i tasarrufa aldılar. (---) Ol gice cümle küffâr gemilerine dolup cezîre cezîre dârü'l-karâr-ı bevârlarına git(me)diler. Hamd-i Hudâ mâh-ı mezbûrun (---) günü burc u bârûlar üzre ezân-ı Muhammedîler kırâ’at olunup cümle guzât-ı müslimîn meterislerden çıkup kal‘anın der-i dîvârı üzre kat-ender-kat zeyn olup bir kerre gülbâng-ı Muhammedî ve bir yaylım top u tüfenk şâdmânın edüp üç gün üç gice donanma-yı hümâyûn olup şeb [u] rûz şâdmânîler olup sıyt u sadâ-yı top u tüfenk evkât-ı hamsede üç yaylım atıldığında zemîn ü âsumân ve deryâ-yı bî-pâyân cûş [u] hurûşa geldi. Küffâr gemileriyle Hanya'nın cânib-i şarkîsinde Suda kal‘asına ve Retime ve Apokorona ve Kandiye'ye giderlerken Hanya cenerali la‘în bu şâdmânîleri görüp ve ezân-ı Muhammedîleri istimâ‘ edüp ve nâkûshâneleri üzre haç alemleri ser-nigûn olup yerine yeşil alem-i Resulullah zeyn olduğun görünce ceneral-i mel‘ûn "Bu hâli görmemek yeğdir" deyü parmağıyla kendi gözün çıkarup la‘în oldu. Hemân ale'l-acele cümle donanma-yı hümâyûn limana girüp ıskarça olup sâ’ir şayka ve karamürsel ve cebehâne gemilerine destûr verilüp Âsitâne tarafına müjdeciler gitdi. Ve gayrı deryâ beğleri cümle yetmiş yedi pâre başdardalarıyla elli pâre Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus gemileri lenger-endâz olup yatdılar. Andan cümle gemilerde olan mühimmâtları ve forsa pâyzenleri gemilerden çıkarup leb-i deryâya azîm surâhî ve serâmed ve musanna‘ toplar koyup ve niçe tabya-i azîmler edüp kirpi-misâl toplar ile müzeyyen edüp kal‘anın ibtîda handaklerin ve sürülen dağlar gibi toprakların deryâ-misâl asâkir-i İslâm ve beldâr ve çerâhôr ve teberdârân ve azebân ve forsa ve pâyzenânlar ile üç gün üç gicede handakleri mülevvesâtdan ve meteris sıçan yollarından pâk edüp kal‘anın rahne-dâr yerlerin metânet üzre mebnî edüp cümle asâkir-i İslâmı yerlü yerine nasb 272b edüp kal‘a evvelkiden bin kat ziyâde metânet ve istihkâm bulup cemî‘î kenîseleri ma‘bed-i müslimîn olup tâ‘at-ı Sübhânî olmağa başlandı. İbtidâ cum‘a Sultân İbrâhîm câmi‘inde kılınup cümle guzât fethinde bulunduklarına hamd-i Hudâ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 271a–272b ·
metinde göster ·
… sûmet olup bu dîvânda yigirmi yedi kal‘a ağalarına ve yeniçeri ocağına ve topçu
ve cebeci
ve sa’ir ocak ağalarına ve iş erlerine ve gümrük emîni ve dizdâra el-hâsıl yetm …
Ba‘dehû ale's-sabâh bin elli (---) senesinin mah-ı Şevvali'l-mu‘azzam'ının (---) günü İslâmbol'dan kâmil yetmiş konakda oturaklarımızla bu Ilıca'ya dâhil olup Erzurûm'a girmeğe bir alay-ı azîm tertîb olundu kim bir vezîr-i âlî-şâna bu gûne muhteşemâne alay olmamışdır. Zîrâ hatt-ı şerîf ile tuğrâ-yı garrâ çeker serdâr-ı mu‘azzamdır. Ve hakîkatinde paşa dahi pâdişâh-meşreb, azamet ve dârât sâhibi Cem-vakârdur. Erzurûm askeri dahi bu Ilıca'dan altı sâ‘at tâ Erzurûm'a varınca tarîk-i âmmın tarafeynine cenâheyn-vâr mevc u mevc ve fevc u fevc, yemîn ü yesâr müsellah asâkir-i kerrâr kat-ender-kat cânibeyne selâma durup zırh-zireh, külâh ve kolçâğ ve botluğ ve giyimler giyüp ellerinde on yedişer boğum Basra kargısı tarakları yalmanı demrenleri orman gibi yolun iki tarafında çataçat durup atları altışar pâre âlât-ı yancığa ve bahrî hotaza ve gûnâ-gûn raht u bahta müstağrak olup âdâb üzre selâma durup paşa dahi önüne sekiz aded altun taslı şâtırları ve ellerinde teber-i müsellemîleri ve bellerinde murassa‘ kemer kuşakları ve kantûre ve tennûreleri ve dîbâ vü zîbâ hil‘at-i fâhire ve başlarında âfıtabe ve cığcığa kemeriyle tâvûs-ı bâğ-ı cinân gibi hırâmânî reftâr edüp paşanın yemîn ü yesârında mataracıbaşı ve tüfenkçiler kırmızı sâye çuka dolama ile mücevher ve murassa‘ matara ve tüfenkler ve zerdûz üsküfleri üzre otâğlarıyla ile zeyn olup paşa-yı pür-vakâr iki tarafına selâm vererek ubûr edüp cümle asâkir-i Erzurûm selâm alarak ubûr ederlerdi. Ve cümle iç gulâmları dörd yüz aded âlât-ı silâha ve cebe [vü] cevşene müstağrak olup enselerinde imâm ve hakîr ve hazînedâr dahi akîbimizce alemdâr ve sancakdârlar dahi akîbince sekiz kat mehterhâne-i Âl-i Osmânî'yi çalarak ubûr olunup cümle Tatar askeri ve müteferrikagân ve vâcibü'r-re‘ayâ ve kapucubaşılar dahi âlât-ı harbe müstağrak olup muhteşemâne gürûh gürûh ubûr edüp alaylarının ibtidâları kal‘a-i Erzurûm'a dâhil olunca ibtidâ derûn-ı kal‘ada Kesikkulle 285b nâm kullenin tâ zirve-i a‘lâsı ki eflâke ser çekmiş bir tula kulle-i bâlâdır, anın üzerinden ibtidâ aleykümü's-selâm şâhî topları atılmağa başladı. Andan yeniçerilerin iç kal‘asından toplar atıldı. Tâ ki Ilıca'dan altı sâ‘atin sa‘d sâ‘atinde paşa kal‘a-i Erzurûm'un Erzincan kapusundan içeri dâhil olunca el-azametullah kal‘anın cemî‘î burc [u] bârûları üzre altı yüz yetmiş pâre topa bir fitilden âteş edüp zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp sadâ-yı top-ı küp evce peyveste oldu. Ve cümle piyâde kal‘a kulu ve yedi oda dergâh-ı âlî yeniçerileri çorbacıları çavuşları ve ağalarıyla kat-ender-kat pür-silâh paşa sarâyına varınca selâma âmâde olup paşa selâm vererek sarâya dâhil olunca yine kal‘adan bir yaylım top dahi atılup dîvânhâne-i âlîde niçe yüz kurbânlar zebh olup sommât-ı Muhammedî çekilüp eyle bir ziyâfet oldu kim gûya ziyâfet-i Ma‘dîkerbdir. Ba‘de’t-ta‘âm sekizer kat mehterhâne döğülüp dîvân-ı pâdişâhî oldu. Niçe da‘vâlar kat‘-ı alâka ve fasl-ı husûmet olup bu dîvânda yigirmi yedi kal‘a ağalarına ve yeniçeri ocağına ve topçu ve cebeci ve sa’ir ocak ağalarına ve iş erlerine ve gümrük emîni ve dizdâra el-hâsıl yetmiş aded hil‘at-i fâhire giydirilüp cümlenin huzûrunda Emîr Buhârî dâmâdı Molla Çelebi Efendi'ye bir yeşil çukalı semmûr lipaça ihsân olunup hakîr dahi gümrük kitâbeti hil‘atıyla ser-firâz ve ser-efzâz olup herkes du‘â ve senâ edüp hâne-i bî-minnetlerine revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 285a–285b ·
metinde göster ·
… kul neferâtı ve (---) kal‘a ağalıkları ve yedi oda dergâh-ı âlî yeniçeri ağası
ve cebeci
ağası ve topcu ağası vardır. Her cihetde ma‘mûr [u] âbâdân eyâlet-i Çıldırân ik …
Bu nâhiyelerden kadısına beher sene ber-vech-i adâlet yedi kîse olur. Paşasına seksen kîse hâsıl olup (---) subaşılığı vardır. Hâss-ı hümâyûn-ı mîr-i mîrân-ı Çıldır 400.000 ve eyâletinde cümle (---) kazâdır. Dizdârı ve iki bin kul neferâtı ve (---) kal‘a ağalıkları ve yedi oda dergâh-ı âlî yeniçeri ağası ve cebeci ağası ve topcu ağası vardır. Her cihetde ma‘mûr [u] âbâdân eyâlet-i Çıldırân iken kızılbaş-ı bed-ma‘âş sene (---) târîhinde fürce bulup istîlâ eyleyüp ba‘dehû sene 1044 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘, Revân'ı dest-i Acem'den zor-ı bâzû ile feth edüp ba‘de'l-feth-i Revân asker-i deryâ-misâl ile Koca Ken‘an Paşa'yı serdâr edüp kal‘a-i Ahıçka'yı dest-i bâzû ile sene 1045 târîhinde feth edüp gereği gibi ta‘mîr u termîm edüp ilâ yevminâ-hâzâ ma‘mûr u âbâdân olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 321b ·
metinde göster ·
… enevî kırk yük akçe iltizâmdır, ve kal‘a dizdârı ve kethüdâsı ve azebân ağaları
ve cebeci
ve topcu başıları ve (---) aded pür-silâh kal‘a neferâtları vardır.
Bu zikrolunan kazâlardan mollasına senevî yigirmi kîse hâssıl olur. Şeyhülislâmı ve Kederzâde nâm beş yüz akçe pâyesiyle nakîbü'l-eşrâfı ve altı yüz menâsıb-ı âlîye mutasarrıf olmuş kadı-yı a‘yânları ve sâ’ir kibârdan eşrâfları bî-hisâbdır. Ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı yerine bir müte‘azzım yeniçeri çavuşu vardır. Zîrâ cümle ahâlîsi kadılar ve askerî ta’ifesidir. Ve şehr nâ’ibi ve muhtesib ağası ve gümrük emîni ve Engürü tamga ağası, başka emânetdir, senevî kırk yük akçe iltizâmdır, ve kal‘a dizdârı ve kethüdâsı ve azebân ağaları ve cebeci ve topcu başıları ve (---) aded pür-silâh kal‘a neferâtları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 356b ·
metinde göster ·
… akdaşlarımdan ve sâ’ir karındaş [ve] yoldaşlarımdan ve cümle sipâhî ve yeniçeri
ve cebeci
ocaklarından gelen mektûbları cümle önüme koyup "Gör oğlum beni İslâmbol'a gel …
Hakîr yine kethüdâ haymesine varup paşaya götürdükde paşa "Hay Evliyâm! Yolun yakın oldu" deyince "Sultânım! Bir iş zuhûr edüp bu kulunuzu yine muhabbeten paşa oğlunuz hakîri gönderdi" deyü mektûbları ve paşaya Varvar katli hakkına gelen hatt-ı şerîfi verüp Niksârî Halîl Efendi'ye nihânîce kırâ’at etdirüp bizim paşanın kendi ile müttefik olduğundan hazz edüp bu hakîri obasına götürüp "Benim oğlum! Sakın söz burada kalsın. Bak bana koca vâlideden ve Cinci Hoca'dan Bektâş Ağa'dan ve Muslihiddîn Ağa'dan ve Kara Murâd Ağa'dan ve cümle yedi ocak ağalarından ve şeyhülislâmdan ve cümle harem-i hâsda ayakdaşlarımdan ve sâ’ir karındaş [ve] yoldaşlarımdan ve cümle sipâhî ve yeniçeri ve cebeci ocaklarından gelen mektûbları cümle önüme koyup "Gör oğlum beni İslâmbol'a gel diye niçe isterler" dedi. Hakîkatü'l-hâl niçe mektûblara nazar etdim. "Benim efendim, iki yerden gayret kılıcın kuşanup ayağın pek basup basîret üzre olup cümle vüzerâ ve vükelâ ve ulemâ ve sulehâ ve mîr-i mîrânlar ve cümle yedi ocak halkıyla söz etmişiz. Cümlesi isterler. Cümle Anadolu eyâletlerinde ma‘zûl vüzerâ ve mîr-i mîrân ve sâ’ir mîr-i livâ ve sipâh kethüdâyerin başına cem‘ edüp Bursa üstünden tâ Üsküdar'a gelesin" deyü cümle İslâmbol a‘yânı mektûb ve tezkereler göndermişler. "Elbette ve elbette Üsküdar'a gelesin. Tâ ki bir acâ’ib göresin ve ser-i kârda olan yetmiş nefer kimesneyi isteyesin kim pâdişâhımızı anlar başdan çıkarup irtişâya terğîb etdirüp nâ-şer‘î muharremât şeyler etdirmeğe sevk ederler. Elbette gelüp anları katl etdiresin" deyü niçe mektûblar yazmışlar. "Benim cânım Evliyâ Çelebi! Bak İpşir oğluma gelen hatt-ı şerîfi bana gönderdi. Varvar'ın başın alırsan edâ-yı hizmetin mukâbelesinde sana müft ü meccânen Şâm eyâletin ihsân etmişiz, demiş" deyü hatt-ı şerîfi hakîre gösterdi. "İpşir oğlum ise cümle Karaman eyâletiyle ve bu kadar Türk ü Türkmân ve bu kadar kapusu kulu askeriyle yarın değil öbür gün bana imdâda gelmek üzredir. Andan inşâallah bu başımla doğru Âsitâne'ye gideriz" dedikde kalbime bir ilhâm gelüp "Bu başımla İslâmbol'a gideriz" dediğinden bir nakş olup "Ayâ söyleyeni ko, söyledeni gör" dedikleri darb-ı mesel mi ki, deyü hâtıra gûnâ-gûn efkârlar hutûr etdi. "Meded Sultânım! Hemân bana mektûblar veriniz. Biz de ordunuzda bulunalım. Pâymâl-i rimâl ser-gerdân gezmeyelim. Zîrâ paşa oğlunuz bir fermânınıza muntazırdır. Bu bahâr mevsiminde çayır çimen üzre kat‘-ı menâzil ederek İslâmbol'a varalum. Hemân mektûblar verin" deyü dest-i şerîfin bûs etdim. Gûyâ eli kan kokardı. "Tiz Halîl Efendi! Mehemmed Paşa oğluma ve Bâkî Paşa'ya ve Seydî Ahmed Paşa'ya ve Ketağaç Paşa'ya ve Deli Dilâver Paşa'ya mektûblar yaz. Mehemmed Paşa oğlum anlara serdâr olup mu‘ayyenen geleler deyü tahrîr edin" deyü fermânlar etdi. Tiz hazinedârı çağırun, deyüp hakîre üç yüz mümessek altun ve yasdık üstünde bir sâ‘at ve bir mercân tesbîh ve bir çâr-kat tîrkeş ve bir kılıç ve hazînedârın bir semmûr paçası kürkün ihsân etdükde "Sultânım! Atlarım yoruldu. Üç küheylân ihsân eyle" deyince Emîr-i ahûr dörd at ve dörd rahtlı katır getür, dedi. 364b Der-akab üç küheylân at Çerkezî rahtlarıyla ve dörd katır raht [u] bisâtiyle ihsân edüp Köprülü Paşa mahlûlünden üç aded nâ-pâk Gürcî gulâmları ihsân edüp fi'l-hâl nâ-pâk iken bir tenhâca yerde üçünü de pâk edüp hazînedâr üçünü de pâk esbâblar verüp cümle ihsân olunan eşyâları katırlara yükledüp Çerkeş Hanı cenbinde yâr-ı gâr-ı kadîmimiz olan Kadı Nesîmî Efendi'ye Allah emâneti verüp mektûblar içün at ile yine otâğa gelüp gezerken otâk direğinde zincir-i belâ ile kayd-ı bend olmuş Köprülü Mehemmed Paşa'ya buluşup dest-i şerîfin bûs etdikde "Hay Hâfız Evliyâ oğlum! Hoş geldin" deyü paşa efendimizin hâl [ü] hâtırın su’âl etdi. "Kankırı semtinde hâlâ on bin asker ile serserî gezer" dedim. {Köprülü Mehemmed Paşa eydür:} "Başına bu kadar haşerâtı cem‘ edüp re‘âyâ vü berâyâ üzre konup zulm eylemesin" dedi. "Yâ sultânım! Başı korkusundan asker cem‘ etmişdir. Ma‘lûm-ı şerîfinizdir kim henüz cümle vüzerâları birbirine kırdırmak isterler" dediğimde "Gerçeksin amma" deyüp koynundan evrâdın çıkarup "Vallahi korkmasın. Elli âdem ile dahi günden güne gezsin. Kılına hatâ gelirse cemî‘î sözlerim kizb olsun. Bizden selâm eyle. Pâdişâha âsî olanlara tab‘iyyet etmesin, eğer mu‘ammer olam derse" deyü niçe nasîhat-âmîz kelimâtlar edüp "kalk imdi, var git" dedi. Yine dest-bûs edüp otâğın orta direğinde yine zencir ile bağlı Amasiyyeli Kör Hüseyin Paşa'ya ve öbür baş direkde bağlı Kara Sefer Paşa'ya ve bir kenarda zencirle bağlı Amasiyyeli Hacı Efendi oğluna cümle buluşup hâl hâtır soruşup Hudâ halâs ide, deyü du‘â etdim. Anlar da paşaya selâm edüp gitdim. Bunların cânib [u] etrâfın çatal tüfenkli sekbân ve sarıca haşerâtları ihâta edüp nevbet beklerlerdi. Bu mahalde bir iç gulâmı hakîre gelüp "Buyurun, sizi sâhib-i devlet ister" dedikde paşanın obasına varınca "Mektûbları aldınız mı?" dedi. "Hayır! Almadım" dedim. "Tiz şu mektûblar gelsin" der iken Varvar Paşa'nın kapucular kethüdâsı içeri girüp eydür: "Sultânım! İpşir Paşa oğlunuz tarafından âdemler gelüp bayraklar göründü" dedi. Paşa eyitdi "Ya yarın gelse gerek idi. Safâ geldiler, hoş geldiler. Tiz bizim öbür otâğı bir hoşca döşen ve kendilerin otâkların bir çemenzâr yire kursunlar ve ta‘âm hâzırlansın ve kethüdâsı kethüdâmıza ve kapucular kethüdâsı sana konsun" deyü kapucular kethüdâsına hitâb etdi. "Ve cümle bölükbaşılar bölükbaşımıza" deyü kethüdâsına bi'l-külliye İpşir Paşa askerin müsâfir vermeğe fermân edüp kethüdâya tenbîh etdi kim "sen cümle ağavâtlarum ile atlanup yetişdiğin yire varınca istikbâline çık ve biz dahi ordu kenarına dek at ile karşu çıkaram. Tiz at hâzır edin" deyü kılıcın kuşanup otâk içinde müte’ellim gûne gezerken "Evliyâm! Sen İpşir Paşa'yı bilirsin" "Belî bilirim" dedim. "Sabr eyle. İpşir oğlumla buluş. Ba‘zı sırra müte‘allık sözlerim vardır. Anı söyleşüp ne zuhûr ederse ana göre mektûblar yazup İpşir oğlumdan da mektûblar alup gidesin" deyü taşra otâğa çıkdı ve bir sandaliyyesi üzre karâr-dâde oldu. Ve alay çavuşları "İpşir Paşa hazretlerinin ağavâtların çadırlarınıza indirin" deyü nidâ ederlerdi. Varvar kethüdâsı askeriyle Çerkeş suyun karşu geçüp piyâde sarrâclarıyla istikbâle gitdiler. Beri tarafda huddâmlar ta‘âmlar ve tahte'l-kahveler ve şerbet ve buhûrlar hâzır etmede. Hakîr taşra çıkup iki gulâmlarımla atıma süvâr olup İpşir Paşa'nın istikbâline Alî Paşa ile gitmeğe muntazır olup İpşir ile Varvar ne mu‘âmele ederlerse yakîn hâsıl etmeğiçün âmâde idim. Ammâ âheste âheste ibtidâ yedi koldan asker nümâyân olup çarhacılar askeri alâmetin gösterir talî‘a-i askere bakdım. Bir incecik uzun filândıra gibi bir beyâz dil bayrak ileri gelür ammâ cümlesi top kümeden gelirler. Bir yiğide sordum "Bu ne bayrakdır" dedim. "Şehsüvâr oğlu Gâzî Beğ bayrağıdır" dedi. Hakîr eyitdim "Oğul! Bu gelen asker ibtidâ çarka göstermiş ve yedi yerde mehterhâne cengi harbîleri dögülüp zü'l-cenâheyn ceng askeri göstermiş" Ol yiğit "Hayır! İpşir Paşa'nın de’bi ve mu‘tâdı budur" dedi. Ammâ Varvar'ın istikbâle giden kethüdâsı askeri İpşir'in ileri gelen askeriyle cirid oynamağa başladılar. Ammâ İpşir'in askerî kümelerindeki olan âlât-ı silâhlara güneş şa‘şa‘ası urup benî Âdemin çeşm-i ibreti hîrelenirdi. Bu hâl ile bu asker Varvar ordusuna bir ok menzili yer kaldıkda beri tarafdan Alî Paşa kerr u ferr u dârât ile üç yüz müzeyyen ve müsellah ve mülebbes iç ağavâtlarıyla ve niçe taşra ağavâtlarıyla süvâr olup ordusu içinden suyun karşu tarafına geçmeğe teveccüh edüp gitmede. Hakîr haylice yer gidüp Cenâb-ı Bârî kalbime ilhâm verüp "Bu gird-i gubâr ve bu izdihâm içre nişlerim" deyü üç gulâmımla gine Varvar ordusuna gelüp kimi ta‘âm ve kimi kahve pişirüp İpşir Paşalı müsâfirlerine ri‘âyet ve ziyâfete çalışırlar. Hakîr Varvar ordusunda dahi durmayup Çerkeş Hanı ensesindeki püşte üzre çıkup niçe yüz piyâde olmuş temâşâcı âdemler ile Çerkeş sahrâsında zeyn olan 365a hayme ve hargâhları ve asâkir-i bî-günâh [u] pür-günâhları seyr [ü] temâşâ etmeğe başladık. Aşağı sahrâda zeyn olan deryâ-misâl nakş-ı bukalemûn hayemât ve deve ve katır ve tavla tavla küheylân atlar süheyl urup ordu-yı Varvar içre bir gird-i gubâr zâhir oldu. "Ayâ bu ne alâmetdir ve ne melâletdir. Rîh-ı şedîd yok iken böyle bir gird-i gubâr evce peyveste oldu. Hamd-ı Hudâ şöyle toz ve toprakda ve böyle şiddet-i hârda bulunmadık. Âhir onlar otaklarına gelüp iki vezîr bir yerde buluşup ba‘de'l-letî ve'l-letî vakt-i zuhr olur. Eğer bir mektûb dahi İpşir Paşa verirse tahrîr olunca vakt-i asr olur" deyü bu gûne mülâhazâlar ile mezkûr mürtefi‘ bayır üzre bu aşağıda orduyu ve bu kadar mahlûk-ı Hudâyı seyr [ü] temâşâ ederken İpşir'in ileri yürüyen çarkacı askeri Şeh Gâzî Paşa ile cümle sekbân ve sarıca askerleri dahi Çerkeş suyunun kenarına geldiler. Niçe piyâdeleri Varvar ordusuna girdiler. Sâ’ir İpşirli askeri su kenarından ba‘îd kat-ender-kat durdular. Gerüden İpşir askeri dahi kat-ender-kat at başı berâber olup âheste âheste gelmede. Varvar fakîr anlara varmada iken hemân ibtidâ su kenarına gelen tüfenk-endâz askeri Varvar ordusu içre bir yaylım kurşum serpüp gerüde İpşir askerinden dahi sadâ-yı Allah kopup zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp cümle İpşirli Varvar ordusuna at koyup dal kılıç cümle haymelerin tınabların kesüp içinde olan Varvarlı hayme altında kalup Bre! Bre! deyince Varvar askeri içre bir kılıç-ı Timurî girüp eyle bir ceng [ü] savaş-ı perhâş-ı nâgehânî oldu kim Timur-ı bî-nûr ile Yıldırım Hân cengi böyle olmamışdır. Ale'l-gafle iken Varvar askeri İpşir Paşa askerine bir satûr-ı Alî urdular kim gûyâ ceng-i Alî oldu, ammâ çi-fâ’ide gâfil asker ve üç paşanın mâl-ı ganâ’imine müstağrak olmuş leşker, tok arslanın mişvarı ancak ol kadar olur. Ve kilk-i kazâ eli ezelde eyle takdîr olunup tahrîr olunmuş. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 364a–365a ·
metinde göster ·
ocakları mâh-ı şevvâlin onuncu gün yevm-i selâse idi, orta Câmi‘de tekrâr meşve …
Ve'l-hâsıl yigirmi beş aded sâhib-i fetvâ imzâsıyla sadrıa‘zam telhîsiyle (---)(---) [katline hatt-ı şerîf sâdır olup] yeniçeri ve cebeci ocakları mâh-ı şevvâlin onuncu gün yevm-i selâse idi, orta Câmi‘de tekrâr meşveret edüp Atmeydânı'na bir mütekellim âdem gönderüp çorbacı-ı mezbûru katl edince cümle} yeniçeri ve cebeci ocağı ve gayrı askerî tâ’ifesi Hazret-i Risâlet-penâhın sancağ-ı şerîfi dibinde cem‘ olup cümle meşâyihân fukarâlarıyla tevhîd ü tezkîr ederek sadrıa‘zam ve yeniçeri ocağı ve cümle asker tâ’ifesi Atmeydân'ın ve Yeni Câmi‘in yedi tarafdan kapuların asker ihâta edüp Atmeydânı'nın iki başından yeniçerileri Atmeydânı'na dolup sadâ-yı Allah Allah ile tarafeynden gülbâng-ı Muhammedî sadâsı cihânı dutdu. Hemân Atmeydânı'nda olan pür-silâh sipâh yiğitleri yeniçeri üzre küheylân atların Atmeydânı'nda at bırağup bir hücûm etdiler kim hakkâ bârekallah ancak olur. Niçe âdemi dendân-ı tîğdan ve rîh-ı bî-emân-ı sinândan geçirüp bî-bâk ü bî-pervâ merkezlerinde karâr edüp yine yeniçeri cânibinden varan atlılar yine birbirlerine hücûm edüp bir epeyce elbeşti dahi etdiler. Ammâ bu hücûmda niçe sipâh hâk-i mezellete düşüp Yeni Câmi‘ hareminden kafadârları gelüp şehîdlerin aldılar. Hemân yeniçeri çavuşları ve çorbacıları yeniçeriye "Koma kurdlarım" deyüp tâ vasat-ı meydâna köpek cengi ederek geldiklerinde sipâh Atmeydânı'nda kalmayup cümle Yeni Câmi‘ haremine mâl-â-mâl olup cümle demir kapuları seddidüp demir pencereleri sedd [ü] siper edüp içerden taşra yeniçeriye kurşum ve oku bârân-ı la‘net gibi yağdırup ân-ı vâhidde yüz yetmiş yeniçeriyi şehîd ve niçe yüz âdem mecrûh olup sipâh siper ardında yeniçeri Atmeydânı'nda kaldı ve sipâh minârenin altısına dahi çıkup pür-nakıl olup minâreler ve harem kubbeleri üstünden Atmeydânı'nda yeniçerilere eyle kurğuşum urdular kim yeniçeri bî-emân kaldı. Âhir yeniçeriler Ahmed Hân Türbesi tarafındaki Kurrâ kubbeleri ve medrese kubbeleri ve niçe hânelerin dâm [u] bâmları üzre çıkup Yeni Câmi‘ haremi içre olan sipâha kurşumu eyle yağdırdılar kim bu kerre sipâhın atları kurşum zahmından sipâhları târmâr edüp niçe yüzü de kurşumdan helâk olup hemân yeniçeriler Atmeydânı'ndan "Allah" ile demir pencerelerden ankebût-vâr urûc edüp taşra harem kapuların kırup hücûm edince cümle sipâh Yeni Câmi‘in iç haremine mâl-â-mâl olup derûn-ı câmi‘e dahi girüp mahsûr olup harem pencerelerinden taşra haremde olan askere oku kurşumu urup taşrada olan asker cân ve baş kaydına düşdüler. Hikmet-i Hudâ Yeni Câmi‘in altı minâresinin kapuları taşra hareme vâkı‘ olmuşdur. Hemân yeniçeriler minârelerin kapuların kırup dal-kılıç minâreden yukaru çıkdıklarında celeb sipâhlar kuşluk vaktinde öyle ezânı okumağa başlayup niçesin minârede katl ve niçesin kayd-bend ile "vakitsiz ezân okuyan yalancı mü’ezzinin hâli budur" deyü aşağı indirüp kelle paça ederlerdi. Ba‘dehû yeniçeriler altı aded minârelerden iç harem içre olan sipâha havaliden eyle kurşumlar urdular kim beyâz mermer-i hâm üzre pembe-misâl cesed-i insândan cereyân eden hûn-ı ahmer-gûndan cümle mermerler la‘l-gûn oldu. Bu hâli sipâh görüp haremin üç kapusun açup yeniçeriler üzre üç yerden dal-satûr-ı sipâh olup fakîrlerden câmi‘e avdet eder kalmayup cümlesi yeniçeri destinde şehîd oldular. Niçe yüzü câmi‘-i şerîf içre girüp kapandılar. Yine pencerelerden câmi‘ içre kurşumlar urup câmi‘ kapuların kal‘ edüp dal-sâtûr-ı Bektâşî urarak câmi‘ içinde ibrişim haliçeler üzre sipâh kırarak kimi namâz kılarak kırılırdı, kimi Kur’ân-ı azîm okuyarak Hazret-i Osmân gibi şehîd olarak kırılırdı. Câmi‘in cemî‘î der-i dîvârında ve câmlarında ve kıbâblar üzre mestûr olan kurşumlarda kurşum darbından bir rahnedâr olmadık yer kalmamışdı ve derûn-ı câmi‘de Kelâm-ı İzzet'i gerdeninde iken gerdeninden kılıç geçen ibâdullahın hadd [u] pâyânı yok idi. Hulâsa-i kelâm, kâmil yedi buçuk sâ‘at {kâr-zâr eylediler kim eğer Kahramân-ı bî-emân ol kâr-zârda olsa Nerîmân-ı nerm-râm olurdu. Veyâhud perhâş-ı bî-kârda ceng-cûyân olan dilâverân-ı mübârizânın merdâneliklerin Rüstem-i zamân ve Zâl-ı bî-amân istimâ‘ etse meddâhân-ı sipâhiyân ol[urdu]. El-kıssa yeniçeri bî-hisâb sipâhiyân bî-tâb olmağıla cenge iktidârları olmayup "El-firâru mimmâ lâ yutak, min süneni'l-mürselîn" mâ-sadakınca sipâhın karârı firâra mübeddel olup her biri bir cânibe perîşân oldular. Sipâhdan bî-aded ve yeniçeriden mürd az oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 371b ·
metinde göster ·
ocağı ve gayrı askerî tâ’ifesi Hazret-i Risâlet-penâhın sancağ-ı şerîfi dibinde …
Ve'l-hâsıl yigirmi beş aded sâhib-i fetvâ imzâsıyla sadrıa‘zam telhîsiyle (---)(---) [katline hatt-ı şerîf sâdır olup] yeniçeri ve cebeci ocakları mâh-ı şevvâlin onuncu gün yevm-i selâse idi, orta Câmi‘de tekrâr meşveret edüp Atmeydânı'na bir mütekellim âdem gönderüp çorbacı-ı mezbûru katl edince cümle} yeniçeri ve cebeci ocağı ve gayrı askerî tâ’ifesi Hazret-i Risâlet-penâhın sancağ-ı şerîfi dibinde cem‘ olup cümle meşâyihân fukarâlarıyla tevhîd ü tezkîr ederek sadrıa‘zam ve yeniçeri ocağı ve cümle asker tâ’ifesi Atmeydân'ın ve Yeni Câmi‘in yedi tarafdan kapuların asker ihâta edüp Atmeydânı'nın iki başından yeniçerileri Atmeydânı'na dolup sadâ-yı Allah Allah ile tarafeynden gülbâng-ı Muhammedî sadâsı cihânı dutdu. Hemân Atmeydânı'nda olan pür-silâh sipâh yiğitleri yeniçeri üzre küheylân atların Atmeydânı'nda at bırağup bir hücûm etdiler kim hakkâ bârekallah ancak olur. Niçe âdemi dendân-ı tîğdan ve rîh-ı bî-emân-ı sinândan geçirüp bî-bâk ü bî-pervâ merkezlerinde karâr edüp yine yeniçeri cânibinden varan atlılar yine birbirlerine hücûm edüp bir epeyce elbeşti dahi etdiler. Ammâ bu hücûmda niçe sipâh hâk-i mezellete düşüp Yeni Câmi‘ hareminden kafadârları gelüp şehîdlerin aldılar. Hemân yeniçeri çavuşları ve çorbacıları yeniçeriye "Koma kurdlarım" deyüp tâ vasat-ı meydâna köpek cengi ederek geldiklerinde sipâh Atmeydânı'nda kalmayup cümle Yeni Câmi‘ haremine mâl-â-mâl olup cümle demir kapuları seddidüp demir pencereleri sedd [ü] siper edüp içerden taşra yeniçeriye kurşum ve oku bârân-ı la‘net gibi yağdırup ân-ı vâhidde yüz yetmiş yeniçeriyi şehîd ve niçe yüz âdem mecrûh olup sipâh siper ardında yeniçeri Atmeydânı'nda kaldı ve sipâh minârenin altısına dahi çıkup pür-nakıl olup minâreler ve harem kubbeleri üstünden Atmeydânı'nda yeniçerilere eyle kurğuşum urdular kim yeniçeri bî-emân kaldı. Âhir yeniçeriler Ahmed Hân Türbesi tarafındaki Kurrâ kubbeleri ve medrese kubbeleri ve niçe hânelerin dâm [u] bâmları üzre çıkup Yeni Câmi‘ haremi içre olan sipâha kurşumu eyle yağdırdılar kim bu kerre sipâhın atları kurşum zahmından sipâhları târmâr edüp niçe yüzü de kurşumdan helâk olup hemân yeniçeriler Atmeydânı'ndan "Allah" ile demir pencerelerden ankebût-vâr urûc edüp taşra harem kapuların kırup hücûm edince cümle sipâh Yeni Câmi‘in iç haremine mâl-â-mâl olup derûn-ı câmi‘e dahi girüp mahsûr olup harem pencerelerinden taşra haremde olan askere oku kurşumu urup taşrada olan asker cân ve baş kaydına düşdüler. Hikmet-i Hudâ Yeni Câmi‘in altı minâresinin kapuları taşra hareme vâkı‘ olmuşdur. Hemân yeniçeriler minârelerin kapuların kırup dal-kılıç minâreden yukaru çıkdıklarında celeb sipâhlar kuşluk vaktinde öyle ezânı okumağa başlayup niçesin minârede katl ve niçesin kayd-bend ile "vakitsiz ezân okuyan yalancı mü’ezzinin hâli budur" deyü aşağı indirüp kelle paça ederlerdi. Ba‘dehû yeniçeriler altı aded minârelerden iç harem içre olan sipâha havaliden eyle kurşumlar urdular kim beyâz mermer-i hâm üzre pembe-misâl cesed-i insândan cereyân eden hûn-ı ahmer-gûndan cümle mermerler la‘l-gûn oldu. Bu hâli sipâh görüp haremin üç kapusun açup yeniçeriler üzre üç yerden dal-satûr-ı sipâh olup fakîrlerden câmi‘e avdet eder kalmayup cümlesi yeniçeri destinde şehîd oldular. Niçe yüzü câmi‘-i şerîf içre girüp kapandılar. Yine pencerelerden câmi‘ içre kurşumlar urup câmi‘ kapuların kal‘ edüp dal-sâtûr-ı Bektâşî urarak câmi‘ içinde ibrişim haliçeler üzre sipâh kırarak kimi namâz kılarak kırılırdı, kimi Kur’ân-ı azîm okuyarak Hazret-i Osmân gibi şehîd olarak kırılırdı. Câmi‘in cemî‘î der-i dîvârında ve câmlarında ve kıbâblar üzre mestûr olan kurşumlarda kurşum darbından bir rahnedâr olmadık yer kalmamışdı ve derûn-ı câmi‘de Kelâm-ı İzzet'i gerdeninde iken gerdeninden kılıç geçen ibâdullahın hadd [u] pâyânı yok idi. Hulâsa-i kelâm, kâmil yedi buçuk sâ‘at {kâr-zâr eylediler kim eğer Kahramân-ı bî-emân ol kâr-zârda olsa Nerîmân-ı nerm-râm olurdu. Veyâhud perhâş-ı bî-kârda ceng-cûyân olan dilâverân-ı mübârizânın merdâneliklerin Rüstem-i zamân ve Zâl-ı bî-amân istimâ‘ etse meddâhân-ı sipâhiyân ol[urdu]. El-kıssa yeniçeri bî-hisâb sipâhiyân bî-tâb olmağıla cenge iktidârları olmayup "El-firâru mimmâ lâ yutak, min süneni'l-mürselîn" mâ-sadakınca sipâhın karârı firâra mübeddel olup her biri bir cânibe perîşân oldular. Sipâhdan bî-aded ve yeniçeriden mürd az oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 371b ·
metinde göster ·
… e sâ’ir mîr-i livâlara ve gayri iş erlerine ve cümle yeniçeri ve sipâh ve topçu
ve cebeci
ve bostâncı ve gayrı ocaklara irtifâ‘-ı kadrleriyçün ihsân [u] in‘âmlar olup Ce …
Andan cemî‘i kubbe-nişîn vüzerâ ve mîr-i mîrânlara ve sâ’ir mîr-i livâlara ve gayri iş erlerine ve cümle yeniçeri ve sipâh ve topçu ve cebeci ve bostâncı ve gayrı ocaklara irtifâ‘-ı kadrleriyçün ihsân [u] in‘âmlar olup Celâlîler üzre nefîr-i âm emirleri verilüp "Mâlı sizin ve başı benim" deyü fermân-ı şehriyârîler sâdır olunca yine cümle ümerâ ve mîr-i mîrânlar Celâlîlerin akîbince düşüp gitmede ve şeb [u] rûz niçe yüz Celâlîler kayd-bend ile huzûr-ı pâdişâhîye gelüp serâperde-i şehriyârî önünde kelleleri galtân olan kellelerin hadd [u] pâyânı yok idi. Ve cemî‘i memâlik-i mahrûselere hatt-ı şerîfler gidüp nefîr-i âmlar fermân olunup Celâlîleri katl ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 33a ·
metinde göster ·
… -i sâlis Tavîl Mehemmed Paşa'yı üç bin yeniçeri ve dört aşağı bölük sipâhîsiyle
ve cebeci
ve topçılar ile cümle yigirmi bin askere Mehemmed Paşa'yı serdâr edüp Konya alt …
mazmûnunca iki vezîri ıslâha gönderüp Şehzâde Bâyezîd aslâ 77a sulha rağbet etmeyüp karındaşı Selîm Hân'ı meydân-ı ma‘rekeye da‘vet etdi. Şehzâde Selîm Bâyezîd'in bu gûne nâmesin Konya'dan Süleymân Hân'a gönderüp nâme-i Bâyezîd kırâ’et olundıkda Bâyezîd'in aklı kılletine ve kemâl-i hıffetine haml edüp lâyık-ı taht-ı Osmânî olmayacağı ma‘lûm-ı Süleymân Hân olup ol ân Anadolu beğlerbeğisi Cenâbî Ahmed Paşa'yı ve Karamân Mîr-i mîrânı Solak Ferhâd Paşa'yı ve mukaddemen Şehzâde Selîm'e lala olan Mar‘aş Paşası Geylan Alî Paşa'yı ve Adana eyâletine mutasarrıf Ramazânoğlu Pirî Paşa'yı ve niçe mîr-i mîrân ve mîr-i livâları Konya'da Şehzâde Selîm'e imdâd etsinler deyü kırk yedi bin askeri gönderüp Konya sahrâsında meks-i hıyâm edüp âmâde durdular. Bu askerin akîbince vezîr-i sâlis Tavîl Mehemmed Paşa'yı üç bin yeniçeri ve dört aşağı bölük sipâhîsiyle ve cebeci ve topçılar ile cümle yigirmi bin askere Mehemmed Paşa'yı serdâr edüp Konya altında Şehzâde Selîm'e vâsıl olup şeb [ü] rûz Bâyezîd sultân ile cenge müterakkibler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 76b–77a ·
metinde göster ·
zâbiti yeniçeri serdârıdır. Sekizinci hâkimi şehir muhtesibidir.Tokuzuncu zâbit …
Ve cümle taht-ı hükûmetinde (---) pâre ma‘mûr u âbâdân kurâ vü büldândan senevî yigirmi kise-i Rûmî hâsıl olur. Bu eyâletden paşasına ber-vech-i adâlet yüz bin guruş olur. Üçüncü hâkim-i şer‘î şeyhülislâmdır. Dördüncü hâkimi cemî‘i şürefâlara nakîbü'l-eşrâfdır. Beşinci hâkimi ayak nâ’ibidir. Altıncı hâkimi sipâh kethüdâyeridir. Yedinci zâbiti yeniçeri ve topçu ve cebeci zâbiti yeniçeri serdârıdır. Sekizinci hâkimi şehir muhtesibidir.Tokuzuncu zâbiti paşa voyvadasıdır. Onuncu hâkimi şehir kethüdâsıdır. 139a On birinci zâbiti bâcdârdır. On ikinci zâbiti harâcîdir. Böyle zâbitlere hâkim, paşadır. Ana hâkim, hâkimler hâkimi Hâkim-i mutlak Allah'dır kim cemî‘i zî-rûha ve küllî zerre vü şemmeye ve cemî‘i mahlûka muhtesib ol Perverdigâr-ı lâ-yezâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 138b–139a ·
metinde göster ·
Bu cirmde add olunan kılâ‘-ı sa‘b içre cümle üç yüz aded yeniçeri ve topçu
ve cebeci
hâneleri vardır kim cümle azeblerdir. Bu mahalde müte’ehhil âdemler olamaz. Amm …
Bu cirmde add olunan kılâ‘-ı sa‘b içre cümle üç yüz aded yeniçeri ve topçu ve cebeci hâneleri vardır kim cümle azeblerdir. Bu mahalde müte’ehhil âdemler olamaz. Ammâ şimâl tarafındaki sahrâya nâzır Suluk kullesi üzre bölme hisârlar içre müte’ehhil âdemler sâkinlerdir ve kal‘a kapusundan taşra yedi kulle ve burçlar mâbeyninde olan hisâr erleri ve kavm-i azebistân cümle evlâd [u] ıyâl sâhibleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 252a ·
metinde göster ·
Evvelâ cümle sağ ve sol ve yerli ve gönüllü ve azeb-i hisâr ve topçu
ve cebeci
dizdâr-ı Bâlâ ve dizdâr-ı Kesik ve dizdâr-ı Estel ve Başlı ve Taşlı ve Hasanî v …
Evvelâ cümle sağ ve sol ve yerli ve gönüllü ve azeb-i hisâr ve topçu ve cebeci dizdâr-ı Bâlâ ve dizdâr-ı Kesik ve dizdâr-ı Estel ve Başlı ve Taşlı ve Hasanî ve Hüseynî ve çavuşân ağası ile kal‘a-i Van cümle on iki tuğ ve yigirmi dörd ağalık add olunur, ammâ cümleden asker-i güzîde asâkir-i sağ kol cümle (---) aded güzîde cüyûş-ı şecî‘dir. Ağaları Hüsrev Paşa yeğeni Süleymân Beğ'dir. Andan gâzîyân-ı solkol cümle (---) aded cünd-i pür-silâhdır. Ağaları Demircioğlu'dur. Yaşlı taşlı add olunan âdemler ve Hasanî ve Hüseynî ta‘bîr olunan askerler yine mezkûr iki fırka cüyûş içre başka hevâ gözedir oymak kabîle âdemlerdir. Taşlı dedikleri yukaru Taşkal‘ada sâkin olanlardır ve Yaşlı ta‘bîr etdikleri aşağı Yaşhisârda olanlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 254a ·
metinde göster ·
… â‘ neferâtlarının askeriyle Hakkarî piyâdeleri ve kapukulunun altı oda yeniçeri
ve cebeci
ve topcu ve azeb-i hisâr ve hisâr erleri cümle on iki bin piyâde asker içinde y …
Andan ke'l-evvel yine karavullar gelüp cümle me’mûr oldukları yerlere gidüp sekiz bin güzîde asker-i pür-silâh ile Mahmûdî beği sağ çarkaya gitdi ve altı bin yiğit ile Malazgird beği sol çarkaya gitdi ve altı bin yiğit ile Mahmûdî'den Şeref Beğ ve Bâyezîd beği orta çarkaya gitdi. Ercîş ve Âdilcevâz ve Muş ve Tekmân ve Kuzucân ve Pasin ve Avnik ve Hınıs beğleri cümle sağ cenâh oldular ve Karni ve Hiron ve Espa‘ird ve Meksen ve Şervi ve Kesân ve Espa‘ird beğlerinin askerleri sol cânibe cenâh olup on iki bin asker ile Hakkarî hânı Paşa'nın kendi çarkası ve yüğrük bayrağı önünde Hakkarî talî‘a-i asker oldu ve sâ’ir ümerâ-yı Ekrâdlardan Zerikî beği askeri ve Ağakis ve Benî Kutur'dan ve Berda‘ ve Erecik'den ve Şureger ve Çobanlu ve Alagir ve Körladik beğlerinin cümle on bin asker ile ve cümle huddâmân-ı seyis ü sarrâc ve akkâm ü meş‘alciyân ve orducu ve bâzârcılar ile yigirmi bin asker ordu-yı İslâm'ın yurd yerinde kazandibi nâm asker kalup ordu etrâfında karavullar ta‘yîn olunmak fermân olunup yurd yerin muhkem edüp andan Van kulunun (---) aded sağ kolu paşanın sağında ve sol kolu cümle (---) aded paşanın solunda âmâde durdular ve yigirmi yedi sancak asker Paşa'nın yemîn [ü] yesârında âmâde oldular. Ve Van kal‘ası piyâdeleriyle sâ’ir kılâ‘ neferâtlarının askeriyle Hakkarî piyâdeleri ve kapukulunun altı oda yeniçeri ve cebeci ve topcu ve azeb-i hisâr ve hisâr erleri cümle on iki bin piyâde asker içinde yigirmi sekiz aded şukka-i alem olup bu piyâde-i cüyûş içre 268a cümle elli aded şâhî toplar ve on pâre kolomborna toplar ve dörd pâre balyemez topları bu piyâde asker içre Van câmûsları keşân-ber-keşân Van kulunun yaşlı ve taşlı ve Hasanî ve Hüseynî ta‘bîr etdikleri güzîde asâkir-i müsellahlar mezkûr top-ı kal‘a-kûbların yemîn ü yesârında toplarla âheste gitmek fermân olunup üç bin piyâde serdengeçdi asker dahi toplar akîbince me’mûr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 267b–268a ·
metinde göster ·
… an ağavâtları ve kapu kullarının serdârı olan başçavuşu ve çorbacıları ve topçu
ve cebeci
ağaları ve çavuşlar kethudâsı ve sâ’ir cümle bâlâda niçe kerre tahrîr olunan cü …
Andan cümle Van ağavâtları ve kapu kullarının serdârı olan başçavuşu ve çorbacıları ve topçu ve cebeci ağaları ve çavuşlar kethudâsı ve sâ’ir cümle bâlâda niçe kerre tahrîr olunan cümle iş erleri ve cümle a‘yân pîr [u] serverleri ve cümle yigirmi dörd bayrak sâhibi Van ağaları gelüp teşrîfât kânûnları üzre birer hil‘at-i fâhire ve birer çeleng-i nâdire ile behremend ü berhordâr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 273b ·
metinde göster ·
… ımâtların kemâkân müheyyâ edüp üç bin sipâh ve iki bin piyâde yeniçeri ve topçu
ve cebeci
ve gayrı muhâfazacı kodu.
Şehr-i azîm ve belde-i kadîmdir. Sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'dan el-Melikü'l-Fîhâ Cedallah ibn el-Mütevekkil Alallah binâsıdır. Cezîre-i Dicle'de nehr-i zülâl Furât-ı helâl sâhilinde bender-i sevâd-ı mu‘azzam imiş. Niçe mülûkdan mülûka intikâl edüp niçe kerre imâr ve niçe kerre harâb olmuşdur. Ba‘dehû sene 1040 târîhinde Âl-i Osmâniyân'dan Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in serdâr-ı mu‘azzamı olan Hüsrev Paşa Bağdâd'ı muhâsara edüp bî-feth avdet etdikde bu Hille kal‘asına Hüsrev-i Şîr şîrâne vü dilîrâne gelüp deryâ-misâl askeriyle taht-ı Hille'de serâperde-i Hüsrevânesiyle meks etdikde bu kal‘a-i Hille'yi gördü kim harâbe mü’eddî olmuş ammâ Bağdâd'a bundan rahne irüp zafer bulmak mülâhazasında olup kal‘a-i Hille'ye asker-i deryâ-misâli üşürüp mukaddemâ hâk-i pâk ile mebnî olan sûr-ı üstüvârın müceddeden yine top ve tula ve kerpiç ve kec ve Horasânî ve kireç ile bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn edüp bir handak-ı amîk ü arîz edüp handak içinden nehr-i Furât'ı deverân u cereyân edüp nehr-i Furât üzre bir araba ubûr olunur bir cisr-i haşeb inşâ edüp cümle cebehâne vü levâzımâtların kemâkân müheyyâ edüp üç bin sipâh ve iki bin piyâde yeniçeri ve topçu ve cebeci ve gayrı muhâfazacı kodu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 352a ·
metinde göster ·
… e yedi yüz aded kal‘a neferâtları ve 800 sağ kol ve 800 sol kol askeri ve topçu
ve cebeci
ve gayrisi cümle 3.000 askeri vardır.
Ammâ bu zikr olunan livâların cümlesine hâkim-i kübrâ Basra paşasıdır ve bir hâkimi dahi şer‘-i mübîn tarafından üç yüz akçe pâyesiyle kadısıdır. Cümle (---) aded kurâdan beher sene kadıya on bin guruş hâsıl olur. Ve bir hâkim-i şer‘ dahi şeyhülislâmdır. Ve üç aded mezâhib müftîleri ve şeyhülislâm-ı Hanefî hükmündedir. Ve bir hâkim dahi nakîbü'l-eşrâfdır ve şâhbenderi ve kal‘a dizdârı ve yedi yüz aded kal‘a neferâtları ve 800 sağ kol ve 800 sol kol askeri ve topçu ve cebeci ve gayrisi cümle 3.000 askeri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 360b ·
metinde göster ·
… dahi gümrük emînidir ve kal‘a dizdârı ve yeniçeri serdârı ve sipâh kethüdâyeri
ve cebeci
odabaşısı ve muhtesib ağası ve şehir subaşısı vardır ve bir hâkim dahi şer‘-i R …
Bu şehrin hâkimlerin beyân eder: Evvelâ şehri Özü eyâletinde (---)(---) dir ve bir hâkimi dahi gümrük emînidir ve kal‘a dizdârı ve yeniçeri serdârı ve sipâh kethüdâyeri ve cebeci odabaşısı ve muhtesib ağası ve şehir subaşısı vardır ve bir hâkim dahi şer‘-i Resûl-i mübîn tarafından üç yüz akçe pâyesiyle bir kadı zâlim hâkim idi kim "Paçavra Kadı" derler. Azîm mashariyyât menâkıbı vardır. Gâh Hacıoğlu bâzârı kadısı ve gâh Varna azlamı olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 30b ·
metinde göster ·
… ân vezîria‘zam kal‘ayı ta‘mîr ü termîm edüp içine yigirmi oda yeniçeri ve topçu
ve cebeci
ve yigirmi bin asker ile içine ibtidâ (---) paşayı muhâfazacı koyup cemî‘i mühi …
Hemân ol ân vezîria‘zam kal‘ayı ta‘mîr ü termîm edüp içine yigirmi oda yeniçeri ve topçu ve cebeci ve yigirmi bin asker ile içine ibtidâ (---) paşayı muhâfazacı koyup cemî‘i mühimmât [u] levâzımât-ı kal‘ayı kemâkân görüp ordu-yı İslâm'da dellâller nidâ eder kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 69b ·
metinde göster ·
… aşalı bahânesiyle yigirmi bin altmış altı aded sipâh ve dokuz bin aded yeniçeri
ve cebeci
ve topçu ve'l-hâsıl kırk bin asker-i İslâm'ın esâmesi çalınup ertesi gün,
Köpürlü cihân kadar hazz edüp, "Bürâder, inşâ’allâhu Te‘âlâ ol âsîlerin yakın zamânda başları Der-i devlet'e gelir. Bu niyyete el-Fâtiha" deyüp at başı berâber alay-ı azîm ile {Dâvûdpaşa sarâyında sa‘âdetlü pâdişâha buluşduklarında anda sehel müşâvere olup yine Dâvûdpaşa'dan deryâ-misâl asker ile pâ[di]şâh-ı âlem-penâh dahi} tâ Kâğızhâne sahrâsında otağ-ı Âsaf-ı Berhıyâ'ya varup {meks etdikde} ba‘de't-ta‘âm Melek Paşa yine Köpürlü'den me’zûn olup alay-ı azîmile sarâyına gelüp karâr-dâde olup ol ân Köpürlü vezîr ulûfe çıkarup ol gün ol gecede yedi bölük sipâhîye ve cemî‘i mevcûd olan kullara meş‘aller ile ulûfe verilüp devr oldukda defter-i pâdişâhî kapanup cümle Hasan Paşa yanında bulunan ve dahi Köpürlü'yle Yanova gazâsında bulunup gözü görüp ma‘lûmu olan âdemler seferden Kâğızhâne ulûfesine gelmedikleri ecilden Hasan Paşalı bahânesiyle yigirmi bin altmış altı aded sipâh ve dokuz bin aded yeniçeri ve cebeci ve topçu ve'l-hâsıl kırk bin asker-i İslâm'ın esâmesi çalınup ertesi gün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 69b ·
metinde göster ·
Ve bu mahalde Hereke nâm mahalle varınca daracık yollar olmağile yeniçeri
ve cebeci
ocağı bir gün mukaddem gidilmesiyçün fermân-ı şehriyârî sâdır olup Yeniçeri Ağa …
Ve bu mahalde Hereke nâm mahalle varınca daracık yollar olmağile yeniçeri ve cebeci ocağı bir gün mukaddem gidilmesiyçün fermân-ı şehriyârî sâdır olup Yeniçeri Ağası Kanbur Mustafâ Paşa nefîr-i rıhletlerin çalup azm-i râh etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 80b ·
metinde göster ·
… ta‘yîn eyleyüp kırk oda yeniçeri ile sekbânbaşı ve aşağı bölük ağaları ve topçu
ve cebeci
ve on yedi mîr-i mîrân ve kırk aded mîr-i livâ ve Budin Vezîri Alî Paşa'yı ma‘a …
Andan sene-i âtîde Sultân Süleymân Hân Edirne'ye azîmet eyleyüp mukaddemâ Tımışvâr kal‘asının fethine sû’-i tedbîr ve te’hîr olunduğundan ve Lipova kal‘asına tekrâr küffâr-ı dûzah-karâr Erdel kralı elinden alup zafer bulduğundan pâdişâh-ı gerdûn-vakâr Rûmeli vezîri Serdâr Mehemmed Paşa'ya muğber-hâtır olup serdârlıkdan ma‘zûl edüp Vezîr-i Sânî Ahmed Paşa'yı serdâr-ı sipehsâlâr ta‘yîn eyleyüp kırk oda yeniçeri ile sekbânbaşı ve aşağı bölük ağaları ve topçu ve cebeci ve on yedi mîr-i mîrân ve kırk aded mîr-i livâ ve Budin Vezîri Alî Paşa'yı ma‘an ta‘yîn eyleyüp sene 959 mah-ı Rebî‘ulâhir'inin yigirmi yedinci günü ednâ'l-arz olan mahmiyye-i Edirne'den serdâr-ı müşârün-ileyh deryâ-misâl asker-i nusret-me’ser ile çıkup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil edüp adl [ü] insâf ederek şehr-i Belgrad'da meks-i hıyâm edüp andan nehr-i Tuna cisrinden ubûr edüp şehr-i Ramazânü'l-mübârekin beşinci gün kal‘a-i Tımışvâr'a amân u zamân vermeyüp on altı aded balyemezler ile yedi yerden asker döküp kal‘a döğüp bir günde yedi aded yerlerin rahnedâr etdikde bir gecede handak içinden cereyân eden nehr-i Tımış'ı kesüp kal‘a-i Tımış kuruda kuruya kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 117b ·
metinde göster ·
… . Sipâh kethüdâyeri yokdur, ammâ Budin ve Egre yeniçerileri serdârları ve topçu
ve cebeci
serdârları ve muhtesibi ve müftî ve nakîbi ve a‘yân [u] eşrâfları dahi,
Kal‘a kapudanı ve altı yüz hisâr erleri var. Sipâh kethüdâyeri yokdur, ammâ Budin ve Egre yeniçerileri serdârları ve topçu ve cebeci serdârları ve muhtesibi ve müftî ve nakîbi ve a‘yân [u] eşrâfları dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 159a ·
metinde göster ·
… âm'ın vüzerâ ve vükelâları ve mîr-i mîrânlara ve ümerâlara ve yeniçeri ve sipâh
ve cebeci
ve topçu ocaklarına cümle on bin koyun ve yüz bin sipov beyâz ekmek bezl edüp o …
Ve ol gün kal‘a kapudanı asâkir-i İslâm'ın vüzerâ ve vükelâları ve mîr-i mîrânlara ve ümerâlara ve yeniçeri ve sipâh ve cebeci ve topçu ocaklarına cümle on bin koyun ve yüz bin sipov beyâz ekmek bezl edüp orduyu ganîmet edüp yüz kîse dahi mâl-ı pâdişâhî hazînesin getirüp vedâ‘ edüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30a ·
metinde göster ·
… z araba zahîre ile serdâra gelüp itâ‘at-i külliye edüp zahîreler cümle yeniçeri
ve cebeci
ve topçu ve sipâh tâ’ifelerine taksîm olundu. Ve ba‘zı âdemler zahîrelenmeğe De …
Menzil-i kurb-ı kal‘a-i Deve: Mukaddemâ Tise'ye giderken itâ‘at etmeyüp üçüncü gün itâ‘at etmişdi, ammâ şimdi kral nasb olunduğun istimâ‘ edüp ve kral tarafından bile birkaç nefer zâbit şaglar olmağile kapudanı iki yüz araba zahîre ile serdâra gelüp itâ‘at-i külliye edüp zahîreler cümle yeniçeri ve cebeci ve topçu ve sipâh tâ’ifelerine taksîm olundu. Ve ba‘zı âdemler zahîrelenmeğe Deve kal‘asına gitdiler ve metâ‘ alup geldiler. Andan 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31a ·
metinde göster ·
… ağası ve beşli ağası ve ma‘zûlciyân ağası ve Tuna kapudanı ağası ve topçu ağası
ve cebeci
ağası ve kumbaracılar ağası ve mi‘mâr ağa ve mu‘temed ağası ve bender ağası ve …
Ve cümle yigirmi aded dahi kal‘a ağaları vardır. Meselâ sağkol ağası ve solkol ağası ve gönüllü ağası ve azebistân ağası ve martolosân ağası ve beşli ağası ve ma‘zûlciyân ağası ve Tuna kapudanı ağası ve topçu ağası ve cebeci ağası ve kumbaracılar ağası ve mi‘mâr ağa ve mu‘temed ağası ve bender ağası ve harâc emîni ve muhtesib ağası ve bâcdâr ağası ve (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 92b ·
metinde göster ·
… nde şâhî topları ve muşkat tüfengleri vardır. Dizdârı ve iki yüz aded neferleri
ve cebeci
ve topçu ve bârûdcubaşı nâmân ağaları ve neferâtları vardır. Derûn-ı hisârda ba …
Sene 1014 târîhinde bu kal‘ayı dahi Koca Lala Mehemmed Paşa binâ etmişdir. Nehr-i Tuna kenârında bir alçak düz çemenzâr yerde şekl-i murabba‘ dolma ve rıhtım bir palanka-i kavîdir. Dâ’iren-mâdâr cirmi altı yüz adımdır, ammâ alçak yerde vâkı‘ olmağile aslâ handakı yokdur. Ancak cânib-i şimâle kapusu önünde handakı asma köprüsü vardır. Ve çâr-rüknünde çâr kullelerinde şâhî topları ve muşkat tüfengleri vardır. Dizdârı ve iki yüz aded neferleri ve cebeci ve topçu ve bârûdcubaşı nâmân ağaları ve neferâtları vardır. Derûn-ı hisârda başka bir bölme içre neferât hâneleri vardır. Bârûdhâne kârhânesi başkadır. Bu dahi Budin bârûdhânesi gibi ibret-nümâ çarhları ve dollâbları ve tuç havânları var. Bunun dahi cümle âlet-i çarhların ılıca suyu deverân etdirir. Bunun dahi âb-ı germâbı sehel nermâbdır. Aceb hikmetdir kim bu mahmiyye-i Üstürgon'da mezkûr olduğu gibi üç aded ılıcalar vardır, üçü dahi issi değil, mu‘tedilce nermâdır. Bunda dahi latîf bârûd-ı siyâh işlenir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 98a ·
metinde göster ·
… p meterise girecek yerleri tecessüs edüp mâh-ı mezbûrda cümle yeniçeri ve topçu
ve cebeci
ocakları kol kol meterise girilmek fermân olundu, ammâ ne çâre gündüz meterise …
Bu mahalde kal‘a altına birez asâkir-i İslâm'dan nâmdâr yiğitler varup kal‘a varoşuna şergil olduklarında kal‘adan toksan iki pâre balyemez toplar atıldı. Hattâ henüz hatt-ı şerîf ile gelen Haseki Ağa'nın bir âdemîsinin kellesin top güllesi götürdüp hemân Sadrıa‘zam bu ân Serasker Ali Paşa ve Beğko Paşa ve sağkol ve solkol beğleri ve sâ’ir iş görmüş iş erleri ile kal‘anın cânib-i erba‘asında gezüp meterise girecek yerleri tecessüs edüp mâh-ı mezbûrda cümle yeniçeri ve topçu ve cebeci ocakları kol kol meterise girilmek fermân olundu, ammâ ne çâre gündüz meterise girmek olmaz. Geceler ise mâh-ı Muharrem'in mehtâbı mahal "Âyâ ne çâre eylesek?" deyü erbâb-ı meteris birer gûne re’y-i tedârikde iken vakt-i gurûbda ki olup kamer mâh-tâb-ı bedr-i münîr burc-ı ufukdan pertâb edüp nümâyân oldu. Ve cümle erbâb-ı meteris ka‘r-ı zemîne girmeğe âmâde oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 109b ·
metinde göster ·
… ından Budin vezîri Hüseyin Paşa Budin eyâletiyle beş pâre top-ı kal‘a-kûp {ile}
ve cebeci
ve topçularla meterise girmek fermân olundu.
Andan kal‘anın cenûbîsi cânibindeki kiremithâne tarafından Budin vezîri Hüseyin Paşa Budin eyâletiyle beş pâre top-ı kal‘a-kûp {ile} ve cebeci ve topçularla meterise girmek fermân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 110b ·
metinde göster ·
… n ulûfeciyân-ı yesâreynden ve gurebâ-yı yemîneynden bölük halklarından ve topçu
ve cebeci
askerlerinden ve niçe mîr-i mîrân ve mîr-i livâlardan bâ-husûs Tımışvar vâlîsi …
Pertev Paşa dahi Erdel kralı i‘ânetiyle ve kapukulu ve sipâhdan ulûfeciyân-ı yesâreynden ve gurebâ-yı yemîneynden bölük halklarından ve topçu ve cebeci askerlerinden ve niçe mîr-i mîrân ve mîr-i livâlardan bâ-husûs Tımışvar vâlîsi Mustafâ Paşa ve Tatar Hân ve Eflak ve Boğdan askerlerinin cümlesiyle serdâr-ı mu‘azzam Pertev Paşa Göle kal‘asın kâmil otuz altı gün muhâsara edüp hâh-nâ-hâh derûn-ı kal‘adan küffâr amân deyüp kal‘a miftâhların vere ile vermişken yine küffâr vereyi bozup cümle küffârları guzât-ı müslimîn seyf-i Muhammedî'den geçirüp Seğitvar kal‘ası fethinden üç gün mukaddem bu Göle kal‘asın Pertev Paşa feth etdiği gün beri tarafda Süleymân Hân da merhûm olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 174b ·
metinde göster ·
… lu yeniçeri ağası ve Budin kulu serdârı ve sipâh kethudâyeri ve yüzer oda topçu
ve cebeci
ağaları ve muhtesib ağası ve harâc ağası ve bâcdârı ve mi‘mâr ağası ve şehir ke …
Ve üç oda kapukulu yeniçeri ağası ve Budin kulu serdârı ve sipâh kethudâyeri ve yüzer oda topçu ve cebeci ağaları ve muhtesib ağası ve harâc ağası ve bâcdârı ve mi‘mâr ağası ve şehir kethudâsı ve kal‘a dizdârı ve cümle {üç aded kal‘ada} 356 aded kal‘a neferâtlarından cümle yigirmi dörd ağalıkdır. Ve hîn-i cengde on bin aded cengâver ü dilâver askere mâlikdir. Kerrât ile yedi Hersek askerin bozup sındırmış asker-i bî-amândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 175b ·
metinde göster ·
… ağkol ve solkol ve azeb-i hisâr ve beşli hisâr ve martolos ağası ve yerli topçu
ve cebeci
ve kumbaracı ağaları vardır. Ve üç oda ile kapukulu yeniçeri ağası ve topçu ve …
Alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşısı var ve tîmâr defterdârı ve defter kethudâsı ve defter emîni ve çavuşlar emîni ve çavuşlar kâtibi ve mâl defterdârı ve muhâsebeci ve mukâta‘acı ve şehir emîni ve şehir kethudâsı ve harâc emîni ve muhtesibi ve bâcdâr ve mükellef mi‘mârbaşısı ve kal‘a dizdârı ve iki bin yedi yüz kal‘a neferâtlar[ı] ve yigirmi dörd aded tuğ sâhibi ağalarından yerli ağası ve sağkol ve solkol ve azeb-i hisâr ve beşli hisâr ve martolos ağası ve yerli topçu ve cebeci ve kumbaracı ağaları vardır. Ve üç oda ile kapukulu yeniçeri ağası ve topçu ve cebeci ağaları Âsitâne tarafından üç dörd yılda bir tecdîd olup gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 180a ·
metinde göster ·
… eci ve kumbaracı ağaları vardır. Ve üç oda ile kapukulu yeniçeri ağası ve topçu
ve cebeci
ağaları Âsitâne tarafından üç dörd yılda bir tecdîd olup gelirler.
Alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşısı var ve tîmâr defterdârı ve defter kethudâsı ve defter emîni ve çavuşlar emîni ve çavuşlar kâtibi ve mâl defterdârı ve muhâsebeci ve mukâta‘acı ve şehir emîni ve şehir kethudâsı ve harâc emîni ve muhtesibi ve bâcdâr ve mükellef mi‘mârbaşısı ve kal‘a dizdârı ve iki bin yedi yüz kal‘a neferâtlar[ı] ve yigirmi dörd aded tuğ sâhibi ağalarından yerli ağası ve sağkol ve solkol ve azeb-i hisâr ve beşli hisâr ve martolos ağası ve yerli topçu ve cebeci ve kumbaracı ağaları vardır. Ve üç oda ile kapukulu yeniçeri ağası ve topçu ve cebeci ağaları Âsitâne tarafından üç dörd yılda bir tecdîd olup gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 180a ·
metinde göster ·
Sitâyiş-i İç kal‘a: Büyük kal‘anın cânib-i kıblesinde kapukulu
ve cebeci
ve topçular sâkin olur bir küçük kal‘adır, ammâ bereklikden tarafı gâyet metînd …
Sitâyiş-i İç kal‘a: Büyük kal‘anın cânib-i kıblesinde kapukulu ve cebeci ve topçular sâkin olur bir küçük kal‘adır, ammâ bereklikden tarafı gâyet metîndir ve her tarafında karavulhâne odaları olup yeniçeriler ve gayri kullar tâ sabâha dak bâng-ı Muhammedî çağırup nevbet beklerler. Ve yigirmi dörd aded kal‘a ağaları kol dolaşup uyuyan pâsbân ve nigehbânlara ta‘zîr edüp uyhuların açup hâbdân bîdâr ederler, zîrâ bu kal‘a dahi Kanije gibi Budin'den üç konak cânib-i garba ileri kâfiristânda kalmış intihâ-i serhadden dahi ileri geçmiş bir kal‘a-i dâr-ı emândır. Hudâ-yı Zü'l-celâl ilâ inkırâzı'd-devrân {şerr-i düşmandan emîn ede}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 14a ·
metinde göster ·
… âlara ve elli araba mîr-i mîrânlara ve elli araba ümerâlara ve elli araba topçu
ve cebeci
ve sâ’ir halka 17a ve elli araba kendü askerine el-hâsıl beş yüz araba yükü z …
"Efendim beş yüz araba zahîre işte getirdim" dedikde hemân Sadrıa‘zam atdan enüp eline asâsın alup hemân orada elli araba yeniçeri ocağına ve elli araba sipâh ocağına ve elli araba vüzerâlara ve elli araba mîr-i mîrânlara ve elli araba ümerâlara ve elli araba topçu ve cebeci ve sâ’ir halka 17a ve elli araba kendü askerine el-hâsıl beş yüz araba yükü zahîreyi cümle Âl-i Osmân askerine taksîm edüp atına süvâr olup hamd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 16b–17a ·
metinde göster ·
… iyân-ı mücâhidân olup derûn-ı hisâra bin aded güzîde yeniçeri ve bin aded topçu
ve cebeci
ve gayri merdümân-ı hisâr ile kal‘a-i Şuran ma‘mûr olmuş. Ol gece bu Şuran'da y …
Hamd-i Hudâ Rûmeli eyâleti vezîri Beğko Paşa ile fethinde bulunup bunda dahi fetih ezânı okumak bu kemtere müyesser olup taşra varoşu ihrâk olunup iç hisâra müstahfızân asker konmuşdu, ammâ şimdi taşra varoşu gâyet ma‘mûr olup mekân-ı gâziyân-ı mücâhidân olup derûn-ı hisâra bin aded güzîde yeniçeri ve bin aded topçu ve cebeci ve gayri merdümân-ı hisâr ile kal‘a-i Şuran ma‘mûr olmuş. Ol gece bu Şuran'da yatup diyâr-ı Alman'da yedi krallık vilâyetleri çâsârın fermânıyla seyr etdiğim asker-i İslâma hikâye edüp cümle âlem-i hayretde kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 77a ·
metinde göster ·
… 'nın feth etdiği ancak bu kal‘adır. Cümle yeniçeriler ve ağası ve kal‘a dizdârı
ve cebeci
ve topçular ve çorbacıları cümle bu Freng hisârda sâkin olup cümle cebehâne ve …
Ve bu kal‘a-i Azak kâmil üç bölükdür. Maşrık tarafındaki bölüğüne Freng hisârı derler. Gedik Ahmed Paşa'nın feth etdiği ancak bu kal‘adır. Cümle yeniçeriler ve ağası ve kal‘a dizdârı ve cebeci ve topçular ve çorbacıları cümle bu Freng hisârda sâkin olup cümle cebehâne ve mühimmât ve levâzımât ve gılâl anbârları bundadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 184b ·
metinde göster ·
… bahâdır şehnâz fetâları vardır. Cümleden sâhib-i hüküm dizdârdır. Ve azeb ağası
ve cebeci
ağası ve topçu ağası ve muhtesib ağası ve bâcdâr ağası ve mi‘mâr ağası ve şehir …
Tahrîr-i Bâyezîd Hân üzre Mora paşasının kâ’immakâmı tahtı olup iki yüz askeriyle zabt edüp üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâ olup nâhiyesi (---) aded ma‘mûr kurâlardır. Sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı yokdur, ammâ nakîbi ve şeyhülislâmı ve yigirmi dörd aded tuğ ve alem sâhibi kal‘a ağalıkları ve kal‘a dizdârı ve cümle yedi yüz aded merdüm-hisârı var. Lâkin a‘yân [u] eşrâfı yokdur. Cümlesi gâziyân-ı serbâzân-ı mücâhidân-ı fî-sebîlillâh şehbâz ve bahâdır şehnâz fetâları vardır. Cümleden sâhib-i hüküm dizdârdır. Ve azeb ağası ve cebeci ağası ve topçu ağası ve muhtesib ağası ve bâcdâr ağası ve mi‘mâr ağası ve şehir kethudâsı ve harâc ağası yine kal‘a ağalarındandır, zîrâ cümle harâcları kendülerinin aklâmlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 268a ·
metinde göster ·
… aları çorbacıları ve odabaşıları ile mevcûd olup cümle on iki bin aded yeniçeri
ve cebeci
ve topçu kapukulları mevcûddur.
Hâsıl-ı kelâm Kandiye'nin cümle kırk aded ağalıkları ve kapukulları ağasıdır. Mâ‘adâ yetmiş aded ağalıkları yerli kulu ağalarıdır. Ve cümle kırk aded kapu kulları odaları çorbacıları ve odabaşıları ile mevcûd olup cümle on iki bin aded yeniçeri ve cebeci ve topçu kapukulları mevcûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 318a ·
metinde göster ·
… râtlı tekâlîf-i örfiyye müslim ve müsellem olan sığâr u kibâr yeniçeri ve topçu
ve cebeci
ve kuloğlu ve gayri kullar ki ol kazâlarda sâkinlerdir, cümle ata dona ve bisât …
"Sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâh seni Manya gazâsına serdâr etdi" deyüp tenbîh [ü] te’kîdler edüp on iki pâre kadırgalar ile deryâ paşalarından Mahmûd Paşa'ya ve Maryoloğullarından Mustafâ Paşa ve Abdî Paşa ve 330b Hasan Paşa ve Cığaloğlu ve sâ’ir deryâ beğleri âmâde olup bir oda yeniçeri ağası ve bir ota topçular ağası ve bir ota cebeciler ağası ve beş aded sancak beğleri ta‘yîn olunup evvelâ Mora paşası Hasan Paşa ve Misistre sancağı ve Eğriboz sancağı ve İnebahtı sancağı ve Karlıeli sancağı ve Yanya sancağı ve Tırhala sancağı paşaları askeriyle ve cümle tîmâr ve ze‘âmet erbâbları cümle cebelü askerleriyle ve bu altı aded sancaklarda olan yüz on aded kılâ‘ların nısf askerleriyle ve bu altı aded mezkû[r] sancakların yüz elli aded kadılık yerde (binden ve) binden yüz bine varınca eli berâtlı tekâlîf-i örfiyye müslim ve müsellem olan sığâr u kibâr yeniçeri ve topçu ve cebeci ve kuloğlu ve gayri kullar ki ol kazâlarda sâkinlerdir, cümle ata dona ve bisâta mâlik olup askerî geçinen altı sancak yerde on iki bin asker dahi Manya gazâsına me’mûr olup altı aded mezkûr sancaklarda on iki bin aded re‘âyâ vü berâyâlar ve ırgat ve neccâr ve bennâ ve çerâhorlar Manya'ya gelüp taş ve kireç ve keraste taşımalarıyçün emr-i şerîfler Serdâr Alî Paşa'ya fermân-ı âlîşânlar verilüp yine kendinin iki pâre kadırgalarıyla ve oğlunun iki pâre kadırgasıyla Alî Paşa'ya Mora eyâleti ser‘askerlik ile ihsân olunup Moralı Zekeriyyâ Efendi ordu kadısı ta‘yîn olunup fermân-ı şehriyâriyle mâl defterdârı ve ordu emîni ve nüzûlât emîni ve sürsat ağaları ta‘yîn olunup bu abd-i kemteri dahi Sadrıa‘zam huzûruna kığırup Kandiye altında fetihnâme tahrîr etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 330a–330b ·
metinde göster ·
… dan gayri. Müftîsi ve nakîbüleşrâfı ve kethudâyeri yokdur ammâ yeniçeri serdârı
ve cebeci
çorbacısı vardır. Ve ze‘âmet ve tîmâr olmaduğundan Y 104b alaybeğisi ve çerib …
Ammâ mahkeme mahsûlü mâh-be-mâh bin sivilye riyal hâsıl olur, alâ-tarîku'l-hedâyâdan gayri. Müftîsi ve nakîbüleşrâfı ve kethudâyeri yokdur ammâ yeniçeri serdârı ve cebeci çorbacısı vardır. Ve ze‘âmet ve tîmâr olmaduğundan Y 104b alaybeğisi ve çeribaşısı yokdur. Ammâ cezîrede dörd dizdâr ve bir mütevellî ve bir paşa kâ’immakâmı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y104a–Y104b ·
metinde göster ·
… a ve Sıyâmîzâde ve Semiz Mûsâ Çelebi ve Dizdâr Mûsâ Ağa ve Cebecibaşı Hasan Ağa
ve Cebeci
Çorbacısı Mustafâ Ağa ve Lonca Câmi‘i imâmı Mu‘îd Efendi ve Abdülcebbâr Efendi …
El-hâsıl bir ay zevk u safâlar edüp a‘yân [u] eşrâflarından hâne sâhibimiz Muslu Ağa ile ve birâderi Alî Çelebi ve Pilili Ahmed Ağa ve dâmâdı Müstedâm Ağa ve Serdâr Hüseyin Ağa ve Sıyâmîzâde ve Semiz Mûsâ Çelebi ve Dizdâr Mûsâ Ağa ve Cebecibaşı Hasan Ağa ve Cebeci Çorbacısı Mustafâ Ağa ve Lonca Câmi‘i imâmı Mu‘îd Efendi ve Abdülcebbâr Efendi ve Dervîş Abdullâh Efendi ve Nâ’ib Dervîş Efendi ve veliyyün-ni‘âm Mütevellî (---) Ağa ile ve cümle hukûkun kesb etdiğimiz yârân-ı safâ ile vedâlaşup cümlenin du‘âsın alup Y 109b bin seksen iki senesi Cemâziye'l-evvelin yigirmi beşinde pür-silâh bir firkateye süvâr olup ve Arapça âyetin tilâvet edüp bâdbân-ı zevrakı çâk edüp keskin poyraz eyyâmı ile Rodos'a azîmet edüp giderken İstanköy'den yigirmi mîl ba‘îd Tekir burnu nâm mahalli dolaşınca sekiz kâfir kalyonları içine giredüşdük.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y109a–Y109b ·
metinde göster ·
… ve azeb ve müteferrikagân ve çavuşân ve gönüllüyân ve sipâhiyân ve tüfengciyân
ve cebeci
ve topcu ve keşîde ve mütekâ‘idîn ve cevâlî ve eytâm ve tavâşiyân ve nisvân ve …
Ammâ Cenâb-ı Bârî bu anbâr-ı Yûsuf'a bir berekât-ı Halîl vermişdir kim Mısır içre askerî tâ’ifesi yetmiş kalemdir kim yeniçeriyân ve azeb ve müteferrikagân ve çavuşân ve gönüllüyân ve sipâhiyân ve tüfengciyân ve cebeci ve topcu ve keşîde ve mütekâ‘idîn ve cevâlî ve eytâm ve tavâşiyân ve nisvân ve aklâm-ı e’imme ve hutebâ ve meşâyihûn ve sâdât ve'l-hâsıl bu tahrîr olunan yetmiş aded aklâmlarda kırk yedi bin üç yüz yetmiş eli berâtlı pâdişâh kulu cirâye-hârân vardır. Bunlar anbâr-ı Yûsuf'dan cirâye ve alîkaların her mâh [u] sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y144a ·
metinde göster ·