… nâm mel‘ûn kırk vezîriyle ve anası Aliya ile ve yedi yüz tabl [u] nâkûs beğleri
ve cehennem
segleri ile cümle katl olup şehr-i Kostantîn bî-kıral kalup her tarafdan birer …
Bu ceng-i azîmde gerçi yigirmi üç bin âdem câm-ı şehâdeti nûş etdiler, ammâ yedi gün yedi gecede yüz binden mütecâviz küffâr-ı dûzah-karâr dendân-ı tîğdan ve rumh-ı sinândan geçdiğinden mâ‘adâ Galata cenginde bizzât kıralları olan ilyana nâm mel‘ûn kırk vezîriyle ve anası Aliya ile ve yedi yüz tabl [u] nâkûs beğleri ve cehennem segleri ile cümle katl olup şehr-i Kostantîn bî-kıral kalup her tarafdan birer kıral hurûc edüp İslâmbol içre kırallık içün bir fetret [ve] isyân [u] tuğyân olup cümle küffâr birbirlerine eyle kılıç urdular kim yedi günde yüz yetmiş bin küffâr-ı cân-ber cehenneme gitdikleri kendi tevârîhlerinde mastûrdur kim "Ervâh-ı Arab bizi kırdı" derler. Meşhûr [u] mahrûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22a ·
metinde göster ·
… r Cenâb-ı Allah ehl-i a‘râfa i‘tidâl-i hevâ ihsân edermiş. Ammâ bu A‘râf cennet
ve cehennem
mâbeyninde olmağile {ehl-i A‘râf} tabaka-i evvelde olan ehl-i cennetin ayş u iş …
Bi-emri Hayy-ı Kadîr bu A‘râf'ın hevâsı eyle imiş kim ehl-i A‘râf şiddet-i şitâdan şikâyet etseler bi-emri Hudâ şiddet-i hâr olurmuş. Şikâyet etmeyüp hamd etseler Cenâb-ı Allah ehl-i a‘râfa i‘tidâl-i hevâ ihsân edermiş. Ammâ bu A‘râf cennet ve cehennem mâbeyninde olmağile {ehl-i A‘râf} tabaka-i evvelde olan ehl-i cennetin ayş u işretlerin ve sürûr u şâdımânların görüp tahassür çeküp âyet sûre-i Amme Arapça derler ammâ sol tarafda cehennemde muhalledün bi'n-nâr olanların azâb-ı elîmlerin görüp Cenâb-ı Allah'a hamd ederler. A‘râf böyle bir cây-ı mâbeyn-i râhat [u] meşakkatdir. Yine anlara da tesellî-i hâtır veren Hâllâk-ı âlemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 394b ·
metinde göster ·
… riniz gibi talâkat-ı lisân ile sözlerimiz anladamazız. Ol ecilden ‘Cennet böyle
ve cehennem
ve Sırat ve haşr u neşr ve meydân-ı Arasât böyle’ deyü tasvîrlerin yazdırup va‘ …
Papas-ı hannâs eydir: "Vallâhi ağam, bizim kefere tâ’ifesi ahmakdır. Biz anlara kürsülerimizde va‘z u nasîhatlar ederken sözümüz anlayamazlar ve sizin şeyhleriniz gibi talâkat-ı lisân ile sözlerimiz anladamazız. Ol ecilden ‘Cennet böyle ve cehennem ve Sırat ve haşr u neşr ve meydân-ı Arasât böyle’ deyü tasvîrlerin yazdırup va‘z ederken Hıristiyânlarımıza ‘işte şöyle ve böyledir’ deyü bu sûretleri gösteririz" deyü cevâb-ı nâ-savâb verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106b ·
metinde göster ·
… a geçirüp çirkef-i dünyâdan el çeküp "Emir Allâh'ın, cennet olmazsa bârî cennet
ve cehennem
ortasında a‘râf olsun" der.
Ve bu cennete karşılık bir muzlim küncde elli adım mikdârı tûlı bir dîvâr yüzüne bir cehennem tasvîri yazmış kim hakîr gördükde sûre-i Fâtiha'da Arapça okudum. Ve mîzân ve terâzûyi görüp sûre-i Rahmân'da 61aArapça âyetin okudum. Ve derk-i esfel deresin gördükde sûre-i (---)Arapça âyetin tilâvet etdim. Ve çâh-ı gayyâyı gördükde sûre-i veylün li-külli âyetin kırâ’at etdim. Veyl deresi ve Sakar yokuşu ve Tamu deresi ve Siccîn deresi ve Sa‘îr beli ve gayri gûnâ-gûn cehennem derecelerin üstâd nakkaş-ı Freng-pesend bir nakş-ı Freng-i Mânî etmiş kim bir kerre ol cehennem içinde ibâdullâhın neft ü katrân ve âteş içinde büryân olup zebânîler elinde giryân olup mâlikler kırbaçlar ile halkı urarak akreb ve yılan ve çıyan ve develer boynu kadar engerekler âdemleri sokarak bu âlâm-ı şedâi’dlerin tasvîrâtların görenler tabî‘at-i Nemrûdiyyetden ve Fir‘avn ve Kârûn ve Şeddâdiyyet tabî‘atinden ve hümeze ve lüzeme ve zemmâm ü nemmâm u fâsık u fâcir ü zânî ve lûtî ve ribâhor ve hamir-nûş olup cemî‘i ahlâk-ı zemîmelerden tâ’ib ve tâhir olur, ol azâb-ı elîm tasvîrlerin görüp yemeden içmeden berî olup bir künc-i mihnetde savma‘asında bakıyye-i ömr-i girân-mâyesin tâ‘atla geçirüp çirkef-i dünyâdan el çeküp "Emir Allâh'ın, cennet olmazsa bârî cennet ve cehennem ortasında a‘râf olsun" der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60b–61a ·
metinde göster ·
… âdem gördükde vücûdu berk-i hazân gibi dir dir ditrer. Hulâsa-i kelâm bu cennet
ve cehennem
ve a‘râf tasvîrlerinin evsâfları deryâda katre ve güneşde zerre kadar tahrîr ve …
Ammâ üstâd nakkâş yed-i tûlâsını ayân içün bu deyrde bir A‘râf tasvîri etmiş kim bir tarafın gören şâd u handân olur, bir tarafı tasvîrin gören müte’ellim olur. Ve bir tarafda meydân-ı Arasât tasvîrâtların gösterüp binbir ayak bir ayak üzre bir helc ü melc vâveylâ [ve] vâledâ ve feza‘ u çeza‘ {eder} şekilli tasvîr-i ibret-nümâlar göstermiş kim âdem gördükde vücûdu berk-i hazân gibi dir dir ditrer. Hulâsa-i kelâm bu cennet ve cehennem ve a‘râf tasvîrlerinin evsâfları deryâda katre ve güneşde zerre kadar tahrîr ve tavsîf olunmak mümkin değildir, tâ ki ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn hâsıl etmeyince olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 61a ·
metinde göster ·
… eyle dediler. Ammâ küfr [ü] dalâlet nedir haşr ü neşr ve mîzân ü terâzû, cennet
ve cehennem
ve a‘râf nedir ve dörd kitâb ve peygamber ve farz ve sünnet nedir aslâ bilmezle …
"Seni beni yıldırak tavı olı canı(?) yasadandır" dedi, ya‘nî hâşâ sümme hâşâ hele bu sözü yazmağa cür’et edemem, eyle dediler. Ammâ küfr [ü] dalâlet nedir haşr ü neşr ve mîzân ü terâzû, cennet ve cehennem ve a‘râf nedir ve dörd kitâb ve peygamber ve farz ve sünnet nedir aslâ bilmezler. Hemân bir behâ’im makûlesi âdem şekilli benî asfarlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176b ·
metinde göster ·
Ve dahi Moyinçak Şâh'dan gayri hâşâ ve kellâ tanrı ve peygamber ve cennet
ve cehennem
nedir bilmezler. Hemân Taysı ve Moyinçak şâhların bilirler. Ve yine şâhlarının …
Ve dahi Moyinçak Şâh'dan gayri hâşâ ve kellâ tanrı ve peygamber ve cennet ve cehennem nedir bilmezler. Hemân Taysı ve Moyinçak şâhların bilirler. Ve yine şâhlarının oğlu ölüsün yerler. Ammâ âteş yaksalar elbette bir kerre âteşe taparlar. Anıniçün ölülerin âteşe yakarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176b ·
metinde göster ·
El-hâsıl bu câmi‘in haremi dîvârlarında bu cennet tasvîrin görenler safâ eder
ve cehennem
timsâllerinin mahûf u ucbe-likâ sûretlerin benî âdem gördükde âlem-i hayretde k …
El-hâsıl bu câmi‘in haremi dîvârlarında bu cennet tasvîrin görenler safâ eder ve cehennem timsâllerinin mahûf u ucbe-likâ sûretlerin benî âdem gördükde âlem-i hayretde kalup vücûduna bir havf ü haşyet düşüp dem-beste ve mebhût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 253a ·
metinde göster ·