… cum‘a geceleri pilâvı, zerdesi dahi mebzûl-ı bay [u] gedâ ve pîr [u] cüvândır.
Ve cevâmi
‘ huddâmları sekiz yüz âdem ta‘yîn-i vazîfe alırlar, evkâf-ı azîmdir.
İkinci imâret-i it‘âm Orta Vâlide'dir. Bu dahi ol tertîb üzre cum‘a geceleri pilâvı, zerdesi dahi mebzûl-ı bay [u] gedâ ve pîr [u] cüvândır. Ve cevâmi‘ huddâmları sekiz yüz âdem ta‘yîn-i vazîfe alırlar, evkâf-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 142b ·
metinde göster ·
… vk [u] sefâ edüp felekden kâm alırlar. Niçe bin bâğ evleri ve külbe-i ahzânları
ve cevâmi
‘ ü mesâcid ü musallâ ve hân u hammâmât ve çârsû [vü] bâzâr var kim Konya şehrin …
Husûsan bülbül-i gûyâ-yı hezârın hezârân neğamâtı hayât-ı câvidân verir. Ahâlî-i Konya ehl [u] iyâlleriyle sekiz ay bu bâğ-ı Merâm'da sâkin olup zevk [u] sefâ edüp felekden kâm alırlar. Niçe bin bâğ evleri ve külbe-i ahzânları ve cevâmi‘ ü mesâcid ü musallâ ve hân u hammâmât ve çârsû [vü] bâzâr var kim Konya şehrine gelmeğe muhtâc değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 14a ·
metinde göster ·
… u Nasîbîn içre cereyân eden nehr-i Nasîbîn Hermas şehrin 392a cümle sebîlleri
ve cevâmi
‘ ü hammâmları reyy etdikden sonra şehrini cânib-i şimâlinden ba‘îd sahrâlar cüm …
Cümle (---) aded sebîl-i atşândır. Melik Sincâr ve Sencer Şâh asrında bu Nasîbîn içre cereyân eden nehr-i Nasîbîn Hermas şehrin 392a cümle sebîlleri ve cevâmi‘ ü hammâmları reyy etdikden sonra şehrini cânib-i şimâlinden ba‘îd sahrâlar cümle bâğ u besâtîn ve hadîka-i ravza-i Rıdvân misilli cinîn ü gaytânlar idi. Nehr-i Hermas tulû‘ etdüği kûh-ı bülende varınca bâğ-ı behişt birbirlerine çıt-a-çıt olup cümle mezra‘aları nehr-i Hermas'dan sulanır bir kûh-ı bâlâdan tulû‘ eder. Hatta be-kavl-i müverrihân mahall-i Tûfân'da Hazret-i Nûh'un gemisi bu Hermas dağında dahi müstakarr olup iki gün ol cebel üzre ârâm edüp hâlâ anda ziyâretgâh-ı Câmi‘-i Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm var, zamân-ı kadîmde gâyet ma‘mûr imiş. Hâlâ ol kadar imâr değildir. Ancak yayla zamânı Aşdı Ekrâdları ibâdet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 391b–392a ·
metinde göster ·
‘ ve medreseler cümle kârgîr binâ ve kurşum örtülü imâristânının cümlesi on dörd …
Mezkûr tekye ve cevâmi‘ ve medreseler cümle kârgîr binâ ve kurşum örtülü imâristânının cümlesi on dörd yerdedir kim hakîr Mesîh Paşa câmi‘i minâresinden seyr etdim. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 95a ·
metinde göster ·
… nca bu yüzden alâ kadri't-tâka tahrîr ve tavsîf olunup gayri hayrât [u] hasenât
ve cevâmi
‘ [ü] hammâmât ve hân u medrese ve imârâtları beyân eder
Belde-i Budin'de Ortahisâr-ı üstüvârın cümle büyûtları ve mahallâtları ve kal‘a dîvârları ve cümle tabyaları ve cümle (---) aded kal‘a kapuları ve Kızılelma sarâyına varınca bu yüzden alâ kadri't-tâka tahrîr ve tavsîf olunup gayri hayrât [u] hasenât ve cevâmi‘ [ü] hammâmât ve hân u medrese ve imârâtları beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82b ·
metinde göster ·
… hâne-i iremezâtlar imiş. Ve iki kerre yüz bin dükkân ve yüz bin çeşme ve sebîl
ve cevâmi
‘ ve medâris ve dâru'l-hadîs ve mekteb ve dâru'l-kurrâ ve tekye ve sarây-ı a‘yân …
Hâlâ Tavustân sultânı hükmündedir, ammâ deryâda katre güneşde zerre kadar amâr değildir. Ammâ zamân-ı kadîmde ekâsireler asrında iki kerre yüz bin hâne-i iremezâtlar imiş. Ve iki kerre yüz bin dükkân ve yüz bin çeşme ve sebîl ve cevâmi‘ ve medâris ve dâru'l-hadîs ve mekteb ve dâru'l-kurrâ ve tekye ve sarây-ı a‘yân ve sarây-ı kârbân ve hân-ı hâcegân ve hân-ı mücerredân ve ibret-nümâ-yı âbâdân ve hammâm-ı gâsılân ve kenîse-i râhibân ve imâret-i dâr-ı ıt‘âm ve imâret-i bezzâzistân âsârları var kim bir günde mezkûrûn amâristânlar ubûr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 160b ·
metinde göster ·
… ikâb-ı meşâkkatim memâlik-i mahrûselerin ibret-nümâ âsâr-ı kadîmelerinde ve hân
ve cevâmi
‘ ve medâris ve amâristânını seyr ü temâşâ ile ve arz-ı beledi ve tûl-ı nehârı v …
Âhir vatan-ı aslîmiz olan Belde-i Tayyibe ya‘nî Kostantiniyye'yi terk edüp ve maskat-ı re’simizden infisâl ile şedd-i rahli ve şiddet-i harr ü berri irtikâb edinüp diyâr-ı gurbetde tahsîl-i ulûm ve tekmîl-i fünûn ederiz, deyü ol hevâ-yı hevesile diyâr-ı büldân ve aktâr-ı arâzî geşt [ü] güzâr-ı cihân ederiz, deyü âye[t]: Arapça mazmûnu üzre ibret-nümâ-yı Y 3b ehl-i bîniş ve hayret-efzâ-yı erbâb-ı dâniş olan ekâlîm-i seb‘a Arapça nın vâcibü's-seyr olan âsârların îm’an-ı nazar ile nazar etmeğe bezl-i himmete cür’et etdim. Eyle olsa hâl-i dilim ile müşâvere edüp eyitdim: "Âlem-i seyâhatde evkât-ı ömr-i nâzenîn niçün hebâya gider? Hem seyâhat ve hem ziyâret ve hem ticâret ola." deyü irtikâb-ı meşâkkatim memâlik-i mahrûselerin ibret-nümâ âsâr-ı kadîmelerinde ve hân ve cevâmi‘ ve medâris ve amâristânını seyr ü temâşâ ile ve arz-ı beledi ve tûl-ı nehârı ve enhârları Q 2bP 2b ile muharrir-vâr cemî‘i âsârların tahrîr eylemeğe bezl-i himmet eyledim ki ulüvvü'l-himmeti mine'l-îmânidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y3a–Y3b ·
metinde göster ·
Ve bu mahal bir sahrâ-yı azîme vâki‘ olmağile a‘yân-ı Nâzlı niçe hân
ve cevâmi
‘ ve imâret dekâkînler binâ edüp bir ma‘mûr ve şîrîn kasaba olmuşdur. Hind ü Sin …
Ve bu mahal bir sahrâ-yı azîme vâki‘ olmağile a‘yân-ı Nâzlı niçe hân ve cevâmi‘ ve imâret dekâkînler binâ edüp bir ma‘mûr ve şîrîn kasaba olmuşdur. Hind ü Sind ve Arab u Acem ve Rûm tüccârları bu hânlarda sâkin olup ancak haftada bir bâzâra hayrân olup bir günde niçe [bin] denk dîbâ ve şîb ü zerbâf ve'l-hâsıl cemî‘i zî-kıymet vâlâ-yı kâlây bî-kıymet râyegân olup bey‘ u şirâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y91b ·
metinde göster ·
‘ vardır. Ve kal‘a içre sûk-ı sultânî çokdur. Ve hammâmât dahi vardır
Ve bu cirmde olan kal‘a içre sağîr ü kebîr dörder beşer kat ma‘mûr u müzeyyen hâne-i âlîler vardır. Serâpâ sütûhları kireç ile pûşîde cümle iki bin âbâdân beyt-i musanna‘lardır. İmâretinin çoğu hân ve câmi‘ ve medrese ve sebîl ve imâret tekye ve mekteb ve dârü'l-hadîs ve dârü'l-kurrâdır. Ammâ mescid ve gayri câmi‘ yokdur. Ammâ kal‘adan taşra mesâcid ve cevâmi‘ vardır. Ve kal‘a içre sûk-ı sultânî çokdur. Ve hammâmât dahi vardır
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y280a ·
metinde göster ·
… şehir yigirmi yedi bin hâne ve on dörd hammâm imiş. Birkaç mu‘attal hammâmların
ve cevâmi
‘ ve zevâvîlerin hakîr görmüşüm. Ol imâret-i âbâdânı bilir yüz kırk altı yaşında …
Hâlâ şeyhü'l-beled defteriyle bu şehr içre yüz kırk altı bin âdem vardır, derler. Hakkâ ki her kûçe ve puça ve esvâkları omuz omuzu sökmez benî âdemdir. Ve zamân-ı kadîmde gâyet ma‘mûr [u] âbâdân kal‘a ve şehir imiş. Cenûb tarafında kal‘a âsârları ve sarây-ı âlî ve kâr-ı kadîm esâsları zâhirdir. Âl-i Osmân'dan mukaddem Circe hâkimleri bu şehirde vezâret ile hükûmet edüp bu şehirde sâkin imiş. Ol asırda bu şehir yigirmi yedi bin hâne ve on dörd hammâm imiş. Birkaç mu‘attal hammâmların ve cevâmi‘ ve zevâvîlerin hakîr görmüşüm. Ol imâret-i âbâdânı bilir yüz kırk altı yaşında zinde civân-misâl cünbüş ü hareket eder şeyh şücâ‘uddîn gördüm deyü nakl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y368b ·
metinde göster ·