… nde yol açdılar. Ol gice yine azîm vezni üzre berf-i rahmet hazînesi yağup dere
ve depe
beyâz şepe ile leb-ber-leb olmuş. Ale's-sabâh yine cemî‘i yolları re‘âyâ vü ber …
Hikâye-i udhiketü'l-acîbe, güfte-i Molla Yahyâ-yı Şâmî: Sene 1045 târîhinde Revân kal‘asında mahsûr olan Murtezâ Paşa'yı muhâfaza içün Tabanıyassı Mehemmed Paşa efendimizle kal‘a-i Erzurûm'da kırk bin asker ile meştâda iken kal‘a-i Revân'ı Şâh muhâsara etdüğü haberi gelince Erzurûm'dan elli bin asker ile Revân'da Murtezâ Paşa'nın istihlâsına gitdikde bir mızrak boyu karı sökerek yüz bin renc-i anâ çekerek Erzurûm'dan iki merhale olan Deveboynu nâm mahalle yedi günde gücile varup kar üzre hayme ü hargâhlarımız kurup ol gice anda dipi ve boran ve kızıl kıyâmet çekerek andan yatup ale's-sabâh cümle çadırları kar bürümüş ve cemî‘i ümmet-i Muhammed üşümüş ve üç bin gurebânın elleri ve pâları donmuş, çürümüş ve niçe yüz at ve deve donmuş. Çadırları bozmağa ve ne atları kardan taşra çıkarmağa imkân olmayup Tabanıyassı ba‘zı piyâde ağaların Hasankal‘ası'na ve gayri kurâ ve kasabâtlara âdemler gönderüp on binden mütecâviz eli kürekli ve çapalı ve kazmalı re‘âyâ vü berâyâlar Deveboynu mahallinde yol açdılar. Ol gice yine azîm vezni üzre berf-i rahmet hazînesi yağup dere ve depe beyâz şepe ile leb-ber-leb olmuş. Ale's-sabâh yine cemî‘i yolları re‘âyâ vü berâyâlar tathîr etdükçe dipi ve borandan yine "Ne reh ne râh pür-peydâ. mazmûnunca on iki gün bu mihnet-i şedâ’idi çekmeden cümle ibâdullah ve sâ’ir mahlûk-ı Hudâ bîzâr olup cümle asâkir-i mihnet-zede Tabanıyassı Mehemmed Paşa üzre guluvv-i âm edüp "Behey Paşa bizi kırır mısın? Revân kal‘asın şâh alırsa bahâr eyyâmında 52a yine hâh nâ-hâh şâh-ı bî-penâh-ı gümrâhdan alırız. Hemân kalk Erzurûm'a gidelim" dediklerinde âkıbet-endîş paşa eydür: "Yâ pâdişâha sonra ne cevâb verelim?" dedikde cümle asker: "Biz cümlemiz pâdişâha arz ederiz. Siz dahi telhîs edüp azîz başın içün bu ibâdullahı Erzurûm'un bu sovuk cehenneminden halâs eylen, hemân dönelim!" deyü cümle asker vâveylâ vü feryâd etdiler. Âhiru'l-emr Deveboynun aşamayup Revân imdâdına gidemeyüp cümle asker-i İslâma avdet fermân olunup bu kadar mâl-ı hazâ’in ve cebehâne ve hayme vü hargâh ve bâr-ı bengâh Deveboynu nâm mahalde kar içinde kalup Tabanıyassılı Yavaşça Mehemmed Ağa nâmında bir ağamız cânından bîzâr olup kemerinden iki bin sikke-i hasene altunu ol beyâbânı kar bürümüş çadırı mahallinde gökyüzüne nazar edüp bir gök bulut pâresin nişân edüp zemîni hançer ile kazup ol hafircik içre mezkûr kemeri iki bin altun ile zemîne defn edüp "İşte bu semâdaki bulut, altındaki altunuma nişândır" deyüp cümle deve ve katarın çeküp düşe kalka Erzurûm'a gelüp yedi ay meştâda iken Avnik kal‘ası ve Ziyâeddîn kal‘ası câniblerinden Ekrâd beğleri ayağı likanlı ve pâları paçılalı birkaç Kürd âdemleri gelüp "Revân kal‘asın Murâd Hân yedi günde aldı. Hâlâ şâh yedi ayda döğe döğe alalı yedi gündür ve Revân kal‘asında olan ümmet-i Muhammedi kılıçdan geçirdi ve kal‘a milk-i mevrûsumdur, deyü Revân'da karâr edüp derûn-ı Revân'a yetmiş bin asker muhâfazacı kodu" deyü bu gûne muvahhaş haberi getirdikde Tabanıyassı efendimiz eydür "Kal‘a-i Revân gitdiyse cehenneme ammâ ol serdar kara dînli Kara Murtezâ niçe oldu?" dedi. Haber getiren Kürd eydür "Murtezâ Paşa gördü kim kal‘a içindeki asker amân ile kal‘ayı şâha verdiler. Ol dahi haste-hâl idi. Hemân parmağındaki elmas mührini yudup ciğeri pâre pâre olup merhûm oldu" deyince Tabanıyassı eydür: "Bre mürd oldu ve hortladı desene" deyü Kürde hitâb edüp yanında olan nedîmlerine eydür: "Efendiler! Revân kal‘asının elden gitmesi bir Kara Murtezâ dünyâdan gitmesine değmez mi?" deyüp safâ ve sürûr edüp Kürde bî-hisâb mâl ihsân edüp şâh-ı Acem'in Revân'a istîlâ etdüğün Murâd Hân'a telhîs edüp ulaklar ile gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 51b–52a ·
metinde göster ·
ve bayırlara vâkı‘ olup hânedân-ı azîmlerinin iki kapusu vardır. Bundan araba g …
Ve cümle hâne-i âbâdânları dere ve depe ve bayırlara vâkı‘ olup hânedân-ı azîmlerinin iki kapusu vardır. Bundan araba girüp çıkar, ammâ her bâr küşâde değildir. Ve biri küçük kapu büyük kapuya muttasıldır. Da’imâ andan girilüp çıkar, mu‘tâd-ı kadîmeleri ve ihtişâmları budur. Ve mevzûn minâre-misâl dûdkeş bacaları var kim bir diyâra mahsûs değildir. İllâ Sivas eyâletinde Köprü şehrinin bacaları 114b dahi serâmed dûdkeşleri vardır. Ve bu şehr-i Nigebolı gâyet ganîme şehir olduğundan halkı gâyet ganî ve bâbları meftûh ve ni‘metleri mebzûl ve garîbü'd-diyâr kimesneleri hânelerine da‘vet edüp ziyâfet ederler. Ve dâ’imâ a‘yânı re‘âyâ-perver olup fukarâyı himâye edüp birbirleriyle hüsn-i zindegâneleri vardır. Birbirlerine adâvet edüp nemmâm ü zemmâmlık etmeyüp münâfakat edeni şehirde komayıp cümle muhabbet üzre geçinüp akrabâ ve ta‘allukât olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 114a–114b ·
metinde göster ·
… ikişer üçer hammâm vardır. Gerçi bir küçük şehir görünür, ammâ sekiz aded dere
ve depe
ve dağ ve bayır ve deşt ve püşteler üzre birbiri üzre üçer dörder kat sarâylar …
Hakkâ kim ba‘zı sarâyda ikişer üçer hammâm vardır. Gerçi bir küçük şehir görünür, ammâ sekiz aded dere ve depe ve dağ ve bayır ve deşt ve püşteler üzre birbiri üzre üçer dörder kat sarâylar ve gayrı ağniyâ hâneleridir kim cümlesinin revzenleri cânib-i şarka ve şimâle nâzır dağlara yamanmış birbirinden âlî ve havâdâr ve kârgîr binâ büyût-ı ra‘nâlardır. Cümle kiremit ile mestûr la‘lgûn reng bir şehr-i bî-ceng, belde-i mu‘azzam, şehr-i garîb ü acîbdir, lâkin aşağı şehir etrâfında varoş hisârı yokdur, ammâ her tarafında tedrîbe kapuları vardır. celâlî ve cemâlîden mahfûzdur. 23a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 22b–23a ·
metinde göster ·
… girüp Desne dereleri içre ve Desne dağları üzre bir gün bir gece seğirdüp dere
ve depe
ve dağ u rağ u bâğ ve yakın u ırağ gezerek Desne dağları bir becene-i azîme, ya …
Evvelâ bu sahrâ-yı Haçek'den Budin gâzîleriyle cânib-i garba dağlar içre girüp Desne dereleri içre ve Desne dağları üzre bir gün bir gece seğirdüp dere ve depe ve dağ u rağ u bâğ ve yakın u ırağ gezerek Desne dağları bir becene-i azîme, ya‘nî bir sarp kırıntılık içinde cem‘ olmuş kâfirlere râst gelüp üç yerden üç bin yiğit ile "Allâh!" deyüp koyulduk, ammâ yüz bin renc [ü] anâ ile hamd-i Hudâ beceneyi feth edüp yüz yigirmi bir esîr ve bu kadar kelle ve bu kadar mâl-ı ganâ’im kelepürler alup sâlimîn ü gânimîn bir gün bir gecede Desne derelerin ubûr edüp sahrâlara çıkup dördüncü gün Hasek sahrâsında ordu-yı İslâm'a vâsıl olup esîrleri ve mâl-ı ganâ’imlerimiz fürûht ederken hikmet-i Hudâ Serasker Ali Paşa bu ganîmet ile geldiğimizi istimâ‘ edüp herkes çeteye gidüp 3a ordu-yı İslâm boş kalır mülâhazasıyla "Çete memnû‘dur!" deyü dellâllar nidâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 2b–3a ·
metinde göster ·
… z ta‘yîn olunup on iki aded tapkır olur, ya‘nî asker on iki katâr yol olup dere
ve depe
ve geçidler gelse on iki katâr asker birbirlerinin ardlarından aslâ münfek olma …
Ammâ asker-i Tatar içre Âl-i Cingiz'den berü bir kânûn dahi var kim hânlar bir sefere gitseler on iki ot ağaları ileriye kulağız ta‘yîn olunup on iki aded tapkır olur, ya‘nî asker on iki katâr yol olup dere ve depe ve geçidler gelse on iki katâr asker birbirlerinin ardlarından aslâ münfek olmazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112b ·
metinde göster ·
içre cümlesi yetmiş yedi bin aded müfîd [ü] muhtasar tahtânî ve câ-be-câ fevkân …
Kal‘anın şimâli ve garbîsi tarafında dereler ve depe içre cümlesi yetmiş yedi bin aded müfîd [ü] muhtasar tahtânî ve câ-be-câ fevkânî evler ve bekârhâne odalardır. Ve cümle yedi aded câmi‘-i pür-müfîd ü sefîd hâk-i pâk ile mestûr minâresiz câmi‘-i ma‘mûrlar ve cümle kırk aded mesâcidler ve cümle üç aded medreselerdir. Ve cümle beş aded mekteblerdir. Ve cümle iki aded tekyelerdir. Ve cümle altı aded küçücük hammâmlardır. Ve cümle yedi aded hânlardır. Ve cümle iki bin aded dükkânlardır, ammâ bu binâların cümlesi ahşâbât-ı hâr-ı hâşâk ile amâr olmuş müfîd [ü] muhtasar kârhânelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 287b ·
metinde göster ·
… ağı şehr-i azîm olan varoş-ı kadîm Hızırlık dağı ile kal‘a kûhu mâbeyninde dere
ve depe
ve bayırlar üzre ve kal‘anın garbı ve cenûbu ve kıblesi ve şarkı ve şimâli ve y …
Ammâ aşağı şehr-i azîm olan varoş-ı kadîm Hızırlık dağı ile kal‘a kûhu mâbeyninde dere ve depe ve bayırlar üzre ve kal‘anın garbı ve cenûbu ve kıblesi ve şarkı ve şimâli ve yıldız câniblerine varınca varoş-ı azîm kal‘a kayasın ihâta etmişdir. Cümle dörd bin altı yüz toprak ve kireç ile mestûr kârgîr binâ sarây-ı âlîler ve gayri büyûtlardır. Ammâ bu şehri gören "kırk elli bin hâne vardır" deyü tahmîn eder. Ammâ bu hakîr haberin sıhhatin mahkeme sicillâtlarından ve esnâf şeyhlerinden ve askerî ser-çeşmelerinden ve şâhbenderlerden ve kurâ kethudâlarından haber alup tahrîr etmeği üzerime iltizâm-ı mâlâ-yelzem etmişiz. Bu şehrin dahi ne kadar hâne idüğin haber alup tahrîr etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y15b ·
metinde göster ·
… ri vardır. Her sene gelüp meks ederler. Zîrâ, mâh-ı Temmûz'da şehr-i Gedüs dere
ve depe
içinde gâyet şiddet-i hâr olup hevâsı sakîl olduğundan cümle halkı bu Murâd yay …
Ehl-i Gedüs'ün hudûdları ve yaylahâneleri vardır. Her sene gelüp meks ederler. Zîrâ, mâh-ı Temmûz'da şehr-i Gedüs dere ve depe içinde gâyet şiddet-i hâr olup hevâsı sakîl olduğundan cümle halkı bu Murâd yaylağına göçüp murâd üzre murâdları hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y21a ·
metinde göster ·
içre vâki‘ olmuşdur. Ve azîm dıraht-ı serâmedler içre bâğ-ı İrem-misâl bir şîrî …
Ve aşağı varoş sâfî kayalar içre ve dere ve depe içre vâki‘ olmuşdur. Ve azîm dıraht-ı serâmedler içre bâğ-ı İrem-misâl bir şîrîn kasabadır. Ve şehr-i Marmara-misâl bu dahi bir kûh-ı bâlânın dâmenindedir. Cümle evleri şimâle nâzırdır. Bu şehir şarkdan garba tûlânîce vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y32b ·
metinde göster ·
Ve bu şehrin kıble cânibindeki hâneleri yedi bayır ve dere
ve depe
üzre vâki‘ olmuş hevâdâr evlerdir. Ve bir biri üzre kat-ender-kat hadîkalı büyû …
Ve bu şehrin kıble cânibindeki hâneleri yedi bayır ve dere ve depe üzre vâki‘ olmuş hevâdâr evlerdir. Ve bir biri üzre kat-ender-kat hadîkalı büyût-ı ra‘nâlardır ki serâpâ revzenleri şarka ve şimâl cânibinde Tire sahrâsına nâzır hevâdâr dilküşâ büyûtlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y83a ·
metinde göster ·
ve mahûf u muhâtara orman-ı bî-amânlı yerler ubûr edüp [[(---) (---) (---)]] Lâ …
Andan kıbleye dere ve depe ve mahûf u muhâtara orman-ı bî-amânlı yerler ubûr edüp [[(---) (---) (---)]] Lâtikıyye şehri kurbunda Akdeniz'e mahlût olur. Ve bu mahalde Gülbin dağlarının yüzü garb cânibine Akdeniz tarafına [[(---) (---) (---)]] garb cânibine piyâde olup renc [ü] anâyile yokuş aşağı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y177a ·
metinde göster ·
… ahi teberrüken iki rek‘at namâz kılmak savâbdır. Bu mahalli ubûr edüp yine dere
ve depe
ve sarp dağlar içre tathîr olmuş tarîk-ı âm ile ve gâhî gâhî kumsal içre tâ kub …
Bu soffa üzre hazret secde-i şükür etdüği mihrâb vardır. Âyende vü revendeye ârâmgâh ve ibâdetgâh bir yerdir. Bunda dahi teberrüken iki rek‘at namâz kılmak savâbdır. Bu mahalli ubûr edüp yine dere ve depe ve sarp dağlar içre tathîr olmuş tarîk-ı âm ile ve gâhî gâhî kumsal içre tâ kubûr-ı şühedâ'dan 13 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y305b ·
metinde göster ·
… m ola kim şehr-i Mekke-i mükerreme yedi cebel-i müntehânın mâbeyninde yedi dere
ve depe
üzre vâki‘ olmuş şimâlden cenûba tûlânî vâki‘ olmuş bir şehr-i azîmdir. Ammâ âs …
İhvân-ı safâya ve yârân-ı bâ-vefâya şöyle ma‘lûm ola kim şehr-i Mekke-i mükerreme yedi cebel-i müntehânın mâbeyninde yedi dere ve depe üzre vâki‘ olmuş şimâlden cenûba tûlânî vâki‘ olmuş bir şehr-i azîmdir. Ammâ âsâr-ı binâlarının ekseri yedi dereye vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y349b ·
metinde göster ·