İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

ve der*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
668
isabet
617 cümle/beyitte
247,6
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
40+
farklı biçim
77 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi668272,9

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 668

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“ve der*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 10b–11a … e-i âbâdândır. Ol asırda bu dahi İslâmbol kal‘asına muttasıl bir kal‘a-i bender ve derbend-i calender sevâd-ı mu‘azzam idiğinin hâlâ asâr-ı esâsları nümâyândır. Ve mezkûr T …
EÇS I 15a … iler üzre olan cisri küşâde edüp gemiler geçdikden sonra yine cisri kurarlardı. Ve deryâ üzre zencîr ile bir cisr dahi Balatkapusu'ndan karşu Tershâne bâğçesine kurulmu …
EÇS I 25b–26a … lmak ihtimâli yokdur. Ammâ elli günden merhûm olur" deyü kal‘anın fethini sâ‘at ve derîce ve dakîkasıyla vakit ta‘yîn eyleyüp bilâhire keşf-i râz eyleyüp hemân;
EÇS I 30a–30b … ileyh hazretleri Akşemseddîn hazretlerinin mukaddemâ fethini ve vakt [u] sâ‘ati ve derîcesiyle fethin ta‘yîn etdüği günlerde bi-emrillâh feth oldu kim hicret-i nebeviyyenin s …
EÇS I 35b Ve derûn [u] bîrûn-ı câmi‘de sağîr ü kebîr cümle (---) aded serâmed amûd-ı bâlâlardır ki …
EÇS I 36b … Ayasofya'yı bildirir: Evvelâ e’imme ve hutabâsı ve meşâyihleri ve devir-hânları ve dersiâmları ve talebeleri ve mü’ezzinânları ve eczâhânları ve mu‘arrif ü müsebbihîn na‘thân …
EÇS I 45b Kâmil bir sâ‘at-i nücûmî dikkat üzre bu kemerleri ve derûn-ı câmi‘i engüşt ber-dehen ederek temâşâ edüp taşra hareme çıkup çâr-minâreyi ve ç …
EÇS I 46a … ve bir mescid-i latîf ve semâ‘hâne ve bir imâret-i ma‘mûre ve bir dârü'z-zîyâfe ve dervîş-i dil-rîşânlar içün müte‘addid hücreler ve Şâm-ı Şerîf'de bir câmi‘-i azîm ve bir …
EÇS I 52a–52b … 52b⟧ ol sancaklar bunlardır kim zikr olunur: Livâ-i Derteng ve Semâvât ve Bayat ve Derne ve Debâlâ ve Vâsıt ve Kerend ve Demirkapu ve Karâniyye ve Gîlân ve Âl-i Sâh.
EÇS I 58a … rrahmân Paşa ve Dâvûd Paşa ve Rûs Hasan Paşa ve Murâd Paşa ve Hâdım Ca‘fer Paşa ve Dervîş Alî Paşa ve Arab Ahmed Paşa ve Mustafâ Paşa.
EÇS I 58a Der-zikr-i defterdârân ve nişâncıyân: Defterdâr Murâd Çelebi ve Dervîş Çelebi Şeyh Baba Nakkâş oğludur ve Lalazâde Mehemmed Çelebi ve Oğlan Memi Çeleb …
EÇS I 62a … Sadrıa‘zam Kara Mustafâ Paşa ve efendimiz Melek Ahmed Paşa, Acem haddinde Derne ve Derteng mahallerine varup hudûdlar kesilüp ahidnâme ve sulhnâmeler kesilüp Murâd Hân Di …
EÇS I 68b Ve der-akab etrâf-ı âleme ya‘nî hükm-i Âl-i Osmân'da şarkda ve garbda olan birden bine bind …
EÇS I 69a … ı Mehemmed Efendi hat üstâdımız ve ilm-i mûsıkîde Musâhib Dervîş Ömer pederimiz ve Dersiâm Kiçi Mehemmed Efendi, ilm-i nahivde Kâfiye dersinde üstâdımız ve yine Evliyâ Ef …
EÇS I 88a … fızları ve na‘thân ve ta‘rifhânları bir câmi‘de yokdur. Cümle erbâb-ı ma‘ârifin ve dersiâm şeyhü'l-kurrânın güzîdesi bu câmi‘de cem‘ olmuşdur.
EÇS I 90b Ve Derzîler kârhânesi mescidi.
EÇS I 101a … me’mûr olmuşlardır. Ba‘de't-tahrîr gördüler kim Mısır'da gökde uçan yerde gezen ve deryâda yüzen cümle vakfullâhdır, Pâdişâha dâne-i hardal â’id ü fâ’ide olmaduğun Selîm …
EÇS I 109a … -i şerîfleri altmışa yetmiş idi ve çâr-yârî idi. Zülâl-i amîmü'l-feyz-i Perverî ve deryâ-yı ma‘ânî idi.
EÇS I 113b … tahsîl-i ulûm edüp âhir seccâde-nişîn-i halîfe-i Celâleddîn olup nakl-i Mesnevî ve ders-i Ma‘nevî ederken sene (---) de intikâl edüp rûh doğanın uçurup tekyesi sâhasında …
EÇS I 127a … -i Tatavla ve mahalle-i Depebaşı ve mahalle-i Badille ve Sarı Kethudâ mahallesi ve Dere mahallesi.
EÇS I 127b … r kütüb-i mu‘tebere te’lîfâtları vardır. Bahr-i ma‘ânî, müteşerri‘ ü müteverri‘ ve dervîş , edîb ve mütevâzı‘ kimesne idi. {Kullekapusu Mevlevihânesi'nde medfûndur. Yerin …
EÇS I 132a … varınca tûlu (---) ayakdır, bir yan kapudan bir yan kapuya arzı (---) ayakdır. Ve derûn-ı câmi‘de (---) aded rakîk amûdlar üzre yan soffaları var. Ve kubbe-i kebîri dörd …
EÇS I 139b … -i ma‘mûredir. İnşâ’allâh mesîregâhlarda tahrîr olundukda Âl-i Bahâdır mesîresi ve Dereseki mesîresi ve Âlemdağı mesîresi ve Koyunkorusu mesîresi ve Yûşa‘ Nebî mesîresi ma …
EÇS I 141b … andan Üsküdar'a salırlar, eyle tokuz mîldir. Ve Sarâyburnu'ndan Eyyûb on mîldir ve deryâsında akındısı yokdur. Ammâ Üsküdar'a geçmek gâyet müşkildir. Husûsâ lodos hevâda gây …
EÇS I 146a … Sultân Osmân havzı: Aşren fe‘aşr bir havz-ı azîmdir. Anda cümle dağ u râğ u bâğ ve dere ve depelerden âb-ı hayâtlar cem‘ olup bu havzdan kemerlere tevzî‘ olur.
EÇS I 154a … idir. Sehel mezmûmca bed-râyihalı kavimdir. Ammâ gâyet lâzımlı Serkiz ve Vartan ve Derder ve Asvadır ve Mohan isimli bokçulardır. Bunlardan sonra,
EÇS I 154b–155a … dân ve burgu ve mismâr ve buhûr-ı fitîl ve semîn sünger ve tilsimân ve yakakârt ve deri yüzecek sıntırâş ve pûlâd tâs ve niçe elvân zehirli göz mîlleri ve malafa ve çi …
EÇS I 163b … muzlim karanlık yere girdim. Ammâ aslâ bir havf [u] haşyete düşmeyüp bunalmadım ve deryâ gibi değil dâ’imâ nefes alup vermedim. Ammâ vücûdum gitdikce şiddet-i şitâdan e …
EÇS I 163b–164a … üzre yatırken anı gördüm, ol balık kendüyi deryâdan taşra hevâya pertâb ederek ve deryâyı cûş [u] hurûşa getirüp burnunun iki deliklerinden minâre-misâl deryâyı şâzrevân …
EÇS I 173b … bu kitâbı te’lîf edüp dâ’imâ âb-ı rahmet olan deryâdan tecdîd-i vuzû’ ederlerdi ve deryâ temevvüc etdikce anlar dahi deryâ gibi cûş [u] hurûşa gelüp kitâbında niçe bin …
EÇS I 177b … Ağalık değildir kitâbetdir ammâ mahsûldâr emânetdir. Gökde uçan ve yerde gezen ve deryâda yüzen cümle bu şehremîni masârıfıyla olur. Muhâsebesi senevî bin kîse, kâhîce i …
EÇS I 180b … la‘l-gûn yanaklı dilberân şeftâlûsü lezzetinde papa ve sultânî ve cânî ve baba ve derrâkî ve çelebi cüce şeftâlûleri olur kim âyetün min âyâtillâhdır.
EÇS I 188b … enî âdeme Cennet-i me’vâdan devât ve kalemi Hazret-i İdrîs'e getirüp yazıcılara ve derzilere pîr olup Cibrîl-i Emîn dahi devât yapanlara pîrdir. Ammâ Hazret asrında Ebû Hâf …
EÇS I 199b … arının ve niçe mürsel peygamberlerin ve bî-hisâb kal‘aların ceng [ü] cidâllerin ve deryâda keştîlerin agreb ü garâyibden harb [ü] kıtâllerin evâyil-i eyyâm üstâdlarının s …
EÇS I 206b Ve Dervîş Süleymân, Kâsımpaşa Mevlevîhânesi neyzenbaşıdır.
EÇS I 206b Ve Torlak Dede ve Sipâh Ahmed Beğ ve Yenter Hasan Paşa ve Dervîş Kâsım.
EÇS II 219a 79. Bânî-i Tebrîz ve dervezeleri ve bânîlerinin târîhlerin beyân eder.
EÇS II 223a Âsitâne tarafından yeniçeri çukadârı ve bâzâra gideni ve dergâh-ı bevvâbândan bir keçeli kapucu muhzırbaşısı ru’ûs-i hümâyûn ile hükm eder ve bir …
EÇS II 231a–231b … nâzik-endâm, simîn-beden, matlûbu'l-kulûbdürler. Söze gelseler âkıbet-endîşâne ve dervîşâne bedî’u'l-beyân ve fasîhu'l-lisân tekellüm ederler kim nutk-ı dürer-bârları âdem …
EÇS II 244a … kdan sonra gemiye girerler. Hâlâ anınçün dil derler, bir sivri kumsal burundur. Ve dervîş hazretleri karşu cânibe geçüp keşf [ü] kerâmet etdikleriyçün derhâl rûh-ı pâkle …
EÇS II 251a Ve Ayasofya Câmi‘i: Süleymân Beğ Câmi‘inin garb tarafındadır ve deryâ kenarında vâkı‘ olmuşdur. Küffâr asrında binâ olunmuşdur. Ba‘dehu Kürd Alî Beğ …
EÇS II 255b–256a … ince nisyândan Lisân-ı Arabî'yi ferâmûş edüp lisân-ı İbri ve Süryânî ve Dehaklı ve Derî lisânları kelimât ederlerdi kim hâlâ diyâr-ı Kuncistân'da ve Berberistân'da ve …
EÇS II 257b … bi müselmânları çokdur. Ve âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Cümle kurâları kıbleye ve deryâya nâzırdır. Bunda dahi çârsû-yı bâzâr yokdur. Ammâ iskele başlarında bâzâr yeri v …
EÇS II 264b … r "Ol engîn nâ-mübârekde ne reh ne râhber peydâ" mazmûnunca güneş deryâda doğar ve deryâda batar. Bu gûne bir girdâb-ı gamda talattum-ı deryâ ile serserî gezerken hikmet- …
EÇS II 264b–265a … p bulutlara geminin sütûnu dokunurdu; kâh ka‘r-ı deryâya inüp gûyâ Gayyâ deresi ve derk-i esfele inmiş olup cânib-i erba‘amızda Bahr-i siyâh, kûh-i bî-sütûn-misâl nümâyâ …
EÇS II 270b–271a … ne mefret balyemez toplar koyup limanda yatan gemileri hıfz [u] hırâset ederdi. Ve deryâda yigirmişer otuzar mil alarka karavullar firkateleri gezerdi.
EÇS II 271a–272b … edd-i İskender-vâr bir çâr-kûşe kal‘a-i üstüvâr olmağıla cânib-i şimâlîsi liman ve deryâ vâkı‘ olup ol tarafında meterise girilmek muhâl-ender-muhâl olup ancak karada ş …
EÇS II 271a–272b … ıyt u sadâ-yı top u tüfenk evkât-ı hamsede üç yaylım atıldığında zemîn ü âsumân ve deryâ-yı bî-pâyân cûş [u] hurûşa geldi. Küffâr gemileriyle Hanya'nın cânib-i şarkîsinde …
EÇS II 272b … , vilâyet-i Leh ve Moskov ve Kazak. Ve tokuzuncu gazâmız bu kal‘a-i Hanya oldu. Ve derûn-ı kal‘a meremmâtına şurû‘ olunup herkes alâ-kadri'l-imkân dükkânların zeyn edüp l …
EÇS II 272b–273a … k kalup üç bin Mısır askeri kalup cümle yetmiş yedi bin asker muhafazacı kaldı. Ve derûn-ı kal‘ada yedi bin yedi yüz sağ ve sol ve azeb-i hisâr kaldı. Ve kırk pâre yarar …