… -i Tatavla ve mahalle-i Depebaşı ve mahalle-i Badille ve Sarı Kethudâ mahallesi
ve Dere
mahallesi.
Ve mahalle-i Kanlıkozlar: Mezâristân içre serâpâ ceviz dırahtlarıdır. Mahalle-i Kâsım Paşa ve mahalle-i Kethudâ ve mahalle-i Ketehorya ve mahalle-i Piyâle Kethudâ ve mahalle-i Cum‘abâzârı ve mahalle-i Büyükdere ve mahalle-i Küçükdere ve mahalle-i Uşşâkî ve mahalle-i Tatavla ve mahalle-i Depebaşı ve mahalle-i Badille ve Sarı Kethudâ mahallesi ve Dere mahallesi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 127a ·
metinde göster ·
mesîresi ve Âlemdağı mesîresi ve Koyunkorusu mesîresi ve Yûşa‘ Nebî mesîresi ma …
Teferrücgâh-ı Akbaba Sultân: Bir belîde-i ma‘mûredir. İnşâ’allâh mesîregâhlarda tahrîr olundukda Âl-i Bahâdır mesîresi ve Dereseki mesîresi ve Âlemdağı mesîresi ve Koyunkorusu mesîresi ve Yûşa‘ Nebî mesîresi mahallerinde tahrîr olunur kim hasretü'l-mülûk teferrücgâh-ı âlî-câylardır. Ve bu Beğkoz'un cânib-i cenûbunda leb-i deryâda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 139b ·
metinde göster ·
… Sultân Osmân havzı: Aşren fe‘aşr bir havz-ı azîmdir. Anda cümle dağ u râğ u bâğ
ve dere
ve depelerden âb-ı hayâtlar cem‘ olup bu havzdan kemerlere tevzî‘ olur.
Teferrücgâh-ı Sultân Osmân havzı: Aşren fe‘aşr bir havz-ı azîmdir. Anda cümle dağ u râğ u bâğ ve dere ve depelerden âb-ı hayâtlar cem‘ olup bu havzdan kemerlere tevzî‘ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146a ·
metinde göster ·
… e Büyük Ağa Mescidi ve Temennâ Mescidi ve Kılcı Mescidi ve Kadı Köprüsü Mescidi
ve Dere
Mahalle Mescidi ve Yukaru Bâzâr Mescidi ve Sefer Ağa Mescidi ve Bedâsten Mescid …
Evsâf-ı mesâcid-i Amasiyye: Evvelâ Sarrâclar Mescidi ve Büyük Ağa Mescidi ve Temennâ Mescidi ve Kılcı Mescidi ve Kadı Köprüsü Mescidi ve Dere Mahalle Mescidi ve Yukaru Bâzâr Mescidi ve Sefer Ağa Mescidi ve Bedâsten Mescidi ve Çöplüce Mescidi ve Mustafâ Beğ Mescidi ve Alî Ağa Mescidi ve Aşağı Bâzâr Mescidi ve Garîbler Mescidi ve Çukurlar Mescidi ve Hocazâde Mescidi ve Atmeydânı Mescidi ve Kanlı {Bâzârı Mescidi ve Bakacak Mescidi ve Yukaru Meydân ve Aşağı Meydân Mescidi. Bu cümlesi kurşumlu imâr-ı selâtin câmi‘-misâl mesâcidlerdir kim ma‘lûmumuzdur}. ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 281a ·
metinde göster ·
… lde Karadeniz'e munsab olur, nehr-i azîmdir. Anı ubûr edüp sekiz sâ‘atde dağlar
ve dere
ve depeler aşup,
Menzil-i karye-i Ya‘kûb Ağa: Müselmânı ve Ermenisi var ma‘mûr ze‘âmetdir. Andan yine garba nehr-i Kerkük kenarınca beş sâ‘at sarp dereli ve depeli yollar ile Koylıhisâr deresiyle Boğazkesen nâm muhavvif ve muhâtara[lı] yerde Amasiyye içinden cereyân eden (---) nehriyle nehr-i Kerkük bu mahalde birbirlerine mahlût olup iner. Kasaba-i Çârşenbe içre cereyân edüp iner (---) nâm mahalde Karadeniz'e munsab olur, nehr-i azîmdir. Anı ubûr edüp sekiz sâ‘atde dağlar ve dere ve depeler aşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 344a ·
metinde göster ·
… tûr hâneleri vardır. Ve yine derûn-ı sûkda bir latîf hammâm-ı hoş-hevâsı vardır
ve deresi
içinde firâvan âb-ı revân üzre deverân eder âsiyâb-ı mâları vardır. Ve cümle ye …
Bunlardan mâ‘adâ mesâcidlerdir. Ve cümle sekiz mahalle add olunur. Hikmet-i Hudâ bu mahalleler cümle yalçın kayalar altına vâkı olup pâre pâre kayalar her bâr şehre uçup düşer. Bi-emrillah Aşkemseddîn hazretlerinin du‘â-yı hayr berekâtları sebebiyle bir merd [ü] zene ve bir mûr [u] mâra bi-emr-i Hudâ aslâ zarar isâbet etmez. Hemân ol kaya nereye uçarsa anda hûrd olup kalır. Bu kayalar altında cümle iki yüz hânelerdir. Ammâ medrese ve dârü'l-hadîsi yokdur. Yigirmi mikdârı mekteb-i sıbyânı vardır. Çârsû içinde üç aded kiremit ile mestûr hâneleri vardır. Ve yine derûn-ı sûkda bir latîf hammâm-ı hoş-hevâsı vardır ve deresi içinde firâvan âb-ı revân üzre deverân eder âsiyâb-ı mâları vardır. Ve cümle yetmiş beş dükkânı vardır. Ekseriyyâ nâzük at çulu ve tobra işlediklerinden Torbalı Gönlük derler. Bunda aslâ Yahûdi kefere tavattun edemez. Hemân ol gün mürd olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 368a ·
metinde göster ·
… eth olunur" deyü İslâmbol feth olacağı günü ta‘yîn buyurup bi-emrillah ol sâ‘at
ve derece
ve dakîkada feth olup ba‘dehû bu şehr içre bir dırahtistân mesîregâh yerde bir …
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı Türbeli Gönlük: Evvelâ menba‘-ı esrâr, merci‘-i ebrâr ve kıdve-i ricâl, nokta-i kemâl, nâsıh-ı halayık, nâtık-ı hakâyık, pîrân-ı erbâb-ı zevk, şeyh-i ashâb-ı şevk, sultân-ı dünya ü dîn, sîmurg-ı kâf-ı yakîn, eş-Şeyh Hazret-i Akşemseddîn Mehemmed b. Hamza: Mevlûdleri Şâm-ı cennet-meşâm-ı müşk [ü] amber-i hâmda vâkı‘ olmuşdur. Ve Hazret-i Ebâbekri's-sıddîk neslindendir. Mübârek parmağının bir boğumu nâkıs olması Ebâbekir nesli olduğına şehâdet eder. Ol ırk-ı tâhir ile ola gelmişdir. Şeyh Şehâbeddîn Sühreverdî kim Bağdâd kal‘ası içinde medfûndur, anların şeref-i sohbetiyle ve Engürü'de Hacı Bayrâm-ı Velî ile hem-meclis olmuşlardır. Ve Ebü'l-feth ile İslâmbol fethinde bulunup "İnşâallahu Te‘âla bu kal‘a sene 857 târîhinin mâh-ı Rebi‘ulevvel, gün rûz-ı temmûzda feth olunur" deyü İslâmbol feth olacağı günü ta‘yîn buyurup bi-emrillah ol sâ‘at ve derece ve dakîkada feth olup ba‘dehû bu şehr içre bir dırahtistân mesîregâh yerde bir kubbe-i azîm içre cümle evlâd [u] ensâb-ı zevi'l-ihtirâmiyle medfûnlardır. Müddet-i ömr-i azîzleri sene (---) olmuşdu. İslâmbol'da Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretlerinin cesed-i şerîfin bunlar bulup "Şu mahalli hafr idün. Ebâ Eyyûb'un elinde bir tuc mühre üzre ism [ü] resmiyle Eyyûb-ı hakîr Muttalib-kabîle dûş-ı fakîr deyü yazılmışdır, tîz kazın" dedikde Ebü'l-feth Gâzî ibtidâ kendiler Ferhâdî külünk urup hafr etdiklerinde yedi zirâ‘da çâr-kûşe bir seng-i hârâ altında takrîr etdikleri üzre cesed-i Eyyûb Sultân ter ü tâze destinde yazılı mühresiyle zâhir olup du‘â-yı hayr [u] senâ ile yine mestûr edüp üzerine türbe-i âlî ve câmi‘ ve medrese ve hân ve hammâm ve imâret [ve] sûk-ı sultân binâ olunmasına sebeb cümle bu Akşemseddîn'dir. Zamânesinin kutb-ı âfâkı idi. Ve niçe mücelled kitâb te’lîf etmişdir. Ve ilm-i 368b tıbda Lokmân-ı Sânî idi. Ve kendilerden sonra Yûsuf [u] Züleyhâ sâhibi veled-i necîbi musannif ve mü’ellif Hamdî Çelebi İslâmbol'da Ayasofya içinde kitâb-ı Yûsuf [u] Züleyhâ te’lîfine mukayyed olup peder-i azîzi seccâdesin kabûl etmeyüp cümle fukarâ-yı pîrânın izniyle
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 368a–368b ·
metinde göster ·
… mle (---) aded sarâylardır. Evvelâ çârsû başında Paşa sarâyı ve Alî Paşa sarâyı
ve dere
karşusundadır ve Mehemmed Ağa sarâyı çârsû başındadır. Mahkemesi Ulucâmi‘ kurbu …
Esmâ-i sarây-ı a‘yân [u] kibâr ve hânedân-ı vüzerâ: Cümle (---) aded sarâylardır. Evvelâ çârsû başında Paşa sarâyı ve Alî Paşa sarâyı ve dere karşusundadır ve Mehemmed Ağa sarâyı çârsû başındadır. Mahkemesi Ulucâmi‘ kurbundadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 80b ·
metinde göster ·
… ken bu tahrîr olunan menâziller tâ kal‘a-i Tosya’ya varınca kurâ ve kasabâtları
ve dere
ve tepeleri mufassal tahrîr olunmuşdur. Andan ,
Mukaddemâ sene (---) târîhinde Defterdârzâde Mehemmed Paşa ile Erzurûm seyâhatine giderken bu tahrîr olunan menâziller tâ kal‘a-i Tosya’ya varınca kurâ ve kasabâtları ve dere ve tepeleri mufassal tahrîr olunmuşdur. Andan ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 94b ·
metinde göster ·
… kdeniz'e mahlût olur. Eyle bir nehr-i azîm değildir ammâ evvel bahârda dağların
ve dere
ve depelerin karları sökün eyledikde deryâ gibi cereyân edüp niçe bin dıraht-ı …
Ba‘dehû Burgaz şehrinden cânib-i şimâle meyyâl ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar içre ubûr ederken nehr-i Ergene'yi atlar ile geçüp (---) sâ‘at gidüp bu nehr-i Ergene'nin ibtidâ tulû‘u Karadeniz sâhilinde Istıranca dağlarında hurûc edüp Uzunhacılı kurâsı cisrinden ubûr edüp gelir, bu Burgaz'dan geçer. Andan Edirne kurbunda Sultân Murâd-ı Evvel Koca Gâzî Hudâvendigâr cisri kim ana 108a Ergene cisri derler, yüz yetmiş köprüdür. Devlet-i Âl-i Osmân'da değil gayrı mülûklarda dahi böyle cisr-i azîm [ü] tavîl manzûrumuz olmamışdır. Mezkûr nehr-i Ergene bu cisrin altından ubûr edüp iner (---)(---)(---) Akdeniz'e mahlût olur. Eyle bir nehr-i azîm değildir ammâ evvel bahârda dağların ve dere ve depelerin karları sökün eyledikde deryâ gibi cereyân edüp niçe bin dıraht-ı müntehâları bîhından kal‘ edüp deryâya döker. Böyle bir çoşkun ve taşkın nehr-i zülâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 108a ·
metinde göster ·
su değirmânları çokdur, ammâ nehr-i Tuna üzre olan âsiyâb-ı dakîk bir diyârda y …
Bu şehr-i Silistre dağlarında ve derelerinde su değirmânları çokdur, ammâ nehr-i Tuna üzre olan âsiyâb-ı dakîk bir diyârda yokdur. İllâ yine Tuna nehri üzre olan şehirler önünde vardır. Ammâ bu Silistre önündeki değirmânlar kâr-ı acîb u garîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121b ·
metinde göster ·
… yedi aded mahallât ve yedi yüz kiremitli hâne-i mühmelâtı vardır. Zîrâ zulmden
ve dere
içi olmağıla hevâsı sakîlliğinden ol kadar ma‘mûr değildir.
Subaşısı hâkimdir. Ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâ-yı mübremdir. Cümle kırk yedi aded nâhiye kurâlarından kadıya senevî iki kise hâsıl olur. Kethüdâyeri ve serdârı vardır. Ammâ müftî ve nakîbi ve a‘yânı yokdur. Ve cümle yedi aded mahallât ve yedi yüz kiremitli hâne-i mühmelâtı vardır. Zîrâ zulmden ve dere içi olmağıla hevâsı sakîlliğinden ol kadar ma‘mûr değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 146b ·
metinde göster ·
… u şehrin imâristânı Çatal dağının zeyline vâki‘ olmağıla Çatalca derler. Kayalı
ve dereli
ve depeli iki çatal kûh-ı bâlânın cânib-i şarkîsi dâmeninde kıbleden cânib-i şi …
Der-sitâyiş-i imâret-i büleyde-i Çatalca: 171b Bu şehrin imâristânı Çatal dağının zeyline vâki‘ olmağıla Çatalca derler. Kayalı ve dereli ve depeli iki çatal kûh-ı bâlânın cânib-i şarkîsi dâmeninde kıbleden cânib-i şimâle tûlânî vâki‘ olmuş iki bin adım dırâz bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı hayâtlı bâğ-ı İrem-misâl bir büleyde-i bî-misâldir. Eyyûb Sultân Mevleviyyeti nevâhîlerinden yüz elli akçe pâyesiyle mükellef kazâdır. Ve cümle (---) aded nâhiye kurâlarıdır. Hâkim-i örfi Çatalca bâğçesi üstâdıdır. Üç yüz bâğbân Aznavur bostâncılar ile zabt u rabt eder a‘lâ hükûmetdir. Tarafından subaşısı ve kethüdâyerisi ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve ayak nâ’ibi vardır. Ammâ İslâmbol karîb olmağıla müftî ve nakîbi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 171a–171b ·
metinde göster ·
… an garba meyyâl olduğundan arz-ı beledi (---)(---) ve tûl-ı nehârı (---) sâ‘at
ve (---) derece
ve (---) dakîkadır.
Manzara-i ekâlîm-i arz-ı büldân: Be-kavl-i Alî Kuşçu şehr-i Van on sekizinci ekâlîm-i örfiyyedendir. Be-kavl-i Hân-ı Bitlîs ekâlîm-i hakîkiyyenin üçüncüsünde vasatından garba meyyâl olduğundan arz-ı beledi (---)(---) ve tûl-ı nehârı (---) sâ‘at ve (---) derece ve (---) dakîkadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 258a ·
metinde göster ·
… balyemez ve dörd aded şâhî darbzenlere de âteşler olup Rahovası Bitlîs kayaları
ve dere
ve depeleri ra‘d-vâr gürleyüp sâ‘ikasından zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp Bitl …
Ertesi gün ordu-yı İslâm'a dellâllar nidâ edüp on gün tekâüd fermân olunup mezbûr yigirmi iki aded cebehâne gemileri Tahtıvân limanına sâlimîn gelüp ve tüfeng şâdımânları olup cümle âlât-ı silâhlarıyla gemilerden çıkarup paşanın otağı önüne ale't-tertîb dizüp levâzımâtlarıyla âmâde oldukdan sonra ba‘de'l-asr serâperde-i vezîrde somât-ı Muhammedî tenâvül olunup gülbâng-ı Muhammedî sadâsı üç nevbet gelüp sadâ-yı Allah Allah evce peyveste olup yetmiş bin guzâtın tüfenglerinden bir yaylım atup ve bir yaylım altı aded balyemez ve dörd aded şâhî darbzenlere de âteşler olup Rahovası Bitlîs kayaları ve dere ve depeleri ra‘d-vâr gürleyüp sâ‘ikasından zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp Bitlîs Hân bu sadâ-yı mûhişi istimâ‘ edüp "Hummâ-yı muhrıkaya mübtelâ oldu." deyü haber geldi ve yevm-i mezbûrda top câmûslarına me’mûr olan ağaya haber gitdi. Ve ertesi gün bin iki yüz aded fil-i Mahmûdî-misâl câmûslar geldi ammâ dahi sağ kol Kürdistânı beğleri gelmedi ve paşa "Olmaya, illâ hayr!" deyü ığmâz-ı ayn etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 263b ·
metinde göster ·
… vvet ü kudret u nusret verdi kim bu meterisler içre hammâm kubbesi kadar taşlar
ve dere
ve depeler ve niçe bin mülhid çukurları ve bâlâda tahrîr olunduğu üzre niçe bin …
Ol yürüyüşde bizim Muhammedî aşîretinden ancak bir at ve bir âdem şehîd olup kırk âdem dahi mecrûh olup niçesi atdan tekerlenüp mecrûh olduğudur. Ammâ ol gün Cenâb-ı Allah bizim askere ol kadar kuvvet ü kudret u nusret verdi kim bu meterisler içre hammâm kubbesi kadar taşlar ve dere ve depeler ve niçe bin mülhid çukurları ve bâlâda tahrîr olunduğu üzre niçe bin kemîngâhlar ve kepânlar ve muhîl şeytanatlar var iken bi-emri Hudâ gûyâ asâkir-i İslâm'ın gözleri bu kadar akabe ve musîbetleri görmeyüp piyâdeler Amr-ı Ayyâr-vâr pertâb ederek ve atlılar bî-bâk u bî-pervâ at koparak kılıç urup kelle ve dil alırlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 269a ·
metinde göster ·
… kt-i fecr olup 271a ahâlî-i kal‘a gördüler kim kal‘anın hâyilinde olan dağlar
ve dere
ve depeler giceden asâkir-i bî-pâyân ile mâl-â-mâl olmuş. Vakt-i seher kim oldu …
Bu minvâl üzre vakt-i fecr olup 271a ahâlî-i kal‘a gördüler kim kal‘anın hâyilinde olan dağlar ve dere ve depeler giceden asâkir-i bî-pâyân ile mâl-â-mâl olmuş. Vakt-i seher kim oldu, beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 270b–271a ·
metinde göster ·
… silli esb-i sabâ-sür‘atler ağnâm olunmuş, gelüp otak önünde yığıldı ve dağlarda
ve dere
ve depelerde firâr edenlerden yedi yüz aded eli bâğlı ve ciğerleri dağlı şehbâz …
Ve bu mahalde karâr eden hânın akîbince kovmağa giden Malazgirdli Mehemmed Beğ gelüp atları kalmış ve askeri bî-tâb u bî-mecâl olmuş, ammâ hân firâr ederken dağlar içre bırakdığı atlar ve katır katarları ve bâr-ı sakîller ve gûnâ-gûn haymânlar ve otağ u çadır ve cümle bin yedi yüz aded merkeb ü katır ve iki yüz aded küheylân at-ı sâfinâtu'l-ciyâd misilli esb-i sabâ-sür‘atler ağnâm olunmuş, gelüp otak önünde yığıldı ve dağlarda ve dere ve depelerde firâr edenlerden yedi yüz aded eli bâğlı ve ciğerleri dağlı şehbâz yiğitler getirdiler kim her biri birer kal‘a değer gözleri yaşlı ve bağırları başlı ve âh u enînleri evce urûc eder âdemlerin her biri servi dalına benzer tüvânâ yiğitler idi. Bunların çoğu âzâd olup iki yüzü otak önünde dest-i cellâd-ı kazâda dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçüp dehr-i denîden rû-gerdân oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 273a ·
metinde göster ·
Sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'ın kadre ermişlerinden bir kimesne "Er gerçek"den galat Erçek derlermiş. Kadr mâlıyla binâ olunmuş bir yalçın püşte başında şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘adır, ammâ zirve-i a‘lâya kad-keşân olmağile çıkup temâşâ etmedim. Hâlâ Mahmûdî hükmündedir ve mâ-tekaddem taht-ı Mahmûdî bu kal‘a imiş. Şimdi ol kadar imâr değildir, ammâ yine Van eyâletinde sancak beği hükmündedir. İki bin askere mâlikdir. Mahmûdî atlarının güzîdesi bu Erçek'de olur. Hükûmetinde timâr u ze‘âmet tahrîr olmayup ebvâb-ı mahsûlâtı beğine hâs kayd olunmuşdur. Beği kal‘ada olur Aşağı Rabâtı bir dere küncinde beş yüz hâneli câ-be-câ bâğ u bâğçeli ve kavak ağaçlı rabâtdır. Bir câmi‘i ve bir hânı ve bir kesîf hammâmı ve on mikdârı dükkânı var ammâ buhayre-i Erçek kal‘anın kurbünde bir halîc-i sağîresi var, on vukiyye gelir yahşı alabalığı olur kim Kürdistân'da Ereçek balığı meşhûrdur. Bu semek-i mümessekden sayyâdlar sayd edüp a‘yân [u] kibâra hedâyâ götürürler. Aslâ balık râyihası yokdur. Bu halîcin kenârında Fâtih-i Revân Sultân Murâd Hân meks edüp mâhîlerinden tenâvül edüp "Hakkâ ki mâ’ide-i Erçek idiği gerçek imiş." demişdir. Ve bu buhayrenin yine cânib-i garbîsinde bir yol vardır. Ol râh-ı câdde ile Van'a beş sâ‘atde varır tarîk-ı seheldir. Murâd Hân Van'a ol râhdan revâne olmuşdur. Bu Ereçek beğinin ziyâfetin tenâvül edüp ve hedâyâsın ve kulağuzların alup andan yolumuza hilâfcadır ammâ "Da‘vete icâbet" deyü cânib-i şimâle meyyâlce dağlar ve dereler aşup kâmil sekiz sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286b ·
metinde göster ·
Ve ekâlîm-i arz-ı beled-i büldân: Bi-kavl-i Hâkim-i kudemâ Batlamyus bu şehr-i Kâşân on dokuzuncu iklîm-i örfiyyede bulunmuşdur. Arz-ı beledi (---)(---)(---) ve atvel-i nehârı (---) sâ‘at ve (---) derece ve (---) dakîkadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 323a ·
metinde göster ·
. Ve tâli‘-i imâreti burc-ı mîzânda ve beyt-i zührede ve hâne-i hevâyîde bulunmu …
Ve ilm-i usturlâba mâlik olan Monlâ Hudâdâd-ı Kirmânî kavli üzre bu şehr-i Cerbân Kan 19'uncu iklîm-i örfiyyede bulunup arz-ı beledi (---)(---)(---) ve atvel-i nehârı (---) sâ‘at ve derecedir. Ve tâli‘-i imâreti burc-ı mîzânda ve beyt-i zührede ve hâne-i hevâyîde bulunmuşdur. Anınçün halkı mîzân üzre i‘tidâlâne hareket ederler kim burc-ı mîzân gibi beyne beyne geçinirler. Ve beyt-i zühre olduğundan cümle halkı rakkâs u hânende vü sâzende ve cümle sağîr ü kebîri hevâyîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324a ·
metinde göster ·
… r İmâdiyye kal‘asının cânib-i etrâfında birer mesâfe-i ba‘îde kûh-ı bülendlerde
ve dere
vü depelerde vâki‘ olup atlar ile gidilüp keklik ve turaç ve çil ve süglün sayd …
Ve yetmiş aded mesîregâhları kûhlar içre ayn-ı zülâller kenârlarında vardır kim eğer her birin birer birer ta‘rîf ü tavsîf etsek Seyâhatnâme-i müsevvedâtımızı tahrîr etmeğe mâni‘ olur. Ammâ bu teferrücgâhlar İmâdiyye kal‘asının cânib-i etrâfında birer mesâfe-i ba‘îde kûh-ı bülendlerde ve dere vü depelerde vâki‘ olup atlar ile gidilüp keklik ve turaç ve çil ve süglün sayd-ı şikârına gidildikde varılır mesîregâhlardır. Ve kûh-ı bâlâlarında kaplan ve hirre-i beyâbânî ve kepş-i Ucânî ve âhû-yı kûhî saydı teferrücü olur kim bu dahi bir diyâra mahsûs değildir. Ve bu mesîregâh-ı sayd-ı şikârlarda ol kadar keklik [ve]turaç süglün avlanır kim kâmil altı ay bu İmâdiyye şehrinde av eti tenâvül olunur, niçe bunun emsâli şikârgâh-ı mesîregâh-ı hıyâbân-ı kûyâh yerleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 381a ·
metinde göster ·
sâbi‘de ismi Hamîde'dir ve ahlâk-ı Zemîme'dir ve ahlâk-ı A‘râf'dır ve ahlâk-ı C …
Ve derece-i sâbi‘de ismi Hamîde'dir ve ahlâk-ı Zemîme'dir ve ahlâk-ı A‘râf'dır ve ahlâk-ı Cehil'dir. Bu üç ahlâk {ahlâk-ı Hamîde'ye tâbi‘dir} ammâ bu zikr olunan İblîs esmâları Kur’ân-ı Azîm'de ve Furkân-ı Mecîd'de vücûd-ı insânda olan enfâsların esmâlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 394b ·
metinde göster ·
… . Ve arz-ı beledi (---)(---)(---) irtifâ‘dadır ve tûl-ı nehârı (---) sâ‘atdir
ve (---) derece
ve (---) dakîkadır.
Der-vasf-ı ekâlîm-i arz-ı büldân: Be-kavl-i Hakîm Batlîmûs, bu şehr-i Tokat iklîm-i hâmis-i hakîkîdedir. Ve on yedinci iklîm-i örfiyyede bulunmuşdur. Ve arz-ı beledi (---)(---)(---) irtifâ‘dadır ve tûl-ı nehârı (---) sâ‘atdir ve (---) derece ve (---) dakîkadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 23b ·
metinde göster ·
… tından bu kadar mâl-ı ganâ’im alup gelirken meğer kâfir işte bu Porolok dağında
ve deresinde
pusu edüp katlanır imiş. İşte bu ânda cenge başladılar. Amân devletli vezîr, iş …
"Bire sultânım Çesteti vezîr, öteye gün çete ve poturaya giden İsmâ‘îl alaybeği ve Çoltaroğlu ve Yenge Kırığı ve Nakoğlu ve Gırbo Bölükbaşı ve Çitineli Baba Ahmedoğlu İsmâ‘îl Bölükbaşı ve bu kadar asâkir-i İslâm kâfirin İspilet kal‘ası altından bu kadar mâl-ı ganâ’im alup gelirken meğer kâfir işte bu Porolok dağında ve deresinde pusu edüp katlanır imiş. İşte bu ânda cenge başladılar. Amân devletli vezîr, işte yakındır. şu gâzîlere hızır gibi yetişüp imdâd ve feryâdlarına dâd edin" deyince, hemân paşa,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 135b ·
metinde göster ·
… tunlar yere düşdüğün elçilerimiz görüp ta‘accüb edüp bu ahvâli, vakt [ü] sâ‘ati
ve derecesiyle
yazarlar. Mutrıblar dahi altunları alup giderler.
Hemân Hazret-i Mevlânâ dahi elçilerimizin gözleri önünde mübârek sağ kolın yeşil hırkası yeniyle cânib-i garba ‘Bismillâhi’ deyüp el uzadup tarfetü'l-ayn içre hânende ve sâzendegân ve mutrıbânların dâ’iresine bir avuç Venedik altunu dökünce kızgın ve kırmızı kor gibi altunlar dâ’irenin derisin yakup cümle altunlar yere düşdüğün elçilerimiz görüp ta‘accüb edüp bu ahvâli, vakt [ü] sâ‘ati ve derecesiyle yazarlar. Mutrıblar dahi altunları alup giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 150a ·
metinde göster ·
… Hersekoğlu Ahmed Paşa'nın fethidir. Kal‘ası bir yalçın kaya üzre ensesi kayalı
ve dereli
bir sarp kal‘acıkdır, ammâ havâlelerinde birer azîm kulleleri var, ammâ kal‘a h …
Lisân-ı Latince (---)(---)(---)(---) demekdir. Bânîsi Sırf krallarından Miloş Koblak binâsıdır. Fâtihi Ebü'l-feth fermânıyla sene (---) târîhinde Hersekoğlu Ahmed Paşa'nın fethidir. Kal‘ası bir yalçın kaya üzre ensesi kayalı ve dereli bir sarp kal‘acıkdır, ammâ havâlelerinde birer azîm kulleleri var, ammâ kal‘a henüz binâ olunmuş zann olunur seng-binâ bir sûr-ı ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 165b ·
metinde göster ·
… ağı dere içinde bâğlı ve bâğçeli bir varoş-ı meresî(?) içre musanna‘ kenîseleri
ve deresinde
gûnâ-gûn mâhîleri var. Ve âb [u] hevâsı latîf olduğundan mahbûb u mahbûbeleri m …
Evvel ve âhir Erdel kralları hükmünde olup dest-i Âl-i Osmân'a aslâ girmemişdir ve Seydî Paşa'dan gayri bu diyâra bir vezîr gelmemişdir. Lâkin bu kal‘a Zolomioğlu'nun irs ile intikâl eden mülküdür kim bin kadar askere mâlikdir. Kal‘ası Kolçvar yaylası deresinin içinde nehr-i Kolçvar kenârında bir yalçın kaya üzre evce berâber Şeddâdî ve şekl-i muhammes kal‘a-i metîndir. Haçek sahrâsına nâzır bir kapusu ve on bir kulleli şirîn kal‘adır, ammâ havâlesi çokdur, lâkin her cânibi uçurum olmağile yanına varılmaz. Ve havâlesi olan dağların ardları kıble cânibi cümle Eflak vilâyetidir. Ve bu kal‘anın aşağı dere içinde bâğlı ve bâğçeli bir varoş-ı meresî(?) içre musanna‘ kenîseleri ve deresinde gûnâ-gûn mâhîleri var. Ve âb [u] hevâsı latîf olduğundan mahbûb u mahbûbeleri meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 3a ·
metinde göster ·
Âb [u] hevâsı latîfdir. Anıniçün mahbûb u mahbûbesi cihân-ârâdır. Ve bâğ u bâğçesi bî-hisâbdır. Üzümü hoş-hor olur, ammâ eriği ve elması ve emrûdu ve beyâz sipov ekmeği memdûh olur, ammâ inciri ve narı ve limon turuncu ve zeytûnu aslâ olmazdır, zîrâ iklîm-i hâmisin âhirinde bulunmuşdur. Arz-ı beledi (---)(---)(---) ve tûl-ı nehârı (---) sâ‘at ve derecedir. (---) Memdûhâtından,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 28b ·
metinde göster ·
… Bu kurâları 5 sâ‘atde ubûr ederek niçe yüz aded demir ma‘denleri çıkar yerleri
ve dereleri
ve depeleri geçüp Rila yaylağı ve Samakov yaylağı kûh-ı bâlâların seyr [ü] temâ …
Hamd-i Hudâ bu mahalde bir hatâ görmeyüp selâmetle ubûr edüp Samakov yaylası ve sahrâsı içre elli pâre ma‘mûr kurâları geçdik. Cümle re‘âyâları Bulgar'dır ve avred ve oğlanları demir cevheri çıkarmada sâhib-i kârdır. Cümle cevheri çuval çuval şehr-i Samakov'a getirüp Samakov emînine fürûht ederler. Bu kurâları 5 sâ‘atde ubûr ederek niçe yüz aded demir ma‘denleri çıkar yerleri ve dereleri ve depeleri geçüp Rila yaylağı ve Samakov yaylağı kûh-ı bâlâların seyr [ü] temâşâ ederek 4 sâ‘atde, 39b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 39a–39b ·
metinde göster ·
… ve bir ârâmgâh yer yok, çengelistân ve dağıstân ve ormanistân içre dağdan dağa
ve dereden
dereye ve depeye uğrayup Uyvar altında mektûp kozalağıyla yem yemiş ve yâdes ke …
Andan bu konakda bu deryâ-misâl askere yol yok ve iz yok ve bir ârâmgâh yer yok, çengelistân ve dağıstân ve ormanistân içre dağdan dağa ve dereden dereye ve depeye uğrayup Uyvar altında mektûp kozalağıyla yem yemiş ve yâdes kemiğine dönmüş şâh-ı gedâ atlardan belki on bin at bu yolun çamur batağ [u] çatağı içre kaldı. Hattâ hakîrin dahi bir atı çamurda gark olup yüz bin renc [ü] anâ çekerek gücile çıkarup halâs etdik. Andan 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 132b ·
metinde göster ·
Der-vasf-ı havâ-yı hûb-ı câvidân: Bu şehir gerçi bir kayalı
ve dereli
ve depeli zemîn-i sengistâna vâkı‘ olmuşdur, ammâ cânib-i şimâlîsi ve şarkîsi k …
Der-vasf-ı havâ-yı hûb-ı câvidân: Bu şehir gerçi bir kayalı ve dereli ve depeli zemîn-i sengistâna vâkı‘ olmuşdur, ammâ cânib-i şimâlîsi ve şarkîsi küşâde olmağile havâsı latîf olup vakt-i seheri gûyâ Haleb diyârında Ma‘arratü'n-Nu‘mân şehrine benzer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 141a ·
metinde göster ·
Ve bu şehir cümle beş müselmân mahallesi ve üç kefere mahallesidir. Evvelâ Sinân Paşa mahallesi [ve] Türbe mahallesi [ve] İmâret mahallesi ve Karşu mahalle ve Aşağı mahalle ve Yukaru mahalle ve Dere mahallesi, meşhûr bildiğimiz mahallâtlar bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 145a ·
metinde göster ·
… etler çaldırup bu Patka gölü kenârından kalkup 12 sâ‘atde cânib-i şimâle dağlar
ve dere
ve depeler ve ormanlar ve susuz yerleri geçerken kırk elli kadar âdem ol şiddet …
Ya‘nî lisân-ı Latince Ördek gölü demek olur bir küçük âb-ı hayât göldür, ammâ hakkâ ki ördeği gâyet çokdur. Ve cemî‘i asâkir-i bî-pâyân bu göl etrâfında meks edüp zevk u safâ etdiler. Bu buhayre kenârında dururken hemân Üstürgon tarafından kırk elli pâre balyemez topların atılduğu istimâ‘ olunup derhâl Sadrıa‘zam nefîr-i rıhletler çaldırup bu Patka gölü kenârından kalkup 12 sâ‘atde cânib-i şimâle dağlar ve dere ve depeler ve ormanlar ve susuz yerleri geçerken kırk elli kadar âdem ol şiddet-i hârda susuz helâk olup der[d-i] belâ çekerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28a ·
metinde göster ·
ve depeli yere vâki‘ havâlesi azacık iki iç kal‘ası vardır, ammâ ol havâle mülâ …
Evvelâ cânib-i şarkîsi ve cânib-i kıblesi ve cânib-i cenûbîsi tarafları köy köy üzre ma‘mûr u âbâdân sahrâ-yı mahsûldârın cânib-i garbîsi nihâyetinde Karabağdala nâm bir bayır-ı mürtefi‘ zeylinde ensesi bâğlar ve dereler ve depeli yere vâki‘ havâlesi azacık iki iç kal‘ası vardır, ammâ ol havâle mülâhaza olan yerlerden bu kal‘aya zevâl yokdur, zîrâ ol havâle add olunan mahallerden bu kal‘aya top atılsa gülleleri aşırı gider ve topları aşağı atsalar toplar kendülerin kundakdan taşra atar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36a ·
metinde göster ·
… bleye giderken yine nehr-i Şamos kenârında ma‘mûr köyler ve niçe sarplık dağlar
ve dere
ve depeleri ve belen yerleri (---) sâ‘atde ubûr edüp,
Andan yine taraf-ı kıbleye giderken yine nehr-i Şamos kenârında ma‘mûr köyler ve niçe sarplık dağlar ve dere ve depeleri ve belen yerleri (---) sâ‘atde ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 91a ·
metinde göster ·
… Hayfâ dirîğ kim bizim vilâyetlerde şöyle bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a
ve dereçe
yokdur. Yohsa cihângîr pâdişâh olurdum" demiş. Bunları dahi seyr [ü] temâşâ edü …
"Hayfâ dirîğ kim bizim vilâyetlerde şöyle bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a ve dereçe yokdur. Yohsa cihângîr pâdişâh olurdum" demiş. Bunları dahi seyr [ü] temâşâ edüp taraf-ı şarka 5 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 158a ·
metinde göster ·