Sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'ın kadre ermişlerinden bir kimesne "Er gerçek"den galat Erçek derlermiş. Kadr mâlıyla binâ olunmuş bir yalçın püşte başında şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘adır, ammâ zirve-i a‘lâya kad-keşân olmağile çıkup temâşâ etmedim. Hâlâ Mahmûdî hükmündedir ve mâ-tekaddem taht-ı Mahmûdî bu kal‘a imiş. Şimdi ol kadar imâr değildir, ammâ yine Van eyâletinde sancak beği hükmündedir. İki bin askere mâlikdir. Mahmûdî atlarının güzîdesi bu Erçek'de olur. Hükûmetinde timâr u ze‘âmet tahrîr olmayup ebvâb-ı mahsûlâtı beğine hâs kayd olunmuşdur. Beği kal‘ada olur Aşağı Rabâtı bir dere küncinde beş yüz hâneli câ-be-câ bâğ u bâğçeli ve kavak ağaçlı rabâtdır. Bir câmi‘i ve bir hânı ve bir kesîf hammâmı ve on mikdârı dükkânı var ammâ buhayre-i Erçek kal‘anın kurbünde bir halîc-i sağîresi var, on vukiyye gelir yahşı alabalığı olur kim Kürdistân'da Ereçek balığı meşhûrdur. Bu semek-i mümessekden sayyâdlar sayd edüp a‘yân [u] kibâra hedâyâ götürürler. Aslâ balık râyihası yokdur. Bu halîcin kenârında Fâtih-i Revân Sultân Murâd Hân meks edüp mâhîlerinden tenâvül edüp "Hakkâ ki mâ’ide-i Erçek idiği gerçek imiş." demişdir. Ve bu buhayrenin yine cânib-i garbîsinde bir yol vardır. Ol râh-ı câdde ile Van'a beş sâ‘atde varır tarîk-ı seheldir. Murâd Hân Van'a ol râhdan revâne olmuşdur. Bu Ereçek beğinin ziyâfetin tenâvül edüp ve hedâyâsın ve kulağuzların alup andan yolumuza hilâfcadır ammâ "Da‘vete icâbet" deyü cânib-i şimâle meyyâlce dağlar ve dereler aşup kâmil sekiz sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286b ·
metinde göster ·
ve depeli yere vâki‘ havâlesi azacık iki iç kal‘ası vardır, ammâ ol havâle mülâ …
Evvelâ cânib-i şarkîsi ve cânib-i kıblesi ve cânib-i cenûbîsi tarafları köy köy üzre ma‘mûr u âbâdân sahrâ-yı mahsûldârın cânib-i garbîsi nihâyetinde Karabağdala nâm bir bayır-ı mürtefi‘ zeylinde ensesi bâğlar ve dereler ve depeli yere vâki‘ havâlesi azacık iki iç kal‘ası vardır, ammâ ol havâle mülâhaza olan yerlerden bu kal‘aya zevâl yokdur, zîrâ ol havâle add olunan mahallerden bu kal‘aya top atılsa gülleleri aşırı gider ve topları aşağı atsalar toplar kendülerin kundakdan taşra atar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36a ·
metinde göster ·
… e hemân hân cümle tüfenglileriyle Bâğçesarây'ın cânib-i etrâfın ve kayalar başı
ve dereler
ağızlarına meterislere girdiler.
Çünki cümle dörd bin üç yüz piyâde(?) tüfeng-endâz hâzır-bâş olup seksen bin aded dahi Tatar atlısı hâzır olduğun Şîrîn beğleri işidüp cemî‘i zamânda Tatar hânlar beş yüz tüfengliye mâlik olmamışlardır diyü hândan küşümleyüp hânın seferine gelmeyüp Karasu şehri kurbunda Akkaya nâm sahrâda cümle Şîrînli kırk bin Tatar-ı sabâ-sür‘at ile cem‘iyyet-i kübrâ edüp Bâğçesarây'ı basup hânı ve kalgayı ve Vezîr İslâm Ağa'yı katl etmeğe ken[g]eş edüp ale's-sabâh Bâğçesarây'ı uracak olduklarının haberi hâna gelince hemân hân cümle tüfenglileriyle Bâğçesarây'ın cânib-i etrâfın ve kayalar başı ve dereler ağızlarına meterislere girdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 196b ·
metinde göster ·
… âs edüp ba‘dehu 3 sâ‘atde cânib-i garba baş aşağı enüp mahûf u muhâtara kayalar
ve dereler
ve depelerli yolları kar örtmüş yerleri yüz bin renc-i anâ ile ubûr edüp karye- …
Bu kurâlardan sonra yine baş yukaru gidüp Hızır-ilyâs gediği yolun aşup azîm derd-i ser çeküp hattâ Kızılyumurta günleri olup cemî‘i rûy-ı arz şiddet-i hâr üzre olmuşken bir azîm dipi ve boran ve şiddet-i şitâ çeküp ellerimiz ve ayaklarımız donayazup seyishânemizin biri boranda gark olup gücile halâs edüp ba‘dehu 3 sâ‘atde cânib-i garba baş aşağı enüp mahûf u muhâtara kayalar ve dereler ve depelerli yolları kar örtmüş yerleri yüz bin renc-i anâ ile ubûr edüp karye-i inobası'nı geçüp cümle (---) sâ‘atde gidüp Eğribucak kazâsı içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 234a ·
metinde göster ·
derdin çekerek anı dahi geçüp 4 sâ‘at dahi yıldız cânibine sahrâcıklar ve ma‘mû …
Anı geçüp ve Londar yaylağın taşlıklar ve dereler derdin çekerek anı dahi geçüp 4 sâ‘at dahi yıldız cânibine sahrâcıklar ve ma‘mûr Londar kazâsı kurâların ve çiftliklerin seyr [ü] temâşâ ederek cümle 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 273b ·
metinde göster ·