… ukarâ-yı mesâkîne ni‘meti mebzûldür. Ve bu imâret kurbünde bir kârbânsarây var.
Ve devâbbât-ı
müsâfirîn içün bir ıstabl-ı Anterîsi var, üç bin at ve katır ve deve makûlesi h …
Ve bu ulemâya bir dârü'z-ziyâfe âsitânesi vardır. Ve bir matbahü't-ta‘âmı var kim yetmiş kubbedir, gûyâ matbah-ı Keykâvus'dur, şeb [u] rûz merreteyn bay [u] gedâ-yı fukarâ-yı mesâkîne ni‘meti mebzûldür. Ve bu imâret kurbünde bir kârbânsarây var. Ve devâbbât-ı müsâfirîn içün bir ıstabl-ı Anterîsi var, üç bin at ve katır ve deve makûlesi hayvânât alur. Böyle bir hayrât-ı azîm ve medâris-i kadîmelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 91a ·
metinde göster ·
… [ü] cüvânı ve cemî‘i devâbât u hayvânı şahm u lahm sâhibi olup ten-dürüst ünâsı
ve devâbbı
vardır.
Ve hevâ-yı hûb-ı câvidân: Büldânlar içre bu şehr-i Hemedân'ın hevâsı bürûdet üzredir ammâ yây u pâyistânı mahalliyle olduğundan cümle ahâlîsinin merd [ü] zenânı ve pîr [ü] cüvânı ve cemî‘i devâbât u hayvânı şahm u lahm sâhibi olup ten-dürüst ünâsı ve devâbbı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 310b ·
metinde göster ·
… ] feryâdlarından ve kal‘a içinde kesret-i nâsın izdihâmından bu kadar benî Âdem
ve devâbbâtın
muzahrafâtları râyiha-i kerîhelerinden ekseriyyâ halkın meşâmları tutulmuş idi. …
Böyle iken beri tarafda kal‘a içre tâ’ife-i nisvân-ı sâhib-isyân ve sıbyânların feza‘ ü çeza‘ından ve gûnâ-gûn güft u gûy-ı mesâvîden ve mecrûhların câ-be-câ gırîv [u] feryâdlarından ve kal‘a içinde kesret-i nâsın izdihâmından bu kadar benî Âdem ve devâbbâtın muzahrafâtları râyiha-i kerîhelerinden ekseriyyâ halkın meşâmları tutulmuş idi. Ve anbârda bir günlük hınta ve sâ’ir zahîre kalmamış idi. Ancak herkes hânesinde cânı başı içün kifâyet mikdârı kût-ı lâ-yemût açlık zahîre hıfz edüp tedrîc ile yerken bir iki kerre asker ba‘zı evleri basup zahîrelerin gasben alup âhir-i kâr Yûsuf Kethüdâ ol gâret olunan gılâlın sâhiblerine akçesin verüp helâllik taleb etdi, ammâ yine ol gün Paşa'nın sekbân ve sarıcaları Yûsuf Kethüdâmız üzre gulû edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 58a ·
metinde göster ·
… i fürûht olmadan kalup harbende ve şütürbân ellerinden düşüp pâymâl-ı rimâl idi
ve devâbbât
makûlesinin hisâbın Hallâk-ı mahlûk bilir kim bin koyun yüz beş guruşa satıldı …
Andan mansûr u muzaffer on üçüncü günde yine kal‘a-i Zadra altında asker-i İslâma gelüp lâ-yu‘add ve lâ-yühsâ mâl-ı firâvânların öşürlerin kanû[n]-ı Âl-i Osmân üzre Melek Ahmed Paşa efendimize hisse verüp, andan cemî‘i metâ‘lar mezâd-ı sultânî içre bir bey‘ [ü] şirâlar olmuşdur kim bir gulâm-ı mehpâre on guruşa fürûht olmuşdur ve gayrı emti‘a ve akmişe ve kâlâ-yı vâlâ makûleleri fürûht olmadan kalup harbende ve şütürbân ellerinden düşüp pâymâl-ı rimâl idi ve devâbbât makûlesinin hisâbın Hallâk-ı mahlûk bilir kim bin koyun yüz beş guruşa satıldı ve zehâyir kısmından niçe bin komor bârgîri yükü buğday ve arpa ve darı ve gayrı me’kûlât kısımları var idi. Hamd-i Hudâ böyle bir rahne Venedik kâfirine olmayup sene 1071 mâh-ı Muharrem'inin onuncu gününde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 142a ·
metinde göster ·
Ve bu nevâhîlerde nüfûs-ı insândan ve devâbbât hayvânından cümlesi dest-i asker-i İslâma girüp kimin giriftâr-i bend-i selâsil ve kimin sümûm-ı helâhil içirüp kiminin kellelerin galtân edüp memâlik-i mahrûseleri hâlî ve mu‘attal kalup cümle tâze cüvân ve nisvân-ı sâhib-isyânları ordu-yı İslâm içinde ve Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikârın hayme ve derim ve koşları içinde ol bânû-yı muğpîçe-i muğânlar ve ol nâzenîn ve bintân-ı nisvânlar her guzâta hidmet-i ma‘kûl [u] nâ-ma‘kûl ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23b ·
metinde göster ·
… birer kîse gazâ mâlı kardaş gibi pây edüp Fâtiha tilâvet etdik. Ve sâ’ir üsârâ
ve devâbbât
ve kâlâ ve vâlâları sekiz yüz yiğitler fürûht edüp anların mâl-ı ganâ’imleri cü …
Hâsıl-ı kelâm mukaddemâ yedi kişi sarâydan çıkardığımız mâlı ve gayri mâlları dörd Budinli dahi Tatar yiğitler araba çekerlerdi, anlar ile on bir kişi pây berâber olmağa kavl etmişdik. Ol sarâyda alınan mâlımız cümle on bir kîse olup on bir kişi birer kîse gazâ mâlı kardaş gibi pây edüp Fâtiha tilâvet etdik. Ve sâ’ir üsârâ ve devâbbât ve kâlâ ve vâlâları sekiz yüz yiğitler fürûht edüp anların mâl-ı ganâ’imleri cümle kırk bir kîse mâl edüp sekiz yüz yiğit defterimle kardaş gibi pây edüp her yiğide (---)(---) guruş hisse düşüp hakîr de kitâbetim içün ve istikâmet ile bu gâzîler taksîm-i guremâ etdiğimçün yüz guruş ve bir nûr-ı mahz esîr ve bir at ve bir gümüş küçük şem‘dân verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 27a ·
metinde göster ·
… le bu sahrâ-yı çemenzâr zeyn olup hayemâtlar ile gûyâ lâlezâr olup âdem deryâsı
ve devâbbât
makûlesi ile leb-ber-leb olmuş bir Kile sahrâsı olmuş.
Ammâ bu Gerz İlyâs dağından Âl-i Osmân askerinin konduğu Kile sahrâsı içre ordu-yı İslâmı seyr [ü] temâşâ etdim, el-azametullâh mezkûr Kile sahrâsı nâmıyla muttasıf olan sahrâ-yı bî-pâyân mâl-â-mâl çetr-i mülammâ‘ ve serâperde ve otağ ve hayme [vü] hargâh ile bu sahrâ-yı çemenzâr zeyn olup hayemâtlar ile gûyâ lâlezâr olup âdem deryâsı ve devâbbât makûlesi ile leb-ber-leb olmuş bir Kile sahrâsı olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 89a ·
metinde göster ·
… ezen ve deryâda yüzen ve sahrâlarda tozan tozlar ve hûş u tuyûrlar ve benî âdem
ve devâbbâtlardan
ne gezerse bu Yüksek tabyadan nümâyândır.
Ve bu Yüksek tabya-i azîm hakkâ eyle âlîdir kim şehir içre ve cümle sahrâlarda ve tâ Tamas dağlarına varınca gezen ve deryâda yüzen ve sahrâlarda tozan tozlar ve hûş u tuyûrlar ve benî âdem ve devâbbâtlardan ne gezerse bu Yüksek tabyadan nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311a ·
metinde göster ·
… edince bi-emrillâh ol taşdan yedi yerden uyûnlar cereyân edüp cemî‘i ümmetleri
ve devâbbâtları
def‘-i atşân edüp yine ol taşı tobraya koyup bilelerince gezdirirlerdi. Hîn-i i …
Hemân Cenâb-ı İzzet'den bu âyet-i Tevrât, Kur’ân'da dahi vardır, nâzil olup Mûsâ Kelîmullâh emr-i Hak ile elindeki asâyı bir küçük taşa darb edince bi-emrillâh ol taşdan yedi yerden uyûnlar cereyân edüp cemî‘i ümmetleri ve devâbbâtları def‘-i atşân edüp yine ol taşı tobraya koyup bilelerince gezdirirlerdi. Hîn-i ihtiyâcda yine asâyile ol taşı ururlardı âb-ı hayât mâ çıkardı. Hâlâ ol seng-i asfer şâm-ı şerîf'de Hazret-i Îsâ minâresinde makâm-ı Hazret-i Îsâ'da dîvâr içre mebnîdir. Cümle züvvâr bu taşa Cenâb-ı Bârî'nin nazarı ta‘allûk etmişdir, deyü destlerin sürüp yüzlerine sürerler. Hemân i‘tikâd lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y218b ·
metinde göster ·
Menzil-i Kal‘a-i Vüş: Bir ismi dahi Vech-i İbrâhîm Paşa'dır, zîrâ anlar binâ etmiş. Bir mürtefi‘ yerde şekl-i murabba‘ bir sengîn bünyâd kal‘adır. Dâ’iren-mâdâr cirmi üç yüz adımdır. Ve bir kapusu var, şimâle nâzırdır. Ve içinde bir kaç Arab hâneleri var. Ve bir mescidi var. Kurbunda bir bi’r-i mâsı var kim suyu âb-ı hayâtdır. Sâkiyeler ile sığırlar çeküp kal‘anın hâricindeki bürke-i azîm leb-ber-leb olup cümle huccâc ve devâbbât nûş edüp def‘-i atşân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y373b ·
metinde göster ·
… lesinden olup Ashâb-ı Kehf gibi vâdî-i hâmûşâna varırlar. Ve efrâd-ı âferîdeden
ve devâbb
[u] cemâlden bir zî-rûh kalmayup rimâlistan içre zîr-i zeber olup hâb-ı nâz ile …
Ammâ bu hakîr şâm'dan acele ile gidüp Mısır'a acele ile geldik. Ammâ hamd-i Hudâ zevk [u] safâ ile gidüp geldik. Ammâ Mısır huccâcının bir ey hâli vardır. Evkât-ı hamsede delîllerin P 154b ellerinde sâ‘atleri vardır. Hemân ki vakt-i salât oldukda eğer dere ve eğer depe her nere ise enüp cümle develeri çökerirler, ana rada ta‘bîr ederler. Cümle huccâc edâ-yı salât edüp develerine ve atlarına yemlerin ve aleflerin verirler ve kendüler dahi ta‘âmlar tenâvül edüp kâmil bir sâ‘at ârâm ederler. Ve mutantan kahveler nûş edüp niçe bin huccâc istirâhat ederler. Ammâ her gece ahşam namâzı radası ışâya dek yükler ile develeri çökerirler. Ve eyle uyurlar kim gûyâ "Mûtû bi-emrillâh" kabîlesinden olup Ashâb-ı Kehf gibi vâdî-i hâmûşâna varırlar. Ve efrâd-ı âferîdeden ve devâbb [u] cemâlden bir zî-rûh kalmayup rimâlistan içre zîr-i zeber olup hâb-ı nâz ile yatırlar. Zîrâ bu Mısır yolu gâyet emîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y376a ·
metinde göster ·