… ı diğer: Urfa kurbunda Temâşâlık nâm bir dere var. Anda niçe yüz âdemlar atları
ve develeri
ve katır katârlarıyla bi-emrillâhi Te‘âlâ cümle kara taş olmuşlardır. Hattâ bun …
Garâ’ibât-ı diğer: Urfa kurbunda Temâşâlık nâm bir dere var. Anda niçe yüz âdemlar atları ve develeri ve katır katârlarıyla bi-emrillâhi Te‘âlâ cümle kara taş olmuşlardır. Hattâ bunlar hakkında a‘yân-ı vilâyetden niçe ulemâ ü sulehâ ve fuzalâ kimesneler buyurdular kim kaçan kim Hazret-i İbrâhîm'i Nemrûd-ı la‘în âteşe atdıkda bu taş olan âdemler hırz-ı cân ile dağlardan odun getirirken Hazret-i İbrâhîm bed-du‘â edüp cümle mâllarıyla taş olmuşlardır. Ve ol mahalde katırlara dahi bed-du‘â edüp "Bağl tevellüd etmesin, ammâ gâyet cefâkâr ve bârkeş olsun" demişlerdir. Hâlâ ilâ haze'l-ân katır doğurmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 58a ·
metinde göster ·
… metleri ve keçileri ve sığır câmûsları ve gayrı devâbâtlarından küheylân atları
ve develeri
sahrâyı pür etmişdi.
Hâsıl-ı kelâm ol gün bir ma‘reke-i benâm idi kim gûyâ Urbân içinde meşhûr olan ceng-i Sıffîn idi . Bu hakîr Urbân cengin ibtidâ Şâm eyâletinde Murtezâ Paşa ile Nakura Boğazı'nda Dürzî cengin seyr etdim ammâ ol ceng-i azîm ol sengistânda cümle piyâde tüfeng-endâz savaşı idi. Ammâ bu Alî Fâris ile Çöl pâdişâhı cengi çölistânda atlar üzre mızrak cengi idi. Dahi böyle çöl Urbânı uruşu görmemiş idim. Hakkâ ki cihânda bir temâşâ etdim ammâ bu sahrâ-yı Tilhovar dahi Dârâ Şâh ile Rûm keferesi cenginden berü böyle bir neberd-i azîm görmemişdir. Bu sahrâ-yı bî-pâyânda hâkister efkende olan mevtâların hayme vü hargâhları ve bâr u bengâhları ve niçe kerre yüz bin mâl-ı ganîmetleri ve keçileri ve sığır câmûsları ve gayrı devâbâtlarından küheylân atları ve develeri sahrâyı pür etmişdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 217a ·
metinde göster ·
… leyüp fil gibi oldukda nevrûz günleri Van kavmi bu câmûsları ve küheylân atları
ve develeri
ve koçları döğüşdürdükleri garîb temâşâdır.
Der-manzara-i temâşâgâh-ı hayvânât: Evvelâ bu rûy-ı arzda Cenâb-ı Allah Rûmeli'nde Serez câmûsu ve Anadolu'da Adana câmûsu ve diyâr-ı Ermen'de bu Van câmûsu kadar mefret ü mehîb câmûs halk olunmamışdır, hatta pil-i Menkerûsî'den büyük câmûs olur. Bu câmûsları kâmil bir sene besleyüp fil gibi oldukda nevrûz günleri Van kavmi bu câmûsları ve küheylân atları ve develeri ve koçları döğüşdürdükleri garîb temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 258b ·
metinde göster ·
Karye-i Urbân: Nehr-i Zarb kenârında kırk hâneli köydür ammâ bin aded kara çadırlı Mavâl Urbânı sâkinlerdir kim câmûsu ve keçi ve bakar ve at ve develeri bî-hisâbdır. Andan ale's-sabâh kalkup Zarb'ı altun cisr-i ibret-nümûnun yedi göz üzre ubûr edüp yine çölistân içre semt-i şimâle giderken sol tarafımızda kal‘a-i Musul iki menzil yer kalup biz yine nehr-i Zab-ı Alî'nin kenârınca şark ile şimâl mâbeynine 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 374a ·
metinde göster ·
… bu mahalde tuz kayaları dağlar gibi yığılmış idi. Cümle askerin atları ve katır
ve develeri
ve sığır ve koyunları bu tuzları yeyüp yalayup safâlar etdiler.
Erdel kralına tâbi‘dir, ammâ başka emânetdir kim bir Mısır hazînesi hâsıl olur. Cümle serhadlere ve gayrı vilâyetlere tuz bu şehirden gider. Cümle kefereleri tuzculardır. Ve bunda tuz çıkan mağâraları görmeyen dünyâda bir şey-i ibret-nümâ görmüş değildir, zîrâ gâyet mahûf u muhâtara ka‘r-ı zemîne varmış her bir ma‘deni derk-i esfele ermiş çâh-ı gayyâdan nişân verir gâr-ı yetîmânlardır kim Allâh saklaya. Esîr olan ümmet-i Muhammed'i bu tuz ma‘denine korlar, aslâ halâs olmak yokdur. Ve bu mahalde tuz kayaları dağlar gibi yığılmış idi. Cümle askerin atları ve katır ve develeri ve sığır ve koyunları bu tuzları yeyüp yalayup safâlar etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 5b ·
metinde göster ·
… ederken paşanın cümle ağırlık arabaları kal‘a köprüsü başına geldikde arabaları
ve develeri
ve katâr katırları cümlesin "Âdem saklı olmasın" deyü aradılar, zîrâ bu kal‘ayı …
Ve bu temâşâları ederken paşanın cümle ağırlık arabaları kal‘a köprüsü başına geldikde arabaları ve develeri ve katâr katırları cümlesin "Âdem saklı olmasın" deyü aradılar, zîrâ bu kal‘ayı anlar böyle araba hîlesi ile aldılar. Andan cümle ağırlık yine bir kapudan girüp varoş kapusundan sehel taşra çıkup Tuna kenârına konulup Tuna kenârı hayme vü hargâhlarıyla müzeyyen oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 48b ·
metinde göster ·
ve niçe bin envâ‘î haşerât-ı mahlûkâtların mevcûd olduğu inşâallâh eğer seyâhat …
Bu Heyhât'da dahi gulbeyâbân ve yaban atları ve develeri ve niçe bin envâ‘î haşerât-ı mahlûkâtların mevcûd olduğu inşâallâh eğer seyâhati nasîb olursa alâ kadri'l-istitâ‘a tahrîr ederiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107a ·
metinde göster ·
… g ede ede kırk yıldan berü kaçup bu yurdlarda sâkin olup koyunları ve sığırları
ve develeri
gâyet çok olduğundan "Devey eli" derler. Mirzalarının ismi dahi Devey Bay Mirza …
Bu kavm-i Noğay dahi Maskov diyârında re‘â[yâ] iken ceng ede ede kırk yıldan berü kaçup bu yurdlarda sâkin olup koyunları ve sığırları ve develeri gâyet çok olduğundan "Devey eli" derler. Mirzalarının ismi dahi Devey Bay Mirza deyü nâm vermiş bir kart âdemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 191b ·
metinde göster ·
… ve sulu yer olup emn ü eman olmak ile Anatolu cânibinden niçe yüz Türkman obası
ve develeri
ile gelüp vatan dutmuşlardır. El-hâsıl cemî‘i adalar bî-hâsıldır ammâ bu İstank …
Ve bu cezîre sahrâlı ve otlu ve sulu yer olup emn ü eman olmak ile Anatolu cânibinden niçe yüz Türkman obası ve develeri ile gelüp vatan dutmuşlardır. El-hâsıl cemî‘i adalar bî-hâsıldır ammâ bu İstanköy cezîresi cemî‘i adaların Mısır'ıdır. Ve gâyet kâr yeridir hafizakallâh ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y107b ·
metinde göster ·
Karye-i Osmân Dede: [[(---) (---) (---)]] Q 73b Cümle at ve katârı
ve develeri
bundaki hânlarda yatup bu sahrâlarda otlarlar. Gâyet çemenzâr ve nebâtât [u] gi …
Karye-i Osmân Dede: [[(---) (---) (---)]] Q 73b Cümle at ve katârı ve develeri bundaki hânlarda yatup bu sahrâlarda otlarlar. Gâyet çemenzâr ve nebâtât [u] giyâhâtlı mahsûllü hâmûndur. Ve yüz elli akçe kazâdır. Nâhiyesi kırk beş pâre kurâdır. Senevî bin iki yüz guruş hâsıl olur. Ve cümle re‘âyâsı konar göçer Türkmândır. Ve bu Osmân Dede köyü cümle saz örtülü elli mikdârı evlerdir. Yaylaya gitdiklerinde evlerin âteşe ururlar. Ancak kâ[r]gîr binâ bir hân ve bir câmi‘ var. Câmi‘in sol tarafında bir kubbe-i âlî içinde Osmân Dede Sultân medfûndur. Andan kıbleye 5 sâ‘at şâhrâh ile gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y162a ·
metinde göster ·
… kaddi sedd-i bâlâdır, kaçan Nîl taşdıkda ol sedler üstünden cemî‘i halk atları
ve develeri
ve çemenderleri ile ubûr ederler. Ve Nîl-i mübârek ol sedlere dek mâl-â-mâl old …
Ve bu Mısır memleketi ilm-i hendese üzre tarh olunmuşdur. Zîrâ kurâdan kurâya malaka ta‘bîr etdikleri iki köy mâbeyninde olan yerlerdir. Kaçan ol vâdîleri Nîl basar köyden köye Y 158a gitmeğe toprakdan cisirler yığmışlardır, beşer onar âdem kaddi sedd-i bâlâdır, kaçan Nîl taşdıkda ol sedler üstünden cemî‘i halk atları ve develeri ve çemenderleri ile ubûr ederler. Ve Nîl-i mübârek ol sedlere dek mâl-â-mâl oldukdan sonra on gün bir yeri Nîl rey edüp andan ol seddin bendin açup bir vâdîye dahi Nîl gidüp deryâ olup gayrı beled hâkini ray eder, ya‘nî suvarır. Ve ceng [ü] cidâl olmasın içün hâkim tarafından askerî âdemlerden mu‘temedün-aleyh âdemler pür-silâh olup Nîl'i köylerden köylere koyverüp rey ederler. Yohsa hâkim tarafından âdem olmasa Urbân ve fellâhîn birbirlerini katl ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y157b–Y158a ·
metinde göster ·
… uccâc âcizmânde iken ve zâr zebûn fürûmânde iken ve cümle hasta ve yorgun argın
ve develeri
durgun ve huddâmları dargın Ezlem'e geldikleri gibi tâze cân bulurlar.
Bu asker huccâca varmasa huccâc selâmetle Mısır'a gelmemesi mukarrerdir. Zîrâ tüccâr iki üç bin deve yükü bakla ve şa‘îr ve pirinc ve un ve bal ve yağ ve beksumât ve'l-hâsıl kuş südü, yumurta, anı dahi götürürler. Ve niçe yüz deve Nîl suyu hedâyâ götürürler. Ve herkes dostlarına niçe bin kutu şeker-i nebât ve hulviyyât u zülbiyyât ve yoğurd gönderirler. Huccâc âcizmânde iken ve zâr zebûn fürûmânde iken ve cümle hasta ve yorgun argın ve develeri durgun ve huddâmları dargın Ezlem'e geldikleri gibi tâze cân bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y206a ·
metinde göster ·
… sancağ u bayrağ u gûnâ-gûn elbise-i fâhire ile tezyîn edüp dükkân dükkân atları
ve develeri
gezdirüp her dükkândan birer para alırlar.
Hattâ Kâşif Hasan Ağa'nın emîrâhûru ve seyisbaşısı ve sârbânbaşıları yedek atları âlât-ı silâhları ile müzeyyen ederler. Ve cümle develeri sancağ u bayrağ u gûnâ-gûn elbise-i fâhire ile tezyîn edüp dükkân dükkân atları ve develeri gezdirüp her dükkândan birer para alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y290b ·
metinde göster ·
Bu tur‘a içine timsâhlar girmeden havf ederler. Zîrâ bu tur‘a Nîl'den ayrılduğı mahalde bir amûdda timsâh tılısmı vardır. Hemân timsâh bu tur‘aya girince karnı üstüne gelüp mürd olur. Ol ecilden timsâh harâmzâdeler Nîl'in kırmızı çamurlu akduğı mahalde âdem cüssesi kadar ve dahi küçük sengîn taşlar yudup Y 371b ağır olur, kâmil kırk gün Nîl dibinde cezîreler mâbeyninde erba‘în çeküp yatır. Ol mahalde ibâdullâhın evlâdları ve hayvânâtları bî-pâk [ü] bî-pervâ Nîl kenârına varup def‘-i atşân ederler. Ammâ gayrı zamân merd [ü] zenân ve sıbyân cem‘iyyet ile sâhil-i Nîl'e varup nobutlar ile Nîl'i ura ura su alırlar. Mel‘ûn timsâh ba‘zı mahalde fırsat bulup atları ve develeri kapup Nîl'e çeküp cezîrelerde tenâvül eder. Gâyet zorlu mel‘ûndur, illâ karada mahâreti yokdur, zîrâ elleri ve kıç ayakları kuvvetsizdir; mahâreti Nîl'de kuyruğuyladır. Ba‘zı âdemi bütün yudar. Küçük ma‘sûmları hod evlâ bi't-tarîk yudar. Ammâ ba‘zı mel‘ûnu mezkûr tur‘a-i Reml şiddeti mahallinde toparlayup tur‘aya dâhil olunca te’sîr-i tılısmâtdan mürd olup fellâhîn derilerin kapularına mıhlarlar. Bu tur‘ayı ubûr edüp yine cenûba 7 sâ‘at gidüp Nîl'den ba‘îd,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y371a–Y371b ·
metinde göster ·
… at ve üç deve hedâyâ getirdi. Ve Berbere hâkimi mâl-ı ganâyimden alduğı fîlleri
ve develeri
ve gayrı lâzım olmayan hayvânâtları cümle bu Bakır sahrâsında olan nebâtât u gi …
Taraf-ı garbda tûbdandır. Ve şekl-i tûlî vâki‘ olup Nîl'den şark cânibi münhedim olmuş. İçinde Berberî fukarâları sâkindir. Hâkimi Hüseyn-i Fûncî'dir, Berâbire melikine bir at ve üç deve hedâyâ getirdi. Ve Berbere hâkimi mâl-ı ganâyimden alduğı fîlleri ve develeri ve gayrı lâzım olmayan hayvânâtları cümle bu Bakır sahrâsında olan nebâtât u giyâhâta şütürbân fîl-bân ve râ‘îleri ve re‘âyâlar ile saldılar, cümle hayvânât tâze cân buldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y403b ·
metinde göster ·
… re re‘âyâsı ve sâlihlerdir. Ve zirâ‘atları darı ve arpadır. Ve bâğ u bostânları
ve develeri
ve koyun ve sığırları çokdur. Ve Berberistân ve Fûncistân ve Sûdân'da bundan ga …
Ve halkı Berâbire re‘âyâsı ve sâlihlerdir. Ve zirâ‘atları darı ve arpadır. Ve bâğ u bostânları ve develeri ve koyun ve sığırları çokdur. Ve Berberistân ve Fûncistân ve Sûdân'da bundan gayrı neft ü katrân ma‘âdinleri yokdur. Ve ılıca germâbları çokdur. Cümle memâlik-i mahrûselerden ahâlî-i vilâyetler gelüp bunda germâblara girüp miskînlikden ve gayrı mahûf u muhâtara emrâzlardan halâs olup ana rahminden doğmuş gibi olur. Anıniçün diyâr-ı Fûncistân'da ve İsvân'da Ilgun halkı ve esmerü'l-levn buğda enli mahbûb u mahbûbesi makbûl u mu‘teberdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y408b ·
metinde göster ·
ve siyâh memlûkleri ve sâyir huddâmlarımız cümle sıhhatde bulup aldık. Ammâ şeh …
Bu dahi mukaddemâ memdûhdur. Bu şehir kâ’immakâmında Allâh emâneti Q 339b koduğumuz bâr-ı sakîlleri ve cümle hecîn ve develeri ve siyâh memlûkleri ve sâyir huddâmlarımız cümle sıhhatde bulup aldık. Ammâ şehr-i Itşân'da refîk olan Dervîş Ni‘metullâh'ın süvâr olduğu gergerdân ölüp boynuzun ve tırnakların almış, hakîr ana bir hecîn verüp ana süvâr oldu. Ammâ Dervîş Cârullâh'ın süvâr olduğu kazık boynuz hayvânı gâyet zinde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
Bey sarâyına meks edüp cümle ahibbâ ve dostânlar ile görüşüp hedâyâ olan atları ve hecîn ve develeri cümle Âyid Urbânı üzre beslemeğe verüp tevzî‘ eyleyüp gerüde hedâyâ gemilerinin gelmesine muntazır olduk. Ammâ eyyâm muhâlif olup Şellâlât boğazında yatdıklarının haberin aldık. Ertesi gün hâkim-i Circe Özbek Beğ'den beş bin para hammâm akçesi ve bir kat esvâb alup vilâyet-i Elvâh'a gitmeği ricâ eyledik. Ale'r-re’si ve'l-ayn, deyüp Elvâhât neccâbların ve celâbelerin bulup yüz hecînli ve tüfeng-endâz pür-silâh âdemler verüp ve elli deve su ve elli deve me’kûlât [u] meşrûbât verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y447a ·
metinde göster ·