Ahvâl-ı mezemmet-i ahâlî-i İrân: Nizâm [u] intizâmları bunun üzerine cârîdir kim bir mücrim âdemi katl ve salb etmezler. Darûga ve muhtesib, mücrimleri meydân-ı siyâsete getirüp Allahümme âfinâ cellâd-ı bî-emânlar ol mücrimlere 303a amân vermeyüp üstâd-ı kâmil cellâdların üç yüz altmış aded işkence-i şeb-kencesin üç gün üç gice icrâ eder. Evvelâ üç yüz tâzyâne kırbaç ve şübend ve kîrfîl urur. Ba‘dehû dizlerine nakara zahmesi keserâtı urur. Andan tırnaklarına kamış yürüdür. Andan cümle vücûdun dağlağılar ile dağlar ve yağlı bürünceği ipiyle yutdurup ipiyle bürünceği çekdikde bağırsakları ve mi‘desin taşra çıkarırken elbette ol âdem cürmün ikrâr eder. Ve yağlı sünger yutdurur ve şakaklarına gazâl aşığı bağlar ve şakağına ve alnına at mıhları ve at na‘lları mıhlar ve dirseklerinden tüfenkci burgusuyla dizlerinden delüp burgu tabanı altından çıkar. Ba‘dehû tava içre kurşumu kızdırup burgu deliğinden döküp iliğiyle bile kurşum akar ve iki ellerinin ve iki ayağı baş pa[r]maklarının dördün bir yire bend edüp kemend ile dâra berdâr edüp altından kibrit ve eşek sidiği buhûr verir. Fakîr âdemin feryâdı evce çıkar. Ve arkasında küreklerin ve kaburka ve dalısın ve enegilerin çıkarup andan çârmıha gerüp arkasından sırımlar çıkarup omuzlarına rîh-ı şem‘ler çerâğân eder. Ve hayâların kemend ile boğar ve burnuna kara çalı dikeni sokar ve başına kızgın tas ve gözüne mil çeker ve niçesinin zekerin dübüründen çıkarır. Ve niçesinin dübürün göbeğinden çıkarup sürresinden efşân eder. Allahümme âfinâ. Ve âdemin ödün koltuğu altından çıkarır. Ve sinirlerin kesüp hırsızları leng eder. Ve yalan şâhîde damga urup burnun ve kulağın budar. Ve dûzdânların ellerin ve ayakların keserler. Ve âdemi yedi gûne çengâle urup ve yedi tür kazığa urup üç gün üç gice ibret-i âlem ıslâh-ı benî Âdem içün böyle işkence ederler. Bir gün Hân, huzûrunda bu gûne işkenceleri etdirüp bizlere {rağmen} tefâhur kesb etdiğin arz etdi. Hakîr eyitdim "Hânım! Tâ bu mertebe benî Âdeme işkence etmeden me‘âl-i murâd nedir?" dedim. Eyitdi: "Ey birâder-i mâ! Bunların vâcibü'l-izâle olduğu şâhid-i âdiller ile isbât olunup ba‘de's-sübût cümle halka rağmen bir kezden katl etmeyüp tenbîhü'l-gâfilîn içün bu gûne ezâ vü cefâ ederiz kim insândan cebbâr ve âsî yokdur kim Cenâb-ı Perverdigâra âsî olup Arapça diyen benî Âdemdir. Anınçün böyle işkence ederiz" dedi. Hakîr eyitdim: "Ammâ şer‘î değil, nâ-şer‘îdir kim te’sîri yokdur. Şer‘ile had acıdır ve şer‘ile nass-ı kâtı‘ hükmünce {sûre-i Mâ’ide'de}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 302b–303a ·
metinde göster ·
… mî‘i ebrâcları ve dendân-ı bedenleriyle ârâste ve cemî‘i dervezeler ve kulleler
ve dirsekleriyle
pîrâste olmuş Orta Macar Kızılelması nâmıyla meşhûr-ı âfâk olan kal‘a-i mahbûb …
"Hâzâ sedd-i İskender" derler. Tâ zirve-i a‘lâsı ebr-i kebûda ser çekmiş bir ser-bülend ser-efrâz kal‘alar içre cümleden mümtâz dürr-i beyz-âsâ beyâz kuğu gibi cemî‘i ebrâcları ve dendân-ı bedenleriyle ârâste ve cemî‘i dervezeler ve kulleler ve dirsekleriyle pîrâste olmuş Orta Macar Kızılelması nâmıyla meşhûr-ı âfâk olan kal‘a-i mahbûb ve kızıl kaya nâmıyla ma‘rûf [ve] memdûh olan sûr-ı mergûb bu kal‘a-i Üstürgon'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93a ·
metinde göster ·
… l olduğundan kubur yolu derler, kal‘anın topu altındadır ve kal‘a makaslarından
ve dirseklerinden
ve tabyalardan bu kubura her ne kadar taş ve kumbara atsalar kubur içinde gezen …
Bir kubur Serdâr Ali Paşa kolunda idi ve bir kubur Sadrıa‘zam kolunda idi. Kubur ta‘bîr etdikleri oldur kim kal‘anın handakı içini kal‘a dîvârına varınca aykırı yarup iki üç âdem yan yana yürüyecek kadar bir yol ederler, ol handak yol içinde benî Âdem selâmet kal‘a dîvârına gidüp gelmek içün ol yol üzre kalın top kundağı tahtaları ve meşe ve çam direkleri döşeyüp dahi üstüne niçe bin tobra toprak döşeyüp içi kubur gibi mahfûz bir yol olduğundan kubur yolu derler, kal‘anın topu altındadır ve kal‘a makaslarından ve dirseklerinden ve tabyalardan bu kubura her ne kadar taş ve kumbara atsalar kubur içinde gezen âdemlere aslâ zarar isâbet etmez, ammâ serdengeçdiler bu kuburları yapınca niçe yüz âdem şehîd olur, ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 112a ·
metinde göster ·
… toplu ve saçma ve kumbaralı metîn kapulardır. Ve her cânibinde mazgal delikleri
ve dirsekleri
var.
Bir şehr-i azîmdir, ammâ bu varoşun etrâfı kal‘a değildir. Ancak mahalle kapuları gibi üzerleri toplu ve saçma ve kumbaralı metîn kapulardır. Ve her cânibinde mazgal delikleri ve dirsekleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 3b ·
metinde göster ·
… nâ hânedânları nâdirdir. Bu dahi dâ’iren-mâdâr palanka dîvârdır, ammâ tabyaları
ve dirsekleri
ma‘mûrdur.
Ammâ varoşu nehr-i Şarviz batağı kenârında yine ağaç palanka-i azîm ve metîn ve kavî hisâr-ı üstüvârdır. Nehr-i Şarviz mezkûr Balatin gölünün ayağıdır. Bu kal‘a-i Şemetorna altından geçüp Segsar kal‘ası önünde Yeni Palanka nâm cisrinin altından ubûr edüp hemân ol mahalde nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Anıniçün Şemetorna bir batak içinde cümle (---) mahalle ve cümle (---) aded şindire tahta örtülü varoşdur, ammâ kârgîr binâ hânedânları nâdirdir. Bu dahi dâ’iren-mâdâr palanka dîvârdır, ammâ tabyaları ve dirsekleri ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 12a ·
metinde göster ·
… ka kal‘adır, ammâ ol kadar sarp palanka değildir, ammâ yine etrâfında tabyaları
ve dirsekleri
ve mazgalları ve câ-be-câ şâhî topları vardır. Ve cümle bunun dahi iki kapusu v …
Mezkûr büyük kapunun handakı hârici taşrasında bir varoş-ı azîmdir. Ol dahi etrâfı palanka kal‘adır, ammâ ol kadar sarp palanka değildir, ammâ yine etrâfında tabyaları ve dirsekleri ve mazgalları ve câ-be-câ şâhî topları vardır. Ve cümle bunun dahi iki kapusu vardır. Bunun kapu önünde nehr-i Zakve üzre üç kat cisrlerin yanında üç göz su değirmenleri ilâ mâşâallâh çarh-ı felek gibi deverân edüp dakîk-i rakîk öğüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 35a ·
metinde göster ·
… a neferâtları askerlerinden mâ‘adâ kal‘anın bedenleri ve tabyaları ve ebrâcları
ve dirsekleri
ve cümle karavulhânelerinde yatır kalkar üç bin aded mükemmel ve mükellef garîb …
Ve bu cümle mezkûr kal‘a neferâtları askerlerinden mâ‘adâ kal‘anın bedenleri ve tabyaları ve ebrâcları ve dirsekleri ve cümle karavulhânelerinde yatır kalkar üç bin aded mükemmel ve mükellef garîb yiğit ma‘zûlcü askerîleri var kim dirlikde alâkaları yokdur, yine kal‘ada her gece pâsbânlık ve nigehbânlık ederler. Ammâ bir gedik sâhibi fevt olsa bu ma‘zûlcünün bir eski müstahıkkına mahlûl olan gediği Egre vezîri ihsân edüp çerâğ-ı efrûhte eder. Bu tâ’ifeye müstahfızân-ı ma‘zûlciyân derler, lillâh hidmet ederler ve her bâr çete ve poturaya giderler. Eyi at ve eyi silâh ve eyi kul ve karavaş bunlardadır kim bir alay gâziyân-ı mücâhidân-ı fî-[sebîlil]lâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36a ·
metinde göster ·
… er kal‘a-i azîmdir, ammâ yalın katdır. Lâkin cemî‘i ebrâcları ve köşe köşe bend
ve dirsekleri
kat-ender-katdır. Ammâ el-hâlete hâzihi bu sûrun câ-be-câ yerleri mürûr-ı eyyâm …
Bu tahrîr olunan aşağı kal‘adan mâ‘adâ bir kat sûr-ı üstüvâr-ı azîm var kim tâ şimâl cânibde olan Demirkapu nâm derbend-i bâb-ı calenderden bu kal‘a limanı kapusuna gelince kâmil üç sâ‘atlik yer kal‘a-i azîmdir, ammâ yalın katdır. Lâkin cemî‘i ebrâcları ve köşe köşe bend ve dirsekleri kat-ender-katdır. Ammâ el-hâlete hâzihi bu sûrun câ-be-câ yerleri mürûr-ı eyyâm ile münhedim olmuşdur, ammâ sehel şey ile amâr olmak mümkindir, zîrâ niçe bin burc-ı bârûları âşikâredir. Eyle sevâd-ı mu‘azzam kal‘a imiş kim kâmil kırk aded dağları ve mürtefi‘ bayırları ihâta etmiş görmeğe muhtâc bir vâcibü's-seyr kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 216b ·
metinde göster ·
… v kazıklar kakup kal‘adan sarp palanka dîvâr etmiş, ammâ alçakdır. Lâkin mazgal
ve dirseklerinde
olan toplar cümle limana nâzır [u] hâzırlardır.
Ve cümle üç aded kapusu var, biri cânib-i kıbleye nâzır büyük kapu, biri taraf-ı şarka nâzır tekye kapusu, üç kat metîn kapulardır. Ve biri Selonya kapusu dahi şarka nâzırdır. Ve Selonya kapusundan tâ limana varınca leb-i deryâda aslâ kal‘a dîvârı yokdur. Lâkin Osmânlı bu kal‘ayı feth etdikde leb-i deryâya şaranpav kazıklar kakup kal‘adan sarp palanka dîvâr etmiş, ammâ alçakdır. Lâkin mazgal ve dirseklerinde olan toplar cümle limana nâzır [u] hâzırlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 286b ·
metinde göster ·