Bunda olan havz u fevvâreler ve selsebîller Rûm'da yokdur. Ve her havzın cânib-i etrâfında zî-kıymet hurde taşlardan eyle ruhâm-ı gûnâ-gûn döşenmişdir kim gûyâ Hind sadefkârîsi ve pûşiş-kârîsidir ve havzlara gûnâ-gûn div-çehre ve şîr-peykerden ve ejder kellelerinden âb-ı hayâtlar âdem gerdeni kalınlıkda cereyân edüp aşağıda müşebbek bostânlara rîzân olur. Ve niçe fıskiyyelerden birer âb pertâb eder. Ammâ niçe fevvârelerin deliği bir iken ol delikden kırk elli aded 229b âb-ı zülâl geysû-yı dilberân gibi târumâr olur. Garâbet anda kim fevvârenin deliği birdir ve niçe maksûr-ı şirinlerin kıbâbları içre maslûb cam ve tıhtab kâseler vardır şadırvânlar ol cam taslara isâbet edüp bir sadâ-yı hazîn istimâ‘ olunup niçe tas-ı kebîrlerden yine şadırvânların suyu ser-nigûn bârân-ı rahmet gibi nüzûl eder ve niçe fevvâreler üzre maslûb çarhlar vardır. Âb-ı fevvâreler ol çarhlara isâbet etdikde ber-hevâ ol çarhlar deverân ederler ve niçe fevvâreler üzre karpuz kadar ecvef toplar ber-hevâ deverân edüp zîr u bâlâsı seyrân etmededir. Ve'l-hâsıl her diyârın üstâdları birer gûne musanna‘ât-ı ibret-nümâ şeyler etmişlerdir kim diller ile ta‘bîr olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 229a–229b ·
metinde göster ·
… şeli meydân-ı azîmin tâ ortasında bir havz-ı müdevveri var kim şazrevânlarından
ve ejder
ağızlarından âb-ı nâb havza cereyân edüp cemî‘i insân ve hayvân andan def‘-i at …
Sitâyiş-i çârsû-yı bezzâzistân: Cümle dörd yüz elli aded dekâkîn-i ehl-i sanâyi‘i- üstâdândır. Bu çârsû-yı hüsn ile Küçük Emîr Sultân hânı mâbeyninde bir pâk kaldırım döşeli meydân-ı azîmin tâ ortasında bir havz-ı müdevveri var kim şazrevânlarından ve ejder ağızlarından âb-ı nâb havza cereyân edüp cemî‘i insân ve hayvân andan def‘-i atşân ederler kim şâfi‘î mezhebi üzre aşren fe-aşr bir pâk havz-ı musanna‘dır. Ve bu mahalle karîb serâpâ kurşum kubâbları âlî iki başı demir kapulu bir bezzâzistânı var kim cemî‘i ekâlîm-i seb‘anın zî-kıymet akmişe-i emti‘a-i kâlâ-yı vâlâ-yı kâmhâ ve hârâsı bu sûkda mevcûd olup ıtriyyât-ı tayyibenin râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur, zîrâ bu diyâr halkı hoş-bûlara ve gûnâ-gûn ıtriyyâta mâillerdir. Ve mükellef kahvehâneleri dahi Emîr Efendi'nindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 37b ·
metinde göster ·
… saçakları ve mîzâb olukları dahi cümle bakırdan mebnî olukların ağızları arslan
ve ejder
ağızları gibi olup cümle matar-ı rahmet ejder ağızlarından akar. Ve cümle kulle …
Ve otakun ve cümle kullelerin ve cümle âsâr-ı binâların bârân-ı rahmeti akacak saçakları ve mîzâb olukları dahi cümle bakırdan mebnî olukların ağızları arslan ve ejder ağızları gibi olup cümle matar-ı rahmet ejder ağızlarından akar. Ve cümle kullelerin kulleleri ve otak üzre ve büyük çadır üzre ve nâmûsiyyenin yigirmi dörd sütûnları üzre ve leylek çadırı ve arz odası üzre ve cümle yetmiş sekiz aded âdem kaddi kadar altun yaldızlı mutallâ haç alemlerdir. Ve bu dörd bin adım olan otağun cirmi içi bâğ-ı İremden nişân verir kim bu dehr-i denîde eyle bir âsâr-ı garîbe ve eyle bir kâr-ı ibret-nümâ-yı acîbe görülmüş değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52a ·
metinde göster ·
… le çeküp her bir sâkıyede üçer yerden arslan kellelerinden ve dîv kellelerinden
ve ejder
kellelerinden sular cereyân edüp havuzlar leb-ber-leb olup cümle hayvânâtlar nû …
Ve her sokak başında ve ba‘zı atfeler içre âyende vü revende müsâfirînin atları ve sevr ve cemâl ve hımârların sulamak içün her köşede birer havuz-ı tavîller vardır kim her biri musanna‘ sütûnlar üzre münakkaş tavanlar ile mebnî sâkıyelerdir. İç yüzünde kuyulardan dollâblar ile çeküp her bir sâkıyede üçer yerden arslan kellelerinden ve dîv kellelerinden ve ejder kellelerinden sular cereyân edüp havuzlar leb-ber-leb olup cümle hayvânâtlar nûş edüp def‘-i atşân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y129a ·
metinde göster ·