… nuşduk, anlar dahi vech-i arzda İslâmbol gibi ma‘mûr [u] âbâdân ve dâr-ı adâlet
ve emn
[ü] emân ve âb [u] hevâsı memdûh-ı halk-ı cihân böyle bir bender-i azîm görmedi …
"Pâdişâhım niçe bin tevârîh-i Arabiyye ve Acemiyyeler tetebbu‘ etdik ve yetmişer seksener sene seyâhat edüp gazâlarda kal‘alar ve şehr-i azîmler gördük, bu İslâmbol'a mânend sevâd-ı mu‘azzam görmedik. Ve yüz yigirmi ve yüz elli sene mu‘ammer olup seyâhatde ifnâ-yı vücûd etmiş seyyâh-ı âlem cânlar ile konuşduk, anlar dahi vech-i arzda İslâmbol gibi ma‘mûr [u] âbâdân ve dâr-ı adâlet ve emn [ü] emân ve âb [u] hevâsı memdûh-ı halk-ı cihân böyle bir bender-i azîm görmedik dediler. Hakkâ ki pâdişâhım yine böyle bir şehr-i azîm yokdur" deyü cümle huzzâr-ı meclis İslâmbol'u ta‘rîf ü tavsîf etdiklerinde Sultân Murâd Hân eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 152a ·
metinde göster ·
[u] emânlarına ve re‘âyâ vü berâyâ perver olmalarına ve zabt u rabt ve çârsû-yı …
deyüp üç murabba‘ ve bir semâ‘î ve ba‘dehû bir dü-beyt ile faslı tamâm etdiğimde cümle huzzâr-ı meclis engüşt-ber-dehen edüp hemân Hân eyninden tarz-ı Acemâne semmûr libâçesin kendi eliyle eynime giydirüp hezâr-ahsend deyüp bir Gürcî gulâmı ihsân etdi. Ve "sad-i lek bârekallah ey Kayser-zemîn âlüftesi" deyüp on tümen Abbâsî ve bir karaçabuk esb-i sabâ-reftâr hîbe eyleyüp bizden artık emîn olup bâde teklîfinde olmadı. Kâmil bir ay her şebimiz leyle-i kadr ve her rûzumuz yevm-ı ıyd-ı adhâ olup niçe bunun emsâli cân sohbetleri edüp şehr-i Tebrîz-i dilâvîzi seyr [u] temâşâ ederdik. Ammâ adl-i adâlet ve emn [u] emânlarına ve re‘âyâ vü berâyâ perver olmalarına ve zabt u rabt ve çârsû-yı bâzârının pâklığına ve narh-ı Şeyh Safîlerinin nizâm [u] intizâmlarına aşk-ı sad-lek aşk olsun. Zîrâ cemî‘î halkı ehl-i zevk ve ehl-i şevk ve ıyş [u] ışret sâhibleridir ammâ şâhrâhda aslâ mestâne bir kimesne yokdur. Gâyet mü‘eddeb halkı vardır kim anların hakkında bu şi‘r-i belîğ denilmişdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 302a ·
metinde göster ·
Üçüncü gün "Yukaru Alî Paşa kal‘asının kapu arası kârgîr binâ
ve emn
[u] amândır" deyü hakîr anda Feth-i şerîf tilâvet ederken anı gördüm: Benim sâk …
Üçüncü gün "Yukaru Alî Paşa kal‘asının kapu arası kârgîr binâ ve emn [u] amândır" deyü hakîr anda Feth-i şerîf tilâvet ederken anı gördüm: Benim sâkin olduğum kapu önündeki cisri kâfirler bir lu‘b ile indirüp cisir üzre iki araba tekerlekleri üzre bir borbınar gemi direği koyup kal‘a kapusuna tekerlekler ile ol gemi direğin küt küt kapuya urdukların hakîr işidüp hemân cân başıma sıçrayup yerimden kalkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 58b ·
metinde göster ·
… günde kâmil Mekke'ye varup gelüp hac etdi. Ya‘nî Mısır'dan hac etmek pek yakın
ve emn
tarîkdir.
İbrâhîm Paşa'nın bir ağası bir mühim müsta‘cel maslahat içün Mısır'dan neccâblığile on dörd günde gidüp şerîf hazretlerin Arafât'da vakfeye durmuş bulunup huccâc ile hac edüp yine şerîfden mektûblar alup bir gün Mekke'de sa‘y [u] tavâf edüp ertesi azm-i râh-ı Mısır deyüp on beşinci günde Mısır'a dâhil olup otuz günde kâmil Mekke'ye varup gelüp hac etdi. Ya‘nî Mısır'dan hac etmek pek yakın ve emn tarîkdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y209a ·
metinde göster ·