Mihrâbı ve minberi gâyet musanna‘dır. Ve cümle (---) pençerelerdir. Ve cümle (---) aded billûr câmlardır. Ve iki kat kanâdîl tabakaları vardır. Ve enderûn [u] bîrûnundaki pençereler üzre kâşî-i Çîn içre sûre-i Mülk (---) tahrîr olunmuşdur kim cümle Karahisârî Hasan Çelebi'si hattıdır. Ve câmi‘ içre gâyet musanna‘ âvîzeler maslûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 132a ·
metinde göster ·
Ecrâm-ı kal‘a-i Bâb-ı hadîd: Sebeb-i tesmiyesi oldur kim bânî-i evveli olan İskender-i Zülkarneyn bu sedde bir demir kapu inşâ edüp nigehbânlar komuş idi. Tâ Enûşirvân asrına gelince ol bâb, hadîd olmağıla Demirkapu nâmıyla müsemmâ bir kal‘a-i üstüvârdır. Ba‘dehû bânî-i sânisî Enûşirvân'dır. Ba‘dehû bânî-i sâlisi Yezdcird Şâh'dır. Bânî-i râbi‘-i Şâh İsmâ‘îl'dir. Bânî-i hâmisi Özdemirzâde Osmân Paşa'dır kim ilâ yevminâ-hâzâ sedd-i Kahkahâ bir kal‘a-i metîndir. Kûh-ı Argın ve kûh-ı Düneb dâmenlerine vâki‘ olmuşdur. Bir cânib-i garba Bahr-i Haraz kenarına vâki‘ olup cümle esâs dîvârını talattum-ı deryâ döğer. Bu dîvârları Yezdcird Şâh'dan sonra Haraz Şâh binâ etdüğün leb-i deryâda İskele kapusu üzre Fârisî ebyât ile târîhi tahrîr olunmuşdur. Ve yine bu deryâ cânibinde İskender'in binâ etdüğü sedd-i hâytlar deryâda müstağrak olduğu nümâyândır. Ammâ arîz [u] azîm, dîvâr-ı kadîm imiş. Mülûk murâd edinse ol dîvârdan kal‘aya gelince liman olmak mümkün idi. Hâlâ burc [u] bârûları bahr içre âşikâredir. Bu deryâ tarafı dîvârı kûh-ı bâlâya varınca tûlu bir ok menzili deryâ kenarıdır ve deryâdan yine kal‘a ensesindeki kûha 317a varınca kal‘anın arzı bir puta oku menzilidir. Bu kal‘a ilm-i hendese üzre bir püşte-i âlîde şekl-i muhammes binâ olunmuşdur kim bu hakîrin, gerçi dahi kesret-i seyâhati yokdur ammâ bu tarh [u] tarz üzre bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn ve havâleden emîn kal‘a görmedim ve üstâd-ı mühendis [ve] bennâ-yı âkıbet-endîş bu kal‘ayı üç bölük inşâ etmiş ve cümle üç aded metîn ve kavî üç kat hakkâ ki demir kapulardır. Kal‘anın bir bölüğü şark cânibine, safh-ı cebele hâ’ildir. İkinci kapu şehr içine meftûhdur. Ve cânib-i kûh-ı Argın'a hâ’il olan dîvârda iki kapu vardır ve aşağı şehre mekşûf iki bâb-ı kavî dahi vardır. Biri Müskür kapusudur kim cânib-i şarkda nâhiye-i Müskür'e mekşûf olduğiyçün Bâb-ı Müskür derler. Bundan hurûc edenler at arabalarıyla üç günde kal‘a-i Şemahı'ya ererler. Ve bir kapu dahi cânib-i cenûba, Deşt-i Kıpçağ'a ve Kırım ve Çerkezistân'a Dağıstân'a gider. Dağıstân'a at arabası işlemez amma Moskov'un Türk kal‘asına ve vilâyet-i Kazan'a ve Deşt-i Kıpçağ'a cümle at arabaları işler. Ve bu kal‘anın üçüncü bölüğü cânib-i bahre düşmüşdür. İçinde ol kadar âbâdân yokdur. Henüz Karçığa Hân kal‘a müstahfızânları ve dizçökenler içün hâneler binâ ederdi ve Gîlân ve Bakü tarafından gelen tüccâr-ı sevdâgerlerin at arabaları bu hisâriçe bölüğünde mâl-â-mâl olup durur. Zîrâ bu diyârda taş ve sarp râh [u] güzergâh olmamağile cümle at arabaları işler. Ve deryâdan niçe bin keştîler işler. Anınçün ganîmetdâr diyâr bir kal‘a-i üstüvârdır. Bu hisâb üzre bu kal‘anın dâiren-mâdârında ve enderûn [u] bîrûnında cümle (---) aded kapulardır. Ve kal‘anın şekl-i murabba‘ı dâiren-mâdâr on bir bin altmış adımdır. Ve yetmiş kulle-i azîmlerdir kim her birinde gurebân [u] mücerredân içün birer medrese ve birer mescid mukarrerdir. Talebelerine Bakü kal‘asından çerâğ içün siyâh neft ta‘ayyün edüp rûz [u] şeb matbah-ı Keykâvûs'dan çobra-i gendümlerin suhte ve atlara merreteyn bezl-i it‘âm ederler. Bir nezâketle ulemâya kal‘ayı hıfz [u] hırâset etdirirler. Ve bu mezkûr yetmiş kulleden mâ‘adâ kal‘anın etrâfında cümle yedi bin altmış dendân-ı bedendir. Her şeb-i muzlimde ve gayr-ı mâhtâbda neft yağıyla kal‘ayı çerâğân ederler. Zîrâ eğer berren ve eğer bahren on üç kavm-i adüvv-i cânîsi vardır. Evvelâ deryâda Moskov Kazağı kâfiri gemilerle her bâr gelüp taşra nevâhîleri gâret eder. Ammâ zeyl-i hisâra gelemez. Leb-i deryâda yetmiş pâre balyemez topları vardır. Cümlesi Âl-i Osmân toplarıdır kim, mücellâ ve musaykalı şa‘şa‘asından âdemin reng-i rûyları nümâyândır. Ve bir hasm-ı kavîsi cânib-i garbîsinde Âl-i Osmân ve Tatar-ı Kırım ve Kalmahdır. Ve cânib-i cenûbunda Çerâkise kavmidir. Ve kıble cânibinde adüvv-i ekberi Dağıstân'ın Kumuk kavmidir. dahi cânib-i şarkîsine meyyâl düşmanı Tomris Hân ülkesi Gürcîstânıdır. Ol ecilden her şeb suhtevât ve dizçöken nökerât ve neferât ve çıplaklar burc [u] bârûlar üzre "Hudâ hûb" deyü feryâd edüp keşik beklerler. Ve cümle düşmanlarının havf [u] haşyetinden kal‘aya hâ’il bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden kûh-ı Düneb nâmıyla bir cebel-i âlî vardır, çengelistân ve hıyâbândır, anda şeb [u] rûz elli nefer nigehbân-ı tülüngiyân âmâde durup bu kal‘a üzre bir tarafdan bir yâğı ve bâğî ve zâğî urguncu asker zâhir ü bâhir olsa hemân ol kûhda yığılmış hizemlere âteş urup ahâlî-i kal‘ayı âgâh ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 316b–317a ·
metinde göster ·
[u] bîrûnunda niçe bin ibret-nümâ âsâr-ı acîbe ve garîbeler vardır kim diller i …
Bu şehr-i Gazze'de ve enderûn [u] bîrûnunda niçe bin ibret-nümâ âsâr-ı acîbe ve garîbeler vardır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 48b ·
metinde göster ·
… yüz altmış aded hücre ve kâ‘alar ve müte’addid dîvânhâneler ve hazv u şadırvân
ve enderûn-ı
bîrûnunda hammâmeyn ile ma‘mûr bir sarây-ı azîmdir. Havlı-i vâsi‘inde cirid mey …
Evvelâ cümleden Sokullu Mehemmed Paşa sarâyı üç yüz altmış aded hücre ve kâ‘alar ve müte’addid dîvânhâneler ve hazv u şadırvân ve enderûn-ı bîrûnunda hammâmeyn ile ma‘mûr bir sarây-ı azîmdir. Havlı-i vâsi‘inde cirid meydânıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 161b ·
metinde göster ·
[u] bîrûnuna niçe müzeyyen hücreleriyle ârâste ve bâğ u bâğçesiyle pîrâste olmu …
Evvelâ Beğ sarâyı müte‘addid kâ‘alarıyla ve enderûn [u] bîrûnuna niçe müzeyyen hücreleriyle ârâste ve bâğ u bâğçesiyle pîrâste olmuş, hâlâ sâkin olan beği (---)(---) Beğ'dir kim bir vücûd-ı mükerrem Hâtem-i Tayy ve Ca‘fer-i Bermekî-meşreb kimesnedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 3b ·
metinde göster ·
hisârda cümle hâneleri ve bir câmi‘i ve anbârları cümle tahta örtülüdür ve hand …
Ve enderûn-ı hisârda cümle hâneleri ve bir câmi‘i ve anbârları cümle tahta örtülüdür ve handakı nehr-i Drava'yla memlû olup handak etrâfında şarampav direkleri dizilmişdir. Bu kal‘a Pojega'ya ve Bakova'ya ve Ösek kal‘alarına sedd olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 158b ·
metinde göster ·
… ‘-i mâla başladılar. Bu hakîr dahi kal‘anın eşkâli ve zemîni ve tarz [u] tarhın
ve enderûn
[u] bîrûnun seyr [ü] temâşâya başladık.
"On gün müsâfirimizsiz. İnşâallâh hazîne-i pâdişâhî tahsîl edüp on birinci günde sizi yollarız" deyü şâfî haber verüp hemân ol ân amân u zamân vermeyüp cem‘-i mâla başladılar. Bu hakîr dahi kal‘anın eşkâli ve zemîni ve tarz [u] tarhın ve enderûn [u] bîrûnun seyr [ü] temâşâya başladık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 28a ·
metinde göster ·
… tûlânî şekl-i bâdemî vâki‘ olup Tuna kenârında bir alçak zemînde sağîr ü kebîr
ve enderûn
[u] bîrûnda cümle yigirmi yedi aded tabyalı bir sedd-i metîn ve bir hısn-ı hasî …
Ve Beç kal‘ası maşrıkdan mağribe tûlânî şekl-i bâdemî vâki‘ olup Tuna kenârında bir alçak zemînde sağîr ü kebîr ve enderûn [u] bîrûnda cümle yigirmi yedi aded tabyalı bir sedd-i metîn ve bir hısn-ı hasîn sûr-ı refî‘u'l-bünyân ve nâmı âlîşân bir kal‘a-i Alman-ı bî-amân dâr-ı bî-îmândır. Hudâ sâhib-i îmâna müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56a ·
metinde göster ·
Ve cümle rûy-ı dîvârı ve sağîr u kebîr kıbâbları ve enderûn [u] bîrûnunda envâ‘ı füsûs-ı mukavvim-i mahkûk-ı gûnâ-gûn ruhâm-ı ibret-nümûn-ı ma‘kûk ile ma‘kûd kılınmışdır. Ve her kubbe-i nîlgûnında ve cümle der-i dîvârında ve gayri tâkleri kenârlarındaki zıhlarında gûnâ-gûn umk-ı mancûklar ve beyâz ve siyâh ve yeşil ve ahmer-gûn ve gayri ahcâr-ı zî-kıymet-i ibret-nümûn ile zeyn olup her seng-i cevâhir birer gûne fer verüp bu deyre hüsün vermiş. Ve kıblesi olan tarafında la‘l u yâkût ve zeberced ve seylân ve fîrûze-i Neşâbûrî ve akîk-i Yemenî ve aynü'l-hirr ve aynü'l-hurr ve aynü's-semek ve sarı yâkût ve gök yâkût ve kehribâ ve sadef ve Habeş lü’lüsü misilli gûnâ-gûn ahcâr-ı zî-kıymet ile inşâ olunmuş dîvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59b ·
metinde göster ·
… e dâru'l-küfrün rükn-i rekîni ve metânetde sedd-i metîni olup felek-vâr üstüvâr
ve enderûn
[u]308a bîrûnunda esbâb-ı âlât-ı cidâl ile pür ve hiyel ü şeytânatlar ile iç …
Bu kal‘a eyle bir hisâr-ı üstüvâr-ı nîlgûn tâk ve lem-yekün mislühâ fi'l-bilâdi ve'l-âfâk olan bu Kandiye kal‘ası yigirmi yedi yıldan berü feth [u] teshîre gelmemiş idi. Niçe sipehsâlârân-ı mu‘azzamlar ile niçe kerre yüz bin asâkir-i İslâmlar gelüp bu zîr-i kal‘ada cümle şehd-i şehâdet câmların nûş edüp sarhoş-ı vâdî-i hâmûşân olup ve niçe kerre yüz bin ibâdullâh-ı müslimîn bu kal‘anın feth [u] teshîriyçün esîr-i bend-i zencîr olup niçe bin pâre keştîler pâre pâre olup ve niçe kerre yüz bin aded re‘âyâ vü berâyâlar pârekende ve perîşân olup ve niçe bin kurâ ve kasabâtları vîrân ve alan u tâlân ve harâb [u] yebâb ahâlîleri esîr [ü] kebâb ve eser-i binâları türâb olup niçe kerre yüz bin gûne zulm [ü] ta‘addî olduğu ma‘lûm-ı âlem ve mefhûm-ı kâffe-i benî ümem olup lâkin ol bî-nihâye müttesi‘a deryâ-yı Sefîd'in ortasında vâki‘ olmuş yedi yüz yetmiş mîl Girid adasının şimâlîsine nâzır tarafında bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn sedîdi ve umûmen Frengistân'ın âhenger ve dilgîn kilîdi olmağile ve dâru'l-küfrün rükn-i rekîni ve metânetde sedd-i metîni olup felek-vâr üstüvâr ve enderûn [u]308a bîrûnunda esbâb-ı âlât-ı cidâl ile pür ve hiyel ü şeytânatlar ile içi ve taşrası memlû idi. Ve ka‘r-ı handakı ka‘r-ı zemînde ve fark-ı cevsakı çarh-ı berînde Moton tılâl-ı ke'l-cibâl Koron geçirmek ile sedd-i Ye’cûc-misâl ve Kahkahâ-vâr âhenden kavî ve metîn bir kal‘a olmuş idi. Ve derûnu ehrimen küffâr ile kûh-ı Kâf-misâl dolmuş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 307b–308a ·
metinde göster ·
… girüp çıkmadan fenâ bulmasın deyü ağacın kapu gibi yerine demir kaplamışlardır.
Ve enderûn
[u] birûnunda hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür ol kadar demir ve na‘l ve mıh ve bıçak …
Ve bir dıraht-ı müntehâ dahi Dağıstân vilâyeti kurbunda kûh-ı Elburz dâmeninde Irâk-ı Dâdyân derler Nûşirvân oğlu Hürmüz-i Tâcidârın tahtı imiş. Hâlâ vîrândır, ammâ âsâr-ı binâdan bir günde ubûr olunmaz. Eyle bir şehr-i azîmdir. Hâlâ bunda olan ibret-nümâ meğer İsvân memleketinde ola. El-hâsıl bu Irâk-ı Dâdyân kurbunda Penç Hasan derler bir sahrâ-yı azîm vardır. Anda yılda bir kerre kırk gün kırk gece bir bâzâr-ı azîm olur. Hind ü Sind ve Belh u Buhârâ ve Çîn ü Mâçîn ve Fağfûr ve Hıtâ ve Hoten ve Maskov memleketinden niçe kerre yüz bin tüccâr gelüp bey‘ [u] şirâ ederler bir cem‘iyyet-i kübrâdır. Mezkûr Penç Hasan ziyâretgâh-ı azîmi dibinde bir dıraht-ı kavak vardır. Ammâ içi boşdur ve otuz atlı sığar ol kadar ecvefdir. Ve cânib-i erba‘ası dîvârdır. Ve cemî‘i halk bu dırahta mu‘tekidlerdir. Ammâ Çerkez'den gayri bir kavim tapmazlar. Ancak temâşâ ederler. Ve cümle halk ol zu‘m üzrelerdir kim bu dıraht altında İskender-i Zülkarneyn medfûn ola. Hattâ ol ağacın kovuğu içre benî âdem girüp çıkmadan fenâ bulmasın deyü ağacın kapu gibi yerine demir kaplamışlardır. Ve enderûn [u] birûnunda hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür ol kadar demir ve na‘l ve mıh ve bıçak ve hançer ve kılıç pâreleri mıhlamışlar kim cesed-i şecer gûyâ pûlâd-ı Nahçivânî'den halk olunmuşdur. Ve bu dıraht evc-i âsumâna ser çeküp serâmed olması ile şöhre-i şehr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y105a ·
metinde göster ·
câmi‘de encüm-âsâ niçe bin billûr kanâdîller ile müzeyyendir. Ve gûnâ-gûn zî-kı …
Ve mü’ezzinler mahfili dahi tarz-ı acîbdir. Ve enderûn-ı câmi‘de encüm-âsâ niçe bin billûr kanâdîller ile müzeyyendir. Ve gûnâ-gûn zî-kıymet maslûbât eşyâlar ile pîrâste olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y119a ·
metinde göster ·
câmi‘inden baş yukaru bir ulu şâhrâhdır, tûlu kâmil beş yüz adımdır. İki tarafı …
Ve Enderûn câmi‘inden baş yukaru bir ulu şâhrâhdır, tûlu kâmil beş yüz adımdır. İki tarafı gûnâ-gûn nakş-ı bûkalemûn musanna‘ Şeddâdî binâ dîvârlı ve müzeyyen ve mukarnas şâhnişînli sarây-ı âlîlerdir. Ve her birinin kapularında ve revzenlerinde olan tasvîrât-ı nükûşâtın medhinde lisân kâsırdır. Ve bu yolu üstâd mühendis çırpı ile eyle hemvâr etmişdir kim Y 121a bir ser-i mû kadar münharif değildir. Ve iki cânibi çırpıdan çıkma musaykal kaldırımdır. Ve şâhrâhın ortası serepâ kuş gözü hurde gûnâ-gûn safra taşı mebsût olunmuşdur. Tâ Freng hisârı önünde Lonca dîvânhânesine varınca böyle münakkaş hurde kaldırımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y120b–Y121a ·
metinde göster ·
Ve cümle otuz iki mihrâbdır ve (---) cum‘adır. Evvelâ cümleden mükellef ü müzeyyen ve ibret-nümâ binâ-yı rûşen kâr-ı musanna‘ câmi‘-i murakka‘ Ketenci Ömer Paşa câmi‘i. Çârsû-yı bâzâr içinde vâki‘ olmak ile cemâ‘at-i kesîreye mâlik bir câmi‘-i ferah-fezâdır ve enderûn [u] bîrûnu serâpâ nakş-ı bûkalemûn müzehhebdir kim Bihzâd kalemin çekmede âcizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y131b ·
metinde göster ·
… âmi‘-i azîmdir. Haremiyle câmi‘ içi tûlen ve arzan yüz altmış adımdır. Y 104b
Ve enderûn
[u] bîrûnunda ve mahfil altında on aded beyâz mermer sütûnlar ile cümle yüz ade …
Fîl Bürkesi'ne karîb tahtânî bir câmi‘-i azîmdir. Haremiyle câmi‘ içi tûlen ve arzan yüz altmış adımdır. Y 104b Ve enderûn [u] bîrûnunda ve mahfil altında on aded beyâz mermer sütûnlar ile cümle yüz aded amûd-ı müntehâlar üzre cümle münakkaş tavandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y104a–Y104b ·
metinde göster ·
… da Y 253b tâ Kara Budak Hân ülkesine varınca bile gidüp andan Tarhuy ve Kovin
ve Enderey
diyârların temâşâ ederek Demirkapu'ya gelüp andan gemilere süvâr olup Maskov'un …
Hattâ bu hakîr seyyâh-ı âlem Evliyâ-yı bî-riyâ-yı sâhib-bûriyâ bin yetmiş yedi senesinde Mehemmed Geray Hân azlinde Dağıstân'a firâr etdikde hakîr nân ü nemek hakkına binâ’en Dağıstân'da Y 253b tâ Kara Budak Hân ülkesine varınca bile gidüp andan Tarhuy ve Kovin ve Enderey diyârların temâşâ ederek Demirkapu'ya gelüp andan gemilere süvâr olup Maskov'un Terek kal‘asına Bahr-i Harez ile üç gün üç gecede selâmetle varup anda rehin olan Çerâkese beğleri ve Terek kal‘asının Maskov kapudanları hakîre kâğızlar verüp Maskov kralına gitmek ümniyyesiyle altı günde şimâle Bahr-i Harez sâhilince vilâyet-i Kazan, bâlâda tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y253a–Y253b ·
metinde göster ·
… sır'dır, anda ve şehr-i Bulak'da ve İmâm şâfi‘î kurbunda ve Kayıtbay yaylasında
ve enderûn
[u] bîrûn-ı Mısır'da on iki karâfe ki vâdî-i hâmuşânda niçe Y 262b kerre yüz …
İhvân-ı bâ-safâya ve erbâb-ı vefâya hafî olmaya kim Mısır-ı Kâhire-i Mu‘izziyye'nin cânib-i erba‘asında ya‘nî şehr-i kadîm Fustât ki Eski Mısır'dır, anda ve şehr-i Bulak'da ve İmâm şâfi‘î kurbunda ve Kayıtbay yaylasında ve enderûn [u] bîrûn-ı Mısır'da on iki karâfe ki vâdî-i hâmuşânda niçe Y 262b kerre yüz bin enbiyâzâdeler ve belki enbiyâlar ve evliyâ-yı izâm ve kibâr-ı kümmelîn ve e’imme-i müctehidîn ve Sahâbe-i kirâm ve mülûk-i selef pâdişâhları medfûndur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y262a–Y262b ·
metinde göster ·
Circeli Alî Beğ câmi‘i: Tûlen ve arzan kırk beşer adımdır.
Ve enderûn
[u] bîrûnunda cümle otuz iki mermer ve gayrı sütûnlardır. Mihrâb-ı musanna‘ının …
Circeli Alî Beğ câmi‘i: Tûlen ve arzan kırk beşer adımdır. Ve enderûn [u] bîrûnunda cümle otuz iki mermer ve gayrı sütûnlardır. Mihrâb-ı musanna‘ının sol tarafında bir azîm mukavvâ kâğıd üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y376a ·
metinde göster ·