Ve bunda hizmet eden bostâncılar cümle sâhib-i sülûk sulehâ-yı ümmetden kimesnelerdir ve elbette ber-hordâr olurlar. Zîrâ İslâmbol feth olunca Akşemseddîn hazretleri bu câ-yı dil-küşâda sâkin olup cümle merdân ve erba‘în çıkarırdı ve hidmet edenlere hayr du‘â ederdi. Anıniçün huddâmları ber-hordâr-ı ömr olurlar. Ve bizzât Ebü'l-feth mübârek dest-i şerîfleri ile yedi servi dikmişdir. Cümleden serâmed mevzûn u hemvâr sebiz-gûn serv(er)lerdir. Ve bir serv dahi {Akşemseddîn hazretleri} mübârek dest-i şerîfleri ile diküp hâsıl etmişdir. Bi-emrillâhi Ta‘âlâ âdetullâh bunun üzerine cârîdir kim serv dırahtı sebiz-gûn olur. Ammâ bu serviyi Akşemseddîn dikmek ile ak serv hâsıl olmuşdur. Hâlâ zamânımızda temâşâgâhdır kim Çimşîrlik havzının kurbünde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124b ·
metinde göster ·
… aşlı kızılca tekir balığı kızılbaşlı olmağıla bu dahi lezizdir. Ve kaloz balığı
ve erba‘înde
uskumru balığı ve niçe bin elvân mâhîleri vardır. Ammâ memdûh olan zikr olunan …
Mâhîlerinin memdûhâtların beyân eder: Evvelâ cümleden levrek balığı ve kefâl balığı gâyet kalaklı balıkdır ve kalkan balığının kalağı yokdur. Ammâ âh cânım kalkan balığı gâyet lezîzdir. Nisâ tâ’ifesi yiseler elbette hâmile kalır. Devr-i Âdem'den beri nef‘i tecrübe olunmadadır. Ve birer karışdan ziyâde kırmızı başlı kızılca tekir balığı kızılbaşlı olmağıla bu dahi lezizdir. Ve kaloz balığı ve erba‘înde uskumru balığı ve niçe bin elvân mâhîleri vardır. Ammâ memdûh olan zikr olunan balıklardır. Bunlardan ziyâde muhabbet edüp üzerine bin cân ile kurbân olup bey‘ [u] şirâsı mahallinde ceng [ü] cidâl edüp kan etdikleri mâhî cânım hapsi balığıdır. Rûz-ı hamsînde zâhir olduğiyçün hamsi balığı derler ve hamsîn gününde çıkmasının sebebi İskender-i Kübrâ asrında bir üstâd-ı kâmil gelüp ruhbân ve bıtrîklere gıda olsun içün Moloz kapusundan taşra derya içinde bir amûd üzre bir hamsi balığı sıfatında bir tuç balık tılsım edüp rûz-ı hamsînde ol mâhîden bir sadâ zâhir olunca Karadeniz'de olan cümle hamsi balıkları Tarabefzûn limanına gelüp sâhil-i bahre düşerler. Ba‘dehû Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rahm-i mâderden rûy-ı dünyâya kadem basdıkda niçe bin mutalsamât u âteş-gede-i Nemrûd sönüp mutalsamlar münhedim olup bu hamsi tılsımı dahi yıkılup deryâya düşer. Lâkin deryâya müte‘allık tılsımât olmağıla hâlâ ameli nâfiz olup her sene yevm-i hamsînde hapsi mâhîleri karaya düşdükde yâhûd meneksile nâm kayıklarla mâl-â-mâl iskeleye geldikde balık dellâlları vardır, bu lisân ile nidâ eder: "Ey muhterûn, ey muhterûn. Esi çıfata zûn, den hurdesin, samur bâdâ taraşa, ey lefte karûn, ahnı kulup ipsarya, ala pamun, ey ümmet-i Muhammet ala pamun" deyüp bir gûne mürver ağacından boruları var. Bir kere sûr urunca azamet-i Hudâ eğer cemâ‘atle namâzı kılar istimâ‘ ederse ol ân namâzı bırağup hamsi balığına segirdirler. "Namâz bulunur ammâ hapsi bulunmaz" deyü câmi‘de imâm ve mü’ezzin dahi namâzı bozup "Ahçacuğumla bir makrama hapsi var" deyü ol nâzik sırmalı makramalara balığı koyup reftâr ederek balığın suyun akıdup giderken ba‘zılar balığın suyu akdığına acıyup "Bre palığın suyın ya ne akıdırsın, suyına bir pilavcık salsana" deyü birbirlerine 253a latîfe ederler. Yine murâd olan latîfedir. Bir kerre Çiço Hüseyin nâm bir kimesne ehliyle halet-i muhammışda ala-vere safâsında iken {balık dellâlının boru çalduğun istimâ‘ edüp} ehlinden balığın çeküp alıp uçkurun bağlayarak iskele başına gelüp hapsi balığı aldığı meşhûrdur, ammâ hakîr görmedim. Lâkin bir kerre balık meneksile borusu çalınınca (---)(---) hammâmından beş dâne uryân âdemler arak-âlûd olup har har soluyarak balık kayığına cân atup bellerindeki peştemâllarına balığı doldurup avret yerleri zâhir olur. Balıkçı bunlardan akçe isteyüp uryân âdemde akçe olmamağla balıkçıya kefîl vermiş. Balıkçı "Balık emîni kefîl ve yemîn almaz, hemân akçedür" deyince "Bre âdem, işte şu âdemler şâhid olsun imanım sana verdim" dermiş. Balıkçı da "Ben, kendim namâzlı îmânımdan bezdim, al benimki de senin olsun" demiş. Bu gûne hapsi balığı latîfeleri Tarabefzûn şehir oğlanları zurefâsı mâbeyninde darb-ı mesel olmuş latîfeler vardır. Ve yine Tarabuzun zurefâları Çiço re‘âyâlarına ulaşup derler kim, Tekerleme:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252b–253a ·
metinde göster ·
… ve ve Şîrînli ve Mansûrlu ve Sincivitli ve Mankıtılı ve Nakşivanlı ve Çikişkeli
ve Erbatlı
ve Özili ve Olanlı ve Badraklı kavmleriyle ve Arslan Beğili ve Çobanili ve Deve …
Evsâf-ı menzil-i liman-ı Balısıra; 260a Anda cümle keştîler lenger-i ikâmet bırağup cemî‘î keştîleri limanlara bağlayup cemî‘î âlât, mühimmât, cebehâneleri ve me’kûlât ü meşrûbât [u] zahâ’irleri cümle sandallara ve firkate ve çekelve ve zarbûne ve tonbâzlara tahmîl edüp Azak Kal‘ası altına varınca otoz, altı milde gitmede. Zîrâ bu Balısıra nâm mahalden içeri kadırga ve şayka gemileri beşer arşın su sökmeğile gidemez, zîrâ ikişer üçer arşın sığlık deryâdır. Bu Balısıra nâm mahal, Taman cezîresi hâkine karîb Heyhât Sahrâsı'nın garbîsi nihâyetinde sâhil-i bahrde bir beyâbân yerdir. Lâkin asker-i deryâ-misâl gelmeğile niçe bin sazdan ve kamışdan ve çalâşdan mahzenler ve niçe bin sazdan dükkânlar binâ edüp bir şehr-i mu‘azzam gibi olmuş, zîrâ Azak'ın iskelesidir. Bu mahalde Kefe Beğlerbeğisi Bekir Paşa eyâletinde olan Çerkezistân'dan kabîle-i Şağak'dan ve kabîle-i Jana'dan ve Mâmşuh'dan ve Takaku'dan ve Bozok'dan ve Boltakay'dan ve Hatukay'dan ve Besni ve Kabartay'dan ve Tavustan'dan ve Dağıstân pâdişâhı Şamhâl Sultân Mahmûd'dan kırk bin güzîde asker ve yedi bin arabalar gelüp mezkûr Balısıra iskelesinden cümle cebehâne ve mühimmât-ı hafîfeleri arabalar ile Azağa götürdüler. Mâh-ı mezkûrun (---) günü cümle guzât-ı müslimîn Kal‘a-i Azak meterisine girüp göz açdırmayup yedi koldan muhâsara edüp şeb [u] rûz ceng-âşûb olmağa mübâşeret olundu. Mâh-ı mezkûrın (---) günü Anadolu tarafından yedi vezîr, on sekiz mir-i mîrân ve yetmiş aded mir-i livâ ve iki yüz alaybeği ve cümle erbâb-ı ze‘amet ve erbâb-ı timar kânûn üzre cebelîleriyle kırk yedi bin asker Azak altına imdâda gelüp azamet-i Hudâ bir gûne tüfenk ve top şâdmânı oldu kim gûyâ ebr-i kebûd evc-i semâda pâre pâre olup zemîne düşdü. Bu mahalde Tatar Hâna karavul fermân olunup Kırım askerinden Ulu Nogay ve Kiçi Nogay ve Şıydak Nogay Urümbet Nogay ve ve Şîrînli ve Mansûrlu ve Sincivitli ve Mankıtılı ve Nakşivanlı ve Çikişkeli ve Erbatlı ve Özili ve Olanlı ve Badraklı kavmleriyle ve Arslan Beğili ve Çobanili ve Deveyilik ve Nevrûzili bu illerin cümle sadaklu ve savatlu ve küpeli askerleriyle Hân hazretleri asker-i İslâm'ın cânib-i erba‘asın muhâfaza edüp karavul beklerdi. Ol gice kal‘ada mahsûr olan Kazak-ı Ak bir tüfenk şâdmânı edüp Kal‘a-i Azak mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Ve tabllarına rehâ buldurup "Yâ Juj yâ Juj" sadâsıyla kal‘ayı pür etdiler. Kal‘anın cümle burc [u] bârûların haç-peykerler ile zeyn etdiler. Meğer ol şeb-i muzlimde nehr-i Tün ile on bin kâfir kal‘aya imdâd girüp sabâha dek ârâm etmeyüp top u tüfenk atmadan hâlî olmayup yedi yüz âdem şehîd oldu. Ertesi ale's-sabâh Tatar Hânı ve Silistre Paşası Ken‘an Paşa'yı nehr-i Tin sâhiline karavula kodular kim bir dahi küffâr kal‘aya imdâda gelmeye. Ve taraf taraf çeteciler ve otlak ve zahîreciler fermân olunup cümle mîr-i mirâna kol kol yer gösterilüp yeniden meterise girüp yedi kat meteris değişdirüp Yoğurdcu Baba Türbesi tarafında Handak kenarına varıldı. Küffâr-ı hâksârın zarabât-ı topundan cümle ordu-yı İslâm bir top menzili ba‘îd meks etdiler. Ertesi ale's-sabâh deryâ-misâl asker ile Serdâr-ı mükerrem Hüseyin Paşa, Yoğurdcu Baba tarafından meterise girüp on iki pâre balyemez toplara siper edüp âmâde oldu. Ol gün deryâ tarafından yüz pâre firkate ile Kapudan Siyâvuş Paşa karaya asker döküp su kullesi tarafından meterise girüp firkateleri Ulu Tün ve Diri Tün ve Kanlıca Özeği ve Timurlenk cezîresi tarafların muhâfaza edüp azmak azmak gezerlerdi. Su kullesinden yukaru kıble tarafına Anadolu eyâletine mutasarrıf (---) Paşa, eyâleti askeriyle ve sekiz balyemez, on oda yeniçeriyle meterise girdi. Ve Karaman eyâleti ile (---) Paşa altı oda ile kıble cânibi dîvârında meterise girüp altı balyemez hâzır etdi ve garb tarafında Karatayak varuşı cânibinde Silistre eyâletiyle Ken‘an Paşa on oda yeniçeri ve bir oda cebeci ve bir oda topcu ve on balyemezle meterise girdi. Ve Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa, Gözcü kullesi 260b tarafından on oda ve on balyemez top ile meterise girdi. El-hâsıl yedi koldan yetmiş pâre top-ı kal‘a-kûb ile kolomborna ve şâhî darbuzenler ile deryâ-misâl asker dahi yetmiş kat meterisler ile dâiren-mâdâr kal‘ayı kuşadup derûn-ı kal‘adan küffâr-ı hâk-sâr, bîrûn-ı kal‘adan asâkir-i nusret-şi‘âr cenge âheng edüp azamet-i Hudâ tarafeynin top u tüfenk sadâsından zemîn u âsumân ra‘d-vâr gürleyüp yedi sâ‘at-i nücûmî tâ vakt-i Şâfi‘îye dek bir ceng-i âşûb olmuşdur kim çeşm-i rûzgâr ana mânend bir kâr-zâr görmemişdir. Ale's-sabah yedi koldan yedi yüz âdem şehd-i şehâdet câmın nûş edüp cümle camedânları beytü'l-mâle teslîm olundu. Ve yine vakt-i seherde du‘â vü senâ ile yedi koldan toplara âteşler verilüp kal‘anın der-i dîvârların harâb u yebâb, hânelerin berbâd [u] türâb etdi, ammâ burc [u] bârûları Ceneviz keferesi binâsı olmağıla metîn u müstahkem olanları bâkî kaldı. Ve zarabat-ı top-ı küpden münhedim olan yerleri küffâr-ı dûzah-karâr, karâr-dâde olmağiçün bir gicede ale'l-fevr çitler ve şarampavlar ve domuz damları çatup siperlendi ve yeniden cenge âheng etmeğe başladı. Ve yedi gün bu uslûb-ı sâbık üzre ale't-tevâlî kal‘a döğülüp yine mücedded gedikler açıldı. Serdâr-ı mu‘azzam ise bir küşâde hunük-hande, lâübâlî kimesne olmak ile meteris-be-meteris gezüp guzât-ı müslimîne takviyet verüp cenge terğîb etdirerek ihsân [u] in‘âmiyle herkese dildârlık ve keremkârlık ve hâtır-nüvâzlık ederdi. Ve her bâr cebehâne-i âmireden mühimmât [u] levâzımât verirdi. Ve cümle kollardan ziyâde kendi kolu kal‘aya rahne verirdi. Ve her ne tedbîr etse meşveretle edüp isâbet ederdi. Ve mâh-ı mezbûrun (---) günü kal‘aya tarabâb-ı top-ı nûbden müstevfî gedikler zâhir olup ale'l-gafle guzât-ı müslimîne haber etmeden yürüyüşe hücûm etdiler. Çün kal‘anın münhedim olmuş gedikleri üzre ba‘zı guzât çıkup bayraklar zeyn etdiler. Gördüler kim mülâhaza olunduğu minvâl üzre serdengeçdilerin gerisi gelmedi ve mübâlağa ile küffâr-ı hîlekâr müctemi‘ olmuş. Derhâl Kazak-ı Ak bu serdengeçdi guzâtına eyle kurşum serpdi kim ân-ı vâhidde niçe yüz âdem şehd-i şehâdet câmından nûş edüp serpilüp yatdılar. Bakıyyetü's-süyûf olan guzât-ı müslimîn, beyne'l-akrân gerüye dönmeğe nâmûs-ı Muhammedîdir deyü kal‘anın burc [u] bârûları üzre kefere ile küşte-girâne yaka yaka, alt üste ve üst alta olup üç gün üç gice bu minvâl üzre bir ceng-i perhâş savaş olmuşdur kim vech-i semâda şems u kamer bu devrânda deverân ideli çeşm-i felek bu savaşı görmemişdir. Hâh-nâ-hâh kal‘a üzre yedi yerde alem-i ejdehâ-peykerler dikilüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olundu. Ammâ içerden küffâr-ı mu‘ânnidkâr bu hâli görüp cümlesi domuz topu olup, "odri ne buysa", deyerek zeber-dest karâvana serhoş küffârlar domuz sürüsü gibi hücûm edüp guzât-ı müsliminlerüne tüskürdüler. Ahırü'l-emr gaziyan ceng ede ede avdet edüp kal‘a bedenleri üzre niçe sancağ ve bayrağ ve niçe na‘şe-i şühedâlar anda kalup bi'l-cümle bu feth yevm-i âhira kalmak mukadder imiş, deyü cemî‘î guzât kendülere tesellî-i hâtır verüp yine kol kol cenge âheng etdiler. Altı gün dahi küffâra göz açdırmayup kal‘anın dâiren-mâdâr handakları kabza-i tasarrufa girdi. Ol gün küffârın kırk pâre firkâtesiyle dörd bin ceng-âver-i dilâver Kazak-ı Ak'ı nehr-i Tün ile cereyân edüp kal‘a-i Azağ'a imdâd girmek sevdâsıyla gelirken hikmet-i Hudâ, Silistre Valisi Ken‘an Paşa kolunda kemîngâhda âmâde olan guzât-ı müslimîn küffâr-ı hâksârın gemilerin görünce suya berâber balyemez toplara âteş ile rehâ buldurup cümlesi mecrûh [u] mahrûkan gark-ı âb olup halâs oldum deyü kenara çıkan küffârın cümlesin mücâhidîn der-kenar edüp binden mütecâviz küffâr pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste olup mâl-ı firâvânlar ile cüyûş-ı 261a muvahhidîn muğtenim oldular ve ol gün nâdîler nidâ edüp "Cümle ganâ’im guzât-ı müslimînindir" deyince Sübhanu'l-Hallâk ol gün cümle gâziyân [u] mücâhidâna ıyd-ı adhâ olup giceleri leyle-i Kadr, rûzları rûz-ı ıyd olup ol gice pâk gasl edüp herkes halâlleşüp sabâha dek ihyâ etdiler ve "İnşâallah sabâh yürüyüşdür" deyü birbirlerine haber etdiler ve cümlesi âlât [u] silâhlarıyla âmade oldular. Ve bu günlerde kal‘anın der-i dîvârlarından ancak Tün kenarında bir kulle kalmışdı. Ve kara tarafında Yoğurdcu Baba cânibinde bir kulle ve garb tarafında bir kulle kalmışdı. Mâ‘adâ yedi koldan yetmiş pâre balyemez ve çöldutmaz toplar ile kal‘ayı döğe döğe hâke yeksân olunmuşdu. Ammâ kal‘a içinde mahsûr olan küffâr-ı dûzah-karâr dîv-dest ve pîl-ten Ferhâd-vâr kûh-ken olmağıla ka‘r-ı zemîne girüp anda cây-ı karâr edinüp diri dirliklerinde hâk-ı mezelletde gûnâ-gûn muhîl şeytanatlar ile mazgal delikleri ihdâs edüp sademât-ı top-ı kûpden halâs olup kal‘adan ziyâde metânet buldular. Ne cânibden bunların üzerlerine lağım ile türâb sürmek ile varıldıysa lağımları köstebek gibi bulup sürülen toprakları serîka edüp nehr-i Tün'e dökerlerdi. Bir hafta renc [u] anâ ile sürülen toprağı bir gicede gâ’ib ederlerdi. Âhir-i kâr cümle iş erleri lâ-ilâc kalup lağıma mübâşeret etdiler. Anlar lağım fenninde yer sıçanından üstâd san‘atlar etdiler kim âdemin aklı perîşân olur. Hatta nehr-i Tün altından ziftli ve katranlı kayıklar ile su içinde lağım atma hünerin gösterdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259b–261a ·
metinde göster ·
… Semâ Hân ve Gül-cenân ve Şems Hân ve Hûrî Cân ve Mihribân Hanım ve Âsûde Hanım
ve Erba‘a
Hanım ve Ârbişe Hanım ve Adevî Hanım ve Cân-ı cân Kadın ve Afife Hanım ve Zühre …
Meselâ Semâ Hân ve Gül-cenân ve Şems Hân ve Hûrî Cân ve Mihribân Hanım ve Âsûde Hanım ve Erba‘a Hanım ve Ârbişe Hanım ve Adevî Hanım ve Cân-ı cân Kadın ve Afife Hanım ve Zühre Hanım ve Râbi‘a Hanım ve Vâtime Hanım ve Şeh-hûbân Hanım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 203b ·
metinde göster ·
çeküp tâ İslâmbol feth olunca bunda sâkin idi. Hâlâ bu makâm-ı gül-‘izârda du‘â …
"Bu makâm ol yerdir kim kaçan Ebü'l-feth Sultân Mehemmed karşu İslâmbol'u muhâsara edüp döğerken bu makâm-ı müferrihde Akşemseddîn hazretleri çille ve erba‘în çeküp tâ İslâmbol feth olunca bunda sâkin idi. Hâlâ bu makâm-ı gül-‘izârda du‘â müstecâbdır. Dünyevî ve uhrevî cemî‘i hayr murât bi-emrillâh hâsıl olur. Gel imdi seninle ikişer rek‘at hâcet namâzı kılup bir du‘â edeyim, sen âmîn de" dedikde n'ola sultânım dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 43b ·
metinde göster ·
"Bu ihsân [u] in‘âmlardan sonra bu kış u kıyâmet ve erba‘în ve zemherîrde şiddet-i şitâyı çekmeden kurtulmağı cân-ı azîzimize minnet bilüp derd-i ser çekmeden halâs oluruz" deyüp Rûm'a gidecek olup cümle ihsânları alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174b ·
metinde göster ·
… di'l-mübârek el-abdü'z-za‘îf elmuhtâc İmâdeddîn Hezârdînâr. Bi-târîhi sene ihdâ
ve erba‘în
ve sitti mie." [641]
"Fî eyyâmı devleti sultânu'l-a‘zam zıllullâhi fi'l-âlem gıyâsu'd-dünyâ ve'd-dîn Ebü'l-feth Keyhusrev Y 11b bin Keykubâd, e‘azzallâhu ensârehu ve bi-imâreti haze'l-mescidi'l-mübârek el-abdü'z-za‘îf elmuhtâc İmâdeddîn Hezârdînâr. Bi-târîhi sene ihdâ ve erba‘în ve sitti mie." [641]
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y11a–Y11b ·
metinde göster ·
"Benâ hâzihi'l-câmi‘eş-şerîf fî eyyâmi devleti's-sultâni'l-a‘zâm ve hâkâni'l-mu‘azzam Sultân Süleymân Şâh bin Selîm Han Y 155b halledallâhu sâhibe'l-hayrâti el-bâbü'l-Emîrü'l-kirâm bi-bni Perî Paşa Emîrü'l-merhûm Halîl Beğ eş-şehîr b'ibni Ramazânî gurre-i Muharremü'l-harâm sene semâne ve erbaîn ve tis‘i mie." [1.M.948] tektîb olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y155a–Y155b ·
metinde göster ·
… ---) (---)]] bi-avnillâhi Ta‘âlâ sene târîhahu şehr-i Cemâzi'l-evvel sene hamse
ve erba‘îne
ve tis‘i mie." [945] tenmîd olunmuşdur.
"Ceddede haze'l-mekâne'l-âliyete [[(---) (---) (---)]] bi-avnillâhi Ta‘âlâ sene târîhahu şehr-i Cemâzi'l-evvel sene hamse ve erba‘îne ve tis‘i mie." [945] tenmîd olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y166a ·
metinde göster ·
… Yûsuf bin Eyyûbiyân nâsıri emîri'l-mü'minîn halledallâhu mülkehû fî sene erba‘a
ve erba‘în
ve tis‘i mie." [944] terkîb olunmuşdur.
"Hâza emera bi-amelihi Mevlânâ es-sultânu'l-âlem el-âdil el-melik en-nâsır Salâhu'd-dünyâ ve'd-dîn Yûsuf bin el-meliki'l-azîz Muhammed bin el-meliki't-tâhir bin Gâzî Yûsuf bin Eyyûbiyân nâsıri emîri'l-mü'minîn halledallâhu mülkehû fî sene erba‘a ve erba‘în ve tis‘i mie." [944] terkîb olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y168a ·
metinde göster ·
… l-Mü’minîn Alî ibn Ebî Tâlib salavâtullâhi aleyhim ecma‘în. Mevlûdühâ sene hams
ve erba‘în
mi’e ve kaddemet Mısra sene selâse ve erba‘în mi’e ve kad intekale ilâ rahmetil …
İhtevâ hâze'l-mekân alâ câmi‘i'l-hutbeti'l-müslimîn ve meşhedi Y 258b 's-Seyyideti'l-hüsniyyeti es-Sitte'n-Nefîse el-bız‘ati'n-nebeviyye ibneti's-Seyyidi'l-Hasan ibn Âli Zeyd ibn es-Seyyidi'l-Hasan ibn el-İmâm Emîri'l-Mü’minîn Alî ibn Ebî Tâlib salavâtullâhi aleyhim ecma‘în. Mevlûdühâ sene hams ve erba‘în mi’e ve kaddemet Mısra sene selâse ve erba‘în mi’e ve kad intekale ilâ rahmetillâhi ta‘âlâ fî şehri Ramazâni'l-mu‘azzam sene semâne selâse ve selâsîn ve mi’eteyn ve fî vaktihâ fî eyyâmı Mevlânâ es-Sultâni'l-meliki'l-mansûr Ebünnasr Abdül‘azîz e‘azzallâhu ensârah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y258a–Y258b ·
metinde göster ·
… yhim ecma‘în. Mevlûdühâ sene hams ve erba‘în mi’e ve kaddemet Mısra sene selâse
ve erba‘în
mi’e ve kad intekale ilâ rahmetillâhi ta‘âlâ fî şehri Ramazâni'l-mu‘azzam sene …
İhtevâ hâze'l-mekân alâ câmi‘i'l-hutbeti'l-müslimîn ve meşhedi Y 258b 's-Seyyideti'l-hüsniyyeti es-Sitte'n-Nefîse el-bız‘ati'n-nebeviyye ibneti's-Seyyidi'l-Hasan ibn Âli Zeyd ibn es-Seyyidi'l-Hasan ibn el-İmâm Emîri'l-Mü’minîn Alî ibn Ebî Tâlib salavâtullâhi aleyhim ecma‘în. Mevlûdühâ sene hams ve erba‘în mi’e ve kaddemet Mısra sene selâse ve erba‘în mi’e ve kad intekale ilâ rahmetillâhi ta‘âlâ fî şehri Ramazâni'l-mu‘azzam sene semâne selâse ve selâsîn ve mi’eteyn ve fî vaktihâ fî eyyâmı Mevlânâ es-Sultâni'l-meliki'l-mansûr Ebünnasr Abdül‘azîz e‘azzallâhu ensârah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y258a–Y258b ·
metinde göster ·
… âh bin Hasan ibn el-Hüseyn ibn Alî ibn Ebî Tâlib, radıyallâhu anh. Fî sene hams
ve erba‘în
ve mi’e. Bu İbrâhîm bin Abdullâh hazretlerinin ser-i sa‘âdetleri Mescidü'n-Nebe …
Ve meşhed-i re’s-i İbrâhîm bin Abdullâh bin Hasan ibn el-Hüseyn ibn Alî ibn Ebî Tâlib, radıyallâhu anh. Fî sene hams ve erba‘în ve mi’e. Bu İbrâhîm bin Abdullâh hazretlerinin ser-i sa‘âdetleri Mescidü'n-Neber'in mihrâbı önünde bir kubbe-i âlîde âsûdedir. Ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Bu binâ-yı imâreti Allâme hazretleri inşâ etdi, deyü târîhi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y259a ·
metinde göster ·
… 'dır. Mısır'a kadı olmuşdur, Mütevekkil Alallâh'dan mukaddem; ba‘dehu sene sitt
ve erba‘în
, kable vilâyet İbn Tolun, ve kâne muhaddisen celîlen. (---)(---)(---)(---) ( …
Kabr-i Kadı Bekkâr radıyallâhu anh ibn Kanbiyye(?) ibn Esed ibn Abdullâh ibn Beşir ibn Ebî Bekir ibn Hâris: Mevlâ-i Resûlullâh'dır. Mısır'a kadı olmuşdur, Mütevekkil Alallâh'dan mukaddem; ba‘dehu sene sitt ve erba‘în, kable vilâyet İbn Tolun, ve kâne muhaddisen celîlen. (---)(---)(---)(---)(---) medfûndur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y259b ·
metinde göster ·
… f'un binâ etdiği Mısır kal‘ası altında medfûndur. Nisâ tâ’ifesi ziyâret ederler
ve erba‘a
günü giderler. Cem‘iyyet-i uzmâ olurlar. Ve bu makâma karîb,
El-Meşhedü'l-ma‘rûf Sitti Âsiye ibneti Müzâhim bin Ebi'r-Rızâ bin Sehsûn ibn Hâkân Vekîl bin Tolun: Salâhaddîn Yûsuf'un binâ etdiği Mısır kal‘ası altında medfûndur. Nisâ tâ’ifesi ziyâret ederler ve erba‘a günü giderler. Cem‘iyyet-i uzmâ olurlar. Ve bu makâma karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y261b ·
metinde göster ·